Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

1952 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1952 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2012 Çarşamba

Karanlık Dünya / Aşık Veysel'in Hayatı (1952)

Director / Yönetmen:

Metin Erksan

Screenplay / Senaryo:

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Cast / Kadro :

Ayfer Feray
Kemal Öz
Aclan Sayılgan (Ahmet Say adıyla)
Hakkı Ruşen
Erkan Hayali
Ali İzzet Özkan
Aşık Veysel

 

Subject / Konu:

Küçük Veysel, fidan diktikten sonra köyü kasıp kavuran çiçek hastalığı salgınından dolayı yatağa düşer. Yakalandığı hastalık sonucu 2 gözü birden kör olan Veysel, babasının kendisine aldığı sazla adeta arkadaş olur. Ufak yaştan itibaren saz çalıp türkü söyleyen Veysel, zamanla herkesin tanıdığı bir aşık olarak ünlenir.
Evlenen Veysel'in çocukları olur. Bebekleri bir talihsizlik sonucu boğulup ölür. Bebeğinin ölümünden sonra perişan olan karısı da kısa bir süre sonra ölerek Veysel'i yalnız bırakır. Veysel'in gönlünü verdiği Dilim, karısının ölümünün ardından Veysel'le birlikte yaşamaya başlar.
Dilim'in peşinden ayrılmayan ve sürekli onu elde etmeye uğraşan Süleyman, en sonunda Dilim'le birlikte olmayı başarır. Dilim'in Süleyman'la kaçacağını duyan Veysel ise Dilim'in kıyafetlerinin içine gizlice para yerleştirir.Süleyman ve Dilim kaçarlar. Dilim, çok geçmeden Süleyman'la kaçmasının büyük bir hata olduğunu ve kıyafetlerinin arasından çıkan paraları, terkedilirken bile kendisini düşünen Veysel'in koyduğunu anlar. Ama yaptığı hata, çoktan işin işten geçmesine neden olmuştur.
Süleyman'ın, Veysel'in parasını çaldığını öğrenen Dilim, Süleyman'dan ayrılır. Gece alemlerinde erkeklere meze olmaya başlar. Süleyman ise pis işlerle uğraşmaya devam eder.
Veysel, memleketi dolaşmaya başlayıp türkülerini dört bir diyarda söyler. Şöhreti günden güne artar. Atatürk'ün ölümüne çok üzülür. Onun için şiirler yazar. Dikkatinden kaçmayan ülkedeki kalkınma hamleleri ise sevinmesine neden olur. Veysel, 1953 yılında köyü Sivrialan'a geri döner. Köyünde de herşeyin olumlu yönde geliştiğine şahit olur.

Comment / Yorum:

Filmin senaryosu ünlü ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'na ait. Eyüboğlu, kariyerinin bu ilk ve tek senaryosunu Aşık Veysel namıyla bilinen büyük ozan Veysel Şatıroğlu'nun hayatından yola çıkarak yazmış. Filmin yönetmen koltuğunda ise henüz 23 yaşında ilk filmini çekmeye hazırlanan Metin Erksan oturmuş.
Film uzun süre sansürden geçmeyi başaramaz. Ancak bazı sahneleri kesildikten ve sansür kurulunun istediği bazı eklemeler yapıldıktan sonra gösterime sokulur. Sansür kurulunun bu süreçte yaptıkları ise gerçekten trajikomik. Kurul önce filmin ismine takar. Dünya karanlık olamaz gerekçesiyle Karanlık Dünya filminin adı Aşık Veysel'in Hayatı olarak değiştirilir. Filmi kesip biçmeye ilk olarak Veysel'in doğum sahnesinden başlayan kurul, ardından filmde tarlalardaki başakların cılız olduğunu ve bir Türk tarlasının böyle olamayacağını söyler ve filmdeki tarla görüntülerini filmden çıkarttırır. Bu da yetmiyormuş gibi Amerikan Haberler Merkezi'nden alınan Amerika'daki Hudson Ovası'na dair tarla görüntülerini de filme eklettirir. Turna dansı yapan kızların çıplak ayaklarının görünmesini neden göstererek dans sahnelerini filmden çıkarttıran kurul, filmin sonuna hastahane, doktor ve hemşire görüntüleri eklettirir ve bir doktorun ağzından köylerde hasatahaneler açıldığı ve artık kimsenin hastalıktan ölmediği mesajını verdirtir. Ve 23 yaşındaki bir genç yönetmenin ilk yönetmenlik denemesi, kesilip biçilip, istenen mesajlar eklenerek dönemin iktidarı Demokrat Parti'nin propaganda aracına dönüştürülür.
Film gösterildiği dönemde eleştirmenlerden olumsuz tepkiler almış. Ancak işin arka planında yaşananlar göz önüne alınınca; eleştirilmesi gerekenin film değil, filmi kendi emelleri doğrultusunda kullanmak isteyen dönemin iktidarı Demokrat Parti ve onun maşalığını yaparak filmi katleden Sansür kurulu olduğu apaçık ortadadır. Filmin mevcut kopyası oldukça yıpranmış ve ne yazık ki baştan sona ses problemleri var. Ancak filmin bu kadar zulüm gördükten sonra günümüze ulaşması bile önemli. Aşık Veysel'in filmin bazı bölümlerinde bizzat kendisinin de yer aldığı Karanlık Dünya, sanatçının hayranlarına ve Metin Erksan sinemasının ilk örneğini izlemek isteyenlere hitap edebilecek bir yapım.

Imdb note : 6.8                            My note : 5

7 Ocak 2012 Cumartesi

Kızıl Tuğ Cengiz Han / Red Plume Genghis Khan (1952)

Director / Yönetmen:

Aydın Arakon

Screenplay / Senaryo:

Aydın Arakon

Novel / Kitap:

Abdullah Ziya Kozanoğlu (from "Kızıl Tuğ")

Cast / Kadro :

Mesiha Yelda
Turan Seyfioğlu
Cahit Irgat
Nebile Teker
Rauf Ulukut
                                                                Atıf Kaptan
                                                                Müfit Kiper
                                                                Vedat Örfi Bengü
                                                                Mücap Ofluoğlu
                                                                Eşref Vural
                                                                Nubar Terziyan
                                                                Ferhan Tanseli
                                                                Abdurrahman Conkbayır
                                                                Ahmet Üstel
                                                                Necdet Başar
                                                                İhsan Özokur
                                                                Salahattin Tükenmez
                                                                Hasan Ceylan
                                                                Arif Eriş

Subject / Konu:

Önce Timuçin'in adamlarından Celme ile dalaşan, sonraysa Timuçin'i arkadan vurulmaktan kurtaran Otsukarcı, Timuçin'in övgüsünü kazanır. Timuçin, kendi adamları arasına katılmasını teklif etse de; Otsukarcı bu teklifi kabul etmez ve yola koyulacağını söyler. Timuçin bunun üzerine Otsukarcı'dan Horasan'dan geçerse Alamut Kalesi'ne gitmesini ve kendisine borcunu halen ödememiş Şeyh-ül Cebel Hassan Sabah'ın borcunu bir an önce ödemesini aksi takdirde oraya geleceğini söylemesini ister. Otsukarcı, Timuçin'in bu isteğini kabul eder ve kendisine armağan edilen atla yola koyulur.
Hassan Sabah, oğlu Halit'e evlenebilmek için vuruşmaya katılmak zorunda olduğunu açıklar. Ancak Halit eli kılıç tutmayan, ödlek biridir. Bütün zamanını Ömer Hayyam'ın yanında afyon çekerek geçirmektedir. Oğlunun bu halini gören Hassan Sabah sinirlenir ve oğlunu zindana kapatıp vuruşmaya hazırlanmasını emreder.
Otsukarcı kaleye varınca herkes hayrete düşer. Çünkü Otsukarcı tıpatıp Halit'e benzemektedir. Ama iş vuruşmaya gelince Otsukarcı'nın nasıl yiğit bir kişi olduğu anlaşılır. Hassan Sabah, oğlunun yerine geçip vuruşması karşılığı Otsukarcı'ya vaatlerde bulunur ama Otsukarcı bu teklifi kabul etmez. Hassan Sabah'ın adamlarının üzerine saldırması sonucu Halit'in olduğu zindana gider ve Halit'i esir alır. Ama Halit'in kız kardeşi Sabiha'nın ricası üzerine Halit'in yerine geçip vuruşmaya razı olur.
Otsukarcı'nın Halit'in yerine geçmiş bir Türk olduğunu anlayan Çakır, Otsukarcı'nın silah uşağı olur ve ona çok önemli bir sancak olan Börteçine'nin Kızıl Tuğ'unu ona verir. Otsukarcı, vuruşma gününde önce tomakta, sonra da kılıçta hünerlerini gösterir ve vuruşmaları kazanır. Ancak Halit'in hocaları, vuruşanın Halit değil de bir Türk olduğunu ispiyon edince ortalık karışır. Hassan Sabah, vuruşanın oğlu Halit olduğunu, sözüne inanılmıyorsa vuruşan kişinin kellesini kendisinin vurduracağını söyler. Durumu önceden sezen kişiler Otsukarcı'yı oradan kaçırırlar. Otsukarcı'yı öldürmek isteyen kalabalık, herşeyi yukarıdan izlemekte olan Halit'i, Otsukarcı zannedip öldürürler.
Alamut Kalesi'ne tekrar gelen Otsukarcı, Hassan Sabah'tan Timuçin'e olan borcunu derhal vermesini ister. Hassan Sabah, oğlunun ölümüne sebep olmakla suçladığı Otsukarcı'yı öldürtmek için adamlarını Otsukarcı'nın üzerine salar. Bir sürü kişyle çarpışmak zorunda kalan Otsukarcı, Hassan Sabah'ın arkadan vurduğu darbeyle bayılır. Sabiha ve Çakır, Otsukarcı'yı gizlice kalenin dışına taşırlar. Kendine gelen Otsukarcı, Sabiha'ya aşık olduğunu itiraf eder ve kendisiyle birlikte gelmesini ister. Ancak Sabiha, kardeşinin yeni öldüğünü ve bu yüzden yapması gereken işler olduğunu söyler. Bunun üzerine Otsukarcı, Sabiha'ya daha sonra tekrar geleceğini söyler.
Otsukarcı, Çakır'la birlikte Timuçin'in yanına gider. Hassan Sabah'ın, Timuçin'e 2 elçi yolladığını öğrenen Çakır, bu adamların her türlü kötülüğü yapabilecek kişiler olduğunu söyler. Bunun üzerine Timuçin Çakır'dan ne yapıp ne edip adamları konuşturmasını ister. Elçileri önceden tanıyan Çakır, Hassan Sabah için Timuçin'e sokulmaya çalışıyormuş gibi davranarak elçilerin zehirli bir kamayla Timuçin'i öldürmeye çalışacaklarını öğrenir. Elçilerin asıl amaçlarını öğrenincede onları Timuçin'in adamlarına tutuklatır.
Semerkand'a yanlarındaki 2 adamla sızmaya çalışan Otsukarcı ve Çakır, yanlarındaki adamlardan birinin Uygurca konuşması ve dolayısıyla Türk olduklarını ele vermesiyle muhafızlar tarafından tutuklanıp zindana atılırlar. Çakır'ın oyunuyla zindandan kurtulurlar. Askerlerle çarpıştıktan sonra hakan Mehmet Töküş'ün yanına ulaşan Otsukarcı, hakanın oyununa gelir ve alevlerin ortasında kalır.
Semerkand'ta yakalanan Sabiha, Timuçin'in huzuruna çıkarılır. Timuçin, Hassan Sabah'ın kızı olduğunu öğrenince Sabiha'nın başının vurdurulmasını emreder. Çakır, Sabiha'nın Otsukarcı'nın sevdiği kadın olduğunu söylese de; Timuçin, Çakır'dan duyduklarını önemsemez. Tam bu sırada öldüğü zannedilen Otsukarcı çıkagelir. Timuçin'den sevdiği kadını kendisine vermesini ister. Timuçin, Otsukarcı'nın bu isteğini kabul etmeyince; 2 eski dost birbirlerine düşman olur.
Meydanda büyük bir savaş yaşanır. Otsukarcı'nın ordusu, Cengiz Han Timuçin'in ordusunu yenilgiye uğratır. Timuçin, oğlunun öldürülmesiyle büyük bir acı yaşar. Otsukarcı ise kurtardığı sevgilisi Sabiha'ya kavuşur.

Comment / Yorum:

1951 yılında "İstanbul'un Fethi" adlı filmi çeken ve büyük övgü toplayan Aydın Arakon, bir sonraki tarih konulu filminde içinde Cengiz Han, Hassan Sabah, Ömer Hayyam gibi önemli karakterlerin yer aldığı Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun ilk yazdığı roman olan "Kızıl Tuğ" romanını sinemaya uyarlar. 1952 yılında çevrilen filme, İstanbul'un Fethi filminde de yardımları olan Genelkurmay Başkanlığı destek verir.
40 yıllık kısa yaşantısına sığdırdığı 28 filmin 5'in de Aydın Arakon'la çalışan Turan Seyfioğlu, filmde Otsukarcı ve Halit rollerini canlandırmış. Filmin başrol kadın oyuncusu 1949-1954 arası 7 filmde oynamış ve sonra bir daha film çevirmemiş olan Mesiha Yelda. Cengiz Han ve Hassan Sabah rollerinde izlediğimiz Cahit Irgat ve Atıf Kaptan'sa dönemin popüler ve tercih edilen oyuncularından.
Romana sadık kalındığı için film, sürükleyici bir hikayeye sahip.Filmin mevcut kopyası, görüntü kalitesi bakımından izlenebilir kalitede de olsa; ne yazık ki ses kalitesi için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Ama bu aksaklık, filmi seyretmeyi engellemiyor. Kızıl Tuğ Cengiz Han, tarihi roman uyarlamalarına meraklı olanlara hitap edebilecek vasat bir film.

Imdb note : 5.7                            My note : 5

26 Kasım 2011 Cumartesi

Yurda Dönüş (1952)

Director / Yönetmen:

Nedim Otyam

Screenplay / Senaryo:

Nedim Otyam

Cast / Kadro :

Nevin Aypar
Sedat Erkin
Suat Taner
Nevin Demiryol
Hakkı Ruşen
Faik Coşkun

 

 

Subject / Konu:

Kimin nesi olduğu ve nereden geldiği belli olmayan Osman'ın köye gelişiyle köyün çehresi değişiverir. Hasan'ın işlerinde çalışmaya başlayan Osman, çalışkanlığıyla köylülere de örnek olur ve köydeki verimlilik artar. Hasan ve eşi, Osman'ı bir evlat gibi benimser.
Recep, Güllü'ye, Recep'in dilsiz kardeşi Hatice'de Osman'a aşıktır. Ancak Güllü ve Osman birbirlerini sevmektedir.
Osman, Güllü'ye gerçek hikayesini anlatır. Çocukluğunda birisinin evlerini ateşe verdiğini, yangında anne ve babasının öldüğünü, bu kötülüğü yapanında deprem sonucu öldüğünü, aslında mallarının başına gitmek için köyden geçtiğini ancak Güllü'yü görünce köye takılıp kaldığını söyler. Soyunu araştırmak için gitmek zorunda olduğunu ancak kısa zamanda geri döneceğini ve döndüğünde evleneceklerini de ekler.
Askere çağrılan Osman, Güllü'yle vedalaşır ve gider. Osman, askerden Hasan'a mektup gönderir. Birliğinin Kore'ye gönderileceğini bildirir. Osman'dan başka haber gelmeyince Hasan ve diğer köy ahalisi, kahvehanedeki radyodan haberleri dinleyerek bilgi edinmeye çalışır. Yurtdışıyla ilgili haberlerde Kore'de şehit olan askerlerin isimleri okunur. Okunan isimlerin arasında Osman'ın da ismi vardır. Bu haber köyde büyük bir yasa neden olur.
Recep, Osman'ın ölüm haberinin ardından ailesine Güllü'yü istetir. Evlilik hazırlıkları tamamlanır ve düğün günü gelip çatar.
Hatice topallayarak gelen birini görür ve şok geçirir. Koşarak Hasan'ın evine gider. Topallayan adam, Hatice'nin ardından Hasan'ın evine gelir. Topallayan adam, Osman'ın ta kendisidir. Hatice, bu şokun etkisiyle konuşmaya başlar. Hasan, Osman'a radyo haberinden dolayı öldüğünü sandıklarını söyler. Osman ağır yaralı olarak Tokyo Hastahanesi'ne götürüldüğünü ve kurtulduğunu anlatır.
Osman'ın döndüğünü haber alan Güllü, düğün yerinden Hasan'ın evine gelir. Recep'te Güllü'nün ardından gelir. Güllü ile Recep'in evleneceğini öğrenen Osman, gitmek ister. Ama Güllü'nün Osman'ı sevdiğini bilen Recep, Osman'ın ölmediğini bildiğini ve gerçeği kimsenin öğrenmemesi için tüm gücünü kullandığını itiraf eder. Yaptıkları için özür diler, aradan çekilir ve sevenlerin kavuşmasını sağlar.

Comment / Yorum:

1952 yapımı film, ünlü müzik adamı Nedim Otyam'ın 2. yönetmenlik denemesi. Filmin senaryosu ve müzikleri de Nedim Otyam'a ait. Film, Türk sinemasının Kore Savaşı'na değinen ilk örneklerinden biri.
Oyunculuklar vasat düzeyde. Herhangi bir oyuncunun ön plana çıktığı söylenemez.
Senaryoda bazı kopukluklar var. Osman karakterinin soyunu araştırmak için gitmek zorunda olduğunu söylemesinden sonra askere gitmesi; bu kopukluklardan en belirgin olanı. Filmde bol bol köy görüntüsüne ve şarkı türküye yüklenilmiş. Bu da uzunca bir süre bir sinema filmi değil de bir köy belgeseli izliyormuşsunuz izlenimi veriyor.
Yurda Dönüş, zayıf senaryolu sıradan bir film olmasına karşın 50'li yıllardan günümüze ulaşabilmiş olması itibariyle izlenebilir bir film.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 4