Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Şükran Güngör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şükran Güngör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2012 Perşembe

Büyük Adam Küçük Aşk / Big Man, Little Love (2001)

Director / Yönetmen:

Handan İpekçi

Screenplay / Senaryo:

Handan İpekçi

Cast / Kadro :

Şükran Güngör
Dilan Erçetin
Füsun Demirel
Yıldız Kenter
İsmail Hakkı Şen
Sevinç Erol
Adnan Tönel
Yakup Yavru

Subject / Konu:

Evdo, imkansızlıklardan ötürü Hejar'ı akrabalarına bırakıp gider. Evde yaşayan 2 kişi, polis tarafından aranmaktadır. Yan dairede kalan emekli yargıç Rıfat, eşi Neriman'ın ölümünden sonra kendisini yalnız hissetmekte ve huzurevine yerleşmeyi düşünmektedir. Polis apartmana baskın düzenler. Çıkan çatışma sonucu Hejar'ın akrabaları öldürülür. Dolapta saklanan Hejar, evi arayan polise belli etmeden evden çıkar. Rıfat'ın hizmetçisi Sakine, kapının önünde durmakta olan Hejar'ı farkeder ve Rıfat'a haber verir. Rıfat ve Sakine, Hejar'ı içeriye alırlar. Hejar, Kürtçe bilmekte ve Türkçe konuşamamaktadır.
Rıfat, sabah sporuna çıkar. Kendisine ilgi duyan apartman komşusu Müzeyyen'le karşılaşır. Dönüşte birlikte eczaneye uğrarlar. Rıfat, Hejar'ın kolundaki yara için yara bandı alır. Rıfat eve döndüğünde uyanan Hejar, evden gitmek ister. Ancak halen yan dairede nöbette olan polisi görünce korkuya kapılır. Rıfat, Hejar'ı tekrar eve götürür. Rıfat, aynı dili konuşamadıkları için söylediklerini anlayamayan Hejar'a sert davranmaya başlar. Saçında bit bulduğu Hejar'ı yıkayıp temizler. Küçük kızı sürekli Türkçe konuşmaya zorlar.
Rıfat, Hejar'ı yanına alır ve alışverişe çikar. Hejar'a yeni kıyafetler alır.
Müzeyyen, Rıfat'a duyduğu ilgiyi anlatan bir mektup kaleme alır ve Rıfat'ın kapısından içeri atar. Mektupta yazanlara göre Müzeyyen, kalan zamanlarını birlikte yaşamayı teklif etmektedir.
Rıfat, Hejar'la sabah yürüyüşüne çıkar. Müzeyyen'e rastlarlar. Hejar bir kedi yavrusunu kucağına alır. Rıfat, Müzeyyen kendilerine bakmakta olduğu için Hejar'ın kedi yavrusunu yanlarında götürmesini engelleyemez.
Rıfat, acıktığını anladığı Hejar'ı lokantaya götürür. Rıfat, telefon konuşması yaparken; garson, Hejar'a çikolata verir. Rıfat, Hejar'ın çikolatayı çalmış olduğunu düşünür ve Hejar'a vurur. Gerçeği öğrenince yaptığından pişmanlık duyar.
Hejar'ın Kürtçe konuşmasından rahatsızlık duyan Rıfat, daha önce Hejar'ın elbiseleri arasında bulduğu ve defalarca aramasına karşın bir sonuç elde edemediği telefon numarasından Evdo'yu tekrar arar ve yine ulaşamaz. Bunun üzerine Hejar'ı alıp kağıtta yazan adrese götürmeye karar verir. Uzun bir yolculuğun ardından adresin bulunduğu bölgeye gelirler. Rıfat, Hejar'ı bir güvenlik görevlisine emanet edip adreste yazan evi bulmaya gider. Çamurlu yollardan geçer. Ücra gecekonduların arasında aradığı adresi bulur. Rıfat, niye geldiğini Evdo'ya belli etmez. Evdo, Diyarbakır'dan gelip bir tanıdığının evine sığındığını, 5 oğlunu, gelinlerini, torunlarını devlet - terörist çatışmalarında kaybettiğini Rıfat'a anlatır. Evdo, geriye kalan bir kız çocuğunu amcasının kızına emanet ettiğini ve onun kurtulacağını söyler. Durumun çaresizliğini gören Rıfat, Evdo'ya neden geldiğini söylemez. Rıfat ve Hejar eve geri dönerler.
Müzeyyen, Rıfat'ın portresini yapar ve ona doğum günü hediyesi olarak verir.
Rıfat, Hejar'a kötü davranmaktan vazgeçer ve ona sevgi gösterir. Hejar'la anlaşabilmek için Kürtçe bilen Sakine'den kelimeler öğrenir. Hejar'a Türkçe öğretmeye çalışır. Sabah yürüyüşünde karşılaştığı Müzeyyen'e Hejar'ı sahiplenmeye karar verdiğini söyler. Müzeyyen, Rıfat'a bu yaştan sonra çocuk mesuliyeti alamayacağını belirttiği bir mektupla cevap verir.
Hejar'ın nüfus kayıtlarını araştıra Rıfat, annesinin ve babasının öldüğünü öğrendiği küçük kızı nüfusuna geçirmeyi düşünür. Radyo dinlerken Hejar'ı bıraktığı kişilerin öldürüldüğünü öğrenen Evdo, soluğu Hejar'ı bıraktığı evde alır. Mühürlenmiş kapının önünde beklerken dışardan eve dönmekte olan Rıfat ve Hejar'la karşılaşır. Rıfat, Evdo'ya Hejar'ı evlat edinmek istediğini söyler. Evdo, bu durumdan memnun olur. Ancak Hejar, Rıfat'ın tüm dil dökmelerine karşın Evdo'yla gitmek ister. Hejar, kedisini Rıfat'ta bırakmayı ve arasıra ziyarete gelmeyi kabul eder. Evdo ve Hejar, kendilerini pencereden izleyen Rıfat'ın bakışları arasında yola koyulurlar. Hejar, başını çevirip pencereye doğru baktığında kendisine bakan Rıfat'ı görür.

Comment / Yorum:

Handan İpekçi'nin sinemada 2. senaryo ve yönetmenlik deneyimi olan 2001 yapımı Büyük Adam Küçük Aşk, 21 hafta vizyonda kaldı ve 139.450 seyirciye ulaştı. Beğenilen, ödüller kazanan ve Türkiye'nin Oscar adayı olan film, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 26 Aralık 2001'de hazırlanan rapor ve bu raporun ardından Sinema, Video ve Müzik Eserleri Denetleme Kurulu'nun aldığı "tuhaf!" gösterim ve dağıtım yasağı kararıyla gündeme geldi. Bir süre sonra filmin yasağı Danıştay kararıyla kalktı.
Film iyi bir hikayeye sahip. Senaryo da, bazı tuhaflıklarına ve detaylara özen göstermemesine karşın cesur ve ilgi çekici. Katı ve önyargılı emekli yargıç Rıfat'ın küçük Kürt kızı Hejar'a karşı bakış açısıyla toplumun belli kesimlerinin Kürtlere karşı takındığı tavır arasında paralellikler kurulmuş. Ancak Rıfat'ın zamanla değişen tavrı, önyargılarında kırılabileceğine dair mesajlar veriyor.
Polisin baskın düzenleyip silahlı çatışmaya girdiği bir evde arama yaparken küçük kızı bulamaması, komşu Müzeyyen'in fazla cesur ve abartılı mektupları, emekli yargıç Rıfat'ın çok klişe duran gereksiz sertlikleri ve özellikle filmin ilk 30 dakikasında sürekli başa saran iç kıyıcı müzikler; filme dair göze çarpan olumsuz taraflar.
Başta Şükran Güngör ve küçük oyuncu Dilan Özçelik olmak üzere oyunculuklarıyla dikkat çeken film, katıldığı festivallerde oyunculuk dalında bir dolu ödül kazandı. 13. Ankara Film Festivali'nde Dilan Erçetin "Umut veren kadın oyuncu", Füsun Demirel "En iyi yardımcı kadın oyuncu" ve Şükran Güngör "En iyi erkek oyuncu"; 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Dilan Erçetin "Jüri özel ödülü", İsmail Hakkı Şen "En iyi yardımcı erkek oyuncu" ve Füsun Demirel "En iyi yardımcı kadın oyuncu"; 6. Sadri Alışık Ödülleri'nde Şükran Güngör "En iyi erkek oyuncu"; 23. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde Füsun Demirel "En iyi yardımcı kadın oyuncu", İsmail Hakkı Şen "En iyi yardımcı erkek oyuncu" ve Şükran Güngör "En iyi erkek oyuncu" ödüllerini kazandı.
Filmin oyunculuk ödülleri dışında kazandığı diğer ödüller; 22. İstanbul Film Festivali'nde kazanılan "Halk jürisi en iyi film" ödülü, 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde kazanılan "En iyi film" ve "En iyi senaryo" dallarında Altın portakal ödülleri, 26. Kahire Uluslararası Film Festivali'nde kazanılan "En iyi senaryo" ve "En iyi 2. film" ödülleri, 3. Köln Uluslararası Akdeniz Film Festivali'nde kazanılan "En iyi senaryo" ödülü ve 19. Uluslararası Kudüs Film Festivali'nde kazanılan "Onur ödülü".
Büyük Adam Küçük Aşk, özellikle ana dil ve Kürt önyargısına dair net ve zaman zaman keskin mesajlar veren bir film. Cesareti ve oyunculukları için izlenmeye değer bir yapım.

Imdb note : 7.3                              My note : 6

7 Nisan 2012 Cumartesi

Halıcı Kız / The Carpetmaker Girl (1953)

Director / Yönetmen:

Muhsin Ertuğrul

Screenplay / Senaryo:

Mebrure Sami Alevok

Cast / Kadro :

Heyecan Başaran
Agah Hün
Handan Uran
Asuman Korad
Altan Karındaş
Müfit Kiper
Neriman Esen
İbrahim Delideniz
Viktorya Haçikyan
                                                                Mehdi Yeşildeniz
                                                                Kemal Tözem
                                                                Kadri Ögelman
                                                                Münir Özkul
                                                                Sadri Alışık
                                                                Şükran Güngör
                                                                Kamran Yüce
                                                                Ertuğrul Bilda
                                                                Suat Taner
                                                                Suna Pekuysal

Subject / Konu:

Isparta'da bir halı atölyesinde çalışan Gül, halı dokumaktaki maharetiyle ve güzelliğiyle dillere destandır. Patronun oğlu Hasan, Gül'e vurgundur. Ancak patronu, Gül'ü değil ortağı Mehmet'in kızını oğluna gelin olarak almak ister. Kendince bir önlem alan patron, Gül'ün tezgahını evine taşıtır ve böylece Gül'ü atölyeden uzaklaştırmış olur.
Gül'ün annesi, yaşanan bu olayın ardından Gül'ün işini kaybetmesinden korku duyar. Ölüp gitmeden kızının mürüvvetini görmek isteyen yaşlı kadın, Gül'ün oldukça varlıklı bir adam olan İbrahim Efendi ile evlenmesini ister. Ancak Gül'ün gönlü Hasan'dadır.
İş çıkış zamanında atölyeye ip almak için giden Gül, Hasan'ın atölyedeki kızlardan biriyle oynaştığına şahit olur. Gül koşarak kaçar. Hasan, Gül'ün herşeyi öğrendiğini anlar.
Gül'ün evine gelen patronu, Gül'e sırnaşır. Gül tarafından terslenen patron, adamlarına Gül'ün tezgahını almaları için talimat verir. Adamlar, tezgahı alır. Duruma üzülen Gül'ün annesi fenalaşır. Aceleyle doktoru bulmaya giden Gül, doktorun değirmene gittiğini öğrenince; değirmene doğru koşar. Gül, değirmene çabuk ulaşabilmek için yolda rastladığı İbrahim'in kamyonuna biner. Kamyon arızalanıp durunca İbrahim, Gül'e tecavüz etmeye kalkar. O sırada orada avlanmakta olan Hasan, İbrahim'le kavgaya tutuşur. Hasan, İbrahim'i döver ve bir daha Gül'ü rahatsız etmemesi için uyarır. Gül'ü evinin yakınında bırakan Hasan, doktor bulmaya gider. Gül eve vardığında annesinin ölüsüyle karşılaşır.
Yaşadıkları, hakkındaki dedikodular ve artık kimsenin kendisine iş vermemesi canına tak eden Gül, Sevda teyzesiyle birlikte trene atlar ve Eskişehir üzerinden İstanbul'un yolunu tutar. Gittiği yerde erkeklerin ilgisini çeken ve bu yüzden kadınlar tarafından istenmeyen Gül, karısı ölmüş Tahsin Bey'in kızı Ayşe'ye bakıcılık yapmaya başlar. Yeniden evlenmeye hazırlanan Tahsin, kıskançlıklar yüzünden Gül'ün işine son verir.
Gül, zengin bir ailenin evinde hizmetçilik yapmaya başlar. Evin oğlu Erol, genç bir kızı hamile bırakıp kızın intihar etmesine sebep olmuş, işi gücü içip serserilik yapmak olan biridir. Erol, gözüne kestirdiği Gül'ün odasına girer ve genç kıza tecavüze kalkışır. Sarhoş Erol'dan kurtulmayı başaran Gül, evden ayrılır.
Bir çiftlikte hasta bir kadının bakıcılığını yapmaya başlayan Gül, aradığı huzuru ve mutluluğu burada bulduğunu düşünse de; kadının oğlu ve gelini misafirliğe gelince işler değişir. Gelinin kıskançlık krizine girmesi, Gül'ün işinden olmasına neden olur. Çiftlikten ayrılan Gül, ormanlık bir alandan geçerken ayağı burkulunca bir ağaç dibine oturur. Gül, yanına bir adamın geldiğini farkeder. Acaba bu adam da şimdiye kadar karşısına çıkan her erkek gibi bedenini elde etmeye çalışanlardan birisi midir diye düşünür. Adam, yaralı Gül'ü kulübesine götürür ve bir fenalık yapmaz. Gül, adamdan etkilenir. Adam da Gül'den etkilenmiştir. Ancak bir kadına güvenmek onun için kolay değildir. Çünkü Erol'un hamile bıraktığı kız, Erol'la birlikte olabilmek için kendisine ihanet ettiğinde kadınlara güvenini yitirmiş ve dağ başında yaşamaya başlamıştır.
Gül, sevgisine karşılık bulamadığı için gitmeye karar verir. Adam Gül'ün peşinden gider. Vedalaşıp ayrılmak üzerelerken birbirlerine aşklarını ilan ederler. Evlenmeye karar verirler.
Babasının kendisini evlendirmek istediği kızla evlenmekten son anda vazgeçen Hasan, Gül'ü bulmaya çalışır. Gül'ün evleneceği haberini alınca soluğu İstanbul'da alır. Uzaktan Gül'ün ne kadar mesut olduğunu gören Hasan, artık Gül'ü tamamen kaybettiğini anlar.
Çobanın tavsiyesine uyan mutlu çift, insanlardan uzak durmaktan vazgeçerler ve dağ başındaki kulübelerinden ayrılıp şehre inerler.

Comment / Yorum:

Halıcı Kız, Türk sinemasını uzun süre sırtında tek başına taşımış olan Muhsin Ertuğrul'un son filmi. Filmin bir diğer özelliği de ilk renkli Türk filmi olması. Renkli filmlerin ülkemizde 60'ların sonlarıyla yaygınlaştığı düşünülürse; Muhsin Ertuğrul'un yenilikçiliği ve cesaretiyle bu konuda da Türk sinema tarihine adını bir ilk olarak yazdırması, takdire şayan.
Renkli çekildiği için maliyeti oldukça yüksek olan Halıcı Kız (150.000 Lira), aynı zamanda sponsor desteğiyle çekilen ilk Türk filmi olma özelliğini de taşıyor. Buna karşın film, 13 Nisan 1953'te Atlas Sineması'nda gösterime sokuldu ve zarar etti. Bu başarısızlık, özel sektörün sinemadan desteğini çekmesine neden olmuş.
Halıcı Kız, kadın odaklı bir film ve erkeğin kadına bakış açısına eleştirel gözle değinmesi bakımından dikkat çekiyor. Anadolu'nun bir köşesinde ya da İstanbul'da, bir ağa ya da sıradan bir esnaf, okumuş bir zengin çocuğu ya da bir bahçevan, herhangi bir yerde herhangi bir erkeğin kadını cinsel obje olarak görmesi eleştiriliyor. Film, bu yönüyle başarılı olsa da; kopuk senaryo ve abartılı oyunculuklar, ne yazık ki filmi aşağıya doğru çekiyor.
Muhsin Ertuğrul, çoğu filminde olduğu gibi bu filmin oyuncu kadrosunda da ağırlıklı olarak tiyatro oyuncularını tercih etmiş. Başrolde seyrettiğimiz Heyecan Başaran, Türk sinemasının parlayıp kaybolan isimlerinden biri. Kariyerinde sadece 5 sinema filmi olan oyuncu, buna karşın 1952 - 1953 döneminde ardarda 4 filmde önemli roller aldıktan sonra bir daha film çevirmemiş. Daha çok seslendirmelerden tanıdığımız Agah Hün, filmde önemli rollerden birini üstlenmiş. İlerki yıllarda tiyatronun ve sinemanın dev isimleri olacak Münir Özkul, Sadri Alışık, Şükran Güngör ve Suna Pekuysal, filmde çok küçük rollerde yer almış.
İlk renkli film olması nedeniyle özellikle İstanbul çekimlerinde manzara, oldukça cömertçe kullanılmış. Kıyafetlerde de genellikle kırmızı renk tercih edilmiş.
Halıcı Kız, olumsuz yönleri olmasına rağmen birçok yönüyle Türk sinema tarihinde bir.ilk olmayı başarmış, çok değerli bir film.

Imdb note : 7.2                              My note : 5

6 Ocak 2012 Cuma

Nihavend Mucize (1997)

Director / Yönetmen:

Atıf Yılmaz

Screenplay / Senaryo:

Zeynep Avcı

Cast / Kadro :

Türkan Şoray
Haluk Bilginer
Lale Mansur
Beyazıt Öztürk
Şükran Güngör
Tanju Tuncel
Deniz Türkali
Mihrace Yelenkülüğ
Meltem Savcı
                                                               Sabina Sanzio
                                                               Martin Fiyer
                                                               Adnan S. Kantoğlu
                                                               Hüseyin Karşın
                                                               Rezzan Metin

Subject / Konu:

Ortağı Nejat'la birlikte bir film şirketi olan Erol, aradan 25 yıl geçse de trafik kazasında ölen annesini hala unutamamıştır. Annesinin öldüğü kazada arabayı kullanan ve kazadan kurtulmayı başaran babasını annesinin katili olarak görmektedir.
Rüyalarında sevgilisi İris'i gören Erol, her seferinde rüyalasının devamında İris'in annesi Suzan'a dönüşmesiyle şok geçirerek uyanmaktadır. Yine böyle bir rüyanın ardından uyanan Erol, annesini karşısında bulur. İlk başta hala rüyada olduğunu zannetse de; çok geçmeden annesinin öbür taraftan geri geldiğini anlar. Hem ölmüş hem de olması gerekenden çok genç görünen annesini, çevresine teyzesi olarak tanıtır. Suzan, güzelliği ve samimiyetiyle Erol'un çevresindekilerin özellikle de çapkın Nejat'ın dikkatini çekmeyi başarır.
Kocası Asım'a gidip ona gerçekleri anlatan Suzan, Asım'la Erol'un arasını yapmaya çalışır. Erol'un kendisine soğuk davrandığını anlatan İris'e da öğütler verir.
Suzan'la birlikte vakit geçirmeye başlayan Nejat, Erol'u çılgına çevirir. İris, aklını fikrini annesiyle bozan Erol'u terkeder. Varlığının Erol'un hayatını olumsuz etkilediğini farkına varan Suzan, öteki tarafa gitmeye karar verir.
İris'i başka bir erkekle yemek yerken görüp kıskanan Erol, İris'in evine gider ve onu ne kadar sevdiğini söyler. İlk kez annesinin nerede olduğunu ve ne yaptığını umursamayan Erol, İris'le ateşli bir gece yaşar. Sabah İris'le birlikte evine dönen Erol, annesinin gittiğini görünce sevinir.
Nejat'la birlikte uçuş yapan Suzan, Nejat'la vedalaştıktan sonra uçaktan çıkarak semaya doğru yükselir. Kalp krizinden ölmüş olan Asım, Suzan'a katılır ve birlikte uçarlar.

Comment / Yorum:

Atıf Yılmaz'ın 1988 yapımı "Arkadaşım Şeytan" adlı filminden sonra 2. fantastik komedi denemesi olan Nihavend Mucize, Arkadaşım Şeytan gibi başarılı bir iş olamadı. Başta Türkan Şoray olmak üzere önemli isimleri bir araya getiren film, ayakları yere basmayan ve güldürmekten uzak hikayesiyle hayal kırıklığı yaratmanın ötesine geçemiyor.
Oyunculuk performansları vasatın üzerinde de olsa ortada bir senaryo olmadığından; bu performanslar, boşa harcanmış emekler olarak nitelendirilebilir. Oyuncu kadrosunda muhtemelen popülaritesi kullanılmak için oyuncu kadrosuna dahil edilmiş Beyazıt Öztürk haricinde olumsuz eleştiri yapılabilecek bir oyuncu yok. Türkan Şoray, her devrin kadını olduğunu kanıtlar nitelikte bir performansla başarılı bir karakter yaratmış. 1960 yılında sinemaya başlayan birisinin 90'ların 2. yarısında bile hem oyunculuk hemde güzellik bakımından bu kadar formda olması, 40'lı yaşlara gelince sinemadan silinmeye başlayan dünya ve Hollywood yıldızları dikkate alınırsa; eşine pek kolay rastlanamayacak bir başarı hikayesi. 1996 yılında rol aldığı "80. Adım" ve "İstanbul Kanatlarımın Altında" ve 1997 yılında rol aldığı "Masumiyet" filmleriyle giderek tüm dikkatleri üzerine çekmeye başlayan Haluk Bilginer, filmin ana karakteri Erol'u da rolün hakkını vererek canlandırmış. Lale Mansur'un oyunculuk gücünden ziyade cazibesiyle ön planda olduğu ve rolüyle örtüştüğü söylenebilir. Şükran Güngör, pekte büyük sayılmayacak Asım karakterini samimi ve duru oyunculuğuyla yorumlamış ve belki de filmin tek gerçekçi karakterini yaratmayı başarmış.
9 hafta vizyonda kalan film 79.883 seyirciye ulaştı. 11. Adana Altın Koza Film Festivali'nde "En iyi kurgu" dalında Altın Koza ödülü, 34. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi kurgu" ve "En iyi görüntü yönetmeni" dallarında Altın Portakal ödülü kazandı.
Atıf Yılmaz'ın kariyerinin en zayıf filmlerinden biri olan Nihavend Mucize, 1996-1997 yıllarında tekrar şahlanmaya çalışan Türk sinemasının başarısız yapımlarından biri. Bu yüzden filmi izlememiş olanların pekte bir şey kaybettiği söylenemez.

Imdb note : 4                              My note : 3.5