Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

2003 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2003 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2015 Cumartesi

The United States of Leland / Leland Birleşik Devletleri (2003)

Director / Yönetmen:
Matthew Ryan Hoge

Screenplay / Senaryo:
Matthew Ryan Hoge

Cast / Kadro:
Don Cheadle
Ryan Gosling
Chris Klein
Jena Malone
Lena Olin
Kevin Spacey
Michelle Williams
Martin Donovan
Ann Magnuson
Kerry Washington
                                                             Sherilyn Fenn
                                                             Matt Maloy
                                                             Michael Pena

Subject / Konu:
16 yaşındaki Leland, baharın ilk sıcak günlerinden birinde yaşananları hatırlayamadığı ve fakat cinayeti kabul ettiği için mahkum olur. Çünkü zihinsel engelli Ryan bir parkta öldürülmüş, kendisinin de eli kesilmiştir. Bulgular cinayeti Leland’in işlediğini göstermektedir. Leland’ın hapisteki öğretmeni dost ve yardımsever biri olan Pearl olur. Aynı zamanda bir yazar olan Pearl, etkilendiği Leland hakkında yazmaya karar verir.
Leland’ın alkolik ve kadın düşmanı bir yazar olarak tanınan babası Albert Fitzgerald’tır. Olaylardan haberdar olan Albert, gelip eski karısı Beth’i bulur.
Leland, kız arkadaşı Becky Pollard’la gözaltı okulu dışında çalıştığı müzik markette tanışmıştır. Ryan, Becky’nin erkek kardeşidir. Leland, Ryan’la iletişim kurar. Becky’nin evlerinde yaşayan kız kardeşi Julie’nin erkek arkadaşı Allen, Leland’a Becky’nin Kevin isimli uyuşturucu satıcısıyla yaşadığı ilişki ve uyuşturucu kullanması yüzünden gözaltı okuluna gitmek zorunda kaldığını anlatır. Kevin’ın da hapisten tahliye olduğunu söyler. Çok geçmeden Becky, Kevin’ı sevdiğini söyleyip Leland’tan ayrılır.
Leland hakkında yazmaya başlayan Pearl, aynı zamanda hayranı da olduğu Albert’ı bulup Leland hakkında konuşmak ister. Ancak Albert, Pearl’e pek yardımcı olmaz. Pearl, Leland’tan aslında hiçbir zaman babası ile buluşmadığını, onun gönderdiği biletlerle başka yerlerde kaldığını öğrenir.
Julie, Allen’dan ayrılır. Allen, silahlı soygun yapar. Evin önünde tutuklanır.
Pearl, Albert’ın şikayeti üzerine izinsiz şekilde Leland’la görüştüğü için görevden alınır. Leland, yaşadıklarını yazdığı defteri Pearl’e verir. Pearl, Albert’ın şehre gelişinin Leland için değil, bir kitap yazmak için olduğunu farkına varır.
Leland’ın bulunduğu hapishaneye getirilen Allen, Pearl’ün meyva bıçağını çalıp Leland’ı bıçaklar.

Comment / Yorum:
Yönetmen ve senarist Matthew Ryan Hoge’un 2. ve son filmi olan “The United States of Leland / Leland Birleşik Devletleri”, 2003 yılında Los Angeles’ta çekildi. Filmin oyuncu kadrosunda da yer alan Kevin Spacey, filmin yapımcıları arasında yer aldı. Film, 343.816 dolar hasılat elde edebildi.
Parlak bir oyuncu kadrosuna sahip olan film, dönemim gelecekte yıldızlaşacak genç oyuncuları Ryan Gosling, Michelle Williams, Kerry Washington ve Jena Malone ile Don Cheadle, Kevin Spacey, Lena Olin ve Martin Donovan gibi tecrübeli oyuncuları bir araya getirdi.
The United States of Leland, suçu farklı bir bakış açısıyla irdeleyen ve sonuçtan ziyade olayın meydana gelişi ve öncesiyle ilgilenen, oyuncu kadrosuyla göz kamaştıran ve fakat ismini duyurmayı başaramamış bir yapım. Kıyıda köşede unutulmuş filmlerden biri olduğu söylenebilir.

Imdb note: 7.2                             My note: 7

5 Aralık 2013 Perşembe

Salinui Chueok / Memories of Murder / Cinayet Günlüğü (2003)

Director / Yönetmen:
Bong Joon – Ho

Screenplay / Senaryo:
Bong Joon – Ho
Kim Kwang – Rim
Sung Bo Shim

Cast / Kadro:
Song Kan – Ho
Kim Sang – Kyung
Kim Roe – Ha
Song Jae – Ho
Byeon Hie – Bong
Ko Seo – Hie
Park No – Shik
Park Hae – Il
                                                            Choi Jong – Ryol
                                                            Jeon Mi – Seon
                                                            Jeong In – Seon
                                                            Kim Ha – Kyeong
                                                            Lee Jae – Eung
                                                            Seo Young – Hwa
                                                            Sung Ji – Ru

Subject / Konu:
Dedektif Park ve yardımcısı, bir tarladaki olukta elleri bağlı şekilde bulunan çıplak kadın cesedini incelerler. Park, bu tecavüz ve cinayet olayını soruşturmaya başlar. Olayın diğer kadın cinayetiyle bağlantısı olduğuna inanırlar. Şüpheliler soruşturulur ve resimleri çekilir. Olay yeri kapatılamadığı için çevrede dolaşan köylüler, ayak izi gibi ipuçlarını yok eder.
Park’ın kız arkadaşından cinayete dair duydukları harekete geçmesini sağlar. Kwang Ho isimli özürlü gencin cinayetten önce öldürülen kız Hyang Sook’un peşinden gittiğini öğrenir ve sorgular.
Köye olayı soruşturmak için gönüllü gelen dedektif Seo’yu bir yanlış anlaşılma sonucu tecavüzcü sanan Park, dedektifi hırpalayıp tutukladıktan sonra gerçeği farkına varır.
Park, cinayeti işlediğini düşündüğü Kwang Ho’ya suçu itiraf ettirmeye çalışır. Kwang Ho, Park’ın söylediklerini tekrar ederek Hyang Sook’un nasıl öldürüldüğünü anlatır. Park, Kwang Ho’nun söylediklerini kasete kayıt eder.
Park’ın tuhaf yöntemlerini benimseyen Seo, olayı kendisi incelemeye başlar. Park,  Kwang Ho’ya suçu işlediğini kabul ettiremeyince Kwang Ho serbest bırakılır. Seo, başından beri Kwang Ho’nun suçlu olduğuna inanmamaktadır.
Olay medyaya da rastlayınca araştırmanın başına geçmesi için bir müfettiş atanır. Seo, 2 cinayetinde yağmurlu gecelerde işlendiğine ve 2 kadınında kırmızı elbise giydiğini söyler. Kasabadaki kayıp kızlardan birinin de en son kırmızı elbiseyle görüldüğüne ve kaybolduğu gün havanın yağmurlu olduğuna dikkat çeker ve bu kızında öldürüldüğünü düşündüğünü söyler. Cesedin olabileceği olası yerleri araştırmak için müfettişten 2 bölük polis ister. Çok geçmeden cesedi bulur.
İlk yağmurlu gecede katili yakalayabilmek için harekete geçirilir. Bir bayan memur kırmızı elbiseyle yağmurda dolaşır. Ancak katil, başka bir kadını öldürür ve geride yağmurdan bozulmuş ayak izlerinden başka da bir kanıt bırakmaz.
Memur Kwon, dinlediği bir radyoda cinayet günleri hep aynı şarkının istendiğini tespit eder ve durumu müfettiş, Seo ve Park’a bildirir.
Gece tuhaf bir şekilde kadın iç çamaşırlarıyla mastürbasyon yapan bir adama rastlarlar. Kaçan adamın peşine düşerler ve nihayetinde yakalarlar. Adamın, hasta karısına ve çocuklarına bakan ve çevresince çok sevilen biri olduğu anlaşılır. Amacının çocuklarının olmadığı bir yerde mastürbasyon yapmak olduğunu ve korktuğu için kaçtığını öğrenirler. Park, işkence ve kötü muameleyle adama tecavüz suçlarını itiraf ettirmeye kalkışır.
Seo, öğrenciler arasında dolaşan bir söylenti üzerine okul tuvaletlerini kontrol etmeye gider. Tuvalette rastladığı öğretmen, söylentilerden haberdar olduğunu söyler ve bu olayla ilgili tepede yaşayan ağlayan kadından bahseder. Seo, kadını bulur. Ancak kadın çok ürkek olduğu için Seo ile değil bir bayan memurla görüşüp soruları cevaplar. Kadın, katilin diğer cinayetlerde yaptıklarını kendisine de yaptığını, ancak bir şekilde hayatta kaldığını anlatır. Korkudan katilin yüzüne bakamadığını, ellerinin ise bir kadın kadar narin olduğunu söyler.
Anlaşamayan Seo ile Park, kavga ettikleri sırada radyoda katilin istek yaptığı şarkının yine çaldığını fark ederler. Seo dışarıya bakar ve yağmur yağdığını görür. Hemen harekete geçseler de destek için çağıracakları askerlerin başka bir yere gönderildiğini öğrenirler. Ve katil bir cinayet daha işler. Bu sefer cesedin vajinasından 9 parça çıkar.
Radyodan şarkı isteğinde bulunan kişinin adresine ulaşan Seo ve Park, harekete geçerler. Evinde bulamadıkları Hyun – Gyu isimli adamı çalıştığı fabrikada tutuklarlar. Sorguda oldukça soğukkanlı davranan Hyun – Gyu suçu kabul etmez. Hyun – Gyu’nun suçlu olduğuna inanan ama kanıta ihtiyaç duyan Seo, Kwang Ho’nun söylediklerini hatırlar. Çünkü Kwang Ho, kaset kaydında Park’ın söylettiklerinin dışında da şeyler söylemiş ve kurbanların boğulma şekillerini anlatmıştır. Kaseti tekrar dinleyen Seo ve Park, Kwang Ho’nun görgü tanığı olduğunu anlar. Kwang Ho’yu bulup olayı görüp görmediğini sorarlar. Kwang Ho, olayı ve katili gördüğünü söyler. Hyun – Gyu’nun fotoğrafı kendisine gösterilip katil olup olmadığı sorulduğunda cevap vermeyen ve tren raylarına kaçan Kwang Ho, tren tarafından ezilip ölür.
Son cesedin elbiselerinin üzerinde sperm bulunur. Ancak Güney Kore’de spermden elde edilecek DNA’nın Hyun – Gyu’ndan alınacak DNA örnekleriyle karşılaştırmasını yapacak teknoloji olmadığı için örnekler Amerika’ya gönderilir ve sonuçları beklemeye başlanır. Bu sırada Hyun – Gyu’da 24 saat gözem altında tutulur.
Bir gece Hyun – Gyu’nun evinin önünde bekleyen Seo, uyuya kalır. Kendisine geldiğinde  Hyun – Gyu’nun bir otobüse binip gittiğini görür. Ertesi sabah bir kzı öğrencinin cesedi bulunur. Cesedin vajinasından bir kalem ve kaşık çıkar. Öfkeden deliye dönen Seo, Hyun – Gyu’yu bulup kuytu bir yere götürüp dövmeye başlar. Bu sırada Park, Amerika’dan gelen sonuçlarla Seo’nun yanına gelir. Seo sonuçlara bakar ve Hyun – Gyu’nun DNA’sıyla katilin DNA’sının tutmadığını görür. Seo, sonuçlara karşın katil olduğuna inandığı Hyun – Gyu’yu öldürmeye çalışır. Ama Park, Seo’yu engeller.
Yıllar sonra polisliği bırakıp bir satıcı olan Park, yolu cinayetlerden birinin yakınından geçince arabayı durdurup bir ceset bulduğu oluğa gider ve oluğun içine bakar. Bu sırada yanına gelen küçük bir kız, oluğa bakan başka bir adam gördüğünü ve bu adamın daha önce yaptığı bir şeyi hatırlayıp oluğa baktığını söylediğini anlatır. Park, kıza adamın nasıl biri olduğunu sorar. Kız, adamın normal görünüşlü biri olduğunu söyler.

Comment / Yorum:
Yönetmen Bong Joon – Ho, Güney Kore’nin ilk, çözülemeyen ve en çok konuşulan seri cinayetini sinemaya aktarır. 1986 – 1991 yılları arasında yaşanan gerçek bir seri cinayet olayına dayanan senaryo, uzun araştırma sürecinden dolayı 1 yılda yazılır. Bong Joon – Ho, Alan Moore’un “From Hell” isimli çizgi romanından da esinlenir. Bahsi geçen çizgi roman da 150’ye yakın hayat kadınını öldürdüğü düşünülen tarihin en ünlü seri katillerinden Jack The Ripper’ın hikayesine dayanmaktadır. Amerika’da 14.131 dolar hasılat elde edebilen film, Güney Kore’de ise tam 5.101.645 seyirciye ulaşmayı başarır.
Gerçek bir seri cinayet olayını suç, şiddet ve komediyle ustaca harmanlamayı başaran Salinui Chueok / Memories of Murder / Cinayet Günlüğü, Güney Kore sinemasının en seçkin örneklerinden biri. Film, Güney Kore’nin cinayetlerin işlendiği 1986 – 1991 yılları arasında yetersiz kaldığı yerlere ışık tutarak bu olayın aydınlanamamasında devletin de büyük rolü olduğuna cesurca işaret ediyor. Dedektif Park rolündeki Song Kan – Ho’nun muazzam performansı da filmin bir diğer dikkat çeken ve ıskalanmaması gereken tarafı.
Film, yönetmen Bong Joon – Ho’ya başta Uluslararası San Sebastian Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen”, “Fipresci”, “Gümüş Deniz Kabuğu” ve Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde “Asya Film Ödülü” olmak üzere tam 14 ödül kazandırır.
Salinui Chueok, henüz izlememiş sinemaseverlerin izledikten sonra nasıl olmuşta bu filmi izlememişim diyeceği ve seri katil filmleri deyince de listelerde kendisine saygın bir yer edinecek bir yapım.


Imdb note: 8.1                               My note: 8.5

3 Haziran 2012 Pazar

The Life of David Gale / Ölümle Yaşam Arasında (2003)

Director / Yönetmen:

Alan Parker

Screenplay / Senaryo:

Charles Randolph

Cast / Kadro :

Kevin Spacey
Kate Winslet
Laura Linney
Gabriel Mann
Matt Craven
Rhona Mitra
Leon Rippy
Jim Beaver
Cleo King

Subject / Konu:

David Gale, yakın arkadaşı olarak bilinen Constance Harraway'e tecavüz edip öldürdüğü gerekçesiyle idam cezasına çarptırılır. David, idam cezasının infazına kısa süre kala gazeteci Bitsey Bloom'la para karşılığı görüşmek ister. Bitsey, David'in görüşme teklifini kabul eder ve David'in idamından önceki 3 gün üst üste röportaj yapabilmek için izin alır. Stajyer Zack'le birlikte hapishanenin bulunduğu yere gidip bir motele yerleşirler.
David, röportajın ilk gününde daha önce öğrencisi Berlin'e tecavüz etmekten suçlanıp aklandığı davayı Bitsey'ye tüm detaylarıyla anlatır. Berlin, haksızlığa uğrayıp öğrenim hakkını kaybettiğini düşündüğünden; okuldan ayrıldıktan sonra üniversitedeyken de flört ettiği hocası David'le cinsel ilişkiye girer ve tecavüze uğramış gibi davranır. Eşi, çocuklarını da alarak David'ten ayrılır ve İspanya'ya gider. David aklanmasına karşın hem ailesini kaybeder hem de iş bulamaz hale gelir. Berlin, olayın üzerinden belli bir süre geçtikten sonra David'e neden böyle davrandığını ve özrünü içeren bir kart gönderir.
Bitsey, David'in söylediği gibi gerçekten masum olup olmadığı üzerinde düşünmeye başlar. Yolda bir araba tarafından takip edildiklerini farkeder. David, röportajın devamında Constance'la arasındaki bağı anlatır. Constance, kendisini David'in de mensup olduğu Dead Watch isimli, idamı protesto eden bir gruba adamıştır. Her gerçekleşen idam, Constance'ı biraz daha yıkmaktadır.
Bitsey ve Zack, David'in anlattıklarından zaman zaman peşlerinde görünen kişinin Dead Watch'ta Constance'la çalışan Dusty olduğunu anlarlar.
Bitsey, David'e sadece arkadaşlık ilişkisi olduğunu söylediği Constance'ta nasıl olupta sperminin bulunduğunu sorar. David, Constance ölmeden bir gece önce cinsel ilişkiye girdiklerini ama aralarında arkadaşlıktan öte birşey olmadığını söyler.
Constance'ın öldürülüş anını defalarca izleyen Bitsey, Constance'ın öldürülüş anını başına poşet geçirip bantlayıp, ellerini kelepçeleyerek bire bir tatbik eder ve Constance'ın intihar ettiğine dolayısıyla David'in suçsuz olduğuna kanaat getirir. Constance'ın bu intiharı, hayatını adadığı davasına hizmet edip, David'i haksız bir idama götürüp insanların idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğuna dikkat çekmek için yaptığını düşünür. İdamın gerçekleşeceği gün Bitsey, idamın ardından olayın intihar olduğunu ortaya çıkaracak bir kasetin yayınlanarak olaya dikkat çekileceğini düşündüğü için kasedin elinde bulunduğunu düşündüğü Dusty'nin evine gizlice girer ve tüm kasetleri kontrol etmeye başlar. Kasetlerden birinde Constance'ın gerçekten intihar ettiği görüntüleri gören Bitsey, kaseti yanına alır ve idamın gerçekleştirileceği yere doğru gider. Benzini bitince koşmak zorunda kalan Bitsey, David idam edildikten birkaç dakika sonra idam noktasına varır ve David'i kurtaramaz.
Ortaya çıkan intihar kasedi, kamuoyunda geniş yankı uyandırır ve idama karşı tepkiler çığ gibi yükselir. Dusty, İspanya'ya uçar ve içinde David'in röportaj için aldığı yüklü paranın ve Berlin'in David'e yolladığı, kendisine tecavüz etmediğini kanıtlayan kartın yer aldığı çantayı David'in eski karısının kapısının önüne bırakır. Böylece David'in masumiyeti ve çocuğunun geleceği garanti altına alınmış olur. Bitsey'ye bir kargo gelir. Kargonun içinden çıkan oyuncağı inceleyen Bitsey, oyuncağın içinde bir kaset olduğunu farkeder. Kasette kayıt dışı yazmaktadır. Bitsey kasedi izler ve Constance'ın intihar ettiği sırada David'in de orada olduğunu ve intiharı da idamı da birlikte planladıklarını anlar.

Comment / Yorum:

Yaklaşık 50.000.000 dolara mal olan The Life of David Gale, gişe hasılatına bakıldığında maliyetini çıkaramadı ve başarısız oldu. 1978'de çektiği "Midnight Express / Geceyarısı Ekspresi" adlı filmle Türkiye'de adeta lanetlenen yönetmen Alan Parker'ın 2003 yılında çektiği film, gişedeki başarısızlığının yanında sinema eleştirmenlerince de hak ettiği değeri göremedi.
David Gale rolü önce George Clooney'ye daha sonra da Nicolas Cage'e teklif edildi. 2 oyuncu da teklifi reddedince rol Kevin Spacey'ye gitti. Bitsey Bloom rolü için de ilk tercih Nicole Kidman'dı. Nicole Kidman filmde oynamaktan vazgeçince; rol Kate Winslet'a gitti. Hem Kevin Spacey'nin, hemde Kate Winslet'ın muazzam oyunculuk performanslarına bakınca; iyi ki oyuncu kadrosu böyle oluşmuş demekten kendinizi alamıyorsunuz. Başlarda sıradan bir yan karaktermiş gibi görünen, fakat film ilerledikçe önemi anlaşılan Constance karakterini ustaca canlandıran Laura Linney'nin de hakkını teslim etmek gerek.
Texas Eyaleti özelinde idam karşıtlığını işleyen film, bazen haklılığın ispatı için kurbanlar (ya da gönüllüler) vermenin; insanların uyandırılması ve harekete geçirilmesinde oldukça derinden etkileyici bir yöntem olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor.
The Life of David Gale'i izledikten sonra etkisinden uzun süre kurtulamayacağınız gibi böyle bir filmin nasıl olupta popüler olamadığına da şaşıracaksınız. Özellikle sürpriz finaliyle seyirciyi hayretler içersinde bırakmayı başaran film, her yönüyle başyapıt tanımlamasını hak eden bir yapım.

Imdb note : 7.3                              My note : 9.5

1 Nisan 2011 Cuma

Monsieur Ibrahim Et Les Fleurs Du Coran / İbrahim Bey ve Kur'an'ın Çiçekleri (2003)

Director / Yönetmen:

Francois Dupeyron

Screenplay / Senaryo:

Eric Emmanuel Schmitt
Francois Dupeyron

Novel / Kitap :

Eric Emmanuel Schmitt

Cast / Kadro :

                    Omar Sharif
                    Pierre Boulanger
                    Gilbert Melki
                    Isabelle Renauld
Lola Naymark
Anne Suarez
Mata Gabin
Celine Samie
Isabelle Adjani

Subject / Konu:

Moses,namı diğer Momo ergenlik çağlarının başındaki Musevi bir çocuktur.Annesi ve erkek kardeşi evi terkedip giderler.Birlikte yaşadığı ve çeşitli psikolojik sorunları olan babası da kendisiyle gerketiği şekilde ilgilenmemektedir.Kendini yalnız hisseden Momo'da mahallede bulunan genelevlerdeki hayat kadınlarıyla arkadaşlık etmeye başlar.Momo'nun yaşadığı yer 1960'ların Paris'in de "Arap Mahallesi" olarak da adlandırılan yoksul bir kenar mahalledir.Bu mahalle farklı dinden ve etnik gruplardan gelen insanların beraber yaşadığı bir yerdir.Momo,genelev arkadaşlarıyla geçirdiği vaktin dışındaki zamanlarda Arap olduğunu düşündüğü Müslüman bakkal İbrahim'in dükkanına gider ve fırsat buldukça dükkandan birşeyler çalar.Momo'nun yaptıklarını farkında olan İbrahim,olanları görmezden gelir ve Momo'ya arkadaşça yaklaşır.İbrahim'in sıradan görünüşünün altındaki bilgeliği ve olayalara felsefi yönden bakan farklı bakış açısı sayesinde Momo ile aralarında kısa sürede güçlü bir bağ oluşur.Herkesin "Arap bakkal" olarak hitap ettiği İbrahim,aslında bir Türk'tür.Hakkındaki bu yanlış algıyı Momo'ya izah eder ve her Müslüman'ın Arap olmadığını anlatır.Sufizmi felsefe olarak benimsemiş İbrahim,Momo'ya Kur'an'dan okuduğu ayetlerle;aşk,mutluluk ve yaşama dair öğütler verir.Momo'nun babası intihar eder ve ölür.Momo'yu çok seven ve onun tek başına kalışına kayıtsız kalmak istemeyen İbrahim,Momo'yu evlat edinir.Artık öz evladı gibi gördüğü Momo'ya kendi toprakları olan Türkiye'yi göstemek isteyen İbrahim,bakkalı kiltler ve kırmızı bir spor araba alır.Momo için ömrünce unutamayacağı ve kişiliğinin temellerinin atıldığı yolculuğa çıkarlar.

Comment / Yorum:


Eric Emmanuel Schmitt'in 2001 tarihli aynı adlı çok satan ve Fransız Akademisi büyük ödülünü kazanan romanından uyarlanan filmin senaryosu da yazara ve filmin yönetmeni Francois Dupeyron'a ait.Filmin ilk gösterimi Venedik Film Festivali'nde yapıldı ve "Seyirci özel ödülü" de filmdeki performansından dolayı Omar Sharif'e verildi.Bu başarılı performans Omar Sharif'e Cesar Ödüllerinde "En iyi erkek oyuncu" ödülünü de kazandırdı.Moses(Momo) rolüyle izlediğimiz Pierre Boulanger'da Chicago Film Festivali'nde "En iyi erkek oyuncu" ödülü kazandı.Filmin ayrıca "En iyi yabancı film" dalında Altın Küre adaylığı başta olmak üzere toplam 5 adaylığı ve 4 ödülü olduğunuda belirtelim.Bir usta Omar Sharif ve bir acemi oyuncu Pierre Boulanger'in karşılıklı döktürmesi için bile izlenebilecek bir film.
Film,birçok misyonu birarada üstlenmiş.Öncelikle film,yabancılara İslam'ın Arap kültürüne göre yorumlanmak zorunda olmadığını gösteriyor.Bu da özellikle Arap tabularıyla yanlış olarak aksettirilmiş,antipatik bir İslam yerine modern ve barışçı bir İslam portresinin çizilmesine neden olmuş.Filmin diğer öne çıkan kısmı ise;" Mevlana Felsefesi".Bu derin felsefe,filmin modern ve aydınlatıcı anlatımına inanılmaz katkıda bulunmuş.Paris'ten Anadolu topraklarına kadar uzanan filmde,Türkiye'de geçen bölümlerin,zengin bir görsellikle gayet başarılı yansıtıldığını da atlamamak gerekli.Filmde çok küçük bir rolde Önder Açıkbaş'ı izlemek mümkün.
Sinemanın gerçek gücünü gösteren yani milyon dolarlık reklam ve tanıtım kampanyalarıyla başarılamayacak mesajları ustaca gönüllere ve akıllara kazımayı başaran unutulmaz bir modern klasik.

Imdb note : 7.4                             My note : 9