Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Hüseyin Peyda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Peyda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2013 Pazar

Vahşi Kan (1983)

Director / Yönetmen:

Çetin İnanç

Screenplay / Senaryo:

Cüneyt Arkın
Çetin İnanç

Cast / Kadro :

Cüneyt Arkın
Emel Tümer
Hüseyin Peyda
Arzu Aytun
Oktay Durukan
Turgut Özatay
Ali Pehlivan
Şinasi Ercan
                                                            Baki Tamer
                                                            Necip Tekçe
                                                            Osman Betin
                                                            Süheyl Eğriboz
                                                            Çetin Başaran
                                                            Kemal Ustura

Subject / Konu:

Telefon konuşmasında; "Mahkemede herşeyi anlatacağımızı biliyorlar." diyen adam, kendisini bulan saldırganlar tarafından öldürülür. Aynı saldırganlar, davaya yetişmeye çalışan araca da saldırırlar. Babasını ve kardeşini öldürdükleri genç kıza tecavüz etmeye çalışırlar. Genç kız, saldırganlardan birini öldürür ve kaçar. Saldırganlar, cesetleri ve aracı ateşe verirler.
2 jandarma, götürdükleri mahkumla saldırganların ateşe verdiği aracın yanından geçerler. Jandarmalar, olaya müdahalede bulunmak isterler. Ancak yanan araç patlayınca jandarmalar ağır şekilde yaralanır ve alevlerin ortasında kalırlar. Mahkum, elleri kelepçeli olmasına rağmen alevlerin ortasına atlar ve jandarmaları yanmaktan kurtarır. Yaralı jandarmaları bir arabaya bindirip hastahaneye gönderir.
Kelepçelerinden kurtulup yakındaki kasabaya doğru giden mahkum, yolda saldırganlarla karşılaşır. Saldırganlar, kasabaya gelmemesi konusunda uyardıkları mahkumu araca bindirip geri götürürler. Ancak mahkumun tekrar kasabaya doğru yürüdüğünü gören saldırganlar, mahkumu da alıp kasabaya giderler. Bağladıkları mahkumu defalarca bıçaklarlar. Geçmişte yaşadığı kötü hatıraları anımsayan yaralı mahkum, saldırganlarla kavgaya girişir. Kurtulmayı başaran mahkum, kaçar. Saldırganlar, mahkumu takibe koyulur. Saldırganlara yakalanmak istemeyen mahkum, dağın tepesinden suya atlar ve öldüğünü düşündürüp kurtulmayı başarır.
Yıllardır kasabada pis işler çeviren Haşmet, jandarmanın kasaba çevresinde aradığı mahkumun, oğlunu öldürmekle itham ettiği Rıza olduğunu düşünmektedir. Halbuki oğlu ölmemiş vefakat 2 kolu kesilmiş ve ayakları sakat bırakılmış şekilde yaşamaktadır. Rıza'dan intikam alabilme arzusuyla yaşamaktadırlar. Saldırganlar, Haşmet'in talimatıyla Rıza'yı bulup öldürmek üzere harekete geçerler. Ormanda Rıza'yı arayan saldırganlar, teker teker Rıza'nın tuzaklarına yakalanırlar.
Rıza, ormanda gizlenen kızla karşılaşır. Harap haldeki kız, Rıza'nın peşinden gelir.
Albay Kemal, komando okulundan öğrencisi olan Rıza'yla iletişime geçmeye çalışır. Ancak Rıza, Albay Kemal'in telsizle yaptığı çağrıya cevap vermez.
Haşmet, tuttuğu avcılar ve adamlarıyla Rıza'yı yakalayabilmek için ormana çıkarma yapar. Rıza, kurduğu tuzaklarla düşmanlarını haklar. Düşmandan korumayı başardığı kızla birlikte gizlendikleri mağaraya giden Rıza, bu kez Albay Kemal'le telsizden görüşür. Düşman, Rıza'nın mağarada gizlendiğini öğrenir. İnşaat araçlarıyla mağaraya gelen düşman, önce mağara ağzına yığılan kayalarla Rıza'yı mağaraya sıkıştırır; sonra da mağaranın etrafına yerleştirdiği dinamitleri patlatmaya başlar. Kayalar, Rıza'nın ve kızın üzerine düşmeye başlar. Kayaların ezdiği kız ölür.
Düşman, Rıza'nın öldüğünü zanneder ve sevinir. Ancak Rıza kayaların arasından çıkmayı başarır. Düşmanlarını öldüren Rıza, kaçan Haşmet ve oğlunun peşinden gider. Önce Haşmet'in küçük oğlunu, sonra da Haşmet'i öldüren Rıza, son kozunu ise Haşmet'in büyük oğluyla paylaşır. İntikamını alan Rıza, kasabadan ayrılır.

Comment / Yorum:

Yine bir Cüneyt Arkın ve Çetin İnanç ortaklığı ve yine başka amaçlarla çekilmesine karşın güldürüye dönüşmüş kült bir film. Vahşi Kan, Rambo serisinin ilk filmi olan 1982 yapımı "First Blood / İlk Kan" adlı yapımdan yoğun (!) şekilde esinlenmiş, macera filmi olarak çekilmeye çalışılmış vefakat Dünyayı Kurtaran Adam'la benzer akıbete uğrayıp sadece gülmek için seyredilen filmler sınıfına konmuş bir yapım.
Dünyada "Turkish Rambo" adıyla bilinen film; kendilerini önce zombi sandığımız sonra saldırgan olduğunu farkına vardığımız enteresan karakterleriyle, sıradışı daha doğrusu akıl almaz tuzaklarıyla, sinirli mi sinirli kolsuz ve bacaksız düşmanıyla ve çiğ yengeçten yılana ve hatta pişirilmiş olmasına karşın kabuğuyla kaplumbağa yiyen Rıza karakteriyle kült olmaya defalarca hak eden bir film.
İmkansızlıklardan ötürü teknik zaafiyetler, belki pratik ancak saçma yöntemlerle giderilmeye çalışılmış. Ancak bu çaba da gülünç sonuçlara neden olmuş. Buna verilebilecek en çarpıcı örnek; Rıza'nın düşmanlarına fırlattığı, havada dans ederek adresini bulan bıçağın göründüğü sahneler.
Cüneyt Arkın'ın oyunculuğundan ziyade fiziksel olarak ön plana çıktığı filmde Emel Tümer'in de sadece erotik bir obje olarak kullanıldığı göze çarpıyor. Filmin en tuhaf karakteri ise Oktay Durukan'ın canlandırdığı, kolları ve bacakları olmayan, Rıza'nın öfkeli düşmanı.
Vahşi Kan, ne yazık ki yabancıların "B sınıfı" veya "Çöp film" diye nitelendirdiği türde bir film. Ve yine ne yazık ki sadece tuhaflıklarına gülmek için seyredilebilecek bir film.

Imdb note : 4.4                             My note : 2

2 Ağustos 2012 Perşembe

20 Yıl Sonra (1972)

Director / Yönetmen:

Osman F. Seden

Screenplay / Senaryo:

Osman F. Seden

Cast / Kadro :

Ayhan Işık
Nazan Şoray
Hülya Darcan
Kenan Pars
Yalçın Gülhan
Meltem Mete
Aytaç Arman
Hulusi Kentmen
Gülistan Güzey
                                                               Hüseyin Peyda
                                                               Mine Sun
                                                               Nubar Terziyan
                                                               Talat Gözbak
                                                               Erdoğan Seren
                                                               Mehmet Yağmur
                                                               Bedri Aydın
                                                               Oktay Yavuz
                                                               Ali Demir
                                                               Ahmet Koç
                                                               İbrahim Kurt
                                                               Mustafa Yavuz
                                                               Giray Alpan

Subject / Konu:

Nazım, 3 kişiyi öldürüp polisle çatışmaya girmiş, intihar etmek üzereyken karısı Ayten'in hamile olduğunu öğrenip teslim olmuştur. 20 yıl hapse mahkum olan Nazım, cezasını doldurur ve tahliye olur. Kendisini ustası Mahmut karşılar.
Nazım hapisteyken biri erkek biri kız olmak üzere ikiz çocuk doğuran Ayten, çocuklarına babalarının öldüğünü söylemiştir. Nazım, hapiste olduğu süre içersinde Ayten'den gelen mektuplar sayesinde ailesinden haberdar olmuştur.
Nazım, tahliye olduktan sonra acı gerçeklerle karşı karşıya kalır. Ayten'in hafızasını kaybettiğini, çocuklarının evi terkettiğini, oğlu Cüneyt'in yasadışı işlere bulaştığını ve kızı Tülay'ın zengin çocuğu Erol'un peşinden gidip uyuşturucu bağımlısı olduğunu öğrenir.
Nazım, önce izini bulup sonra da hayatını kurtardığı Cüneyt'le yakınlaşmayı başarır. Cüneyt'i tehlikelerden koruyabilmek için Cüneyt'in patronu Kenan'dan gelen teklifi kabul eder ve onlarla birlikte çalışmaya başlar. Kenan, canı gibi sevdiği oğlunun ölümüyle yıkılmış bir babadır.
Nazım, Mahmut'un kızı Hülya sayesinde Tülay'ın başından geçen bütün olayları öğrenir. Kenan, kendisine bir hayli borçlanan Erol'la Tülay'ı adamlarına kaçırtır. Nazım, Tülay'ı tecavüze uğramak üzereyken kurtarır. Erol ve Tülay'ı Kenan'ın adamlarının elinden kurtaran Nazım, Tülay'a babası olduğunu açıklar.
Ayten'in hafızası düzelir.
Nazım tahliye olduğundan beri peşinde olan komiser, Cüneyt'i tutuklar. Cüneyt, muhbirlik yapması karşılığında serbest bırakılır. Kenan'ın adamları Cüneyt'in muhbir olduğunu öğrenince; Cüneyt'e kumpas kurup öldürmeye karar verirler. Cüneyt'in öldürüleceğini öğrenen Nazım, Kenan'a kendine yardım etmesi için yalvarır ve Cüneyt'in babası olduğunu itiraf eder. Yaralı bir baba olan Kenan, Nazım'a yardım etmeye karar verir. Kenan ve Nazım, çatışmanın ortasında kalan Cüneyt'in yanına gelirler. Kenan vurulup ölür. Nazım ise yaralanan oğlunu kurtarmayı başarır ve ona öz babası olduğunu açıklar.
Cüneyt, polis tarafından tutuklanır ve hapishaneye götürülür. Köprüde oğluyla vedalaşan Nazım, kendisini beklemekte olan Ayten'in yanına gider.

Comment / Yorum:

20 Yıl Sonra, Türk sinema tarihinde pek benzerine rastlanmayan devam filmlerinden biri. Film, Ömer Lütfi Akad'ın Türk sinemasının köşe taşlarından biri olarak kabul edilen 1952 yapımı "Kanun Namına" adlı filminin devamı niteliğinde. Kanun Namına'dan tam 20 yıl sonra çekilen bu devam filminin, yönetmeni ve senaristi Osman F. Seden.
İlk filmde yer alan Ayhan Işık, Gülistan Güzey ve Nubar Terziyan, 20 Yıl Sonra'nın oyuncu kadrosunda da yer aldılar. Başrolü yine Ayhan Işık'ın oynadığı bu devam filminde diğer önemli rolleri Kenan Pars ve Yalçın Gülhan üstlendi. Filmde ayrıca Hulusi Kentmen ve Hüseyin Peyda gibi usta isimler ve yıldızı ilerki senelerde parlayacak olan Hülya Darcan, Nazan Şoray ve Aytaç Arman gibi önemli isimler, küçük sayılacak rollerde boy gösterdiler.
Osman F. Seden, tam 20 yıl sonra bir devam filmine imza atarak hayli cesur bir işe imza atsa da; 20 Yıl Sonra, Kanun Namına'nın ayarında bir film olamadı. Film, nereden başladığı ve nereye gideceği çok aşikar olan ve zaman zaman abartıya kaçan klişeler yüzünden inandırıcılıktan uzaklaşan bir senaryoya sahip.
20 Yıl Sonra, Kanun Namına'nın devam filmi olması nedeniyle ilgi çekici bir film. Kuvvetle ihtimal fazla beğenilmeyecekte olsa Kanun Namına ve Ayhan Işık hatırına seyredilebilir.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 4

1 Eylül 2011 Perşembe

Dünyayı Kurtaran Adam / The Man Who Saves The World (1982)

Director / Yönetmen:

Çetin İnanç

Screenplay / Senaryo:

Cüneyt Arkın

Cast / Kadro :

Cüneyt Arkın
Aytekin Akkaya
Füsun Uçar
Hüseyin Peyda
Necla Fide
Yadigar Ejder
Hikmet Taşdemir

 

Subject / Konu:

İnsanoğlu uzaya açılır ve aya gider. Aya gidişle birlikte uzay çağı başlamış olur. Uzay çağı insanlığın gelişmesini sağlar. Uzay çağının ardından da galaksi çağı başlar. Galaksi çağının başlamasıyla insanlık; din,ırk ve medeniyet olarak tek potada yer almaya başlamış, bu da tarihte yaşananların unutulmasına neden olmuştur. Gelişim sürecini bitirmiş insanlık; tıpkı ilk çağ insanlığı gibi bir yaşam sürmeye başlamıştır.
Başka gezegenlerde de hayat bulunmaktadır. Bilinmeyen bir düşmanın başlattığı savaş; dünyayı tehdit etmektedir. Bu düşmanı bulup savaşma görevi; 2 Türk uzay savaşçısı Murat ve Ali'ye verilmiştir.
Uzayda gemileri saldırıya uğrayan Murat ve Ali, bir gezegene düşerler. Çeşitli uzay yaratıklarının saldırısına uğrayan savaşçılar, gezegende bir insan kolonisi olduğunu farkına varır. 13. kabileyi oluşturan bu insanlardan biri olan Bilgin, Murat ve Ali'yi bazı konularda aydınlatır.
Gezegeni kontrol eden ve uzaylı yaratıkları, Murat ile Ali'nin üzerine gönderen Sihirbaz, tam 1000 uzay yılı beklemiştir. Elde etmeye uğraştığı insan beyni sayesinde önce dünyanın kontolünü eline geçirip sonra dünyayı yok ederek uzayın tek hakimi olmak niyetindedir.
Ali'nin çapkınlığından faydalanan Kraliçe, Ali'yi etkisi altına alır. Bilgin'in ölmesine neden olan Ali, kendine geldiğinde intikam almak için derhal Sihirbaz'ı bulmaya çalışır. Ama bir patlama sonucu ölür.
Zaten dünyayı kurtarmak gibi kutsal bir amacı olan Murat, Ali'nin öldürülmesiyle daha da hırslanır ve tüm engelleri aşarak Sihirbaz'la karşılaşır. Sihirbazı ortadan ikiye bölerek öldüren Murat, dünyayı ve insanoğlunun geleceğini kurtarır.

Comment / Yorum:

Tartışmasız dünyada en çok tanınan Türk filmi. Ama gelmiş geçmiş en kötü film olarak tanınıyor olması; Türk sinemasının imajının uzun süre zedelenmesine neden oldu. İnanılmaz mantık hataları, kötü senaryo, kötü yönetim, teknik yetersizlikler, kısıtlı bütçe, Star Wars'tan ve 15 diğer film ve belgeselden araklanıp filme eklenmiş sahneler, Raiders of the Ark'tan araklanan müzikler ve daha bir sürü unsurun bileşimi sonucu; bilimkurgu film çekmek maksadıyla yapılmış ve fakat absürd komedi olabilmiş bir yapım. Film; peluş canavarlar, ayağa bağlanan kayalarla yapılan koşu ve karate hareketleri, film negatiflerinin toplu iğneyle çizilmesi suretiyle elde edilmiş lazer ışınları, uzakdoğu dövüş sanatlarıyla saldıran uzaylılar, dünyadan kopmuş yatır olarak gösterilen Hacı Bektaş Veli'nin türbesi gibi garip ve unutulmaz özellikleriyle kült olmayı başarıyor.
Turkish Star Wars olarakta bilinen film, trash filmler yani kötü oldukları için güldüren filmler kategorisinde yer alıyor. Filmin sıradışı repliklerini de unutmayalım;
"Bilinmeyen bir güç bizi kendine çekiyor."
"Vücudundan kurtul, sadece zihnin ve ruhunla yaşa, o zaman toprağın altında nefes alabilirsin."
"Sana ulaşamamak, kaybetmek değildir dünya."
"İşkenceye dayandılar, götürün arenaya rezil edin bunları."
Bu kült filmin tek iddiası olabilir; bu filmden kötü film çekilemez! Peki bu kadar kötü bir film, nasıl olur da fanatiklik derecesinde sevilir? Cevabı çok basit; hiç bir filmi izlerken bu filmde güldüğünüz kadar gülemezsiniz.

Imdb note : 5.1                             My note : 1

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Köprü (1975)

Director / Yönetmen:

Şerif Gören

Screenplay / Senaryo:

Fuat Özlüer

Story / Hikaye:

Ahmet Üstel

Cast / Kadro :

Kadir İnanır
Necla Nazır
Fikret Hakan
Hüseyin Peyda
Betül Aşçıoğlu
Levent İnanır

Subject / Konu:

Bir gece yarısı hasta bir kadın, Fırat nehrinin karşı kıyısına geçirilmeye çalışır. Ama azgın sular, salın dengesini bozar ve hasta kadın Fırat'ın sularına kapılıp can verir. Annesini gözlerinin önünde Fırat'a kurban veren Ahmet'e amcası Hasan sahip çıkar. Ona babalık yapar, evlatları Zeynep ve Osman'dan ayırmaz ve üniversitede okuyabilmesi için ekmek parası kazandığı sallarından birini dahi satar.
Çocukluğunda gördüğü bir sahne Ahmet'in aklından çıkmaz. Ufak bir su birikintisi, su birikintisinin üzerinde duran bir dal parçası ve bu dalın üzerinden geçen karıncalar. Mühendis olup köyüne geri dönen Ahmet'in tek hayali vardır. Fırat'ın üzerine köprü kurmak. Ama Ahmet'in bu hayali, bazı şeylerle çelişir. Kendisine her zaman ağabeylik yapmış olan Osman'ın, ailesinin geçimini salcılıkla karşılaması; okuyup mühendis olana kadar elinden gelen desteği esirgemeyen amcasına duyduğu vefa borcu ve çocukluktan beri amcasının kızı Zeynep'le yaşadığı aşk, Ahmet'i zor durumda bırakır.
Herşeye rağmen köprüyü yapmaya niyetli olan Ahmet, Ankara'dan gerekli izinlerin çıkmasıyla köprü inşaatına başlar. Ancak köprü yapılırsa; ekmek parası kazanamayacağının farkında olan Osman, inşaatı engellemek için elinden geleni yapar. Ne kadar uğraşsa da Ahmet'i yıldıramaz. Ahmet köprü inşaatını tamalar. Ama Osman'ın köprüyü, yerleştirdiği patlayıcıyla gün doğarken patlatacağını öğrenir. Ahmet, patlayıcıyı bir türlü bulamayınca köprünün üzerine oturur ve günün doğmasını bekler. Zeynep'te Ahmet'in yanına gider, ardından Hasan da, ardından işçiler ve ardından Osman'ın karısı da. Gün doğmak üzereyken inadından vazgeçen Osman, suya atlar ve patlayıcıyı köprünün ayağından söküp nehre fırlatır. Artık önünde hiçbir engel kalmayan Ahmet'in hayali gerçek olur ve Fırat'ı yenen Ahmet köprüsünü açar.

Comment / Yorum:

Bazı yaşanan acılar, insanları kamçılar ve idealleri peşinde koşmalarını sağlar. İşte "Köprü"de tam da böyle bir idealizm hikayeyini oldukça başarılı şekilde anlatan bir film. Doğanın acımasız ve yok edici yüzü, Fırat nehrinin azgın dalgalarıyla gayet etkilice sembolize edilmiş. Filmin en can alıcı noktasıysa; doğanın acımasızlığından yine doğanın verdiği bir fikir sayesinde kurtulmak; yani, su birikintisinin üzerindeki daldan geçerek suyu aşan karıncalardan esinlenerek köprü yapma fikri. Film, aşkın saflığı, aile olmak ve ekmek parası kazanmak gibi kavramlara da ustaca değinmeyi başarıyor.
Kariyerinin başlarındaki Necla Nazır'ın filmografisinin önemli filmlerinden biri. Fikret Hakan, güçlü oyunculuğunu karakter oyunculuğunda da göstermiş ve Hüseyin Peyda ile birlikte filme büyük katkı yapmış. Kadir İnanır ise tam anlamıyla zirveye çıkacağı 1976 yılından, 1 yıl önce çevirdiği bu filmle zirve yürüyüşü yaptığını açık açık belli etmiş. Filmin başarılı müzikleri Cahit Berkay imzası taşıyor. "Köprü"nün, daha önce birkaç vasat macera filmi çekmiş yönetmen Şerif Gören'in ilk önemli filmi olduğu söylenebilir. Gerek hikayesi, gerek müzikleri, gerek oyunculuk performanslarıyla akılda kalmayı başaran, etkileyici bir film.

Imdb note : 6.8                             My note : 8


13 Mart 2011 Pazar

Derviş Bey (1978)

Director / Yönetmen:

Şerif Gören

Screenplay / Senaryo:

Safa Önal

Cast / Kadro :

Kadir İnanır
Melike Zobu
Erol Taş
Hüseyin Peyda
Aliye Rona
Ahu Tuğba
Reha Yurdakul
Baki Tamer

Subject / Konu:

Bulunduğu köyün önemli ağalarından biri olan Ciritoğlu İbrahim Bey öldürülmüştür.İstanbul'da okumuş olan ve akrabaları gibi hasımlarına kin gütmeyen Derviş,babasının cenaze işlemleri için geldiği köyünde radikal kararlar alır.Aralarında husumet ve kan davası olan bir diğer önemli ağa olan Karahanlı Şehmuz Bey'in kızı Karaca'dan çok etkilenir.Husumetin esas nedeni olan toprakları satışa çıkarır.Karahanlı Şehmuz Bey de talip olunca toprakları ona satmak için anlaşır.Barışı sağlamak amacıyla attığı bu adım;tüm akrabalarının ve köylüsünün büyük tepkisine maruz kalmasına neden olur.Toprakları satıp İstanbul'a geri dönmek niyetindeki Derviş;köylünün derebeylikle yönetilmeye alışmış halini görünce kararlarında değişiklik yapar.Öncelikle toprakları Karahanlı Şehmuz Bey'e satmaktan vazgeçer.Köylüyü toprak sahibi etmek için adımlar atar.Kararından dönüşü Karahanlı Şehmuz Bey'i çılgına çevirir.Derviş'e ait yerleri ateşe verir.İstanbul'a gitmekten vazgeçen Derviş;herkes intikam beklerken Karahanlı Şehmuz Bey'den hukuk yollarına başvurarak şikayetçi olur.İfade vermeye gitmeyen Karahanlı Şehmuz Bey,Jandarma zoruyla götürülünce Derviş'i öldürmeye karar verir ve Derviş'i adamlarına kaçırtıp,başaşağı astırıp ölüme terkeder.Ama Derviş'e aşık olan Karaca bu duruma razı gelmez ve Derviş'i kurtarır.Birlikte kaçarlar.Karahanlı Şehmuz Bey ve adamları peşlerine düşer ve yakalarlar.Kızını ve Derviş'i öldürmek isteyen Karahanlı Şehmuz Bey,Derviş'e babasını öldürdüğünü söyledikten sonra tüfeğini ateşler,Karaca'yı ve Derviş'i yaralar.Ama anlar ki o kaybetmiştir.Sevginin ve doğruluğun gücü ağalık düzenini yenmiştir.

Comment / Yorum:

Türk sinemasında yüzlerce kez işlenmiş bir konu olan ağalık sistemi,Safa Önal'ın kaleminde işlenince türünün en önemli örneğine dönüşüvermiş.Toplam 14 kere beraber film çekmiş Şerif Gören ve Kadir İnanır'ın 5.kez bir araya geldiği "Derviş Bey",aynı zamanda Melike Zobu'nun ilk filmi olma özelliğini taşıyor.Melike Zobu,ilk oyunculuk deneyiminde oldukça başarılı.80'lerde birçok filmde başrolde oynayan Ahu Tuğba bu filmde yan karakterlerden biri olan Sevda'yı canlandırıyor.Erol Taş'ın kariyerinin en önemli performanslarından biri.Ağalığın kötüleştirdiği ve menfaatleri doğrultusunda harket etmek zorunda bıraktığı Karahanlı Şehmuz Bey,bir yandan da ölen karısından yadigar kalmış kızı Karaca'yı çok seven bir baba.Yani Erol Taş,salt bir kötüyü canlandırmıyor.Erol Taş'ın karakterin içsel dalgalanmalarını kusursuzca yansıtması ortaya dev bir performans çıkarmış.Hüseyin Peyda ve Aliye Rona'nın gerçekçi ve deneyimli oyunculukları filmi bir hayli beslemiş.1976 ve 1977'de ardarda Türkan Şoray ile birlikte rol aldığı "Devlerin Aşkı","Bodrum Hakimi","Deprem","Selvi Boylum Al Yazmalım" ve "Dila Hanım" gibi çok önemli filmlerle zirveye çıkan Kadir İnanır,özellikle Yılmaz Güney,Cüneyt Arkın ve zaman zaman kendi filmlerindeki gibi elinden silah düşmeyen popülist bir karakter yerine barışı ve adaleti meşru yollarla sağlamak çabasında olan ve canlandırılması çok daha zor olan Derviş karakterine ustalıkla hayat veriyor.Kadir İnanır filmografisinin temel taşlarından biri.Filmin başarılı müzikleri Cahit Berkay imzası taşıyor.
Türk sinemasında ağalık sisteminin,köylünün ağaya bakış açısının ve kanlı aileler arası aşkın en iyi anlatıldığı film.

Imdb note :  - (Filmin imdb'de kaydı yok)                             My note : 9