Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Rosamund Pike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rosamund Pike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2015 Cumartesi

Gone Girl / Kayıp Kız (2014)

Director / Yönetmen:
David Fincher

Screenplay / Senaryo:
Gillian Flynn

Novel / Kitap:
Gillian Flynn (from "Gone Girl")

Cast / Kadro:
Ben Affleck
Rosamund Pike
Neil Patrick Harris
Tyler Perry
Carrie Coon
Kim Dickens
Patrick Furgit
                                                            David Clennon
                                                            Lisa Banes
                                                            Missi Pyle
                                                            Emily Ratajkowski
                                                            Casey Wilson
                                                            Lola Kirke
                                                            Boyd Holbrook
                                                            Sela Ward

Subject / Konu:
5 Temmuz sabahı. Amy’yle evliliklerinin 5. yıldönümüne giren Nick, soluğu kız kardeşi Margo’yla işlettikleri barda alır.
8 Ocak 2005. Amy hayatının aşkı Nick ile tanışır.
Nick bardan eve döndüğünde evin kapısını açık bulur. İçeriye girdiğinde bazı eşyaların parçalanmış olduğunu görür. Amy evde yoktur. Hemen polisi arar. Dedektif Rhonda ve memur James eve gelip araştırma yaparlar.
24 Şubat 2007. Amy’nin anne ve babasının yarattığı ve üzerinden para kazandıkları “Muhteşem Amy” karakteri, Amy’den önce hayatını yaşayan bir sanal karakterdir ve sıra evliliğine gelmiştir. O gece Nick, Amy’ye evlenme teklif eder.
Karakolda Amy’ye dair bilgilendirme yapan Nick, babasıyla karşılaşır. Babası bilinçsiz şekilde yol ortasında bulunup karakola getirilmiştir. Nick, babasını kaldığı yaşlılar evine götürür.
Olaydan haberdar olan Amy’nin anne ve babası kasabaya gelirler. Evde yapılan aramada üzerinde ipucu yazan bir zarf bulunur. Bu Amy’nin Nick’le oynadığı bir oyundur. Nick zarftaki ipucunu çözer ve ikinci ipucunun yazdığı zarfa ulaşır. Nick, ikinci ipucunu çözemediğini söylese de babasının evinde üçüncü ipucuna bulaşır ama bunu polisten gizler.
23 Eylül 2010. İşsiz kalan Nick, annesi ileri derecede göğüs kanseri olduğu için Amy’ye sormadan New York’tan Missouri’deki kasabasına taşınma kararı alır.
Nick herkesten gizlediği sevgilisi Andie’yle herşey düzelene kadar görüşmeme kararı alır ve geceyi birlikte geçirirler.
2 Ekim 2011. Bütün parasını kocasına bar satın almak için harcayan Amy, kocasının her gece dışarı çıkmasından şikayetçidir. Bebek sahibi olma isteği kavgaya dönüşür. Nick tarafından sertçe itilen Amy düşüp başını vurur. Artık kocasından korkmaya başlamıştır.
14 Şubat 2012. Korkuları giderek artan Amy, bir silah satın almaya karar verir.
Ev zemininde yapılan inceleme sonucunda zeminda Amy’nin kan grubuyla uyuşan kan izlerine rastlanır.
Amy’nin kayboluşunun 3. gününde oklar Nick üzerine dönmeye başlar. Amy’nin 6 haftalık hamile olduğu ortaya çıkar.
Rhonda ve James, Nick’in babasının evinde araştırma yaparlar. Bodrum kattaki sobanın içinde Amy’nin her şeyini yazdığı günlüğünü bulurlar.
Üçüncü ipucunu çözen Nick, kız kardeşinin odunluğuna gizlenmiş 117.000 dolarlık kredi kartı borcuyla kendisi için alınmış bir dolu hediye bulur.
5 Temmuz sabahı. Amy, uzun süredir tasarladığı Nick’in kendisini öldürdüğü izlenimini yaratacak planını devreye sokar.
Hediyeleri bulunca Amy’nin kendisini cinayetten tutuklatmak için bir plan yaptığını farkına varan Nick, kendi durumundaki kişilerin davalarına bakan ünlü avukat Tanner Bolt’la görüşmeye gider. Bolt, davayı kabul eder.
Amy’nin geçmişini araştıran Nick, Amy’nin geçmişinde de intikam planları yapıp hayata geçirmiş olduğunu görür.
Yanında yüklü şekilde para bulunduran Amy, kaybolduktan sonra inzivaya çekildiği motelde bir şeyler gizlediğini anlayan kişiler tarafından soyulur.
Amy, çareyi eski erkek arkadaşı Desi ile temasa geçmekte bulur. Amy’ye sapkın şekilde bağlı olan Desi, onu göl evinde saklar.
Nick, bir televizyon röportajına çıkıp Amy’ye karşı yanlışları olan bir eş olduğunu anlatmak üzereyken Andie basın açıklaması yapıp Nick’le ilişkisi olduğunu itiraf eder.
Nick, televizyon röportajında oldukça etkili bir konuşma yapar ve dürüstlüğüyle insanların nefretinden sıyrılmayı başarır.
Nick, karısını öldürmek suçundan tutuklanır. Kefaleti ödenince salınır.
Amy, sürekli kamerayla korunan Desi’nin göl evinde kameralara sanki Desi tarafından işkenceye ve tecavüze uğruyormuş gibi görüntüler verir. Desi’yle cinsel ilişkiye girdiği sırada boğazını keserek öldürür.
Amy, kayboluşunun 30. gününde kanlar içinde ve perişan bir görüntüde eve döner. Polise Desi’nin kendisini kaçırdığını, her gün işkenceye ve tecavüze uğradığını anlatır. Bulduğu ilk fırsatta da Desi’yi öldürdüğünü söyler. Amy adeta bir halk kahramanına dönüşür. Nick ise Amy’nin yalan söylediğini bilmektedir. Eve döndüklerinde Amy, Nick’e işlediği cinayeti kendisini ölümden kurtarmak için işlediğini söyler. Nick, Amy’den ayrılmayı istese de; Amy, Nick’i elinde tutmayı başarır.

Comment / Yorum:
90’lı yıllarda çektiği ilk 4 uzun metrajlı filmiyle (“Alien 3”, “Seven”, “The Game” ve “Fight Club) farkını ortaya koyup aranan yönetmenlerden biri olan, 2000’li yıllarda imza attığı filmlerle de muazzam gişe başarıları yakalayan yönetmen David Fincher, son dönemin popüler yazarlarından Gillian Flynn’in aynı adlı romanından senaryosunu kendi uyarladığı “Gone Girl / Kayıp Kız” ile yine adından söz ettirmeyi ve büyük bir gişe başarısı yakalamayı başardı. Yaklaşık 61.000.000 dolara mal olan film, dünya genelinde 349.344.822 dolar hasılat elde etti. Büyük bölümü Missouri’de çekilen filmin diğer bölümleri ise California, New York ve İllinois’da çekildi.
Senaryonun ilk hali 177 sayfaydı. Eğer film o halde çekilseydi, süresi yaklaşık 3 saati bulacaktı. Nick rolü için ilk olarak Brad Pitt düşünülse de, rol Ben Affleck’e gitti. Amy rolünü Reese Witherspoon’la anlaşıldı. Ancak Witherspoon rolün kendisi için uygun olmadığına karar verip filmde oynamaktan vazgeçti. Rol için Jessica Chastain, Charlize Theron, Natalie Portman, Emily Blunt, Rooney Mara, Olivia Wilde, Julianne Hough ve Abbie Cornish gibi oyuncuların isimleri geçse de, rol Rosamund Pike’a gitti. Robin Thicke’nin Blurred Lines adlı şarkısının video klibinde dikkatleri üzerine çeken Emily Ratajkowski, Ben Affleck tarafından David Fincher’a tavsiye edildi ve filmin kadrosuna dahil edildi.
Filmde oyunculuk performansıyla en çok dikkat çeken isim Rosamund Pike. Femme fatale bir karakteri başarıyla canlandıran Pike, Altın Küre’ye aday gösterildi. Oscar adaylığı da pek sürpriz olmaz. Film, 4 dalda Altın Küre’ye aday gösterildi. Muhtemelen Oscar adaylıkları da alacaktır. Ancak mevcut ve kazanılacak adaylıkların Rosamund Pike’ın adaylıkları dışında iddialı adaylıklar olabileceği söylenemez.
Gone Girl, etkili bir hikayesi olmasına karşın Gillian Flynn’ın ilk senaryosu ve bazı detaylarda acemilikler göze çarpıyor. Film seyircinin büyük beğenisini kazanmış olsa da, bu detaylar, filmin üst seviyeye çıkmasına mani olmuş. Gone Girl iyi ve kısa sayılmayacak süresine karşın sürükleyici bir gerilim. Ancak kesinlikle Fincher’ın başyapıtlarından biri değil.

Imdb note: 8.3                           My note: 7.5

6 Şubat 2012 Pazartesi

Johnny English Reborn / Johnny English'in Dönüşü (2011)

Director / Yönetmen:

Oliver Parker

Screenplay / Senaryo:

William Davies
Hamish Mccoll
Neal Purvis
Robert Wade

Cast / Kadro :

Rowan Atkinson
Gillian Anderson
Dominic West
Rosamund Pike
Daniel Kaluuya
Pik Sen Lim
                                                             Togo Igawa
                                                             Richard Schiff
                                                             Janet Whiteside
                                                             Mark Ivanir
                                                             Stephen Campbell Moore
                                                             Lobo Chan
                                                             Eric Carte
                                                             Roger Barclay
                                                             Tim Mcinnerny

Subject / Konu:

Mozambik'teki fiyaskodan sonra görevinden açığa alınan ajan Johnny English, Tibet'e gider ve sıkı bir eğitimden geçer. Çin başbakanına suikast düzenleneceğini öğrenen MI-7, en iyi ajanları olan Johnny English'i tekrar göreve çağırır. Johnny English, yardımcısı Tucker'la birlikte Hong Kong'a gider. Başbakanı öldürmek isteyenin Vortex adlı bir grup olduğunu ve Mozambik'te yaşananların aslında Johnny English'in suçu değil Vortex'in işi olduğu ortaya çıkar. Vortex grubundan Fisher, temizlikçi katil tarafından öldürülür. Johnny English, Vortex'in suikast için kullanacağı anahtarlardan Fisher'da olanı ele geçirse de; anahtarı uçakta çaldırır.
Johnny English, MI-7'nin davranış psikoloğu Kate'in kendisini hipnotize etmesi sayesinde Mozambik'te yaşananlara ve başkan Chambal'ın öldürülüş gününe geri döner. Detaylara girilince Vortex'in 3 üyesinin de suikast günü orada olduğu anlaşılır. Olayın bu şekilde aydınlatılmasından sonra Johnny English, Vortex grubunun üyelerinden Karlenko'nun peşine düşer. Temizlikçi katil, Karlenko'yu vurur. Karlenko ölmeden önce kendisindeki anahtarı Johnny English'e verir ve Vortex'in CIA, KGB ve MI-7'dan birer kişi tarafından oluşturulduğunu söyler. Böylece MI-7'da bir köstebek olduğu ortaya çıkar.
Tucker, Karlenko'nun bilgisayarında yaptığı araştırmalar sonucunda Vortex'in 3. üyesinin ve MI-7'deki köstebeğin Simon Ambrose olduğunu ortaya çıkarsa da; Johnny English, Tucker'a inanmaz. Elindeki anahtarı da yalanlarına inandığı Simon'a teslim eder. 3 anahtarı da ele geçirmiş olan Simon, Vortex'in MI-7'deki köstebeğinin Johnny English olduğu yalanıyla MI-7 teşkilatını Johnny English'in peşine takar. Peşindeki ajanlardan kaçmayı başaran ve fakat bacağından vurulan Johnny English, Kate'ten yardım ister.
Simon, elindeki 3 anahtarı birleştirir. Bu anahtarın açtığı çantadan beyin kontrol ilacı çıkar. Simon, bu ilaç sayesinde Çinli başbakana suikast yapmak için 500.000.000 dolarlık bir anlaşma yapar.
Kate, Vortex'in Mozambik'teki suikasti beyin kontrol ilacıyla gerçekleştirdiğini çözer. Simon, İngiliz başbakanla Çinli başbakanın görüşmelerinde bulunmak üzere birlikte İsviçre'ye gidecekleri Kate'i almak için Kate'in evine gelir. Kate, Simon'la giderken Johnny English, Mozambik'teki suikast gününü hatırlar. Suikast günü Fisher'la Karlenko'nun yanında duran 3. kişinin Simon olduğunu anımsayan Johnny English, Vortex'in 3. ajanının Simon olduğunu çözer. Peşindeki temizlikçi katilden kurtulmayı başardıktan sonra Tucker'ı da yanına alarak Simon ve Kate'in ardından İsviçre'ye gider.
Simon, MI-7'nin başkanı Pegasus'a yani Pamela'ya ilacı içirmeyi ve Çinli başbakanı öldürme emri vermeyi planlar. Johnny English, Pamela içkisine karıştırılmış ilacı içmeden gerçekleri Pamela'ya anlatır. Ancak içkiyi içen ve ilacın etkisi altına giren Johnny English, Simon tarafından Çinli başbakanı öldürme talimatı alır. Tibet'te aldığı öğreti, Johnny'nin komutlara direnmesine neden olur. Kendisiyle boğuşan Johnny English, Çinli başbakanı vurmamak için verdiği savaşı kazanır. İlacın etkisiyle nabzı düşen ve Kate'in öpücüğüyle hayata geri dönen Johnny English, vakit geçirmeden kaçmakta olan Simon'ın peşine düşer. Teleferikte yakaladığı Simon'ı ajan silahlarından biriyle öldürür.
Yaptığı bu büyük hizmetten dolayı tekrar şövalye ünvanı verilmek üzere saraya gelen Johnny, yine temizlikçi katilin saldırısına uğrar. Güvenlik görevlileri temizlikçi katili yakalarken; Johnny English, temizlikçi katil sandığı Kraliçe'yi etkisiz hale getirmeye uğraşmaktadır.

Comment / Yorum:

2003 yılında Peter Howitt'in çektiği "Johnny English" adlı filmin ardından 2011 yılında çevrilen serinin ikinci filmi Johnny English Reborn'un yönetmen koltuğunda bu kez Oliver Parker oturuyor. Yaklaşık 45.000.000 dolara mal olan film, 159.270.879 dolar hasılat elde ederek ciddi bir gişe başarısı elde etti.
Johnny English Reborn, serinin ilk filmiyle kıyaslandığında komedi düzeyinin daha aşağıda olduğu ve fakat aksiyon sahnelerinin ilk filme oranla daha başarılı kullanıldığı bir yapım olmuş. Senaryo, keyifli ve sürükleyici. Filmde ilk filmin oyuncu kadrosundan sadece Rowan Atkinson yer almış. Bu da filmin bir devam filmi değil de Johnny English'in yeni bir macerası olduğunu göstermeye yetiyor. Mr. Bean karakterinden aşina olunan Rowan Atkinson, Johnny English karakteriyle de kolay unutulmayacak, eğlenceli bir tipleme yaratmayı başarmış. Filmin en akılda kalan karakteri ise Pik Sen Lim'in canlandırdığı temizlikçi katil.
Kate rolünde izlediğimiz Rosamund Pike, bir Bond parodisi sayılabilecek bu filmde oynayarak, hem bir Bond filminde (2002 yapımı "Die Another Day / Başka Gün Öl" adlı filmde) hem de bir Bond parodisinde oynamış oldu. Rowan Atkinson'ın kızı Lily Atkinson, filmin ufak bir sahnesinde rol almış. (Johnny'nin kaskını kaptığı motorsikletli kız)
Genelde parodi sınıfına sokulabilecek bu tarz filmlerin devam filmleri başarısız olur. Ama Johnny English Reborn için bu kesinlikle geçerli değil. Film, ilk filmi izleyip beğenenlerin beklentilerini karşılayacak düzeyde. Belki ilk film kadar komik değil. Ancak ilk filmden daha iyi bir hikayesi olduğu söylenebilir. Özellikle eğlenceli aksiyon filmlerden hoşlananlar için biçilmiş kaftan.

Imdb note : 6.4                              My note : 7