Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

1972 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1972 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2015 Çarşamba

La Charme Discret De La Bourgeoisie / The Discreet Charm of The Bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (1972)

Director / Yönetmen:
Luis Bunuel

Screenplay / Senaryo:
Luis Bunuel
Jean – Claude Carriere

Cast / Kadro:
Fernando Rey
Paul Frankeur
Delphine Seyrig
Bulle Ogier
Stephane Audran
Jean – Pierre Cassel
Julien Bertheau
Milena Vukotic
Maria Gabriella Maione
                                                              Claude Pieplu
                                                              Muni
                                                              Pierre Maguelon
                                                              François Maistre
                                                              Michel Piccoli

Subject / Konu:
Thevenot, Don Rafael, Thevnot’un eşi Simone ve Florence, Henri’nin evine giderler. Ancak Alice, Henri’nin evde olmadığını ve kendilerini yarın beklediklerini söyler. Davetliler şaşırır. Çünkü Henri kendilerini bugün için davet etmiştir. Bunun üzerine Alice’i de alıp bir restorana giderler. Yemek seçimi yaparlarken lokantanın sahibinin öldüğünü ve içerdeki odada yattığını öğrenirler. Bunun üzerine derhal restorandan ayrılırlar.
Ertesi gün Thevenot ve Henri, Rafael’i ziyarete gelirler. Cumartesi öğle yemeği için sözleşirler. Pencereden dışarı baktıklarında dikkatlerini güzel bir genç kız çeker. Rafael tüfeğiyle ateş edip kızı kaçırır. Kızın kendisini öldürmek isteyen Mirandalı bir terörist gruptan olduğunu söyler. Thevenot, Henri ve Rafael büyükelçilik zırhına sığınarak kirli işler yapmaktadırlar.
Cumartesi günü Thevenot, Rafael, Simone ve Florence, Henri’nin evine öğle yemeği için gelirler. İhtiraslı dakikalar yaşayan Henri ve Alice, konukları beklerken camdan inip çalılıkların arasına giderler. Henri ve Alice’in camdan indiklerini öğrenen Rafael ve Thevenot, baskına uğrayabilecekleri korkusuyla hemen evden ayrılırlar.
Bu sırada Piskopos Dufour, Henri’nin evine gelir. Bekçi kulübesine gidip bekçi kıyafetleri giyer. Henri ve Alice dönünce karşılarına çıkar ama kıyafetinden ötürü onları Piskopos olduğuna inandıramaz. Evden kovulunca kendi kıyafetlerini giyip gelir ve yanlış anlamayı ortadan kaldırır. Henri, bahçıvan olarak iş isteyen Dufour’a iş verir.
Alice, Simone ve Florence bir mekanda otururlarken yanlarına bir teğmen gelir ve acılı çocukluğunu anlatmaya başlar. Simone, arkadaşlarından ayrılıp Rafael’in evine gider. Birlikte olacakları sırada Thevenot çıkagelir. Thevenot, Henri’nin akşam yemeği daveti için gelmiştir. Eşinin Rafael’in evinde olduğunu gören Thevenot şaşırır. Ancak Rafael durumu idare etmeyi başarır. Rafael’in terörist dediği genç kız, onu öldürmek için evine gelir. Rafael kızı yakalatır.
Henri’lerde akşam yemeğinde bir araya gelirler. Bir grup asker tatbikat için Henri’nin evine gelince askerler için de masalar kurulup yemek servis edilir. Ancak askerlerin acilen gitmesi gerekir. Bir asker rüyasını anlattıktan sonra giderler. Albay, herkesi Cuma günü evine yemeğe davet eder.
Albay’ın evine giden misafirler masaya otururlar. İçecekler ve yemekler sahte gibidir. Birden perde açılınca bir oyun sahnesinde olduklarını farkına varırlar. Seyirciler homurdanırken sahneden giderler. Henri uykusundan uyanır. Gördükleri bir rüyadır. Thevenot’tan telefon gelir. Kendilerini Albay’ın evindeki yemekte beklediklerini bildirir.
Davetteki insanlar Rafael’e ülkesi Miranda ile ilgili duydukları vahim olayları sorarlar. Albay, ağız dalaşına girdiği Rafael’i tokatlar. Rafael’de silahını çekip Albay’ı öldürür. Thevenot rüyasından uyanır. Aslında Albay’ın evindeki davete dair her şey, Thevenot’un rüyasıdır.
Piskopos, ölmek üzere olan bir bahçıvanın günah çıkarmak istemesi üzerine evine gider. Bahçıvan yıllar önce kendisine eziyet eden patronunu ve karısını öldürdüğünü itiraf eder. Bahçıvanın öldürdüğü kişiler, Piskopos’un anne ve babasıdır. Günah çıkarttığı adamı tüfekle vurup öldürür.
Arkadaş grubu bir kez daha Henri’nin evinde buluşurlar. Polis eve baskın düzenler. Önce Rafael’i, sonra da evdeki diğer kişileri tutuklarlar. 14 Haziran, “Kanlı Amir” günüdür. Öldürülmüş bir sert polis, her 14 Haziran’da kendini halka sevdirmek için geri gelirmiş. İşte bu polis kanlar içinde gelip tutukluların kapısını açar. Olanlar, komiser Delecluze’un rüyasından ibarettir.
Delecluz, İç İşleri Bakanı’ndan telefon alır ve tutukluları derhal serbest bırakır. Serbest kalan arkadaş grubu Henri’nin evinde yemekte buluşur. Yemek yerken aynı zamanda sohbet de ederler. Bu sırada eli silahlı 3 adam içeri dalar. Adamlardan biri tüfeğiyle evdekileri tarayıp öldürür. Masanın altında saklanan Rafael ise et yemekle meşguldür. Rafael uykusundan uyanır ve gördüklerinin bir rüya olduğunu anlar. Mutfağa gider ve yemek yemeye koyulur.
Çayırlık bir alanda bulunan yolda yürümeye devam ederler.

Comment / Yorum:
Luis Bunuel’in senaryosunu Jean – Claude Carriere’le birlikte yazdığı ve yönettiği sondan 3. filmi “La Charme Discret De La Bourgeoisie / The Discreet Charm of The Bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği”, 1972 yılında Paris’te çekildi. Film yaklaşık 800.000 dolara mal oldu. 2000 yılında Amerika gösterimi yapılan film, 198.809 dolar hasılat elde etti.
Bunuel, otobiyografisi “My Last Sigh”da filmin ismini bulmakta sıkıntı çektiklerine değindi. Burjuva kelimesi hiç akıllarında yokken birisinin önerisiyle gündeme geldi. Filmin ilk ismi “Bourgeois Enchantment” olsa da sonradan La Charme Discret De La Bourgeoisie olarak değiştirildi.
La Charme Discret De La Bourgeoisie, “Yabancı Dilde En İyi Film” ve “En İyi Senaryo” kategorilerinde Oscar’a aday gösterildi ve “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde Oscar’ı kazanmayı başardı. Film ayrıca 5 dalda Bafta’ya aday olup “En İyi Senaryo” ve “En İyi Kadın Oyuncu” kategorilerinde Bafta kazandı. Film, 1972 yılında “En İyi Yabancı Filmler” kategorisinde Amerikan Ulusal Film Arşivi’ne eklendi.
Senaryoda Bunuel’in mizah ve fantezi anlayışı güçlü şekilde hissediliyor. Bu tür filmlerin dikkatli seyredilmesi ve detayların atlanmaması gerekiyor. Özellikle politik ve dini mesajlar kaçırılmamalı. La Charme Discret De La Bourgeoisie, ancak bu şekilde keyif alınabilecek bir yapım. Bunuel severler ve türden hoşlananlar için arşivlik bir film.

Imdb note: 8                               My note: 7.5

21 Nisan 2014 Pazartesi

Deep Throat / Derin Gırtlak (1972)

Director / Yönetmen:
Gerard Damiano

Screenplay / Senaryo:
Gerard Samiano

Cast / Kadro:
Harry Reems
Dolly Sahrp
Bill Harrison
William Love
Carol Connors
Bob Phillips
Linda Lovelace
Ted Street
John Byron
Michael Powers
                                                              Al Gork

Subject / Konu:
Linda eve döndüğünde Helen’i bir erkekle cinsel ilişki yaşarken bulur. Helen’in yaşam tarzını eleştiren Linda cinsel ilişkiler sırasında zevk alamadığını söyler. Helen bunun üzerine Linda’ya eve gelen her erkekle zevk alana kadar cinsel deneyim yaşamasını önerir. Linda, Helen’in önerisine uyup 14 erkekle birlikte olmasına karşın zevk almayı başaramaz.
Başka bir çözüm düşünen Helen, Linda’ya psikiyatrist Young’a gitmesini söyler. Linda’yı inceleyen doktor Young, zevk duymasını sağlayan klitoristin cinsel organında değil gırtlağında bulunduğunu tespit eder. Doktor Young ile oral seks yapan ve ilk kez aradığı zevke ulaşan Linda, doktor Young’ın yanında hemşire olarak çalışmaya ve cinsel tedavilerde görev almaya başlar. Linda, aradığı mutluluğu evlenmeye karar verdiği Wilbur isimili zengin bir ailenin oğlunda bulur.

Comment / Yorum:
Gerard Damiano’nun yazıp yönettiği “Deep Throat / Derin Gırtlak”, dünya tarihinin en çok ses getiren ve en büyük hasılat elde eden (2000 yılı itibariyle) porno filmi olur. 25.000 dolara mal olan film sadece Amerika genelinde 45.000.000 dolar gibi inanılmaz bir hasılat elde eder. Süre itibariyle orta metrajlı bir film olan Deep Throat, 6 gün gibi kısa bir süre zarfında çevrilir. Jenerikte yönetmenin adı Jerry Gerard olarak yer alır.
Filmin üne kavuşmasında filmin adı Deep Throat’un Watergate skandalında gazetecilere bilgi sızdıran devlet görevlisinin lakabı olması önemli rol oynadı.
Komedi öğeleri de içeren film, büyük ilgiyle karşılaşınca 1974 yılında devam niteliğindeki “Deep Throat Part 2” çevrilir. Filmin başrolünde yine Linda Lovelace adını kullanan Linda Susan Boreman rol alır. 2002 yılında ölen Linda Lovelace, bir sapık olan erkek arkadaşının kendisini porno filmlerde oynamaya zorladığını ve DeepThroat ve Deep Throat Part 2’de bu yüzden rol aldığını açıklar.

Imdb note: 5.2                           My note: 2.5

2 Aralık 2013 Pazartesi

The Lift / Asansör (1972)

Director / Yönetmen:
Robert Zemeckis

Screenplay / Senaryo:
Robert Zemeckis

Cast / Kadro:
Michael Fuller

Subject / Konu:
Sabah 8’de saati çalıp uyanan adam, traş makinesiyle traş olur. Giyinip ayakkabı temizleme makinesinde ayakkabılarını parlatır. Asansöre binip binanın giriş katına iner ve iş yerine gider.
İş yerinde elektronik daktilosunun başında çalışmaya başlar. Öğle arasında yanında getirdiği sandviçini yer. Akşam eve döndüğünde bir süre asansörde mahsur kalır.
Ertesi sabah saat 8’de saati çalar. Traş makinesiyle traş olur. Çeşitli makineler yardımıyla kahvaltısını hazırlayıp yer. Evden çıkıp asansörü çağırır. Ancak asansör önce üst kata, sonra da alt kata doğru hareketlenir. Adam alt kata koşarak asansörü yakalar.
İşten eve dönen adam, yine yakalayamadığı asansörün peşinden koşar. Merdivenlerde fenalaşan adam, yere yığılır. Adamın cesedi sedyeye konup asansöre bindirilir.

Comment / Yorum:
Usta yönetmen Robert Zemeckis’in University of Southern California Division of Cinema’da
henüz 21 yaşında bir öğrenciyken senaryosunu yazıp yönettiği ilk film olan The Lift / Asansör isimli kısa film, makineleşen hayatın insan hayatını nasıl bir rutine bağladığını ve herhangi bir aksaklıkla bu rutin bozulduğunda bir robot gibi yaşamaya alışan insanların hayatlarının durduğuna işaret etmekte.
Filmle ilgili ilginç bir detay filmin kurgusunu yapan ancak hakkında bilgi sahibi olmadığımız Mustafa R. Gürsel. Robert Zemeckis’in 2. filmi olan – yine bir kısa film – 1973 yapımı “A Field of Honor” isimli filmin de kurgucusu olarak gözüken Mustafa R. Gürsel, sonra bir daha ortalarda görünmemiş.
Mesaj kaygısı da olması, bir ilk film için – üstelik bir kısa film için – yönetmenin daha başlangıcından ne kadar iddialı olduğunu ortaya koyuyor.


Imdb note: 6                                 My note: 7

4 Mart 2013 Pazartesi

Süper Adam İstanbul'da / Superman in İstanbul (1972)

Director / Yönetmen:

Yavuz Yalınkılıç

Screenplay / Senaryo:

Yavuz Yalınkılıç

Cast / Kadro :

Erdo Vatan
Safiye Yankı
Hayati Hamzaoğlu
Metin Yankı
Hasan Ceylan
İhsan Gedik
Yeşim Yükselen
Ekrem Gökkaya
Sırrı Elitaş
                                                            Deniz Çimenli
                                                            Oktay Yavuz
                                                            Osman Han
                                                            Reşit Çildam
                                                            Mehmet Ali Güngör
                                                            Kadir Kök
                                                            Mustafa Doğan
                                                            Hasan Demir
                                                            Ali Aldıç
                                                            Bayram Ürün
                                                            Şule Tınaz
                                                            Danyal Topatan

Subject / Konu:

Esrarengiz cinayetlere bir yenisi eklenir ve ajan Janet ölü bulunur. Janet, 2 adamla boğuşmaya çalışırken sırtından bıçaklanarak öldürülmüştür. Olayı araştıran polislere, diğer dost ülkelerdeki 3 kadın ajanın da aynı şekilde bıçaklanarak öldürüldüğü bilgisi gelir. Amire göre bu olaylar beyaz zehir kaçakçılığı yüzünden yaşanmaktadır. Amiri Ahmet'e yeni gelecek ajanla bu işi bitirmesini emreder.
2 adam, Amerika'dan gelen uçaktan inen adamı ajan olabileceği şüphesiyle takibe koyulurlar. Kent Clark, turistlerin kaldığı salaş bir otele yerleşir. 2 adam, takip ettikleri Kent Clark'ın şaşkın hareketleri yüzünden ajan olamayacağına kanaat getirirler.
Ahmet, turist kılığına girer. Tilki Jack'in önderliğindeki beyaz zehir tacirleri ise geride kalan son kadın ajan Diana'yı da öldürüp işlerini rahatça sürdürmeyi planlarlar. Diana, saldırıya uğrar. Ahmet, Diana'ya yardımcı olmaya çalışır. Ancak sayıca fazla olan saldırganlarla başa çıkamazlar. Olayı gören Kent, Süper Adam kıyafetlerini giyer ve saldırganları pataklar. Saldırganlar kaçmak zorunda kalır. Tilki Jack, Süper Adam'ın İstanbul'da oluşuna şaşırır.
Tilki Jack ve adamları, bir taraftan Diana'yı öldürmeye çalışırken diğer taraftan da Süper Adam olduğundan şüphelendikleri Kent'i tuzağa düşürmeye çalışırlar. Diana, Tilki Jack'in adamlarından kaçtığı sırada peder kılığına giren Tilki Jack tarafından kandırılıp yakalanır. Kent ise arabasına bindiği kadınlarca Tilki Jack'in kaldığı yere götürülür. Kent'i ortadan kaldırmak için tutulduğu odaya gaz verirler. Diana ise konuşup aralarındaki ajanı açıklaması için Tilki Jack tarafından işkencelere maruz kalır.
Ahmet, Diana ve Kent'i kurtarmaya çalışır. Kent'in odasına verilen gazı keser ve Diana'ya işkence yapılan yere gider. Kent'te çok geçmeden Süper Adam kıyafetlerini giyip gelir. Süper Adam ve Ahmet, Tilki Jack'in adamlarıyla kavgaya tutuşur. Tilki Jack'in yanındaymış gibi görünen Eva'nın Türk Emniyeti'nden Necla olduğu ortaya çıkar. Tilki Jack, silah doğrulttuğu Diana'yla kaçmaya çalışır. Ancak Süper Adam peşlerinden gider. Tilki Jack, yanlışlıkla adamı tarafından öldürülür. Süper Adam, Diana, Ahmet ve Necla; Tilki Jack'in adamlarını haklarlar. Görevini başarıyla tamamlayan Kent, Diana'yla birlikte memleketine döner.

Comment / Yorum:

Şüphesiz ki Türk sineması, Superman karakterini en çok sömüren sinemalardan biri. Özellikle 70'li yıllarda çevrilmiş bir dolu Superman uyarlaması var. İşte bunlardan biri de 1972 yılında çevrilmiş olan Süper Adam İstanbul'da. Yavuz Yalınkılıç'ın senaryosunu yazıp yönettiği film, imkansızlıklardan dolayı pek fantastik öğe içeremediği için ister istemez macera, komedi ve erotizm arasında gidip gelmiş.
Süper Adam, filmde teknik imkansızlıklardan ötürü uçamadığı gibi bolca dayakta yiyor. Bu da size filmi izlerken bu karakterin neresi süper sorusunu sormanıza neden oluyor. Takla atıp, hoplayıp zıplayan karakterler, tuhaf kıyafetler ve pek kayda değer olmayacak oyunculuk performansları da işin cabası. Süper Adam İstanbul'da hiç çekilmese de olurmuş diyebileceğimiz bir film. Teknik aksaklıklarına ve yetersizliklerine gülmek için seyredilebilir.

Imdb note : 3.2                             My note : 2

2 Ağustos 2012 Perşembe

20 Yıl Sonra (1972)

Director / Yönetmen:

Osman F. Seden

Screenplay / Senaryo:

Osman F. Seden

Cast / Kadro :

Ayhan Işık
Nazan Şoray
Hülya Darcan
Kenan Pars
Yalçın Gülhan
Meltem Mete
Aytaç Arman
Hulusi Kentmen
Gülistan Güzey
                                                               Hüseyin Peyda
                                                               Mine Sun
                                                               Nubar Terziyan
                                                               Talat Gözbak
                                                               Erdoğan Seren
                                                               Mehmet Yağmur
                                                               Bedri Aydın
                                                               Oktay Yavuz
                                                               Ali Demir
                                                               Ahmet Koç
                                                               İbrahim Kurt
                                                               Mustafa Yavuz
                                                               Giray Alpan

Subject / Konu:

Nazım, 3 kişiyi öldürüp polisle çatışmaya girmiş, intihar etmek üzereyken karısı Ayten'in hamile olduğunu öğrenip teslim olmuştur. 20 yıl hapse mahkum olan Nazım, cezasını doldurur ve tahliye olur. Kendisini ustası Mahmut karşılar.
Nazım hapisteyken biri erkek biri kız olmak üzere ikiz çocuk doğuran Ayten, çocuklarına babalarının öldüğünü söylemiştir. Nazım, hapiste olduğu süre içersinde Ayten'den gelen mektuplar sayesinde ailesinden haberdar olmuştur.
Nazım, tahliye olduktan sonra acı gerçeklerle karşı karşıya kalır. Ayten'in hafızasını kaybettiğini, çocuklarının evi terkettiğini, oğlu Cüneyt'in yasadışı işlere bulaştığını ve kızı Tülay'ın zengin çocuğu Erol'un peşinden gidip uyuşturucu bağımlısı olduğunu öğrenir.
Nazım, önce izini bulup sonra da hayatını kurtardığı Cüneyt'le yakınlaşmayı başarır. Cüneyt'i tehlikelerden koruyabilmek için Cüneyt'in patronu Kenan'dan gelen teklifi kabul eder ve onlarla birlikte çalışmaya başlar. Kenan, canı gibi sevdiği oğlunun ölümüyle yıkılmış bir babadır.
Nazım, Mahmut'un kızı Hülya sayesinde Tülay'ın başından geçen bütün olayları öğrenir. Kenan, kendisine bir hayli borçlanan Erol'la Tülay'ı adamlarına kaçırtır. Nazım, Tülay'ı tecavüze uğramak üzereyken kurtarır. Erol ve Tülay'ı Kenan'ın adamlarının elinden kurtaran Nazım, Tülay'a babası olduğunu açıklar.
Ayten'in hafızası düzelir.
Nazım tahliye olduğundan beri peşinde olan komiser, Cüneyt'i tutuklar. Cüneyt, muhbirlik yapması karşılığında serbest bırakılır. Kenan'ın adamları Cüneyt'in muhbir olduğunu öğrenince; Cüneyt'e kumpas kurup öldürmeye karar verirler. Cüneyt'in öldürüleceğini öğrenen Nazım, Kenan'a kendine yardım etmesi için yalvarır ve Cüneyt'in babası olduğunu itiraf eder. Yaralı bir baba olan Kenan, Nazım'a yardım etmeye karar verir. Kenan ve Nazım, çatışmanın ortasında kalan Cüneyt'in yanına gelirler. Kenan vurulup ölür. Nazım ise yaralanan oğlunu kurtarmayı başarır ve ona öz babası olduğunu açıklar.
Cüneyt, polis tarafından tutuklanır ve hapishaneye götürülür. Köprüde oğluyla vedalaşan Nazım, kendisini beklemekte olan Ayten'in yanına gider.

Comment / Yorum:

20 Yıl Sonra, Türk sinema tarihinde pek benzerine rastlanmayan devam filmlerinden biri. Film, Ömer Lütfi Akad'ın Türk sinemasının köşe taşlarından biri olarak kabul edilen 1952 yapımı "Kanun Namına" adlı filminin devamı niteliğinde. Kanun Namına'dan tam 20 yıl sonra çekilen bu devam filminin, yönetmeni ve senaristi Osman F. Seden.
İlk filmde yer alan Ayhan Işık, Gülistan Güzey ve Nubar Terziyan, 20 Yıl Sonra'nın oyuncu kadrosunda da yer aldılar. Başrolü yine Ayhan Işık'ın oynadığı bu devam filminde diğer önemli rolleri Kenan Pars ve Yalçın Gülhan üstlendi. Filmde ayrıca Hulusi Kentmen ve Hüseyin Peyda gibi usta isimler ve yıldızı ilerki senelerde parlayacak olan Hülya Darcan, Nazan Şoray ve Aytaç Arman gibi önemli isimler, küçük sayılacak rollerde boy gösterdiler.
Osman F. Seden, tam 20 yıl sonra bir devam filmine imza atarak hayli cesur bir işe imza atsa da; 20 Yıl Sonra, Kanun Namına'nın ayarında bir film olamadı. Film, nereden başladığı ve nereye gideceği çok aşikar olan ve zaman zaman abartıya kaçan klişeler yüzünden inandırıcılıktan uzaklaşan bir senaryoya sahip.
20 Yıl Sonra, Kanun Namına'nın devam filmi olması nedeniyle ilgi çekici bir film. Kuvvetle ihtimal fazla beğenilmeyecekte olsa Kanun Namına ve Ayhan Işık hatırına seyredilebilir.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 4

2 Ekim 2011 Pazar

Asi Kalpler (1972)

Director / Yönetmen:

Nejat Saydam

Screenplay / Senaryo:

Nejat Saydam

Cast / Kadro :

Ediz Hun
Deniz Gökçer
Orçun Sonat
Yıldırım Önal
Renan Fosforoğlu
Muammer Gözalan
Şener Şen

 

Subject / Konu:

Bülent, takımının önemli futbolcularından biridir. Kamp yapmak için gittikleri yerde Betül'le tanışır. İlk karşılaşmalarında birbirlerini tersleyen Bülent ve Betül, kısa sürede büyük bir aşk yaşarlar. Betül'ün haber vermeden ortadan kaybolmasıyla yıkılan Bülent, bütün aramalarına rağmen Betül'ü bulamaz.
Trafik kazası geçiren Bülent, kazadan sonra yeterli performans gösteremediği için futbolu bırakır. Tanıştığı eski sigortacı Adnan, Bülent'i sıradan bir trafik kazası geçirmediği konusunda aydınlatır. Kendisine çarptıktan sonra ölen yaşlı ve zengin adamın, genç karısı ve genç yeğeni Fikret'le birlikte yaşadığını ve arabanın bu genç eş ve yeğen tarafından özellikle bozulmuş olduğunu öğrenir. Adnan'ın evindeyken Adnan'ın öldürülüşüne şahit olan Bülen, olayı araştırmaya başlar.
Ölen adamın evine giden Bülent, acı gerçekle karşılaşır; Betül, ölen adamın karısıdır.
Bülent, olayı araştırmaya devam ettikçe şaşırtıcı şeylerle karşılaşır. Betül'ün, babasının maddi durumunu kurtarmak için evlendiğini, kocası yurtdışındayken kamp günlerinde birlikte geçirdikleri günlerin meyvası olan bir bebek dünyaya getirdiğini, Fikret'in bebeği olduğunu bildiği Betül'ü tehdit ettiğini ve amcasının arabasını bozup ölümüne sebep olduğunu öğrenen Bülent, gerçeği ortaya çıkarmak için uğraşır.
Bülent, Fikret'e şantaj yapmaya başlar. Tehlikeyi farkına varan Fikret, Bülent'i silah zoruyla alıkoyar. Bülent kurtulunca Fikret'i yaralar. Yaralanan Fikret, Bülent ile Betül'ün bebeğini alıp dama çıkar. Bebeği öldürüp intikam almak niyetindedir. Betül ve Bülent, Fikret'in peşinden dama çıkarlar...

 

Comment / Yorum:


Komedi olarak başlayan, romantik komedi olarak devam eden ve en sonunda da macera ile polisiye arasında gidip gelen filmi, herhangi bir tür içine koymak zor. Bu da ister istemez, filmin çok şey deneyip ortaya pekte kayda değer birşey koyamadığını düşündürüyor.
Sadece polisiye olarak işlenseymiş; ortaya daha iyi bir iş çıkabilirmiş.
Ediz Hun filmografisinin zayıf halkalarından biri. Kariyerinde toplam 6 film çevirmiş Deniz Gökçer'in 5. filmi. Şener Şen'i küçük rollerden birinde izlemek mümkün. Yönetmen Nejat Saydam'ın vasatı aşmayan filmlerinden biri.

 

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 4

12 Temmuz 2011 Salı

Play It Again, Sam / Tekrar Çal Sam (1972)

Director / Yönetmen:

Herbert Ross

Screenplay / Senaryo:

Woody Allen

Play / Oyun:

Woody Allen

Cast / Kadro :

Woody Allen
Diane Keaton
Tony Roberts
Jerry Lacy
Susan Anspach
Jennifer Salt

Subject / Konu:

Nancy, son derece sıkıcı bulduğu kocası Allan'ı terk edip gider. Allan bunalıma girer ve yeni bir kız arkadaş aramaya başlar. Kadınların ilgisini çekebilmek için gaip hareketler yapar ve her seferinde başarısız olur. Casablanca filmine hayran olan Allan, çeşitli zamanlarda Humphrey Bogart'ın hayalini görmektedir. Humphrey Bogart'in hayali, sürekli Allan'ı kadınlar konusunda harekete geçirmeye çalışmaktadır.
Allan'ın bunalımda olduğunu fark eden en yakın dostu Dick ve karısı Linda, Allan'a yardım etmeye karar verirler. Ama aslında kendileri de problemli kişilerdir. Dick, sürekli telefon görüşmeleriyle işini takip eden, aklını işiyle bozmuş biridir. Linda ise kocasının kendisini ihmal etmesinden şikayetçidir. Dick ve Linda, Allan'a kız arkadaş bulma konusunda yardım etmeye başlar. Allan'ı çeşitli kişilerle tanıştırırlar. Ama Allan garip tavırları ve ilginç kişiliği nedeniyle bir türlü başarılı olamamaktadır. Tuhaf bir şekilde Allan'ı anlayabilen tek kadın Linda'dır. Gitgide yakınlaşan Allan ve Linda birlikte olmaya başlar. Allan, aradığı gibi bir kadın bulmakla; en iyi arkadaşına ihanet etmek arasında kalır. Linda'da suçluluk duymaktadır ve Dick'le olan evliliğini bozmak istememektedir. Linda, Dick'i uçağa binmeden yakalamak için havaalanına gider. Allan'da Linda'nın arkasından gider ve Linda'yı Casablanca filmindeki gibi uğurlar.

Comment / Yorum:

Woody Allen'in 1969'da tiyatro oyunu olarak yazdığı, 1972'de senaryolaştırdığı "Play it again,Sam", "Casablanca" filminden derin izler taşıyor. Tiyatro oyunuyla film senaryosu arasında bazı farklılıklar mevcut. Filmin ana karakteri olan Allan Felix ile Woody Allen'in hayatı arasındaki benzerliklerden söz etmek mümkün. Örnek olarak; Woody Allen'in gerçek isminin Allan olması ve aynen Allan Felix gibi nevrotik bir karaktere sahip olması gösterilebilir.
Filmin başlıca 4 karakterini oynayan Woody Allen, Diane Keaton, Tony Roberts ve Jerry Lacy'nin performansları gayet iyi. Filmin kazandığı tek ödül; 1974 yılında Fotogramas de Plata tarafından Woody Allen'a verilmiş olan "En iyi yabancı film oyuncu" ödülü. Play it again Sam", yönetmen Herbert Ross'un 1977 yapımı "The Turning Point" ve1978 yapımı "California Suite" filmiyle birlikte en bilinen 3 filminden biri.
Gerek kadın - erkek ilişkilerine değinmesiyle, gerek mizahi yönüyle klasik bir Woody Allen hikayesi olan film, aynı zamanda "Casablanca" filminin de bir parodisi. Woody Allen'ın ve Diane Keaton'ın kariyerlerinin önemli filmlerinden biri. Arşivsel değeri olan keyifli bir film.

Imdb note : 7.6                             My note : 7.5