Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Zuhal Olcay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zuhal Olcay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2022 Pazartesi

Aşk Tesadüfleri Sever 2 (2020)

Director / Yönetmen:

Ömer Faruk Sorak

İpek Sorak

Screenplay / Senaryo:

Nuran Evren Sit

Story / Hikaye:

İpek Sorak

Cast / Kadro:

Nesrin Cavadzade

Yiğit Kirazcı

Elif Doğan

Aytaç Şaşmaz

Hülya Gülşen

Levent Can

Eli Mango

Türkü Turan

Gamze Iğdıroğlu

Zuhal Olcay

Uğur Polat

Erkan Can

Subject / Konu:

Kerem, barda şarkı söylerken gördüğü Defne’den çok etkilenir. Uzun ve hayal kırıklığı dolu bir ilişkiden yeni çıkan Defne, arkadaşının da ısrarıyla Kerem’le görüşmeye razı olur. Kısa sürede tutkulu bir aşka dönüşen ilişkide güven problemleri meydana gelir.

Niko, küçük bir trafik kazası sonucu tanıştığı Sema’ya aşık olur. Ancak yaşanan Türk - Rum olayları, bir araya gelmelerini engeller. Ülkeyi terk etmek zorunda kalan Niko, Sema’nın ailesi tarafından kandırılınca sevgilisinin kendisinden vazgeçip evlendiğini zanneder.

Atina’da büyükelçilikte çalışmaya başlayan Niko, başka bir Türk kızıyla evlenir. Sema’ya duyduğu aşk tükenmediği için evliliği yürümez. Eşi, kendisini terk edip Türkiye’ye dönünce oğluyla iletişimi kesilir.

Hostes olan Sema, Niko’yla iletişime geçmeye çalışsa da başarılı olamaz. Ailesi tarafından kandırılır ve Niko’nun evlenip kendisine yeni bir hayat kurduğunu düşünür. Uzun süredir kendisiyle evlenmek isteyen pilotla evlenip bir kız çocuk sahibi olur.

Kerem’le Defne’nin inişli çıkışlı ilişkileri nedeniyle ayrı düşen yollar enteresan bir şekilde tekrar kesişir.

Comment / Yorum:

Farklı zaman dilimlerindeki iki hikayeyi birbirine bağlayan 2020 yapımı Aşk Tesadüfleri Sever 2, filmin son bölümündeki bir detayla 2011 yapımı Aşk Tesadüfleri Sever’le de birleşiyor. Filmin yönetmen koltuğunda Ömer Faruk Sorak ve eşi İpek Sorak oturuyor.

60’lı yılların işlendiği bölüm, romantik bir Yeşilçam filmi tadında başlayıp 6 - 7 Eylül olaylarının sebebiyet verdiği bir trajediye evriliyor. Günümüzün Ankara’sında geçen bölümse hızlı ve sorunlu bir aşk hikayesini işliyor.

Niko ve Sema aşkı, gerçek bir hikayeye dayansa da, tesadüfler silsilesi bir noktadan sonra filmin inandırıcılığını ortadan kaldırıyor. Klişelerle dolu senaryo, seyircilerin iki hikayeyi kolayca birbirine bağlamasına ve filmin akışını rahatça tahmin etmesine neden oluyor.

Filmin başrollerinde ödüllü festival yapımlarında izlemeye alıştığımız Nesrin Cavadzade’nin yanı sıra Elif Doğan, Yiğit Kirazcı ve Aytaç Şaşmaz yer alıyor. Yan rollerdeyse Erkan Can, Zuhal Olcay ve Uğur Polat gibi dev isimler var. Ancak Zuhal Olcay ve Uğur Polat, kritik rollerde oynasalar da, filmdeki sürelerinin son derece az olduğunu belirtmek lazım.

15 hafta vizyonda kalan yapım, 400.889 seyirci tarafından izlendi. Film müzikleri içerisinde başta Nesrin Cavadzade ve Elif Doğan tarafından seslendirilen “Bir Rüya Gördüm” olmak üzere dikkat çekici yorumlar bulunmakta.

Aşk Tesadüfleri Sever 2, devam filmi olarak ele alınırsa, ilk filmin gerisinde kaldığı söylenebilir. İlk filmden bağımsız olarak değerlendirildiğindeyse, büyük beklentiye girmeden izlenebilecek eli yüzü düzgün bir film olarak nitelendirilebilir.

Imdb note: 7                                  My note: 5



3 Temmuz 2012 Salı

Bir Sonbahar Hikayesi (1994)

Director / Yönetmen:

Yavuz Özkan

Screenplay / Senaryo:

Yavuz Özkan

Cast / Kadro :

Zuhal Olcay
Can Togay
Kaan Girgin
Meltem Cumbul
Sinem Üretmen
Alp Buğdaycı
Haluk Bozgeyikli
Özgür Kemertaş
Asuman Sümer
                                                               Can Başak
                                                               Ayça Telırmak
                                                               Oktay Onaran
                                                               Halit Namoğlu
                                                               Mehmet Tuncelli
                                                               Berrin Şahinler
                                                               Emin Naci Akkuyu
                                                               Tarık Günersel
                                                               K. Ayşe Aktunalı
                                                               Hasan Hüseyin Karabağ
                                                               Elif Şahin
                                                               Nalan Beşe
                                                               Alin Çalıkyan
                                                               Neslihan Erginler
                                                               Alp Ömür
                                                               Cem Semercioğlu
                                                               Kıvanç Tiner
                                                               Tülay Akın
                                                               Akgün Seçkiner
                                                               Özcan Özel
                                                               Arif Şahin

Subject / Konu:

Üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan kadın, karşıdan karşıya geçtiği sırada silah sesleri duyar. İnsanlar telaşla koşuşturmaya başlar. Kadın, bu kargaşanın içersinde bir arabanın önünde yere düşer. Arabasından inen Ali, kadını arabasına bindirir.
Ali ve kadın evlenirler.
Ali yeni bir iş bulur. Kadın, üniversitede ders vermeye devam eder.
Kadın ders verirken, politize olmuş öğrenciler kadını eleştirmeye başlar. Öğrenciler arasında çıkan tartışmalar, kadının ders vermesine mani olur.
İşinden sıkılan ve ülkenin bunalımlı halinden sürekli yakınan Ali, karısına Amerika'da yaşamayı teklif eder. İşini seven ve kendisini bir aydın olarak gören karısı ise ülkesini terke etmek istemediğini söyleyip Ali'nin teklifini reddeder. Karısı, Ali'ye hamile olduğunu müjdeler.
Kadın, doğum yapar. Ülkede darbe olur. Karısı, darbe olması iyi oldu diyen Ali ile tartışır.
Darbe sonrası öğrenciler, uğradıkları travmaları kadının dersinde anlatırlar. Ali, özel bir finans kuruluşundan çok iyi bir teklif alır. Daha iyi bir eve taşınmaya karar verdiğini söyler. Bu durum karısının canını sıkar.
Ali, iş hayatında hızla yükselir. İş arkadaşı ile arasında bir yakınlaşma başlar.
Kadın, yolda giderken tesadüfen Ali'nin arabasını görür. Ali, arabada iş arkadaşıyla öpüşmektedir. Kadın, akşam eve gelen Ali'ye ayrılmaya karar verdiğini söyler ve çocuğunu alıp evi terkeder.
Ali, karısının yasak aşkından haberdar olmadığını düşündüğü için tekrar barışabilmek umuduyla sevgilisinden ayrılır. Karısına kendisini aldattığını itiraf eden Ali, yeni bir şans ister.
Kadın, öğrencilerinin ricasını kırmaz ve onlarla birlikte geziye çıkar. Öğrencilerinden birinin kendisine aşık olduğunu öğrenir.
Ali, barıştıktan sonra da karısına ihanet eder. 2. kez aldatıldığını öğrenen kadın, büyük bir çöküntü yaşar. Önce kendisine aşık olan öğrencisiyle sevişmeye çalışır ama yapamaz. Sonra da eve dönüp kendisini odasına kapatır.
Yaşanan kriz, iş dünyasını altüst eder. Durumu önceden haber alan Ali, işini bırakıp kendince önlemler alır.
Karısı, Ali'ye başka bir erkekle yattığını söyler. Önce ses çıkarmayan Ali, sonra ortalığı dağıtır.

Comment / Yorum:

Yönetmen Yavuz Özkan, 1994 yılına 2 film sığdırmayı başarır; Bir Sonbahar Hikayesi ve "Yengeç Sepeti". 2 filmde katıldığı festivallerde beğenilir ve ödüller kazanır. Ancak Bir Sonbahar Hikayesi, "Yengeç Sepeti"nin gölgesinde kalır. Film, darbe döneminde tanışıp evlenen, aralarındaki aşka rağmen karakter farklılıklarından ötürü giderek birbirlerinden uzaklaşan bir çiftin hikayesini işliyor. Çoğu Yavuz Özkan filminde rastlanan siyasi göndermeler, bu filmde de mevcut.
Film, özellikle oyunculuk dallarında birçok ödüle layık görüldü. Zuhal Olcay, İskenderiye Film Festivali'nde, 6. Ankara Film Festivali'nde ve 8. Adana Altın Koza Film Festivali'nde "En iyi kadın oyuncu" dalında; Can Togay, İskenderiye Film Festivali'nde, 6. Ankara Film Festivali'nde ve 1. ÇASOD En İyi Oyuncu Ödülleri'nde "En iyi erkek oyuncu" dalında ve Kaan Girgin 6. Ankara Film Festivali'nde "Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu" dalında ödül kazandı.
Film ayrıca 13. İstanbul Film Festivali'nde "En iyi film", İskenderiye Film Festivali'nde "En iyi senaryo", 6. Ankara Film Festivali'nde "En iyi film", "En iyi yönetmen" ve "En iyi senaryo", 8. Adana Altın Koza Film Festivali'nde "En iyi film" ve "En iyi görüntü yönetmeni" dallarında da ödül kazandı.
Bir Sonbahar Hikayesi, küçük sayılabilecek bir rolde oynayan Meltem Cumbul'un ilk sinema filmi.
Bir Sonbahar Hikayesi, özelinde kadın - erkek ilişkisi işlemekle beraber darbelerin insanların yaşantılarına bıraktığı izlere ışık tutmaya çalışan da bir film. Film, tempo problemi olmasına karşın seyre değer bir yapım.

Imdb note : 6.4                              My note : 6

11 Şubat 2012 Cumartesi

80. Adım (1996)

Director / Yönetmen:

Tomris Giritlioğlu

Screenplay / Senaryo:

Mehmet Eroğlu

Novel / Kitap:

Mehmet Eroğlu (from "Yarım                                                                                                           Kalan Yürüyüş")

                                                                                      Cast / Kadro :

                                                                                       Zuhal Olcay
                                                                                       Levent Ülgen
                                                                                       Haluk Bilginer
                                                                                       Derya Alabora
                                                                                       Emre Baykal
                                                                                       Hümeyra
                                                                                       Civan Canova
                                                                                       Meral Çetinkaya
                                                                                       Altan Erkekli
                                                                                       Tunca Yönder
                                                                                       Selçuk Yöntem
                                                                                       Aytaç Yörükaslan
                                                                                       Taner Barlas

Subject / Konu:

Savcı ve yardımcısı, 3 kurşunla vurulan ve komada olan Korkut Laçin'in nasıl ve kim tarafından vurulduğunu araştırmaya başlar. Bu araştırma süreci geçmişe doğru uzanır.
Korkut, 1978 yılında Bangkok'tayken ambarda geçen 10 dakikada neler yaşandığını hatırlamaya çalışmaktadır. 1983 yılında İstanbul'da olan Korkut, sürekli o zaman dilimiyle ilgili kabuslar görmekte olduğu için sahte pasaport çıkarıp, tekrar Bangkok'a dönüp gerçeği öğrenme arzusundadır. Kendisine bıçakla saldıran Portekizli denizcilerin söylediği gülmüşsün lafı, zihninden çıkmaz.
1975 yılında okulun kimya labarutavarı Korkut ve arkadaşları tarafından yakılır. Kanaryaların yanmaması için geride kalan ve yakalanan Korkut, olayın tüm sorumluluğunu üstüne alır.
Savcı, Korkut'u hastahaneye getiren Lerzan'ın ifadesini alır. Lerzan, kocası Sedat Bender'i bulmak için ilk kez evlerinde parti verdikleri gece gördüğü Korkut'la tanışmasını anlatır. Korkut'un Sedat'ta bulunan emanetini geri almak istediğini söyler. Lerzan, Korkut'a kendisini parti işlerine veren Sedat'tan 6 aydır ayrı olduğunu anlatır. Korkut, Bangkok'tan Türkiye'ye iade edildiğinde bir süre hapishanede yatar.
Çocukluğundan beri korku nedir bilmeyen Korkut, yetimhane günlerinden beri çevresindekilerin sorumlulukların yüklenerek onların kötü hissetmelerine neden olmuştur. Korkut, çocukluğunda yetimhanede kanaryalarla konuşan tek çocuktur. Bir ağaçtan daracık bir kuyuya atlayacak kadar da gözü karadır.
Savcının yardımcısı, Korkut'un eski bir arkadaşıyla görüşür. Arkadaşı, Korkut'un hayatında tanıdığı en cesur adam olduğunu, labaratuvar yangınından sonra hayatının mahvolduğunu, eğer bu problemle karşılaşmamış olsa Sedat'ın kızkardeşi Aslı'yla nişanlanacağını anlatır. Aslı'nın bu sürecin ardından Korkut'un da arkadaşı olan Hasan'la evlendiğini ekler.
Aslı ifadesinde Korkut'u yıllar sonra tekrar annesinin evinde gördüğünü anlatır. Korkut'un ölen annesiyle ilişkisi olduğunu söyler.
Savcıya ifade veren Hasan, 1978'teki gözaltı sürecinde Korkut'un tüm işkencelere göğüs gererek polislerin kendisine dokunmasını engellediğini ve işkencelere güldüğünü anlatır. Tekrar karşılaştığı Korkut'un da kendisine işkence gördüğü sırada gülüp gülmediğini sorduğunu söyler.
Korkut, emanetini alabilmek için Sedat'ın evine tekrar gider. Lerzan, Korkut'la yakınlaşmaya çalışır. Korkut, Sedat'taki emanetinin Portekizli denizci arkadaşından kalan eşyaların yer aldığı bir bavul olduğunu söyler. Bu bavulu Korkut'un arkadaşı Dehler, Korkut hapisteyken Yunanlı bir denizci aracılığıyla Sedat'a göndermiştir.
Korkut gemide çalıştığı sırada, Portekizli gemici Raoul'un kedisi yüzünden gemidekilere kuduz bulaşmaması için Raoul ambara kapatılır. Gemi okyanusun ortasında bulunduğu ve aşı ulaştırılamadığı için Raoul'un öldürülmesine karar verilir. Bu görev Korkut'a aittir. Raoul'u öldürmek için ambara giden Korkut, Raoul'u öldürdüğü sırada güler. Bu zaman dilimi Korkut'un hatırlayamadığı zaman diliminin ta kendisidir. Raoul, ölmeden önce odasındaki resimlerinin ve yazdığı mektubun ailesine gönderilmesini ister.
Lerzan ve Korkut, bavulu aramaya kavulurlar. Geldikleri evde Sedat'ı karşılarında bulurlar. Sedat, annesiyle ilişki yaşadığı, kız kardeşinin aşık olduğu ve herşeyi üstlenerek hiçbir zaman sorumluluk almalarına izin vermediği için nefret ettiği Korkut'a silah çeker. Sahte pasaport alamaması için aracıyı ihbar ettiğini söyler. Korkut, bir boğuşmanın ardından bavulu bulur. Gitmek üzereyken Aslı tarafından vurulur.
Savcı, olaylar açıklığa kavuşunca hastahaneye gider. Komadaki Korkut ölür.

Comment / Yorum:

Yapımcılığını Trt'nin üstlendiği 1996 yapımı film, Mehmet Eroğlu'nun "Yarım Kalan Yürüyüş" adlı romanından sinemaya uyarlanmış. Senaryo karmaşık olmakla beraber zaman zaman sıkıcı, zaman zamansa sürükleyici bir hal alabiliyor. Korkut karakterinin ekseninde ilerleyen film, Korkut'un hayatındaki karakterlerin hikayeye girmesiyle; mevcut soruları cevaplamak yerine yeni soru işaretlerini filme ekliyor. Sorular ancak filmin son bölümünde net cevaplara kavuşuyor. Aslında Korkut'un tek amacının Raoul'u öldürürken gülüp gülmediğini öğrenmeye çalışıyor olması, bu kadar yoğun ve karmaşık ilerleyen bir film için oldukça basit ve hafif kalan bir amaç. Bu açıdan senaryoda tutarsızlıklar olduğu söylenebilir.
Başrolü Levent Ülgen'in oynadığı film, müthiş isimlerden oluşan bir oyuncu kadrosuna sahip. Zuhal Olcay filmdeki performansıyla 19. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde "En iyi kadın oyuncu" ödülü, Hümeyra ise 8. Ankara Film Festivali'nde "En iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülü kazandı.
Sinema salonlarında sadece 5200 kişinin izlediği film, 8. Ankara Film Festivali'nde "Seçiciler Kurulu Özel Ödülü", 15. İstanbul Film Festivali'nde "En iyi film" ve "En iyi yönetmen" ödülü ve 19. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde "En iyi 5. film" ödülünü kazanmayı başardı.
Filmin koordinasyonunu Gül Muyan'la birlikte sağlayan; ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz.
80. Adım, izlerken seyirciyi yoran, konsantre olarak izlenirse daha net kavranabilecek ve içine girilebilecek bir film. Farklı konusu ve zengin oyuncu kadrosu için seyredilebilecek bir yapım.

Imdb note : 5.3                              My note : 6