Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

29 Kasım 2011 Salı

Bir Dağ Masalı (1947)

Director / Yönetmen:

Turgut Demirağ

Screenplay / Senaryo:

Turgut Demirağ

Novel / Kitap :

Reşat Nuri Güntekin (from "Bir Köy Öğretmeni")

                                                                                       Cast / Kadro :

                                                                                       Kadri Erdoğan
                                                                                       Nevin Aypar
                                                                                       İ. Galip Arcan
                                                                                       Perihan Yanal
                                                                                       Vahi Öz
                                                                                       Halit Akçatepe
                                                                                       Ekrem Gürkaya
                                                                                       Eyüb Sabri Gülener
                                                                                       Muharrem Gürses
                                                                                       Aziz Basmacı
                                                                                       Vedat Karaokçu
                                                                                       Nihal Tuna
                                                                                       Cemal Erel

Subject / Konu:

Müfettiş Nuri, hakkında şikayet olan öğretmen Ahmet'i sorgulamak üzere Gümüşdere Köyü'ne gelir. Ufak bir kaza sonucu yaralanan Nuri, Ahmet'in ilgisiyle karşılaşır. İlk başta Ahmet'e karşı sert ve mesafeli davranan Nuri, Ahmet'in çocukların sağlığını ve eğitimini düşündüğünü ve köyün yararına çalıştığını görünce Ahmet'i sevmeye başlar.
Gerek köyün ileri gelenlerinden Şükrü Efendi'nin anlattıkları, gerekse Ahmet'in geçmişi hakkında verdiği bilgiler, Ahmet'in aslında nasıl biri olduğunun açıkça anlaşılmasına neden olur.
Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Ahmet'i dayısı büyütür. Her dediği yerine getirilen, zenginliğin içinde yüzen Ahmet, sosyetik ve eğlence meraklısı sevgilisi Lale yüzünden içki ve kumar gibi kötü alışkanlıklara bulaşır. Lale'yi en yakın arkadaşıyla birlikte kendisini aldatırken yakalayan Ahmet, küçük çocukların kendisi gibi olmaması için öğretmenlik yapmaya karar verir. Gümüşdere Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Gittiğinde vahim halde olan köy okulunu, köylülerden destek göremeyince tek başına onarmaya başlar. Şükrü Efendi ve Muhtar'ın Ahmet'e yardım etmesi, köylüleri de tetikler ve beraberce okulu onarırlar.
Ahmet'in ilk öğrencisi Hüseyin olur. Küçük olmasına rağmen okumayı bilen Hüseyin, zeki ve sevimliliğiyle Ahmet'in gözüne girmeye başarır ve kendini çok istediği 2. sınıfa kayıt ettirmeyi başarır. Evine dönerken arabanın altında kalarak yaralanan Hüseyin'in imdadına yine Ahmet yetişir. Hüseyin, Ahmet'in erken müdahalesiyle kurtulur. Hüseyin'in ablası Ayşe, çok etkilendiği Ahmet'e aşık olur. Ancak Ahmet, Ayşe'nin kendisine aşık olduğunu farkına varamamıştır.
Ahmet, yaz tatili gelince bazı işlerini halletmek için köyden ayrılıp İstanbul'a dönmeye karar verdiğini Nuri ve Şükrü'ye anlatır. Belki de bir daha geri dönmeyeceğini de ekler. Lale ve bir arkadaşı, Ahmet'i bulmak için Gümüşdere Köyü'ne gelir. Lale'nin asıl amacı, Ahmet'i kandırıp servetinden faydalanmaktır.
Kolundan yaralanan Ahmet, doktora gider. Doktor, Ahmet'i tersler ve hakkındaki şikayet dilekçesini de kendisinin yazdığını açıklar. Ahmet, doktara bunu neden yaptığını sorunca; doktor, Ayşe'ye umut verip ilgisiz kalmasını neden olarak gösterir. Şimdi de şehirden gelen Lale ile birlikte görünmesinin Ayşe'yi daha da mutsuz ettiğini söyler.
Ayrılık günü gelip çatar. Müfettiş Nuri ve Öğretmen Ahmet köyden ayrılmaya hazırlanırlarken; Muhtar koşarak gelir. Jandarmanın şüpheli biriyle vuruştuğunu, savcının da köye en azından 1 hafta sonra gelebileceğini söyleyen Muhtar, Nuri'den olayla ilgili zabıt tutmasını rica eder. Muhtar, Nuri, Ahmet ve Şükrü olay yerine giderler. Yaralı haldeki şüpheli, Ahmet'e Lale'yle ihanet eden en yakın arkadaşının ta kendisidir. Ahmet'i gören arkadaşı, Ahmet'ten af diler ve tüm gerçekleri anlatır. Lale'nin köye gelişinin tek nedeninin para koparmak olduğunu söyler.
Olayın ardından köyden gitmekten vazgeçen Ahmet, Ayşe'yle evlenmeye karar verir. Şükrü, Ayşe'yi Ahmet adına ister. Ayşe evlenmeyi kabul edince Nuri yüzükleri takar ve Ahmet'le Ayşe'yi nişanlar.

Comment / Yorum:

Bir Dağ Masalı, 1947'de çevrilen 12 Türk filminden en dikkat çekici olanı. Çünkü film, ilk üstün yapım denemesi olmakla birlikte hakimiyetin tiyatro kökenli yönetmenlerin elinde olduğu dönemde tiyatro dışından gelmiş, 1939 yılında Southern California Üniversitesi'nin sinemacılık bölümünden mezun olmuş ve Hollywood'da 2 yıl sinema sektörünü incelemiş olan Turgut Demirağ'ın ilk 2 yönetmenlik denemesinden biri. (Diğer denemesi yine 1947 yılında çekmiş olduğu "Hülya" filmidir)
Reşat Nuri Güntekin'in "Bir Köy Öğretmeni" adlı romanından uyarlanan filmin senaryosu da Turgut Demirağ imzası taşıyor.
Türk Tiyatrosu'nun dev isimlerinden Vahi Öz'ün ilk filmi olma özelliği taşıyan bu filmde bir diğer dev oyuncu Halit Akçatepe'yi de küçük Hüseyin rolünde izliyoruz.
Film, Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nce düzenlenen ve Türk sinema tarihinin ilk resmi yarışması olma özelliğini de taşıyan yarışmada Turgut Demirağ'a "En güzel 2. film", "En çok muvaffak olan rejisör" ve "En iyi senaryo" ödüllerini, Reşat Nuri Güntekin'e "En iyi hikaye" ödülünü, Nevin Aypar'a "En çok muvaffak olan kadın artis" ödülünü ve Kadri Erdoğan'a da "En çok muvaffak olan erkek artis" ödülünü kazandırdı.
Ne yazık ki filmin şu an ki mevcut kopyası sonradan dublajlanmış. Bu dublajın layıkıyla yapılmadığı açıkça ortada. Bu kötü dublaj yetmezmiş gibi bir de filmde çalan orjinal şarkılar, farklı şarkılarla değiştirilmiş. Bu yüzden artık başta başrol oyuncularından Nevin Aypar'ın seslendirdiği şarkı olmak üzere Sadi Hoşses ve Fikriye Şakrakses'in seslendirdiği şarkıları dinleyebilme imkanımız yok.
Turgut Demirağ, 1967 yılında hikayede bazı değişiklikler yaparak filmi yeniden çekti. Bu filmin adı da "Bir Dağ Masalı" oldu.
Zamanının oldukça ilerisinde görünen film, seyri keyif veren bir yapım. Film, zaman ve şartlar göz önüne alınarak değerlendirilirse; tartışmasız bir başyapıt olarak kabul edilebilir.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 8.5

28 Kasım 2011 Pazartesi

Bekçi (1986)

Director / Yönetmen:

Ali Özgentürk

Screenplay / Senaryo:

Işıl Özgentürk

Novel / Kitap :

Orhan Kemal (from "Murtaza")

Cast / Kadro :

Müjdat Gezen
Güler Ökten
Halil Ergün
Macit Koper
Orhan Çağman
Ferda Ferdağ
                                                               İhsan Yüce
                                                               Menderes Samancılar
                                                               Damla Coşkunoğlu
                                                               Neslihan Acar
                                                               Refik Durbaş
                                                               Ülkü Ülker
                                                               Nurettin Şen
                                                               Ajlan Aktuğ
                                                               Selahattin Fırat

Subject / Konu:

Hastalıklı bir vazife bağımlısı olan Murtaza, 2 kız babası muhafazakar bir babadır. Baskıcı yapısıyla gerek kızlarını gerek fabrika işçilerini bezdirmektedir. Sürekli Balkan Savaşı kahramanı olan dedesi Kolağası Hasan'la övünen Murtaza, sadece patronuna bir kul gibi bağlıdır.
Murtaza her ne kadar farkında olmasa da; zorla sözünü geçirdiği insanlar, arkasından kendisiyle alay etmektedir. Patronu da bu kişilerin arasındadır. Ama patron, aynı zamanda Murtaza'nın işine olan aşırı sadakatinden Murtaza'yı överek faydalanmaktadır.
Murtaza'nın baskıcı tutumu başta kızları olmak üzere herkesi kendisinden uzaklaştırmaya başlar. İnsanların özellikle de kızlarının kendisinden uzaklaşması; Murtaza'yı olduğundan daha hastalıklı bir adam haline getirir. Büyük kızı Emine'nin evden kaçmasına, küçük kızının ise ölümüne neden olan Murtaza, tüm yaşananlara rağmen vazife aşkından vazgeçmez.

Comment / Yorum:

Bekçi için bir roman uyarlaması demek yerine romandan esinlenme demek daha doğru olabilir. Çünkü film, romanla belirgin farklılıklar taşımakla beraber bazı fantastik ögelerde içeriyor. Orhan Kemal'in "Murtaza" romanından uyarlanan (ya da esinlenilen) Bekçi, yönetmen Ali Özgentürk'ün 3. uzun metrajlı filmi. Bekçi, Murtaza romanının sinemaya ilk uyarlanışı değil. Tunç Başaran'ın 1965 yapımı "Bekçi Murtaza" filmi, Murtaza romanının sinemaya ilk uyarlanışı.
Filmin Güler Ökten, Halil Ergün, İhsan Yüce, Macit Koper ve Menderes Samancılar gibi güçlü isimlerden oluşan oyuncu kadrosu, Murtaza rolüyle harikalar yaratan Müjdat Gezen'i bir çıta daha yukarı taşımış. Murtaza rolü, Müjdat Gezen'e göre de kariyerinin en önemli ve başarılı rolü.
Bekçi, 1986'da SİYAD "En iyi 3. film" ödülü ve Strasbourg İnsan Hakları Film Festivali'nde "İkincilik ödülü" kazandı. Filmin oyuncularının kazandığı tek ödül; Güler Ökten'in kazandığı SİYAD "En iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülü. Film ayrıca Venedik Film Festivali'nin yarışmalı bölümüne seçilen ilk Türk filmi olma özelliğini taşıyor.
Bekçi, her ne kadar hak ettiği ilgiyi görmemiş bir film olsa da; Türk sinemasının 80'lerdeki yüz aklarından biri.

Imdb note : 6.3                            My note : 8

27 Kasım 2011 Pazar

İnce Cumali (1967)

Director / Yönetmen:

Yılmaz Duru

Screenplay / Senaryo:

Türkan Duru

Cast / Kadro :

Yılmaz Güney
Tijen Par
İrfan Atasoy
Erol Taş
Abdullah Ferah
Hikmet Olgun
Seyhan Özden
Bahri Özkan

Subject / Konu:

Ali Ağa, toprak kavgası yaşadığı düşmanı Ömer'in çiftliğini basar. Düşmanıyla çatıştığı sırada; Ömer'in karısı doğum yapar. Ali ve adamları, düşmanlarını öldürürlerken Fadime bebeği dışarı kaçırır. Ama kaçarken yediği kurşun yüzünden ölür. Bacağından vurulan Ali, çiftlikteki herkes öldürüldükten sonra ortada şahit kalmaması için adamlarını da öldürür.
Bebeği karısı Fadime'nin ölüsü yanında bulan Değirmenci Mustafa, bebeği yanına alır. Bebeğe Cumali adını verir. Mustafa, Cumali'ye çocukluğundan itibaren sürekli silah eğitimi verir ve ona oldukça sert davranır.
Panayırda düzenlenen silah oyununu kazanan Cumali, Ali'den büyük övgü görür. Ödül olarakta sığır sürüsü kazanır. Mustafa, Cumali'nin Ali'den kazandığı ödülü duyunca öfkeden deliye döner ve tüm gerçekleri Cumali'ye anlatır. Ardından da sığırları Ali'nin çiftliğine geri götürür. Ali, bazı şeyler bildiğini belli eden ve gözünü korkutan Mustafa'yı esir eder. Mustafa'nın eve dönmemesi üzerine harekete geçen Cumali, Ali'nin kızı Gülnaz'ı dağa kaçırır.
Gülnaz bir fırsatını bulup Cumali'yi bıçaklar. Ama Cumali gerçekleri anlatınca babasının kötü bir katil olduğuna inanır.
Cumali'nin yıllar önce öldürdüğü Ömer'in oğlu olduğunu öğrenen Ali, önce Cumali'nin kızkardeşi gibi gördüğü Mustafa'nın kızının ellerini değirmende ezer. Daha sonra da çevreye Cumali aleyhinde yazılar yazarak Cumali'yi tahrik ederler.
Cumali, Gülnaz'la birlikte olur. Gülnaz hamile olduğu için kan davasından vazgeçmeye karar verir. Ali'yle konuşmaya gider. Ali'yle herşeyi konuşur ve anlaşır. Ancak gitmek üzereyken Ali'nin babası gibi sevdiği Mustafa'yı öldürdüğünü Ali'nin adamı Cabbar'dan öğrenir. Cafer'le Cumali arasında kalan Ali, vurulur ve ölür.
Jandarma ve Cafer, Cumalinin peşine düşerler. Kaldığı yeri bulurlar. Gülnaz doğum yaparken aralarında çatışma çıkar. Cumali, Cafer'i öldürür. Doğum yapan Gülnaz'ın ve yeni doğmuş bebeğinin sesini duyar.

Comment / Yorum:

Arşivde gördüğü hasardan dolayı yaklaşık 12 dakikası yok olmuş ve yeniden montajlanmış filmin şu an ki mevcut kopyasının süresi 63 dakika. Bu yüzden filmde çeşitli kopukluklar var.
Oyunculuklar tatmin edici düzeyde. Özellikle Erol Taş'ın başarılı performansı izlenmeye değer. Bu başarılı performansın 5. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi yardımcı erkek oyuncu" Altın Portakal ödülüyle taçlandırıldığını da belirtelim. Film ayrıca çevirdiği fantastik filmlerle tanınan İrfan Atasoy'un ilk filmi olma özelliğini taşıyor.
Filmin kazandığı diğer ödüller ise tartışmaya açık ödüller. 5. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde kazanılan "En iyi senaryo", "En iyi yönetmen" ve "En iyi film" ödüllerinin pekte hak edilmiş ödüller olduğu söylenemez. Çünkü sıradan bir intikam hikayesi olan İnce Cumali'nin hiçbir açıdan ödüllerin kaybedeni Vesikalı Yarim'le kıyaslanamayacağı oldukça açık.
İnce Cumali, Türk sinemasında sürüsüne bereket benzeri olan, klişelerle dolu, sıradan bir intikam hikayesi.

Imdb note : 7.7                            My note : 4.5

26 Kasım 2011 Cumartesi

Yurda Dönüş (1952)

Director / Yönetmen:

Nedim Otyam

Screenplay / Senaryo:

Nedim Otyam

Cast / Kadro :

Nevin Aypar
Sedat Erkin
Suat Taner
Nevin Demiryol
Hakkı Ruşen
Faik Coşkun

 

 

Subject / Konu:

Kimin nesi olduğu ve nereden geldiği belli olmayan Osman'ın köye gelişiyle köyün çehresi değişiverir. Hasan'ın işlerinde çalışmaya başlayan Osman, çalışkanlığıyla köylülere de örnek olur ve köydeki verimlilik artar. Hasan ve eşi, Osman'ı bir evlat gibi benimser.
Recep, Güllü'ye, Recep'in dilsiz kardeşi Hatice'de Osman'a aşıktır. Ancak Güllü ve Osman birbirlerini sevmektedir.
Osman, Güllü'ye gerçek hikayesini anlatır. Çocukluğunda birisinin evlerini ateşe verdiğini, yangında anne ve babasının öldüğünü, bu kötülüğü yapanında deprem sonucu öldüğünü, aslında mallarının başına gitmek için köyden geçtiğini ancak Güllü'yü görünce köye takılıp kaldığını söyler. Soyunu araştırmak için gitmek zorunda olduğunu ancak kısa zamanda geri döneceğini ve döndüğünde evleneceklerini de ekler.
Askere çağrılan Osman, Güllü'yle vedalaşır ve gider. Osman, askerden Hasan'a mektup gönderir. Birliğinin Kore'ye gönderileceğini bildirir. Osman'dan başka haber gelmeyince Hasan ve diğer köy ahalisi, kahvehanedeki radyodan haberleri dinleyerek bilgi edinmeye çalışır. Yurtdışıyla ilgili haberlerde Kore'de şehit olan askerlerin isimleri okunur. Okunan isimlerin arasında Osman'ın da ismi vardır. Bu haber köyde büyük bir yasa neden olur.
Recep, Osman'ın ölüm haberinin ardından ailesine Güllü'yü istetir. Evlilik hazırlıkları tamamlanır ve düğün günü gelip çatar.
Hatice topallayarak gelen birini görür ve şok geçirir. Koşarak Hasan'ın evine gider. Topallayan adam, Hatice'nin ardından Hasan'ın evine gelir. Topallayan adam, Osman'ın ta kendisidir. Hatice, bu şokun etkisiyle konuşmaya başlar. Hasan, Osman'a radyo haberinden dolayı öldüğünü sandıklarını söyler. Osman ağır yaralı olarak Tokyo Hastahanesi'ne götürüldüğünü ve kurtulduğunu anlatır.
Osman'ın döndüğünü haber alan Güllü, düğün yerinden Hasan'ın evine gelir. Recep'te Güllü'nün ardından gelir. Güllü ile Recep'in evleneceğini öğrenen Osman, gitmek ister. Ama Güllü'nün Osman'ı sevdiğini bilen Recep, Osman'ın ölmediğini bildiğini ve gerçeği kimsenin öğrenmemesi için tüm gücünü kullandığını itiraf eder. Yaptıkları için özür diler, aradan çekilir ve sevenlerin kavuşmasını sağlar.

Comment / Yorum:

1952 yapımı film, ünlü müzik adamı Nedim Otyam'ın 2. yönetmenlik denemesi. Filmin senaryosu ve müzikleri de Nedim Otyam'a ait. Film, Türk sinemasının Kore Savaşı'na değinen ilk örneklerinden biri.
Oyunculuklar vasat düzeyde. Herhangi bir oyuncunun ön plana çıktığı söylenemez.
Senaryoda bazı kopukluklar var. Osman karakterinin soyunu araştırmak için gitmek zorunda olduğunu söylemesinden sonra askere gitmesi; bu kopukluklardan en belirgin olanı. Filmde bol bol köy görüntüsüne ve şarkı türküye yüklenilmiş. Bu da uzunca bir süre bir sinema filmi değil de bir köy belgeseli izliyormuşsunuz izlenimi veriyor.
Yurda Dönüş, zayıf senaryolu sıradan bir film olmasına karşın 50'li yıllardan günümüze ulaşabilmiş olması itibariyle izlenebilir bir film.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 4

Öğretmen Kemal (1981)

Director / Yönetmen:

Remzi Jöntürk

Screenplay / Senaryo:

Mehmet Aydın

Cast / Kadro :

Cüneyt Arkın
Fikret Hakan
Meral Orhonsay
Eşref Kolçak
Funda Gürçen
Selçuk Uluergüven
Nejat Gürçen
Talat Gözbak

Subject / Konu:

Öğretmen Kemal, Karalar köyüne öğretmen olarak atanır. İdealist ve Atatürkçü bir öğretmen olan Kemal, köye geldiğinde cahil, ağalarına kul olmuş, geri kafalı köylülerle karşılaşır.
Köylüleri parmaklarında oynatan Dayı Bey ve Leon, Kemal'in çocuklara okulda ders verme ve köylüleri aydınlatma çabalarını hoş karşılamaz. Kemal'i engellemek için Şerif Hoca'yı ve eşkiya Duran Ali'yi kullanırlar.
Saf ve yürekli Duran Ali, engellemeye kalkıştığı Kemal'in doğru ve aydın bir adam olduğunu anlayınca ondan taraf olur. Gazi Dayı ve Şerif Hoca'nın kızı Ayşe'de Kemal'e destek verir.
Çocukları ve köylüleri aydınlatarak kendileri için büyük tehdit oluşturan Kemal'den kurtulmayı kafalarına koyan Dayı Bey ve Leon, kirli bir oyuna imza atarlar. Leon, Ayşe'ye tecavüz eder. Şok geçiren Ayşe, çılgına döner ve konuşamaz. Dayı Bey, bu durumdan faydalanmak için Şerif Hoca'yı çağırır. Ayşe'ye Kemal'in tecavüz ettiğini söyleyerek köylüleri kışkırtmasını ister. Şerif Hoca'nın kışkırttığı köylüler, Kemal'i linç ederler. Duran Ali, son anda yetişip linci durdursa da; Kemal artık ölmek üzeredir. Duran Ali, Kemal'in intikamını Dayı Bey ve Leon'dan alır.
Kemal ölür. Ama geride aydınlattığı insanları bırakır.

Comment / Yorum:

Öğretmen Kemal, idealist bir öğretmenin yobazlığa karşı mücadelesini gerçekçi, akıcı ve iz bırakan bir anlatımla anlatıyor. Karalar köyü, sadece bir köyü değil; geri kalmış, ilim tarafından aydınlatılmamış tüm insanlığı temsil ediyor. Öğretmen Kemal karakteri ise Atatürk'ün açtığı aydınlanma yolunda yürüyen tüm cumhuriyet neferlerini temsil ediyor.
Öğretmen Kemal, senarist Mehmet Aydın ve yönetmen Remzi Jöntürk'ün tartışmasız en başarılı işlerinden biri.
Filmin sınırları iyi belirlenmiş. Filmde ne baştan sona Atatürkçülük propagandasıyla, ne de mucizeler yaratan bir kahramanla karşılaşıyorsunuz. Bunun yerine Öğretmen Kemal, ilimle cahil insanların aklını başına getiriyor ve bu ilim yolunun Atatürk sayesinde açıldığını zihinlere kazıyor.
Çekimleri Bolu'da yapılan film, önemli oyuncuları bir araya getirmiş. Cüneyt Arkın ve Fikret Hakan, deyim yerindeyse karşılıklı döktürmüşler. Hep vurdulu kırdılı filmlerle hatırlanan Cüneyt Arkın'ın esas hatırlanmaya değer filmlerinden biri.Yardımcı rollerde de en az başrollerde olduğu kadar başarılı olmuş Fikret Hakan, Duran Ali karakteriyle unutulmaz bir performans sergilemiş. Eşref Kolçak, Meral Orhonsay ve Selçuk Uluergüven'de filmin diğer ağır topları.
Öğretmen Kemal, hikayesi ve oyunculuklarıyla ön plana çıkan, yakın tarihi gerçekçi bir bakış açısıyla anlatan çok değerli bir yapım.

Imdb note : 5.7                            My note : 9

25 Kasım 2011 Cuma

Kağıt (2011)

Director / Yönetmen:

Sinan Çetin

Screenplay / Senaryo:

Sinan Çetin

Cast / Kadro :

Öner Erkan
Asuman Dabak
Ahmet Mekin
Ayşen Gruda
Zeynep Beşerler
Uğur Bilgin
Fatoş Seğmen
Metin Cantimur
Mazlum Çimen
                                                               Bahar Sarak

Subject / Konu:

Emrah, babası Mehdi'yi eczacılık okuduğu yalanıyla kandıran, yönetmen olmaya çalışan bir gençtir. Babası, oğlunun okulunu bitirip, diplomasını alıp, eczane açıp başına geçeceğini hayal etse de; Emrah, ilk filmini çekmek için kolları sıvar. Arkadaşlarıyla çalışmaya başlar. Gittiği yapımcı, filme para yatırabilmesi için filmde önemli bir oyuncunun oynaması gerektiğini söyler. Emrah bu sorunu ünlü oyuncu Asu Balkan ile anlaşarak çözer. Yapımcı parayı vermeye hazırdır. Ancak Emrah'ın karşısına bu kez de bürokrasi çıkar. Ankara'ya gidip filminin senaryosu için izin alması gerekir. Müzeyyen isimli bir sansür memurunun, filmin senaryosunun siyasi içerikli olduğu gerekçesiyle onay vermemesiyle Emrah'ın eli kolu bağlanır. Sadece bir imza yüzünden herşey sekteye uğrar.
Senaryoyu değiştiren ve izin alabilmek için tekrar Ankara'ya giden Emrah, yine Müzeyyen engeliyle karşılaşır. Müzeyyen, bu kez de senaryonun üzerinde sadece ufak tefek değişiklikler yapılmış olduğunu, senaryonun eski senaryonun ta kendisi olduğunu söyleyerek onay vermez. Ricalar, yalvarmalar Müzeyyen'i ikna etmeye yetmez. Emrah'ın annesi Şahane'nin de Müzeyyen'i ikna çabaları sonuçsuz kalır. İyice bocalayan Emrah, yapımcı desteğini alamayınca; filmini finanse edebilmek için evini ipotek ettirir.
Müzeyyen'den bir türlü çıkmayan izin, ipotek edilen evin kaybedilişine ve Mehdi beyin gerçekleri öğrenip intihar edişine sebebiyet verir. Tüm bu olayların üzerine bir de 12 Eylül'de hapse düşmek eklenince; Emrah, geri kalan hayatını bürokrasiden intikam almaya adar. Çaycılık yaparak Müzeyyen'le iletişim kurmaya başlar. Hemşerilik yalanıyla yakınlaşır ve abla-kardeş ilişkisi sağlamayı başarır.
İntikam günü gelip çatar. Müzeyyen, Emrah'ın yaşadığı yere gelir. Emrah'ın bütün duvarları bürokrasiyi temsil eden kağıtlarla kapladığı bu mekan oldukça gariptir. Emrah, bütün hayatını mahveden bürokrasiyi Müzeyyen genelinde yargılamaya başlar...

Comment / Yorum:

Kağıt, Sinan Çetin'in hayatından izler taşıyan; yarı yaşanmış, yarı kurgu bir film. 2008'de çekilen film 2011'de vizyona girdi. 8 hafta vizyonda kalan film, 24.812 seyircide kaldı ve gişede başarısız oldu.

Bürokrasinin sert ve haklı şekilde eleştirildiği film, günümüzde dahi insanı bunaltan bürokrasinin en sapıkça uygulandığı dönemi anlatıyor. Hikaye anlatım tarzı traji-komik olduğu için filmde gülümseten anlarla karşılaşmak mümkün. Filmin sonunda karşılaştığımız bürokrasizedeler ise geçmişimizle yüzleşmemize neden oluyor.

Oyunculuklar oldukça iyi. Başrolde seyrettiğimiz Öner Erkan, komediye yatkınlığını bu traji-komik filmde başarılıca kullanmış. Asuman Dabak, bıçaksırtı bir rol olan Müzeyyen'i abartıya kaçmadan canlandırmayı başarmış ve ortaya gerçekten kült bir karakter çıkmış. Yeşilçamın 2 dev ismi Ahmet Mekin ve Ayşen Gruda'da performanslarıyla alkışı hak etmişler. Ayşen Gruda, filmdeki performansıyla 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi yardımcı kadın oyuncu" Altın Portakal ödülünü kazandı. Filmin diğer oyuncularınınsa vasatı aştıkları pek söylenemez.
Kağıt, çok iyi bir hikayenin vasatça senaryolaştırılmış ve tam da bu yüzden hikayenin hak ettiği değeri verememiş bir film. Böyle iyi bir hikaye, ustaca işlenebilse; ortaya bir başyapıt çıkabilirdi. Ama yine de Sinan Çetin'in, iyi sayılabilecek filmlerinden biri. Kağıt, herkese hitap etmese de; keyifle izlenebilecek bir film.

Imdb note : 5.4                            My note : 7

24 Kasım 2011 Perşembe

Barbaros Hayreddin Paşa (1951)

Director / Yönetmen:

Baha Gelenbevi

Screenplay / Senaryo:

Kenan Orkan

Cast / Kadro :

Cüneyt Gökçer
Mesiha Yelda
Ayla Karaca
Münir Özkul
Cahit Irgat
Refet Gülerman
Kadri Ögelman
Hulusi Kentman
Turhan Göker
Ercüment Behzat Lav
Feridun Çölgeçen
İbrahim Delideniz
Refik Kemal Arduman
Münir Ceyhan
Ali Korkut Şengöz
Kadir Savun
Muharrem Gürses
Ali Üstüntaş
Ruhi Su

 

Subject / Konu:

Barbaros ve adamları, çarpıştıkları gemiyi havaya uçururlar. Gemiden sağ kurtulanları ise esir alırlar. Bu esirlerin arasında Kont ve yeğeni Kontes Julia'da vardır.
Kontes Julia, Barbaros'tan kendisini nişanlısı Kont Vespasyo'ya teslim etmemesini ve sahip çıkmasını diler. Barbaros, Kont Vespasyo'dan kıymetli esirlerine karşılık fidye ister. Julia'nın nişanlısı fidye vermeye razı olur. Ama Julia, Barbaros'a gönlünü kaptırmıştır ve onunla birlikte olmak istemektedir.
Mimar Sinan'ın kalfası Mimar Selim, gönlünü Midilli'li Hatçe'ye kaptırmıştır. Hatçe'nin babası, Selim usta olana kadar kızını vermeme kararı almıştır Selim'de denizden çok korktuğu için Hatçe'yi görmek için Midilli'ye gidememektedir.
Kont ve Kontes Julia'yı fidyeyle kurtaran Kont Vespasyo intikam almak ister. Adamlarını Midilli'ye saldırmaları için gönderir. Midilli'ye saldırıp geri dönen askerler yanlarında esirlerde getirirler. Bu esirlerin arasında Hatçe'de vardır.
Selim, sevgilisi Hatçe'yi kurtarmak uğruna Barbaros'un leventleri arasına katılır. Denizden korkusunu Barbaros'un yardımıyla atlatır.
Barbaros'u sevmesine karşın Kont Vespasyo ile evlenen Julia, Hatçe'ye sahip çıkar. Hatçe'ye musallat olan Fernando'dan onu korur.
Barbaros ve leventleri, Kont Vespasyo'nun kalesine saldırırlar. Düşman yenilgiye uğratılır, Kont Vespasyo öldürülür. Kontes Julia, Barbaros'la birlikte gitmek istese de; Barbaros buna razı olmaz.
Fernando, Hatçe'yi de zorla yanına alarak kaçmayı başarır. Fernando geminin kamarasında Hatçe'ye sahip olmaya çalışırken; Arap korsanlar gemiye saldırır. Bu seferde Arapların elinde esir olan Hatçe, yüzünde yaralar oluşturur ve Kral Abdullah'ın ganimetleri arasından ayrılıp şifahaneye kapatılır.
Almanya İmparatoru ve İspanya Kralı Şarlken, Kral Abdullah'a Barbaros'a saldırması için bir teklifte bulunur. Kral Abdullah, Şarlken'in teklifini kabul eder. Şarlken'in asıl amacı Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle üzerlerine sefere çıkacak ve Andrea Doria ile çarpışacak Barbaros'u oyalamaktır.
Abdullah'ın kendilerine saldıracağını sezen Barbaros, ilk önce Abdullah'ın kalesine saldırmaya karar verir. Saldırıdan önce Selim'i Abdullah hakkında bilgi edinmesi için Arapların arasına casus olarak gönderir. Selim, planları öğrenir. Bir meydanda Arap askerleri tarafından esir edilmiş şekilde götürülen Fernando, yoldan geçmekte olan Selim'i görür ve Selim'in Türk olduğunu, hemen yakalanması gerektiğini söyler. Yakalanan Selim, Fernando ile birlikte Abdullah'ın huzuruna çıkartılır. Selim'in gerçek kimliği ortaya çıkar. Selim'i konuşturmak için türlü işkenceler yapsalar da; Selim konuşmaz. Abdullah, Selim'in konuşması için en son çare olarak cüzzamlı olduğunu düşündüğü Hatçe'nin yüzünü Selim'e sürdürüp, cüzzam bulaştırmakla tehdit eder. Selim, Barbaros'un yerini gizlice Hatçe'ye söyler. Abdullah'ı da şayet Hatçe yanından uzaklaştırılırsa; Barbaros'un yerini söyleyeceğine dair kandırır. Hatçe saraydan kaçar ve yüzerek Barbaros'un gemisinin olduğu yere doğru yüzer. Fernando, Selim'in oyun oynadığını anlar ve durumu Abdullah'a açıklar. Selim'in asılmasına karar verilir. Selim asılacağı sırada Barbaros ve leventleri gelir ve Selim'i kurtarır. Barbaros, 200 leventini kalede bırakıp İstanbul'a doğru yol alır.
Barbaros, ölen Julia'nın mezarını ziyaret eder. Julia'nın kendisine vermiş olduğu gözyaşı şişesini, Julia'nın mezarına bırakır.
İstanbul'a varan Barbaros, Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkar. Sultan, Barbaros'u övdükten sonra ona Kaptan-ı Derya'lık ünvanı verir ve bundan sonra Barbaros Hayreddin Paşa olarak anılmasını buyurur.
Karada kalmaktan sıkılan Barbaros, Tunus ve Trablusgarp'ı fethetmek için Sultan'ın onayını alır. Hatçe ile evlenen ve Mimar Sinan'ın kalfalığına geri dönen Selim, sefere çıkacak olan Barbaros'un leventleri arasına katılmaya karar verir.
Şarlken, 600 parçalık güçlü bir donanmayı Andrea Doria'nın emrine verir ve Barbaros'u yenmesini ister.
Tarih 27 Eylül 1538'i gösterir. Preveze'de 2 donanma karşı karşıya gelir. Barbaros komutasındaki 122 parçalık donanmayla Andrea Doria komutasındaki 600 parçalık donanma karşı karşıya gelir. Andrea Doria, rüzgar aleyhlerine estiği için oyalama taktiği yapmaya karar verir. Çetin bir savaş yaşanır. Yenilgiyi farkına varan Andrea Doria kaçar.

Comment / Yorum:

Tarih konulu filmlerimizi, hoplamalı zıplamalı filmlerden ibaret sananların belki varlığından bile haberdar olmadığı bir film; Barbaros Hayreddin Paşa. 1951 yılında çekilen film, ancak dönem şartları göz önüne alındığında; başarısı anlaşılabilecek bir film. Bu başarı; filmin hikaye açısından başarısının yanında görsel açıdan da oldukça tatmin edici olmasından kaynaklanıyor.
Türk tiyatro ve sinemasının dev ismi Cüneyt Gökçer'in ilk filmlerinden biri (1951'de başladığı sinema kariyerinde çevirdiği ilk 3 filmden 1'i). Film kadrosunda sonraki yıllarda Türk sinemasının önemli isimleri arasında yer alacak Münir Özkul, Hulusi Kentmen ve Kadir Savun gibi dev isimler var. Genellikle tiyatro kökenli isimlerden oluşturulmuş filmin kadrosu oldukça başarılı bir performans sergilemiş.
Film müzikleri Nedim Otyam'a ait. Levend türkülerini, aynı zamanda filmde de rol alan ünlü türkücü Ruhi Su seslendirmiş.
Hikayesi, görselliği, oyunculuğu ve müziğiyle bütünlük arz eden nadir sayıdaki tarih konulu Türk filminden biri. Üstelik 1951 yılında çekilmiş olması ve mevcut kopyasının izlenebilir olması da cabası. Arşivlik ve izlenmeye değer bir film.

Imdb note : 6.5                            My note : 8

İstanbul Tatili (1968)

Director / Yönetmen:

Türker İnanoğlu

Screenplay / Senaryo:

Bülent Oran

Cast / Kadro :

Kartal Tibet
Filiz Akın
Yılmaz Köksal
Hulusi Kentmen
Hüseyin Baradan
Feridun Çölgeçen
Necdet Tosun
Nevzat Okçugil
Muammer Gözalan
                                                                Necip Tekçe
                                                                Hüseyin Zan

Subject / Konu:

Sultan El Haşimi ve kızı prenses Nilgün, İstanbul'a teşrif ederler. Olay basında yankı uyandırır. Gazeteler, prenses hakkında haber yapmak isterler.
Sokak fotoğrafçılığı yapıp çektikleri fotoğrafları gazetelere satan Ali ve Yılmaz, zamanlarının büyük bölümünü sokakta geçirirler.

Sarayda adeta kafesteki bir kuş gibi esaret içinde yaşayan Prenses Nilgün, fırsatını bulur ve saraydan kaçar. Sultan kızının kaçırılmış olduğunu düşündüğünden polisi ve muhafızları harekete geçirir.
Yolu Ali ile kesişen Nilgün, Ali'nin evinde kalır. Ali ve Yılmaz, Nilgün'ün prenses olduğunu öğrenince Nilgün'ün fotoğraflarını çekip gazeteye satmayı planlarlar. Yılmaz'ın çakmak şeklindeki fotoğraf makinasıyla Nilgün'ün fotoğraflarını çeker. Ali ile İstanbul'u gezen Nilgün, Ali ile yakınlaşır. Birbirlerine aşık olurlar. Ali fotoğrafları satmaktan vazgeçer. Yılmaz ise fotoğrafları alıp kaçar. Nilgün saraya geri döner. Pişman olan Yılmaz fotoğrafları satmadan geri döner.
Sultan ve Nilgün, İstanbul'dan ayrılmadan önce gazetecilerin sorularını yanıtladıkları bir basın toplantısı düzenlerler. Ali ve Yılmaz'da bu basın toplantısına katılırlar ve fotoğrafları Nilgün'e verirler.
Sultan'ın yatı İstanbul'dan gitmek üzere hareket eder. Yat uzaklaşırken sürpriz ortaya çıkar.

Comment / Yorum:

İstanbul Tatili, William Wyler'ın 1953 yapımı "Roman Holiday (Roma Tatili)" filminin ufak detaylar hariç bire bir taklidi. Bu sebepten filmi senaryo bazında yorumlamak doğru olmaz. Çünkü filmin senaryosunun Bülent Oran'ın mı yoksa orjinal senaryoyu yazan Ian Mclellan Hunter ve John Dighton'ın mı olduğu sorusunun vicdani cevabı; Ian Mclellan Hunter ve John Dighton. Elbette Bülent Oran'ın senaryoda yaptığı değişiklikler vardır, belki senaryoya katkısıda vardır. Ama senaryo Ian Mclellan Hunter ve John Dighton'ındır. Yani burada bir esinlenmeden ziyade kopyalama var. Türk sinema tarihi dikkatlice incelenirse bu tip yüzlerce örnek bulabiliriz.
Kartal Tibet ve Yılmaz Köksal, uyumlu bir ikili olmuş. Nilgün karakteri Filiz Akın filmografisinde sık sık karşılaştığımız karakterlerden. Yan kadroda Hulusi Kentmen, Hüseyin Baradan ve Necdet Tosun gibi önemli oyuncular var.
Filmde en çok dikkat çeken şarkı birkaç kez çalan Oum Kalthoum'un yani Türkiye'de bilinen adıyla Ümmü Gülsüm'ün "Enta Omri" adlı şarkısı.
Filmin en güzel tarafı; İstanbul görüntüleri. Bu açıdan oldukça zengin bir film. Zaman zaman keyifli, zaman zaman yapmacık gelen İstanbul Tatili'ni seyretmek, Roman Holiday'i seyredip bu filmi henüz seyretmemiş kişiler için ilginç bir deneyim olabilir. Genel olarak vasatın altında bir film.

Imdb note : 5.8                            My note : 4