Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Kate Winslet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kate Winslet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2012 Pazar

The Life of David Gale / Ölümle Yaşam Arasında (2003)

Director / Yönetmen:

Alan Parker

Screenplay / Senaryo:

Charles Randolph

Cast / Kadro :

Kevin Spacey
Kate Winslet
Laura Linney
Gabriel Mann
Matt Craven
Rhona Mitra
Leon Rippy
Jim Beaver
Cleo King

Subject / Konu:

David Gale, yakın arkadaşı olarak bilinen Constance Harraway'e tecavüz edip öldürdüğü gerekçesiyle idam cezasına çarptırılır. David, idam cezasının infazına kısa süre kala gazeteci Bitsey Bloom'la para karşılığı görüşmek ister. Bitsey, David'in görüşme teklifini kabul eder ve David'in idamından önceki 3 gün üst üste röportaj yapabilmek için izin alır. Stajyer Zack'le birlikte hapishanenin bulunduğu yere gidip bir motele yerleşirler.
David, röportajın ilk gününde daha önce öğrencisi Berlin'e tecavüz etmekten suçlanıp aklandığı davayı Bitsey'ye tüm detaylarıyla anlatır. Berlin, haksızlığa uğrayıp öğrenim hakkını kaybettiğini düşündüğünden; okuldan ayrıldıktan sonra üniversitedeyken de flört ettiği hocası David'le cinsel ilişkiye girer ve tecavüze uğramış gibi davranır. Eşi, çocuklarını da alarak David'ten ayrılır ve İspanya'ya gider. David aklanmasına karşın hem ailesini kaybeder hem de iş bulamaz hale gelir. Berlin, olayın üzerinden belli bir süre geçtikten sonra David'e neden böyle davrandığını ve özrünü içeren bir kart gönderir.
Bitsey, David'in söylediği gibi gerçekten masum olup olmadığı üzerinde düşünmeye başlar. Yolda bir araba tarafından takip edildiklerini farkeder. David, röportajın devamında Constance'la arasındaki bağı anlatır. Constance, kendisini David'in de mensup olduğu Dead Watch isimli, idamı protesto eden bir gruba adamıştır. Her gerçekleşen idam, Constance'ı biraz daha yıkmaktadır.
Bitsey ve Zack, David'in anlattıklarından zaman zaman peşlerinde görünen kişinin Dead Watch'ta Constance'la çalışan Dusty olduğunu anlarlar.
Bitsey, David'e sadece arkadaşlık ilişkisi olduğunu söylediği Constance'ta nasıl olupta sperminin bulunduğunu sorar. David, Constance ölmeden bir gece önce cinsel ilişkiye girdiklerini ama aralarında arkadaşlıktan öte birşey olmadığını söyler.
Constance'ın öldürülüş anını defalarca izleyen Bitsey, Constance'ın öldürülüş anını başına poşet geçirip bantlayıp, ellerini kelepçeleyerek bire bir tatbik eder ve Constance'ın intihar ettiğine dolayısıyla David'in suçsuz olduğuna kanaat getirir. Constance'ın bu intiharı, hayatını adadığı davasına hizmet edip, David'i haksız bir idama götürüp insanların idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğuna dikkat çekmek için yaptığını düşünür. İdamın gerçekleşeceği gün Bitsey, idamın ardından olayın intihar olduğunu ortaya çıkaracak bir kasetin yayınlanarak olaya dikkat çekileceğini düşündüğü için kasedin elinde bulunduğunu düşündüğü Dusty'nin evine gizlice girer ve tüm kasetleri kontrol etmeye başlar. Kasetlerden birinde Constance'ın gerçekten intihar ettiği görüntüleri gören Bitsey, kaseti yanına alır ve idamın gerçekleştirileceği yere doğru gider. Benzini bitince koşmak zorunda kalan Bitsey, David idam edildikten birkaç dakika sonra idam noktasına varır ve David'i kurtaramaz.
Ortaya çıkan intihar kasedi, kamuoyunda geniş yankı uyandırır ve idama karşı tepkiler çığ gibi yükselir. Dusty, İspanya'ya uçar ve içinde David'in röportaj için aldığı yüklü paranın ve Berlin'in David'e yolladığı, kendisine tecavüz etmediğini kanıtlayan kartın yer aldığı çantayı David'in eski karısının kapısının önüne bırakır. Böylece David'in masumiyeti ve çocuğunun geleceği garanti altına alınmış olur. Bitsey'ye bir kargo gelir. Kargonun içinden çıkan oyuncağı inceleyen Bitsey, oyuncağın içinde bir kaset olduğunu farkeder. Kasette kayıt dışı yazmaktadır. Bitsey kasedi izler ve Constance'ın intihar ettiği sırada David'in de orada olduğunu ve intiharı da idamı da birlikte planladıklarını anlar.

Comment / Yorum:

Yaklaşık 50.000.000 dolara mal olan The Life of David Gale, gişe hasılatına bakıldığında maliyetini çıkaramadı ve başarısız oldu. 1978'de çektiği "Midnight Express / Geceyarısı Ekspresi" adlı filmle Türkiye'de adeta lanetlenen yönetmen Alan Parker'ın 2003 yılında çektiği film, gişedeki başarısızlığının yanında sinema eleştirmenlerince de hak ettiği değeri göremedi.
David Gale rolü önce George Clooney'ye daha sonra da Nicolas Cage'e teklif edildi. 2 oyuncu da teklifi reddedince rol Kevin Spacey'ye gitti. Bitsey Bloom rolü için de ilk tercih Nicole Kidman'dı. Nicole Kidman filmde oynamaktan vazgeçince; rol Kate Winslet'a gitti. Hem Kevin Spacey'nin, hemde Kate Winslet'ın muazzam oyunculuk performanslarına bakınca; iyi ki oyuncu kadrosu böyle oluşmuş demekten kendinizi alamıyorsunuz. Başlarda sıradan bir yan karaktermiş gibi görünen, fakat film ilerledikçe önemi anlaşılan Constance karakterini ustaca canlandıran Laura Linney'nin de hakkını teslim etmek gerek.
Texas Eyaleti özelinde idam karşıtlığını işleyen film, bazen haklılığın ispatı için kurbanlar (ya da gönüllüler) vermenin; insanların uyandırılması ve harekete geçirilmesinde oldukça derinden etkileyici bir yöntem olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor.
The Life of David Gale'i izledikten sonra etkisinden uzun süre kurtulamayacağınız gibi böyle bir filmin nasıl olupta popüler olamadığına da şaşıracaksınız. Özellikle sürpriz finaliyle seyirciyi hayretler içersinde bırakmayı başaran film, her yönüyle başyapıt tanımlamasını hak eden bir yapım.

Imdb note : 7.3                              My note : 9.5

5 Ocak 2012 Perşembe

Carnage / Acımasız Tanrı (2011)

Director / Yönetmen:

Roman Polanski

Screenplay / Senaryo:

Yasmin Reza
Roman Polanski

Play / Oyun:

Yasmin Reza (from "Le Dieu Du Carnage")

Cast / Kadro :

Jodie Foster
Kate Winslet
Christopher Waltz
John C. Reilly
                                                             Elvis Polanski
                                                             Eliot Berger

Subject / Konu:

11 yaşlarındaki Ethan ve Zachary'nin parktaki kavgası, Zachary'nin bir sopayla vurduğu Ethan'ın 2 dişini kırmasıyla sonuçlanır. Çocukların aileleri medeni şekilde bir araya gelip olayı tatlıya bağlamaya karar verir. Zachary'nin anne ve babası Nancy ve Alan, Ethan'ın annesi ve babası Penelope ve Michael'i evlerinde ziyaret eder.
Son derece nazikçe başlayan görüşme zaman zaman hararetlenir. Çıkan tartışmaların ardından Nancy ve Alan birkaç kez gitmeye yeltense de; kendilerini tartışmaktan bir türlü alamamaları oturma odasına tekrar geri dönmelerine neden olur.
Alan'ın sürekli çalan ve olayla ilgili konuşmanın kesilmesini sağlayan cep telefonu, Penelope'nin Nancy'nin midesinin bozulmasına neden olan tuhaf tatlısı, Michael'ın hamsterlarını dışarıya saldığını söyleyip Nancy tarafından eleştirilmesi, Nancy'nin Penelope'nin çok değer verdiği dergilerinin üzerine kusması, Penelope'nin Nancy'nin kusmasını tepkiyle karşılayışı, Michael'ın Penelope'yi kızdırıp aralarındaki sorunları açık etmesi; olayın 2 çocuğun basit kavgasının ele alınışından farklı bir boyuta taşınmasına neden olur.
Sarhoş olan Nancy, sürekli çalmasına katlanamadığı Alan'ın cep telefonunu alıp vazonun içine atar. Alan'ın işine bağımlı ve duyarsız tavrını yargılar. Michael, Penelope'yi kışkırtmaya devam eder. 2 çift birbirleriyle dalaşmaya da devam eder. Nancy tekrar gitmeye yeltendiği sırada Alan'ın cep telefonu yeniden çalar.

Comment / Yorum:

Roman Polanski'nin Fransız oyun yazarı Yasmin Reza ile birlikte yazarın "Le Dieu Du Carnage (Vahşet Tanrısı)" adlı tiyatro oyunundan uyarlayarak senaryosunu yazdığı Carnage, New York'ta geçen bir hikaye olmasına karşın Roman Polanski'nin Amerika'ya giriş yasağından dolayı Fransa'da çekilmiş.
Yaklaşık 25.000.000 dolara mal olan film, önemli oyuncuları bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor. Tiyatro oyunu uyarlaması olması ve filmin büyük bölümünün tek mekanda geçiyor olması nedeniyle filmin süresi kısa tutulmuş. Ancak filmin 79 dakikalık süresi bile daha en başından nereye gideceği belli olan, sürekli kendini tekrarlayan ve izlemeye başladıktan kısa süre sonra sıkıcı bir hal alan film için yetipte artan bir süre.
Her ne kadar oyunculuk performansları tatmin edici düzeyde de olsa; sinemaya pek uyum sağlayamamış gibi görünen bu kara-komedi türündeki oyun uyarlaması, beklentileri karşılayabilecek seviyede değil. Elbette Le Dieu Du Carnage'ın sinemaya uyarlanmaya ne kadar müsait olduğunu da tartışmak gerekir. Büyük bölümü tek mekanda geçen ve düşük tempoda seyreden bir oyun uyarlaması, iyi oyuncuları bir araya getirmeyi başarsa da sıkıcılığın hakim olmasıyla başarısız olmaktan kurtulamıyor.
Venedik Film Festivali'nde "Küçük Altın Aslan" ve Boston Film Eleştirmenleri Topluluğu'nun verdiği "En iyi oyuncu kadrosu" ödüllerini kazanan film, zaten 3'ü önceden Oscar kazanmayı başarmış 4 başrol oyuncusunun performanslarından ötürü başka ödüller de kazanabilir.
Carnage, önemli oyuncuların oyunculuk performanslarını görmek için izlenebilecek ve tiyatro uyarlamalarına meraklı olanların sevebileceği bir film olsa da kuvvetle muhtemel izlerken ve izledikten sonra sıkıcılığıyla vurgulanacak bir yapım.

Imdb note : 7.6                            My note : 4.5

26 Şubat 2011 Cumartesi

Eternal Sunshine of the Spotless Mind / Sil Baştan (2004)

 

Director / Yönetmen:

Michel Gondry

Screenplay / Senaryo:

Charlie Kaufman

Story / Hikaye:

Charlie Kaufman
Michel Gondry
Pierre Bismuth

Cast / Kadro :


Jim Carrey
Kate Winslet
Kirsten Dunst
Mark Ruffalo
Elijah Wood
Tom Wilkinson




Joel Barish içine kapanık biridir.Bir gün kardeşi ve kardeşinin eşiyle ufak bir gezintiye çıkar.Kumsalda Clementine Kruczynski ile tanışır.Birbirlerini daha tam anlamıyla tanımadan aşık olmuşlardır.Zamanla aralarında problemler doğmaya başlar.Sürekli tartışmaya başlarlar.Kavgalarının dozajı giderek artar.Çünkü Clementine,Joel'in aksine dışa açık tipte biridir.Düşünme stilleri de farklıdır;Joel düşünürken mantığını kullanmayı tercih ederken,Clementine içgüdüleri doğrultusunda hareket eder.Bu temel farklılıklar iki sevgilinin ayrılmasına neden olur.Joel,bir süre önce ayrıldıkları Clementinen yaşadıkları herşeyi unutabilmek ve tüm anılarını sildirmek için Lacuna isimli klinikte Doktor Howard Mierzwiak tarafından tuhaf ve yasadışı bir yolla operasyon geçirdiğini öğrenir.Bu operasyon,unutmak istediğiniz kişiye dair tüm anıları beyinden teker teker silen bir yöntemdir.Joel,bu durumu kendine yediremez ve aynı işlemi yaptırıp Clementine'ı aklından sildirmeye karar verir ve Lacuna kliniğine gider.Klinik,yasadışı işlem yaptığı için büyük bir gizlilik çerçevesinde ve geçmişe dair hatırlatıcı olabilecek tüm hediye,fotoğraf,not,eşya vb.tüm materyalleri hastalarından teslim almak prensibiyle çalışmaktadır.Operasyona başlanır.Doktor Howard,hafıza silme işlemi normal seyrinde göründüğünden;operasyonu yardımcılarına bırakır ve gider.Hatıralar silinmeye başladıkça;bir çeşit uyku halinde olan Joel,Clementine'ı hala sevdiğini ve unutmak istemediğini anlar.Direnç göstermeye başlar.Hatıralar tek tek yok oldukça Joel,Clementine'ı zihnindeki farklı hatıralarda gizlemeye çalışır.Tüm bunlar yaşanırken Joel;hafıza silme işlemini gerçekleştirenlerden Patrick'in,Clementine'ın kişisel özelliklerini öğrenip onunla birlikte olmaya çalıştığını öğrenir.Hafıza silme işlemini yapan diğer kişi Stan ise Doktor Howard ile yasak ilişki yaşadıktan sonra hafızasını sildiren Mary ile bir ilişki yaşamaktadır.Joel'in hafıza silme işlemine karşı direnç gösterdiği farkedilir farkedilmez Doktor Howard geri çağrılır.Doktor Howard,hatıraları teker teker silmey başarsada;Mary kendisininde hafızası silinmiş kişilerden biri olduğunu öğrenir.Operasyonu geçirmiş her kişiye ait,operasyondan önce doldurulan ve neden hafızasını sildirdiğini anlatan ses kayıtlarını ve teslim edilmiş tüm materyalleri sahiplerine geri gönderir.Bunlar arasında önce sevgili olduklarını,sonra ayrılıp birbirlerini unutmak için hafızalarını sildirdiklerini öğrenen Joel ve Clementine'de vardır.

Subject / Konu:



Comment / Yorum:

Dile kolay,katıldığı festivallerde tam 38 ödül ve 50 adaylık kazanmış bir film.Ödül ve adaylıklar;senaryo ve en iyi kadın oyuncu ağırlıklı.Kate Winslet filmdeki performansıyla 5 ödül,aralarında Altın Küre,Bafta ve Oscar adaylığıda dahil 7 adaylık yanısıra Premiere Magazine dergisince yayınlanan "tüm zamanların en iyi 100 performansı" listesinde 81. sırada yer almayıda başardı.Charlie Kaufman'ın inanılmaz senaryosu ise aralarında Oscar ve Bafta'da olan 16 ödülün yanında 3'te adaylık kazanmayı başardı.Bu da filmin en kuvvetli tarafının senaryosu olduğunu kanıtlar nitelikte.Kariyerinin büyük bölümünü gereksiz komedi filmlerinde harcayan Jim Carrey için "Truman Show" ve "The Majestic" filmlerinden sonra oyunculuk gücünü tam anlamıyla sergileme şansı bulduğu ve kusursuz performansıyla bu şansı çok iyi değerlendirdiği bir film.(Her ne kadar bu filmden sonra gereksiz komedilere devam etse de).
Film,ismini Alexander Pope'un "Eloisa to Abelard" şiirinin bir dizesinden almış.Belki de gelecekte mümkün olacak bilimsel bir fikri aşkla harmanlayan nevi şahsına münhasır bir başyapıt.Gelecekte 2000'li yılların en iyileri anıldığında adı mutlaka geçecektir.

Imdb note : 8.5                          My note : 9