Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

27 Aralık 2018 Perşembe

Zimna Wojna / Cold War / Soğuk Savaş (2018)


Director / Yönetmen:
Pawel Pawlikowski

Screenplay / Senaryo:
Pawel Pawlikowski
Janusz Glowacki
Piotr Borkowski

Story / Hikaye:
Pawel Pawlikowski

Cast / Kadro:
Joanna Kulig
Tomasz Kot
Borys Szyc
Agata Kulesza
Cedric Kahn
                                                                   Jeanne Balibar
                                                                   Adam Woronowicz
                                                                   Adam Ferency

Subject / Konu:
Komünist dönem hüküm sürerken besteci Wiktor, bir seçici kuruldadır. Görevi iyi sesleri seçip sahne gösterileri için hazırlamaktır. Zula’yı görür görmez etkilenen Wiktor, onunla fırtınalı bir aşk yaşamaya başlar.
Rejim baskısından bunaldığı için ülke dışına kaçmaya karar verir. Ancak birlikte kçamaya karar verdiği Zula, son anda kaçmaktan vazgeçer.
Zula bir turneyle Paris’e geldiğinde Wiktor’u karşısında bulur. Araya zaman ve başkaları girmiş olsa da, tutkulu aşkın devam ettiğini görürler.
Zula, Wiktor’la berbaer olabilmek için İtalyan bir adamla göstermelik evlilik yapıp ülke dışına çıkmayı başarır. Ardından Paris’e gelir.
Birlikte müzik çalışmaları yaparken çeşitli sorunlar baş gösterir. Kıskançlık da devreye girince, Zula Wiktor’u terk eder ve Polonya’ya geri döner.
Pişmanlık duyan Wiktor, Zula’yı görebilmek için Yugoslavya’daki gösterisine gider. Ancak onunla konuşamadan ülkeden gönderilir.
Wiktor için tek çare teslim olup ülkeye geri dönmektir. 15 yıl hapis cezası alarak cezasını çekerken Zula onu ziyarete gelir ve ne pahasına olursa olsun onu kurtaracağını söyler…

Comment / Yorum:
Polonya sinemasının son yıllardaki en önemli yönetmenlerinden biri olarak gösterilen ve 2013 yapımı “Ida” ile büyük sükse yapan Pawel Pawlikowski’nin 6. uzun metrajlı yönetmenlik deneyimi olan “Zimna Wojna / Soğuk Savaş”, 2018’in fazlasıyla ilgi çeken ve katıldığı festivallerden ödüllerle dönen yapımlarından biri oldu. Filmin hikayesini de yazan Pawlikowski, senaryoyu ise Janusz Glowacki ve Piotr Borkowski ile birlikte kaleme aldı.
Yaklaşık 4.300.000 euro’ya mal olan yapım, yaklaşık 8 aylık bir süreçte Polonya, Fransa ve Hırvatistan’da çekildi. Polonya’nın “Yabancı Dilde En İyi Film” Oscar adayı olan ve son 9 arasına kalan filmin, Oscar yarışının güçlü adaylarından biri olduğu düşünülüyor.
Pawlikowski, filmin hikayesini ve senaryosunu yazarken filmi ithaf ettiği anne ve babasının fırtınalı ilişkisinden ilham aldı. Siyah beyaz çekilen 1 saat 28 dakikalık film, Pawlikoski’ye Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” Altın Palmiye ödülü getirdi.
Ustalıkla işlenmiş senaryosu, doyurucu görselliği ve akılda kalan müzikleriyle Zimna Wojna, hem sıra dışı bir aşk hikayesi anlatıyor hem de etkileyici bir dönem filmi olmayı başarıyor.

Imdb note: 7.8                             My note: 8.5

26 Aralık 2018 Çarşamba

Searching / Kayıp Aranıyor (2018)


Director / Yönetmen:
Aneesh Chaganty

Screenplay / Senaryo:
Aneesh Chaganty
Sev Ohanian

Cast / Kadro:
John Cho
Michelle La
Sarah Sohn
Joseph Lee
Connor McRaith
Dominic Hoffman
Alex Jayne Go
Megan Liu
Kya Dawn Lau
                                                                 Debra Messing

Konu / Subject:
David, kızı Margot’la olan iletişiminin aslında oldukça sınırlı olduğunu ondan haber alamayınca fark eder. Teknolojiyi kullanarak nerede olduğunu bulmaya çalışır. Yaptığı araştırmalar sonucunda hem tuhaf bilgilere ulaşır, hem de Margot’un kaybolduğunu anlar.
Polisin devreye girmesi ve arama ekiplerinin kurulmasıyla devam eden arayış sürecinde David, kızının sosyal medya hesaplarına giriş yapıp bilgisayarında iz sürmeye başlar. Kızını aslında pek tanımadığını ve kanser eşi Pamela’yı kaybettikten sonra Margot için birçok şeyin değişmiş olduğunu görür.
Bulgular, David’i yaşananları kabullenmeye zorlar. Ancak iz sürmekten vazgeçmez ve aklındaki soruları cevaplamak için gerçeğin peşinden koşar.

Comment / Yorum:
Gizem ve gerilimi başarılı bir şekilde harmanlayan 2018 yapımı “Searching / Kayıp Aranıyor” enteresan kurgusuyla seyirciye oldukça sürükleyici bir seyir olanağı sunuyor.
Hint asıllı Amerikalı yönetmen Aneesh Chaganty’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Searching, yaklaşık 2 yıl süren yapım aşamasına karşın sadece 13 gün gibi kısa bir süre zarfında çekildi. Chaganty filmin senaryosunu Sev Ohanian’la birlikte yazdı.
1 saat 42 dakikalık filmde teknolojinin insan hayatında ne kadar çok yer tutmaya başladığı, başarılı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Filmin yapımcıları arasında önemli yönetmen ve yapımcı Timur Bekmambetov’da yer alıyor. Dünya genelinde 73.725.690 dolar hasılat elde eden yapım, hatırı sayılır bir gişe başarısı da elde etmiş bulunuyor. Farklı bir seyir keyfi yaşatan Searching, 2018 yılının seyredilmesi gereken filmlerinden biri oluyor.

Imdb note: 7.7                             My note: 7

26 Şubat 2018 Pazartesi

Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü (2017)


Director / Yönetmen:
Onur Ünlü

Screenplay / Senaryo:
Pınar Bulut
Kerem Deren

Cast / Oyuncular:
Kenan İmirzalıoğlu
Haluk Bilginer
Meryem Uzerli
Musa Uzunlar
Fatih Artman
Serkan Keskin
Boran Kuzum
Meriç Aral
                                                                   Deniz Hamzaoğlu
                                                                   Selim Bayraktar
                                                                   Hakan Boyav
                                                                   Ushan Çakır
                                                                   Algı Eke
                                                                   Eser Eyüboğlu
                                                                   Günay Karacaoğlu
                                                                   Kenan Ece
                                                                   Suna Selen
                                                                   İcmal Aktuna
                                                                   Laçin Ceylan

Subject / Konu:
Efsane hırsız Cingöz Recai, geri dönüşünü bir mücevher soygunu ile duyurur. Ancak peşinde olduğu şey, mücevherler ya da bir servet değildir. Amacı babasını öldüren Hayalet’e ulaşmak ve intikamını almaktır.
Hayalet’in zengin işadamı Eren’de bulunan bir tabloyu çalmak için harekete geçtiğini öğrenen Cingöz Recai, Eren’in kız arkadaşı Göze ile yakınlık kurar. Diğer taraftan da soygunu yapacak ekibin içine sızar.
Eren’in ileri teknoloji ile korunan mekanına giren Cingöz Recai, Hayalet’in tablo peşinde değil gizli devlet sırları peşinde olduğunu farkına varır. Hayalet tarafından yetiştirilen Göze, Eren’i öldürür. Cingöz Recai, kendi ekibi sayesinde yakalanmadan kaçmayı başarır.
Tüm adımlarını atarken baş komiser Mehmet Rıza’yı haberdar eden Cingöz Recai, Rusya’da gizli devlet sırlarını elde etmeye çalışan kişileri yakalatır ve Hayalet’in peşine düşer. Ancak Hayalet, Göze’yi vurdurup kaçar.
Hayalet, klasik bir araba almak için açık arttırmaya katılır ve en yüksek teklifi verir. Satın alma gerçekleşmek üzereyken ise Cingöz Recai ortaya çıkar.

Comment / Yorum:
Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü, dağ fare doğurdu deyimini hak eden cinsten bir film. Zira Peyami Safa’nın Arsen Lüpen’den esinlenerek yarattığı sempatik hırsızı, çok sevilmiş ve bir kitap serisine dönüşmüştü. Sinema dünyası da Cingöz Recai’ye kayıtsız kalmamış ve 1954 yılında Metin Erksan imzalı Cingöz Recai: Beyaz Cehennem, bir polisiye macera olarak ilk uyarlama olmuştu.
2. ve asıl etki yaratan Cingöz Recai filmi ise 1969 yılında Safa Önal tarafından çekildi. Önal’ın başarılı reji ve senaryosu, Cingöz Recai’yi canlandıran Yeşilçam’ın efsane aktörü Ayhan Işık’la buluşunca ortaya unutulmaz bir film çıkmıştı. Aradan geçen yarım asra yakın sürenin ardından yeni bir Cingöz Recai filminin çekileceği haberi oldukça heyecan yaratmıştı.
Kenan İmirzalıoğlu’nun başrolde olacağı, filmin senaryosunun oyuncunun birlikte çok başarılı bir iş çıkardığı Ezel dizisinin senaristleri tarafından yazılacağı ve başta Haluk Bilginer olmak üzere önemli oyuncuların filmde yer alacağı bilgileri ise heyecanı katlamıştı. Ancak ne yazık ki film, beklentilerin altında kaldı.
Pınar Bulut ve Kerem Deren imzalı senaryo, modern bir Cingöz Recai karakteri yaratmaya çalışıyor. Dinamik ve akıcı bir film hedeflendiği ortada. Hal böyleyken de ortaya Cingöz Recai değil de, Ocean’s Eleven’ı andıran bir yapım çıkmış. Tarzından ötürü seveni olduğu kadar sevmeyeni de olan Onur Ünlü, kendi geliştirdiği projeleri yöneten bir yönetmen olarak tanınırken, bu projede ise yönetmen koltuğuna oturtulmuş gibi gözüküyor.
Türkçe sıkıntısı nedeniyle gurbetçi ya da yabancı karakterler oynamaya mahkum gibi gözüken Meryem Uzerli, yine benzer bir rolle karşımıza çıkıyor. Filmin bazı karakterlerinin de gerçekçilikten uzak ve yapmacık durduğunu söylemek lazım.
Filmin eleştirilmesi gereken bir diğer tarafı ise devam filmine göz kırpan finali. Büyük bir gişe başarısından emin şekilde yapılan böyle bir final, gişe başarısı gelmeyince sanki yarım bırakılmış bir hikaye gibi kalmış oldu. 11 hafta vizyonda kalan yapım, toplamda 648.159 seyirci tarafından seyredildi.
Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü, beklentiye girmeden, zengin kadrolu, görüntü kalitesi iyi, vasat ama akıcı bir komedi polisiye izlemek isteyen seyirciler tarafından sıkılmadan seyredilebilir.

Imdb note: 5.3                             My note: 5

25 Kasım 2017 Cumartesi

The Invention of Lying / Yalanın İcadı (2009)

Director / Yönetmen:
Ricky Gervais
Matthew Robinson

Screenplay / Senaryo:
Ricky Gervais
Matthew Robinson

Cast / Kadro:
Ricky Gervais
Jennifer Garner
Jonah Hill
Louis C. K.
Jeffrey Tambor
Fionnula Flanagan
Rob Lowe
Tina Fey
                                                                  Philip Seymour Hoffman
                                                                  Edward Norton
                                                                  Jason Bateman

Subject / Konu:
Hikaye, insanların yalan söyleme kabiliyetleri olmayan bir yerde geçer. Herkes sadece dürüst şekilde düşüncelerini söyler. Bu durum ortaya zaman zaman sert sonuçlar çıkarabilir.
Sıradan bir adam olan Mark Bellison, tarihin ilk yalanını söyleyince talihi birden bire değişecektir.
Mark, Anna ile ilk randevusuna gider. Anna, Mark’ı çekici bulmaz. Üstelik işten kovulmak üzere oluşu ve maddi durumunun iyi olmaması da diğer olumsuz etkenlerdir. Yemeğe çıkarlar. Anna, ertesi gün Mark’a e-posta gönderip aralarında seviye farkı olduğunu belirtir.
İşten atılan Mark, kirayı ödeyecek parası olmadığı için ev sahibi tarafından evden çıkartılmak istenir. Bankadan son kalan parasını çekmeye gittiğinde sistem hatası olduğu için görevli hesabından ne kadar para çekmek istediğini sorar. İşte o an Mark, ilk yalanı icat eder ve hesabında 300 dolar olmasına karşın 800 dolar olduğunu söyleyip tüm parayı çekmek ister. Görevli Mark’a inanıp 800 dolar öder. Kirasını öder ve evden çıkmak zorunda kalmaz.
Her söylediği yalana insanların kayıtsız şartsız inanması, harekete geçmesine neden olur. Çeşitli denemeler yaptıktan sonra kumarhaneye gider ve yalanlarıyla ciddi miktarda para kazanır.
Mutsuz olduğu için sürekli intihar etmeye çalışan ama her seferinde başarısız olan komşusu Frank’i intihar fikrinden vazgeçirir. İnsanları söylediği yalanlarla mutlu etmeye başlar.
Anna ile yeni bir buluşma ayarlar. İşini geri alır. Ancak Anna, fiziksel özellikleri nedeniyle kendisiyle birlikte olmak istemediğini söyler. Bu esnada çalan telefonundan annesinin yoğun bakımda olduğunu öğrenir. Halbuki ertesi gün onu huzurevinden çıkartıp bir malikaneye yerleştirmeyi planlamaktadır. Ancak annesi o gece ölür.
Ölmeden önce annesinin huzur içinde ölmesi için söyledikleri yalanlar doktor ve hemşireler tarafından duyulur. Ölümden sonrası ile ilgili bir şeyler bilen ilk insan olması nedeniyle insanlar tarafından bildiklerini anlatmaya zorlanır.
Göklerde bir adam olduğunu, tüm iyi ve kötü şeylerin ondan geldiğini, insanlar eğer yaşarlarken iyi şeyler yapmışlarsa öldüklerinde mükemmel bir yere gideceklerini söyler. İnsanlar, Mark’ın sözlerine göre hayatlarını şekillendirmeye başlar.
Anna ise genetik nedenlerden ötürü yakınlaştığı Mark’la birlikte olmak istemez ve Mark’ın en büyük rakibi Brad ile evlenmeye karar verir. Ancak nikah günü hislerini dinler ve evlilikten vazgeçer. Mark, yalan söyleyebildiğini itiraf eder.

Comment / Yorum:
Ricky Gervais’in Matthew Robinson’la senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda başrolünde yer aldığı 2009 yapımı  The Invention of Lying / Yalanın İcadı, yaklaşık 18.500.000 dolar bütçe ile Massachusetts’te çekildi.
Filmin uyumlu oyuncu kadrosu yanında önemli konuk oyuncuları da dikkat çekiyor. Gervais’e filmde Jennifer Garner, Jonah Hill ve Tina Fey gibi tanınan oyuncular eşlik ediyor. Philip Seymour Hoffman, Edward Norton ve Jason Bateman gibi önemli isimleri ise filmde konuk oyuncu olarak izliyoruz. Oyunculuklar tatmin edici düzeyde.
İlginç bir fantastik komedi örneği olan film, alt metinlerinde ciddi dini göndermelere sahip. Ancak ilgi çekici fantastik komedinin filmin devamında romantik komedi türüne doğru evrilmesi, filmin orjinalliğine darbe vurmuş.
Çok daha iyi işlenebilecek başarılı bir hikayenin dinamik başlayıp sıradanlaşan bir senaryo ile vasat şekilde kullanıldığı söylenebilir. Huzurevi için kullanılan “Umutsuz yaşlı insanlar için hüzünlü bir yer” gibi tabirler ise oldukça başarılıydı.
The Invention of Lying, seyri oldukça keyifli ve akılda kalıcı bir film. Ancak daha iyi işlense bir fantastik komedi başyapıtı da çıkabilirmiş. 

Imdb note: 6.4                             My note: 6

19 Kasım 2017 Pazar

Hellbound: Hellraiser 2 (1988)

Director / Yönetmen:
Tony Randel

Screenplay / Senaryo:
Peter Atkins

Story / Hikaye:
Clive Barker

Cast / Kadro:
Doug Bradley
Ashley Laurance
Kenneth Cranham
Clare Higgins
Imogen Boorman
William Hope
Nicholas Vince
                                                                Barbie Wilde
                                                                Simon Bamford
                                                                Sean Chapman
                                                                Oliver Smith

Subject / Konu:
Kirsty kendisine geldiğinde bir akıl hastanesinde olduğunu öğrenir. Babasının, amcasının ve üvey annesinin ölümlerine, yapboz kutu ile cehenneme açılan boyuta ve oradan gelen cinlere dair hikayesi polisler tarafından gerçekçi bulunmaz. Korkunç kabuslar gören Kirsty’ye, asistan Kyle yardımcı olmaya çalışır.
Doktor Channard, Kirsty’nin hikayesi ile yakından ilgilenir. Çünkü o da cehenneme açılan boyut ile ilgilenmektedir. Julia’nın öldüğü yatağa kan dökerek onu dünyaya geri getirmeye başarır. Cinler de akıl hastanesine musallat olmaya Kirsty’yi ve kimseyle konuşmayıp gün boyu yapboz çözen Tiffany’yi öldürmeye çalışırlar.
Labirentten birlikte kurtulmaya çalışan Kirsty ve Tiffany’nin peşlerindeki cinlere Julia ve durdurulması güç bir cine dönüşen Doktor Channard’ta etkilenir. Cinlerin daha önce insan olduğunu ve işkencelerle öldürüldüğünü keşfeden Kirsty, onlara geçmişlerini hatırlatıp kurtulmayı başarsa da, Doktor Channard diğer cinleri öldürüp Kirsty ve Tiffany’yi hedef seçer…

Comment / Yorum:
1987 yapımı Hellraiser’ın devam filmi olma niteliğini taşıyan Hellbound: Hellraiser 2 yaklaşık 3.000.000 dolar bütçe ile Buckinghamshare, İngiltere’de çekildi. Film sadece Amerika genelinde 11.867.397 dolar hasılat elde etmeyi başardı.
Filmin hikayesi, serinin ilk filmi Hellraiser’ı yazıp yöneten Clive Barker’a ait. Filmin senaryosu ise ilk işine imza atan Peter Atkins tarafından yazıldı. Atkins, kariyerinin devamında Hellraiser serisinin yeni filmlerinin ve Wishmaster / Tılsım serisinin senaryolarını da yazdı.
Gerçek anlamda ilk yönetmenlik deneyimini Hellbound: Hellraiser 2 ile yaşayan Tony Randel ise kariyerinin devamını 2. sınıf filmler yöneterek sürdürdü.
Filmin oyuncu kadrosunda ilk filmde de yer alan isimlerin yanı sıra yeni eklenen karakterlerle yeni oyuncular da yer aldı.
İlk filmin yan karakterlerinden olan ve serinin devamında ana karaktere dönüşecek olan Pinhead karakterini yakından tanıdığımız film, ilk filmin rüzgarını da arkasına alarak kendini izlettirmeyi başarıyor. Filmin karamsar atmosferini ve her biri farklı görsellikteki cin karakterlerini de es geçmemek gerekli. Hellbound: Hellraiser 2 için ilk filmi izleyip beğenenleri hayal kırıklığına uğratmayan bir devam filmi demek yanlış olmaz.

Imdb note: 6.5                             My note: 5.5

18 Kasım 2017 Cumartesi

Hellraiser (1987)


Director / Yönetmen:
Clive Barker

Screenplay / Senaryo:
Clive Barker

Novel / Kitap:
Clive Barker (from “The Hellbound Heart”)

Cast / Kadro:
Andrew Robinson
Clare Higgins
Ashley Laurance
Sean Chapman
Oliver Smith
Robert Hines
                                                                Kenneth Nelson
                                                                Gay Beynes
                                                                Doug Bradley
                                                                Nicholas Vince
                                                                Simon Bamford

Subject / Konu:
Larry ve Julia eski bir eve taşınırlar. Larry’nin kızı Kirsty’de kendileriyle yaşamak üzere yeni eve gelir. Julia, Larry’nin erkek kardeşi Frank ile yasak aşk yaşamıştır ve onu arzulamaktadır.
Sınırları zorlamak isteyen Frank, Larry ve Julia taşınmadan önce evin çatı katında eline geçirdiği gizemli yapboz kutu ile cehennemde bir boyut açar. Açılan boyuttan gelen cinler Frank’e akıl almaz işkenceler ederler.
İşkence gördüğü yere damlayan kan sayesinde tekrar dünyaya dönmeyi başaran Frank, güçlenip normal bir insan vücuduna kavuşabilmek için kana ihtiyaç duymaktadır. Julia tuzağı düşürdüğü erkekleri eve getirerek Frank’in kan ihtiyacını karşılar.
Kirsty bir şeyler döndüğünü fark edip yapboz kutuyu ele geçirir. Yapbozu çözünce cehennem boyutu tekrar açılır. Kirsty kendisine işkence etmeye hazırlanan cinler ile anlaşma yapar ve kendilerinden kaçıp dünyaya dönen Frank hakkında bilgi verir. Cinler Frank’in peşine düşer.
Cinayetlerin ardı arkası kesilmez. Kirsty hayatını kurtarmak için cinlerle mücadele eder.

Comment / Yorum:
Clive Barker’ın The Hellbound Heart adlı novellasından uyarlayıp, senaryosunu yazıp yönettiği ve korku klasikleri arasına girip birçok devam filmi çevrilen Hellraiser serisinin aynı adlı ilk filmi olan yapım yaklaşık 1.000.000 dolar bütçe ile Londra’da çekildi. Film 20.000.000 dolar civarı bir gelir elde etti.
Film bugünün şartları ile kıyaslandığında görsel olarak zayıf karşılanabilir. Ancak filmin 1987 yılında çekildiği dikkate alınacak olursa, korku filmlerinde makyajın önem arz ettiği bir dönem söz konusu ve filmde kullanılan makyajlar başarılı.
Hellraiser bir korku filmi için tatmin edici bir hikayeye sahip olan ve sürükleyiciliğini yitirmeyen bir film. Özellikle korku filmi sevenler için iyi bir seyirlik olabilir.

Imdb note: 7                               My note: 7

12 Kasım 2017 Pazar

Misconduct / Hesaplaşma (2016)

Director / Yönetmen:
Shintaro Shimosawa

Screnplay / Senaryo:
Simon Boyes
Adam Mason

Cast / Kadro:
Josh Duhamel
Alice Eve
Malin Akerman
Byung-hun Lee
Julia Stiles
Glen Powell
Al Pacino
Anthony Hopkins

Subject / Konu:
Arthur Denning’in ilaç firması soruşturma altındadır. Genç sevgilisi Emily’yi kaçıranlar kendisinden 2.500.000 dolar fidye ister. Özel bir güvenlik şirketinden destek alan Arthur fidyeyi ödemeye razı olur ve parayı getirmesi istenen sanat galerisine gider. Ancak galeride planların dışına çıkar ve kendisini takip etmesini söyleyen adamın suratına vurup onu yere düşürür.
Bir hafta önce:
Yoğun şekilde çalışan ve karısı Charlotte’la fazla vakit geçiremeyen Avukat Ben, eski sevgilisi Emily’nin sosyal medyadan gelen arkadaşlık isteğini kabul eder. Onunla buluşmaya gider. Emily patronu Arthur’la birlikte olduğunu ama ondan ayrılmak istediğini anlatır. Arthur’un kendisini tehdit ettiği için ayrılamadığını belirtir.
Ardından ilaç firmasının neden olduğu ölümler ile ilgili Ben’e bilgi verir. Evinde firmanın yasadışı işleri ve yolsuzluğu ile ilgili tuttuğu kanıtları gösterir. Ben, Emily ile tutkulu bir şekilde öpüşmeye başlasa da, onunla birlikte olmayı reddeder.
Ben, elindeki kanıtlarla daha önce Arthur’u alt etmeye çalışmış olan avukatlık şirketi sahibi Charles Abrams’la görüşür. Charles, Ben’i işe alıp davanın başına getirir.
Emily, Ben’i birlikte hareket etmeye zorlar. Kendisini internette tanıştığı birine dövdürtüp fotoğraflarını çeker. Ben, Emily’nin herkesten gizlediği ve sahte isimle yaşadığı evine geldiğinde onu ölmüş halde bulur. Telefonunda bir sanat galerisinde buluşmak üzere mesaj yazmaktadır. Ne yapacağı üzerine düşünmeye başlar. Emily’nin cesedini bırakıp gider. Evine dönüp olanları Charlotte’a anlatır.
Sanat galerisine giden Ben, Arthur’un da orada olduğunu görür. Ben’in orada olduğunu fark eden Arthur, fidye vermek yerine kendisini takip etmesini söyleyen adamın suratına vurup onu yere düşürür.
Endişe içersindeki Ben’in telefonu çalar. Arayan Emily’nin numarasıdır. Telefonu açar ve bir adam ona neden telefonu açtığını sorup telefonu kapatır.
Dava ile ilgili ön görüşme yapılır. Arthur, Ben ve Charles’a 400.000.000 dolar ödeyerek ellerindeki delillerin kendisine teslim edilmesini teklifini sunarak kendisini davadan kurtarır.
Ben evine geldiğinde Emily’nin cesediyle karşılaşır. Ardından da kapıya polis gelir. Ben, polis içeri girmeden camdan kaçmayı başarır.
Kaçak durumdaki Ben, silah bulup Arthur’un evine gider. Yüzleşip anlaşmak ister. Ancak Arthur, Emily’yi öldürenin kendisi olmadığını söyler.
Yolda motorlu bir kişi Ben’in karşısına çıkar. Onu etkisiz hale getirip bir kiliseye getirir. Elleri kolları bağlı olan Charlotte’da bu kilisededir. Charlotte’u kalbinden bıçaklayan adamın boynunu kıran Ben, karısını hastaneye götürüp kaçar.
Ben katilin bilgisayarında ulaştığı bilgi ile Charles’ın aslında Arthur için çalıştığını ve kiralık katili tutan kişi olduğunu keşfeder. Onun bulunduğu mekana gider. Polis Charles’ı tutuklamak üzereyken silahını alıp Ben’in başına dayar. Sonrasında ise intihar eder.
Ben, Charlotte’un Emily’nin katili olduğunu öğrenir.

Comment / Yorum:
Çekimleri New Orleans’ta gerçekleştirilen film 11.000.000 dolara mal oldu. Filmin yönetmen koltuğuna ilk yönetmenlik deneyimini yaşayan Shintaro Shimosawa oturdu. Shimosawa, yönetmenlik deneyimi öncesinde çeşitli dizilerde senaristlik deneyimi yaşamıştı.
Filmin senaristleri Simon Boyes ve Adam Mason, yazdıkları vasatı aşamayan senaryoları ile 2. sınıf bir senarist ikilisi.  Ne yazık ki Misconduct / Hesaplaşma’da bu 2. sınıf senaryolardan bir diğeri.
Filmin ses getiren tarafı yaşayan en büyük aktörlerden ikisini ilk kez bir araya getiriyor olması idi. Ancak çok önemli 2 dev aktör, 2.sınıf senaristler, 2. sınıf yönetmen ve başrollerin hakkını veremeyen Josh Duhamel ve Alice Eve gibi 2. sınıf oyuncularla boş yere bir araya getirilmişler gibi gözüküyor.
Senaryoda ciddi sıkıntılar var. Birçok önemli detay muallakta kalmış. Kurguda kopukluklar da mevcut sıkıntılara tuz biber ekmiş. Al Pacino ve Anthony Hopkins’in oynadıkları yardımcı karakterler derinlikleri olmadığı için sabun köpüğü gibi sönüyorlar. Dolayısıyla da ortaya ayakları yere basmayan bir film çıkıyor.

Imdb note: 5.3                             My note: 4.5