Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Münir Özkul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Münir Özkul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2013 Pazar

Arım Balım Peteğim (1970)

Director / Yönetmen:

Muzaffer Arslan

Screenplay / Senaryo:

Bülent Oran

Cast / Kadro :

Türkan Şoray
Cüneyt Arkın
Münir Özkul
Bora Ayanoğlu
Cevat Kurtuluş
Sami Hazinses
Kayhan Yıldızoğlu
Ergun Köknar
Aziz Basmacı
                                                               Aynur Aydan
                                                               Zeki Sezer

Subject / Konu:

Abuzittin Bey tarafından tutulan özel ajan Mehmet, Abuzittin'in karısının sosyetenin zengin ve yakışıklı simalarından Harun'la otelde yasak aşk yaşadığını fotoğrafla belgeler. Abuzittin, Harun'u öldürmek için otele gider. Durumdan haberdar olan Mehmet'in kızı Zeynep, cinayeti engellemek için otele gider. Zeynep, Harun'un odasına girip Abuzittin'in karısının kıyafetlerini giyer ve Harun'u kurtarır.
Avrupa'ya gidecek olan Harun, Zeynep'i buluşmaya davet eder. Harun'dan çok etkilenen Zeynep, buluşmaya gider. Birlikte romantik anlar geçirirler. Uçağa yetişmek için gitmek zorunda olan Harun, tekrar görüşmek istediği Zeynep'in adını öğrenmek ister. Ancak Harun'un aklının sadece çapkınlıkta olduğunu gören Zeynep, adını söylemez. Harun'da, Zeynep'e kendisini Arım, balım, peteğim diye hatırlayacağını söyler.
Konservatuardan mezun olan Zeynep, kendisine aşk bekleyen arkadaşı Cem'le birlikte sahne almaya başlar. Aradan uzun süre geçer ve Harun ile Zeynep, Zeynep'in sahne aldığı mekanda karşılaşırlar. Harun, Zeynep'i buluşmaya devam eder. Aklı fikri Harun'da olan Zeynep, Harun'la buluşmaya gider. Kendini başka erkeklerle de münasebeti varmış gibi gösterir. Zeynep, bütün geceyi Harun'la geçirir.
Yaşadıklarından pişmanlık duyan Zeynep, babasına bir mektup bırakır ve gazı açık bırakarak intihar etmeye kalkışır. Yolda, evden çıkmadan önce kızının söylediklerini düşünen Mehmet, hızla eve döner ve kızını kurtarır. Kurtulan Zeynep, Harun'un çocuğunu doğurur ve sahne almaya devam eder. Zeynep, oğluna Harun ismini verir.
Babasını ölmüş bilen Harun, ağaçtan düşer ve hastahaneye kaldırılır. Harun'a kan gerekir. Radyodan kan arandığını duyan Harun, hastahaneye gidip kan verir ve varlığından haberdar olmadığı oğlunun kurtulmasını sağlar. Küçük Harun, kurtarıcısını bir baba gibi sever.
Zeynep, oğlu ve babasını mutlu etmek için Cem'le evlenmeye karar verir. Zeynep'in sahne aldığı mekana giden Harun, Zeynep'i önce hatırlamaz. Hatırladığındaysa yıllardır onu aradığını söyler ve villasına davet eder. Harun, Zeynep'e aşık olur.
Abuzittin'le hamamda karşılaşan Harun, Abuzittin'in tavsiyesiyle şüphelendiği  Zeynep'i takip ettirmeye karar verir ve Mehmet'e gider. Mehmet, Harun'un sorgulatmak istediği kişinin kızı Zeynep olduğunu anlar. Mehmet, Harun'a Zeynep'in kızı olduğunu açıklar. Harun'a kızının kendisinden başka hiçbir kimseyle alakası olmadığını söyleyen Mehmet, Harun'dan kızını bırakmasını ister. Harun, trenle şehirden ayrılmaya karar verir. Zeynep, kendisini uğurlamaya gelir. Harun gidemez ve Zeynep'e sarılır. Mehmet ve torunu Harun da istasyona gelirler. Mehmet, Harun'a torununun babası olduğunu açıklar.


Comment / Yorum:

Türk sinemasının 3 dev ismini bir araya getiren 1970 yapımı Arım, Balım, Peteğim, daha ziyade yapımcı olarak çalışmış ve çok fazla film çekmemiş bir yönetmen olan Muzaffer Arslan imzası taşıyor. Yapım, filmografileri incelendiğinde rakiplerine nazaran çok daha fazla filmde rol almış olmalarına rağmen birlikte çevirdikleri film sayısı az olan Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın'ı buluşturmasıyla dikkat çekiyor. Elbette yardımcı rolde izlediğimiz Münir Özkul'un varlığı da unutulmamalı.
Her ne kadar filmin senaristi Bülent Oran olarak gözükse de; filmin bir Bülent Oran senaryosu olduğunu söylemek pek mümkün değil. Çünkü filmin senaryosu, Billy Wilder'ın yazıp yönettiği 1957 yapımı "Love in the Afternoon / Öğleden Sonra Aşk" filminden alınmış. Türk sinemasında sıkça rastladığımız bu durum esinlenmenin ötesinde bir nevi adaptasyon.
Arım, Balım, Peteğim, kadrosunda bulundurduğu dev isimlere karşın geniş kadrolu bir film değil. Filmin tamamına yakınının 2 başrol oyuncusu üzerine kurulduğu söylenebilir. Film, oyunculukların ön planda olduğu bir film değil. En parlak çağlarındaki başrol oyuncuları,  güzellik, zarafet ve kıyafetleriyle göze çarpıyorlar. Film, bu yönüyle gayet başarılı. Filmin bir diğer övgüye layık tarafıysa Nesrin Sipahi'nin sesinden dinlediğimiz müthiş şarkılar.
Filmin en eleştirilesi tarafı; abartılı finali. Film, tam Harun'un gitmekten vazgeçişi ve 2 aşığın kavuşması ile nihayetlenecekken ortaya çıkagelen müzisyenler ve Mehmet, tuhaf bir görüntüye neden oluyor. Üstüne üstlük Mehmet'in Harun'a damdan düşer gibi torununun babası olduğunu açıklaması, zaten tuhaf bir hal alan filmin finalini daha da abartılı bir şekle sokuyor.
Arım, Balım, Peteğim, içinde komedi de hüzün de barındıran, vasat olarak nitelendirilebilecek bir drama. Senaryosundan ziyade yıldız oyuncuları için seyredilecek türde filmlerden.


Imdb note : 5.1                             My note : 4.5

7 Nisan 2012 Cumartesi

Halıcı Kız / The Carpetmaker Girl (1953)

Director / Yönetmen:

Muhsin Ertuğrul

Screenplay / Senaryo:

Mebrure Sami Alevok

Cast / Kadro :

Heyecan Başaran
Agah Hün
Handan Uran
Asuman Korad
Altan Karındaş
Müfit Kiper
Neriman Esen
İbrahim Delideniz
Viktorya Haçikyan
                                                                Mehdi Yeşildeniz
                                                                Kemal Tözem
                                                                Kadri Ögelman
                                                                Münir Özkul
                                                                Sadri Alışık
                                                                Şükran Güngör
                                                                Kamran Yüce
                                                                Ertuğrul Bilda
                                                                Suat Taner
                                                                Suna Pekuysal

Subject / Konu:

Isparta'da bir halı atölyesinde çalışan Gül, halı dokumaktaki maharetiyle ve güzelliğiyle dillere destandır. Patronun oğlu Hasan, Gül'e vurgundur. Ancak patronu, Gül'ü değil ortağı Mehmet'in kızını oğluna gelin olarak almak ister. Kendince bir önlem alan patron, Gül'ün tezgahını evine taşıtır ve böylece Gül'ü atölyeden uzaklaştırmış olur.
Gül'ün annesi, yaşanan bu olayın ardından Gül'ün işini kaybetmesinden korku duyar. Ölüp gitmeden kızının mürüvvetini görmek isteyen yaşlı kadın, Gül'ün oldukça varlıklı bir adam olan İbrahim Efendi ile evlenmesini ister. Ancak Gül'ün gönlü Hasan'dadır.
İş çıkış zamanında atölyeye ip almak için giden Gül, Hasan'ın atölyedeki kızlardan biriyle oynaştığına şahit olur. Gül koşarak kaçar. Hasan, Gül'ün herşeyi öğrendiğini anlar.
Gül'ün evine gelen patronu, Gül'e sırnaşır. Gül tarafından terslenen patron, adamlarına Gül'ün tezgahını almaları için talimat verir. Adamlar, tezgahı alır. Duruma üzülen Gül'ün annesi fenalaşır. Aceleyle doktoru bulmaya giden Gül, doktorun değirmene gittiğini öğrenince; değirmene doğru koşar. Gül, değirmene çabuk ulaşabilmek için yolda rastladığı İbrahim'in kamyonuna biner. Kamyon arızalanıp durunca İbrahim, Gül'e tecavüz etmeye kalkar. O sırada orada avlanmakta olan Hasan, İbrahim'le kavgaya tutuşur. Hasan, İbrahim'i döver ve bir daha Gül'ü rahatsız etmemesi için uyarır. Gül'ü evinin yakınında bırakan Hasan, doktor bulmaya gider. Gül eve vardığında annesinin ölüsüyle karşılaşır.
Yaşadıkları, hakkındaki dedikodular ve artık kimsenin kendisine iş vermemesi canına tak eden Gül, Sevda teyzesiyle birlikte trene atlar ve Eskişehir üzerinden İstanbul'un yolunu tutar. Gittiği yerde erkeklerin ilgisini çeken ve bu yüzden kadınlar tarafından istenmeyen Gül, karısı ölmüş Tahsin Bey'in kızı Ayşe'ye bakıcılık yapmaya başlar. Yeniden evlenmeye hazırlanan Tahsin, kıskançlıklar yüzünden Gül'ün işine son verir.
Gül, zengin bir ailenin evinde hizmetçilik yapmaya başlar. Evin oğlu Erol, genç bir kızı hamile bırakıp kızın intihar etmesine sebep olmuş, işi gücü içip serserilik yapmak olan biridir. Erol, gözüne kestirdiği Gül'ün odasına girer ve genç kıza tecavüze kalkışır. Sarhoş Erol'dan kurtulmayı başaran Gül, evden ayrılır.
Bir çiftlikte hasta bir kadının bakıcılığını yapmaya başlayan Gül, aradığı huzuru ve mutluluğu burada bulduğunu düşünse de; kadının oğlu ve gelini misafirliğe gelince işler değişir. Gelinin kıskançlık krizine girmesi, Gül'ün işinden olmasına neden olur. Çiftlikten ayrılan Gül, ormanlık bir alandan geçerken ayağı burkulunca bir ağaç dibine oturur. Gül, yanına bir adamın geldiğini farkeder. Acaba bu adam da şimdiye kadar karşısına çıkan her erkek gibi bedenini elde etmeye çalışanlardan birisi midir diye düşünür. Adam, yaralı Gül'ü kulübesine götürür ve bir fenalık yapmaz. Gül, adamdan etkilenir. Adam da Gül'den etkilenmiştir. Ancak bir kadına güvenmek onun için kolay değildir. Çünkü Erol'un hamile bıraktığı kız, Erol'la birlikte olabilmek için kendisine ihanet ettiğinde kadınlara güvenini yitirmiş ve dağ başında yaşamaya başlamıştır.
Gül, sevgisine karşılık bulamadığı için gitmeye karar verir. Adam Gül'ün peşinden gider. Vedalaşıp ayrılmak üzerelerken birbirlerine aşklarını ilan ederler. Evlenmeye karar verirler.
Babasının kendisini evlendirmek istediği kızla evlenmekten son anda vazgeçen Hasan, Gül'ü bulmaya çalışır. Gül'ün evleneceği haberini alınca soluğu İstanbul'da alır. Uzaktan Gül'ün ne kadar mesut olduğunu gören Hasan, artık Gül'ü tamamen kaybettiğini anlar.
Çobanın tavsiyesine uyan mutlu çift, insanlardan uzak durmaktan vazgeçerler ve dağ başındaki kulübelerinden ayrılıp şehre inerler.

Comment / Yorum:

Halıcı Kız, Türk sinemasını uzun süre sırtında tek başına taşımış olan Muhsin Ertuğrul'un son filmi. Filmin bir diğer özelliği de ilk renkli Türk filmi olması. Renkli filmlerin ülkemizde 60'ların sonlarıyla yaygınlaştığı düşünülürse; Muhsin Ertuğrul'un yenilikçiliği ve cesaretiyle bu konuda da Türk sinema tarihine adını bir ilk olarak yazdırması, takdire şayan.
Renkli çekildiği için maliyeti oldukça yüksek olan Halıcı Kız (150.000 Lira), aynı zamanda sponsor desteğiyle çekilen ilk Türk filmi olma özelliğini de taşıyor. Buna karşın film, 13 Nisan 1953'te Atlas Sineması'nda gösterime sokuldu ve zarar etti. Bu başarısızlık, özel sektörün sinemadan desteğini çekmesine neden olmuş.
Halıcı Kız, kadın odaklı bir film ve erkeğin kadına bakış açısına eleştirel gözle değinmesi bakımından dikkat çekiyor. Anadolu'nun bir köşesinde ya da İstanbul'da, bir ağa ya da sıradan bir esnaf, okumuş bir zengin çocuğu ya da bir bahçevan, herhangi bir yerde herhangi bir erkeğin kadını cinsel obje olarak görmesi eleştiriliyor. Film, bu yönüyle başarılı olsa da; kopuk senaryo ve abartılı oyunculuklar, ne yazık ki filmi aşağıya doğru çekiyor.
Muhsin Ertuğrul, çoğu filminde olduğu gibi bu filmin oyuncu kadrosunda da ağırlıklı olarak tiyatro oyuncularını tercih etmiş. Başrolde seyrettiğimiz Heyecan Başaran, Türk sinemasının parlayıp kaybolan isimlerinden biri. Kariyerinde sadece 5 sinema filmi olan oyuncu, buna karşın 1952 - 1953 döneminde ardarda 4 filmde önemli roller aldıktan sonra bir daha film çevirmemiş. Daha çok seslendirmelerden tanıdığımız Agah Hün, filmde önemli rollerden birini üstlenmiş. İlerki yıllarda tiyatronun ve sinemanın dev isimleri olacak Münir Özkul, Sadri Alışık, Şükran Güngör ve Suna Pekuysal, filmde çok küçük rollerde yer almış.
İlk renkli film olması nedeniyle özellikle İstanbul çekimlerinde manzara, oldukça cömertçe kullanılmış. Kıyafetlerde de genellikle kırmızı renk tercih edilmiş.
Halıcı Kız, olumsuz yönleri olmasına rağmen birçok yönüyle Türk sinema tarihinde bir.ilk olmayı başarmış, çok değerli bir film.

Imdb note : 7.2                              My note : 5

25 Mart 2012 Pazar

Mavi Boncuk (1974)

Director / Yönetmen:

Ertem Eğilmez

Screenplay / Senaryo:

Sadık Şendil

Cast / Kadro :

Emel Sayın
Tarık Akan
Kemal Sunal
Zeki Alasya
Metin Akpınar
Münir Özkul
Halit Akçatepe
Adile Naşit
Perran Kutman
                                                            Feridun Çölgeçen
                                                            Giray Alpan
                                                            Talat Gözbak

Subject / Konu:

Baba Yaşar, oğlu Yakışıklı Necmi, Kaymakam Cafer, Şeker Kamil, Süleyman ve Mıstık gazinoya Emel Sayın'ı dinlemeye giderler. Fiks menünün ne demek olduğunu bilmedikleri için yiyip içtikleri herşey için sabit bir ücret ödeyeceklerini zanneden kafadarlar, bu yanlış anlaşılmayı garsonlara anlatamayınca; gazino sahibinin talimatıyla tartaklanıp gazinodan atılırlar.
Başlarına gelen bu tatsız olay yüzünden oldukça rencide olan 6 kafadar, gazino sahibinin yaptığını ödetmek için harekete geçerler. Planları Emel Sayın'ı kaçırıp gazinoyu zor duruma düşürmek ve gazino sahibinden fidye istemektir.
Tuhaf ve komik planları doğrultusunda Emel Sayın'ı bayıltıp halıya saran kafadarlar, sanatçıyı Baba Yaşar'ın evinin çatı katına kaçırırlar. Emel'e iyi davranırlar ve kendisini niye kaçırdıklarını açıklarlar. Emel'de 6 kafadarın samimiyetine inanır ve onları sevmeye başlar. Yakışıklı Necmi'yle yakınlaşması ise aşka dönüşür.
Fidyeyi teslim alma konusundaki ilk denemeleri oldukça garip bir şekilde hüsrana uğrayan kafadarlar, kendilerinden ayrılmak istemeyen Emel'i yine halıya sararak geri götürürler. Emel bu duruma içerler. Emel'in aşkıyla yanıp tutuşan Necmi başta olmak üzere 6 kafadar da pişman olur.
Mavi Boncuk adıyla kendi meyhanelerini açan kafadarlar, efkarlı efkarlı otururlarken; kendilerine küskün olmasına rağmen hasretlerine dayanamayıp ansızın çıkagelen Emel'i karşılarında görürler. 2 aşık Necmi ve Emel birbirlerine kavuşurlarken herkesin neşesi de geri gelir.

Comment / Yorum:

Film o kadar zengin bir oyuncu kadrosuna sahip ki bu konuyla ilgili yapılabilecek tek yorum; yıldızlar geçidi demek olacaktır. Münir Özkul ve Adile Naşit gibi 2 ustanın yanında yıldızları hızla parlayan komedyenler Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Zeki Alasya ve Metin Akpınar, dönemin en revaçtaki 2 jönünden biri olan Tarık Akan ve sinemadaki 14. deneyiminde bir şarkıcıyı canlandıran ses yıldızı Emel Sayın oldukça isabetli seçimler olmuş. Oyunculuk performansları mükemmele yakın. Emel Sayın, dev oyuncuların arasında hiç mi hiç sırıtmadığı gibi oyunculukta da iddialı olduğunu göstermiş.
Filmin başarılı senaryosu Sadık Şendil imzası taşıyor. Kaynaklarda Ertem Eğilmez ve Zeki Alasya'nın da senaryoya katkıda bulundukları bilgisi yer almakta. Arzu Film'in zengin kadrolu, sıcak ve samimi aile filmlerinin tipik bir örneği olan Mavi Boncuk'un çoğu yerinde Ertem Eğilmez'in usta dokunuşlarını hissedebiliyorsunuz. Film, Türk sinemasında defalarca işlenen Stockholm Sendromunun (kaçırılanın kaçırana aşık olma durumu) en naif örneklerinden biri.
Film müthiş detaylarla zenginleştirilmiş karakterlerin unutulmaz sahneleriyle dolu. Baba Yaşar'ın sinema tutkusu ve sinemaya dair anlattıkları, Kaymakam Cafer'in neden kaymakam lakabını taşıdığı ve sürekli tekleyen aracı, Mıstık'ın korka korka annesi Adile'den gizli işler çevirmesi, Adile'nin saflığı ve merakı, Süleyman'ın sazı eşliğinde fidye parasını getiren adamın geldiğini haber veren şarkısı, kadın kılığına giren Kamil'in fidye parasını teslim almayı beklerken sadakayla karşılaşınca sadaka veren adama saldırması ve elbette Emel Sayın'ın keyifli şarkıları, filmle ilgili en unutulmaz anlar.
Emel Sayın'la Tarık Akan'ı 3. ve son kez bir araya getiren Mavi Boncuk, bu 2 ünlü ismin arasında çıkan aşk dedikoduları yüzünden de adından söz ettiren bir yapım oldu.
Mavi Boncuk, dönem itibariyle incelenirse; Türk sinemasında 70'lerin 2. yarısıyla başlayan seks furyasından önceki verimli dönemde çevrilen en iyi filmlerden biri. Defalarca izlemiş olsanız da yeniden seyrettiğinizde yine aynı keyfi aldığınız filmler vardır. Mavi Boncuk işte tam da böyle bir film.

Imdb note : 7.4                              My note : 8.5

24 Kasım 2011 Perşembe

Barbaros Hayreddin Paşa (1951)

Director / Yönetmen:

Baha Gelenbevi

Screenplay / Senaryo:

Kenan Orkan

Cast / Kadro :

Cüneyt Gökçer
Mesiha Yelda
Ayla Karaca
Münir Özkul
Cahit Irgat
Refet Gülerman
Kadri Ögelman
Hulusi Kentman
Turhan Göker
Ercüment Behzat Lav
Feridun Çölgeçen
İbrahim Delideniz
Refik Kemal Arduman
Münir Ceyhan
Ali Korkut Şengöz
Kadir Savun
Muharrem Gürses
Ali Üstüntaş
Ruhi Su

 

Subject / Konu:

Barbaros ve adamları, çarpıştıkları gemiyi havaya uçururlar. Gemiden sağ kurtulanları ise esir alırlar. Bu esirlerin arasında Kont ve yeğeni Kontes Julia'da vardır.
Kontes Julia, Barbaros'tan kendisini nişanlısı Kont Vespasyo'ya teslim etmemesini ve sahip çıkmasını diler. Barbaros, Kont Vespasyo'dan kıymetli esirlerine karşılık fidye ister. Julia'nın nişanlısı fidye vermeye razı olur. Ama Julia, Barbaros'a gönlünü kaptırmıştır ve onunla birlikte olmak istemektedir.
Mimar Sinan'ın kalfası Mimar Selim, gönlünü Midilli'li Hatçe'ye kaptırmıştır. Hatçe'nin babası, Selim usta olana kadar kızını vermeme kararı almıştır Selim'de denizden çok korktuğu için Hatçe'yi görmek için Midilli'ye gidememektedir.
Kont ve Kontes Julia'yı fidyeyle kurtaran Kont Vespasyo intikam almak ister. Adamlarını Midilli'ye saldırmaları için gönderir. Midilli'ye saldırıp geri dönen askerler yanlarında esirlerde getirirler. Bu esirlerin arasında Hatçe'de vardır.
Selim, sevgilisi Hatçe'yi kurtarmak uğruna Barbaros'un leventleri arasına katılır. Denizden korkusunu Barbaros'un yardımıyla atlatır.
Barbaros'u sevmesine karşın Kont Vespasyo ile evlenen Julia, Hatçe'ye sahip çıkar. Hatçe'ye musallat olan Fernando'dan onu korur.
Barbaros ve leventleri, Kont Vespasyo'nun kalesine saldırırlar. Düşman yenilgiye uğratılır, Kont Vespasyo öldürülür. Kontes Julia, Barbaros'la birlikte gitmek istese de; Barbaros buna razı olmaz.
Fernando, Hatçe'yi de zorla yanına alarak kaçmayı başarır. Fernando geminin kamarasında Hatçe'ye sahip olmaya çalışırken; Arap korsanlar gemiye saldırır. Bu seferde Arapların elinde esir olan Hatçe, yüzünde yaralar oluşturur ve Kral Abdullah'ın ganimetleri arasından ayrılıp şifahaneye kapatılır.
Almanya İmparatoru ve İspanya Kralı Şarlken, Kral Abdullah'a Barbaros'a saldırması için bir teklifte bulunur. Kral Abdullah, Şarlken'in teklifini kabul eder. Şarlken'in asıl amacı Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle üzerlerine sefere çıkacak ve Andrea Doria ile çarpışacak Barbaros'u oyalamaktır.
Abdullah'ın kendilerine saldıracağını sezen Barbaros, ilk önce Abdullah'ın kalesine saldırmaya karar verir. Saldırıdan önce Selim'i Abdullah hakkında bilgi edinmesi için Arapların arasına casus olarak gönderir. Selim, planları öğrenir. Bir meydanda Arap askerleri tarafından esir edilmiş şekilde götürülen Fernando, yoldan geçmekte olan Selim'i görür ve Selim'in Türk olduğunu, hemen yakalanması gerektiğini söyler. Yakalanan Selim, Fernando ile birlikte Abdullah'ın huzuruna çıkartılır. Selim'in gerçek kimliği ortaya çıkar. Selim'i konuşturmak için türlü işkenceler yapsalar da; Selim konuşmaz. Abdullah, Selim'in konuşması için en son çare olarak cüzzamlı olduğunu düşündüğü Hatçe'nin yüzünü Selim'e sürdürüp, cüzzam bulaştırmakla tehdit eder. Selim, Barbaros'un yerini gizlice Hatçe'ye söyler. Abdullah'ı da şayet Hatçe yanından uzaklaştırılırsa; Barbaros'un yerini söyleyeceğine dair kandırır. Hatçe saraydan kaçar ve yüzerek Barbaros'un gemisinin olduğu yere doğru yüzer. Fernando, Selim'in oyun oynadığını anlar ve durumu Abdullah'a açıklar. Selim'in asılmasına karar verilir. Selim asılacağı sırada Barbaros ve leventleri gelir ve Selim'i kurtarır. Barbaros, 200 leventini kalede bırakıp İstanbul'a doğru yol alır.
Barbaros, ölen Julia'nın mezarını ziyaret eder. Julia'nın kendisine vermiş olduğu gözyaşı şişesini, Julia'nın mezarına bırakır.
İstanbul'a varan Barbaros, Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkar. Sultan, Barbaros'u övdükten sonra ona Kaptan-ı Derya'lık ünvanı verir ve bundan sonra Barbaros Hayreddin Paşa olarak anılmasını buyurur.
Karada kalmaktan sıkılan Barbaros, Tunus ve Trablusgarp'ı fethetmek için Sultan'ın onayını alır. Hatçe ile evlenen ve Mimar Sinan'ın kalfalığına geri dönen Selim, sefere çıkacak olan Barbaros'un leventleri arasına katılmaya karar verir.
Şarlken, 600 parçalık güçlü bir donanmayı Andrea Doria'nın emrine verir ve Barbaros'u yenmesini ister.
Tarih 27 Eylül 1538'i gösterir. Preveze'de 2 donanma karşı karşıya gelir. Barbaros komutasındaki 122 parçalık donanmayla Andrea Doria komutasındaki 600 parçalık donanma karşı karşıya gelir. Andrea Doria, rüzgar aleyhlerine estiği için oyalama taktiği yapmaya karar verir. Çetin bir savaş yaşanır. Yenilgiyi farkına varan Andrea Doria kaçar.

Comment / Yorum:

Tarih konulu filmlerimizi, hoplamalı zıplamalı filmlerden ibaret sananların belki varlığından bile haberdar olmadığı bir film; Barbaros Hayreddin Paşa. 1951 yılında çekilen film, ancak dönem şartları göz önüne alındığında; başarısı anlaşılabilecek bir film. Bu başarı; filmin hikaye açısından başarısının yanında görsel açıdan da oldukça tatmin edici olmasından kaynaklanıyor.
Türk tiyatro ve sinemasının dev ismi Cüneyt Gökçer'in ilk filmlerinden biri (1951'de başladığı sinema kariyerinde çevirdiği ilk 3 filmden 1'i). Film kadrosunda sonraki yıllarda Türk sinemasının önemli isimleri arasında yer alacak Münir Özkul, Hulusi Kentmen ve Kadir Savun gibi dev isimler var. Genellikle tiyatro kökenli isimlerden oluşturulmuş filmin kadrosu oldukça başarılı bir performans sergilemiş.
Film müzikleri Nedim Otyam'a ait. Levend türkülerini, aynı zamanda filmde de rol alan ünlü türkücü Ruhi Su seslendirmiş.
Hikayesi, görselliği, oyunculuğu ve müziğiyle bütünlük arz eden nadir sayıdaki tarih konulu Türk filminden biri. Üstelik 1951 yılında çekilmiş olması ve mevcut kopyasının izlenebilir olması da cabası. Arşivlik ve izlenmeye değer bir film.

Imdb note : 6.5                            My note : 8