Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

20 Eylül 2013 Cuma

Traffic Crossing Leeds Bridge (1888)

Director / Yönetmen:

Louis Aime Augustin La Prince

Subject / Konu:

Leeds köprüsünde trafik geçişi 2 şeritli yolda yapılmaktadır. At arabaları hareket halindedir. Kaldırımlarda yayalar yürümektedir. Yolun ortasında yürüyen bir adam dikkat çeker.

Comment / Yorum: 

Tek lensli kamerayı ve projektörü icat edip patentini alan ve kameranın marangozluk işlerini yaptırdıktan sonra Leeds’e dönen Louis Aime Augustin La Prince, metal işlerini de kayınpederi Joseph Whitley’e yaptırır. Saniyede 12 kare çekebilen tek lensli 2 kamera hazırlayan Le Prince, yaklaşık 2 saniye süren ve varlığı bilinen en eski film olan Traffic Crossing Leeds Bridge’i çeker. Film, Leeds köprüsünden at arabalarının ve yayaların geçişini gösterir. Le Prince, Fransa’ya trenle geri dönerken şüpheli şekilde kaybolur ve bu dehadan bir daha haber alınamaz.

Imdb note : 7.1                               My note : 8.5

18 Eylül 2013 Çarşamba

Yalı (1990)

Director / Yönetmen:

Safa Önal

Screenplay / Senaryo:

Safa Önal

Cast / Kadro :

Sezer İnanoğlu
Meral Konrat
Fulden Uras
Nedret Güvenç
Nilüfer Aydan
Efkan Efekan
Ekrem Dümer
Sadun Aksüt
Fikret Hakan

Subject / Konu:

2 kardeş olan Suat ve Şermin, anneleri Müzeyyen’le beraber babalarından kalma eski yalılarında yaşamaktadır. Suat ve Şermin, gelirleri fazla olmasa da bir hayli talibi olan yalıyı satıp varlıklı bir hayata kavuşmak isterler. Müzeyyen ise bu fikri şiddetle reddeder. Çünkü genç kızlığından beri yaşadığı bu yalı, ona göre sadece konaklanan bir yer değil tüm yaşantısına ve hatıralarına şahitlik etmiş bir dosttur.

Suat, zengin bir ailenin kızı olan Ayten’le aşk yaşamaktadır. Ayten hamile kalınca evlenmeye karar verirler. Ayten’in babası Selim ve annesi Jale, bu evliliğe müsaade etmezler. Gizlice evlenip yalıda yaşamaya başlarlar. Selim, Ayten’in Suat’la evlendiğini öğrenince kızının bütün maddi kanallarını keser. Ayten, önceleri yalının satılması umuduyla Müzeyyen’le iyi geçinmeye çalışsa da; Müzeyyen’in yalıyı satmamak konusundaki katı inadını ve kendisine tuhaf gelen eski geleneklerini görünce Müzeyyen’e soğuk ve mesafeli davranır. Suat’a da şayet annesine yalıyı sattıramayacaksa yalıdan ayrılmak istediğini söyler. Suat, annesine ne kadar dil dökse de yalıyı sattırmayı başaramaz.

Ayten ve Suat, Selim kendilerini affedip Suat’a yüksek gelirli ancak yoğun bir iş verince yalıdan ayrılıp kendi hayatlarını kurarlar. Suat, iş yoğunluğu yüzünden bebeğini bile doğru dürüst göremez. Şermin, ağabeyinin ve yengesinin sahip olduğu zengin yaşantısına imrenir. Ayten’in kendisine tanıştırdığı zengin bir erkekle ilişki yaşamaya başlar. Ancak çok geçmeden evlenme hayalleri yaptığı erkeğin kendisini kullandığını farkına varır.
Suat, Selim’e her şeyin para olmadığını ve işten ayrılacağını söyler. Ayten, bir trafik kazası yapar ve bebeklerinin ölümüne neden olur. Suat, nefret kustuğu Ayten’i terk eder ve yalıya gider. Annesinin en sonunda yalıyı sattığını öğrenir. Birlikte iskeleye doğru yürürler. Üzgün bir halde yalıya doğru yürüyen Şermin’le karşılaşırlar. Birbirleriyle kucaklaşan aile, kendilerine yeni bir hayat kurmak üzere tekrar kenetlenirler.

Comment / Yorum: 

Safa Önal’ın senaryosunu yazıp yönettiği Yalı, 22 Nisan 1992 yılında ölen Berkar İnanoğlu’nun yapımcılığını yaptığı son 2 filmden biri olur. Yalı, yapımcı Berker İnanoğlu ve başrolü üstlenen oğlu Sezer İnanoğlu’nun son ortak çalışmaları olur. Filmin görüntü yönetmenliğini Sedat Ülker, müziklerini Cahit Berkay yapar.
Filmde Nedret Güvenç haricinde kayda değer bir oyunculuk performansı yok. İlk ve son kez olgun haliyle sinema perdesinde gördüğümüz Sezer İnanoğlu’nun parlak çocuk oyuncu günlerinin oldukça gerisinde olduğu aşikar.

Oyunculukta özellikle 90’lı yıllarda aktif olan Meral Konrat ve Fulden Uras’ın da vasatı aşamadıkları söylenebilir. Filmde Yeşilçam emektarları Nilüfer Aydan ve Efkan Efekan’ı da yan rollerde izlemek mümkün. Ayrıca kaynaklarda yer almasa da Fikret Hakan’da filmde çok kısa bir süre rol almış.
Hatıralarına ve geleneklerine bağlı yaşayan yaşlı bir anne ile konforlu, keyifli bir hayat isteyen evlatlarının kuşak çatışmasını anlatan Yalı, gelenekçiliği haklı çıkartmaya çalışan, objektiflikten uzak bir film. Bu yüzden senaryo, değindiği güzel detaylara rağmen karşı çıktığı modern hayatın gerçekleri yüzünden tartışmaya açık bir hal almış.

Imdb note : 5.4                               My note : 5

16 Eylül 2013 Pazartesi

Un Chien Andalou / Un Perro Andaluz / Endülüs Köpeği (1929)

Director / Yönetmen:

Luis Buñuel (Louis Bunuel adıyla)

Screenplay / Senaryo:

Luis Buñuel
Salvador Dali

Cast / Kadro :

Simone Mareuil
Pierre Batcheff
Luis Buñuel
Salvador Dali
Robert Hommet
Marval
Fano Messan
Jaume Miravitlles

Subject / Konu:

8 yıl sonra.
Usturasını bileyen adam, balkona çıkar ve aya bakar. Ayın önünden geçen ince bulut sanki ayı ortadan ikiye keser. Elindeki usturayla kadının gözünü keser.
Kadın kıyafetini andıran tuhaf bir kıyafet giyen adam, sokakta bisikletiyle yol alır. Adamın boynunda asılı bir kutu durmaktadır. Pencereden adamın bisikletle geçmekte olduğunu gören kadın, adam yere düşünce aşağıya iner. Yerde yatmakta olan adamı öpücüklere boğar. Adamın tuhaf kıyafetlerini ve kutuyu yatağının üstüne düzgün şekilde koyar. Kapının önünde dikilen adamın elinde karıncalar dolaşır.

Sokakta kadının biri, elindeki sopayla yerde durmakta olan el parçasına dokunmaktadır. Polisler, kadının etrafındaki insanları kontrol etmeye çalışır. Yukarıdaki adam ve kadın, pencereden olanları seyrederler. Polis, yerdeki eli alıp bir kutuya koyar ve kadına teslim eder. Yolun ortasında duran kadına araba çarpar.
Yukarıdaki adamın cinsel dürtüleri harekete geçince yanındaki kadına sahip olmaya kalkışır. Ancak kadın, adama rıza göstermeyip direnir. Adam, kadının üzerine doğru gitmek ister. Ancak boynuna dolanan halatlara bağlı 2 piyano ve 2 peder gitmesini engeller. Piyanolarda 2 eşek ölüsü vardır. Adam kendisini zorlayıp hareket etmeyi ve kadına doğru gitmeyi başarır. Tam halatlardan kurtulup kadının üzerine gittiği sırada kadın kapıyı açıp dışarı kaçar. Adam, kadının peşinden gitmek isteyince kadın, adamın üzerinde karıncalar dolaşan elini kapıya sıkıştırır. Adam, yatağın üzerindeki elbiselerin içinde belirir.

Saat 3 civarı.
Kapı çalar. Kadın kapıyı açar. Fötr şapkalı bir adam, hiddetle içeri girer. Yatakta tuhaf elbiselerle yatmakta olan adamı kaldırır. Adamın üzerindeki tuhaf giysileri çıkartıp camdan dışarı fırlatır. Ardından adam duvarın köşesinde ellerini açıp durmasını söyler.
16 yıl önce.
Adam duvarın köşesinde dururken diğer adam bir kitap alır ve duvarın köşesinde duran adama verir. 2 adam birbirlerinin ta kendisidir. Kitabı veren adam, gitmek için kapıya doğru yönelirken elindeki kitaplar silaha dönüşen diğer adam silahlarını ateşleyip adamı vurur. Adam bir ormanın ortasında çıplak halde duran kadının sırtına dokunup düşer. Birileri gelip adamı taşırlar.
Kadın odasına girdiğinde duvara konmuş bir kelebek görür. Kelebek, kendisine zorla sahip olmaya kalkan adama dönüşür. Adam elini ağzına doğru götürür. Adamın ağzı yok olur. Kadın dudaklarına ruj sürdüğünde adamın ağzı boyanır. Kadın alaycı bir tavırla kapıyı kapatıp dışarı çıkar. Kendisini sahilde bulur.  El salladığı adamın yanına gider. Adam, kadına saatini gösterip soğuk davransa da kadın, adamın dudaklarını öperek gönlünü çalmayı başarır. Sahilde yürümeye başlarlar. Ayaklarına takılan kıyafetleri ve parçalanmış bir kutuyu alıp fırlatırlar.

Comment / Yorum: 

Sürrealizm akımının 2 önder ve dev ismi Luis Buñuel ve Salvador Dali’yi buluşturan Un Chien Andalou ya da bilinen diğer adıyla Un Perro Andaluz, sinema tarihinin en çok tartışılan filmlerinden biri oldu. Buñuel ve Dali’nin gördükleri rüyaları birbirlerine anlatması sonucu doğan film yapma fikri, ikilinin gerçekle düşü birbirine karıştırdığı, akla aykırı ve sahne devamlılığı olmayan bir senaryo yazmasıyla can bulur. Film, Luis Buñuel’in ilk yönetmenlik deneyimi olur. Buñuel ve Dali, filmde oyuncu olarakta yer alırlar.
Filmde çokça simgeleme kullanılır. Bazı sahneler arasında devamlılık varmış gibi görünmesine rağmen filmin bir kurgusu olduğundan söz edebilmek zor. Bu durum, Buñuel ve Dali’nin istedikleri anlatım tarzına ulaşmak için kasten yaptıkları bir seçim. Buñuel’in bu konuyla ilgili yorumu; açıklamaya imkan vermeyecek şekilde sahnelerin arka arkaya dizilmesiyle oluştuğu yönündedir.

Filmin kült sahnelerinden biri olan göz kesme sahnesinde inek gözü kullanılmıştır. Sessiz olan çekilen filme 1960 yılında Richard Wagner’in besteleri eklenerek film müziklendirilmiştir. 16 dakikalık film, Steven Jay Schneider’in “Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film” adlı kitabında yer alan en kısa süreli film oldu. Filmle ilgili en tuhaf not ise filmin başrollerini paylaşan Simone Mareuil ve Pierre Batcheff’in gerçek hayatlarında intihar ederek ölmeleri. Pierre Batcheff, 1932 yılında 24 yaşındayken aşırı dozda uyuşturucu kullanarak;  Simone Mareuil ise 1954 yılında 51 yaşındayken bir meydanda üzerine döktüğü benzini ateşleyerek intihar etmiştir.
Türkçeye “Endülüs Köpeği” diye çevrilen Un Chien Andalou, anlaşılmaz ve karmaşık oluşundan dolayı seyirciyi zorlayan ve ikiye bölen bir film oldu. Bu da ortaya filmin alt metinlerinden ve simgelemelerinden anlam çıkarmaya çalışan seyirci ile filmi bütünüyle anlamsız kabul edip bu anlamsızlığı rüyayla gerçeğin birbirine karışmasının sonucu olarak gören seyircinin fikir ayrılığına düşmesine neden oldu. Filmde 2 pederle dinin cinsellik önündeki bir engel olduğu şeklinde anlaşılabilir mesajlar yer alsa da; filmin bir bütün olarak anlaşılabilmesi olası görünmüyor. Bu kadar tartışılan, sevilen ve nefret edilen bir film, hakkında fikir edinmek için bile seyredilebilir.

Imdb note : 7.9                               My note : 6.5

15 Eylül 2013 Pazar

Ilık Dudaklar (1979)

Director / Yönetmen:

Çetin İnanç

Screenplay / Senaryo:

Adem Ayral

Cast / Kadro :

Figen Han
Kazım Kartal
Saadet Gürses
Turgut Özatay
Derya Sonay
Tevfik Şen
Ata Saka
Tevhit Bilge
İhsan Gedik
                                                             Zeki Sezer
                                                             Çetin Başaran

Subject / Konu:  

Evlenip Almanya'ya giden ancak kocasının içkisinden, kumarından ve dayaktan bıkan Alev, baba evine geri döner. Namus düşkünü babası tarafından eve kabul edilen Alev, iş aramaya koyulur. Alev, iş aramak için gittiği yerlerde tacize uğrar.
Alev, kardeşi Kenan'ın Derya adında bir kadına tutulduğunu, bu kadın yüzünden kumar batağına saplandığını ve 60.000 lira borçlandığı Kemal'e 1 hafta içinde borcunu ödemek zorunda olduğunu öğrenir. Alev, Almanya'da biriktirdiği 20.000 lirayı verip Kenan'ın başını beladan kurtarabilmek için Kemal'le görüşmeye gider. Kemal, güzelliğinden etkilendiği Alev'in parasını almadığı gibi Kenan'ın da borcunu istediği zaman ödeyebileceğini söyler. Kemal'in kibar tavrı Alev'i etkiler. Kemal'in sevgilisi olan Derya, Kemal'in aleve olan ilgisini kıskanır. Kemal'in ablasına göz diktiğini anlayan Kenan, gidip Kemal'le kavga eder. Kemal, Kenan'ı bir odaya kapattırır. Kenan bu odada yeniden Derya'yla birlikte olur. Derya, Kenan'ın kaçmasına yardımcı olur.

Çalışma izni çıkan Kenan, Almanya'ya gider. Alev, Kemal'le buluşup Kenan'ın Almanya'da para kazanıp borcunu ödeyeceğini söyler. Kemal ise Alev'e Kenan'ın borcunu kendisine aşkıyla ödeyebileceğini söyler. Aşk yaşamaya ve birlikte olmaya başlarlar.
Kemal, Derya'nın Kenan'ın kaçmasına yardımcı olduğunu öğrenince Derya'yı öldürüp sokağa atar. Polis, Derya'nın katilini bulabilmek için harekete geçer. Kemal'in düşmanlarından biri, intikam alabilmek için Alev'i silahla tehdit eder. Birlikte Alev'in evine giderler. Alev, silah zoruyla adamla cinsel ilişkiye girer. Ardından Kemal'in evine gitmek üzere yola çıkarlar. Asıl kimliği tespit edilen Derya'nın otopsisi sonucu boğularak öldürüldüğü ortaya çıkar. Polis, Derya'nın katil zanlısı olarak Kemal'in peşine düşer. Polis, Kemal'in evine baskın yapmaya hazırlanırken Alev ve eli silahlı adam, Kemal'in evine girerler. Kemal, adamla kavgaya tutuşur. Adam, Kemal'i vuracağı sırada Alev, adamı vurarak öldürür. Kemal, Alev'in elindeki silahı alır ve kendisini tutuklamak için içeriye giren polislere cinayeti kendisinin işlediğini söyler. Polis, Kemal'i tutuklayıp götürürken Alev, Kemal'e kendisini bekleyeceğine dair söz verir.

Comment / Yorum: 

Adem Ayral’ın senaryosunu yazıp Çetin Başaran’ın yönettiği Ilık Dudaklar, 1978 yılında çekildi ve 1 Şubat 1979'da vizyona girdi. Filmin yapımcılığını İbrahim Mertoğlu’nun şirketi Mert Film, görüntü yönetmenliğini Dinçer Önal yaptı.
Ilık Dudaklar, Yeşilçam’da erotik filmlerin hüküm sürdüğü dönemin tipik örneklerinden biri. Bu yüzden oyunculuk, senaryo ve yönetmenlik namına pek konuşulacak birşey yok. Sadece erotik film sevenlere hitap edebilecek bir yapım.

Imdb note : - (Filmin imdb'de kaydı yok)                   My note : 2

14 Eylül 2013 Cumartesi

Satılmış Adam / Sold Man (1977)

Director / Yönetmen:

Remzi Jöntürk

Screenplay / Senaryo:

Safa Önal

Cast / Kadro :

Cüneyt Arkın
Perihan Savaş
Nejat Özbek
Simin Ghaffari (Simini Gaffari adıyla)
Mahmut Tahrani
Tuncer Necmioğlu
İsmail Hakkı Şen
İlhan Hemşeri
Nevin Nuray
                                                              İhsan Gedik
                                                              Hasan Ceylan
                                                              Oflaz Onur
                                                              Yadigar Ejder
                                                              Aydın Haberdar
                                                              Dündar Aydınlı
                                                              Ata Saka
                                                              Kadir Kök
                                                              Sönmez Yıkılmaz
                                                              Niyazi Vanlı
                                                              Niyazi Gökdere
                                                              Tevfik Şen
                                                              Mehmet Uğur
                                                              İhsan Özenç
                                                              Cevdet Balıkçı
                                                              Sabahattin İzgü

Subject / Konu: 

Halil, usta bir kiralık katildir. Aldığı en zor işleri bile kendine has yöntemlerle halleder. Mahmut Bey, Halil'i çağırtır. İstanbul'da Tezcan isimli bir gence aşık olup onunla kaçan kızı Zeynep'i sevgilisiyle beraber kendisine teslim etmesini ister. Fethiye'ye kaçmış oldukları bilgisini verir. Mahmut'un adamlarından Kurthan, Zeynep'i arar ve babasının kendisini yakalatmak için adam kiraladığını haber verir. Tezcan'ın babası, Mahmut'la telefonda konuşup barış sağlamak ister. Ancak Mahmut, kararından geri adım atmaz.
Halil, Fethiye'ye ulaşır ve kısa sürede Zeynep'le Tezcan'ın yerini öğrenir. 2 genci yakalar ve Mahmut'a götürmek üzere yola çıkar. Tezcan'ın babası, hem adamlarını hem de polisi peşlerine takar. Halil, izlerini kaybettirmek için dağı aşıp sahile çıkmaya karar verir. Belli bir süre gittikten sonra Tezcan'ın babasının adamları izlerini bulur. Halil vurulmasına karşın adamları haklamayı başarır. Zeynep'le Tezcan ise fırsattan istifade edip kaçarlar. Ancak Halil, kendilerini yine yakalar. Halil, bıçağıyla vücuduna saplanan kurşunu çıkarır. Zeynep, Halil'e pansuman yapar. Tezcan ise Halil'in yarasından faydalanıp Halil'in silahını ele geçirir. Zeynep'in yüreği, Halil'i yaralı şekilde bırakmaya el vermeyince yola beraber devam ederler. Halil, yine silahını ele geçirmeyi başarır.

Halil, Mahmut'u telefonla arayıp Kekova sahiline adamlarını gönderip Zaynep'le Tezcan'ı aldırabileceğini söyler. Halil, neden bu kadar acımasız olduğunu sorduğu Zeynep'e geçmişini, kendisinin de bir zamanlar sevdiğini, sevildiğini, çocuğunun olduğunu, normal bir insan gibi yaşadığını; ancak kendisine rahat vermeyen kirli geçmişi yüzünden hapse düşünce ve bir trafik kazasında eşi ölüp çocuğu sakat kalınca tekrar eskisi gibi kirli işler yapmaya başladığını anlatır.
Halil, Mahmut'un adamlarının karşısına yalnız çıkar ve Zeynep'le Tezcan'ı teslim etmeyeceğini söyler. Halil'in kurtulmaları için kendisini feda edeceğini anlayan Zeynep ve Tezcan, Halil'in ardından gelir. Halil, 2 genç aşığı tekneye bindirip Mahmut'un adamlarıyla silahlı çatışmaya girer. Zeynep ve Tezcan kurtulurken Mahmut'un adamlarını öldüren ağır yaralı Halil, can verir.

Comment / Yorum: 

Safa Önal'ın senaryosunu yazdığı, Remzi Jöntürk'ün yönettiği 1977 yapımı Satılmış Adam, kaçırılma odaklı bir macera filmi. Vural Pakel'in senaryosunu yazıp yönettiği ve başrollerinde yine Cüneyt Arkın ve Perihan Savaş'ın yer aldığı 1974 yapımı “Kuşçu” filmiyle büyük benzerlikler taşıyan film, özgün denilemeyecek hatta yeniden çevrim denebilecek kadar bahsi geçen filmle benzeşiyor. Filmin yapımcılığını Er Film, görüntü yönetmenliğini Orhan Kapkı, kurgusunu Necdet Tok yapmış.

1977 yılına tam 13 film sığdırmayı başaran Cüneyt Arkın, Satılmış Adam'la filmografisinin ana türü olan aksiyondan bir örnek daha sunmuş oluyor. Filmin fena sayılmayacak bir hikayesi var. Buna karşın dövüş ve çatışma sahnelerinde zaman zaman abartıya kaçıldığı ve geriye dönük anlatımlarda yeterince özenilmemiş olduğu dikkat çekiyor. Filmde rol alan İranlı oyuncular Simin Ghaffari ve Mahmut Tahrani, Cüneyt Arkın'ın 1977 yılında kendi yönettiği ve yine başrolü Perihan Savaş'la üstlendiği “Sevgili Oğlum” isimli filmin kadrosunda da yer alırlar. Tamamına yakını dış mekanlarda çekilmiş olan filmin en olumlu tarafı akıcı olması. Satılmış Adam, sıkılmadan seyredilebilecek vasat bir macera filmi.

Imdb note : 5                                 My note : 5

9 Eylül 2013 Pazartesi

The Enchanted Drawing (1900)

Director / Yönetmen:

J. Stuart Blackton

Cast / Kadro :

J. Stuart Blackton

 

 

 

Subject / Konu:


Adam, elindeki kalemle tuvale şişman bir erkek yüzü çizer. Tuvalin üst köşesine de bir şişe ve kadeh çizer. Adam, tuvalin içinden şişeyi ve kadehi alır. Kadehini doldurup içer. Tuvaldeki yüzde şaşkınlık ifadesi belirir. Bunu gören adam, şişeyi tuvaldeki yüzün ağzına götürür. Tuvaldeki yüz, şişeden içki içer ve gülümser.
Adam, bu sefer de tuvaldeki yüzün başına bir şapka çizer. Şapkayı çizdikten sonra tuvalden alır ve başına takar. Tuvaldeki yüzün ağzında duran puroyu da alır. Tuvaldeki yüz, sinirlenir. Adam da bunun üzerine önce şişeyle kadehi tuvale koyar. Sonra da puroyla şapkayı iade eder. Tuvaldeki yüz, keyifli bir hal alır.

Comment / Yorum:

James Stuart Blackton’un yönettiği ve başrolünü üstlendiği The Enchanted Drawing, animasyonun atalarından sayılabilecek, oldukça eğlenceli bir yapım. Filmin yapımcısı, ünlü mucit ve işadamı Thomas Edison'un şirketi Edison Manufacturing Company. Gösterim tarihi 16 Kasım 1900. Animasyonun ilk aşamalarını görme imkanı verdiği için kesinlikle izlenmeye değer bir film.

Imdb note : 6.9                               My note : 8.5

8 Eylül 2013 Pazar

Yazık Oldu Yarınlara (1974)

Director / Yönetmen:

Nejat Saydam

Screenplay / Senaryo:

Nejat Saydam
Burhan Bolan

Cast / Kadro :

Kadir İnanır
Mesut Engin
                                                                                       Nuray Belbüken
                                                                                       Aliye Rona
                                                                                       Nihat Ziyalan
                                                                                       Semih Sezerli
                                                                                       Hüseyin Zan
                                                                                       Erdoğan Seren
                                                                                       Nezihe Güler
                                                                                       Hüseyin Kutman
                                                                                       Osman Han
                                                                                       Niyazi Gökdere

Subject / Konu:

Tayfun, Bodrum’da süngercilik yapan bir gençtir. Annesi ve kardeşi Kemal’le birlikte yaşamaktadır. Kemal’in aşık olduğu Gül, Tayfun’u sevmektedir. Kimsesi olmayan Gül, garsonluk yapmaktadır. Çevresindeki insanlar, giyim tarzı ve rahat hareketleri nedeniyle Gül’ü hafif meşrep birisi olarak görmektedir. Bu kişiler arasında Tayfun ve Kemal’in annesi de vardır.
Tayfun da Gül’ün aşkına kayıtsız kalmaz. Birlikte olurlar. İstanbul’a gidip çevrenin kötü bakışlarından kurtulup yeni bir hayat kurmaya karar verirler. Otobüse binen Tayfun, yolcuların Gül’le ilgili yaptığı dedikoduları dinler. Gül’ün beklediği yerde otobüsün durup Gül’ü almasına izin vermez ve tek başına İstanbul’a gider. Bir inşaatta işe başlar.

Gül’ün perişan halde olduğunu ve Bodrum’dan ayrılmaya hazırlandığını gören Tayfun, Gül’e aşkını ilan edip evlenme teklif eder. Evlendikleri sırada Gül’ü bırakıp gittiği için vicdan azabı çeken Kemal, kasabaya döner. Kardeşiyle Gül’ün evlendiğini görünce Gül’le konuşmaktan vazgeçer. Etraftaki serserilerin tacizlerinden kardeşini ve Gül’ü korur.

Bodrum’a emlak alımı için gelen Reşit, Tayfun ve ailesinin evine de talip olur. Tayfun, evini satmaya razı olmaz. Gül, Tayfun tarafından sürekli dışlanmakta, Kemal’le de sadece kağıt üzerinde bir evlilik sürdürmektedir. Reşit, Gül’le yakından ilgilenmeye başlar. Dedikodular gittikçe artar. Tayfun’un annesinin Gül’ü Reşit’in evinde görmesiyle işler daha da kızışır. Gül ve Kemal boşanır. Gül, arkadaşı Memo ile birlikte Kuşadası’na gidip çalışmaya başlar. Bodrum’da Gül’e musallat olan serseriler Kuşadası’nda da genç kıza rahat vermezler. Gül’ü bulmak için Kuşadası’na gelen Tayfun, serserileri dövüp mekanı dağıtır. Gül işten kovulur. Tayfun, Gül’ü hala sevse de kardeşine karılık yaptığı için sevgisini göstermemektedir. Kemal, Gül’le sadece formalite icabı bir evlilik yaptıklarını söyleyince Tayfun artık sevgisini gizlemez ve tekrar Gül’e kavuşur.

Comment / Yorum:    

Nejat Saydam’ın senaryosunu Burhan Bolan’la yazıp yönettiği Yazık Oldu Yarınlara, ismini dönemin popüler İlhan İrem şarkısından alan ve film boyunca da sanatçının şarkılarına bol bol yer veren bir yapım. Filmin yapımcılığını Acar Film, görüntü yönetmenliğini Melih Sertesen üstlenmiş. Film, 1 Ekim 1974 tarihinde gösterime girmiş.

Filmin başrollerinde zirve dönemine hızla yaklaşan Kadir İnanır, dönemin popüler isimlerinden Mesut Engin ve 1974 yılında 2 film çevirdikten sonra bir daha ortalarda görünmeyen Nuray Belbüken yer alıyor. Yan kadroda göze çarpan isimler ise Aliye Rona ve Nihat Ziyalan.
Yazık Oldu Yarınlara, zaten sıradan sayılabilecek bir hikayenin pekte özenli işlenmemiş bir hali. Kadir İnanır filmografisinin zayıf sayılabilecek ve popüler olmayan filmlerinden biri.

Imdb note : 6.2                               My note : 4

7 Eylül 2013 Cumartesi

La Pyramide De Triboulet / The Human Pyramid (1899)

Director / Yönetmen:

Georges Méliès
 

Screenplay / Senaryo:

Georges Méliès
 
 
 
 

Subject / Konu: 

Sihirbaz, 4 basamaklı büyük bir tahtın en üst basamağında belirir. Tahttan hızlıca aşağıya iner. Sihrini kullanır ve bir sandık yaratır. Sandığın kapağını açar. Sandığın içi boştur. İçi boş olan sandığı kapatır. Sandığın kapağını tekrar açtığında sandıktan bir adam çıkar. Adam, tahtın 2. basamağına çıkıp oturur. Sihirbaz, yeniden sandığın kapağını kapatıp açar. Sandıktan yine bir adam çıkar. Adam, tahtın 2. basamağında oturan adamın yanına çıkıp oturur. Sihirbaz, aynı işlemi tekrarlayarak sandıktan bir adam daha çıkartır. Sandıktan çıkan adam ayakta durur. Sihirbaz bu sefer ayakta duran adamın arkasından 2 adam daha çıkartır. 3 adam, tahtın 3. basamağına otururlar. Sihirbaz, sandığın kapağını açıp yine bir adam çıkartır. Ayakta duran adamın arkasından bu sefer 3 adam daha çıkartır. 4 adam, tahtın alt basamağına otururlar. Sihirbaz, sihrini kullanır önce sandığı yok eder, sonra bütün adamları kadına dönüştürür. Tahtın arkasına geçen Sihirbaz, tahtın en üst basamağına tırmanıp 9 kadının üstünde tahta oturur.

Comment / Yorum:   

Georges Méliès’in senaryosunu yazıp yönettiği La Pyramide De Triboulet ya da diğer bilinen adıyla The Human Pyramid, 1899 yapımı fantastik bir film. Kaynaklarda filmin oyuncu kadrosuna dair herhangi bir bilgi yer almıyor. Film, Méliès filmlerinde izlemeye aşina olduğumuz kısa bir sihirbazlık gösterisinden ibaret. Méliès, 1 dakika bile sürmeyen bir filme başarılı bir sihirbazlık gösterisi sığdırmayı başarmış.

Imdb note : 5.6                               My note : 7.5

6 Eylül 2013 Cuma

Şehzade Sinbad Kaf Dağında / Şehzade Sinbad (1971)

Director / Yönetmen:

Muharrem Gürses

Screenplay / Senaryo:

Muharrem Gürses

Cast / Kadro :

Fikret Hakan
Eva Bender
Erol Taş
Suna Pekuysal
Perihan Savaş
Abdullah Ferah
Muharrem Gürses
Ayton Sert
Faik Coşkun
                                                            Şener Şen
                                                            Arap Celal
                                                            Süheyl Eğriboz
                                                            Sönmez Yıkılmaz
                                                            Yaşar Şener
                                                            Kubilay Hakan
                                                            Reşit Çildam
                                                            Yılmaz Kurt
                                                            Mustafa Yavuz
                                                            Cevdet Özalaş
                                                            Niyazi Vanlı

Subject / Konu:

Sinbad, Zebra'nın büyücük yapmakla suçladığı ve kellesinin vurulmasına karar verdiği prens Gökçebay'ı son anda kurtarır. Çocukluğundan beri haksızlık eden kişilerle uğraşmayı huy edinen Sinbad, prensin isteği üzerine başından geçen olayları anlatmaya başlar.
Çocukluğunda yolunu kaybeden ve bir hayli acıkan Sinbad, Balkız ve sevgilisinin eğlenip ziyafet çektikleri evin kapısını çalar ve yardım ister. Balkız, Sinbad'ı tersleyip kovar. Balkız'ın kocası beklenenden erken eve dönünce; Balkız, sevgilisini sandığın içine saklar. Herşeye gözleriyle şahit olan Sinbad, tekrar evin kapısını çalar. Balkız'ın kocası Sinbad'ı içeri davet eder. Balkız yemekleri saklamaya çalışsa da; Sinbad, sihirbazının kendisine yemeklerin yerini bildirdiğini söyler ve yerini bildiği yemekleri bulup dışarı çıkarır. Yemeğin ardından sandığın sihirli olduğunu söyleyen Sinbad, bir kese altın karşılığı sandıkla birlikte evden çıkar. Sandıkta gizlenmekte olan adamı da altın karşılığı dışarı çıkarır. Sinbad, kurtardığı adamla baba - oğulmuş gibi rol yapıp geceyi geçirmek üzere bir hana yerleşir. Hancının deli oğlu, Sinbad'ı ve adamı öldürmek üzere odalarına gelir. Yatağın altına gizlenen Sinbad, öldürülmekten kurtulmayı başarır.

Sinbad, prens Gökçebay'ın Kaf Dağı padişahının oğlu olduğunu ve yerini bildiği büyük hazine yüzünden ölüm tehlikeleri atlattığını öğrenir. Gökçebay'la konuşurken çığlık sesleri duyar ve sahibi tarafından tecavüz edilmeye çalışılan bir köleyi kurtarır. Genç ve güzel kölenin diyetini sahibine öder ve onu azad eder.
Sinbad, Gökçebay'la birlikte köle pazarına gider. O sırada esir edilmiş bir prenses olan Sultan Mircan, satılmaktadır. Hiç parası olmamasına karşın 4400 altınla en yüksek teklifi veren Sinbad, mezat yerinde Gökçebay'la birlikte çaldığı altınlarla Mircan'ı özgürlüğüne kavuşturur. Mircan, Sinbad'ın elindeki izi görür ve Sinbad'ın abisi olduğunu anlar. Sinbad, isyankar olduğu için öldürülmesine karar verilen Kara Kaplan'ın da diyetini öder ve onu da özgürlüğüne kavuşturur.
Sinbad, mezat yerinde gördüğü Sultan Zaliha'ya aşık olur. Sinbad, Sultan Zaliha'nın babasını tahta geçirebilmek için çok yaşlı bir adamla evlendiğini öğrenir. Zaliha'nın kızkardeşi olan Sultan Zerefşan'ı yılan sokar. Sinbad, zehri emer ve Zerefşan'ı kurtarır. Bunu duyan Zerefşan'ın babası kızını Sinbad'la evlendirmeye karar verir. Ancak gönlü Zaliha'da olan Sinbad, bu duruma razı değildir.

Gökçebay ve Mircan kaldıkları odadan kaçırılırlar. Prensi ve sultanı kaçırtan Kasım, Kaf Dağı hazinesinin peşindedir. Kahinden oğlu Gökçebay'ın tehlikede olduğunu öğrenen Kaf Dağı padişahı, oğullarından birini Gökçebay'ı kurtarması için yollar. Kasım, Mircan ve Gökçebay'a esirlerini yaptığı işkenceleri izletir. Gökçebay'la Mircan'ın kaçırıldığını haber alan Sinbad, Kara Kaplan'la birlikte yola çıkar. Kaf Dağı padişahının oğlu, kardeşi Gökçebay'ı kurtarmaya çalışırken öldürülür. Gökçebay ve Mircan, kurtulurlar. Kasım, askerleri sayesinde Sinbad'ın elinden kurtulmayı başarır.
Gizlice saraya gelen Kasım, Zerefşan'ı öldürür. Sinbad, Kasım'ın peşine düşer. Ancak Kasım, yine kurtulmayı başarır. Törelere göre Zerefşan öldüğü için Sinbad'da karısıyla birlikte diri diri gömülmek zorundadır. Sinbad öldürüleceği sırada Zaliha gelir ve kocası öldüğü için kendisinin de diri diri gömüleceğini söyler. Bu sırada Kasım ve adamları saraya gelir. Sinbad, kılıcını çeken Kara Kaplan'la birlikte muhafızların elinden kurtulur. Kasım, hükümdarı ele geçirir. Tahta oturmaya gider. Adamlarına da Zaliha’yı kaçırmalarını emreder.

Kaf Dağı Padişahı, bir hayal şeklinde Sinbad ve Gökçebay’a görünür. Sinbad’a Periler Mağarası’na koşmasını, mağarada Kraliçe Mahnamara’nın olduğunu, ona yenilmemesi gerektiğini anlatır. Kraliçeyi alt etmenin yolunun elindeki asayı almak olduğunu söyler. Ardından Kaf Dağı’na gelmelerini, orada kendisine vereceği altın kılıçla Zaliha’yı kurtarabileceğini söyler. Sinabd ve Gökçebay, Periler Mağarası’na doğru yol alırlar.
Kasım, padişahın dilini koparttırır. Zaliha’ya da sahip olmaya çalışır. Zaliha ise Kasım’ı kandırıp oyalamayı başarır.
Sinbad ve Gökçebay mağaraya vardıklarında Mahnamara, Sinbad’ı tanır ve kendisini arzuladığını söyler. Gökçebay, fırsattan istifade edip Mahnamara’nın asasını ele geçirir ve onu etkisiz hale getirir. Sinbad ve Gökçebay, asanın gücüyle Kaf Dağı’na giderler. Kaf Dağı Padişahı, Sinbad’a vereceğini söylediği altın kılıcın, kendi aklı olduğunu; güzel günlerin yaklaştığını, ancak sabırlı olması gerektiğini söyler.
Kasım, kendisini oyaladığını anladığı Zaliha’yı öldürmeye kalkışır. Tam bu sırada ortaya çıkan Sinbad, Kasım’ı kılıcıyla öldürür ve Zaliha’yı kollarına alır.

Comment / Yorum:   

Muharrem Gürses’in yazıp yönettiği Şehzade Sinbad Kaf Dağında ya da diğer bilinen adıyla Şehzade Sinbad, fantastik bir macera filmi. 1971 yapımı filmin yapımcısı Turgut Akınvar’ın kurmuş olduğu Akın Prodüksiyon. Başrolü Fikret Hakan’ın üstlendiği filmde hiçte küçümsenmeyecek bir oyuncu kadrosu var.  
Diğer önemli rollerde Eva Bender, Erol Taş ve Suna Pekuysal gibi tanınmış oyuncular var. Film ayrıca henüz 16 yaşında olan Perihan Savaş’ın ilk filmi olma özelliğini taşıyor. Filmde, kariyerinin ilk dönemlerinde küçük rollerde izlediğimiz Şener Şen’i de görebilmek mümkün.
Şehzade Sinbad Kaf Dağında, her ne kadar fantastik bir deneme olması nedeniyle dikkat çekici olsa da başarısız sayılabilecek bir film. Senaryo oldukça sıradan. Filmin görüntü kalitesi de düşük. Türün meraklılarının ilgisini çekebilir.

Imdb note : 6.4                               My note : 4