Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

1974 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1974 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2026 Pazar

Jeder Für Sich Und Gott Gegen Alle / The Enigma of Kaspar Hauser / Herkes Kendi Başına ve Tanrı Herkese Karşı (1974)

Director / Yönetmen:

Werner Herzog

Screenplay / Senaryo:

Werner Herzog

Jakob Wassermann

Cast / Kadro:

Bruno S.

Willy Semmelrogge

Michael Kroecher

Hans Musaus

Walter Ladengast

Brigitte Mira

Henry Van Lyck

Gloria Doer

Herbert Achternbusch

Volker Prechtel

Johannes Buzalski

Subject / Konu:

1828 yılı. Nuremberg şehri. Kaspar Hauser, yıllarca karanlık bir mahzende tutulmuş, ne bir insan, ne bir canlı, ne de ev görmüş, çok zor yürüyebilen, sadece tek bir cümle söyleyebilen, perişan durumdaki, 16 yaşında bir gençtir. Ona yürüme ve yazma öğreten adam tarafından bir köy meydanına elinde mektupla bırakılır.

Mektupta Kaspar’ın 1812 yılından beri gün yüzü görmeden bir mahzende kapalı tutulduğu, sorulara cevap veremeyeceği, bir şeyler öğretilip krala hizmet etmesi için yetiştirilebileceği yazmaktadır. Köylü tarafından bir şeyler öğretilen genç adamın yaşayacağı talihsizlikler henüz bitmemiştir.

Comment / Yorum:

Kaspar Hauser, 21 yıllık son derece kısa yaşamına rağmen esrarengiz biçimde ortaya çıkışı, tuhaf karakteri ve trajik yaşantısı ve ölümüyle filmlere, tiyatro oyunlarına ve hatta psikolojide bir sendroma konu olmuş bir insan. Hayatıyla ilgili çözülememiş birçok sisli alan mevcut.

Yönetmen Werner Herzog’un senaryosunu Jakob Wassermann’la birlikte yazdığı Jeder Für Sich Und Gott Gegen Alle / The Enigma of Kaspar Hauser / Herkes Kendi Başına ve Tanrı Herkese Karşı, biyografik bir dönem filmi olarak kabul edilebilir. Batı Alman yapımı film, 1 saat 50 dakika uzunluğunda.

Filmin başrolünü üstlenen Bruno S. aslında bir aktör değil. Herzog, talihsiz bir hayat öyküsüne sahip Bruno’yu bir belgeselde izledikten sonra başrolde değerlendirmeye karar vermiş. Dünya çapında yalnızca 3644 dolar hasılat elde edebilen film, 1975 yılında Cannes Film Festivali’nden 3 ödülle dönmeyi başardı.

Muazzam bir hikayeyi vasat şekilde işleyen yapımın övülecek ve eleştirilecek kısımları var. Dönem filmi havası, başarılı biçimde verilmiş. Müzik seçimleri oldukça yerinde. Haddinden uzun sahneler, oyuncu olmayan 42 yaşında bir insanın 16 yaşında bir karakteri canlandırması, gizemli ve trajik hikayesi gereksizce karikatürize edilen ana karakter, filmin olumsuz kısımları olarak nitelendirilebilir.

Imdb note: 7.7                                My note: 5.5



8 Eylül 2013 Pazar

Yazık Oldu Yarınlara (1974)

Director / Yönetmen:

Nejat Saydam

Screenplay / Senaryo:

Nejat Saydam
Burhan Bolan

Cast / Kadro :

Kadir İnanır
Mesut Engin
                                                                                       Nuray Belbüken
                                                                                       Aliye Rona
                                                                                       Nihat Ziyalan
                                                                                       Semih Sezerli
                                                                                       Hüseyin Zan
                                                                                       Erdoğan Seren
                                                                                       Nezihe Güler
                                                                                       Hüseyin Kutman
                                                                                       Osman Han
                                                                                       Niyazi Gökdere

Subject / Konu:

Tayfun, Bodrum’da süngercilik yapan bir gençtir. Annesi ve kardeşi Kemal’le birlikte yaşamaktadır. Kemal’in aşık olduğu Gül, Tayfun’u sevmektedir. Kimsesi olmayan Gül, garsonluk yapmaktadır. Çevresindeki insanlar, giyim tarzı ve rahat hareketleri nedeniyle Gül’ü hafif meşrep birisi olarak görmektedir. Bu kişiler arasında Tayfun ve Kemal’in annesi de vardır.
Tayfun da Gül’ün aşkına kayıtsız kalmaz. Birlikte olurlar. İstanbul’a gidip çevrenin kötü bakışlarından kurtulup yeni bir hayat kurmaya karar verirler. Otobüse binen Tayfun, yolcuların Gül’le ilgili yaptığı dedikoduları dinler. Gül’ün beklediği yerde otobüsün durup Gül’ü almasına izin vermez ve tek başına İstanbul’a gider. Bir inşaatta işe başlar.

Gül’ün perişan halde olduğunu ve Bodrum’dan ayrılmaya hazırlandığını gören Tayfun, Gül’e aşkını ilan edip evlenme teklif eder. Evlendikleri sırada Gül’ü bırakıp gittiği için vicdan azabı çeken Kemal, kasabaya döner. Kardeşiyle Gül’ün evlendiğini görünce Gül’le konuşmaktan vazgeçer. Etraftaki serserilerin tacizlerinden kardeşini ve Gül’ü korur.

Bodrum’a emlak alımı için gelen Reşit, Tayfun ve ailesinin evine de talip olur. Tayfun, evini satmaya razı olmaz. Gül, Tayfun tarafından sürekli dışlanmakta, Kemal’le de sadece kağıt üzerinde bir evlilik sürdürmektedir. Reşit, Gül’le yakından ilgilenmeye başlar. Dedikodular gittikçe artar. Tayfun’un annesinin Gül’ü Reşit’in evinde görmesiyle işler daha da kızışır. Gül ve Kemal boşanır. Gül, arkadaşı Memo ile birlikte Kuşadası’na gidip çalışmaya başlar. Bodrum’da Gül’e musallat olan serseriler Kuşadası’nda da genç kıza rahat vermezler. Gül’ü bulmak için Kuşadası’na gelen Tayfun, serserileri dövüp mekanı dağıtır. Gül işten kovulur. Tayfun, Gül’ü hala sevse de kardeşine karılık yaptığı için sevgisini göstermemektedir. Kemal, Gül’le sadece formalite icabı bir evlilik yaptıklarını söyleyince Tayfun artık sevgisini gizlemez ve tekrar Gül’e kavuşur.

Comment / Yorum:    

Nejat Saydam’ın senaryosunu Burhan Bolan’la yazıp yönettiği Yazık Oldu Yarınlara, ismini dönemin popüler İlhan İrem şarkısından alan ve film boyunca da sanatçının şarkılarına bol bol yer veren bir yapım. Filmin yapımcılığını Acar Film, görüntü yönetmenliğini Melih Sertesen üstlenmiş. Film, 1 Ekim 1974 tarihinde gösterime girmiş.

Filmin başrollerinde zirve dönemine hızla yaklaşan Kadir İnanır, dönemin popüler isimlerinden Mesut Engin ve 1974 yılında 2 film çevirdikten sonra bir daha ortalarda görünmeyen Nuray Belbüken yer alıyor. Yan kadroda göze çarpan isimler ise Aliye Rona ve Nihat Ziyalan.
Yazık Oldu Yarınlara, zaten sıradan sayılabilecek bir hikayenin pekte özenli işlenmemiş bir hali. Kadir İnanır filmografisinin zayıf sayılabilecek ve popüler olmayan filmlerinden biri.

Imdb note : 6.2                               My note : 4

31 Mayıs 2013 Cuma

Kalleş (1974)

Director / Yönetmen:

Orhan Elmas

Screenplay / Senaryo:

Orhan Elmas

Cast / Kadro :

Fatma Girik
Tamer Yiğit
Eşref Kolçak
Atıf Kaptan
Ali Şen
Tuncer Necmioğlu
Ekren Gökkaya
Mahmure Handan
Renan Fosforoğlu
                                                               Zeki Sezer
                                                               Altan Bozkurt

Subject / Konu:

Gözünden vurulan Gülistan ameliyat geçirir. Sargıları sökülen Gülistan'ın kör kaldığı anlaşılır.
Komiser Reha, Ragıp'a 2 düşman ailenin barışması gerektiğini söyler. Ragıp Hanzade, Hürrem Cideoğlu'na çocuklarının mutluluğu için barış teklif eder. Hürrem, bu teklifi kabul etmez.
Baba evine dönen Davut, babası Ragıp'ın pis işlerinde yer almak istemez. Ragıp, intikam planları kurar. Ticari oyunlar yapmaya başlar. Kardeşi Yakup Hanzade'yi vuran Yaşar, tahliye olur.
Davut, yeni tanıştığı Gülistan'la aşk yaşamaya başlar. Hürrem, Davut'la arkadaşlık ettiğini öğrendiği Gülistan'ı bir daha Davut'u görmemesi için sertçe uyarır. Gülistan'ın kardeşleri, Davut'u döverler. Olanları öğrenen Gülistan, Davut'la birlikte kaçar. Davut'la Gülistan'ın Çatalca'da bir otelde kaldığını haber alan Hürrem, harekete geçer. Hürrem, Davut ve Gülistan'ı öldürtmek üzereyken Ragıp ve komiser Reha, otele gelirler. Gülistan, abisi tarafından gözünden vurulur.
Ameliyat sonrası kör kalan Gülistan, eve girer. Dadısının, Ragıp'ın ve karısının öldürüldüğünü farkeder. Eli silahlı kardeşleri, Gülistan'ı da öldürmeye kalkışırlar. Gülistan kaçar. Tren yoluna doğru kaçar. Eve gelip ailesinin katledildiğini gören Davut, vakit kaybetmeden tren yoluna gelir. Gülistan, kardeşleri tarafından öldürülmek üzereyken gelen Davut, kurşunların üzerine atlar. Kurşun yağmuruna tutulan 2 aşık, birbirlerine sarılıp can verirler.

Comment / Yorum:

Kan davalı 2 gencin trajedik aşkını konu edinen 1974 yapımı Kalleş, Orhan Elmas’ın senaryosunu yazıp yönettiği bir film. Başrolü Fatma Girik ve Tamer Yiğit’in üstendiği filmde Eşref Kolçak, Atıf Kaptan ve Ali Şen gibi önemli isimlerde yer almakta.
Film, 70’ler Türk sinemasında pek rastlamadığımız sondan başa doğru giden bir film. Cat Stevens ya da daha bilinen adıyla Yusuf İslam’ın çok sevilen şarkısı “Lady D’arbanville”, filmin başından sonuna kadar fon müziği olarak kullanılmış.
Belli bir noktaya kadar derli toplu ilerleyen filmin sonlara doğru abartıya kaçtığı söylenebilir. Özellikle gözleri görmeyen Gülistan’ın kaçış sahneleri ve Davut’la Gülistan’ın vurulduğu sahneler oldukça abartılı.

Imdb note: - (Filmin Imdb'de notu bulunmuyor)        My note: 4.5

25 Mart 2012 Pazar

Mavi Boncuk (1974)

Director / Yönetmen:

Ertem Eğilmez

Screenplay / Senaryo:

Sadık Şendil

Cast / Kadro :

Emel Sayın
Tarık Akan
Kemal Sunal
Zeki Alasya
Metin Akpınar
Münir Özkul
Halit Akçatepe
Adile Naşit
Perran Kutman
                                                            Feridun Çölgeçen
                                                            Giray Alpan
                                                            Talat Gözbak

Subject / Konu:

Baba Yaşar, oğlu Yakışıklı Necmi, Kaymakam Cafer, Şeker Kamil, Süleyman ve Mıstık gazinoya Emel Sayın'ı dinlemeye giderler. Fiks menünün ne demek olduğunu bilmedikleri için yiyip içtikleri herşey için sabit bir ücret ödeyeceklerini zanneden kafadarlar, bu yanlış anlaşılmayı garsonlara anlatamayınca; gazino sahibinin talimatıyla tartaklanıp gazinodan atılırlar.
Başlarına gelen bu tatsız olay yüzünden oldukça rencide olan 6 kafadar, gazino sahibinin yaptığını ödetmek için harekete geçerler. Planları Emel Sayın'ı kaçırıp gazinoyu zor duruma düşürmek ve gazino sahibinden fidye istemektir.
Tuhaf ve komik planları doğrultusunda Emel Sayın'ı bayıltıp halıya saran kafadarlar, sanatçıyı Baba Yaşar'ın evinin çatı katına kaçırırlar. Emel'e iyi davranırlar ve kendisini niye kaçırdıklarını açıklarlar. Emel'de 6 kafadarın samimiyetine inanır ve onları sevmeye başlar. Yakışıklı Necmi'yle yakınlaşması ise aşka dönüşür.
Fidyeyi teslim alma konusundaki ilk denemeleri oldukça garip bir şekilde hüsrana uğrayan kafadarlar, kendilerinden ayrılmak istemeyen Emel'i yine halıya sararak geri götürürler. Emel bu duruma içerler. Emel'in aşkıyla yanıp tutuşan Necmi başta olmak üzere 6 kafadar da pişman olur.
Mavi Boncuk adıyla kendi meyhanelerini açan kafadarlar, efkarlı efkarlı otururlarken; kendilerine küskün olmasına rağmen hasretlerine dayanamayıp ansızın çıkagelen Emel'i karşılarında görürler. 2 aşık Necmi ve Emel birbirlerine kavuşurlarken herkesin neşesi de geri gelir.

Comment / Yorum:

Film o kadar zengin bir oyuncu kadrosuna sahip ki bu konuyla ilgili yapılabilecek tek yorum; yıldızlar geçidi demek olacaktır. Münir Özkul ve Adile Naşit gibi 2 ustanın yanında yıldızları hızla parlayan komedyenler Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Zeki Alasya ve Metin Akpınar, dönemin en revaçtaki 2 jönünden biri olan Tarık Akan ve sinemadaki 14. deneyiminde bir şarkıcıyı canlandıran ses yıldızı Emel Sayın oldukça isabetli seçimler olmuş. Oyunculuk performansları mükemmele yakın. Emel Sayın, dev oyuncuların arasında hiç mi hiç sırıtmadığı gibi oyunculukta da iddialı olduğunu göstermiş.
Filmin başarılı senaryosu Sadık Şendil imzası taşıyor. Kaynaklarda Ertem Eğilmez ve Zeki Alasya'nın da senaryoya katkıda bulundukları bilgisi yer almakta. Arzu Film'in zengin kadrolu, sıcak ve samimi aile filmlerinin tipik bir örneği olan Mavi Boncuk'un çoğu yerinde Ertem Eğilmez'in usta dokunuşlarını hissedebiliyorsunuz. Film, Türk sinemasında defalarca işlenen Stockholm Sendromunun (kaçırılanın kaçırana aşık olma durumu) en naif örneklerinden biri.
Film müthiş detaylarla zenginleştirilmiş karakterlerin unutulmaz sahneleriyle dolu. Baba Yaşar'ın sinema tutkusu ve sinemaya dair anlattıkları, Kaymakam Cafer'in neden kaymakam lakabını taşıdığı ve sürekli tekleyen aracı, Mıstık'ın korka korka annesi Adile'den gizli işler çevirmesi, Adile'nin saflığı ve merakı, Süleyman'ın sazı eşliğinde fidye parasını getiren adamın geldiğini haber veren şarkısı, kadın kılığına giren Kamil'in fidye parasını teslim almayı beklerken sadakayla karşılaşınca sadaka veren adama saldırması ve elbette Emel Sayın'ın keyifli şarkıları, filmle ilgili en unutulmaz anlar.
Emel Sayın'la Tarık Akan'ı 3. ve son kez bir araya getiren Mavi Boncuk, bu 2 ünlü ismin arasında çıkan aşk dedikoduları yüzünden de adından söz ettiren bir yapım oldu.
Mavi Boncuk, dönem itibariyle incelenirse; Türk sinemasında 70'lerin 2. yarısıyla başlayan seks furyasından önceki verimli dönemde çevrilen en iyi filmlerden biri. Defalarca izlemiş olsanız da yeniden seyrettiğinizde yine aynı keyfi aldığınız filmler vardır. Mavi Boncuk işte tam da böyle bir film.

Imdb note : 7.4                              My note : 8.5