Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Harrison Ford etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Harrison Ford etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2014 Cumartesi

The Expendables 3 / Cehennem Melekleri 3 (2014)

Director / Yönetmen:
Patrick Hughes

Screenplay / Senaryo:
Sylvester Stallone
Creighton Rothenberger
Katrin Benedikt

Story / Hikaye:
Sylvester Stallone

Cast / Kadro:
Sylvester Stallone
Jason Statham
Antonio Banderas
Jet Li
Wesley Snipes
                                                             Dolph Lundgren
                                                             Kelsey Grammer
                                                             Randy Couture
                                                             Terry Crews
                                                             Mel Gibson
                                                             Harrison Ford
                                                             Arnold Schwarzenegger
                                                             Kellan Lutz
                                                             Ronda Rousey
                                                             Glen Powell
                                                             Victor Ortiz
                                                             Robert Davi

Subject / Konu:
Barney ve Cehennem Melekleri ekibi, Doc isimli mahkumu taşıyan zırhlı trene helikopterle saldırır. Kurtarılan Doc, trende kalan askerleri teker teker öldürür. Tren hapishaneye çarpıp infilak ederken Doc’u alan helikopter yola koyulur. 8 yıldır mahkum olan Doc, Cehennem Melekleri’nin ilk elemanlarından biridir ve şimdiki elemanların hiçbirini tanımamaktadır.
Cehennem Melekleri, Binbaşı Drummer tarafından hedef gösterilen Victor Menz isimli bir silah satıcısını öldürmek üzere Somali’nin Mogadishu şehrine giderler. Cehennem Melekleri, Victor’ın silah teslimatı için gelmesini beklemeye koyulurlar. Barney, Victor’ın yıllar önce anlaşmazlığa düşüp öldürdüğünü sandığı Cehennem Melekleri’nin kurucularından Stonebanks olduğunu görüp büyük bir şaşkınlık yaşar. Çok geçmeden çatışma başlar. Stonebanks, tüfeğiyle Caesar’ı yaralar ve alanı bombalayıp gider. Caesar, komaya girer.
Drummer, Barney’ye Stonebanks’in özellikle Ortadoğu’da silah satışından milyarlarca dolar kazandığını anlattıktan sonra Stonebanks’i yakalayabilmesi için bir fırsat daha verir.
Barney, son işlerinde başarısız olan ve yara alan takımına artık işleri bırakma vaktinin geldiğini söyler. Yeni bir takım kurmaya karar veren Barney, Las Vegas’ta kendisine yeni elemanlar bulacak olan Bonaparte’la buluşur. Yeni ekibin ilk elemanı, usta bir hacker olan Thorn olur. Yeni ekibin 2. elemanı şaşırtıcı şekilde bir kadın olur. Bar güvenliği olan Luna, aynı zamanda arazi ve yakın dövüş uzmanıdır. Ekibe katılması planlanan 3. eleman, sahtekarlık yapıp kendisini genç biri olarak tanıtan Galgo’dur. Ancak Galgo, Bonaparte’ın onayını alamaz. Orduda silah uzmanı olarak görev almış Mars, yeni ekibin 3. elemanı olur. Ekibe dahil edilen son kişi ise sorunlu bir tip olan denizci John olur.
Drummer, Stonebanks’in Bükreş’e gideceğini ve operasyon yapılması için 36 saatleri olduğunu Barney’ye bildirir. Stonebanks’in Lahey’de savaş suçlarından yargılanabilmesi için sağ olarak ele geçirilmesi gerektiğini söyler.
Barney, eski dost Trench’i de dahil ettiği yeni ekibiyle yola çıkarken eski ekibinin tepkisiyle karşılaşır. Bükreş’e giden ekip başarılı bir operasyonun ardından Stonebanks’i yakalamayı başarır. Stonebanks, helikopterde Barney’le başlarından geçenleri anlatır. Gps cihazını çalıştırıp adamlarının helikopterin izini bulmasını sağlar. Stonebanks kurtulurken John, Mars, Thorn ve Luna’yı da esir etmeyi başarır. Barney ise patlama etkisiyle düştüğü nehirde başını bir kayaya çarpıp sürüklenir. Kendisini yakalamaya çalışan askerlerden kurtulup Trench’in yanına ulaşmayı başarır.
Stonebanks, Barney’ye bir görüntülü mesaj gönderir. 48 saat içinde gelmezse elindeki adamlarını öldüreceğini söyler. Barney, bunun üzerine tek başına gitmeye karar verir. Ansızın çıkagelen Galgo, Barney’yi kendisini de yanında götürmesi için ikna etmeyi başarır. Uçak havalanmaya hazırlanırken Barney, eski ekibini karşısında bulur.
Drummer, Stonebanks’in ordunun da gücünden faydalanabildiği küçük ve zorlu bir ülke olan Asmanistan’da olduğunu öğrenir. Trench ve Yin Yang’la Cehennem Melekleri’ne ek destek olarak yola çıkar. Esir tutulan ekibin tutulduğu binaya giren Cehennem Melekleri, Stonebanks’in görüntülü mesajından binanın 45 saniye içinde havaya uçurulacağını öğrenirler. Thorn, sinyalleri kesip patlamayı engellese de, Stonebanks binaya ordunun askerlerini ve tanklarını gönderir. 
Drummer, Yin Yang ve Trench, Cehennem Melekleri’ne havadan destek verir. Stonebanks, bir türlü sonuç alınamamasına sinirlenip binaya doğru yola çıkar. Çatıya çıkan tüm ekip helikopterle binadan ayrılmaya hazırlanırken tek eksik henüz çatıya gelmeyen Barney’dir. Barney, Stonebanks tarafından vurulur. Barney, kavgaya tutuştuğu Stonebanks’i öldürür ve bina havaya uçarken çatıya çıkmayı başarır. Bina infilak ederken helikopterden uzatılan ipi yakalar.
Tüm ekip iyileşen Caesar’la birlikte barda kutlama yapar.

Comment / Yorum:
Filmin baş kötü karakteri olan Stonebanks’i canlandıran Mel Gibson’a filmi yönetmesi için de teklif götürülür. Ancak Gibson filmi yönetmek istemeyince yönetmen olarak Patrick Hughes’la anlaşılır. Daha önce 2010 yapımı “Red Hill” isimli western türündeki filmi yazıp yöneten Patrick Hughes, 2. uzun metrajlı filmi The Expendables 3’te çoğu yönetmene kısmet olmayacak bir yıldızlar topluluğuyla çalışır.
Sylvester Stallone, tıpkı serinin ilk 2 filminde olduğu gibi bu filmde de bütün detaylarla ilgilenir. Stallone, başrolünü de üstlendiği filmin yapımcılarından biri olur, filmin hikayesini yazar, senaryo ekibinde bulunur ve oyuncu kadrosunu belirler.
İlk 2 filmde rol alan ve Church karakterini canlandıran Bruce Willis, 4 gün çekimlerinde yer alacağı 3. filmde oynamak için günlük 750.000 dolar, toplamda da 3.000.000 dolar talep eder. Sylvester Stallone, Willis’e 1.000.000 dolar önerince Willis filmde oynamaktan vazgeçer. Stallone bunun üzerine Church karakterinin yerini dolduracak Drummer karakterini oynaması için Harrison Ford’la anlaşır.
Bonaparte karakterini oynaması için ilk düşünülen isim Nicolas Cage’ti. Ancak rol Kelsey Grammer’a gitti. John karakterini ilk olarak Lucas Till’in oynaması düşünülse de rol, Kellan Lutz’a gitti. Milla Jovovich, söz verdiği projeler olduğu için filmde rol alamadı. Dwayne Johnson, filmde oynaması düşünülen isimlerin arasındaydı. Filmde oynaması için teklif götürülen Steven Seagal filmde oynamayı reddetti. Sylvester Stallone, Jackie Chan’e filmde rol alması için teklifte bulundu. Ancak Chan, yardımcı bir rolde oynamak istemediği için filmde oynamayı reddetti.
Antonio Banderas, filmde oynamayı kabul ederken bazı şartlar öne sürdü. Bu şartlardan biri de oynayacağı Matador karakterinin isminin tazı anlamına gelen Galgo ile değiştirilmesi oldu. Serinin ilk filminde yarım gün, ikinci filminde 4 gün sette bulunan Arnold Schwarzenegger, 3. filmde ise sette 1 haftadan fazla bulundu. Film çekimleri sırasında Jason Statham ölümcül bir kaza atlattı.
Bu kadar yıldız oyuncu bir araya gelince doğal olarak bazı oyuncuların süreleri kısa kalmış. Örneğin Jet Li filmde toplamda 5 dakikadan kısa süre rol aldı. Buna karşın Li dışında neredeyse tüm oyuncular verimli şekilde kullanılmış. Oyunculuklara bakıldığında özellikle Antonio Banderas’ın keyifli performansının altını çizmek gerek.
The Expendables 3, tıpkı serinin diğer filmleri gibi izle, eğlen ve unut türünde bir yapım. Bir araya gelmeleri imkansız gibi görünen birbirinden büyük yıldızları aynı filmde görmek için dahi keyifle izlenebilecek bir yapım.

Imdb note : - (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                           My note : 5

5 Haziran 2012 Salı

Frantic / Çılgın (1988)

Director / Yönetmen:

Roman Polanski

Screenplay / Senaryo:

Roman Polanski
Gerard Bach

Cast / Kadro :

Harrison Ford
Betty Buckley
John Mahoney
Jimmie Ray Weeks
Yorgo Voyagis
David Huddleston
Patrice Melennec
Dominique Pinon
                                                           Roman Polanski
                                                           Emmanuelle Seigner

Subject / Konu:

Doktor Richard Walker karısı Sondra'yla birlikte bir konferans için Paris'e gider ve Le Grand Hotel'e yerleşir. Karısının bavulunu bir başkasının bavuluyla karıştırdığını farkederler. Bunun üzerine durumu telefonla aradıkları havayolu şirketinin kayıp bölümüne bildirirler. Richard duştayken Sondra, havayolu şirketinin gönderdiği görevlinin geldiğini söyler. Ancak Richard duymaz. Richard duşun ardından karısının odada olmadığını görür. Yemek yedikten sonra uyuya kalır. Uyandığında da Sondra ortalarda yoktur. Richard bunun üzerine karısını aramaya başlar. Resepsiyona danışır ve otel müdürüyle konuşur. Otelin güvenlik şefiyle otel içinde yaptıkları araştırmada sonuç vermez.
Richard, otelin çevresinde Sondra'nın fotoğrafını bazı kişilere gösterip araştırma yapmaya devam eder. Girdiği barda bir adam, bir kadının zorla götürüldüğüne şahit olduğunu anlatır. Richard, adamla olay yerine gider ve orada Sondra'nın bileziğini bulur. Karakola giden Richard, durumu polise bildirir. Polisin umursamaz tavrı, Richard'ı sinirlendirir.
Gymtonic isimli spor salonuna gidip otelde gündüz görevli olan resepsiyonistle görüşen Richard, Sondra'nın uzun boylu, bıyıklı, pardesü giymiş, Arap aksanına benzer bir konuşma tarzı olan bir adamla dışarı çıktığını öğrenir. Resepsiyonistin anlattığına göre pardesülü adamın eli, Sondra'nın omuzundadır ve samimi görünmektedirler.
Yaptığı resmi başvuruda da umursamaz bir muameleyle karşılaşan Richard, otele geri döner. Otele geri döndüğünde havayolu şirketinden bir görevlinin ellerindeki bavulu teslim almak için geldiğini öğrenir. Meraklanan Richard, bavulu resepsiyona teslim etmeden önce açar. Bavulun içersinden kıyafetler, fotoğraflar, çeşitli hediyelik eşyalar ve büyük sayılabilecek bir makyaj çantası çıkar. Makyaj çantasından da makyaj malzemeleri ve üzerinde Blue Parrot adlı bir barın sembolünün yer aldığı bir anahtarlık ve kibrit kutusu çıkar. Richard, kibrit kutusunun iç yüzüne Dede isminin ve bir telefon numarasının yazılmış olduğunu farkeder.
Richard apar topar geri doldurduğu bavulu, bavulu teslim almak için gelen görevliye teslim eder. Ama anahtarlığı ve kibrik kutusunu bavulun içine geri koymaz. Kibrit kutusunun iç yüzünde yazan numarayı arar. Telefon çalar ancak yanıt veren olmaz. Richard, telesekretere kendisine ulaşmaları için mesaj bırakır.
Richard, Blue Parrot bara gider ve Dede'yi arar. Dede'nin uyuşturucu satıcısı olduğunu öğrenir. Bir uyuşturucu satıcısından para karşılığında Dede'nin adresini alır. Adrese gider ve kapıyı çalar. Kimse kapıyı açmaz. Kapının aralık olduğunu farkedince içeriye girer. İçerde boğazı kesilmiş bir adamın cesediyle karşılaşır. Telesekreter kasedini alır ve otele geri döner. Odasını birileri tarafından talan edilmiş halde bulur. Telesekreter kasedini resepsiyoniste tercüme ettirir ve Michelle isimli bir kadının Dede'yi Blue Parrot'ta buluşmak için birkaç kez çağırdığını öğrenir. Dede'nin oturduğu yere geri döner ve apartmanın içinde beklemeye koyulur. Bir kadın gelir ve Dede'nin cesediyle karşılaşıp çığlık atar. Richard, kadının yanlışlıkla karısının bavulunu alan kadın olduğunu anlar. Kadın, bavuluna ihtiyacı olduğunu söyler. Richard ise karısının yerini öğrenmeye çalışır. Birlikte binadan uzaklaşırlar ve kadının evine giderler. Adının Michelle olduğunu öğrendiği kadının Dede için uyuşturucu kuryeliği yaptığını öğrenir. Richard, bavullar karışmış olduğu için Michelle'in yanlış bavulu teslim ettiğini ve teslim edilen bavulda Sondra'nın bilgileri olduğu için istediğini alamayan alıcının kurye zannettiği Sondra'yı kaçırdığı sonucuna varır.
Michelle ve Richard, havaalanına gidip kayıp eşyalar bölümündeki bavulu alırlar. Michelle, kuryeliğini yaptığı şeyin uyuşturucu olmadığını söyler. Richard arkadaşlarına rastlar. Michelle fırsattan istifade edip kaçar. Richard, Michelle'i arabasıyla otoparktan çıkmak üzereyken yakalar. Otele giderler. Tam bu sırada polisler, bazı şeyler sormak maksadıyla gelir. Richard, Michelle'e evine gidip kendisini beklemesini söyler. Polislere de karısının başka bir erkekle olduğunu öğrendiğini söyleyerek şikayetini geri çeker ve başından defetmeyi başarır.
Bavulu alıp Michelle'in kaldığı daireye giden Richard, kapıya geldiği sırada içerden gelen sesleri duyar ve Michelle'in birileri tarafından bavulun yerini söylemesi için konuşturulmaya çalışıldığını anlar. Çatıdan Michelle'in dairesinin havalandırmasına doğru gittiği sırada sendeler. Bavul açılır ve içindekiler saçılır. Daireye girmeyi başaran Richard, adamların bavulun içindeki özgürlük heykeli biblosunun peşinde olduğunu öğrenir. Michelle'in sevgilisiymiş gibi hareket eder ve dayak yeme pahasına adamların gitmesini sağlar. Kendine geldiğinde Michelle ve arkadaşları tarafından başka bir mekana getirildiğini görür. Oteli arayan Michelle, Sondra'nın Richard'a ulaşmak için telefonla oteli aradığını ve daha sonra tekrar arayacağını öğrenir.
Michelle'le otele giderler. Telefon çalar ve arayanlar Sondra'yı teslim etmek için heykeli bir otoparka getirmesini isterler. Richard ve Michelle, Michelle'in evinin çatısında kalan heykeli almaya çalıştıkları sırada heykeli düşürüp kırarlar. Heykelin içinde birşey olduğunu farkederler.
Heykeli teslim etmek için otoparka giderler. Ardarda 2 araba gelir. Sondra öndeki arabanın içindedir. Tam Richard heykeli verip Sondra'yi alacağı sırada arkadan yaklaşan 2 kişi ateş etmeye başlar. Arkadaki arabayı kullanan adam ölür. Sondra'nın içinde bulunduğu araba hızla uzaklaşır. Richard ve Michelle, arabayı bir süre takip ederler. Ancak araba izini kaybettirmeyi başarır.
Richard, Amerikalı yetkililerden Sondra'yı kaçıranların Arap ajanlar ve istedikleri şeyin de bir kriton yani füze ateşleyicisi olduğunu öğrenir. Yetkililer kritonu alıp konsolosluğa götürmek ister. Spreyini adamların gözlerine sıkan Michelle, Richard'ı alıp kaçmayı başarır.
Kritonu kahve kutusunun içine saklarlar ve ölen adamın cüzdanından kartviziti çıkan, Arapların takıldığı ve uyuşturucu satışı yapılan A Touch of Class isimli bara giderler. Richard, bir Arap ajanıyla Sondra'ya karşılık kritonu vermek üzere anlaşır. Ancak bu kez buluşma yeri ve saatini Richard belirler. 2 Arap ajan, Sondra'yı tekneyle nehirden getirir. Sondra, Richard'a teslim edilir. Michelle, kritonu Araplara vereceği sıradaysa diğer ajanlar gelir ve çatışma çıkar. 2 Arap ajan ve Michelle ölür. Richard, kritonu diğer ajanlara teslim etmek yerine nehre fırlatmayı tercih eder.

Comment / Yorum:

Roman Polanski'nin 80'li yıllarda çektiği 2 filmden sonuncusu olan Frantic, yaklaşık 20.000.000 dolara mal oldu. Filmin Amerika'da elde ettiği hasılat, filmin maliyetinin altında kaldı. Harrison Ford'un başrolde yer aldığı filmde genelde pek popüler olmayan oyuncular rol aldı. Filmin akılda kalan müziği usta besteci Ennio Morricone imzası taşıyor.
Aksiyon, gerilim ve komedinin harmanlandığı film, Harrison Ford için yerinde bir seçim olmuş. Oyunculuk kariyerinin başlarında olan Emanuelle Seigner ise deyim yerindeyse turnayı gözünden vurmuş. Çünkü Frantic, hem oyunculuğunu konuşturduğu hem de popülaritesini arttırdığı bir yapım olmuş. Filmde ayrıca henüz şöhreti yakalamamış Dominique Pinon'u ve yönetmen Roman Polanski'yi de küçük rollerde görebilmek mümkün.
Ajanların kimi zaman konuşarak anlaşmaya çalışması, kimi zamansa silahlarını kullanarak işlerini halletme çabası; oldukça tutarsız görünüyor. Bunun en bariz örneği ise silahlarını kullanmaktan çekinmeyen ajanların, kritonu ellerinde bulunduran Richard ve Michelle'i alıkoymak yerine sadece sözlerine güvenip anlaşma yoluna gitmeleri. Filmdeki asıl tutarsızlık; ajanların, heykelin elinde olduğunu sandıkları Sondra'yı kaçırırlarken otel odasına girip heykeli aramamış olmaları.
Frantic, senaryosundaki bazı tutarsızlıklara karşın gerilim ve aksiyon bakımından tatmin edici ve sürükleyici bir film. Üstelik komik sahneleriyle seyirciyi zaman zaman gülümsetmeyi de başarabilen bir yapım.

Imdb note : 6.8                              My note : 6.5

26 Eylül 2011 Pazartesi

Cowboys and Aliens / Kovboylar ve Uzaylılar (2011)

Director / Yönetmen:

Jon Favreau

Screenplay / Senaryo:

Roberto Orci
Alex Kurtzman
Damon Lindelof
Mark Fergus
Hawk Ostby
Steve Oedekerk

Comic Book / Çizgi Roman :

Scott Mitchell Rosenberg

Cast / Kadro :

Daniel Craig
Harrison Ford
Olivia Wilde
Sam Rockwell
Abigail Spencer
Adam Beach
Ana De La Reguera
Noah Ringer
Paul Dano
Keith Carradine

 

Subject / Konu:

Bir arazide vurulmuş şekilde yatan adam, kendine gelmeye başladığında sol kolunda kalın bir bileklik olduğunu fark eder. Yerde bir kadın resmi bulur. Oradan geçmekte olan 3 atlı, vurulmuş adamı başına ödül konmuş bir suçlu olabileceği düşüncesiyle; esir almaya çalışır. Ama yaralı adam, kısa sürede 3 adamı da saf dışı edip; silah,giyecek ve bir at alıp yola koyulur. Gittiği kasabada bir eve girer ve yaşlı bir adam tarafından yakalanır. Adama adını hatırlamadığını,suçlu mu kurban mı olduğunu bilmediğini anlatır. Yaşlı adam yaralı adamı tedavi eder ve yarasının yanığa benzer bir yara olduğunu söyler.
Dışarı çıkan adam, babası Woodrow Dolarhyde'in zenginliğinden ötürü kasabalılara kötü davranan Percy, kendisine de sataşmaya çalışınca ona dersini verir. Percy, silahını çıkarıp onu vurmak ister. Ama bir güç, kolunu başka yöne döndürür ve Şerif yardımcısını vurdurtur. Şerif, Percy'yi tutuklar.
Büyük bir patlama olur. Woodrow Dolarhyde'in 40 sığırlık sürüsü ve sürünün başındaki 3 adamdan 2'si yanarak ölür.
Şerif, Percy ile kavga eden adamın, aranan bir suçlu olan Jake Lonergan olduğunu öğrenir.
Jake, barda viski içerken Ella ile tanışır. Bara adamlarıyla birlikte gelen Şerif, Jake'i tutuklamaya çalışır. Fakat Jake, adamların hepsini yere serer. Tüfekle Jake'in başına vuran Ella, Jake'i bayıltarak Şerif'e yakalatır. Jake, tutuklanır ve Percy'nin yanına konur. Jake, kundakçılık, saldırı, kargaşaya neden olmak, soygun ve fahişe Alice Willis'i öldürmek suçlarından arandığını öğrenir. Fahişe Alice Willis'in resmi, arazide kendine geldiğinde hemen yanında bulduğu resimdeki kadının ta kendisidir.
Jake, Santa Fe'de ki Federal Şerif'e götürülmek için Percy ile birlikte bir arabaya bindirilir. Bu sırada Jake'in yanına gelen Ella, kendisini yakalattığı için özür diler ve nereden geldiğini öğrenmek zorunda olduğunu söyler.
Jake Lonergan'ın kasabasında olduğunu öğrenen Woodrow Dolarhyde, adamlarıyla kasabaya gelir. Jake'i ele geçürmek istemektedir. Çünkü Jake, Woodrow'un altın dolu at arabasını alıp kaçmıştır. Woodrow, Jake'in Santa Fe'ue gönderilmeden kendisine teslim edilmesini ister.
Tam bu esnada gittikçe yaklaşan tuhaf ışıklar görünür ve Jake'in kolundaki bileklik sinyal vermeye ve yanıp sönmeye başlar. Tuhaf ışık yaklaşır ve kasaba havadan gelen araçların saldırısıyla yangınlar içinde kalır. Bu hava araçları, bazı kasabalıları yakalayıp kendine çeker.
Devrilen arabadan dışarı çıkmayı başaran Jake, Kolundaki bilekliğin üstün bir silah olduğunu anlar ve kasabaya saldırmaya devam eden araçlardan birini vurarak düşürür. Saldırı sona erer. Kasabadakiler bir şeyin kaçtığını görür ama karanlık nedeniyle takip edemez. Sabah yola çıkan Jake, Ella'nın peşinden geldiğini fark eder. Ella, arkadaşlarının bu araçlar tarafından kaçırıldığını söyler. Jake, Ella'yı yanında istemez. Ella'da iz peşindeki Woodrow ve bazı kasabalıların peşine takılır.
Jake, terk edilmiş gibi duran bir eve gelir. Jake, burada yaşadıklarını hatırlamaya başlar; altınlarla eve döndüğünü, sevgilis Alice'le altınlar üzerine konuşurken tavanın bir araç tarafından delindiği, altınların eriyerek tavandaki araca doğru gittiğini ve Alice'in bu araç tarafından kaçırıldığını ve bazı insanlarla birlikte tuhaf biryerde olduğunu anımsar.
Woodrow ve kasabalılarla karşılaşan Jake, yola onlarla devam eder. Gece sığındıkları mekanda bir yaratığın saldırısına maruz kalırlar. Jake, kolundaki silah sayesinde yaratığı kaçırmayı başarır.
İz sürmeye devam ederlerken, Jake'in lideri olduğu çete önlerine çıkar. Jake, kasabalılarla birlikte çetenin kampına gider. Kampta Jake'in Alice'le birlikte olmak uğruna altınları alıp çetesinden kaçtığı ortaya çıkar. Yeni bir lideri olan çete, Jake'i konuşturup altınların yerini öğrenmeye çalışır. Ama Jake, kolundaki silah sayesinde çete liderini öldürür ve kasabalılarla birlikte kampın olduğu yerden kaçmayı başarır. Çete, Jake ve kasabalıların peşinden gelir. Çete, kasabalıların peşindeyken; tuhaf araçların hava saldırısı yeniden başlar. Araçlardan biri Ella'yı yakalar. Ella'yı kurtarmak isteyen Jake, aracın üzerine atlamayı başarır. Aracı vurup suya düşürür. Tam karaya çıkıp kurtulduklarını düşündükleri esnada; aniden sudan çıkan yaratığın saldırısına maruz kalırlar. Jake, yaratığı öldürmeyi başarsa da; Ella yaratıktan aldığı darbeyle ağır şekilde yaralanır. Jake, kasabalıların yanına ulaştığında Ella ölür.
Yerliler, yaratıkların gelme sebebi olarak gördükleri Jake ve kasabalıları esir alır. Ella'nın bedenini ateşe atarlar. Ateşte tuhaf parıldamalar olur ve Ella ateşin içinden dirilmiş olarak çıkar. Ella, insan olmadığını, yıldızların ötesinden geldiğini, yaratıkların saldırısının altın elde edebilmek için olduğunu ve yaratıkların kendi halkına da altın için saldırdığını söyler. Ella, Jake'in aslında yaratıkların yerini bildiğini söyleyince; yerliler, Jake'in hafızasını geri getirebilmek için kendilerine has bir yöntem denerler. Yöntem etkisini gösterir ve Jake hatırlamaya başlar. Laboratuvar benzeri bir yerde bir yaratığın Alice'i kül ettiğini ve kendisi üzerinde de birşeyler yapmak üzereyken kaçtığını, kolundaki silahın buradayken takıldığını ve bu yerin nerede olduğunu hatırlar.
Jake, çetesinin yanına gider. Yaratıklara saldırıp, kaçırılan insanları öldürülmeden kurtarmak için çetesini ikna eder. Çete, dinamitlerle yaratıkların olduğu yere saldırır. Büyük bir patlama olur. Yaratıklar da bulundukları yerden çıkıp çeteye saldırmaya başlar. Yerliler ve kasabalılardan geriye kalanlar da yaratıklarla savaşır. Jake ve Ella ise insanların tutulduğu yere varırlar. İnsanları kurtarmak üzerelerken; yaratıkların saldırısına uğrarlar. Jake yaratıklarla savaşırken; Ella da insanları dışarı çıkarır.
Jake ve Ella, yaratıklarının dev aracını tamamen yok etmek için merkez noktaya doğru giderler. Ella, Jake'i kandırır ve Jake'in kolundaki bilekliği alıp merkezin içine tek başına gider. Dev araç göğe doğru yükselir. Merkez noktaya ulaşmayı başaran Ella, zihinle yönetilen bilekliğe sarılarak merkez noktayı patlatır.Dev araç, gökyüzünde paramparça olur.
Kasabada günlük yaşam normale dönerken; Jake atına atlayıp kasabadan gider.

Comment / Yorum:

Cowboys & Aliens, Dreamworks film stüdyosunun 2002 yapımı "Road to Perdition" ve 2006 yapımı "Over the Hedge"den sonraki 3. çizgi roman uyarlaması. Filmin hikayesi 1873 yılında geçiyor. Uzaylılarla kovboyları bir araya getirmesi hasebiyle oldukça ilginç bir bilimkurgu - western filmi.
Filmin yapımcıları arasında filmin yönetmeni Jon Favreau dışında ünlü yönetmenler Ron Howard ve Steven Spielberg'de var.
Jake Lonergan rolü için anlaşılan Robert Downey Jr., diğer projelerinin yoğunluğu nedeniyle rolü bırakmak zorunda kaldı. Daniel Craig'in Jake Lonergan rolü için seçilmesinde; 1960 yapımı "The Magnificent Seven" da Steve Mcqueen'in canlandırdığı "Vil Tanner"a olan fiziksel benzerliği etkili oldu. Daniel Craig, Ella karakterini oynaması için Eva Green'i tavsiye etti. Ancak Eva Green teklifi geri çevirince; rol Oliva Wilde'a gitti.
Harrison Ford, Indiana Jones'u anımsatmaması için filmde şapka giymeyi istemese de; 1873 yılında geçen bir western filmde karakterlerin şapka giymesi gerektiğinden bu isteği kabul görmedi.
Başrol yani Jake Lonergan rolü; oyunculuk yeteneğinden çok fiziksel performansa dayalı bir rol olduğu için Daniel Craig'in yerinde bir seçim olduğu söylenebilir. Filmdeki genel oyunculuk performansıysa vasatı aşmıyor. Filmin hikayesi ilgi çekici olsa da; senaryonun pekte başarılı olduğu söylenemez. Filmin görsel efektleri oldukça başarılı. Filmin tahmini bütçesinin 163 milyon dolar olduğu dikkate alınırsa; görsel efektlere ne kadar özen gösterildiği daha açık anlaşılabilir.
Büyük beklentilerle izlememek kaydıyla; ilginç hikayesi ve görsel efektleri için izlenebilecek, vasatı aşmayan bir film.

Imdb note : 6.5                             My note : 4.5