Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

1996 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1996 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2012 Cuma

The Island of Dr. Moreau / Dr. Moreau'nun Adası (1996)

Director / Yönetmen:

John Frankenheimer

Screenplay / Senaryo:

Richard Stanley
Ron Hutchinson

Novel / Kitap:

H. G. Wells (from "The Island of Dr. Moreau")

Cast / Kadro :

Marlon Brando
Val Kilmer
David Thewlis
Fairuza Balk
                                                            Daniel Rigney
                                                            Temuera Morrison
                                                            Nelson De La Rosa
                                                            Peter Elliott
                                                            Mark Dacascos
                                                            Ron Perlman
                                                            Marco Hofschneider
                                                            Miguel Lopez
                                                            Neil Young
                                                            David Hudson
                                                            Clare Grant
                                                            Kitty Silver
                                                            Fiona Mahl
                                                            William Hootkins
                                                            Agoes Soedjarwo
                                                            Ron Vreeken
                                                            Lou Horvath

Subject / Konu:

Uçakları Jawa denizine düşen 3 adam, bir botta hayatta kalmaya çalışırlar. 2 adam arasında su matarası yüzünden kavga çıkar. Bu kavga ikisininde ölmesiyle sonuçlanır. Botta tek başına kalan Edward, bilincini yitirir. Gözlerini açıp kendisine geldiğinde başındaki veteriner Montgomery'den bir geminin kamarasında olduğunu öğrenir. Montgomery, öncelikle Doktor Moreau'nun adasına uğramak zorunda olduklarını, adaya uğradıktan sonra telsizle yardım isteyebileceklerini söyler.
Adaya varırlar. Kafesler içinde getirilen hayvanlar adaya taşınır. Edward, Dr. Moreau'nun kazandığı ödülleri görür. Ödüllerin arasında Nobel'de vardır. Dr. Moreau'nun kızı Aissa'yyla tanışan Edward, Montgomery'den Dr. Moreau'nun 17 yıl önce hayvan hakları savunucuları tarafından Amerika'dan sürülünce bu adaya geldiğini ve çalışmalarına burada devam ettiğini öğrenir.
Montgomery, Edward'ı odasına kilitler. Kilidi açıp odadan çıkmayı başaran Edward, adada dolaşmaya başlar. Girdiği laboratuvarda insanla hayvan karışımı yaratıklar görür ve dehşete kapılır. Edward kaçmaya başlar. Aissa, adada gördüklerini anlatmaması karşılığında Edward'ı adadan kaçırmaya çalışır. Yaratıklar peşlerine düşer.
Yardım için yasa söyleyene gittikleri sırada Dr. Moreau ve adamları gelir. Edward ilk başta yaratıklardan korksa da Dr. Moreau tarafından yatıştırılır ve birlikte tesislere geri dönerler. Dr. Moreau, güneşe alerjisi olduğu için cildine sürdükleriyle tuhaf görünmektedir. Dr. Moreau, Edward'a gördüğü yaratıkları insan genleriyle hayvan genlerini birleştirerek ortaya çıkarttığını anlatır. Edward, Dr. Moreau'yu yaptığı çalışmalar için eleştirir.
Lo - Mai isimli yaratık, isyankar tavırlarda bulunur ve adada diğer canlılardan birini öldürür. Dr. Moreau, Lo - Mai'yi affetmek üzereyken; yaratıklardan biri, Lo - Mai'yi işlediği suç yüzünden öldürerek cezalandırır. Sırtlan, Lo - Mai'nin yakılan cesedinde bir çip olduğunu görür ve kendi bedeninde de aynı çipten olduğunu farkeder. Çipi bulup çıkartır. Diğer çipini çıkarttığı yaratıklarla birlikte Dr. Moreau'nun yanına gider. Dr. Moreau, tehlikede olduğunu anlar ve şok cihazını kullanmayı dener. Ama çipleri sökülmüş yaratıklar etkilenmezler. Dr. Moreau'ya saldırırlar ve yaratıcılarını yerler.
Dönüşüm geçirmeye başlayan Aissa, durumunu geriletebilen aşıyı bulması için Edward'tan yardım ister. Edward aşıyı ararken; gemide bilinçsizken kendisi üzerinde de işlemler yapıldığını öğrenir.
Montgomery delirir. Yaratıklar silahlanır ve Montgomery'yi vurarak, Aissa'yı asarak öldürürler.Yaratıklar, adayı talan edip birbirini öldürmeye başlar. Ortalığı karıştıran sırtlan yaralandıktan sonra kendisini ateşler içine atar. Çatışma biter. Bir sala binen Edward, adadan korkunç anılarıyla ayrılır.

Comment / Yorum:

1977 yapımı aynı isimli film, her ne kadar çoğu kaynakta H. G. Wells'in The Island of Dr. Moreau, adlı romanının ilk uyarlaması olarak gösterilse de; aslında romanın ilk uyarlaması 1932 yapımı "Island of Lost Souls" isimli filmdir. 1996 yılında çekilen ve Hollywood'un kapris deyince akla ilk gelen oyuncularından olan Marlon Brando ve Val Kilmer'ı bir araya getiren romanın bu 3. sinema uyarlaması tahminen 40.000.000 dolara mal oldu. Film, seyircide yarattığı büyük hayal kırıklığına karşın 42.000.000 dolar hasılat elde etti ve en azından maliyetini karşılamış oldu. Film 1996'da yani romanın yazılışının 100. yılında vizyona girdi.
Film, o kadar kötü bulundu ki; gerek yönetmen John Frankenheimer gerekse başını Marlon Brando'nun çektiği oyuncular için bir dibe vuruş oldu. Film, 1997 yılında sinema dünyasının en kötülerinin seçildiği Razzie Awards'ta tam 6 dalda Altın Ahududu'ya aday gösterildi. Çoğu sinema otoritesinin gelmiş geçmiş en büyük aktör olarak gösterdiği Marlon Brando, "En kötü yardımcı erkek oyuncu" dalında Altın Ahududu'ya layık görüldü.
Filmin tuhaf taraflarından biri de Marlon Brando ve Val Kilmer gibi 2 dev ismi bir araya getirip başrolü David Thewlis'e vermek oldu. Filmde ayrıca Mark Dacascos ve Ron Perlman gibi tanınan isimler de yer aldı. Ron Perlman, filmde oynamyı idolü Marlon Brando'yla birlikte çalışabilmek için kabul etti.
Marlon Brando ve Val Kilmer, film çekimlerinden önce İrlanda'da birlikte tatil yaptılar. David Thewlis, film çekimleri sırasında attan düşüp bacağını kırdı. Thewlis, filmin çok kötü olduğunu düşündüğü için filmi asla seyretmedi.
Film, elinizdeki hikaye, oyuncu kadronuz ve bütçeniz ne kadar iyi olursa olsun, şayet yanlış kişilerce işlenirse sonucun koca bir hüsran olacağını bariz şekilde gözler önüne seriyor.

Imdb note : 4.2                              My note : 3.5

11 Şubat 2012 Cumartesi

80. Adım (1996)

Director / Yönetmen:

Tomris Giritlioğlu

Screenplay / Senaryo:

Mehmet Eroğlu

Novel / Kitap:

Mehmet Eroğlu (from "Yarım                                                                                                           Kalan Yürüyüş")

                                                                                      Cast / Kadro :

                                                                                       Zuhal Olcay
                                                                                       Levent Ülgen
                                                                                       Haluk Bilginer
                                                                                       Derya Alabora
                                                                                       Emre Baykal
                                                                                       Hümeyra
                                                                                       Civan Canova
                                                                                       Meral Çetinkaya
                                                                                       Altan Erkekli
                                                                                       Tunca Yönder
                                                                                       Selçuk Yöntem
                                                                                       Aytaç Yörükaslan
                                                                                       Taner Barlas

Subject / Konu:

Savcı ve yardımcısı, 3 kurşunla vurulan ve komada olan Korkut Laçin'in nasıl ve kim tarafından vurulduğunu araştırmaya başlar. Bu araştırma süreci geçmişe doğru uzanır.
Korkut, 1978 yılında Bangkok'tayken ambarda geçen 10 dakikada neler yaşandığını hatırlamaya çalışmaktadır. 1983 yılında İstanbul'da olan Korkut, sürekli o zaman dilimiyle ilgili kabuslar görmekte olduğu için sahte pasaport çıkarıp, tekrar Bangkok'a dönüp gerçeği öğrenme arzusundadır. Kendisine bıçakla saldıran Portekizli denizcilerin söylediği gülmüşsün lafı, zihninden çıkmaz.
1975 yılında okulun kimya labarutavarı Korkut ve arkadaşları tarafından yakılır. Kanaryaların yanmaması için geride kalan ve yakalanan Korkut, olayın tüm sorumluluğunu üstüne alır.
Savcı, Korkut'u hastahaneye getiren Lerzan'ın ifadesini alır. Lerzan, kocası Sedat Bender'i bulmak için ilk kez evlerinde parti verdikleri gece gördüğü Korkut'la tanışmasını anlatır. Korkut'un Sedat'ta bulunan emanetini geri almak istediğini söyler. Lerzan, Korkut'a kendisini parti işlerine veren Sedat'tan 6 aydır ayrı olduğunu anlatır. Korkut, Bangkok'tan Türkiye'ye iade edildiğinde bir süre hapishanede yatar.
Çocukluğundan beri korku nedir bilmeyen Korkut, yetimhane günlerinden beri çevresindekilerin sorumlulukların yüklenerek onların kötü hissetmelerine neden olmuştur. Korkut, çocukluğunda yetimhanede kanaryalarla konuşan tek çocuktur. Bir ağaçtan daracık bir kuyuya atlayacak kadar da gözü karadır.
Savcının yardımcısı, Korkut'un eski bir arkadaşıyla görüşür. Arkadaşı, Korkut'un hayatında tanıdığı en cesur adam olduğunu, labaratuvar yangınından sonra hayatının mahvolduğunu, eğer bu problemle karşılaşmamış olsa Sedat'ın kızkardeşi Aslı'yla nişanlanacağını anlatır. Aslı'nın bu sürecin ardından Korkut'un da arkadaşı olan Hasan'la evlendiğini ekler.
Aslı ifadesinde Korkut'u yıllar sonra tekrar annesinin evinde gördüğünü anlatır. Korkut'un ölen annesiyle ilişkisi olduğunu söyler.
Savcıya ifade veren Hasan, 1978'teki gözaltı sürecinde Korkut'un tüm işkencelere göğüs gererek polislerin kendisine dokunmasını engellediğini ve işkencelere güldüğünü anlatır. Tekrar karşılaştığı Korkut'un da kendisine işkence gördüğü sırada gülüp gülmediğini sorduğunu söyler.
Korkut, emanetini alabilmek için Sedat'ın evine tekrar gider. Lerzan, Korkut'la yakınlaşmaya çalışır. Korkut, Sedat'taki emanetinin Portekizli denizci arkadaşından kalan eşyaların yer aldığı bir bavul olduğunu söyler. Bu bavulu Korkut'un arkadaşı Dehler, Korkut hapisteyken Yunanlı bir denizci aracılığıyla Sedat'a göndermiştir.
Korkut gemide çalıştığı sırada, Portekizli gemici Raoul'un kedisi yüzünden gemidekilere kuduz bulaşmaması için Raoul ambara kapatılır. Gemi okyanusun ortasında bulunduğu ve aşı ulaştırılamadığı için Raoul'un öldürülmesine karar verilir. Bu görev Korkut'a aittir. Raoul'u öldürmek için ambara giden Korkut, Raoul'u öldürdüğü sırada güler. Bu zaman dilimi Korkut'un hatırlayamadığı zaman diliminin ta kendisidir. Raoul, ölmeden önce odasındaki resimlerinin ve yazdığı mektubun ailesine gönderilmesini ister.
Lerzan ve Korkut, bavulu aramaya kavulurlar. Geldikleri evde Sedat'ı karşılarında bulurlar. Sedat, annesiyle ilişki yaşadığı, kız kardeşinin aşık olduğu ve herşeyi üstlenerek hiçbir zaman sorumluluk almalarına izin vermediği için nefret ettiği Korkut'a silah çeker. Sahte pasaport alamaması için aracıyı ihbar ettiğini söyler. Korkut, bir boğuşmanın ardından bavulu bulur. Gitmek üzereyken Aslı tarafından vurulur.
Savcı, olaylar açıklığa kavuşunca hastahaneye gider. Komadaki Korkut ölür.

Comment / Yorum:

Yapımcılığını Trt'nin üstlendiği 1996 yapımı film, Mehmet Eroğlu'nun "Yarım Kalan Yürüyüş" adlı romanından sinemaya uyarlanmış. Senaryo karmaşık olmakla beraber zaman zaman sıkıcı, zaman zamansa sürükleyici bir hal alabiliyor. Korkut karakterinin ekseninde ilerleyen film, Korkut'un hayatındaki karakterlerin hikayeye girmesiyle; mevcut soruları cevaplamak yerine yeni soru işaretlerini filme ekliyor. Sorular ancak filmin son bölümünde net cevaplara kavuşuyor. Aslında Korkut'un tek amacının Raoul'u öldürürken gülüp gülmediğini öğrenmeye çalışıyor olması, bu kadar yoğun ve karmaşık ilerleyen bir film için oldukça basit ve hafif kalan bir amaç. Bu açıdan senaryoda tutarsızlıklar olduğu söylenebilir.
Başrolü Levent Ülgen'in oynadığı film, müthiş isimlerden oluşan bir oyuncu kadrosuna sahip. Zuhal Olcay filmdeki performansıyla 19. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde "En iyi kadın oyuncu" ödülü, Hümeyra ise 8. Ankara Film Festivali'nde "En iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülü kazandı.
Sinema salonlarında sadece 5200 kişinin izlediği film, 8. Ankara Film Festivali'nde "Seçiciler Kurulu Özel Ödülü", 15. İstanbul Film Festivali'nde "En iyi film" ve "En iyi yönetmen" ödülü ve 19. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde "En iyi 5. film" ödülünü kazanmayı başardı.
Filmin koordinasyonunu Gül Muyan'la birlikte sağlayan; ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz.
80. Adım, izlerken seyirciyi yoran, konsantre olarak izlenirse daha net kavranabilecek ve içine girilebilecek bir film. Farklı konusu ve zengin oyuncu kadrosu için seyredilebilecek bir yapım.

Imdb note : 5.3                              My note : 6