UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.
Yeni erkek arkadaşı Jake’in
ailesiyle tanışmak üzere karlı bir havada yola çıkan kadının aklı bir hayli
karışıktır. Sürekli uzayan ve bitmek bilmeyen yolculukta şüpheleri su yüzüne
çıkar. İç sesi, her şeyi bitirmesini söylemektedir. Ancak uzun yolculuğun sonu,
Jake’in anne ve babasının yaşadığı çiftliğe uzanır.
Çiftlikteki tuhaf tanışma ve akşam yemeği sonrası, şüpheler
yerini kendini sorgulamaya bırakır. Dönüş yolculuğundaysa Jake’in geçmişe ve
geleceğe yönelik düşünceleri gün yüzüne çıkmaya başlar. Sisli olayların şifresi,
Jake’in okuduğu lisenin hademesiyle bağlantılıdır. Yolculuğun belirleyicisi de aslında
bu hademe olacaktır.
Comment / Yorum:
İlginç filmlerin senaristi ve yönetmeni Charlie Kaufman
imzalı I’m Thinking of Ending Things, Iain Reid’in aynı adlı romanından 2020
yılında sinemaya uyarlandı. İstediği yaşamı gerçekleştirememiş, bir kasabaya,
işe ve aileye sıkışıp kalmış bir hademenin ölmeden önceki hayal ve
hezeyanlarını zorlu bir anlatım tekniğiyle anlatan 2 saat 14 dakika
uzunluğundaki yapım, oyunculuk performanslarıyla dikkat çekiyor.
Filmin anlaşılmazlığının temel
nedeni, zaman akışı kullanımından kaynaklanıyor. Hatta belli noktalarda zaman
akışı yitiriliyor. Geçmişten geleceğe, gelecekten geçmişe ve hiç yaşanmamış
zamanlara tuhaf geçişler mevcut. Filmi bir türe indirgemek mümkün değil. Belli bir
noktaya kadar yol filmi hissi veren yapım, psikolojik gerilim akışında
ilerliyor. Ancak final kısmında animasyon ve müzikal detaylar da devreye
giriyor.
Seyirciyi tuzağa düşüren bir
diğer detay da iki ana karakter algısı. Ana karakterlere iki yan karakter
eklenerek genişleyen hikayenin, aslında sıradan bir karakter gibi görünen
hademenin zihninde geliştiğini algılayabilmek çeşitli çözümlemelere imkan
sağlıyor. Ve fakat bu geçişi yapabilmek için filme odaklanmak gerekiyor.
I’m Thinking of Ending Things, ben bu filmden hiçbir şey
anlamadım, tam bir zaman kaybı ya da inanılmaz derin bir başyapıt gibi
birbirleriyle 180 derece zıt yorumlar okuyabileceğiniz, ya sev ya da nefret et
tarzı bir film. Hangi görüşte olursanız olun filmin, zor ve düzensiz bir
kurguya sahip ve ziyadesiyle tuhaf bir yapım olduğu aşikar.
Bruce bir yandan kariyerinin en önemli albümlerinden biri
olan Nebraska’yı hazırlamaya çalışırken diğer yandan küçük bir kızı olan Faye’le
ilişki yaşamaktadır. Üretim sürecinde yaşadığı sıkıntılar, özel hayatına da
yansıyınca ağır bir depresyon geçirmeye başlar.
Faye’den uzak durmaya çalışmasında çocukluk travmaları büyük
rol oynar. Annesine şiddet uygulayan babası Douglas’la yaşadığı acı hatıralar
canlanır. Her düşmek üzereyken menajeri Jon yanında durup destek olur.
Depresyon, kararsızlık, kabul edilmesi zor şartlar ve mükemmeliyetçilik, albüm
hazırlama sürecini durma noktasına getirir. Acaba Bruce tüm yaşadıklarının
ardından ayağa kalkmayı başarabilecek midir?
Comment / Yorum:
Bruce Springsteen’in efsane albümü Nebraska’nın zorlu üretim
sürecine yoğunlaşan 2025 yapımı Springsteen: Deliver Me from Nowhere, Warren
Zanes’in kaleme aldığı biyografik kitaptan uyarlandı. 1 saat 59 dakika
uzunluğundaki filmin çekimleri New Jersey’de gerçekleştirildi.
Springsteen’i canlandıran Jeremy Allen White, rol için
başarılı bir seçim olmuş. Springsteen, The Bear ile büyük ses getiren White’ın
kendisini canlandırmasını bizzat talep etmiş. Hatta film yapım aşamasında ikili
arkadaş olmuş ve Springsteen, White’a gitarını hediye etmiş. Oyuncu
kadrosundaki Jeremy Strong ve Stephen Graham’ın da performansları göz
dolduruyor.
White, film için gitar çalmayı öğrenmiş. Filmde armonika
çalıp şarkılar seslendirmiş. 55.000.000 dolar bütçeyle çekilen yapım, dünya
genelinde 45.240.624 dolar hasılat elde ederek gişede zarar etti.
Springsteen: Deliver Me from Nowhere, biyografik özellikler
taşıyan, zaman zaman belgesel tadı veren bir dönem filmi. Bruce Springsteen
seven sinemaseverler için iyi bir deneyim olabilir. Ancak sanatçıya aşina
olmayan seyirciler tarafından uzun ve sıkıcı bulunabilir.