Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

1987 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1987 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2017 Cumartesi

Hellraiser (1987)


Director / Yönetmen:
Clive Barker

Screenplay / Senaryo:
Clive Barker

Novel / Kitap:
Clive Barker (from “The Hellbound Heart”)

Cast / Kadro:
Andrew Robinson
Clare Higgins
Ashley Laurance
Sean Chapman
Oliver Smith
Robert Hines
Kenneth Nelson
Gay Beynes
Doug Bradley
Nicholas Vince
Simon Bamford

Subject / Konu:
Larry ve Julia eski bir eve taşınırlar. Larry’nin kızı Kirsty’de kendileriyle yaşamak üzere yeni eve gelir. Julia, Larry’nin erkek kardeşi Frank ile yasak aşk yaşamıştır ve onu arzulamaktadır.
Sınırları zorlamak isteyen Frank, Larry ve Julia taşınmadan önce evin çatı katında eline geçirdiği gizemli yapboz kutu ile cehennemde bir boyut açar. Açılan boyuttan gelen cinler Frank’e akıl almaz işkenceler ederler.
İşkence gördüğü yere damlayan kan sayesinde tekrar dünyaya dönmeyi başaran Frank, güçlenip normal bir insan vücuduna kavuşabilmek için kana ihtiyaç duymaktadır. Julia tuzağı düşürdüğü erkekleri eve getirerek Frank’in kan ihtiyacını karşılar.
Kirsty bir şeyler döndüğünü fark edip yapboz kutuyu ele geçirir. Yapbozu çözünce cehennem boyutu tekrar açılır. Kirsty kendisine işkence etmeye hazırlanan cinler ile anlaşma yapar ve kendilerinden kaçıp dünyaya dönen Frank hakkında bilgi verir. Cinler Frank’in peşine düşer.
Cinayetlerin ardı arkası kesilmez. Kirsty hayatını kurtarmak için cinlerle mücadele eder.

Comment / Yorum:
Clive Barker’ın The Hellbound Heart adlı novellasından uyarlayıp, senaryosunu yazıp yönettiği ve korku klasikleri arasına girip birçok devam filmi çevrilen Hellraiser serisinin aynı adlı ilk filmi olan yapım yaklaşık 1.000.000 dolar bütçe ile Londra’da çekildi. Film 20.000.000 dolar civarı bir gelir elde etti.
Film bugünün şartları ile kıyaslandığında görsel olarak zayıf karşılanabilir. Ancak filmin 1987 yılında çekildiği dikkate alınacak olursa, korku filmlerinde makyajın önem arz ettiği bir dönem söz konusu ve filmde kullanılan makyajlar başarılı.
Hellraiser bir korku filmi için tatmin edici bir hikayeye sahip olan ve sürükleyiciliğini yitirmeyen bir film. Özellikle korku filmi sevenler için iyi bir seyirlik olabilir.

Imdb note: 7                               My note: 7



4 Şubat 2015 Çarşamba

The Pick - Up Artist (1987)

Director / Yönetmen:
James Toback

Screenplay / Senaryo:
James Toback

Cast / Kadro:
Molly Ringwald
Robert Downey Jr.
Dennis Hopper
Danny Aiello
Harvey Keitel
Mildred Dunnock
Brian Hamil
Tamara Bruno
Vanessa Williams
Angie Kempf
                                                            Polly Draper
                                                            Frederick Koehler
                                                            Robert Towne
                                                            Victoria Jackson
                                                            Lorraine Bracco
                                                            Bob Gunton

Subject / Konu:
Jack, sürekli kız tavlamaya uğraşan çapkın biridir. Alonzo’nun kız arkadaşı Lulu’ya kur yapar. Sert ve güçlü bir adam olan Alonzo ise iş yaptığı zengin Fernando’ya beğendiği, Jack’in de ilgisini çeken Randy’yi ayarlamaya uğraşmaktadır. Randy, Fernando’yla birlikte olmak istemese de borçları olan babası Flash için zaman kazanmaya çalışmaktadır. Jack, Lulu’yu tavlasa da çapkınlıklarını sürdürür.
Jack sokakta gördüğü Randy’yle de birlikte olmayı başarır. Ancak Randy diğer kızların aksine kendisiyle bir daha görüşmek istememektedir. Jack, Randy’yi takip edip müzede çalıştığını öğrenir. Öğrencilerini alıp müzeye gider ve Randy’yi tekrar görüşebilmek için ikna etmeye çalışır ama başarılı olamaz. İş çıkışı Randy’yi evine kadar takip eder. Alonzo eve gelip borcunu isteyince, Jack borcu kendisinin ödeyeceğini söyler. Alonzo, ertesi güne kadar mühlet verir.
Randy, belaya bulaştırmak istemediği Jack’ten kurtulup Atlantic City’ye gider. Kumarhanede para kazanmayı dener. Randy’nin kumarhanede olduğunu öğrenen Alonzo, Fernando’yla birlikte kumarhaneye gider. Flash’tan Randy’nin Atlantic City’ye gittiğini öğrenen Jack, yardım istediği dostu Phil ve Flash’la Randy’yi bulmaya gider. Jack, kumarda kaybeden Randy’yi alıp bir galeriye gider ve arabasını satar. Ellerindeki parayla rulet oynayıp kazanırlar. Jack, Randy’nin borcunu ödeyip Flash’ı kurtarır.
Randy, Jack’e birbirlerine zarar verdiklerini söyleyip bir daha görüşmemeleri gerektiğini söyler. Jack ertesi gün evden çıktığında Randy’yi karşısında bulur…

Comment / Yorum:
Daha ziyade senarist ve belgesel yönetmeni olarak tanınan James Toback’ın senaryosunu yazıp yönettiği 1987 yapımı “The Pick – Up Artist”, ortalama bir romantik komedi olmasının yanında şimdilerde Hollywood’un en çok kazanan ve en revaçta aktörlerinin başında olan Robert Downey Jr.’ın rol aldığı ilk büyük yapım olma özelliğini taşıyor. 1986 yılının Mayıs – Ağustos ayları arasında New York ve Atlantic City’de çekilen film, yaklaşık 15.000.000 dolara mal oldu. 18 Eylül 1987’de vizyona giren film, Amerika genelinde 13.290.368 dolar hasılat elde etti.
James Toback, filmin ana karakteri Jack Jericho’yu kendinden esinlenerek yazdı. Aslında Jack rolü, senaryoyu beğenen ve aynı zamanda filmin yapımcılarından da olan Warren Beatty için yazıldı. Ancak Beatty karakteri canlandırmaktan vazgeçince, yönetmen rol için Robert De Niro’yu düşündü. Sonrasında rolün genç bir oyuncu tarafından canlandırılmasına karar verildi ve Robert Downey Jr.’da karar kılındı. 80’li yılların gençlik filmleriyle tanınan Molly Ringwald, Randy karakterini canlandırdı. Film çekilirken 21 yaşında olan Downey Jr. ve 19 yaşında olan Ringwald, canlandırdıkları karakterlerle aynı yaştaydılar. Filmin yardımcı oyuncuları ise Dennis Hopper, Danny Aiello ve Harvey Keitel gibi tecrübeli ve önemli isimler.
Aşkı bulup çapkınlığı bırakan genç Jack ile babasının borçları yüzünden başı belada olan Randy’nin hikayesini konu alan The Pick – Up Artist, bünyesinde macera da bulunduran bir romantik komedi. Seyri keyifli ve fakat vasat bir film. Ancak yine de Robert Downey Jr.’ın gençlik dönemini görmek için izlenebilir.

Imdb note: 5.1                             My note: 5

13 Mart 2014 Perşembe

Alnımdaki Bıçak Yarası (1987)

Director / Yönetmen:
Şahin Gök

Screenplay / Senaryo:
Safa Önal
Şahin Gök

Cast / Kadro:
Serpil Çakmaklı
Hakan Ural
Pakize Suda
Cengiz Sezici
İhsan Yüce
İhsan Baysal
Seyfettin Karadayı
Enver Dönmez
Kudret Karadağ
                                                            Nuran Yalçın
                                                            Sibel Savaşçıoğlu
                                                            Erdal Tosun
                                                            Hikmet Karagöz
                                                            Sami Hazinses
                                                            Ahmet Balıkçı
                                                            Orhan Çoban
                                                            Murat Tokmak
                                                            Cengiz Karabulut
                                                            Erol Şen

Subject / Konu:
Amcası Nuri’yle balıkçılık yapan Halil, akşam arkadaşlarıyla eğlenmek için bir gazinoya gider. Halil, Funda ismiyle dansözlük yapan Zehra’yı çok beğenir. Daha sonra tekrar gazinoya gider ve Zehra’yı masasına davet eder. Halil, Zehra’dan istediği ilgiyi bulamayıp bıçak çeken bir adamla kavgaya tutuşur ve bıçak alnında yara açar.
Halil, gazinoya tekrar gidip Zehra’yı masasına davet eder. Zehra, Halil’le gazino mesaisi sonrası görüşmek ister. Zehra, Halil’i evine davet eder. Halil, Zehra üzerini değiştirdiği sırada masanın üzerine para bırakıp gider.
Gazinoya giden Halil, kendisine kızgın olan Zehra’ya aşkını ilan eder. Zehra’da peşinden evine kadar gelen Halil’in aşkına kayıtsız kalmaz. Birlikte olmaya başlarlar.
Halil’in işleri boşlaması Nuri’nin tepki göstermesine neden olur. Halil, Zehra’ya artık pavyonda çalışmaması şartıyla evlenme teklif eder. Zehra’yı amca ve yengesiyle tanıştırır. Ancak Zehra’yı Halil’e yakıştırmayan Halil’in arkadaşları Zehra’nın aslında bir dansöz olduğunu Nuri’ye anlatırlar. Nuri, Halil’e eğer Zehra’yla evlenmeye kalkarsa yollarının ayrılacağını söyler.
Zehra’nın patronu Kara Hüseyin, Zehra’nın tekrar pavyona dönmesi için adamlarını Halil’in üzerine salar. Dayak yiyen Halil, Zehra’nın evine gelir. Zehra’nın vesika taşıdığını gören Halil, sinirlenip gider. Kara Hüseyin, Zehra’ya işe geri dönmezse Halil’i öldürteceğini söyler. Halil, Nuri’ye Zehra’yı terk ettiğini söyler.
Zehra, vesikasının iptal edilmesi için polise başvurur. Başvurusu reddedilen Zehra hamile olduğunu öğrenir.
Çalışmadığı için parasız kalan Zehra, evini fuhuş yapılması için kiralamayı kabul eder.  Zehra’nın evine kandırılarak getirilen genç kıza tecavüz etmeye çalışan adam, genç kızı öldürür. Genç kızın cesedini bir arabaya koyup götürürler ve cesedi çöplüğe atarlar. Zehra, evin dışından yaşananları seyreder. Kara Hüseyin bu olayın ardından Zehra’nın peşine adamlarını takar. Zehra’yı gazinoya getirtir ve kendisini azat ettiğini söyler. Adamlarına ise gazinoda karışıklık yaratmalarını ve arkadaşlarıyla vedalaşan Zehra’yı bıçaklamalarını emreder. Zehra hastaneye kaldırılıp ameliyata alınır. Halil hastaneye koşar. Zehra kollarında can verir.

Comment / Yorum:
Şahin Gök’ün senaryosunu Safa Önal’la birlikte yazıp yönettiği 1987 yapımı Alnımdaki Bıçak Yarası, Yeni Lale Film Stüdyolarında hazırlanır. Filmin yapımcılığını Emek Film üstlenir. Kaynaklarda yazıldığının aksine film, Burhan Arpad’ın Alnımdaki Bıçak Yarası romanının uyarlaması ya da 1968 yapımı efsanevi Vesikalı Yarim’in yeniden çevrimi değil. Bununla beraber bahisleri geçen roman ve filmden yoğun şekilde faydalanılmış.

Filmin temel karakterlerini Serpil Çakmaklı, Hakan Ural, Pakize Suda ve İhsan Yüce canlandırmış. Oyunculuk performanslarının vasat olduğu söylenebilir. Senaryo, Vesikalı Yarim kıstas alındığında oldukça zayıf. Buna karşın hikayenin akıcılığında bir sıkıntı yok. Alnımdaki Bıçak Yarası, Türk sinemasında benzerlerine sıklıkla rastlanabilecek bir yapım.

Imdb note: - (Filmin Imdb'de kaydı bulunmuyor)          My note: 4.5

4 Haziran 2013 Salı

Damga (1987)

Director / Yönetmen:

Orhan Elmas

Screenplay / Senaryo:

Safa Önal

Cast / Kadro :

Cüneyt Arkın
Ahu Tuğba
Erol Taş
Suna Pekuysal
Şemsi İnkaya
Ergun Köknar
Sami Hazinses
Turgut Özatay
Belkıs Dilligil
                                                                      Necip Tekçe
                                                                      Renan Fosforoğlu
                                                                      Nemci Öney
                                                                      Sevsin Cantürk
                                                                      Ekrem Dümer
                                                                      Baki Tamer
                                                                      Hakkı Kıvanç
                                                                      Tunç Parscan
                                                                      Memduh Ünsal
                                                                      Zeki Alpan
                                                                      Kadir Kök
                                                                      Çetin Başaran
                                                                      Mesut Sürmeli

Subject / Konu:

Bir pavyonda çalışıp hayat kadınlığı yapan Cemile, yaralı halde bulduğu eli silahlı Kemal'i evine götürür. Kemal, bıçak yardımıyla vücudundaki kurşunu çıkarır. Cemile'nin getirdiği doktor, Kemal'in yarasını temizleyip bandaj yapar. Doktor, polise vurulmuş bir adamı tedavi ettiğini ihbar edince adam öldürmekten aranan Kemal'in peşindeki komiser Osman, soluğu Cemile'nin evinde alır. Ancak Cemil tarafından Sümbül'ün evine yerleştirilen Kemal'i yakalayamaz. Cemile'yi takip eden polisler, Sümbül'ün evine baskın yaparlar. Çatıda saklanan Kemal, kurtulmayı başarır.
Cemile, Kemal'e aşık olur. Kemal ise beğendiği Cemile'ye zarar vermemek için ondan uzak durmaya çalışır.
Kemal, hamile karısını öldüren Şehmuz'u öldürür. Polis, Kemal'e yardım ve yataklık eden Cemile'yi tutuklamak için gelir. Ancak durumu önceden haber alan Cemile ve Kemal kaçarlar. Kemal, Cemile'ye 3 kişiyi öldürdüğünü ve yakalanırsa idam edileceğini söyler. Başından geçenleri anlatır. Kaçakçılık yaptığı ortaklarının önce kendisini dolandırmaya çalıştığını, hakkını alınca da hamile karısını öldürdüklerini, bu yüzden intikam alıp cinayet işlediğini söyler.
Polisler, Cemile ve Kemal'in kaldığı evin etrafını sararlar. Cemile, kendisini korumak için teslim olup idam edilmeyi göze alan Kemal'i vurur. Ardından da intihar eder.

Comment / Yorum:

1987 yapımı Damga, Safa Önal’ın senaryosunu yazdığı, Orhan Elmas’ın yönettiği bir intikam ve imkansız aşk hikayesi. Türk sinemasında benzerlerine kolaylıkla rastlayabileceğimiz filmin başrollerini Cüneyt Arkın ve Ahu Tuğba paylaşıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Erol Taş, Suna Pekuysal ve Turgut Özatay gibi önemli isimler de yer alıyor.
Damga, 80’li yıllarda genellikle aksiyon içerikli filmlerde seyrettiğimiz Cüneyt Arkın’ın bu türün nispeten dışına çıktığı filmlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Ahu Tuğba sinematografisinde benzerlerine rastlayabileceğimiz türden bir rol üstleniyor. Erol Taş ise beklenenin aksine iyi rolde ve bir komiseri canlandırıyor. Oyunculuk performansları, vasatın üzerinde.
Senaryo, vasat olarak nitelendirilebilirse de; Damga, sıkılmadan seyredilebilecek bir film. Filmin Türk sinemasının pekte kayda değer bulunmayan 80’lerin 2. yarısında çekilmiş olduğu da unutulmamalı.

Imdb note : - (Filmin imdb'de kaydı yok)                   My note : 4.5

4 Nisan 2013 Perşembe

On Kadın (1987)


Director / Yönetmen:

Şerif Gören

Screenplay / Senaryo:

Hüseyin Kuzu

Cast / Kadro :

Türkan Şoray
Erdal Özyağcılar
Bilal İnci
Asuman Arsan
Yavuzer Çetinkaya
Songül Ülkü
Hale Akınlı
Gülsen Tuncer
Bora Ayanoğlu
                                                             Oktay Sözbir
                                                             Selahattin Fırat
                                                             Selma Tarcan
                                                             Turgay Aksoy
                                                             Oktay Korunan
                                                             Murat İlker

Subject / Konu:

Gelin:
Oğlunun karısına göz koyan kayınpeder, sürekli gelinine tecavüz etmektedir. Gelin, bu yüzden kocasına ayrı eve çıkmak istediğini söyler. Babasının eline bakan kocası ise durumu görmezden gelir. Kocası kısır olan gelin, kayınpederinden hamile kalır. Kayınpederi gelininden, çocuğunu düşürmesini ister. Gelin buna razı olmaz ve üstüne gelen kayınpederini öldürür.

Gazeteci:
Füsun, sürekli iyi haberler yakalamasına karşın patronu tarafından baltalanmaktadır. Usulsüzlük yapan işadamı Fuat aleyhinde haber hazırlar. Ancak patronu bu haberi yayınlamaz. Füsun, senelik iznine ayrılır. Sevgilisiyle otele giderler. Resepsiyonist, aynı odada kalamayacaklarını söyler. Ayrı oda tutarlar. Resepsiyonist, aynı odada olduklarını öğrenince polisi arayıp fuhuş yapıldığını iddia eder. Otele gelen polis, Füsun’u muayeneye götürür.

Çingene:
2 çingene parkta otururlar. Karşı banka oturan adam, çingenelerden birinin açılan bacaklarına bakar. Sonra da kadının peşine takılır. Diğer çingeneler, adamın cüzdanını çaktırmadan çalıp kaçarlar.
Çingene, bir eğlenceye gider. Elektrikler kesildiğinde hırsızlık olur. Çingene, hırsız olduğu gerekçesiyle tutuklanır.

Deniz:
Eylemciler, yaptıkları ve yapacakları eylemler üzerine konuşurlar. İmzaları toplamaya gönüllü olan eylemci, çok geçmeden tutuklanır.

Ana – Kız:
Yasemin, erkek arkadaşı Burak’ı annesi Zeynep’le tanıştırmak için eve getirir. Burak, Zeynep’ten çok hoşlanır. Çok geçmeden Zeynep ve Burak birlikte olurlar. Zeynep, Yasemin’in Burak’tan hamile kaldığını öğrenince Burak’ın ikili oynadığını öğrenir ve onunla konuşmaya spor salonuna gider. Ancak Burak, Zeynep’le birlikte olmaya çalışır. Zeynep, eline geçirdiği spor aletiyle Burak’ın başına vurur.

Fahişe:
Hayat kadını, bir sürü telefon konuşması yapar. Telefon konuşmalarında randevularını ayarlar ve kendisini tehdit edenlere diklenir.

İkramiye:
Tahliye olmasına 5 gün kalan anne, kızı Cevriye’nin düğününe gitmek için izin alır. 12 yıldır hapiste olmasına karşın Cevriye tarafından bir kere bile ziyaret edilmemiştir. Çünkü kocasını öldürmüştür ve kayınbiraderi kızıyla görüşmesini men etmiştir. Hediyesini alıp düğüne gittiğinde hırs dolu kayınbiraderi tarafından dövülmeye çalışılır. Ancak oğlu, amcasına mani olur. Kızına hediyesini veren anne, oğluyla birlikte geceyi geçirdikten sonra hapishaneye geri döner.

Feminist:
Tülin, geri kafalı müşterilerden sıkılır. Dostlarıyla ezilen kadınlara dair konuşurlar. Apartmanda kocası tarafından dövülen Havva’yı içeriye alırlar. Akşam polis eve gelir ve Tülin’i Havva’yı alıkoyduğu gerekçesiyle karakola götürürler.

Köylü:
Öfkesi dinmek bilmeyen Mahmut eve gelir. Asiye’ye sürekli kardeşlerinden yakınır. Para bıraktığı Asiye’ye dışarı çıkmamasını söyler. Asiye tam 3 aydır hiç dışarı çıkmamıştır.
Mahmut, bazı eşyalarla ve Gülten isimli bir kadınla çıkagelir. Gülten’in bir süre kendileriyle yaşayacağını söyler. Asiye, Mahmut’un Gülten’le birlikte olması üzerine Mahmut’a kendisini köye göndermesini söyler.
Dayak yiyip eve gelen Mahmut, nefretini kustuktan sonra Gülten’le birlikte olur. Asiye, Mahmut’a kendisini köye göndermesini tekrar söyler. Mahmut ise Gülten’e de kendisine de yeteceğini söyler. Asiye, Mahmut’u bıçaklar.

Comment / Yorum:

On Kadın, yönetmen Şerif Gören için de, 9 ayrı kadını canlandıran Türkan Şoray için de oldukça cesur bir deneme. Bu 9 kadının ortak noktaları, suçlu olmaları. Ama neden suçlu duruma düştükleri irdelenince aslında mağduriyetten dolayı suç işlemek zorunda kaldıkları ya da toplumun onları suçlu olarak yaftalamasından ötürü suçluymuş gibi görüldükleri anlatılmaya çalışılan 9 kadın.
Gelin, Gazeteci, Feminist, İkramiye ve Köylü; derdini iyi anlatan hikayeler. Ana – Kız, içersinde kadın mağduriyeti barındırmakla beraber kadının kadına ihanetini de işleyen ve bu yüzden kadın mağduriyetini yeterli düzeyde yansıtamayan bir hikaye. Fahişe, Çingene ve Deniz ise oldukça yetersiz ve filmi aşağıya çeken hikayeler.
Vasat olarak değerlendirilebilecek senaryo, Hüseyin Kuzu imzası taşıyor. Filmle ilgili en dikkat çekici husus; Türkan Şoray’ın canlandırdığı 9 karakterin seslendirilmesininde farklı sanatçılarca yapılmış olması.
Türkan Şoray için çok şey söylemeye gerek yok. Bir filmde 9 karakteri canlandırmak her yiğidin harcı değil. Yardımcı oyuncular arasında Erdal Özyağcılar ve Bilal İnci haricinde dikkat çeken bir oyunculuk performansı yok.
On Kadın, iyi niyetli ve fakat amacına ulaşamamış bir yapım. Ortaya bir başyapıt çıkartabilecek malzemeler, ne yazık ki verimli kullanılamamış. Yine de değindiği hassas konu ve Türkan Şoray için seyredilebilecek bir film.

Imdb note : 6.2                             My note : 6

7 Mart 2013 Perşembe

Kızımın Kanı (1987)

Director / Yönetmen:

Halit Refiğ

Screenplay / Senaryo:

Erdoğan Tünaş

Cast / Kadro:

Tarık Akan
Mine Baysan
Neslihan Acar
Kaya Sensev
Yüksel Gözen
Yavuz Karakaş
Atilla Kunt
Süheyl Eğriboz

Subject / Konu:

Kayak hocalığı yapan Cemil, karısından 5 yıl önce boşanmıştır. Annesiyle yaşayan 16 yaşındaki kızı Figen'i çok sevmektedir. Annesi ise Figen'e ilgi göstermemektedir. Cemil kayak dersleri vermek için Uludağ'a gider ve hoşlandığı Aysun'la yeni bir aşka yelken açar. Figen, erkek arkadaşı Hakan tarafından tuzağa düşürülür. Figen'i sarhoş edip ona sahip olan Hakan, evleneceklerini söylediği Figen'i film yıldızı yapacağını söyleyerek kötü yola düşürmeye çalışır.
Telefonla kızına ulaşamayan Cemil, kızının doğumgünü için şehre döner. Kutlama için hazırlık yapar. Ancak Hakan, Figen'den yine faydalanır. Figen, kendisinden faydalandığını anladığı Hakan'dan ayrılmaya kara verir. Ancak Hakan çektiği uygunsuz fotoğraflarla Figen'i tehdit eder. Kötü yola sürüklenen Figen, sahilde ölü bulunur. Yapılan incelemelerde Figen'in aşırı derecede uyuşturucudan öldüğü anlaşılır.
Cemil, Figen'in pişmanlıklarını belirttiği mektubu bulur. Figen'in mektubunda sevdiği adam tarafından kullanıldığını ve kötü yollara sürüklendiğini ama intihar etmeyi düşünmediğini yazmaktadır. Cemil, bunun üzerine kızının erkek arkadaşını bulmaya karar verir. Olayı araştırınca Hakan'ın Figen'i kötü yola düşüren kişi olduğunu öğrenir. Asıl patronlara ulaşmaya çalışan Cemil, Hakan'ı döve döve konuşturur. Hakan, patronu tarafından öldürtülür. Araştırmasına devam eden Cemil, asıl patrona ulaşır ve kızının intikamını alır.

Comment / Yorum:

Halit Refiğ imzası taşıyan Kızımın Kanı, başından sonuna nereye gideceği belli olan bir hikaye. Filmde 80'li yılların Türk sinemasının klasiklerinden biri olan içkiyle sarhoş edilip tecavüze uğrayan ve kötü yola düşen genç kız hikayesi kullanılmış. Ve film, adından da anlaşılabileceği gibi intikamla nihayete eriyor.
Erdoğan Tünaş imzası taşıyan senaryo, klişelerle dolu ve sürükleyicilikten çok uzak. Oyunculuk performanslarının vasatı aşamadığı film, Türk sinemasının duraklama döneminin tipik örneklerinden biri.

Imdb note : 1.1                             My note : 4


21 Kasım 2011 Pazartesi

Muhsin Bey / Mr. Muhsin (1987)

Director / Yönetmen:

Yavuz Turgul

Screenplay / Senaryo:

Yavuz Turgul

Cast / Kadro :

Şener Şen
Uğur Yücel
Sermin Hürmeriç
Osman Cavcı
Erdinç Üstün
Sönmez Yıkılmaz
Doğu Erkan
Erdoğan Sıcak
Tayfun Çorağan
                                                           Kutay Köktürk
                                                           Kemal İnci
                                                           Birol Işın
                                                           Oktay Güzeloğlu

Subject / Konu:

Muhsin Bey, günden güne yozlaşan ve arabesk kültürün hakim olmaya başladığı İstanbul'da piyasanın kendisini zorladığı değişime karşı direnen bir menejerdir. Temiz, titiz ve saygın kişiliğinden dolayı komşusu Sevda hanımın ilgisini çekmektedir. Kendisi de Sevda hanıma karşı boş değildir.
Bir gün çıkagelen Ali Nazik isimli genç, Muhsin'in başına bela olur. Muhsin'in asker arkadaşı Bitli Salman tarafından İstanbul'a Muhsin'in yanına gönderilen Ali Nazik, türkücü olmayı arzulamaktadır. Muhsin'in önce menejerliğini yapmayı reddettiği, daha sonraysa şartlı olarak kabul ettiği Ali Nazik, Muhsin'in kurallarına uymaya çalışır. Muhsin'in en katı kuralı; Ali Nazik'in kesinlikle arabesk söylememesidir.
Muhsin, asistanı Osman ve Ali Nazik'in çabalamaları sonuç vermez. Muhsin, Ali Nazik'i memleketine göndermeye karar verir. Ali Nazik'i otobüse bindirirler. Ama Muhsin bu kararından vazgeçer ve otobüsü durdurarak Ali Nazik'i aşağı indirir. Ne pahasına olursa olsun Ali Nazik'i bırakmamaya karar veren Muhsin, Ali Nazik'e kaset yapmak uğruna dolandırıcılığa bulaşır. Ses yarışması düzenlemek vaadiyle topladıkları parayla Ali Nazik'e kaset yaparlar.
Muhsin dolandırıcılıktan tutuklanır. Tahliye olduğunda herşeyin değişmiş olduğunu görür. Uğrunda fedakarlıklar yaptığı Ali Nazik, ucuz bir mekanda arabesk söylemektedir. Sevda, Ali Nazik'e sığınmıştır ve Ali Nazik tarafından horlanmaktadır.
Muhsin, Ali Nazik'i sahne aldığı yerde izler ve Sevda'yla kızının perişan halini görür. Yozlaşmış halini seyrettiği Ali Nazik'e bir çift söz söyler ve mekandan çıkar. Sevda kızıyla birlikte Muhsin'in peşinden gelir ve bizde gelebilir miyiz diye sorar.
Muhsin, Sevda ve kızıyla birlikte yatağa yatar. Uykuya daldığında özlediği günlerin özlediği şarkısını ruyasında görür.

Comment / Yorum:

Film "Ağlamakla inlemekle ömrüm gelip geçiyor" şarkısıyla başlar ve yine aynı şarkıyla biter. Çünkü herşey değişmiş olsa da; Muhsin Bey değişmemiştir, unutmamıştır şarkılarını.
Muhsin Bey, birçok açıdan 1966 yapımı "Ah Güzel İstanbul"un baş karakteri Haşmet Bey'i hatırlatır. 2 karakterde eskiyi sembolize eder ve dejenerasyonun şehri ele geçirişine dair uyarılarını yaparlar. Aslında Muhsin Bey'de işlenen arabesk kültüre karşı duruş; sadece müzik tarzı eleştirisi değildir. Burada arabesk, dejenerasyonun sembolize edilmesi için kullanılmıştır. Senaryo o kadar gerçekçidir ki; Muhsin Bey'in işaret ettiği dejenere olmaya başlayan kültür, günümüzde egemen olmuş kültürün ta kendisidir.
Muhsin Bey'in bir diğer önemi; muhteşem senaryolara imza atmış Yavuz Turgul'un daha 2. yönetmenlik denemesinde bu alanda da ustalığının ispat etmiş olmasıdır.
Oyunculukların en üst seviyede olduğu filmde Şener Şen ve Uğur Yücel'in karşılıklı performansları, Türk sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları arasında yerlerini aldı. Usta 2'linin bu dev performansları 24. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi erkek oyuncu" ve "En iyi yardımcı erkek oyuncu" Altın Portakal ödülleriyle taçlandırıldı. Diğer önemli rollerde karşımıza çıkan Sermin Hürmeriç ve Osman Cavcı'da oldukça başarılılar.
Film, İstanbul Film Festivali'nde "Jüri özel ödülü", 24. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi film" ve "En iyi senaryo" ve 1988'de İspanya'da düzenlenen Uluslararası San Sebastian Film Festivali'nde "San Sebastian Ödülü" kazandı.
Muhsin Bey, 1986 yapımı "Son Urfalı" filmiyle hikaye bazında büyük benzerlikler taşıyor. Bu belirgin benzerliklerin irdelenmemesinin nedeni Muhsin Bey'den 1 yıl önce çekilen Son Urfalı'nın pekte popüler bir film olmaması olabilir. Ama 2 filmi de izleyenler, belirgin benzerlikleri mutlaka farkına varacaktır.
Filmin müziklerine imza atan Atilla Özdemiroğlu, 24. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi özgün müzik" dalında Altın Portakal kazandı. Özellikle Müzeyyen Senar'ın seslendirdiği "Ağlamakla inlemekle ömrüm gelip geçiyor" ve Uğur Yücel'in seslendirdiği "Evlerinin önü boyalı direk" adlı şarkılar, sadece filmin değil Türk sinema tarihinin de en önemli film müzikleri arasında yerlerini aldı.
Ortalama her Türk seyircisinin en az bir kere seyretmiş olduğu Muhsin Bey, başta Türk sinema severler olmak üzere her sinema severin arşivine katması gereken bir şaheser.

Imdb note : 8.4                            My note : 9