Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

2002 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2002 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2013 Cuma

Beat The Devil / Şeytanı Yen (2002)

Director / Yönetmen:
Tony Scott

Screenplay / Senaryo:
David Carter
Greg Hahn
Vincent Ngo

Cast / Kadro:
Clive Owen
Gary Oldman
James Brown
Danny Trejo
Tony Wilson
Marilyn Manson
Tomirae Brown
Judge Bradley

Subject / Konu:
Kasım 1954. James Brown bir gençken ruhunu şeytana satışını anımsar. Kasım 2002. Şoför’e şimdi ki aklım olsaydı der. Şoför, James Brown'un dediklerinden hiçbir şey anlamaz. Gidecekleri yere varırlar. İçeri alınırlar. Şeytan karşılarına çıkar. James Brown, Şeytan'a kendisini hatırlayıp hatırlamadığını sorduktan sonra kontratını tekrar görüşmek istediğini söyler. Şeytan, koltuğundan kalkar ve anlaşmalarının ruhuna karşılık ün ve servet olduğunu hatırlatır. İstediklerini verdiğini söyler. James Brown ise yaşlanma sürecini konuşmamış olduklarına değinir.
James Brown ve Şeytan bir iddiaya tutuşurlar. İddianın kazananı şafak vakti yapılacak araba yarışını kazanan olacaktır. Şoför, James Brown'un arabasını kullanacaktır. Şeytan'ın arabasını da yardımcısı kullanacaktır. Soluk soluğa devam eden yarış, Şeytan'ın arabasının geride kalıp hemzemin geçitte trenle çarpışıp havaya uçmasıyla sonuçlanır. James Brown, arabadan iner ve istediği gençliğe kavuşur.
Yaralanmış şekilde evinde oturan Şeytan'ın kapısı çalınır. Kapıdaki Marilyn Manson'dır ve gürültüden şikayet etmektedir.

Comment / Yorum:
The Hire serisinin 2. sezonunun 3.filmi olan Beat the Devil, aynı zamanda bu çok ses getiren serinin de son filmi olur. Filmi serinin 2. sezonunun arka planındaki isim olan Ridley Scott’ın yönetmen kardeşi Tony Scott yönetir. Film, 21 Kasım 2002 tarihinde B.M.W.’nin kısa filmlerini yayınlamak için açtığı siteden yayınlanır.
Beat the Devil, komedi öğeleri de içeren fantastik bir aksiyon olarak değerlendirilebilir. Clive Owen’a kendisini canlandıran müziğin dev ismi James Brown, şeytanı canlandıran Gary Oldman ve şeytanın yardımcısını oynayan Danny Trejo eşlik eder. Ayrıca Marilyn Manson’ı da filmin sonunda görebilmek mümkün.
Film, eğlencenin ön planda tutulduğu bir yapım olmuş. Yapım, oyunculukların dışında hiçbir açıdan vasatı aşamasa da eğlenceli bir film olmayı başardığı için amacına ulaşmış sayılabilir. The Hire serisinin B.M.W satışlarındaki ilk yıl %12,5’lik, 2. yıl % 17,2’lik artıştaki büyük katkısı düşünülecek olursa Beat the Devil’in de şirketin istediği başarıyı yakaladığı aşikar.


Imdb note: 7.3                             My note: 5.5

21 Kasım 2013 Perşembe

Ticker / Kalp (2002)

Director / Yönetmen:
Joe Carnahan

Screenplay / Senaryo:
Joe Carnahan

Story / Hikaye:
Joe Sweet

Cast / Kadro:
Clive Owen
Don Cheadle
F. Murray Abraham
Clifton Powell
Bruce A. Young
Jimmy Ortega
Eli Danker
                                                               Ofer Sarma
                                                               Amir Aboulela
                                                               Deron Cordero
                                                               Cario Cordero
                                                               Tynan Grierson
                                                               Sean Barry – Weske
                                                               Ben Bray
                                                               Dennis Haysbert
                                                               Ray Liotta
                                                               Robert Patrick

Subject / Konu:
Yanındaki çantayı yerine ulaştırmak zorunda olan adam, helikopter tarafından havadan taranan arabayı kullanan Şoför’e sürmeye devam etmesini, aksi takdirde hem kendisinin hem de onun öleceğini söyler. Şoför, arabayı köprünün üzerinde durdurur ve çantada ne olduğunu söylemezse sürmeye devam etmeyeceğini söyler. Yaralanmış olan ve çantayı sağ salim getirebilmek için bir dolu macera atlatmış olan adam, çantanın da isabet aldığını fark eder. Şoför, helikopter tekrar üzerlerine doğru gelirken arabayı çalıştırır. Çantanın isabet alan yerinden bir sıvı fışkırmaya başlar.
Şoför, tozu dumana karıştırıp helikopteri düşürmeyi başarır. Adama kalan benzinle 17 kilometre gidebileceğini ve kendisini gitmek istediği yere ulaştırabileceğini söyleyen Şoför, çantanın içinde ne olduğunu söylemesini şart koşar. Arabayı zamanında askeri üsse yetiştirir. Çantanın içinde yarım yüzyıldır ülkesinde barışı sağlamak için uğraşmış bir adama nakledilmek üzere getirilmiş bir kalp vardır. Adam kalp nakli yapılması için derhal ameliyata alınır.

Comment / Yorum:
The Hire serisinin 2. sezonunun 2. filmi olan Trick / Kalp’i Joe Sweet’in hikayesini senaryolaştıran Joe Carnahan yönetir. Clive Owen’a Trick’te Don Cheadle, F. Murray Abraham, Ray Liotta ve Robert Patrick gibi Hollywood’un önemli isimleri eşlik eder.
Film, 12 Kasım 2002’de B.M.W.’nin kısa filmlerini yayınlamak için açtığı siteden yayınlanır. Filmin aksiyon dozajı oldukça yüksek. Görüntü kalitesi ve sürükleyiciliği de bir hayli iyi. Ancak bu tarz aksiyon filmlerinde karşımıza çıkan abartılmış bölümler, bu filmde de mevcut.


Imdb note: 7.6                             My note: 6

20 Kasım 2013 Çarşamba

Hostage / Rehine (2002)

Director / Yönetmen:
John Woo

Screenplay / Senaryo:
David Carter
Greg Hahn
Vincent Ngo

Cast / Kadro:
Clive Owen
Maury Chaykin
Kathryn Morris
Darius Mccrary
Gerry Becker
James Macdonald
Robert ‘Rock’ Galotti
Lyon Reese
                                                            Gina Briganti
                                                            Christopher Gilbertson
                                                            Shannon Holzer
                                                            James D. Dever

Subject/ Konu:
Şoför, yanında taşıdığı 5.088.040 doları Big Top Burger'ın genel müdürü Linde Delacroix'ı kaçıran Harry Baumgardner'ın söylediği eve getirir. Şoför, F.B.I.'ın kendisini takibinden haberdar olarak içeri girer. Harry, şoföre parayı kendisine göstermesini ve rakamı eline yazmasını ister. Şoför, Linda'yı görmek ister. Harry, telefonla arama yapar ve Şoför’e Linda'nın sesini dinletir. Telefonu kapattıktan sonra Şoför’den parayı mangala atıp yakmasını ister. Yaktırdığı paranın 2 yıllık ödenmemiş maaş, kar ortaklığı, ikramiyeler ve iş yemeklerine tekabül ettiğini söyler.
F.B.I., içeri baskın düzenler. Şoför durmalarını söyler. Harry, silahını kafasına dayar ve intihar eder. Şoför, paranın miktarının bir telefon numarası olduğunu anlar. Numarayı aradığında Linda, kendisine cevap verir ve bir arabanın bagajında olduğunu söyler. Şoför, arabasına atlayıp hızla sürer. Peşindeki polis arabasını atlatır. Linda'yla konuşmaya devam eder ve onun suya batmak üzere olan bir arabanın bagajında olduğunu anlar. F.B.I., peşindeki diğer polisleri atlatıp köprüye giden Şoför’e Linda'nın telefonunun çok yakınlarında sinyal verdiğini bildirir. Şoför, arabasıyla aşağıya iner. Batmak üzere olan arabayı görür. Suya atlayıp, bagajda kilitli olan Linda'yı karaya çıkartır ve suni teneffüs yapar.
Linda, Şoför’le birlikte komada olan Harry'yi görmek için hastaneye gider. Harry'nin durumunu sorduğu doktor, 1 gün bile yaşamasının mucize olduğunu söyler. Harry'nin odasına giden Linda, onun gözlerinin içine bakarak sadece seks yaptığını söyler. Harry ölür.

Comment / Yorum:
5 kısa filmden oluşan The Hire serisinin yayınlandığı yıl B.M.W.’nin satışları % 12,5 oranında artış gösterince firma, 3 filmden oluşan serinin 2. sezonunu çekmeye karar verir. Proje tasarımı için ilk sezon büyük iş çıkaran David Fincher’ın firması yerine Ridley Scott’ın firmasıyla çalışılır. Yaklaşık 10 milyon dolarlık bütçeyle çekilen filmlerde B.M.W.’nin yeni arabası z4 görücüye çıkartılır. 2. sezonunda büyük başarısı üzerine firmanın satışları %17,2 oranında artış gösterir ve B.M.W. tarihinde ilk kez Mercedes’in satış rakamlarını geçerek lüks araç sınıfında Lexus’un ardından 2. sıraya oturur.
2. sezonun ilk filmi olan Hostage’ın yönetmen koltuğuna John Woo oturur. Aksiyon dozajı oldukça yüksek olan film, 24 Ekim 2002 tarihinde B.M.W.’nin kısa filmlerini yayınlamak için açtığı siteden yayınlanır. Filmin reklam mantığıyla çekilmediğinin en büyük kanıtı 2002’de Los Angeles Uluslararası Kısa Film Festivali’nde kazandığı “En İyi Kısa Aksiyon Film” ödülü olur. The Hire serisi, 2003’ün Ocak ayında 45.000.000 izlenme rakamına ulaşır. Seri, 2003 yılında Cannes Lions Uluslararası Reklam Festivali’nde büyük ödül olan “Titanium Lion” ödülüne layık görülür.
Film, aksiyon bakımından tatmin edici olsa da gözden kaçmayacak hatalara sahip. Film ayrıca Clive Owen’ın seride dublör kullandığı tek film olma özelliğini taşıyor.


Imdb note: 7.2                             My note: 5

11 Mayıs 2012 Cuma

A La Folie ... Pas Du Tout / He Loves Me ... He Loves Me Not / Seviyor ... Sevmiyor (2002)

Director / Yönetmen:

Laetitia Colombani

Screenplay / Senaryo:

Laetitia Colombani
Caroline Thivel

Cast / Kadro :

Audrey Tautou
Samuel Le Bihan
Isabelle Carre
Sophie Guillemin
Clement Sibony
Eloide Navarre
Eric Savin
Vania Vilers
                                                                Michele Garay
                                                                Catherine Cyler
                                                                Mathilde Blache
                                                                Charles Chevalier
                                                                Michael Mourot
                                                                Yannick Alnet
                                                                Nathalie Krebs
                                                                Sophie Vaslot
                                                                Patrice Saunier

Subject / Konu:

Angelique, tanışma yıldönümleri için sevgilisi olan kardiyolog Loic Le Garrec'e gül gönderir. Okula giden Angelique, Hanska bursunu kazandığını öğrenir. Hocası sıkı çalışmasını, çünkü Eylül'e kadar 15 resim teslim etmek zorunda olduğunu söyler. Okuldan sonra çalıştığı bara gider.
David, Angelique'i sevmektedir. Ancak Angelique, tüm kalbiyle Loic'e bağlıdır. Evli olan Loic'in karısı Rachel, 5 aylık hamiledir. Angelique, Loic'in er geç karısından boşanacağına emindir.
Angelique, Loic'e sürprizler yapar. Loic'in doğumgünü için hazırlanır ve beklemeye koyulur. Ama Loic gelmez. Loic'i Rachel'le mutlu şekilde gören Angelique, scooter tarzı motoruyla kaza yapar ve kolunu yaralar. David, Angelique'i tedavi eder.
Rachel, geçirdiği kaza sonucu düşük yapar ve bebeğini kaybeder. Loic, sık sık Rachel'le kavga etmeye başlar. Rachel, evi terkeder.
Angelique, Loic'le Floransa'ya tatile gitmek için plan yapar. Angelique, havaalanında Loic'i bekler. Ama Loic gelmez. Loic, Rachel'e gider ve barışır. Hastalıklı bir hal alan Angelique terkedildiğine inanmak istemez ve bütün gün evde Loic'in kendisini aramasını bekler. Bu durumu öğrenen David, sinirlenir ve Loic'le görümeye gider. David, Loic'e ne hakla bir genç kızın hayatıyla oynadığını sorar ve çıkışır. Loic ise herşeyin bittiğini söyler.
Angelique haberlerde Loic'in Sonia isimli bir hastasına saldırdığı için sorgulanacağını ve belki de işini kaybedebileceğini öğrenir. Angelique, Sonia'nın adresini bulur. Sonia, evinde ölü bulunur. Angelique, Loic tutuklanırken; Rachel'i tekrar Loic'in yanında görür. Angelique eve gider. Hava gazını açar ve ölmek için bekler.
Angelique, Loic'e gül gönderir. Loic gülün karısından geldiğini sanar. Fakat akşam eve gittiğinde gülün karısı tarafından gönderilmediğini anlar. Loic katıldığı davette yan evdeki komşuları Amerika'ya gittiği için evlerini emanet ettikleri Angelique'le karşılaşır. Gecenin sonunda taksi bekleyen Angelique'i arabasına davet eder ve eve bırakır.
Loic, arkadaşı ve arkadaşının oğluyla parka gider. Arkadaşının oğluyla oynadıktan sonra bir banka oturur. Bankta o gün yaşadıklarına dair çizimler bulur. Loic işe gittiğindeyse kendi tablosuyla karşılaşır. Loic, tabloyu kimin gönderdiğini öğrenemez. Rachel görüp beğendiği tabloyu eve götürür.
Loic, göndereni belli olmayan notlar almaya devam eder. Çevresindeki kişilerden kuşkulanmaya başlar. Tablonun arkasında "Mutlu yıllar aşkım" yazdığını gören Rachel, Loic'i kıskanmaya başlar.
Loic, Rachel'e scooter tarzı bir motorun çarptığı ve Rachel'in düşük yaptığı haberini alır. Loic'e ardı arkası kesilmeden gelmeye devam eden notlara bir de zarf içinde anahtar eklenince; Rachel, bir süre evden uzaklaşma kararı alır.
Loic, sürekli karışıklığa yol açan ve hata yapan sekreteri Anita'yı işten kovar. David, Loic'in Angelique'i kullandığını düşündüğü için sinirli şekilde Loic'le görüşmeye gider. David, Loic'i tersler ve gider. Loic, David'in Anita'nın erkek arkadaşı olduğunu sanar.
Loic'e bir kutu içinde gerçek bir kalbe saplanmış bir ok gelir. Loic iyice sinirlenir. Sürekli muayeneye gelen Sonia'yı yine karşısında görünce peşindeki sapığın Sonia olduğunu düşünür ve kadını tartaklar. Sonia, Loic'ten şikayetçi olur. Sonia'nın ölü bulunmasının ardından Loic gözaltına alınır. Ancak Rachel'in Sonia'nın öldüğü gece Loic'le birlikte olduğunu söylemesi ve yan komşuları Angelique'in olay gecesi sıradışı bir durum görmediği yönünde ifade vermesiyle Loic aklanır ve serbest bırakılır.
Loic, yan eve gelen ambulansın sesiyle irkilir. Angelique'in hava gazını açıp intihar ettiğini öğrenir ve hemen müdahalede bulunur. Loic'in müdahaleleri işe yarar ve kalbi duran Angelique, hayata geri döner.
Hastahaneye Angelique'i ziyarete giden David, koridorda gördüğü Loic'e saldırır. Loic bu olayın ardından peşindeki sapığın Angelique olabileceğini düşünmeye başlar. Loic kendisine gönderilen anahtarla yan evin kapısını açmayı dener. Kapı açılır. Loic peşindeki kişinin Angelique olduğunu anlar. Loic, karısının hamile olduğunu öğrendiğinde elindeki güllerle eve geldiği gün, yolda karşılaştığı Angelique'e verdiği gülün Angelique tarafından saklandığını görür.
David, Angelique'i rahatlaması için köye götürür. Hastahaneye giden Loic, Angelique'in taburcu olduğunu öğrenir. Angelique'in Sonia'nın ölümüne neden olduğu ortaya çıkar.
Loic, kliniğini boşaltırken karşısında Angelique'i bulur. Angelique, Loic'e nereye gittiğini, birlikte olup olamayacaklarını sorar.Loic, Angelique'e aralarında hiçbir zaman birşey olmadığını, herşeyi kafasında yarattığını söyler. Angelique, bunun üzerine sert bir cisimle Loic'in kafasına vurur ve Loic merdivenlerden yuvarlanır.
Polis, Angelique'i tutuklar. Psikiyatrik incelemelerin ardından Angelique'in olağan şekilde seyreden ağır erotomanik olduğu anlaşılır ve akıl hastanesine kapatılır.
Loic hastahaneden ayağı sakat olarak çıkar. Angelique yıllarca akıl hastahanesinde tedavi gördükten sonra taburcu olur. Hastabakıcı Angelique'in odasına girip dolabını çektiğinde Angelique'in ilaçları duvarı yapıştırarak resim yaptığını görür. Bu resim Loic'indir.

Comment / Yorum:

2002 yapımı A La Folie... Pas Du Tout, yönetmen Laetitia Colombani'nin ilk uzun metrajlı filmi. İlk film için oldukça iyi bir iş çıkarmış olan Colombani, filmin senaryosunu da Caroline Thivel'le birlikte yazmış.
Filmin farklı ve başarılı bir anlatım tarzı var. Film, adeta 2'ye bölünmüş. 2 bölümde de aynı olayı izlememize karşın; ilk bölümde romantik bir film izlerken, 2. bölümdeyse gerilim filmi izlemeye başlıyoruz. Film, romantizmden gerilime dönüştükçe giderek temposunu da arttırıyor. İlk bölümde erotomanik bir insan olan Angelique'in bakış açısıyla izlediğimiz filmi, 2. bölümde Loic'in bakış açısıyla izliyoruz ve bakış açımız 180 derece değişiveriyor.
Angelique rolü, 2002 yılında 3 farklı filmde 3 farklı rolle karşımıza çıkan Audrey Tautou için kendisini görmeye alıştığımız romantik komedi türündeki filmlerin dışına çıkma şansı yakaladığı iyi bir deneyim olmuş. Angelique öyle bir karakter ki; Audrey Tautou'ye güzelliğini ve sevimliliğini sergilemesi için fırsat verdiği gibi aynı zamanda üst düzey oyunculuk performansı göstermesini de gerektiren bir rol. Yani başarısız bir Angelique performansı, filmi aşağı da çekebilirdi. Ancak Audrey Tautou'nün rolün hakkını verdiği ve kariyerine önemli bir film daha eklediği, su götürmez bir gerçek. Ayrıca filmin diğer başrol oyuncusu Samuel Le Bihan'in de hakkını teslim etmek gerek.
A La Folie... Pas Du Tout, herşeyden önce şaşırtıcı bir film. Seyirciye romantizmi de, gerilimi de hissettirmeyi başaran film, sadece sıradışı anlatım tarzı için bile keyifle seyredilebilir.

Imdb note : 7.2                              My note : 8

7 Ocak 2012 Cumartesi

Dirty Pretty Things / Kirli Tatlı Şeyler (2002)

Director / Yönetmen:

Stephen Frears

Screenplay / Senaryo:

Stephen Knight

Cast / Kadro :

Chiwetel Ejiofor
Audrey Tautou
Sophie Okonedo
Sergi Lopez
Benedict Wong
Zlatko Buric
Kenan Hüdaverdi
Damon Younger
Paul Bhattacharjee
                                                             Darrell D'Silva
                                                             Sotigui Kouyate
                                                             Abi Gouhad

Subject / Konu:

Kaçak olarak Londra'da yaşayan Okwe taksi şoförlüğü ve The Baltic Hotel'de resepsiyonistlik yapmaktadır. Tıp bilgisi de olduğu için çevresindekiler hastalıklarında ona danışmaktadır. Okwe, uyuya kalmamak için uyarıcı kullanmaktadır.
Bir gün otel odalarından birinde klozetin tıkandığını farkeder ve klozeti tıkayan şeyi çıkarmaya çalışır. Klozeti tıkayan şey bir insan kalbidir. Durumu patronuna bildirir. Patronu Juan'sa bu tip şeylerin olabileceğini söyleyerek olayı kapatır.
Otelde çalışan Türk kızı Şenay'la ev arkadaşlığı yapan Okwe, Şenay'ın izin belgesinin iptal edilmemesi için Şenay'la aynı evde kaldığını gizlemektedir. Şenay ayrıca otelde yasadışı olarak çalıştığını da gizlemek zorundadır. Okwe, Göçmen bürosunun ansızın yaptığı bir baskında camdan atlayarak kaçsa da; Şenay'ın çalıştığı otele dair izler bulan memurlar, otele de gelip arama yaparlar. Durumu anlayıp kapı görevlisi Ivan sayesinde Şenay'ın otele girmesini engelleyen Okwe, Şenay'ın başını beladan kurtarır.
Okwe, Şenay'ın iznini riske atmamak için evden ayrılmaya karar verir. New York'a gitme hayalleri kuran Şenay'da başka bir yerde çalışmaya başlamak için işten ayrılır. Şenay'ın kalan alacaklarını almak için Juan'ın yanına giden Okwe, böbreği alınmış ve ameliyat yeri açık bırakılmış perişan halde bir adam görür. Adama yardım edebilmek için arkadaşı Guo Yi'nin çalıştığı hastahaneye gider. Ancak Guo Yi orada olmadığı için hastabakıcı kılığında ilaç çalmak zorunda kalır. Tedavi ettiği ve ilaç bıraktığı adamın İngiliz pasaportu alabilmek için böbreğini verdiğini, Juan'ın da sahte pasaport sağlamak karşılığında aldığı böbrekleri sattığını öğrenir.
Göçmen bürosu memurları Şenay'ın yeni çalışmaya başladığı dikiş atölyesine de baskın yapar. Patronu Şenay'ı ihbar etmekle tehdit edip onunla zorla ilişkiye girer.
Okwe'nin gerçek kimliğini araştırıp onun aslında Nijeryalı bir doktor olduğunu öğrenen patronu, Okwe'ye böbrek ameliyatlarını yapması için baskı yapar. Bu iş karşılığında hem Şenay'a hemde kendisine sahte pasaport ayarlayabileceğini söyler.
Patronunun tekrar cinsel ilişkiye zorladığı Şenay, bu kez direnir ve fabrikadan kaçar. Yaşadıklarını Okw'ye anlatır ve ona sığınır. Çünkü Okwe'yi sevmektedir. Patronunun ameliyat yapmaya zorladığı Okwel'de işten ayrılır. Kendisine aşık olan Şenay'a bir karısı olduğunu anlatan Okwe, Londra'da sadece hayatta kalma mücadelesi verdiğini söyler.
Şenay böbreğini satarak sahte bir pasaport sahibi olabilmek için otele gelir. Otel sahibi, pasaport için böbreğini vermesi dışında kendisiyle birlikte olmasını da şart koşunca Şenay çaresizce bu isteği kabul eder. Şenay'ı arayan ve en sonunda otelde bulan Okwe, Juan'a Şenay'ın ameliyatını kendisinin yapacağını ve karşılığında kendisi için sahte pasaport istediğini söyler. Guo Yi sayesinde hastahaneden gerekli ekipmanı alıp otele getiren Okwe, odalardan birini ameliyathane gibi hazırlar. Juan ameliyattan önce pasaportları teslim eder. Okwe, Juan'dan ameliyat esnasında yanında kalmasını ve kendisine yardım etmesini ister. Böbreğin teslimatının nasıl yapılacağını öğrenen Okwe, verdiği içecekle Juan'ı bayıltır. Şenay ve otelde fahişelik yapan Juliette'in yardımıyla otel sahibinin böbreğini ameliyatla alır. Böbreğin teslimatını yapıp parayı alırlar.
Okwe Şenay'a, bazı kişilere direndiği için karısının ölümüne neden olduğunu, 7 yaşında Valerie isminde bir kızı olduğunu ve Lagos'a onun yanına gitmek zorunda olduğunu söyler. Hava limanına gelen Şenay ve Okwe birbirlerini sevdiklerini söyleyerek vedalaşırlar. Şenay, New York'a; Okwe ise Lagos'a gider.

Comment / Yorum:

Dirty Pretty Things, kaçak göçmenlerin, özellikle de kadın kaçak göçmenlerin yaşadığı trajedik olayları tüm sarsıcılığıyla ortaya koyan bir film. Şayet kaçak bir göçmenseniz; yaşadığınız yerin medeniyetin beşiği İngiltere bile olması size her yeni gün tehlikeli bir hayat sunmaktan başka bir şey sağlamaz. Göçmen bürosunun baskınları, köle gibi çalıştıran hatta şantajla istismarda bulunan patronlar, sahte bir pasaport uğruna böbreğinden vazgeçen insanlar ve tüm bu keşmekeşin ortasında kalmış Okwe ve Şenay.
Yaklaşık 10.000.000 dolara mal olan film, 8.111.360 dolar hasılat elde etti. Gişede kar edemeyen Dirty Pretty Things, festivallerde ise bir dolu ödül ve adaylık kazanmayı başardı. "En iyi özgün senaryo" dalında Oscar'a aday gösterilen film, Venedik Film Festivali'nden "Sergio Trasatti" ödülü, San Diego Film Eleştirmenleri Cemiyeti'nden "En iyi film" ödülü, İngiliz Bağımsız Film Ödülleri'nden "En iyi İngiliz filmi", "En iyi senaryo" ve "En iyi yönetmen" ödülleri, Edgar Allan Poe Ödülleri'nden "En iyi senaryo" ödülü, Evening Standard British Film Ödülleri'nden "En iyi film", "Uzun Metraj Film" kategorisinde Humanitas Ödülü, Londra Film Eleştirmenleri Birliği'nden "En iyi senaryo" ödülü ve National Board of Review'in verdiği "İfade özgürlüğü" ve "Özel takdir" ödüllerini kazandı.
Filmde Şenay karakterinin, annesi gibi bir yaşam sürmek istemediği için Türkiye'den kaçtığı ve 2 kez duvarda gözüken Yılmaz Güney posteri haricinde Türkiye ile ilgili başka detay kullanılmamış. Ama buna rağmen Audrey Tautou, İngilizce konuşarak oynadığı ilk film olan Dirty Pretty Things'te saf, güzel ve adeta aç kurtlar tarafından avlanılmaya hazır bir kuzuyu andıran Şenay karakterine başarıyla bürünmüş.
Filmin ana karakteri Okwe'yi canlandıran Chiwetel Ejiofor, filmdeki performansından ötürü San Diego Film Eleştirmenleri Cemiyeti'nden "En iyi erkek oyuncu", Londra Film Eleştirmenleri Birliği'nden "Yılın en iyi İngiliz erkek oyuncusu", Evening Standard British Film Ödülleri'nden "En iyi erkek oyuncu", İngiliz Bağımsız Film Ödülleri'nden "En iyi erkek oyuncu", Black Reel Ödülleri'nden "En iyi erkek oyuncu" ve American Black Film Ödülleri'nden "En iyi erkek oyuncu performansı" ödülü olmak üzere toplam 6 ödül kazandı. Üstün performansı ve topladığı ödüller, Dirty Pretty Things'in Chiwetel Ejiofor'un kariyerinin en önemli filmi olduğunu gösteriyor.
Dirty Pretty Things; aksiyon, gerilim ve trajediyi ustaca harmanlayan bir yönetmen, gerçekçi ve etkileyici oyunculuklar ve kaçak göçmenlerin yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla sergileyen müthiş bir senaryonun başarılıca sentezlenmesinden oluşmuş özel bir yapım.

Imdb note : 7.4                            My note : 8.5

13 Temmuz 2011 Çarşamba

John Q (2002)

Director / Yönetmen:

Nick Cassavetes

Screenplay / Senaryo:

James Kearns

Cast / Kadro :

Denzel Washington
Robert Duvall
James Woods
Anne Heche
Kimberly Elise
Daniel E. Smith
Gabriela Oltean
Ray Liotta

Subject / Konu:

Güzel bir kadın, trafik kazası sonucu hayatını kaybeder.
John Quincy Archibald, geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Borçları yüzünden eşinin arabasına el konulur. Tüm sıkıntılara rağmen eşi Denise ve oğlu Mike'la mutlu bir aile yaşantısı vardır. John, Denise ile birlikte Mike'ın beyzbol maçını izlemeye gider. Mike'ın maç esnasında aniden yere yığılmasıyla tüm hayatları mahvolur. Hastahaneye giderler ve Mike'ın kalbinin normalin 3 katı büyüklükte olduğunu, acilen kalp nakli yapılmazsa kısa süre zarfında öleceğini ve sigortalarının ameliyat masraflarını karşılamadığını öğrenirler. Çeşitli kurumlara yaptıkları başvurular sonuçsuz kalır. Varlarını yoklarını satarak elde ettikleri para, masrafları karşılamak için yeterli değildir. Denise, John'a çıkışır ve artık birşeyler yapması gerektiğini söyler. Yapacak birşeyi kalmayan John, hastahanenin acil kısmına gider. Kapıları zincirlerle kapatır ve hastaları rehin alır. Rehinlerin arasında kalp naklini yapacak Doktor Raymond Turner'da vardır. John'un isteği; oğlu Mike'ın nakil listesine eklenmesidir. Rehinelerin serbest bırakılması için yapılan pazarlıkta, bu isteğini Teğmen Frank Grimes'e bildirir. Frank'in niyeti John'a yardım etmektir. Ancak olayın televizyonlarda canlı yayınlanan bir habere dönüşmesiyle; iş büyür. Olayı devralan Polis Şefi Gus Monroe, John'un vurulmasına karar verir. Yapılan deneme başarısız olur ve John'u vuramazlar. John, polisin kendisiyle işbirliği yapmayacağını düşünür ve oğlunun derhal yanına getirilmesini ister John'un yeni planı kendi kalbinin oğluna nakledilmesidir. Ama bunun için önce kendini öldürmesi gerekmektedir.
Planladığı operasyonda başarısız olan Gus, olayı tekrar Frank'in idaresine bırakır. Mike'ın adı nakil listesine yazılır. Trafik kazasında ölen kadının kalbi hastahaneye helikopterle gönderilir. John kendini vurmak üzereyken; kalp, hastahaneye varmak üzeredir...

Comment / Yorum:

Oldukça zengin bir kadroya sahip olan filmi 2 yönden incelemek gerekli. Oğlu için herşeyi deneyen ve kalbini verip ölmeyi bile göze alan baba figürü, çok klişe bir karakter. Hastahanenin güvenliğinin bu kadar zayıf olup olamayacağı ve Özel Tim'in nasıl olupta tek bir adamı etkisiz hale getiremediği de diğer soru işaretleri. Filmin elle tutulur diğer yönüyse; sosyal güvenlik sisteminin zaafiyetini, güçlüce eleştirmesi.
Film, pekte önemli olmayan 2 ödül dışında ödül kazanamamış. Oyunculuk performansları vasatın üzerinde. Yönetmen Nick Cassavetes'in, 2004 yapımı "The Notebook" filminden sonra en bilinen filmi. İzlenebilir bir film.

Imdb note : 6.7                             My note : 5.5

1 Mart 2011 Salı

Novo (2002)

Director / Yönetmen:

Jean-Pierre Limosin

Screenplay / Senaryo:

Christophe Honore
Jean-Pierre Limosin

Cast / Kadro :

Eduardo Noriega
Anna Mouglalis
Nathalie Richard
Paz Vega

Subject / Konu:

"Şimdiyi unutmak" gibi eşine nadir rastlanan bir hastalığı olan Graham,yaşadığı anları sadece 1 günlüğüne hafızasında tutabilmektedir.Her yeni güne sıfırlanmış hafızasıyla başladığı için,unutmaması gereken şeyleri not eder.Ama aldığı notlar,bu halinden istifade etmek isteyen kadınları durdurmaya yetmez.Etrafındaki kadınlarca cinsel objeye çevrilmiş olan Graham,Irene hayatına girip kız arkadaşı olunca;yaşadıklarını unutmamak için Irene ile birlikte mücadele etmeye başlar.

Comment / Yorum:

Daha önce Japonya'da "Tokyo Eyes" isimli bir film çekmiş Fransız yönetmen Jean-Pierre Limosin'in 2.yurtdışı çalışması.Film,özünde enteresan ve daha önce işlenmemiş bir hikayeye sahip olsada;ön plana çıkarılan cinsellik,hikayeyi tamamiyle gölgelemiş.Bu da hikayenin senaryolaştırılma aşamasında ya da senaryonun filmleştirilme aşamasında başarısız olunduğuna işaret ediyor.Yani iyi işçilerin elinde başarılı olabilecek bir hikaye,kötü işçilerin elinde ancak bu kadar işlenebilmiş.
Başrolde izlediğimiz Eduardo Noriega gayet başarılı.Bu filmdeki ve aynı yıl roll aldığı "Hable Con Ella"daki küçük rolleri Paz Vega için bir sıçrama tahtası oldu.Bu filmin ardından önce başroller geldi,sonra da Hollywood yapımlarında rol alma fırsatı.
Film işlediği enteresan konuyla belli bir yere kadar sürükleyici olsa da,bir noktadan sonra vasat bir erotik filme dönüşüveriyor.Filmin seyirciye tek vadettiği şey;iyi bir fikrin nasıl boşa harcandığını seyretmek.

Imdb note : 5.9                             My note : 5.5

16 Şubat 2011 Çarşamba

Ying Xiong / Hero / Kahraman (2002)


Director / Yönetmen:

Zhang Yimou

Screenplay / Senaryo:

Feng Li
Bin Wang
Zhang Yimou

Cast / Kadro :

Jet Li
Tony Leung
Maggie Cheung
Zhang Ziyi
Donnie Yen
Daoming Chen

Subject / Konu:


Çin'de Savaşan Krallıklar dönemi yaşanmaktadır.Ülke 7 ayrı krallığa bölünmüştür.Bu krallıklar;Qin, Zhao, Han, Wei, Yan, Chu ve Qi krallıklarıdır.Qin Kralı,bütün krallıkları birleştirip ülkeyi tek bir imparatorluk haline getirmeyi planlamaktadır.Zhao'lu suikastçılar imparatoru öldürmek istemektedirler.Özellikle Zhao'lu 3 efsanevi suikastçı;Gök,Uçan Kar ve Kırık Kılıç imparatorun hayatında büyük tehdit oluşturur.Fakat bu üç savaşçının durdurulması neredeyse imkansız gibidir.Uçan Kar ve Kırık Kılıç,İmparator'un sarayına düzenledikleri saldırıda 3000 muhafızı geçip İmparator'a ulaşmayı başarmışlardır.Ancak Kırık Kılıç,İmparator'u öldürme fırsatını yakalamasına rağmen İmparator'u öldürmekten vazgeçer.Sevgilisi Uçan Kar bunun üzerine Kırık Kılıç'la bir daha asla konuşmaz.Bu 3 suikastçının öldürülmesi için ortaya ödüller konur.Bir gün ortaya "Adsız" isminde bir savaşçı çıkar ve 3 suikastçıyı birden öldürdüğünü söyler.Adsız,Gök'ü öldürüp gümüş mızrağını getirdiği için altın ve arazi ödüllerinin yanında imparatorun 20 adım yakınına kadar gelmeyi ve içki içmeye hak kazanır.İmparator'a suikast girişiminde bulunmuş Kırık Kılıç ve Uçan Kar'ı öldürdüğü içinse altın ve arazi ödüllerinin yanında imparatorun 10 adım yakınına kadar gelmeyi ve içki içmeye hak kazanır.İmparator,Adsız'dan suikastçıları nasıl öldürdüğünü anlatmasını ister.Adsız,önce Gök ile sonra Kırık Kılıç ve Uçan Kar ile olan mücadelerini anlatır.Ama İmparator,Adsız'ın anlattığı hikayeye inanmaz ve Adsız'ı sorgulamaya başlar.Esasen İmparator'u "10 adımda ölüm" tekniğiyle öldürmek için bir plan kurgulamış ve İmparator'un 10 adım yakınına kadar gelmeyi başarmış Adsız,saraya gelmeden önce Kırık Kılıç'ın İmparator'u neden öldürmediğini öğrenir.Kırık Kılıç,İmparator'un öldürülmemesi gerektiğini ve Qin ile Zhao'nun düşmanlığından daha önemli birşey olduğunu,sadece 3 kelimeyle Adsız'a anlatır; "Tek çatı altında" ya da filmin orjinal anlatımyla; "Aynı cennetin altında".Adsız'ın kafası karışır ve ikileme düşer;Zhao'nun intikamını almak mı,İmparator'un ülkeyi birleştireceğine inamak mı?

Comment / Yorum:

Çin tarihinin en pahalı yapımı Ying Xiong,2003 yılında en iyi yabancı film dalında Oscar ve Altın Küre'ye aday oldu.Ne gariptir ki bu 2 ödülüde kazanamadı.Özellikle Oscar kazanamaması çok şaşırtıcı.Film,dünya genelindeki festivallerde 26 ödül ve 19 adaylık kazandı.Özellikle Christopher Doyle sinematografi dalında birçok ödüle layık görüldü.Bu başarılarına rağmen film,Quentin Tarantino'nun işaret etmesiyle gün yüzüne çıktı ve dünya çapında üne kavuştu.Tarantino'nun 2000'li yıllarda yaptığı en iyi iş diyebiliriz.Film Amerika'da açılış haftasını birinci sırada kapatmayı başaran ilk yabancı film oldu.
Film için uzakdoğu sineması için inanılmaz zengin bir kadro biraraya geldi;Jet Li,Tony Leung,Maggie Cheung,Zhang Ziyi,Donnie Yen.İmparator rolü için de önce Jackie Chan'e teklif götürüldüğünü ekleyelim.
Kariyeri genellikle vasat aksiyon filmlerinden oluşmuş Jet Li'nin en önemli filmi.Tony Leung ve Maggie Cheung zaten yıldız oldukları Uzakdoğu'da,bu filmle çok daha popüler hale geldiler.Ay karakteriyle izlediğimiz Zhang Ziyi ise popülerliğini arttırmaka kalmayıp,Hollywood'a kadar uzanmayı başardı.
Film her ne kadar fantastik yönleriyle daha göz önünde olsa da Çin İmparatorluğu'nun kuruluşu,Çin Seddi'nin inşası,İlk İmparator Qin Shi Huang gibi Çin tarihi için büyük önem taşıyan noktalara ustaca değinmeyi başarmış,hat ve kılıç sanatı gibi kültürel mozaiklerle zenginleştirilmiş ve Zhang Yimou'nun akıl sır erdirilmeyen teknikleriyle görsel bir şölene dönüşmeyi başarmış,üstelik Hollywood'taki meslektaşları gibi 100 milyonlarca dolar harcamadan ve onlardan daha iyisini yaparak.Filmin diğer öne çıkan 2 kısmı ise filmin kurgusu ve müzikleri.Hikaye öyle ustaca kurgulanmış ki,zaman zaman hikayenin gidişatı hakkında yanılgılara düşmemek elde değil.Senaryonun bu dinamizmi,sürükleyiciliği en üst noktaya çıkartıyor.Tan Dun imzalı müthiş müziklerde filmin yüksek temposuyla çok iyi örtüşüyor.
Filmle ilgili akılda kalıcı bir diğer noktada daha önce sinemada hiçbir örneği sergilenmemiş bir dövüş sanatı;Adsız'la Kırık Kılıç arasında yapılan "Zihin Savaşı".Zhang Yimou,savaş ve dövüş sahnelerini öyle müthiş bir görsellikle ve Tan Dun'un usta işi müzikleriyle süslemiş ki;bazen bu izlediğim dövüş sahnesi mi,yoksa bale gösterisi mi diye kendinize sorabilirsiniz.

Imdb note : 8                          My note : 10