Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Paul Dano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paul Dano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2015 Cumartesi

Youth / Gençlik (2015)

Director / Yönetmen:
Paolo Sorrentino

Screenplay / Senaryo:
Paolo Sorrentino

Cast / Kadro:
Michael Caine
Harvey Keitel
Rachel Weisz
Paul Dano
Mark Kozelek
Robert Seethaler
Alex Macqueen
Luna Mijovic
Tom Lipinski
Chloe Pirrie
                                                                  Alex Beckett
                                                                  Nate Dern
                                                                  Mark Gessner
                                                                  Paloma Faith
                                                                  Ed Stoppard
                                                                  Sonia Gessner
                                                                  Madalina Ghenea
                                                                  Sumi Jo
                                                                  Jane Fonda

Subject / Konu:
Emekli maestro Fred Ballinger, İtalya’ya yakın olduğu için uzun süre İsviçre’de yaşamıştır. Karısı bakımevinde kalmaya başladıktan sonra Alpler’de bulunan seçkin müşterilerin bulunduğu lüks bir otelde kalmaktadır. Buckingham Sarayı’nda kendisine Şövalyelik unvanı verileceğini öğrenir. Unvanın verileceği gün Prens Phillip’in doğum günü olduğu için onun onuruna bir konsere şeflik etmesi ve ünlü bestesi Basit Şarkılar’ın çalınması istenir. Ancak Ballinger, beklenmedik şekilde teklifi geri çevirir. Bu konuşmaya şahitlik eden aktör Jimmy, Almanya’da çekeceği yeni filminde canlandıracağı role hazırlanmaktadır.
Ballinger, 60 yıllık kadim dostu senarist ve yönetmen Mick’den Kainat Güzeli Joyce Owens’ın otele kalmaya geleceğini öğrenir. Mick’in oğlu Julian’la evli olan kızı Lena ise kendisiyle vedalaşıp seyahate çıkar. Ancak seyahate çıkamadan terk edilmiş olarak geri döner. Mick, Julain’ı çağırıp yanlışını yüzüne vurur. Julian ise babasının sözlerine kulak asmadığı gibi sevgilisi pop yıldızı Paloma’yla karşısına çıkar.
Yataktaki performansı için terk edildiğini öğrenen Lena, babasına olan öfkesini kusar ve hiçbir zaman ailesinin yanında olmadığını söyler. Kraliçenin gönderdiği görevli tekrar gelir ve Ballinger’ı ikna etmeye çalışır. Çabaları sonuç vermeyince ısrar eder, hatta yalvarır. Ballinger ise bu besteyi eşi için bestelediğini ve sadece onun tarafından seslendirildiğini söyleyip eşi artık şarkı söyleyecek durumda olmadığı için bestenin icrasının mümkün olmadığını söyler.
Mick, senaryo ekibiyle son senaryosunu yazmaya devam eder. Lena özgürlüğün tadını almaya başlar. Knedisiyle ilgilenen dağcı Luca’yla yakınlaşır. Jimmy, rolü için gözlemlerini tamamlar. Joyce güzelliğiyle insanları büyüler. Mick’in çalıştığım en büyük oyuncu dediği 2 Oscar sahibi Brenda Morel, otele teşrif eder. Mick’e son çektiği 3 filmin berbat olduğunu söyler ve yeni filmde oynamayacağını belirtir. Bu nedenle projenin rafa kalkacağı anlaşılır. Mick çok geçmeden Ballinger’ın odasındayken balkondan atlayıp intihar eder.
Sağlık durumunun gayet iyi olduğunu öğrenen Ballinger, Kraliçe ve Prensinde katıldığı konsere şeflik yapar.

Comment / Yorum:
2013 yapımı “La Granda Belleza / Muhteşem Güzellik” ile büyük ses getiren ve İtalya’ya “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde Oscar kazandıran Paolo Sorrentino’nun senaryosunu yazdığı ve yönettiği yeni filmi 2015 yapımı “Youth / Gençlik”, 12.300.000 euroluk bir bütçeyle ağırlıklı olarak İsviçre Alplerinin doğu kanton bölgeleri Davos, Flims ve Kandersteg’te çekildi. Filmin diğer çekimleri Roma, Venedik ve Londra’da yapıldı.
Filmin oyuncu kadrosunda Oscar sahibi 3 isim Michael Caine, Rachel Weisz ve Jane Fonda ile Oscar’a aday gösterilmiş Harvey Keitel ve son yıllarda giderek sivrilmeye başlayan Paul Dano gibi önemli oyuncular rol aldı. Filmde ayrıca Paloma Faith, Mark Kozelek ve Sumi Jo gibi şarkıcılar da yer aldı. Özellikle filmin final bölümünde rol alan soprano Sumi Jo’nun seslendirdiği “Simple Song #3” dikkat çekici bir performans.
Fox Searchlight’in Cannes Film Festivali’ne katılan ilk filmi olan Youth, komedi öğeleri de içeren bir drama. Başarılı senaryosu ve yönetimi, usta oyunculukları, muhteşem görselliği ve film müzikleriyle komple bir bütünlük arz eden keyifli bir yapım. Emeklilik ve yaşlılık sancıları, gençliğe duyulan özlem müthiş anlatılmış. İsim verilmeden yapılan Diego Armando Maradona tasviri de görülmeye değer. Filmin ödül geleceğiyle ilgili konuşmak için erken olsa da, Youth’un 2015 yılının en iyi filmlerinden biri olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Imdb note: 7.5                             My note: 8.5

7 Şubat 2014 Cuma

12 Years a Slave / 12 Yıllık Esaret (2013)

Director / Yönetmen:
Steve Mcqueen

Screenplay / Senaryo:
 John Ridley

Novel / Kitap:
Solomon Northup (from “12 Years a Slave”)

Cast / Kadro:
Chiwetel Ejiofor
Michael Fassbender
Benedict Cumberbatch
Paul Dano
Garret Dillahunt
Paul Giamatti
                                                             Scoot Mcnairy
                                                             Lupita Nyong’o
                                                             Adepero Oduye
                                                             Sarah Paulson
                                                             Brad Pitt
                                                             Michael Kenneth Williams
                                                             Alfre Woodard
                                                             Chris Chalk
                                                             Taran Killam
                                                             Bill Camp
                                                             Dwight Henry
                                                             Bryan Batt
                                                             Ashley Dyke
                                                             Kelsey Scott
                                                             Quvenzhane Wallis
                                                             Tony Bentley
                                                             Christopher Berry
                                                             Cameron Zeigler

Subject / Konu:
1841, New York’ta 2 çocuğu ve eşiyle yaşayan siyahi keman virtüözü Solomon Northup, Washington’da 2 haftalığına bir sirkte müzik yapması için cazip bir teklif alır ve işi kabul eder. Herşey oldukça iyi giderken işverenleri tarafından sarhoş edilen Solomon, ayıldığında kendisini ellerinden ve ayaklarından zincirlenmiş şekilde bulur. Kendisini alıkoyan adamlar, Solomon’a işkence edip özgür bir adam olmadığını ve köle olduğunu kabul ettirmeye çalışırlar.
Diğer kölelerle birlikte nakledildiği yerde teslim alınırlar ve satılmak için müşterilerin karşısına çıkarılırlar. William Ford, Platt ismiyle çağrılan Solomon’u ve Eliza’yı çiftliğinde çalışması için satın alır. William, pratik zekasıyla işlerini kolaylaştıran Solomon’a iyi davranır. Çocuklarından ayrıldığı için sürekli ağlayıp duran Eliza ise çiftlikten gönderilir. Kahyanın haksız zulmüne direnen Solomon, asılma tehlikesi yaşasa da William tarafından kurtarılır.
William, Solomon’u can güvenliği için Edwin isimli sert karakterli bir adama satar. Edwin, kölelerini pamuk toplama işinde kullanmakta ve verimlerini günlük olarak kontrol etmektedir. Kölelerine sapıkça davranmaktadır. Kölelerden Patsy’yi cinsel olarakta istismar etmektedir. Bu durum Edwin’in karısının gözünden kaçmamaktadır. Bu yüzden Patsy’ye işkence etmektedir. Pamuklar kurtlanıp işler kötü gitmeye başlayınca Edwin, kölelerini Yargıç Turner’a kiralar. Pamuklar düzeldiğinde ise kölelerini geri alıp onlara sadistçe davranmaya devam eder.  
Solomon, iyi ve adil bir adam olan marangoz Bass’e hikayesini anlatır ve tanıdıklarına mektup gönderip özgür bir adam olduğunu kanıtlamaları için yardım ister. Bass, Solomon’un isteğini y
erine getirir. Çiftliğe Şerif ile gelen Solomon’un dostu Parker, Solomon’u özgürlüğüne kavuşturur. 12 yıllık esaretin ardından evine dönen Solomon, kızını evlenmiş ve bir bebeği olmuş olarak bulur. Kızı, bebeğine babasının adı Solomon Northup ismini vermiştir.
Solomon, kaçırılmasından sorumlu kişileri mahkemeye verir. Ancak tanıklık etme hakkı olmadığı için açtığı davaları kaybeder. 1853 yılında yaşadıklarını anlattığı “12 Yıllık Esaret” adlı kitabını yayınlar. Köleliğin kaldırılmasında aktif rol oynar. Solomon’un nasıl, nerede ve hangi tarihte öldüğü ise bilinmemekte.

Comment / Yorum:
 John Ridley’nin Solomon Northup’un aynı isimli otobiyografik romanından senaryosunu uyarladığı “12 Years a Slave / 12 Yıllık Esaret”, yönetmen Steve Mcqueen’in 3. ve en çok ses getiren uzun metrajlı filmi oldu. Rakiplerine bakıldığında düşük bütçeli olarak değerlendirilebilecek olan film 31 Ocak 2014 itibariyle Amerika genelinde 45.850.559 dolar hasılat elde etti. Küçük bir rolle filmin oyuncu kadrosunda da yer alan Brad Pitt, filmin yapımcılarından biri ve filmin dağıtımı ile tanıtımı için de yoğun efor sarf ettiği biliniyor.
Filmin güçlü isimlerden oluşan bir oyuncu kadrosu var. Filmin ana karakteri Solomon Northup’u Chiwetel Ejiofor canlandırmış. Ejiofor, bu gerçek ve siyahi insanların özgürlük mücadelesi için önder olarak gösterilen karakteri canlandırabilmek için sıkı şekilde hazırlanmış ve keman çalmayı öğrenmiş. Kariyerine bakıldığında birkaç başrol dışında genel olarak yan rollerde izlediğimiz Ejiofor, Solomon Northup karakteri ile kariyerinin fırsatını yakalamış gibi görünüyor. Ejiofor, Matthew Mcconaughey ile birlikte “En İyi Erkek Oyuncu” dalında Oscar’ın 2 güçlü adayından biri durumunda.
Filmin tartışmasız sürprizi ise henüz ilk filmiyle seyirci karşısına çıkan Lupita Nyong’o. Seyirciyi doğallığıyla büyülemeyi başaran Nyong’o filmdeki performansıyla 23 ödül kazandı ve aralarında “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında Oscar’ın da bulunduğu 17 ödül adaylığı kazandı. Jennifer Lawrence’la birlikte Oscar’ın en güçlü 2 adayından biri olarak gösteriliyor. Popülerlik bakımından Lawrence’ın gerisinde olması ve Akademi’nin bir oyuncuya ilk filminde Oscar vermeye sıcak bakmaması, Nyong’o’nun dezavantajları olsa da; performans kriteri göz önüne alındığında Nyong’o’nun daha önde olduğunu da belirtmek gerek.
Filmin bir diğer harikalar yaratan ismi Michael Fassbender ise “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında Oscar’ın adayı ve hak edeni olsa da rol ne yazık ki oyunculuk performansından ziyade bir transseksüeli oynadığı için ön plana çıkartılan Jared Leto’ya gidecek gibi görünüyor.
Filmin diğer göze çarpan isimleri ise sürekli farklı rollerle dikkatleri üzerine toplamayı başaran Benedict Cumberbatch, aranan karakter oyuncularından Paul Giamatti ve Paul Dano.
Çarpıcı bir kölelik hikayesi olan 12 Years a Slave, oldukça başarılı bir uyarlama. “Drama Dalında En İyi Film” Altın Küre ödülü de dahil olmak üzere tam 108 ödül kazanan ve aralarında 9 Oscar adaylığının da bulunduğu 139 ödül adaylığı elde eden film, Oscar yarışında hak ettiği tüm ödülleri kazanamayacak gibi görünse de 2 kategoride favori olarak gözüküyor. Bu kategoriler, rakipsiz göründüğü “En İyi Uyarlama Senaryo” ödülü ve an itibariyle “Gravity / Yerçekimi”nin burun farkıyla önünde göründüğü “En İyi Film” ödülü kategorileri.
Filmde siyahi dünyanın özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden Solomon Northup’un gerçek hikayesinin işleniyor olması, Oscar yarışında pozitif ayrımcılık ibresinin de 12 Years a Slave’den yana olacağını gösteriyor. Elbette politika gereği “The Hurt Locker” gibi saçma sapan filmlere bile Oscar veren, Akademi’nin bu yıl nasıl bir siyaset güdeceği bilinmez ama eğer Oscar, Oscar adayı filmler arasından en iyisine gidecekse; ödül 12 Years a Slave’e gitmeli.
Filmin en başarılı tarafı, Solomon’un umutsuzluğunun seyircinin iliklerine kadar geçiyor olması. Bu kolay rastlanabilir bir durum değil. Filmin uzun vadede siyah dünyasının beyaz dünyasınca pek tanınmayan sembol ismi Solomon Northup’u layıkıyla tanıtması nedeniyle klasikleşeceği de aşikar. 

Imdb note: 8.4                           My note: 8.5

3 Nisan 2013 Çarşamba

Being Flynn / Flynn Olmak (2012)

Director / Yönetmen:

Paul Weitz

Screenplay / Senaryo:

Paul Weitz

Novel / Kitap:

Nick Flynn (from "Another Bullshit Night in Suck City")

Cast / Kadro :

Robert Deniro
Paul Dano
Julianne Moore
Olivia Thirlby
Eddie Rouse
                                                             Steve Cirbus
                                                             Lili Taylor
                                                             Victor Rasuk
                                                             Liam Broggy
                                                             Chris Chalk
                                                             Wes Studi
                                                             Thomas Middleditch
                                                             Sarah Quinn
                                                             Ben Foronda
                                                             Dale Dickey
                                                             Joshua Alscher
                                                             Dawn Mcgee
                                                             Billy Wirth
                                                             Michael Gibson
                                                             Kelly Mccreary
                                                             Nick Flynn

Subject / Konu:

Nick Flynn, yazar olmaya çalışan ve kız arkadaşıyla yaşayan bir gençtir. Kız arkadaşı tarafından terkedilip kapının önüne konunca önce kalacak bir ev bulur, sonra da yeni kız arkadaşı Denise’in yol göstermesiyle evsizlere yardımcı olan Harbor Street'te çalışmaya başlar.
Bir gün 18 yıldır görmediği babası Jonathan, kendisini arar ve taşınmasında yardımcı olmasını ister. Sürekli mükemmel bir yazar olduğunu ve yakında meşhur olacağını söyleyen Jonathan, taksicilik yapmaktadır. Taksisinde kalmaya başlayan Jonathan, kaza yaptığı için taksisinden olur ve gecelemek için Harbor Street'e gider. Oğlunun Harbor Street'te çalıştığından haberdar olmayan Jonathan, karşısında Nick'i bulur.
Nick'e sadece 1 gece için Harbor Street'te kalmaya geldiğini söyleyen Jonathan, yakında meşhur olacağını söylemeye devam eder. Harbor Street'te kalmaya devam eden ve sıkıntı yaratan Jonathan, Nick'in huzurunu kaçırmaya başlar. Nick, sık sık intihar eden annesini anımsar. Annesinin intiharında payı olduğunu düşünür. Rahat durmayan Jonathan, Harbor Street'ten 2 aylığına uzaklaştırılır. Jonathan, sokaklarda yatmaya başlar. Kokain kullanmaya başlayan Nick, Denise tarafından terkedilir.
Harbor Street'ten ayrılan Nick, yarım kalan üniversite öğrenimini tamamlar ve Bronx gibi yerlerde eğitim vermeye başlar. Nick'in de gizli çabasıyla Jonathan'a devlet tarafından bir ev tahsis edilir. Jonathan'ı evinde ziyarete giden Nick, yeni yayınlanan şiir kitabını babasına armağan eder ve onu şiir dinletisine davet eder. Oğluyla gururlanan Jonathan, kendine de paye çıkarmaktan geri kalmaz. Çok övündüğü ve kimseye okutmadığı, kendi deyimiyle klasik bir başyapıt olan romanını okuması için Nick'e verir. Nick, şiir dinletisinin ardından eşi ve kızını Jonathan'la tanıştırır.

Comment / Yorum:

Genelde komedi ağırlıklı filmler çeken Paul Weitz imzası taşıyan Being Flynn, kopuk ve problemli bir baba - oğul ilişkisini komediyi hüzünle harmanlayarak işliyor. Nick Flynn’in kendi hayat hikayesinden kesitler taşıyan “Another Bullshit Night in Suck City” adlı kitabından senaryolaştırılan 2012 yapımı film, tür olarak kara komediye yakın. Film, Amerika genelinde 526.332 dolar hasılat elde etti.
Mark Twain ve J.D. Salinger gibi büyük yazarların adlarının geçtiği senaryo, Jonathan’ın Nick’e yolladığı mektuplarla edebiyat tadı vermeyi başarıyor.
Fiziksel olarak benzediği Nick Flynn’i başarıyla canlandıran Paul Dano ve fırsatını bulduğunda fırtınalar estirmeyi başaran Robert Deniro, performanslarıyla göz kamaştırıyorlar. Julianne Moore, küçük sayılabilecek ama önemli bir rol üstlenmiş. Filmin dikkat çeken bir diğer ismi Denise karakterini canlandıran Olivia Thirlby. Filmde ayrıca Nick Flynn’de ufak bir rol üstlenmiş.
Filmin müzikleri Badly Drawn Boy’a ait. Özellikle Badly Drawn Boy’un Angie Pollock’la birlikte seslendirdiği “Let it Rain” ilgi çekici bir şarkı.
Being Flynn, kara komedi olması hasebiyle herkese kolayca hitap edemeyecek bir film. Bu türe aşina olanların ise beğenisini kazanabilecek bir yapım. Film, oyunculukları, müzikleri ve senaryosuyla vasatı aşmayı başarıyor.

Imdb note : 6.4                             My note : 6.5

26 Eylül 2011 Pazartesi

Cowboys and Aliens / Kovboylar ve Uzaylılar (2011)

Director / Yönetmen:

Jon Favreau

Screenplay / Senaryo:

Roberto Orci
Alex Kurtzman
Damon Lindelof
Mark Fergus
Hawk Ostby
Steve Oedekerk

Comic Book / Çizgi Roman :

Scott Mitchell Rosenberg

Cast / Kadro :

Daniel Craig
Harrison Ford
Olivia Wilde
Sam Rockwell
Abigail Spencer
Adam Beach
Ana De La Reguera
Noah Ringer
Paul Dano
Keith Carradine

 

Subject / Konu:

Bir arazide vurulmuş şekilde yatan adam, kendine gelmeye başladığında sol kolunda kalın bir bileklik olduğunu fark eder. Yerde bir kadın resmi bulur. Oradan geçmekte olan 3 atlı, vurulmuş adamı başına ödül konmuş bir suçlu olabileceği düşüncesiyle; esir almaya çalışır. Ama yaralı adam, kısa sürede 3 adamı da saf dışı edip; silah,giyecek ve bir at alıp yola koyulur. Gittiği kasabada bir eve girer ve yaşlı bir adam tarafından yakalanır. Adama adını hatırlamadığını,suçlu mu kurban mı olduğunu bilmediğini anlatır. Yaşlı adam yaralı adamı tedavi eder ve yarasının yanığa benzer bir yara olduğunu söyler.
Dışarı çıkan adam, babası Woodrow Dolarhyde'in zenginliğinden ötürü kasabalılara kötü davranan Percy, kendisine de sataşmaya çalışınca ona dersini verir. Percy, silahını çıkarıp onu vurmak ister. Ama bir güç, kolunu başka yöne döndürür ve Şerif yardımcısını vurdurtur. Şerif, Percy'yi tutuklar.
Büyük bir patlama olur. Woodrow Dolarhyde'in 40 sığırlık sürüsü ve sürünün başındaki 3 adamdan 2'si yanarak ölür.
Şerif, Percy ile kavga eden adamın, aranan bir suçlu olan Jake Lonergan olduğunu öğrenir.
Jake, barda viski içerken Ella ile tanışır. Bara adamlarıyla birlikte gelen Şerif, Jake'i tutuklamaya çalışır. Fakat Jake, adamların hepsini yere serer. Tüfekle Jake'in başına vuran Ella, Jake'i bayıltarak Şerif'e yakalatır. Jake, tutuklanır ve Percy'nin yanına konur. Jake, kundakçılık, saldırı, kargaşaya neden olmak, soygun ve fahişe Alice Willis'i öldürmek suçlarından arandığını öğrenir. Fahişe Alice Willis'in resmi, arazide kendine geldiğinde hemen yanında bulduğu resimdeki kadının ta kendisidir.
Jake, Santa Fe'de ki Federal Şerif'e götürülmek için Percy ile birlikte bir arabaya bindirilir. Bu sırada Jake'in yanına gelen Ella, kendisini yakalattığı için özür diler ve nereden geldiğini öğrenmek zorunda olduğunu söyler.
Jake Lonergan'ın kasabasında olduğunu öğrenen Woodrow Dolarhyde, adamlarıyla kasabaya gelir. Jake'i ele geçürmek istemektedir. Çünkü Jake, Woodrow'un altın dolu at arabasını alıp kaçmıştır. Woodrow, Jake'in Santa Fe'ue gönderilmeden kendisine teslim edilmesini ister.
Tam bu esnada gittikçe yaklaşan tuhaf ışıklar görünür ve Jake'in kolundaki bileklik sinyal vermeye ve yanıp sönmeye başlar. Tuhaf ışık yaklaşır ve kasaba havadan gelen araçların saldırısıyla yangınlar içinde kalır. Bu hava araçları, bazı kasabalıları yakalayıp kendine çeker.
Devrilen arabadan dışarı çıkmayı başaran Jake, Kolundaki bilekliğin üstün bir silah olduğunu anlar ve kasabaya saldırmaya devam eden araçlardan birini vurarak düşürür. Saldırı sona erer. Kasabadakiler bir şeyin kaçtığını görür ama karanlık nedeniyle takip edemez. Sabah yola çıkan Jake, Ella'nın peşinden geldiğini fark eder. Ella, arkadaşlarının bu araçlar tarafından kaçırıldığını söyler. Jake, Ella'yı yanında istemez. Ella'da iz peşindeki Woodrow ve bazı kasabalıların peşine takılır.
Jake, terk edilmiş gibi duran bir eve gelir. Jake, burada yaşadıklarını hatırlamaya başlar; altınlarla eve döndüğünü, sevgilis Alice'le altınlar üzerine konuşurken tavanın bir araç tarafından delindiği, altınların eriyerek tavandaki araca doğru gittiğini ve Alice'in bu araç tarafından kaçırıldığını ve bazı insanlarla birlikte tuhaf biryerde olduğunu anımsar.
Woodrow ve kasabalılarla karşılaşan Jake, yola onlarla devam eder. Gece sığındıkları mekanda bir yaratığın saldırısına maruz kalırlar. Jake, kolundaki silah sayesinde yaratığı kaçırmayı başarır.
İz sürmeye devam ederlerken, Jake'in lideri olduğu çete önlerine çıkar. Jake, kasabalılarla birlikte çetenin kampına gider. Kampta Jake'in Alice'le birlikte olmak uğruna altınları alıp çetesinden kaçtığı ortaya çıkar. Yeni bir lideri olan çete, Jake'i konuşturup altınların yerini öğrenmeye çalışır. Ama Jake, kolundaki silah sayesinde çete liderini öldürür ve kasabalılarla birlikte kampın olduğu yerden kaçmayı başarır. Çete, Jake ve kasabalıların peşinden gelir. Çete, kasabalıların peşindeyken; tuhaf araçların hava saldırısı yeniden başlar. Araçlardan biri Ella'yı yakalar. Ella'yı kurtarmak isteyen Jake, aracın üzerine atlamayı başarır. Aracı vurup suya düşürür. Tam karaya çıkıp kurtulduklarını düşündükleri esnada; aniden sudan çıkan yaratığın saldırısına maruz kalırlar. Jake, yaratığı öldürmeyi başarsa da; Ella yaratıktan aldığı darbeyle ağır şekilde yaralanır. Jake, kasabalıların yanına ulaştığında Ella ölür.
Yerliler, yaratıkların gelme sebebi olarak gördükleri Jake ve kasabalıları esir alır. Ella'nın bedenini ateşe atarlar. Ateşte tuhaf parıldamalar olur ve Ella ateşin içinden dirilmiş olarak çıkar. Ella, insan olmadığını, yıldızların ötesinden geldiğini, yaratıkların saldırısının altın elde edebilmek için olduğunu ve yaratıkların kendi halkına da altın için saldırdığını söyler. Ella, Jake'in aslında yaratıkların yerini bildiğini söyleyince; yerliler, Jake'in hafızasını geri getirebilmek için kendilerine has bir yöntem denerler. Yöntem etkisini gösterir ve Jake hatırlamaya başlar. Laboratuvar benzeri bir yerde bir yaratığın Alice'i kül ettiğini ve kendisi üzerinde de birşeyler yapmak üzereyken kaçtığını, kolundaki silahın buradayken takıldığını ve bu yerin nerede olduğunu hatırlar.
Jake, çetesinin yanına gider. Yaratıklara saldırıp, kaçırılan insanları öldürülmeden kurtarmak için çetesini ikna eder. Çete, dinamitlerle yaratıkların olduğu yere saldırır. Büyük bir patlama olur. Yaratıklar da bulundukları yerden çıkıp çeteye saldırmaya başlar. Yerliler ve kasabalılardan geriye kalanlar da yaratıklarla savaşır. Jake ve Ella ise insanların tutulduğu yere varırlar. İnsanları kurtarmak üzerelerken; yaratıkların saldırısına uğrarlar. Jake yaratıklarla savaşırken; Ella da insanları dışarı çıkarır.
Jake ve Ella, yaratıklarının dev aracını tamamen yok etmek için merkez noktaya doğru giderler. Ella, Jake'i kandırır ve Jake'in kolundaki bilekliği alıp merkezin içine tek başına gider. Dev araç göğe doğru yükselir. Merkez noktaya ulaşmayı başaran Ella, zihinle yönetilen bilekliğe sarılarak merkez noktayı patlatır.Dev araç, gökyüzünde paramparça olur.
Kasabada günlük yaşam normale dönerken; Jake atına atlayıp kasabadan gider.

Comment / Yorum:

Cowboys & Aliens, Dreamworks film stüdyosunun 2002 yapımı "Road to Perdition" ve 2006 yapımı "Over the Hedge"den sonraki 3. çizgi roman uyarlaması. Filmin hikayesi 1873 yılında geçiyor. Uzaylılarla kovboyları bir araya getirmesi hasebiyle oldukça ilginç bir bilimkurgu - western filmi.
Filmin yapımcıları arasında filmin yönetmeni Jon Favreau dışında ünlü yönetmenler Ron Howard ve Steven Spielberg'de var.
Jake Lonergan rolü için anlaşılan Robert Downey Jr., diğer projelerinin yoğunluğu nedeniyle rolü bırakmak zorunda kaldı. Daniel Craig'in Jake Lonergan rolü için seçilmesinde; 1960 yapımı "The Magnificent Seven" da Steve Mcqueen'in canlandırdığı "Vil Tanner"a olan fiziksel benzerliği etkili oldu. Daniel Craig, Ella karakterini oynaması için Eva Green'i tavsiye etti. Ancak Eva Green teklifi geri çevirince; rol Oliva Wilde'a gitti.
Harrison Ford, Indiana Jones'u anımsatmaması için filmde şapka giymeyi istemese de; 1873 yılında geçen bir western filmde karakterlerin şapka giymesi gerektiğinden bu isteği kabul görmedi.
Başrol yani Jake Lonergan rolü; oyunculuk yeteneğinden çok fiziksel performansa dayalı bir rol olduğu için Daniel Craig'in yerinde bir seçim olduğu söylenebilir. Filmdeki genel oyunculuk performansıysa vasatı aşmıyor. Filmin hikayesi ilgi çekici olsa da; senaryonun pekte başarılı olduğu söylenemez. Filmin görsel efektleri oldukça başarılı. Filmin tahmini bütçesinin 163 milyon dolar olduğu dikkate alınırsa; görsel efektlere ne kadar özen gösterildiği daha açık anlaşılabilir.
Büyük beklentilerle izlememek kaydıyla; ilginç hikayesi ve görsel efektleri için izlenebilecek, vasatı aşmayan bir film.

Imdb note : 6.5                             My note : 4.5