Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

1989 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1989 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2013 Perşembe

Kavgamız (1989)

Director / Yönetmen:

Melih Gülgen

Screenplay / Senaryo:

Erdoğan Tünaş

Cast / Kadro:

Kadir İnanır
Nil Ünal
Salih Kırmızı
Yıldırım Gencer
Aliye Rona
Nuri Alço
Baki Tamer
Hikmet Taşdemir
Süheyl Eğriboz

Subject / Konu:

Kan davasından kaçıp İstanbul’a gelen ailenin peşini kanlıları bırakmaz. Babası, kanlıları tarafından öldürülen Kemal, kardeşi Cemal’i okutabilmek için okulu bırakıp çalışmaya başlar. Babasını vuran Cumali’yi mahkeme çıkışı öldüren Kemal, böylece suç dünyasına ilk adımını atmış olur.
Kardeşini okutup gazeteci yapan Kemal, yer altı dünyasının önemli şahsiyetlerinden biri olur. Cemal’le aynı gazetede çalışan Cemile, Kemal’le röportaj yapıp yer altı dünyası hakkında bildiklerini öğrenmek ister. Kemal, Cemile’ye bildiklerini tüm samimiyetiyle anlatır. Cemile, başarılı haberi sonucu terfi alır.
Kemal, kendisine gelen cazip uyuşturucu işini geri çevirir.
Cemile’ye aşık olan Kemal, Cemile’ye aşkını itiraf etmeye karar verir. Ancak aşkını itiraf edemeden Cemile’nin kardeşi Cemal’le birlikte olduğunu ve evleneceklerini öğrenir. Aşkını kalbine gömen Kemal, yeraltı aleminden uzaklaşır.
Cemal ve Cemile evlenirler. Cemal, yaptığı haberlerle yer altı dünyasını yerinden sarsar. İşleri baltalanan yer altı baronları, Kemal’le görüşüp kardeşinin yaptığı haberlere son verdirmesini isterler. Kemal, bunun üzerine Cemal’i uyarır. Ancak Cemal, ne olursa olsun haberlerine devam edeceğini söyler.
Haberlerine devam eden Cemal, kiralık katiller tarafından öldürülür. Cemile, Cemal’in bıraktığı yerden haber yapmaya devam eder. Cemile’nin de öldürülmesi için peşine kiralık katiller gönderilir. Durumu haber alan Kemal, katillerden birini öldürür. Diğerini de Cemal’in mezarında Cemile’yi öldürmek üzereyken durdurmayı başarır. Kemal, ağır yaralanmasına karşın kiralık katili ve onu gönderen patronunu öldürmeyi başarır. Cemile’yi kurtaran Kemal, ölür.

Comment / Yorum:

Yönetmen koltuğunda Melih Gülgen’in oturduğu 1989 yapımı Kavgamız’ın senaryosu Erdoğan Tünaş’a ait.
Suç dünyasının adil ve sözü geçen ismi Kemal karakterini canlandıran Kadir İnanır, kendisini sıkça görmeye alışkın olduğumuz türden bir rolde. Filmin diğer önemli karakterlerini Nil Ünal ve Salih Kırmızı canlandırıyor. Kavgamız, 1986 – 1989 arası 10 sinema filminde rol aldıktan sonra bir daha sinema filmi çevirmeyen Nil Ünal’ın son filmi olma özelliğini taşıyor. Filmde ayrıca Yıldırım Gencer, Nuri Alço ve Aliye Rona gibi Yeşilçam’ın önemli isimleri de yer alıyor.
Yer altı dünyasının iç yüzünü gözler önüne seren film, aynı zamanda imkansız bir aşkı da işliyor. Zaman zaman oldukça sertleşen filmde özellikle sünnet cezası, en akılda kalan sahnelerden.
Kavgamız, vasat bir film olarak değerlendirilebilir. Ancak filmin Türk sinemasının kısır bir döneminde çekildiği de göz ardı edilmemeli.

Imdb note : - (Filmin imdb'de kaydı yok)                   My note : 5

29 Ocak 2011 Cumartesi

A Dry White Season / Kuru Beyaz Bir Mevsim (1989)

Director / Yönetmen:

Euzhan Palcy

Screenplay / Senaryo:

Colin Welland & Euzhan Palcy

Novel / Kitap :

Andre Brink

Cast / Kadro :

Donald Sutherland
Janet Suzman
Zakes Mokae
Susan Sarandon
Marlon Brando

Subject / Konu:

Ben Du Toit,eşi ve çocuğuyla sıradan yaşamı olan bir öğretmendir.Evindeki bahçıvanın oğlu polislerce tutuklanır ve dövülür.Önce önyargılarıyla çocuğun suçlu olduğuna kanaat getirir ve olanları normal karşılar.Fakat sonra şahit olduğu bir ölüm,tüm önyargılarının yıkılmasına neden olur.Olayı araştırdıkça karşısına çıkan acı gerçekler,adaletsizliğe karşı isyan etmesine neden olur.Stanley Makhaya ile birlikte mücadele etmeye başlarlar.Gazeteci Melanie Bruwer bu mücadeleyi haber yapıp,gazete sütunlarına taşıyarak destek verir.Adalet arayışlarını mahkemeye taşırlar.Avukatları olmayı kabul eden Ian Mckenzie,Ben'e kazanamayacaklarını çünkü sistemin bu şekilde kurulmuş olduğunu anlatır.Ardından da mahkeme salonunda harikalar yaratır.Ama sonuç söylediği gibi olur ve kaybederler.Ben'in mücadeleyi bırakmaya niyeti yoktur.Tek yaşama amacı;adalet ve eşitlik için başkaldırmaktır artık.Aslında tek kişi için mücadele ediyormuş gibi görünürken tüm ezilenler için savaşmaktadır.Üstelik sevdiklerini ve tüm varlığını kaybetme pahasına.

Comment / Yorum:

Irkçılığın,renk ayrımcılığının,çoğu zaman doğuluları ve siyahları vahşilikle ve medeniyetten uzaklıkla suçlayan batılıların ve beyaz ırkın,afrikalı siyah ırkı inanılmaz işkencelerle ve akıl almaz bir şiddetle nasıl yok etmeye çalıştığını anlatan müthiş bir roman uyarlaması.Üstelik romanın yazarı Andre Brink'in Güney Afrika'lı bir beyaz olması ve hikayenin de bir beyaz adam üzerinden kurgulanması,anlatım gücünü kat kat arttırıyor.
Film,senaristinin ve yönetmeninin kariyerlerindeki en başarılı işleri.Yönetmen Euzhan Palcy,bu başyapıtıyla hiçbir ödül alamasada adını sinema tarihine yazdırmayı başardı.Çünkü Fransız Yönetmen,Hollywood tarihinin ilk siyah kadın yönetmeni oldu.
Donald Sutherland'in oynadığı,hikayenin merkezindeki Ben Du Toit karakterinin,gerçekleri gördükçe;sıradan bir öğretmenden,başkalarının hakları için mücadele eden ve yanlış önyargıları teker teker yokeden bir özgürlük savaşçısına dönüşümü,başarılı şekilde işlenmiş.Kariyerinin büyük bölümünde karakter oyunculuğu yapmış Donald Sutherland,bu görkemli başrolün hakkını fazlasıyla vermiş.
Susan Sarandon'ı,olayları takip eden idealist gazeteci Melanie Bruwer rolünde izliyoruz.Başarılı bir yardımcı oyuncu performansı.
Güney Afrika'lı oyuncu Zakes Mokae'yi,özgürlük için Ben Du Toit ile beraber mücadele edn Stanley Makhaya rolünde izliyoruz.Zakes Mokae,film için çok önemli ve kilit olan bu karakteri ustalıkla canlandırıyor.
Sinemaya verdiği 9 yıllık arayı bu filmdeki kısa sayılabilecek bir rol için bozan Marlon Brando ise Avukat Ian Mckenzie rolüyle unutulmaz bir performansa daha imza atıyor.Oyuncu olmak isteyenlere izlemeleri gereken,ders niteliğnde bir oyunculuk gösterisi.Marlon Brando bu kısacık performansıyla;1989 yılında Tokyo film festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı.1990 yılında ise en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Altın Küre,Bafta ve Oscar'a aday gösterildi ama hiç birini kazanamadı.Marlon Brando'nun adı geçen festivallerde ödül alamamasını performansıyla değil de,Hollywood'un kara listesinin başında olmasıyla bağdaştırırsak bu oyunculuk resitalinin neden göz ardı edildiğini daha açık anlamış oluruz.
Filmi ırkçılık üzerine çevrilmiş diğer filmlerden ayıran ve üstün kılan bir detay var.Bu filmdeki renk ırkçılığı diğer filmlere oranla farklı.Çünkü Güney Afrika'lı siyahlara ırkçılık yapanlar başka ülke vatandaşları değil,bizzat Güney Afrika'lı beyazlar(her ne kadar köken olarak Avrupa asıllı olsalarda).Yani bu filmde anlatılan ırkçılık,iki ülkenin savaşmasından kaynaklanmış bir ırkıçılık değil.İşte bu durum hikayeyi daha karmaşık ve enteresan bir hale sokuyor.Bireysel direnişten toplumsal mücadeleye doğru uzanan güçlü anlatımı ve başından sonuna kadar sürükleyiciliğini korumayı başaran gerçekçi ve bir o kadar da öğretici bir başyapıt.

Imdb note : 6.9                          My note : 10