Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2015 Perşembe

The Boy in The Striped Pajamas / Çizgili Pijamalı Çocuk (2008)

Director / Yönetmen:
Mark Herman

Screenplay / Senaryo:
Mark Herman

Novel / Kitap:
John Boyne (from “The Boy in The Striped Pajamas”)

Cast / Kadro:
Vera Farmiga
David Thewlis
Rupert Friend
David Hayman
Asa Butterfield
Jack Scanlon
                                                                   Amber Beattie
                                                                   Sheila Hancock
                                                                   Richard Johnson
                                                                   Jim Norton

Subject / Konu:
Küçük bir çocuk olan Bruno, Nazi komutanı olan babası Ralf’in görevi nedeniyle Berlin’den taşınacaklarını öğrenince üzülür. Yeni taşındıkları evde pencereden çevredeki çiftçileri ve çocuklarını görür. Onları garip karşılar. Çünkü hepsi pijama giymektedirler. Ama işin aslı Bruno’nun çiftçi ve çocukları sandığı kişiler aslında toplama kampındaki esirler ve çocuklarıdır.
Hiç arkadaşı olmadığı için sıkılan Bruno, arka bahçe zannettiği esir kampının olduğu bölüme gidip çiftçi çocuğu zannettiği çocuklarla oynamak istese de, annesi Elsa tarafından engellenir. Evlerinde hizmetkarlık yapan yaşlı mahkum Pavel’in yardımıyla salıncak kuran Bruno, yaralanınca Pavel yardımına koşar. Bruno, Pavel’in aslında bir doktor olduğunu öğrenir.
Eve gelip kendisine ve ablası Gretel’e ders vermeye başlayan öğretmen Liszt, Bruno’ya Alman tarihi ile ilgili bir kitap verir. Ancak keşfetme tutkusuyla yanıp tutuşan Bruno, kitabı bırakıp kendisine yasaklı arka bahçeden çıkar ve tel örgülerle çevrilmiş toplama kampına kadar gider. Tel örgülerin iç kısmında bulunan Shmuel isimli pijamalı çocukla tanışır.
Shmuel’le arkadaş olan Bruno gizlice onu görmeye ve yemek götürmeye başlar. Shmuel Yahudi’dir. Öğretmeni Liszt’in dediğine göre iyi bir Yahudi bulmak zordur. Elsa, toplama kampındaki fırınlarda Yahudilerin yakıldığını öğrenir ve üzüntü duyar. Gretel, Bruno’ya çiftlik sandığı yerin aslında Yahudilerin tutulduğu bir kamp olduğunu anlatır. Tüm Yahudilerin düşmanları olduğunu söyler.
Shmuel kadehleri temizlemesi için eve getirilince Bruno onun yanına gider ve yemek ikram eder. Bruno, Shmuel’i yemek yerken gören Nazi askerine Shmuel’i hiç tanımadığını ve yemek vermediğini söyler. Bu yalanın ardından Shmuel’i uzun süre göremez. Tekrar gördüğünde ise küçük çocuğu yaralı halde bulur. Ondan yalanı için özür diler.
Büyük babasının evine bomba atılır ve büyük annesi ölür. Ralf’la Elsa kavga etmeye başlarlar. Ralf, çocuklara anneleriyle birlikte teyzelerinin yanına taşınacaklarını açıklar. Shmuel’le vedalaşmaya giden Bruno, arkadaşının babasının kayıp olduğunu öğrenir. Tel örgülerin altındaki toprağın kazılabilir olduğunu fark eden Bruno, Shmuel’e babasını bulabilmesi için yardım etmeye karar verir. Planı, toprağı kazıp kampın içine girmek ve Shmuel’in kendisine getireceği pijamayı giyip arkadaşının babasını aramaktır.
Bruno, planladığı gibi kampa girer ve Shmuel’le birlikte babasını aramaya başlar. Bu sırada ailesi ise Bruno’yu aramaya koyulur. Bruno ve Shmuel, birden kendilerini diğer esirlerle birlikte bir yere doğru götürülürken bulur. Soyunmaları istenen mahkumlar duş adı altında dev bir fırına yakılmak üzere sokulurlar. Bu mahkumların arasında Bruno ve Shmuel’de vardır.

Comment / Yorum:
Senarist ve yönetmen Mark Herman’ın Johny Boyne’un aynı adlı romanından senaryosunu uyarlayıp yönettiği 2008 yapımı “The Boy in The Striped Pajamas / Çizgili Pijamalı Çocuk”, 2. Dünya Savaşı sırasında geçen ve çocuk karakter üzerinden anlatım yapan naif bir drama. Filmin çekimleri Budapeşte’de gerçekleştirildi. Yaklaşık 12.500.000 dolara mal olan film, Birleşik Krallık’ta 4.768.092 pound, Amerika’da 9.030.581 dolar hasılat elde etti.
The Boy in The Striped Pajamas, dünya genelinde hak ettiği değeri bulamamış olsa da, katıldığı festivallerden 7 ödül ve 7 adaylık kazanıp dönmeyi başardı. Filmin talihsizliği hemen hemen her yıl 2. Dünya Savaşı’na dair üretilen film ve dizilere karşı seyircide oluşan doyum ve bıkkınlık oldu. Buna karşın filmin türünün seçkin örneklerinden biri olduğunu ve modern bir klasik olarak kabul edilebileceğini söylemek yanlış olmaz. Öyle ki film sadece Asa Butterfield’ın performansı için dahi keyifle seyredilebilir.

Imdb note: 7.8                             My note: 8

8 Ağustos 2014 Cuma

İki Dil Bir Bavul / On The Way To School (2008)

Director / Yönetmen:
Orhan Eskiköy
Özgür Doğan

Screenplay / Senaryo:
Orhan Eskiköy

Cast / Kadro:
Emre Aydın
Zülküf Yıldırım
Zülküf Huz
Vehip Huz
Rojda Huz
Devran Huz
Hasan Huz
Redife Huz
Birgül Huz
                                                               Oktay Huz
                                                               Fidan Huz
                                                               Suna Huz
                                                               Metin İçli
                                                               Sabri Koyuncu
                                                               Heca İnan
                                                               Canan İnan
                                                               Ersin Büyükgöl

Subject / Konu:
Denizlili yeni bir öğretmen olan Emre Aydın, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinin Demirci köyündeki Demirci İlköğretim Okulu’nun öğretmeni olarak atanır. Emre köye gittiğinde hayal ettiğinin çok gerisinde suyu bile olmayan bir ortamla karşılaşır.
Çoğu Türkçe bilmeyen öğrencilerine 8 yıl boyunca Türkçe eğitim alacakları için sınıfta Kürtçe konuşmalarını yasak eder. Ancak öğrenciler Türkçe işlenen derslere adapte olmakta zorluk çeker. Emre bunun üzerine eğitim yılını sadece öğrencilerine Türkçe öğretmek için kullanmaya karar verir.
Çocukların Türkçe öğrenirken yaşadıkları zorluklar, zaman zaman Emre’nin sabrını zorlasa da çocuklarla arasında bir bağ oluşur. Dönem sonu geldiğinde Emre, öğrencilerine karnelerini verir. Türkçeyi öğrenemeyen Zülküf’ün bile karnesinde Türkçe notu iyidir.
Öğrencileriyle yeni okul döneminde buluşmak üzere vedalaşan Emre, yaz tatilini geçirmek için memleketine doğru yol alır.

Comment / Yorum:
Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan, Bingöl’de öğretmenlik yapan bir arkadaşlarının dil sorununa bağlı olarak öğrencileriyle yaşadığı iletişim probleminden yola çıkarak bir belgesel yapmaya karar verirler. Bütçe sıkıntısı çektiklerinden dolayı İtalya’da yeni yönetmenlere destek veren Greenhouse isimli kuruluşun seminerine katılıp 1. olurlar. Doğuya tayin edilen bir Türk öğretmen arayışına koyulurlar. Uzun bir arayış sürecinin ardından tesadüf eseri Siverek’in Demirci köyüne öğretmen olarak atanan Denizlili Emre Aydın’la tanışırlar ve bir okul dönemini belgesele çekmek için anlaşırlar. Kaymakamlık ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gerekli izinler alınır. İlk çekimlerden bazı kareler kurgulanınca Sundance ve Amsterdam Sinema Fonu’ndan da maddi destek sağlarlar.
Başta “Okul Yolunda” olarak belirlenen yapımın ismi sonradan “İki Dil Bir Bavul” olarak değiştirilir. Öğretmen ya da öğrenciler için herhangi bir replik yazılmaz ve tüm konuşmalar tek seferde doğaçlama olarak çekilir. Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan filmin sadece yönetmenliği ve yapımcılığıyla kalmayıp aynı zamanda senaryo, kurgu, ses, kamera gibi neredeyse bütün teknik işleri de üstlenirler. Çekimlerine 2007 yılının Eylül ayında başlanan film, 2008 yılının Haziran ayında tamamlanır. İlk gösterimi 25 Kasım 2008 tarihinde 21. Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde yapılır. 23 Ekim 2009 tarihinde vizyona giren yapım 31 hafta vizyonda kalır ve 93.708 seyirciye ulaşır.
Belgesel mi kurmaca mı olduğu uzun süre tartışılan yapım, genel olarak büyük beğeni kazanır ve katıldığı festivallerden de bir dolu ödülle dönmeyi başarır. Film, Adana Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “Büyük Jüri Özel Ödülü”, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi İlk Film”, 21. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü”, 15. Gezici Film Festivali’nde “Gümüş Boğa Ödülü”, 9. Uluslararası Abu Dabi Ortadoğu Film Festivali’nde “En İyi Ortadoğu Belgesel Film”, 15. Londra Türk Filmleri Festivali’nde “Seyirci Ödülü”, MakeDox’ça verilen “En İyi İlk Film”, Uluslararası Romanya Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Film”, 5. ZagrebDox’ça verilen “En İyi Film” ve Saraybosna Film Festivali’nde verilen “EDN Talent” ödüllerini kazanır. Filmle ilgili tuhaf bir not da içersinde hiç müzik bulunmayan yapımın 1. İlk Yönetmen Uluslararası Film Festivali’nce “En İyi Müzik” ödülüne layık görülüp sonra da özür dilenerek ödülün geri istenmesi.

İki Dil Bir Bavul, hem belgesel hem de drama tadı veren başarılı bir sentez olarak nitelendirilebilir. Zaman zaman trajikomik bir hal alan dil kaynaklı iletişim problemini hiçbir tarafa çekmeden olduğu gibi resmetmeyi başaran yapım, teknik yetersizliklerine karşın keyifle seyredilebilecek bir belgesel – drama.

Imdb note: 7.5                           My note: 8

10 Aralık 2013 Salı

Mamma Mia! (2008)

Director / Yönetmen:
Phyllida Lloyd

Screenplay / Senaryo:
Catherine Johnson

Cast / Kadro:
Meryl Streep
Pierce Brosnan
Colin Firth
Stellan Skarsgård
Julie Walters
Dominic Cooper
Amanda Seyfried
Christine Baranski
Nancy Baldwin
Heather Emmanuel
                                                              Colin Davis
                                                              Rachel Mcdowall
                                                              Ashley Lilley
                                                              Ricardo Montez
                                                              Mia Soteriou
                                                              Enzo Squillino Jr.
                                                              Philip Michael
                                                              Chris Jarvis
                                                              George Georgiou
                                                              Hemi Yeroham
                                                              Maria Lopiano
                                                              Juan Pablo Di Pace
                                                              Norma Atallah
                                                              Myra Mcfadyen
                                                              Leonie Hill
                                                              Jane Foufas
                                                              Nial Buggy
                                                              Aykut Hilmi


Subject / Konu:
Sophie, annesi Donna’nın günlüğünü okuyarak babası olma ihtimali olan Sam, Bill ve Harry‘ye sanki Donna kendilerini davet ediyormuş gibi davetiye göndererek Kalokari adasındaki düğününe davet eder. Kalokari’ye gitmek için yola çıkan ve birbirlerinden haberleri olmayan 3 adam, tesadüfen tanışırlar ve adaya birlikte giderler.
Donna, düğün için gelen eski arkadaşları Tanya ve Rosie ile ilgilenirken Sophie’de Sam, Bill ve Harry’yi gizlice keçi ağılına yerleştirir. Davetiyeleri annesine sürpriz yapmak için kendisinin gönderdiğini söyleyen Sophie, bu durumdan annesine bahsetmemeleri için 3 baba adayından söz alır. Ağıla geldiğinde birliktelik yaşadığı 3 erkeği karşısında bulan Donna, yaşadığı şaşkınlığın ardından hemen adadan gitmelerini ister. Sophie’nin ricasıyla adada kalan 3 adamda Sophie’nin babası olduklarını düşünmeye başlar.
Düğün günü yüzleşmeler yaşanır. Sophie, evlenmekten vazgeçer ve sevgilisi Sky’la dünyayı gezmeye karar verir. Sam, Donna’ya evlenme teklif eder. Donna teklifi kabul eder ve düğünleri yapılır.

Comment / Yorum:
Catherine Johnson’un yazdığı ve içinde sadece ABBA grubunun müziklerini kullandığı, ismini de grubun popüler şarkılarından biri olan Mamma Mia!’dan alan müzikal, sahnelendiği Broadway’de büyük ses getirir ve tüm zamanların en fazla hasılat elde eden müzikali olur. Müzikalin yönetmeni Phyllidia Lloyd, müzikalin sinema uyarlamasının da yönetmeni olur. Yaklaşık 52.000.000 dolara mal olan film, dünya genelinde 602.609.487 dolar hasılat elde ederek muazzam bir gişe başarısı yakalar.
Oyuncu kadrosu oluşturulurken Donna rolü için Michelle Pfeiffer ve Olivia Newton – John’un isimleri geçse de Meryl Streep’te karar kılınır. Sophie rolü için ise Mandy Moore, Amanda Bynes, Rachel Mcadams ve Emmy Rossum düşünülür. Rol nihayetinde Amanda Seyfried’a gider. Donna’nın eski sevgililerini ise Pierce Brosnan, Colin Firth ve Stellan Skarsgård oynar.
Filmin daha doğrusu müzikalin çok zayıf bir senaryosu var. ABBA şarkılarına ziyadesiyle yüklenilmiş. Bir şarkının bitip diğerinin başlaması ve bu süreçte hiçbir şey anlatılamaması, ardı ardına video klipler izliyormuşsunuz hissine sebep oluyor. Oyunculuk yeterliliği zaten tartışmaya açık olan Pierce Brosnan’dan bir de şarkı dinlemek ıstırap verici. Bu “performans”, “En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu” Altın Ahududu ödülüyle de taçlandırılmış durumda.
Her senenin potansiyel Oscar adayı, dev oyuncu Meryl Streep ise her zamanki gibi şahane. Meryl Streep, filmdeki performansıyla Altın Küre’de “Komedi ve Müzikal dalında En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne aday gösterilse de ödülü kazanamadı. Ayrıca film de Altın Küre’de “Komedi ve Müzikal dalında En İyi Film” ödülüne aday gösterilip ödülü kazanamadı.
Mamma Mia! yakaladığı büyük ticari başarıya karşın beklentileri pekte karşılayamayan bir yapım. Meryl Streep’in müzikal performansını görmek ve ABBA şarkıları dinlemek için izlenebilir.


Imdb note: 6.3                               My note: 4.5

26 Mart 2012 Pazartesi

Låt Den Rätte Komma In / Let the Right One In / Gir Kanıma (2008)

Director / Yönetmen:

Tomas Alfredson

Screenplay / Senaryo:

John Ajvide Lindqvist

Novel / Kitap:

John Ajvide Lindqvist (from "Låt Den Rätte Komma In")

Cast / Kadro :

Kåre Hedebrant
Lina Leandersson
Per Ragnar
Henrik Dahl
Karin Bergquist
                                                              Peter Carlberg
                                                              Ika Nord
                                                              Mikael Rahm
                                                              Karl Robert Lindgrem
                                                              Anders T. Peedu
                                                              Pale Olofsson
                                                              Cayetano Ruiz
                                                              Patrik Rydmark
                                                              Johan Sömnes
                                                              Mikael Erhardsson
                                                              Rasmus Luthander

Subject / Konu:

Anne ve babası ayrılmış olan Oskar, içine kapanık, pasif bir çocuktur. Annesiyle yaşayan Oskar, Stockholm'ün pekte elit sayılmayacak bir semtinde oldukça büyük bir binada yaşamaktadır. Okulda bir grup çocuk tarafından sürekli tartaklanan Oskar, evlerinin önündeki parkta onlara karşılık verebilmek için provalar yapıp durmaktadır.
Oskar yine parkta vakit geçirdiği bir akşam, tuhaf görünümlü bir kız olan Eli'yle tanışır. Eli, Oskar'ın binasına yeni taşınmıştır. Oskar, kısa sürede yakınlaştığı Eli'ye aşık olur. Her akşam parkta buluşmaya devam ederler.
Bölgede tuhaf cinayetler işlenmeye başlar. Bir adam öldürdüğü kişilerin kanlarını süzüp bidona doldurmaktadır. Adam, bidona doldurduğu kanı Eli ve kendisinin beslenmesi için kullanan bir vampirdir. Oskar, Eli'nin uzun süredir 12 yaşında bir vampir olduğunu, gündüzleri ortalarda görünmemesinin sebebinin; güneş ışığının vampirleri yok etmesi olduğunu öğrenir.
Bir okul gezisi sırasında Oskar'ın başının belası olan çocuklar, yine Oskar'a sataşır ve onu buzlu suya atmaya çalışır. Ama Oskar karşı koyar ve yaşananlar sonucu çocuklardan biri sağır kalır.
Yakalanmak üzereyken kendini öldürmeye çalışan ama bunu başaramayıp ağır şekilde yaralayan adam, hastahaneye kaldırılır. Adam polis gözetiminde olduğu için Eli hastahane duvarından tırmanır ve odaya camdan girer. Kendileri için en doğru olan şeyi yapar ve adamı öldürür.
Eli, beslenmek için birisine saldırır. Bu olayın ardından artık peşinde güvenlik güçleri vardır ve yaşadığı yer kendisi için tehlike arz etmektedir. Tek çaresi gitmektir. Bir süredir araları pek iyi olmayan Oskar'dan kendisiyle birlikte gelmesini ister. Ancak Oskar bu teklifi kabul etmez ve Eli gider.
Sağır bıraktığı çocuğun ağabeyi, Oskar'dan intikam almaya karar verir. Oskar'a tuzak kurar ve akşam havuza gelmesini sağlar. Çıkardığı yangın sonucu bina boşaltılınca; havuz ve çevresinde Oskar'ın sağır bıraktığı çocuk, çocuğun ağabeyi ve arkadaşları kalır. Çocuğun ağabeyi, Oskar'a işkence yapmaya başlar. Oskar havuzda boğulmak üzereyken; ansızın kurtarılır. Ortalık kan gölüne döner ve Oskar'a zarar vermeye çalışan herkes canından olur. Oskar'ı kurtaran Eli'nin ta kendisidir. Eli ve Oskar, olayın ardından trene binip kaçarlar.

Comment / Yorum:

John Ajvide Lindqvist'in 2004'te yazdığı romanı Låt Den Rätte Komma In, 2008 yılında sinemaya uyarlanır ve John Ajvide Lindqvist, filmin senaryosuna da imza atar. Filmin yönetmen koltuğundaysa; genelde televizyon için yaptığı çalışmalarla tanınan, şimdilerdeyse 2011 yapımı "Tinker Tailor Soldier Spy (Casus)" ile adından söz ettiren Tomas Alfredson oturur.
Filmin en çok dikkat çeken oyuncusu Eli karakterini canlandıran Lina Leandersson. 12 yaşındaki bir vampir baş karakter, bu tür filmlerde sık rastlayabileceğimiz türden bir karakter değil. Bu yüzden Lina Leandersson'un performansının oldukça etkileyici olduğu söylenebilir.
1982 yılında Stockholm'ün karlarla örtülü atmosferinde geçen film, ne salt bir fantastik korku filmi ne de salt bir drama. Bu özelliği, filmi klasik vampir filmlerinden ayırıyor. Filmde işlenen aşk, çocuk karakterler üzerinden verildiği için ortaya oldukça sıradışı bir aşk hikayesi çıkmış. Filmin pek yükselmeyen ve genelde ağır seyreden temposuyla Stockholm'ün kasvetli atmosferinin bir araya getirilmesi, içinde sıradışı bir aşk hikayesi yer alan bir vampir filmi için başarılı bir tercih olsa da; bu tercih, düşük tempolu filmlerden sıkılanların filmden hoşlanmamalarına da neden olabilir.
Kitapta Eli karakterinin aslında hadım edilmiş bir erkek çocuğu olduğu anlatılsa da; bu önemli detaya filmde direkt vurgu yapılmıyor. Bu önemli detay, kitabı okumadan filmi seyredenlerin belki de hiç öğrenemediği bir bilgi.
Låt Den Rätte Komma In, 2008 - 2010 arası süreçte "En iyi yabancı film" ödülünün ağırlıkta olduğu tam 61 ödül ve 19 adaylık kazandı. Empire dergisi tarafından yılın filmi seçildi. Çoğu sinema yayını ve yazarı tarafından 2008'in en iyi filmleri arasında gösterildi. Filmin yakaladığı başarı, Hollywood'un da gözünden kaçmayınca; film, 2010 yılında "Let Me In (Kanıma Gir)" adıyla yeniden çevrildi.
Låt Den Rätte Komma In, düşük tempo handikapına karşın şaşırtıcı ve güçlü bir drama. Sağlam hikayesiyle fantastik korku türüne farklı bir bakış açısı getiren film, özellikle türün meraklıları ve fantastik korku edebiyatı uyarlaması sevenler için keyifli bir deneyim olabilir.

Imdb note : 8                                My note : 7

27 Şubat 2011 Pazar

Ultima Parada 174 / Last Stop 174 / Son Durak 174 (2008)

Director / Yönetmen:

Bruno Barreto

Screenplay / Senaryo:

Braulio Mantovani

Cast / Kadro :

Michel Gomes
Chris Vianna
Marcello Melo Junior
Gabriela Luiz

Subject / Konu:

Uyuşturucu satıcısı,Marisa'nın bebeği Alessandro'yu elinden alır.Marisa bu olaydan sonra kendini dine adar ve aynı zamanda bir gün Alessandro'yu bulabilme umuduyla hayata devam eder.Rio de Janeiro'nun gecekondu mahallelerinde Alessandro'yu arar.Annesi öldürülmüş Sandro ise büyük şehre gelir.Önce çocuk çetesine katılan Sandro,sonra islahevine düşer ve yolu burada Alessandro ile kesişir.Kendine sert davranan Alessandro ile bir olay sonrası arkadaş olurlar.Çocukluk aşkı Soninha'yı bulur.Soninha'nın fahişelik yaptığını öğrensede onu terkedemez.Ama bir gün Soninha ile Alessandro'yu birlikte yakalar.Bu ihanetin intikamını kendisini oğlu zanneden Marisa'ya aslında gerçek oğlunun Alessandro olduğunu söylemeyerek alır.Gittikçe bocalayan Sandro,bir otobüsü yolcularıyla birlikte kaçırmaya kalkar.Yolcuları rehin alınca,tüm ülkede naklen yayınlanan bir polis operasyonunun hedefi haline gelir.

Comment / Yorum:

Tanrıkent gibi muhteşem bir senaryoya imza atmış olan Braulio Manyovani'den bir başyapıt daha.
Senaryo 12 Haziran 2000 tarihinde yaşanan gerçek bir otobüs kaçırma olayına dayanıyor.Sandro ve Alessandro'nun hikayelerinin kesişimi ve anne acısı çeken Sandro ile oğul özlemiyle yanıp tutuşan Marisa'nın hikayeleri ustaca harmanlanmış.Oyunculuklar gayet doğal.Kurgunun başarısı senaryonun kalitesinin daha net anlaşılmasını sağlıyor.Film,2009'da "En iyi yabancı film" dalında Brezilya'nın Oscar adayı olarak gösterildi.Film sadece 2 festivalde yarıştı.1 ödül ve 9 adaylık kazandı.Bu da bize filmin özellikle uluslararası arenada hakkettiği tanınırlığa ulaşamadığını gösteriyor.Büyük şehirlerin,küçük insanları nasıl yuttuğunu acımasızca ve fakat gerçekçilikle anlatmayı başaran çok önemli bir film

 

Imdb note : 7                             My note : 9