Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Kayhan Yıldızoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kayhan Yıldızoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2014 Pazartesi

You Can’t Win ‘Em All / Paralı Askerler (1970)

Director / Yönetmen:
Peter Collinson

Screenplay / Senaryo:
Leo Gordon

Cast / Kadro:
Tony Curtis
Charles Bronson
Michele Mercier
Patrick Magee
Fikret Hakan
Gregorie Aslan
Leo Gordon
Horst Janson
John Alderson
John Agheson
                                                               Tony Bonner
                                                               Howard Goorney
                                                               Salih Güney
                                                               Henia Halil (as Gonia Halil)
                                                               Yüksel Gözen
                                                               Terry York
                                                               Erol Keskin
                                                               Mümtaz Alpaslan
                                                               Ken Buckle
                                                               Manny Michael
                                                               Reed De Rouen
                                                               Paul Stassino
                                                               Nosher Powell
                                                               Bülent Gültekin
                                                               Suna Keskin
                                                               Kayhan Yıldızoğlu

Subject / Konu:
İki paralı asker olan dolandırıcı Adam ve kaçakçı Josh, Yunan adasından tekneyle kaçmayı başarırlar. Josh ve adamları, padişaha karşı ayaklanan ve savaşı kaybedeceğini düşündüğü Mustafa Kemal'e silah satacaktır. Türk topraklarına vardıktan kısa süre sonra Albay Ahmet Elçi komutasındaki askerler tarafından kuşatılıp yakalanırlar. Ahmet, Josh'taki silahlara talip olur. Birlikte Balıkesir'e doğru yol alırlar.
Vali Osman Bey'in huzuruna çıkıp taramalı tüfeği gösterirler. Tüfeği oldukça beğenen Osman Bey, Mustafa Kemal'in Anadolu'da ilerlediğini ve ona karşı destek güce ihtiyaç duyduklarını söyler. Adam'ın gemisinin serbest bırakılması ve para karşılığında anlaşmaya varırlar. Ancak aslında Osman Bey'in farklı planları vardır.
Yola çıktıkları tren saldırıya uğrar. Saldırıyı taramalı tüfeklerin ve Ahmet'in vagonlara gizlediği atlı askerlerle savuşturmayı başarırlar.
Ahmet, Adam'a sandıklarda 1 ton altın taşıdıklarını ve birlikte hareket ederlerse altınları paylaşabileceklerini söyler. Adam çok geçmeden sandıklardaki altınların aslında altınla kaplanmış kurşun olduğunu farkına varır. Josh'ın da bu olaydan haberdar olduğunu öğrenir.
Yunan saldırısı başlar. Adam, padişah Yunanlarla müttefik olduğu için beyaz bayrak sallatır. Ahmet, Kanuni Sultan Süleyman döneminden kalma hazineyi alıp sevgilisiyle birlikte kaçmayı planlamaktadır. Ancak sevgilisi Adam'la birlikte hareket etme kararı aldığından kendisini bıçaklayarak öldürür. Adam, Yunan binbaşıyla pazarlık yaparken, bu kez de Josh'la birlikte hazineyi alıp kaçar.
Adam, askerleri kurşuna dizen Yunan binbaşıyı sahte altınları vererek ikna eder. Ancak bu sefer de hava bombardımanı başlar ve Yunan birlikleri yok edilir. Bir kamyonla kaçmayı başaran Adam, İzmir'e ulaşır. Amerikan binbaşısından İslam Yıldızı adı verilmiş gemisine gitmek için izin alır. Gemiye vardıklarında Josh'ı gemide bulurlar. Hareket etmek isterler. Ancak gemi saldırıya uğrar. Yeni Türkiye Cumhuriyeti donanması, İslam Yıldızı'nda bulunan herkesi tutuklar. Mustafa Kemal'in huzuruna çıkarılan Adam ve Josh, güzelliğine kapıldıkları kadını da karşılarında bulurlar. Kanuni Sultan Süleyman'ın hazinesi, bulunduğu sandıktan çalınmıştır ve Adam'la Josh hazinenin yerini bilmemektedir. Buna karşın hazinenin asıl önemli parçası olan halife Osman'ın kuranı sandıktaki gizli bölmesinden alınmamıştır. Mustafa Kemal'den eğer padişah bu kurana sahip olsaydı, tüm İslam alemini toplayıp kendilerine karşı kullanabileceğini öğrenirler. Serbest bırakılırlar ve bir geminin güvertesinde patates soyarken Türkiye'den ayrılırlar.

Comment / Yorum:
Filmi yönetmesi için düşünülen ilk kişi Howard Hawks’tı. Ancak Hawks teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine yönetmen koltuğuna 1969 yılında çektiği "The Italian Job / İtalyan Usulü Soygun" filmiyle tanınan Peter Collinson oturdu. Filmin senaryosu, oyuncu kadrosunda da yer alan Leo Gordon'a ait. Başrollerinde Hollywood'un iki devi Tony Curtis ve Charles Bronson'ın yer aldığı filmde diğer önemli rolleri ise ünlü Fransız oyuncu Michele Mercier ve Fikret Hakan üstlenmiş. Ayrıca filmin oyuncu kadrosunda Salih Güney, Erol Keskin ve Suna Keskin gibi Türk oyuncularda yer almakta. Ancak Türk oyuncular arasında filmdeki tek kayda değer rol, Fikret Hakan'ın canlandırdığı Albay Ahmet karakteri.
Tamamı Türkiye'de çekilen film, Kapadokya'dan Efes Antik kentine kadar birçok önemli mekanda çekilmiş. İstanbul'un da yoğun şekilde kullanıldığı filmde saray sahnelerinin iç çekimleri Said Halim Paşa Konağı'nda yapılmış. Buna karşın filmin mekan örgüsü oldukça yanlış. Film, 1922 yılında Kurtuluş Savaşı sırasında geçmekte. Sadece final sahnesinde yer alacak Atatürk'ü bir jönün canlandırmaması büyük tepkilere neden olunca Atatürk adı filmde kullanılmamış. Filmin Türkçe dublajında da Mustafa Kemal yerine Muzaffer Kayhan ismi kullanılmış.
Amerika'da 24 Temmuz 1970'te gösterime giren "You Can’t Win ‘Em All / Paralı Askerler", bazı tarihsel saptırmalar olduğu gerekçesiyle Türkiye'de sansürden geçemez ve sinemalarda gösterilemez. Film ancak çekildikten 43 yıl sonra 26 Mayıs 2013 tarihinde Türk televizyonlarında Türk seyircisiyle buluşur. Bu saçma yasağın esas nedeni, Charles Bronson'ın bir Türk gazetesinin röportaj teklifini geri çevirmesi ve bunun üzerine gazetenin filmin Türk düşmanı olduğu yönünde bir kampanyaya imza atıp Sansür Kurulu'nu bu yönde etkilemiş olması. Halbuki filmde Türkiye aleyhinde hiçbir mesaj verilmediği gibi sonunda da Türk hükümeti ve halkına teşekkür edilmekte.
You Can’t Win ‘Em All, ciddi bir bütçeyle çekilmiş, elinden geldiğince Türkiye'nin önemli yerlerini göstermeye çalışmış ve fakat günümüzün gazetelerinden pek de farklı olmayan bir zihniyetin kurbanı olmuş bir yapım. İyi bir film mi? Hayır vasat bir film. Ama uğradığı zulüm nedeniyle seyredilmeyi hak ediyor.

Imdb note: 6.2                           My note: 5


27 Mayıs 2014 Salı

Yarasa Adam / Bedmen (1973)

Director / Yönetmen:
Savaş Eşici

Screenplay / Senaryo:
Savaş Eşici

Cast / Kadro:
Levent Çakır
Emel Özden
Hüseyin Sayar
Ceyhan Cem
Renan Fosforoğlu
Yılmaz Kurt
Nurettin Kaygısız
Mehmet Uğur
Süheyl Eğriboz
Turgut Özatay
                                                            Kayhan Yıldızoğlu
                                                            Altan Günbay

Subject / Konu:
Bir derginin seçtiği senenin en şık giyinen 10 kişisinden 3’ü faili meçhul şekilde öldürülür. Dergi, bu 10 kişiyi de sigorta ettirdiği için her ölen kişi başına 1 milyon lira almaktadır. Sigorta şirketi tarafından durumla ilgili bilgilendirilen Bedmen’e tek şüphelinin dergi sahibi Altan olduğu söylenir ve olayın üzerine gidip katili bulması istenir.
Bedmen, yardımcısı Robin’le olayı araştırmaya koyulur. İlk olarak striptizci Seher’le görüşmeye giderler. Ancak Seher kuliste öldürülür. Bunun üzerine Altan’la görüşmeye giderler. Ancak Altan kendilerine yardımcı olmaz.
Bedmen ve Robin, kaçırılmak üzere olan Emel’i kurtarırlar. Bedmen ile Emel çok geçmeden aşk yaşamaya başlarlar.
Çapkınlığını örtbas etmeye çalışan Bedmen, Robin’den daha önce kurtardıkları Funda’nın öldürüldüğü haberini alır. Tek şüpheli Altan’ın evine gittiklerinde onu da öldürülmüş vaziyette bulurlar. İşin tuhaf tarafı, Altan’ın kendisini de sigortalattırmış olmasıdır.
Emel kaçırılır. Bedmen saldırıya uğrasa da kendisine saldıran adamlarla başa çıkar. Emel, Altan’ın köşküne getirilir. Altan, sigorta tazminatı alabilmek için ölmüş numarası yaptığını Emel’e açıklar ve ona zorla sahip olmaya çalışır. Köşke gelen Bedmen ve Robin, Altan’ın adamlarını haklarlar. Bedmen, Altan’ı öldürüp Emel’i kurtarır.

Comment / Yorum:
Savaş Eşici’nin yazıp yönettiği “Yarasa Adam / Bedmen”, en yalın ifadeyle tuhaf bir film. Öyle ki filmin bir aksiyon mu, erotik film mi, yoksa süper kahraman filmi mi olduğunu söyleyebilmek pek de kolay değil.
Yaklaşık 1 saatlik süresiyle orta metrajlı filmler arasında değerlendirilebilecek olan Yarasa Adam / Bedmen, Kunt film stüdyolarında hazırlanıp seslendirildi. Film, 1 Kasım 1973 tarihinde gösterime girdi.
Filmin senaryosu ve oyunculukları da gayet tuhaf. Zira filmde meşhur çizgi roman karakteri Batman’i Bedmen adıyla bir sigorta şirketi için çalışırken buluyoruz. Üstelik Bedmen, kahramanlığının yanı sıra çapkınlık peşinde de koşuyor. Filmde birkaç saniye Turgut Özatay’ı da görebilmek mümkün. Yarasa Adam / Bedmen, neresinden bakarsanız bakın olmamış bir film. Yine de tuhaflıklarına gülmek için seyredilebilir.

Imdb note: 5.4                           My note: 2

14 Haziran 2013 Cuma

Ankara Ekspresi (1970)

Director / Yönetmen:

Muzaffer Arslan

Screenplay / Senaryo:

Bülent Oran

Novel / Kitap:

Esat Mahmut Karakurt (from "Ankara Ekspresi")

Cast / Kadro :

Ediz Hun
Filiz Akın
Leyla Sayar
Kadir İnanır
Aliye Rona
                                                            Altan Günbay
                                                            KayhanYıldızoğlu
                                                            Hüseyin Kutman
                                                            Haydar Karaer
                                                            Süheyl Eğriboz
                                                            Zeki Sezer
                                                            Ali Demir
                                                            Bora Ayanoğlu
                                                            Erdo Vatan
                                                            Bülent Oran

Subject / Konu:

2. Dünya savaşı sırasında Avrupa’yı baştan sona fetheden Alman ordusu, Türkiye sınırına dayanır. İsmet İnönü, savaşa dahil olma önerilerini kabul etmez ve tarafsız kalınacağını açıklar. Hitler, bunun üzerine İstanbul’un ve Ankara’nın kan dökülmeden ele geçirilmesini emreder. Almanlar, “Ankara Ekspresi” adı verdikleri bir operasyonla amaçlarına ulaşmayı hedefler.
Almanlar için çalışan şarkıcı Hilda, kardeşi Maksimilyen ve Kolman’la İngilizlerin Ortadoğu planlarını öğrenmek için İngiliz kurye Jackson’ı kaçırırlar.
Alman ajanı olan Macar yahudisi İrma, ilişki yaşadığı bir diğer Alman ajanı Kolman’dan öğrendiği bilgileri Türk gizli istihbaratınca görevlendirilen, aşk beslediği binbaşı Seyfi’ye iletir. Seyfi, Alman hastanesinde gizli kapaklı işler döndüğünü öğrenir. Kendisini yaralar ve Alman hastanesine kaldırılır. Seyfi’nin ameliyatına Hilda girer. Seyfi, Hilda’dan hoşlanır. Hastanede araştırma yapan Seyfi, saklanan cephanelere ulaşır.
Seyfi aşk yaşadığı Hilda’yı büyükannesiyle tanıştırır.
İrma, Jackson’un Alman konsolosluğunda olduğu bilgisini Seyfi’ye verir ve onu eve çağırır. Bu konuşmayı duyan Kolman, İrma’nın evinde gizlenip konuşmalarını kayda alır. Ardından İrma’yı öldürür. Sesleri duyup gelen Seyfi, kavgaya tutuştuğu Kolman’ı öldürür.
Alman istihbaratı, Hilda’ya şüphelendikleri kişiyle yakınlaşıp onun gerçek kimliğini öğrenmesi görevi verir. Hilda, şüpheli kişiyle görüşmek için bara gider. Yakınlaşması istenen kişinin Seyfi olduğunu öğrenir. Hilda ve Seyfi yüzleşirler.
Hilda, Seyfi’yi korumak için onun basit biri olduğunu ve sandıkları kişi olmadığını söylese de kendisinden şüphe duyan kardeşi Maksimilyen, Hilda’ya işkence edip konuşturmaya çalışır.
Ankara harekatının son aşaması başlar. Maksimilyen, harekatın başındaki kişidir.
Alman şilebini batırması için bir denizaltı görevlendirilir. Komutası Seyfi’ye verilir. Seyfi şilebi batırmadan yakalamak ister. Şilebe çıkıp arama yapmaya başlar. Şilepte Almanya’ya yollanan Hilda’ya ve Maksimilyen’e rastlar. Seyfi, Hilda’nın gönderilmesine izin vermez ve onu esir alır. Kendisine ateş eden Maksimilyen’i vurur. Almanlarla Hilda’yı verip karşılığında Jackson’u almak üzere anlaşır. Takas yapılır.
Almanlar, ülkeyi terk etmeden önce Seyfi’yi öldürmeye karar verir. Görevi, kardeşinin intikamını almak istediğini söyleyen Hilda üstlenir.
Seyfi’nin evine giden Hilda, Seyfi’ye kendisini sevdiğini söyler. Hilda’yla Seyfi beraber olurlar. Seyfi, Hilda’yı ajan olduğu ve yakalanma ihtimali olduğu için ülkeden gitmeye zorlar. Hilda trenle ülkeyi terk edeceği sırada intihar etmeyi düşünür. Tren aniden durdurulur. Görevliler, Hilda’yı trenden indirip bir arabaya bindirir. Öldürülmeye götürüldüğünü düşünen Hilda, karşısında Seyfi’yi bulur. 2 aşık birbirine takrar ve ayrılmamacasına kavuşur.

Comment / Yorum:

Ankara Ekspresi, Esat Mahmut Karakurt’un aynı adlı kitabından Bülent Oran tarafından senaryolaştırılır. Ancak Esat Mahmut Karakurt, senaryoyu beğenmez. Bunun üzerine Bülent Oran, romana çok yakın bir senaryo yazıp yazarın onayını alır. Ancak Bülent Oran’ın ikinci yazdığı senaryo yerine ilk yazdığı senaryo filme çekilir. Film, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde başarı kazanınca Esat Mahmut Karakurt’ta bu aldatmacaya tepki göstermez.
Başrolleri Ediz Hun ve Filiz Akın'ın paylaştığı filmde diğer önemli rollerde Leyla Sayar, Altan Günbay, Aliye Rona ve kariyerinin başlarındaki Kadir İnanır'ı seyrediyoruz. Oyunculukların tatmin edici düzeyde olduğu söylenebilir.
Film, 8. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En iyi fim”, “En iyi senaryo”, “En iyi yönetmen”, “En iyi görüntü yönetmeni” ve “En iyi kadın oyuncu” dallarında Altın Portakal ödülüne layık görüldü. Ankara Ekspresi, festivale damga vurmuş gibi görünse de; filmin kazandığı "En iyi film" ve "En iyi senaryo" ödüllerini filmin başarısına değil de festivaldeki diğer filmlerin zayıflığına yormak lazım. Çünkü filmin özellikle senaryosu, bir çok yönden eleştirilmeyi hak ediyor. Sadece Hilda karakteri dahi senaryoyu eleştirmek için yeterli. Öyle ki Hilda, hem doktor hem şarkıcı hem de ajanlığı başarıyla bir arada götüren; gerçekçilikten çok uzak bir karakter. Esat Mahmut Karakurt'un senaryoyu neden beğenmediği de böylece kolayca ortaya çıkıyor.
Filmde Hilda karakterinin söylediği şarkıları Semiramis Pekkan seslendirmiş.
Ankara Ekspresi, pek başarılı olarak nitelendirilemeyecek ve fakat klişelerine karşın farklı birşeyler yapılmaya çalışılmış bir yapım. Casus filmlerini sevenlerin ilgisini çekebilir.

Imdb note : 6.4                               My note : 4.5

12 Haziran 2013 Çarşamba

Aşkın Zaferi / Aşk ve Vatan (1973)

Director / Yönetmen:

Orhan Elmas

Screenplay / Senaryo:

Burhan Bolan

Cast / Kadro :

Hülya Koçyiğit
Aytaç Arman
Hulusi Kentmen
Tülin Örsek
Önder Somer
Kenan Pars
Ali Şen
Nubar Terziyan
Altan Bozkurt
                                                                Ekrem Gökkaya
                                                                Mine Sun
                                                                Renan Fosforoğlu
                                                                Kayhan Yıldızoğlu
                                                                Mahmure Handan
                                                                Mustafa Yavuz
                                                                İhsan Bayraktar
                                                                Kadri Ögelman
                                                                Reşit Çildam
                                                                Nizam Ergüden

Subject / Konu:

Oya, öğretmen olarak Söğüt köyüne atanır. Köylünün yüzü açık olduğu için pek hoş karşılamadığı Oya'ya okul açması için bir ahır verilir. Öksüz ve yetim Yanık Bekir ve Fatma'nın yardımıyla ahır, bir okula dönüşür.
Köyde terör estiren ve köylüye rahat huzur vermeyen onbaşı, Oya'ya da musallat olmaya başlar. Onbaşı, Oya'ya tecavüz etmek üzereyken Yanık Bekir, onbaşıyı engeller. Onbaşı, Bekir'i karakola götürüp döver. Onbaşı, Oya'ya iftira atıp şikayette bulunur. Oya da Fatma'nın sevgilisi aracılığıyla binbaşıya bir mektup gönderip onbaşı hakkında şikayette bulunur ve onbaşının derebeylik kurduğunu anlatır. Olayları öğrenen Binbaşı Suat, onbaşının neler çevirdiğini anlar ve onbaşıyı divan-ı harbe gönderir.
Binbaşı Suat, Oya'nın okuldan arkadaşı olan Lamia'nın babası çıkar. Suat, Oya'ya yakınlık gösterir. Oya, bir süreliğine Binbaşı'nın İstanbul'daki evine misafir olarak gider. Lamia ile bir araya gelirler. Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşı'na dahil olduğu haberi gelir. Binbaşı, komutasındaki askerlerden Vedat'ı bir oldu bittiyle Oya'yla nişanlar. Vedat, cepheye gider. Oya'ya aşık olan Bekir, Oya'nın nişanlandığını görünce kaçıp gider.
Düşman köyü basıp işgal eder. Heryeri yakıp yıkar. Köylüleri öldürür. Kaçmayı başaran Oya, Binbaşı'nın evine gider. Binbaşı, Oya'ya Vedat'ın öldürüldüğünü haber verir. Oya, direniş için Binbaşı ve arkadaşlarının kurduğu Yavuz grubuna katılır. İngilizceyi anadili gibi konuşan Oya, İngiliz hemşire Betty kılığına girip ajanlık yapmaya başlar.
Oya'yı aklından bir türlü çıkartamayan Bekir, direnişin önemli kumandanlarından biri olur. Bekir, Hıdır Çavuş aracılığıyla Oya'yı soruşturur. Düşman askerleriyle birlikte görülen Oya'nın vatana ihanet eden bir hain olduğu bilgisi gelir. Bekir, gelip Oya'yı düşmanlarla eğlenirken görür.
Oya, Yüzbaşı Jackson'daki çok önemli belgeleri ele geçirir ve Jackson'u öldürür. Mustafa Kemal ve birliklerinin düşmanı püskürtmeye başladığı bilgisi gelir. Görevini tamamlayan Oya, öğretmenlik yaptığı işgal altındaki köyde gönüllü olarak çalışmak ister. İngiliz hemşiresi Betty kılığında köye gelir. Oya, emrine verildiğini öğrendiği Bekir'le yüzyüze gelir. Bekir, tüm nefretini kusar. Oya ise Bekir'e yapması gerekenleri söyler. Çarpışmalar başlar. Oya, Türk bayrağını camiye götürdüğü sırada vurulur. Arkasından gelen Bekir'de vurulur. Bekir, bir kahraman olduğunu anladığı Oya'dan af diler. 2 yaralı aşık, minareye çıkıp Türk bayrağını dalgalandırırlar.

Comment / Yorum:

Senaryosunu Burhan Bolan’ın yazdığı, Orhan Elmas’ın yönettiği 1973 yapımı Aşkın Zaferi, bazı kaynaklarda Aşk ve Vatan ismiyle de anılıyor. Hülya Koçyiğit ve Aytaç Arman’ın başrolleri üstlendiği filmde diğer önemli rollerde Hulusi Kentmen, Kenan Pars ve Önder Somer’i seyrediyoruz.
Yobaz bir köye öğretmen olarak atanan genç Oya ve ona aşık olan yanaşma Bekir’in patlak veren kurtuluş mücadelesiyle önce ayrılan sonra tekrar birleşen yollarını anlatan film, Türk sinemasının popüler filmlerinden olmasa da; eli yüzü düzgün bir film.
Kahramanlık dozajı zaman zaman abartılsa da senaryo, genel olarak tutarlı ve sürükleyici. Oyunculuklar gayet iyi. Aşkın Zaferi veya diğer adıyla Aşk ve Vatan, özellikle kurtuluş mücadelesi filmlerinden hoşlananlara hitap edebilecek bir film.

Imdb note : - (Filmin imdb'de kaydı yok)                   My note : 6.5

3 Mart 2013 Pazar

Arım Balım Peteğim (1970)

Director / Yönetmen:

Muzaffer Arslan

Screenplay / Senaryo:

Bülent Oran

Cast / Kadro :

Türkan Şoray
Cüneyt Arkın
Münir Özkul
Bora Ayanoğlu
Cevat Kurtuluş
Sami Hazinses
Kayhan Yıldızoğlu
Ergun Köknar
Aziz Basmacı
                                                               Aynur Aydan
                                                               Zeki Sezer

Subject / Konu:

Abuzittin Bey tarafından tutulan özel ajan Mehmet, Abuzittin'in karısının sosyetenin zengin ve yakışıklı simalarından Harun'la otelde yasak aşk yaşadığını fotoğrafla belgeler. Abuzittin, Harun'u öldürmek için otele gider. Durumdan haberdar olan Mehmet'in kızı Zeynep, cinayeti engellemek için otele gider. Zeynep, Harun'un odasına girip Abuzittin'in karısının kıyafetlerini giyer ve Harun'u kurtarır.
Avrupa'ya gidecek olan Harun, Zeynep'i buluşmaya davet eder. Harun'dan çok etkilenen Zeynep, buluşmaya gider. Birlikte romantik anlar geçirirler. Uçağa yetişmek için gitmek zorunda olan Harun, tekrar görüşmek istediği Zeynep'in adını öğrenmek ister. Ancak Harun'un aklının sadece çapkınlıkta olduğunu gören Zeynep, adını söylemez. Harun'da, Zeynep'e kendisini Arım, balım, peteğim diye hatırlayacağını söyler.
Konservatuardan mezun olan Zeynep, kendisine aşk bekleyen arkadaşı Cem'le birlikte sahne almaya başlar. Aradan uzun süre geçer ve Harun ile Zeynep, Zeynep'in sahne aldığı mekanda karşılaşırlar. Harun, Zeynep'i buluşmaya devam eder. Aklı fikri Harun'da olan Zeynep, Harun'la buluşmaya gider. Kendini başka erkeklerle de münasebeti varmış gibi gösterir. Zeynep, bütün geceyi Harun'la geçirir.
Yaşadıklarından pişmanlık duyan Zeynep, babasına bir mektup bırakır ve gazı açık bırakarak intihar etmeye kalkışır. Yolda, evden çıkmadan önce kızının söylediklerini düşünen Mehmet, hızla eve döner ve kızını kurtarır. Kurtulan Zeynep, Harun'un çocuğunu doğurur ve sahne almaya devam eder. Zeynep, oğluna Harun ismini verir.
Babasını ölmüş bilen Harun, ağaçtan düşer ve hastahaneye kaldırılır. Harun'a kan gerekir. Radyodan kan arandığını duyan Harun, hastahaneye gidip kan verir ve varlığından haberdar olmadığı oğlunun kurtulmasını sağlar. Küçük Harun, kurtarıcısını bir baba gibi sever.
Zeynep, oğlu ve babasını mutlu etmek için Cem'le evlenmeye karar verir. Zeynep'in sahne aldığı mekana giden Harun, Zeynep'i önce hatırlamaz. Hatırladığındaysa yıllardır onu aradığını söyler ve villasına davet eder. Harun, Zeynep'e aşık olur.
Abuzittin'le hamamda karşılaşan Harun, Abuzittin'in tavsiyesiyle şüphelendiği  Zeynep'i takip ettirmeye karar verir ve Mehmet'e gider. Mehmet, Harun'un sorgulatmak istediği kişinin kızı Zeynep olduğunu anlar. Mehmet, Harun'a Zeynep'in kızı olduğunu açıklar. Harun'a kızının kendisinden başka hiçbir kimseyle alakası olmadığını söyleyen Mehmet, Harun'dan kızını bırakmasını ister. Harun, trenle şehirden ayrılmaya karar verir. Zeynep, kendisini uğurlamaya gelir. Harun gidemez ve Zeynep'e sarılır. Mehmet ve torunu Harun da istasyona gelirler. Mehmet, Harun'a torununun babası olduğunu açıklar.


Comment / Yorum:

Türk sinemasının 3 dev ismini bir araya getiren 1970 yapımı Arım, Balım, Peteğim, daha ziyade yapımcı olarak çalışmış ve çok fazla film çekmemiş bir yönetmen olan Muzaffer Arslan imzası taşıyor. Yapım, filmografileri incelendiğinde rakiplerine nazaran çok daha fazla filmde rol almış olmalarına rağmen birlikte çevirdikleri film sayısı az olan Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın'ı buluşturmasıyla dikkat çekiyor. Elbette yardımcı rolde izlediğimiz Münir Özkul'un varlığı da unutulmamalı.
Her ne kadar filmin senaristi Bülent Oran olarak gözükse de; filmin bir Bülent Oran senaryosu olduğunu söylemek pek mümkün değil. Çünkü filmin senaryosu, Billy Wilder'ın yazıp yönettiği 1957 yapımı "Love in the Afternoon / Öğleden Sonra Aşk" filminden alınmış. Türk sinemasında sıkça rastladığımız bu durum esinlenmenin ötesinde bir nevi adaptasyon.
Arım, Balım, Peteğim, kadrosunda bulundurduğu dev isimlere karşın geniş kadrolu bir film değil. Filmin tamamına yakınının 2 başrol oyuncusu üzerine kurulduğu söylenebilir. Film, oyunculukların ön planda olduğu bir film değil. En parlak çağlarındaki başrol oyuncuları,  güzellik, zarafet ve kıyafetleriyle göze çarpıyorlar. Film, bu yönüyle gayet başarılı. Filmin bir diğer övgüye layık tarafıysa Nesrin Sipahi'nin sesinden dinlediğimiz müthiş şarkılar.
Filmin en eleştirilesi tarafı; abartılı finali. Film, tam Harun'un gitmekten vazgeçişi ve 2 aşığın kavuşması ile nihayetlenecekken ortaya çıkagelen müzisyenler ve Mehmet, tuhaf bir görüntüye neden oluyor. Üstüne üstlük Mehmet'in Harun'a damdan düşer gibi torununun babası olduğunu açıklaması, zaten tuhaf bir hal alan filmin finalini daha da abartılı bir şekle sokuyor.
Arım, Balım, Peteğim, içinde komedi de hüzün de barındıran, vasat olarak nitelendirilebilecek bir drama. Senaryosundan ziyade yıldız oyuncuları için seyredilecek türde filmlerden.


Imdb note : 5.1                             My note : 4.5