Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2017 Cumartesi

The Invention of Lying / Yalanın İcadı (2009)

Director / Yönetmen:
Ricky Gervais
Matthew Robinson

Screenplay / Senaryo:
Ricky Gervais
Matthew Robinson

Cast / Kadro:
Ricky Gervais
Jennifer Garner
Jonah Hill
Louis C. K.
Jeffrey Tambor
Fionnula Flanagan
Rob Lowe
Tina Fey
Philip Seymour Hoffman
Edward Norton
Jason Bateman

Subject / Konu:
Hikaye, insanların yalan söyleme kabiliyetleri olmayan bir yerde geçer. Herkes sadece dürüst şekilde düşüncelerini söyler. Bu durum ortaya zaman zaman sert sonuçlar çıkarabilir.
Sıradan bir adam olan Mark Bellison, tarihin ilk yalanını söyleyince talihi birden bire değişecektir.
Mark, Anna ile ilk randevusuna gider. Anna, Mark’ı çekici bulmaz. Üstelik işten kovulmak üzere oluşu ve maddi durumunun iyi olmaması da diğer olumsuz etkenlerdir. Yemeğe çıkarlar. Anna, ertesi gün Mark’a e-posta gönderip aralarında seviye farkı olduğunu belirtir.
İşten atılan Mark, kirayı ödeyecek parası olmadığı için ev sahibi tarafından evden çıkartılmak istenir. Bankadan son kalan parasını çekmeye gittiğinde sistem hatası olduğu için görevli hesabından ne kadar para çekmek istediğini sorar. İşte o an Mark, ilk yalanı icat eder ve hesabında 300 dolar olmasına karşın 800 dolar olduğunu söyleyip tüm parayı çekmek ister. Görevli Mark’a inanıp 800 dolar öder. Kirasını öder ve evden çıkmak zorunda kalmaz.
Her söylediği yalana insanların kayıtsız şartsız inanması, harekete geçmesine neden olur. Çeşitli denemeler yaptıktan sonra kumarhaneye gider ve yalanlarıyla ciddi miktarda para kazanır.
Mutsuz olduğu için sürekli intihar etmeye çalışan ama her seferinde başarısız olan komşusu Frank’i intihar fikrinden vazgeçirir. İnsanları söylediği yalanlarla mutlu etmeye başlar.
Anna ile yeni bir buluşma ayarlar. İşini geri alır. Ancak Anna, fiziksel özellikleri nedeniyle kendisiyle birlikte olmak istemediğini söyler. Bu esnada çalan telefonundan annesinin yoğun bakımda olduğunu öğrenir. Halbuki ertesi gün onu huzurevinden çıkartıp bir malikaneye yerleştirmeyi planlamaktadır. Ancak annesi o gece ölür.
Ölmeden önce annesinin huzur içinde ölmesi için söyledikleri yalanlar doktor ve hemşireler tarafından duyulur. Ölümden sonrası ile ilgili bir şeyler bilen ilk insan olması nedeniyle insanlar tarafından bildiklerini anlatmaya zorlanır.
Göklerde bir adam olduğunu, tüm iyi ve kötü şeylerin ondan geldiğini, insanlar eğer yaşarlarken iyi şeyler yapmışlarsa öldüklerinde mükemmel bir yere gideceklerini söyler. İnsanlar, Mark’ın sözlerine göre hayatlarını şekillendirmeye başlar.
Anna ise genetik nedenlerden ötürü yakınlaştığı Mark’la birlikte olmak istemez ve Mark’ın en büyük rakibi Brad ile evlenmeye karar verir. Ancak nikah günü hislerini dinler ve evlilikten vazgeçer. Mark, yalan söyleyebildiğini itiraf eder.

Comment / Yorum:
Ricky Gervais’in Matthew Robinson’la senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda başrolünde yer aldığı 2009 yapımı  The Invention of Lying / Yalanın İcadı, yaklaşık 18.500.000 dolar bütçe ile Massachusetts’te çekildi.
Filmin uyumlu oyuncu kadrosu yanında önemli konuk oyuncuları da dikkat çekiyor. Gervais’e filmde Jennifer Garner, Jonah Hill ve Tina Fey gibi tanınan oyuncular eşlik ediyor. Philip Seymour Hoffman, Edward Norton ve Jason Bateman gibi önemli isimleri ise filmde konuk oyuncu olarak izliyoruz. Oyunculuklar tatmin edici düzeyde.
İlginç bir fantastik komedi örneği olan film, alt metinlerinde ciddi dini göndermelere sahip. Ancak ilgi çekici fantastik komedinin filmin devamında romantik komedi türüne doğru evrilmesi, filmin orjinalliğine darbe vurmuş.
Çok daha iyi işlenebilecek başarılı bir hikayenin dinamik başlayıp sıradanlaşan bir senaryo ile vasat şekilde kullanıldığı söylenebilir. Huzurevi için kullanılan “Umutsuz yaşlı insanlar için hüzünlü bir yer” gibi tabirler ise oldukça başarılıydı.
The Invention of Lying, seyri oldukça keyifli ve akılda kalıcı bir film. Ancak daha iyi işlense bir fantastik komedi başyapıtı da çıkabilirmiş. 

Imdb note: 6.4                             My note: 6


20 Aralık 2014 Cumartesi

Orphan / Evdeki Düşman (2009)

Director / Yönetmen:
Jaume Collet – Serra

Screenplay / Senaryo:
David Johnson

Story / Hikaye:
Alex Mace

Cast / Kadro:
Vera Farmiga
Peter Sarsgaard
Isabelle Fuhrman
Jimmy Bennett
Aryana Engineer
CCH Pounder
Margo Martindale
                                                             Karel Roden
                                                             Rosemary Dunsmore
                                                             Jamie Young
                                                             Lorry Ayers
                                                             Brendan Wall
                                                             Genelle Williams
                                                             Mustafa Abdelkarim
                                                             Landon Norris

Subject / Konu:
Kate ve John'un iki çocuğu vardır: Daniel ve işitme engelli kız kardeşi Max. Kate, üçüncü çocuğuna hamiledir. Doğum için geldiği hastanede bebeğinin ölümüyle sarsılır ve depresyona girer. Bunun üzerine John ile birlikte bir çocuk evlat edinmeye karar verirler. Yetimhaneye giderler. Yetimhanede tanıştıkları ve gözlerine son derece sevimli, yetenekli ve olgun görünen Esther'ı evlat edinirler. Oldukça zeki bir kız olan Esther, aslında psikolojik sorunları olan bir kızdır. Esther, sorunlarını kimseye sezdirmese de; Kate, bazı hareketlerinden şüphe duyar.
Esther, okulda sürekli kendisiyle dalga geçen arkadaşını parkta iter ve kolunun kırılmasına neden olur. Bu yaşananları Max görür ve annesine anlatır. Esther kaza oldu dese de, Kate bu konuyu ve şüphelerini konuşmak için yetimhanede görevli olan rahibeyi evine davet eder. Rahibe, geçmişte yaşanan ve kaza olarak hatırlanan tüm olaylarda Esther'in bulunduğunu hatırlar ve onun geçmişini araştıracağını söyleyerek oradan ayrılır. Tüm bu konuşmaları duyan Esther, rahibeyi öldürmek ister. Kız kardeşi, Max'e durumu anlatır. Henüz oldukça küçük olan Max ona yardım eder. Rahibe arabasına binip yola koyulur. Esther küçük kardeşi Max'i yola iter. Rahibe Max'e çarpmamak için direksiyonu çevirir ve hakimiyetini kaybederek bir ağaca çarpar. Hemen arabadan iner ve Max'in yanına gider. Elinde bir baltayla gelen Esther, rahibenin kafasına baltayla vurur. Max ile rahibeyi yoldan alırlar. Esther rahibenin kafasına birkaç darbe daha vurur ve oradan uzaklaşırlar. Esther, oldukça korkan Max'i yaşananları kimseye anlatmaması için uyarır. Cinayet sırasında üzerinde bulunan elbiseleri, Max ile birlikte ağaç eve saklarlar. Esther yaşananları gördüğünden şüphelendiği Daniel'i bıçakla tehdit eder. Max ve abisi Daniel tehditlere boyun eğerler ve susarlar.
Rahibenin öldürüldüğü ortaya çıkar. Kate'in şüphesi artar. Esther'ın bir psikolog ile görüşmesini ister. Eşi John, bu şüphelerinin yersiz olduğunu iddia etse de; Kate, Esther'in psikologla görüşmesini sağlar. Oldukça zeki olan Esther, psikoloğu sağlıklı olduğuna inandırır. Yine de Kate'in şüpheleri dinmez.
Daniel, Max’ten Esther'in cinayet sırasında giydiği elbiseleri ağaç evde sakladığını öğrenip elbiseleri almak için ağaç eve gider. Daniel'den önce davranan Esther, elbiselerle beraber ağaç evi de yakar. Yanan evde kalan Daniel kurtulmak için çabalar. Aşağıya düşer ve yaralanır. Daniel'ın ölmediğini fark eden Esther, kafasını ezmek için bir taş alır. Daniel'in kafasını taşla ezeceği sırada Max gelip Esther'i iter. Kate evin yandığını görüp ağaç eve doğru koşar. Hastaneye kaldırılan Daniel'in durumu ağırdır. Onu öldürmekte kararlı olan Esther, Daniel'ın odasına girip onu yastıkla boğmaya çalışır. Daniel'ın öldüğünü düşünerek odadan ayrılır. Max, Esther'in Daniel'ı öldürmeye çalıştığını anlar. Hemen annesinin yanına koşarak durumu anlatır. Daniel'ın kalp krizi geçirdiği söylenir. Kate, oğlunun durumundan ötürü sinir krizi geçirir ve Esther'e tokat atar. John, tüm yaşananlara rağmen Esther'e güvenini sürdürür.
İğneyle uyuşturulan Kate, hastanede kalır. Max, John ve Esther eve giderler. John çok üzgündür ve o gece kendini alkole verir. Kendinden geçer. Esther, Kate'in elbisesini kesip giyer ve John'un yanına gider. John'a aşık olduğunu söyler ve ona yakınlaşmaya çalışır. John ise bu duruma sinirlenir ve onu kendisinden uzaklaştırır.Esther sinirlenerek odasına çıkar. Her yeri kırar döker. John bir süre sonra Esther'in odasına gider. Oda dağınıktır ve Esther odada yoktur.
Kate'e akıl hastanesinden bir telefon gelir. Arayan kişi, Esther’in aslında bir çocuk olmadığını, hormon bozukluğundan dolayı yaşından küçük göründüğünü anlatır. Esther aslında 33 yaşındadır ve daha önce 7 kişiyi öldürmüş bir katildir. Arayan kişi, Esther'i hemen evlerinden uzaklaştırmalarını ve polisi aramalarını söyler.
Kate hemen eve doğru yola koyulur. John'u defalarca arar fakat ona ulaşamaz. Polisi arayarak durumu bildirir. Fakat artık herşey için geçtir. Çünkü Esther, kendisini reddeden John'u defalarca bıçaklayarak öldürmüştür. Yaşananları gören Max, çok korkar ve saklanır. Esther, Max'i aradığı sırada Kate eve gelir. Esther, kocasını ölmüş halde bulan Kate'i omzundan silahla vurup yaralar. Kate kurtulmaya çalışır ve saklanır. Öte yandan da Max'i bulup kurtarmaya çalışmaktadır. Kate, Max'i bulur. Evden kaçarlarken Esther, bıçakla Kate'i öldürmeye çalışır. Silah ise Max'in eline geçer. Esther'i öldürmek isteyen Max, silahı Esther'e doğrultur fakat isabet ettiremez. Kurşun, Esther ve Kate'in boğuştuğu buzula isabet eder. Buzul kırılır ve suya düşerler. Kısa bir boğuşmanın ardından Kate kurtulur.Esther ise suda boğularak ölür.

Comment / Yorum:
Gerilim ve gizemi harmanlayan 2009 yapımı “Orphan / Evdeki Düşman”, Katalan yönetmen Jaume Collet – Serra’nın 3. uzun metrajlı filmi olur. Filmin senaryosu, Alex Mace’in bir hikayesini senaryolaştırarak ilk senaryosuna imza atan David Johnson’a ait. Filmin çekimleri, Kanada’nın Toronto ve Montreal şehirleriyle, Port Hope beldesinde yapıldı. Film, sadece Amerika genelinde 41.573.540 dolar hasılat elde etmeyi başardı.
Vera Farmiga ve Peter Sarsgaard gibi Hollywood’un tanınan isimlerinin yer aldığı filmde özellikle Isabelle Fuhrman, üstün oyunculuk performansıyla göz dolduruyor. Orphan, özgün ve sürükleyici bir senaryoya sahip. Gerilim türünden hoşlananların keyifle izleyebileceği bir yapım.

Imdb note: 7                             My note: 7.5

12 Aralık 2013 Perşembe

Everybody's Fine / Herkesin Keyfi Yerinde (2009)

Director / Yönetmen:
Kirk Jones

Screenplay / Senaryo:
Kirk Jones

Cast / Kadro:
Robert Deniro
Drew Barrymore
Kate Beckinsale
Sam Rockwell
Melissa Leo
Lucian Maisel
Damian Young
James Frain
Katherine Moennig
James Murtaugh
                                                             Brendan Sexton III
                                                             Kene Holliday
                                                             Lily Sheen
                                                             Chandler Frantz
                                                             Mackenzie Milone
                                                             Seamus Davey – Fitzpatrick
                                                             Austin Lysy
                                                             Ej Carroll
                                                             Lou Carbonneau
                                                             Mandell Butler
                                                             Caroline Clay
                                                             Katy Grenfell
                                                             Lynn Cohen
                                                             Jayne Houdyshell

Subject / Konu:
Yeni emekli olan Frank, bahçe işleriyle uğraştıktan sonra hafta sonu çeşitli yerlerden kendisini ziyarete gelecek çocuklarını ağırlamak için alışverişe çıkar. Çocukları teker teker arayıp ya da telesekretere mesaj bırakıp gelemeyeceklerini söyleyince karısının cenazesinden beri göremediği çocuklarını görme şansı bir başka bahara kalır.
Muayene olan Frank, yıllarca pvc kaplama işinde çalıştığından akciğerlerinin durumu kötüdür. Bu yüzden doktoru uçmasına ve ülkenin diğer ucuna yolculuk etmesine karşı çıkar. Ancak çocuklarını ziyaret etmek isteyen Frank, otobüs ve tren yolculukları yaparak tek tek çocuklarını görmeye karar verir ve yola çıkar.
İlk olarak ressam olan oğlu David’i görmek için New York’a gider. David’i evde bulamayınca geceyi bir lokantada geçirir. Tekrar David’in evine gider. Ama David yine eve yoktur. Frank bunun üzerine önceden hazırladığı mektubu kapının altından evin içine atar ve yolculuğuna kaldığı yerden devam eder.
Frank’in David’e ulaşamama nedeni David’in Meksika’da tutuklanmış olmasıdır. Çocukları bu haberi kendisine vermemiştir.
Otobüs yolculuğunun ardından Chicago’ya varan Frank, kızı Amy’nin evine gider. Kendisini torunu Jack karşılar. Geceyi Amy, damadı Jeff ve Jack’le geçiren Frank, Amy’nin meşgul bir hafta geçireceklerini söylemesi üzerine yolculuğuna devam etmeye karar verir. Jeff’in evde kalmadığını farkına varır. Amy’nin reklam ajansında birkaç saat geçirdikten sonra Amy’ye yazdığı mektubu verir ve Denver’a Robert‘ı görmek üzere yola çıkar.
Denver’a varan Frank, provalar esnasında konser salonuna gider. Bir orkestra şefi olduğunu sandığı Robert’ın aslında orkestrada perküsyon çaldığını görür. Robert, ertesi gün Avrupa’ya gideceğini söyleyip birlikte zaman geçirmek isteyen Frank’i başından savar. Frank gitmeden Robert’ın perküsyonuna kendisi için yazdığı mektubu bırakır. Konser salonunda Robert’la vedalaşan Frank, yolculuğuna devam eder.
Frank, dansçılık yapan kızı Rosie’yi görmek üzere Las Vegas’a doğru yola çıkar. Saat farkından dolayı otobüsünü kaçırınca bir kamyona atlar ve gece trenine binmek için tren istasyonuna gider. Para verdiği bir serseri cüzdanını almaya kalkışır. Frank cüzdanını kaptırmaz ama serseri yere düşen ilaçlarını parçalar. İlaç kırıntılarını toplayan Frank, Las Vegas’a varır. Rosie kendisini bir limuzinle karşılar ve oldukça konforlu olan evine götürür. Ancak Frank şans eseri, evin aslında Rosie’ye ait olmadığını, komşusunun getirdiği bebeğin de aslında Rosie’nin bebeği olduğunu farkına varır. Ertesi gün eve geri dönmeye karar verir. İlaçları da olmadığından hiç tercih etmediği uçakla yolculuk yapmaya karar verir. Kendisini havaalanına kadar getiren Rosie’ye de yazdığı mektubu verir ve uçağa biner.
Amy, Robert ve Rosie, David’in durumunu Frank’ten gizlemeye devam eder. Meksika’ya giden Amy, David’in uyuşturucu satın alırken yakalandığını, telaşla bütün uyuşturucuyu yuttuğunu ve hastanede olduğunu öğrenir.
Frank, uçakta fenalaşır. Hastane odasında gözlerini açtığında Amy’yi karşısında bulur. Çok geçmeden Robert ve Rosie’de içeriye gelirler. Frank, bir kalp krizi geçirmiştir. Çocuklarına her şeyin farkında olduğunu söyler ve David’e ne olduğunu anlatmalarını ister. Çocukları bunun üzerine David’in Meksika’da yüksek dozda uyuşturucu kullanımından öldüğünü söylemek zorunda kalır.
Karısının mezarına giden Frank, çocuklarının tatillerde kendisini ziyaret etmeye söz verdiğini söyler. New York’a vitrinde gördüğü David’in tablosunu satın almak için tekrar gider. Ama tablonun satıldığını öğrenir. Galerideki kız Frank’in David’in babası olduğunu anlayınca depoyu araştırır ve David’in başka bir tablosunu bulur. David’in bu tablosunda resmettiği babasının pvc kapladığı, telefon direkleri arasındaki kablolardır.
Frank, yılbaşı için alışveriş yapar. Tüm ailesi evine gelir. Frank, misafirlerine hindi pişirir.

Comment / Yorum:
Giuseppe Tornatore’nin 1990 yapımı “Stanno Tutti Bene / Herkesin Keyfi Yerinde” filminin yeniden çevrimi olan Everybody’s Fine / Herkesin Keyfi Yerinde, Kirk Jones tarafından yazılıp yönetilir. Yaklaşık 21.000.000 dolara mal olan film Amerika genelinde 8.855.646 dolar hasılat elde eder ve gişede başarısız olur.
Orijinal filmde Marcello Mastroianni’nin canlandırdığı baba karakterini Robert Deniro canlandırır ve başarılı bir performans sergiler. Robert rolü için oyuncu seçmelerine katılan Bradley Cooper, rolü Sam Rockwell’e kaptırır. Oyuncu kadrosunda Drew Barrymore ve Kate Beckinsale gibi Hollywood’un popüler aktristleri de yer alır.
Bir babanın çocuklarının durumlarını görebilmek için yaptığı yolculuğu konu alan Everybody’s Fine, duygusal bir yapım. Tür olarak “aile filmi” kategorisinde gösterilebilir. Ayrıca arka planda kalmasına rağmen “yol filmi” özellikleri de taşımakta.
Everybody’s Fine, son yıllarda bir hayli projde yer aldığı için seçicilik konusunda hatalar yapan ve bazı başarısız yapımlarda rol alan Robert Deniro’nun başarılı seçimlerinden biri. Film, her ne kadar gişede başarısız olmuş olsa da başta Robert Deniro’nun performansı olmak üzere çoğu yönüyle iyi olarak değerlendirilebilecek bir yapım.


Imdb note: 7.1                               My note: 7.5

5 Ekim 2011 Çarşamba

Deli Deli Olma (2009)

Director / Yönetmen:

Murat Saraçoğlu

Screenplay / Senaryo:

Hazel Sevim Ünsal

Cast / Kadro :

Tarık Akan
Şerif Sezer
Levent Tülek
Zuhal Topal
Korel Cezayirli
Cemile Nihan Turan
Ozan Erdoğan
Yeşim Ceren Bozoğlu
Barış Üregül
                                                              Deniz Arna

Subject / Konu:

Malakanlar, 93 harbi sonrasında Çar yüzünden memleketlerinden göç etmek zorunda kalmıştır. Mişka, çocukluk yıllarında Rusya'dan Kars'a göçmüş bir Malakandır. Mişka, Rus kültürüyle yetiştiği için köyde yaşayan diğer insanlardan farklıdır. Yaşlanmış, yalnız ve fakir Mişka, farklı olmasına rağmen köy ahalisince sevip sayılmaktadır. Köyde Mişka'dan tek nefret eden, huysuz ve dediğim dedik Popuç'tur. Popuç, köydeki tek bakkal dükkanını işleten oğlu Şemistan, gelini Figan ve torunlarıyla beraber yaşamaktadır. Ailesinin sürekli Mişka'ya yardımcı olması, Popuç'u çıldırtmaktadır.
Şemistan, saz aşıklarının atışmalarına katılmakta ve genelde başarısız olmaktadır. Şemistan'ın kızı Alma ise müziğe oldukça yatkın bir kızdır. Alma'nın müziğe karşı yeteneği olduğunu keşfeden öğretmeni Metin, Alma'yı müziğe yönlendirmeye çalışır. Ailesi de Alma'ya bu konuda destek verir.
Mişka'yı tanıdıkça onu candan şekilde seven Alma, büyükannesi Popuç'un engellemelerine karşın; Mişka'nın evine gidip gelir. Alma, Mişka'nın evindeki piyanoyla müziğe iyice ısınır.
Mişka, evinde bağlı olan ve yıllardır çalmayan telefonun bir gün çalacağı ve akrabasının kendisini arayacağı umuduyla yaşamaktadır.
Popuç, işkence etmek istediği Mişka'nın bakkala olan borçlarını ödemesinde diretir. Verecek birşeyi olmayan Mişka, borcuna karşılık piyanosunu verir. Ama huysuz Popuç, piyanoyu kısa sürede evden gönderir. Piyano, köyde borçluların borçlarına karşılık adres değiştirip durur.
Hasta yatağında yatan Mişka'nın telefonu birgün çalar. Mişka telefona bakamaz. Telefonu cevaplayan Alma, Mişka'nın son umudunu yok etmek istemediğinden; arayanın Mişka'nın akrabası olduğunu söyler. Mişka huzur bulur.
Alma, öğretmeni Metin sayesinde konservatuar sınavlarına girmeye hazırlanırken; iyice hastalanmış olan Mişka, ölümle pençeleşmektedir. Mişka'nın ölüm döşeğinde olması, Popuç'u biraz olsun yumuşatır. Geçmişi anımsamaya başlar. Gençlik yıllarında birbirlerine deli gibi aşık olduklarını, tüm engellere rağmen birlikte kaçmaya karar verdiklerini ve Mişka'nın kaçacakları gece gelmeyip kendini yüzüstü bıraktığını hatırlar.
Alma, umutlarının peşinden konservatuar sınavına gider. Mişka'da kendisine bakan Popuç'a kaçacakları gece neden gelemediğini yani koca bir ömür neden ayrı kaldıklarını anlatır...

Comment / Yorum:

Deli deli olma, tarihimizin pekte bilinmeyen bir parçası olan Malakanları tanımamızı sağlayan, yıllar sonra Tarık Akan'la Şerif Sezer'i bir araya getiren bir yapım. Çekimleri 5 hafta süren film, Kars'ta çekildi. Film, yönetmen Murat Saraçoğlu'nun 3. uzun metrajlı filmi.
Filmin hikayesi ilgi çekici. Senaryoda ise seyirciyi tam anlamıyla tatmin etmeyen bazı boşluklar var. Mesela Mişka'nın Popuç'u neden yüzüstü bıraktığı; çok basitçe ve kısa anlatılmış. Oyunuc seçimi ve oyuncu performansları gayet başarılı.
Filmin müziklerini yapan Mehmet Erdem ve Özgür Akgül, 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi müzik" ödülünü kazandı. Filmin kazandığı diğer ödül; Levent Tülek'in 15. Sadri Alışık Ödülleri'nde kazandığı "En iyi yardımcı erkek oyuncu" ödülü.
Filmde Tarık Akan'ın gençliğini oğlu Barış Üregül, Şerif Sezer'in gençliğini kızı Deniz Arna canladırmış.
Hikayesi ve oyunculuklarıyla öne çıkan keyifli ve sıcak bir film.

Imdb note : 7.1                             My note : 6

28 Ağustos 2011 Pazar

Süpürrr (2009)

Director / Yönetmen:

Yeşim Sezgin

Screenplay / Senaryo:

Selim Çiprut

Cast / Kadro :

Cem Kılıç
Ufuk Özkan
Jess Molho
Cenk Tunalı
Başak Parlak
Kemal Pekser
Ruhi Yapıcı
Gamze Topuz
Damla Özen
                                                              Oya Aydoğan
                                                              Sümer Tilmaç

Subject / Konu:

Naz'a aşık olan ve evlenmeye karar veren Oğuz'un 2 büyük problemi vardır. İlki; sürekli Naz'ın sürekli peşinde olan patronu Alper. İkincisi ise; Naz'ın babası Cemal'in kızını herhangi bir dalda milli takım forması giymiş biriyle evlendirmeye kararlı olması.
İşsizlik yüzünden sorunlar yaşayan Oğuz, Cemal'in bu tuhaf şartıyla iyice çaresiz kalır. Bazı spor dallarında çeşitli başarısız denemeleri olur. Milli formayı giymesi pek olası gözükmemektedir. Umudunu yitirmek üzere olan Oğuz, televizyonda daha önce varlığından haberdar olmadığı körling(curling) sporuyla ilgili bir program izler. Körlingin ülkede milli takım düzeyinde temsil edilmediğini öğrenen Oğuz, arkadaşlarıyla körling takımı kurup, sadece basit bir başvuruyla milli sporcu olma imkanından yararlanmak ister.
Ancak Naz'ı Oğuz'a kaptırmamaya kararlı olan Alper'de bir körling takımı kurar ve başvuruda bulunur. Olay, karmaşık bir hal alır ve körling milli takımının, resmi turnuvayı kazanan takımdan oluşturulacağı ilan edilir. Oğuz ve arkadaşları, İskoçya'dan getirttikleri hocaları Şuşu'nun birbirinden tuhaf yöntemleriyle turnuvaya hazırlanırlar. Turnuva finalinde Oğuz'un takımıyla Alper'in takımı karşı karşıya gelir. Artık Oğuz'un Naz'a kavuşmasının önündeki tek engel; bu müsabakadır.

Comment / Yorum:

Gişede başarısız olan filmin kadrosu, genellikle televizyon dizilerinden tanıdğımız isimlerden oluşturulmuş. Süpürrr, küfürle güldürme ucuzluğuna kaçmamış bir film olsa da; iyi işlenememiş senaryosu ve kötü oyunculuklarından ötürü, iyi niyetli ve fakat başarısız bir film olarak nitelenebilir. Senaryodaki boşluklar ve tutarsızlıklar dikkat çekici düzeyde. Filmin olumlu olarak görülebilecek tek tarafı; ülkemizde pek tanınmayan körling sporunu tanıtıyor olması.

Imdb note : 3.1                             My note : 3.5

25 Ağustos 2011 Perşembe

Nine / Dokuz (2009)

Director / Yönetmen:

Rob Marshall

Screenplay / Senaryo:

Michael Tolkin
Anthony Minghella

Cast / Kadro :

Daniel Day-Lewis
Marion Cotillard
Penelope Cruz
Judi Dench
Fergie
Kate Hudson
Nicole Kidman
Sophia Loren

Subject / Konu:

İtalyan yönetmen Guido Contini, çektiği son filmlerle başarısız olmuş; çekeceği yeni filmle ilgiliyse aklında hiçbir fikir olmamasına rağmen yapımcıları ve ekibini kandırmaktadır. Hayatındaki kadınların, zihninde yarattığı karışıklıklar yüzünden hiçbir fikir üretememektedir. Artık orta yaşlarına gelen Guido, kendine çeki düzen vermeye karar verir. Bunun için; hayatındaki kadınları daha düzgün idare etmesi gerekmektedir. Ama bu o kadar da kolay değildir.
Aldatıldığını bilen ve fakat kocasının kendisine halen aşık olduğunu da bilen Luisa; Guido ile birlikte olabilmek için kocasını aldatan güzel ve ateşli metres Carla; sürekli Guido'yu takip eden ve haber elde etmenin yanı sıra Guido ile birlikte olmayı da arzu eden Amerikalı gazeteci Stephanie; daha öncede Guido ile birlikte çalışmış ve yeni filmde de başrolde olması beklenilen ve geçmişte yaşadıklarından ötürü de Guido ile çok yakın olan aktris Claudia; iyi bir dost olan asistanı ve kıyafet tasarımcısı Liliane, ta çocukluk yıllarından Guido'nun zihnine kazınmış seksi fahişe Saraghinha ve çeşitli anılarla aklını kurcalayan annesi arasında denge kurmaya uğraşan Guido, önce metresinin halen hayatında olduğunu öğrenip giden karısı Luisa'yı kaybeder. Daha sonra metresi Carla'dan ve peşindeki gazeteci Stephanie'den kurtulur. Claudia, filmde olmayacağını söyler ve gider. Yapımcılar ortada hiçbir şey olmadığını öğrenince film projesinden geri çekilir. Guido artık herşeyini yitirmiş bir adamdır. Guido, hayatındaki kadınlardan izler taşıyacak bir proje yapmaya ve karısını geri kazanmaya çalışır.

Comment / Yorum:

Federico Fellini'nin 1963 yapımı "8½" filminden esinlenerek yazılan "Nine", Broadway'de müzikal olarak büyük başarılar kazandı. İlk kez 1982'de oynayan "Nine" müzikali, 729 kez oynandı ve 5 Tony ödülü kazandı. 2003'te yeniden oynamaya başlayan "Nine", 283 kez oynandı ve 2 Tony ödülü kazandı.Yıllar sonra sinemaya uyarlanmasına karar verilen "Nine", 80 milyon dolarlık tahmini bütçeyle çekildi. Gişede zarar eden film, 4 dalda Oscar'a aday gösterildi ve hiçbirini kazanamadı. Filmin diğer festivallerde kazandığı 5 ödül ve 36 adaylık daha var. 6 tane oscar kazanmış oyuncuyu bir araya getiren film, oldukça zengin bir oyuncu kadrosuna sahip. Çok önemli isimler arasından oyuncu seçimleri yapılmış. Guido rolü için "Nine" müzikali ile Tony ödülü kaznmış Antonio Banderas başta olmak üzere Javier Bardem, George Clooney ve Johnny Depp gibi bazı aktörlerin isimleri geçmiş. Daniel Day-Lewis'in şarkı söylediği bir videoyu, filmin yapımcılarına göndermesinin rolü almasında etkisi olduğu biliniyor. Claudia rolü için anlaşılan Catherine Zeta-Jones'un filmden ayrılmasından sonra, önce Demi Moore, Juliette Binoche, Gwyneth Paltrow ve Amy Adams gibi isimler düşünülmüş. Daha sonra rol Nicole Kidman'a verilmiş. Stephanie rolü içinse önce Christina Aguilera'ya teklifte bulunulmuş. Christina Aguilera rolü reddedince Anne Hathaway ve Sienna Miller'in da isimleri geçmiş. Ama rolü Kate Hudson kapmış. Luisa rolü için düşünülen Katie Holmes'u ise yönetmen Rob Marshall veto etmiş ve rolü Marillon Cotillard'a vermiş.
Filmin adı olan "Nine" yani dokuz, Guido'nun araba plakasından geliyor. Guidonun arabasının plakası 4329. Bu dört rakamın toplamı 18. 18'i oluşturan 1 ve 8 rakamlarının toplamı 9.
Film, müzikali kadar beğenilmedi. Nicole Kidman'ın sönük performansının ve Sophia Loren'in 4 dakika gibi kısa bir süre filmde yer almasının; hayal kırıklığına yol açtığı aşikar. Başta Daniel Day-Lewis, Penelope Cruz ve Marion Cotillard olmak üzere arda kalan diğer oyuncular ise gayet başarılı. Müzikal performansları değerlendirmek gerekirse; özellikle Kate Hudson'un seslendirdiği "Cinema Italiano" şaşırtıcı derecede başarılı. Sadece 12 dakikalık performansıyla Oscar'a aday gösterilen Penelope Cruz'u izlemek ve onlarca süper yıldızın arasından başrollerin neden Daniel-Day Lewis ve Marion Cotillard'a verildiğini öğrenmek için bile filmi izlemek gerek. Filmin ne kadar başarılı olduğu tartışılacak bir konu. Ama "Nine"ın , müzikal sevenler için keyifle seyredilebilecek bir film olduğu tartışılmaz.

Imdb note : 5.9                             My note : 7