Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

1992 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1992 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2015 Çarşamba

Chaplin (1992)

Director / Yönetmen:
Richard Attenborough

Screenplay / Senaryo:
William Boyd
Bryan Forbes
William Goldman

Novel / Kitap:
Charles Chaplin (from “My Autobiography”)
David Robinson (from “Chaplin: His Life and Art”)

Story / Hikaye:
Diana Hawkins

                                                               Cast / Kadro:
                                                               Robert Downey Jr.
                                                               Dan Aykroyd
                                                               Geraldine Chaplin
                                                               Kevin Dunn
                                                               Anthony Hopkins
                                                               Milla Jovovich
                                                               Moira Kelly
                                                               Kevin Kline
                                                               Diane Lane
                                                               Penelope Ann Miller
                                                               Paul Rhys
                                                               John Thaw
                                                               Marisa Tomei
                                                               Nancy Travis
                                                               James Woods

Subject / Konu:
1894, Aldershot, İngiltere. Annesi seyirci tarafından yuhalanıp sahneden gönderilince küçük Charles Chaplin sahneye fırlar. Şarkı söyleyip sevgisini kazandığı seyirciler sahneye para yağdırırlar. Annesi ev kirasını dahi ödeyememektedir. Devlet Charles’ı ve ağabeyini annesinden alıp çalışma kampına gönderir.
7 yıl sonra. 12 yaşındaki Charles, aklını yitiren annesini hastaneye yatırmak zorunda kalır. İş bulması gerektiği için komedyen olarak çalışmaya başlar.
Charles gençlik yıllarında Londra’daki Hackney Empire’da sahne alır. 16 yaşındaki dansçı sevgilisi Hetty’ye evlenme teklif eder.
1913, Buttle, Montana, Amerika. Sessiz sinemayı görüp etkilenen Charles’a California’da bu filmlerde yer alması için teklif gelir. Charles, 1 ay çalıştıktan sonra kendisini bir efsaneye dönüştürecek Şarlo tiplemesini yaratır. Yönetmenlik sorumluluğunu da üstüne alan Charles, yıl bitmeden 20’den fazla film yönetir.
Amerika’ya gelen ve menajerliğini üstlenecek olan ağabeyinin getirdiği mektuptan Hetty’nin evlendiğini öğrenir. Kendi stüdyosunu kurmak isteyen Charles, yapımcısıyla yollarını ayırır. Çektiği filmlerde komedinin yanında sistemi de eleştiriyor olması, ağabeyinin tepkisini çeker.
Charles daha 30 yaşına basmadan bir stüdyo sahibi olmayı ve dünyanın en meşhur adamı olmayı başarır.
1918, La Brea Avenue, Hollywood. Charles, yakın arkadaşı aktör Douglas Fairbanks’e genç sevgilisi Mildred’la evlenmeyi düşündüğünü açıklar. Ancak bir başka ünlü oyuncu olan arkadaşı Mary Pickford, Charles’a Mildred’ın kendisini aldattığını bildirir. Charles, bunun üzerine Mildred’ı terk eder.
1920, Salt Lake City, Utah. Mildred’ın avukatları tarafından film makaralarına el konulması riski olduğu için Charles, makaraları bir otele kaçırıp sıraya koyar.
Charles bir ev satın aldığı annesini Amerika’ya getirtir. Ancak annesi hala iyi durumda değildir.
1921, Southampton, İngiltere. Bir filminin galası için İngiltere’ye giden Charles, Hetty’nin bir salgından dolayı öldüğünü öğrenir ve büyük bir üzüntü yaşar.
Charles’ı pek sevmeyen F.B.I. başkanı j. Edgar Hoover Charles’ın komünist olabileceği şüphesiyle takibat başlatır.
Charles, sektörde hakimiyet kurmaya başlayan sesli sinemaya önyargıyla yaklaşır. Şarlo karakterini konuşturursa karakterin artık seyirci için öleceğini düşünür.
1932, Malibu Sahili. Hafta sonununda çocuklarıyla vakit geçiren Charles, yeni tanıştığı Paulette’ten oldukça etkilenir. Kısa süre sonra birlikte olmaya başlarlar. Charles oldukça lüks bir yaşam sürmeye başlar.
Charles, ülkede mali krizler kapıdayken bir şey yapmıyor olmaktan rahatsızlık duyunca her şeyi bir tarafa bırakıp işine odaklanmaya başlar. Bu odaklanma, Paulette’e ve çocuklarına ilgisiz kalmasına neden olur. Çok geçmeden Paulette’le boşanırlar.
1938 yılında sesli olarak çekeceği “Büyük Diktatör” filminin çalışmalarına başlar. Başlangıçta sempatiyle bakılan Hitler’in 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle zalimliğinin ortaya çıkması, önceleri komünist olarak yaftalanan Charles’ın dehasını insanlara kanıtlar.
1941, Beverly Hills. Hoover, Büyük Diktatör’de Almanya’nın değil Amerika’nın eleştirildiğini düşünerek Charles’ın üzerine gitmeye karar verir.
1942 Ekim’i. Charles, genç bir oyuncu olan Oona O’Neill’la tanışır. Çok geçmeden aşk yaşar ve evlenir.
Önceki sorunlu ilişkisi Charles’ın başına iş açar. Hamile olan kadın, çocuğun Charles’tan olduğunu iddia eder. Ama Charles bunu kabul etmez. Hoover’da bunu Charles’ın aleyhinde kullanabilmek için devrededir. Charles para öderse olayını kapanacağını bilmesine karşın suçlamayı kabul etmez ve kan testi ister. Test sonucunda suçsuzluğu ortaya çıkar. Ancak olay mahkemelik olur ve Charles haftalık 75 dolar nafaka ödemeye mahkum edilir.
7 yıl sonra. Mccarhty cadı avı sırasında çoğu kişi komünist olduğu gerekçesiyle sorgulanır.
1952 Eylül, New York Limanı. İngiltere tatilinden dönen Charles, Amerika’dan sınır dışı edilir. Charles bu sürgünden sonra bir daha Amerika’ya gitmek için vize başvurusu yapmaz.
1972, La Brea Avenue. Charles, 44. Oscar ödül törenine davet edilir ve 20 yıl aradan sonra Amerika ya geri döner. 83. doğum gününde Oscar Onur Ödülü’nü kabul eder ve İsviçre’deki evine geri döner.
1975 yılında Buckingham Sarayı’nda Kraliçe 2. Elizabeth’ten şövalye ünvanı alarak Sir olur. Charles kariyeri boyunca sadece 5 sesli film yapar. 1977 yılında 88 yaşındayken ölür.

Comment / Yorum:
Uzun aktörlük kariyerinin yanında az sayıda ve fakat nitelikli filmde yöneten Richard Attenborough, 1992 yılında 5 yıl aradan sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturur ve Charles Chaplin’in hayatını konu alan Chaplin’i yönetir. Diana Hawkins, Charles Chaplin’in “My Autobiography” adlı otobiyografisinden ve David Robinson’ın “Chaplin: His Life and Art” adlı kitabından faydalanarak filmin hikayesini yazar. Senaristler William Boyd, Bryan Forbes ve William Goldman, Hawkins’i hikayesini senaryolaştırırlar. Filmin çekimleri İngiltere, Amerika ve İsviçre’de yapılır. Ham hali 4 saat olan film, 1 saat 37 dakika kısaltılır. Film, Chaplin’in 15. ölüm yıldönümüne yetiştirilip vizyona sokulur. 31.000.000 dolara mal olan yapım, Amerika genelinde 9.493.259 dolar hasılat elde eder.
Chaplin rolü için ilk düşünülen isim Kevin Kline’ın filmde Douglas Fairbanks’i canlandırmasına karar verilince, rol için Jim Carrey ve Johnny Depp’in isimleri konuşulur. Rol, çıkış dönemindeki aktör Robert Downey Jr.’a gider. Anthony Hopkins’in başı çektiği kalburüstü bir oyuncu kadrosu, filmde Downey Jr.’a eşlik ederler. Ayrıca Chaplin’in kızı Geraldine Chaplin’de filmde rol alır ve babaannesini canlandırır.
Film, Chaplin’in efsane filmlerine yüzeysel olarak değinir ve çalkantılı özel hayatı üzerinde yoğunlaşır. Bu nedenle eleştirilere maruz kalır. Buna karşın 3 dalda Oscar’a aday gösterilmeyi başarır. Charles Chaplin’i canlandıran Robert Downey Jr., başarılı bulunup En İyi Erke Oyuncu kategorisinde Oscar ve Altın Küre adaylığı kazansa da, “Malcolm X” ile Denzel Washington, “Unforgiven / Affedilmeyen” ile Clint Eastwood ve “Scent of a Woman / Kadın Kokusu” ile Al Pacino gibi güçlü adaylarla yarışır ve ödülleri Pacino’ya kaptırır. Ancak Bafta ödülünü kazanmayı başarır.
Filmin Charles Chaplin’i layıkıyla anlatıp anlatamadığı tartışmaya açık. Ama uzun süresine karşın usta ismin efsane filmlerine yeterli şekilde değinmediği net olarak söylenebilir. Chaplin, usta ismin özel hayatını izlemek ve Robert Downey Jr.’ın başarılı performansını görmek için izlenebilir.

Imdb note: 7.6                             My note: 7

9 Şubat 2013 Cumartesi

Alien 3 / Yaratık 3 (1992)

Director / Yönetmen:

David Fincher

Screenplay / Senaryo:

David Giler
Walter Hill
Larry Ferguson

Story / Hikaye:

Wincent Ward

Cast / Kadro :

Sigourney Weaver
Charles S. Dutton
Charles Dance
Paul Mcgann
                                                               Brian Glover
                                                               Ralph Brown
                                                               Danny Webb
                                                               Christopher John Fields
                                                               Holt Mccallany
                                                               Lance Henriksen
                                                               Christopher Fairbank
                                                               Carl Chase
                                                               Leon Herbert
                                                               Vincenzo Nicoli
                                                               Pete Postlethwaite
                                                               Paul Brennen
                                                               Clive Mantle
                                                               Peter Guiness
                                                               Deobia Oparei
                                                               Philip Davis
                                                               Niall Buggy
                                                               Hi Ching
                                                               Danielle Edmond
                                                               Tom Woodruff Jr.

Subject / Konu:

Ripley ve Newt uyku kabinindelerken; bir yaratık, uzay gemisindeki yaratık yumurtasından dışarı çıkar. Uyku kabinlerine doğru giden yaratık, saldığı asitle geminin hasar görmesine ve yangın çıkmasına neden olur. Newt'in kabinini kırar. Gemide otomatik güvenlik devreye girer ve uyku kabinlerinin yer aldığı bölüm gemiden dışarıya fırlatılır. Fırlatılan bölüm, Fury 161 C tipi cezaevinin bulunduğu gezegenin denizine düşer. Kıyıya vuran Ripley, cezaevi doktoru Clemens tarafından bulunur. Ripley, derhal tedavi edilmeye başlanır.
Mahkumlar enkazı çıkarır. Hicks ve 10 yaşlarındaki bir kızın öldüğü, sadece Ripley'nin kurtarıldığı rapor edilir ve gezegene kurtarma ekibi çağrılır. Ripley'nin gezegendeki varlığı, yıllardır kadın görmemiş ve kendilerini yeni bir dinle eğitmeye çalışan 25 azılı mahkum üzerinde huzursuzluk yaratır.
Ripley kendisine geldiğinde enkazı inceler ve yaratık tehdidi olup olmadığını anlayabilmek için Newt'in cesedine otopsi yaptırır. Güvenlik için cesetlerin yakılmasını ister.
İneklerden biri en verimli çağında ölür. Cesetlerin yakılma işlemleri yapıldığı sırada ineğin bedeni yarılmaya başlar ve içersinden yaratık çıkar.
Ripley, Clemens'le birlikte olur. Bir mahkum, yaratık saldırısının sonucunda pervaneye doğry sürüklenir ve parçalanır. Cesedi inceleyen Clemens, olay yerinin yakınında yaratığın asidinin neden olduğu yanığa benzer izleri görür. Aynı izleri enkazda da görmüş olan Clemens, birşeylerden şüphelenmeye başlar ve Ripley'ye durumu sorar.
Ripley, gemiden düşmeden önce olup bitenin ses kaydını dinleyebilmek için bir android olan Bishop'tan arta kalan parçaları enkazdan çıkarır. 4 mahkum, Ripley'ye tecavüz etmeye çalışır. Kendisini koruyan inançlı mahkum Dillon sayesinde kurtulur.
Yaratık, çalışmakta olan 3 mahkuma saldırır. Mahkmlardan ikisini öldürür. Kaçmayı başaran Golic ise delirir.
Bishop sayesinde geminin kayıtlarını inceleyen Ripley, geminin neden düştüğünü ve gemide bir yaratık olduğunu öğrenir.
Yetkililer öldürülen 2 mahkumun katilinin Golic olduğunu düşünür. Ripley, yaratığın varlığından yetkilileri haberdar etse de; inandırıcı bulunmadığı gibi bir de revire kapatılır.
Clemens, Ripley'ye sarhoşken 11 yaralıya yüksek dozda ağrı kesici verip ölümlerine sebebiyet verdiği için doktorluk lisansının düşürüldüğünü ve bu yüzden Fury 161 C tipi cezaevinde çalışmaya başladığını anlatır. Yaratık ansızın revire çıkagelir. Clemens'e saldırıp öldürür. Ripley'ye ise birşey yapmadan gider. Ripley durumu yöneticilere ve mahkumlara bildirmeye çalıştığı sırada yaratık cezaevi müdürünü öldürür.
Ripley, ellerinde silah olmadığı için hava boşluklarına toksik atık sürmeyi, sonra da ava boşluklarını ateşe verip yaratığı bir daha çıkamayacağı bir yere kapatmayı planlar. Ancak toksik atık sürerlerken yaratığın saldırması sonucu atık tutuşur ve ortalık bir anda yangın yerine döner. Mahkumlardan biri, kendisini feda etmek pahasına yaratığı peşine takar ve yaratığı kapatmak istedikleri yere koşar. Ripley, yaratık mahkumun arkasından gidince kapıyı kapatır ve yaratığı hapseder.
Revirden çıkan Golic, yaratığın hapsedildiği yere gider ve kapıyı açar. Yaratık serbest kalır.
Daha öncede birkaç kez fenalaşan Ripley, kendisini tarayıcıdan geçirir. Ripley'nin içinde kraliçe yaratık olduğu anlaşılır. Yaratığın içinde kraliçe yaratık taşıdığı için kendisini öldürmediğini anlayan Ripley, yaratığı bulmaya gider. Yaratık, Ripley'ye saldırmadan kaçar. Ripley ve hayatta kalan mahkumlar, yaratığı kıstırıp kurşunla eritmeyi planlar. Ancak yaratık, mahkumları teker teker öldürmeye başlar. Asıl amacı yaratığı götürmek olan kurtarma ekibi gezegene varır.
Ripley ve arda kalan mahkumlar, yoğun uğraşlar sonucu yaratığı kıstırmayı başarır. Erimiş kurşunu yaratığın üzerine dökerler. Ancak yaratık ölmez ve kıstırıldığı yerden çıkmayı başarır. Ripley, kurşunun içinden çıkıp peşinden gelen yaratığın üzerine soğutucuyu açar. Yaratık, paramparça olur.
Ripley, kurtarma ekibinin yaratığı içinden ameliyatla çıkarma teklifini kabul etmez. Çünkü yaratığı öldürmeyeceklerini ve canlı olarak götüreceklerini düşünür. Ripley, mahkumlardan geriye kalan son kişi Morse'un yardımıyla kendini alevler içine bırakır.

Comment / Yorum:

Alien 3 için Alien serisinin en çok tartışılan filmi demek yanlış olmayacaktır. Yönetmen David Fincher'la yapımcıları birbirine düşüren film, yapımcıların filme müdahale etmeye çalışmaları ve yeniden yazılan senaryosuyla çok konuşuldu ve tartışıldı. Film, genel olarak beğenilmediği gibi gişede de başarısızlığa uğradı. Yaklaşık 63.000.000 dolara mal olan film, Amerika genelinde 55.473.600 dolar hasılat elde edebildi.
David Fincher'dan önce filmin yönetmenliği için Renny Harlin, Vincent Ward ve filmin senaristi Walter Hill'in adları geçti. Ancak Fincher'da karar kılındı. Alien 3, o zamana kadar müzik videoları çeken Fincher'ın ilk sinema deneyimi oldu. Filmin ilk bütçesi 45.000.000 dolar olarak belirlense de; ekstra masraflardan dolayı bütçe 63.000.000 dolara fırladı. Sigourney Weaver'la filmde oynaması için 5.500.000 dolara anlaşıldı. Filmin sancılı yapım aşamasından sonra da sorunlar bitmedi. Film, yapımcılar tarafından kesilip biçildi. David Fincher'da bu duruma tepki gösterdi.
Yapımcıların gazabına uğrayan filmin beğenilmemesinde en büyük etkenlerden biri de; filmin serinin aksiyon dolu 2. filmi "Aliens"ın izinden gitmemesi oldu. Fincher, serinin ilk filmi olan "Alien" gibi gerilim öğelerinin birinci planda olduğu bir film yapmayı tercih etti. Fincher, henüz ilk filmini çeken bir yönetmen olmasına karşın karanlık, kaderci ve pesimist tarzını filme yansıtmayı başardı. Yönetmenin dini metinlerle kaderciliğe, klostrofobiyle de karanlığa ve pesimistliğe vurgu yaptığı söylenebilir.
Film, katıldığı festivallerde 4 ödül ve 17 adaylık kazandı. Adaylıklar arasında en dikkat çekici olanı "En iyi görsel efekt" dalındaki Oscar adaylığı.
2004 yılında Alien serisinin 4 filmini bir araya getiren ve içinde filmlerin yönetmenlerinin röportajlarını da içeren "Alien Quadriology" isimli bir dvd seti piyasaya sürüldü. David Fincher, bu projede olmayı reddetti ve filmiyle ilgili röportaj vermedi. Alien Quadriology'de Alien 3'ün kesilmiş sahnelerinin de yer aldığı "Special edition" yayımlandı. Filmin bu versiyonunun, kesilen bölümleri izleme şansı verdiği ve bazı eksik kalan noktaları anlamayı sağladığı için yönetmenin çekmek istediği filme daha yakın olduğu gayet açık.
Alien 3, ne "Alien" kadar başarılı bir gerilim, ne de "Aliens" kadar aksiyonu bol bir film. Ama yine de Alien 3, filmi beğenseniz de, beğenmeseniz de David Fincher sinemasının özelliklerini bünyesinde barındırmayı başaran bir yapım. Bu yüzden Alien 3, Fincher sinemasını sevenlere ve seriyi takip edenlere hitap edebilecek bir film.

Imdb note : 6.4                             My note : 5.5

21 Temmuz 2011 Perşembe

Sarı Mersedes / Mercedes Mon Amour (1992)

Director / Yönetmen:

Tunç Okan

Screenplay / Senaryo:

Tunç Okan
Macit Koper

Novel / Kitap :

Adalet Ağaoğlu ( from "Fikrimin ince gülü" )

Cast / Kadro :

İlyas Salman
Menderes Samancılar
Valedie Lemoine
                                                         Saadet Gürses
                                                         Tuncay Akça
                                                         Serra Yılmaz

Subject / Konu:

Bayram, Almanya'da çalışmakta olan bir işçidir. Emek sarfedip biriktirdiği tüm parayla sarı renkte bir mercedes araba satın alır. Amacı; tatilde, hep hor görüldüğü köyüne gitmek ve çocukluğundan beri aşık olduğu Kezban'la evlenmektir. Bal kız adını koyduğu arabasıyla yolculuğuna başlar. Arabasını adeta gözünden sakınmaktadır. Türkiye'ye kadar kazasız belasız gelir. Ancak; Türkiye sınırını geçtikten sonra başına gelmeyen talihsizlik kalmaz. Yolculuk boyunca kendisine musallat olan bir minibüsün tacizlerine maruz kalır, otoparkta arabasının önünde bulunan amblem çalınır, kamyoncunun tekerleğinden fırlayan taşla arabasının camı kırılır, bozuk ve yapımı tamamlanmamış yollar yüzünden çeşitli kazalar geçirir.
Bayram, yolculuk esnasında geçmişiyle ilgili bazı şeyleri hatırlamaya başlar. Çocukluğunu, hor görüldüğü günleri, çocukluk aşkı Kezban'ı ve Almanya'ya gidebilmek için kandırıp yerine geçtiği İbrahim'i hatırlar. İbrahim'e yaptığı hatırına geldiğinde vicdan azabı duymaz. Yaptığı kötülüğü, o dönemdeki çaresizliğine bağlar.
Arabası hurdaya dönen, perişan haldeki Bayram, köyünün boşaltıldığını ve arkeologlar tarafından kazıldığını görür. Kezban'ın ise bir başkasıyla evlendiğini öğrenir.

Comment / Yorum:

5 yıl gibi uzun bir sürede tamamlanabilen Türk, Alman, Fransız ortak yapımı film, 1992'de tamamlandı. Adalet Ağaoğlu'nun "Fikrimin ince gülü" adlı romanından sinemaya uyarlanan film, 29. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yönetmen Tunç Okan'a "En iyi yönetmen", "En iyi ikinci film", filmin kurgusunu yapan Andre Goiltier'e "En iyi kurgu" ödüllerini kazandırsa da İlyas Salman'ın kazanamadığı "En iyi erkek oyuncu" ödülünden ötürü çok konuşuldu. Ödülün "Kapıları açmak" filmindeki rolüyle Mehmet Aslantuğ'a verilmesini tepkiyle karşılayan İlyas Salman, ödülü kendisinin hak ettiğini söyledi. İlyas Salman, kariyerinin tartışmasız zirve performanslarından biri olan "Bayram" rolüyle, 5. Ankara Film Festivali'nde "En iyi erkek oyuncu" ödülünü kazanmayı başardı. Film ayrıca, 1992'de Kültür Bakanlığı'nın verdiği "Sinema başarı" ve 7. Adana Altın Koza Kültür Sanat Festivali'nce verilen "En iyi müzik" ödüllerini de kazandı.
Türk sinemasında fazla örneği olmayan başarılı bir yol hikayesi. Üzerine bir de İlyas Salman'ın kariyerinin en iyi performanslarından biri eklenince ortaya önemli ve izlenmesi gereken bir film çıkmış.

Imdb note : 7.5                             My note : 8

4 Ocak 2011 Salı

Scent of a Woman / Kadın Kokusu (1992)

Director / Yönetmen:

Martin Brest

Screenplay / Senaryo:

Bo Goldman

Novel / Kitap :

Giovanni Arpino ( from "Il Buio E Il Miele")

Cast / Kadro :

Al Pacino
Chris O'Donnell
James Rebhorn
Gabrielle Anwar
Philip Seymour Hoffman

Subject / Konu :

Charlie, önemli bir kolejde bursla okuyan başarılı bir öğrencidir. Maddi sıkıntılar yaşadığı için geçici işlere göz gezdirir ve içlerinden basit gibi görünen; yaşlı ve kör bir adama birkaç günlüğüne bakıcılık yapma işini seçer. Ancak Charlie, birkaç günlüğüne bakıcılığını üstlendiği Emekli Yarbay Frank Slade'le zaman zaman komik, zaman zaman neşeli ve zaman zaman duygu yüklü inanılmaz bir haftasonu yolculuğuna yelken açar.
Frank, oldukça huysuz, sert ve kibirlidir. Artık yaşamına son vermesi gerektiğini düşünen Frank, bu yolculuğa çıkmadan önce herşeyi planlamıştır; kiralık limuzinle gidilmesi gereken yerlere gitmek, lüks bir restoranda yemek yemek ve şarap içmek, bir kadınla beraber olmak ve en sonunda da 45'liğiyle intihar etmek.
Ama Frank'in planlarında, kendisine eşlik eden Charlie yüzünden bazı değişiklikler olur. Planlara güzel ve genç bir kadınla tango yapmak, Ferrari'ye binmek gibi sıradışı olaylar dahil olur.
Planlarının sonuna geldiğinde; hayatından vazgeçmeye hazır olan Frank, Charlie sayesinde daha hayatta severek yapılabilecek bir sürü şey olduğunu farkına varır. Charlie ise birkaç gün önce hiç tanımadığı bir adamın, en yakın dostu olabileceğini ve onu bir baba gibi kollayabileceğini öğrenir.

Comment / Yorum :

Al Pacino'ya sahip olduğu tek Oscar'ının yanı sıra Altın Küre'de kazandıran, aslında yeniden çevrim olan bir roman uyarlaması.
Chris O'Donnell ve Philip Seymour Hoffman'ı "tıfıl" halleriyle izliyoruz. Al Pacino ise; kör, inatçı ve sürekli gelgitleri olan "Frank Slade" rolüyle bir oyunculuk resitali sergiliyor ve defalarca aday olup alamadığı Oscar heykelciğini bu defa kazanıyor.
Yönetmen Martin Brest'in en başarılı işi olduğu gönül rahatlığıyla söylenebilir. En iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo dallarında da Oscar'a aday olan film, bu adaylıklardan eli boş dönse de; Altın Küre'de "En iyi film", "En iyi erkek oyuncu" ve "En iyi senaryo" dallarında ödül kazanmayı başardı.
Film, hiçbir zaman Al Pacino'nun diğer önemli filmleri kadar popüler olmadı. Hikaye, oyunculuk performansı, müzik ve ustaca yansıtılmış iç içe geçen karamsarlık, neşe ve çılgınlık anları; filmi bir başyapıt haline getiriyor.

Imdb note : 7.8                          My note : 10