UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.
Sara Gay Forden (from “The House of Gucci: A Sensational
Story of Murder, Madness, Glamour and Greed”)
Cast / Kadro:
Lady Gaga
Adam Driver
Jeremy Irons
Jared Leto
Jack Huston
Alexia Murray
Camille Cottin
Vincent Riotta
Salma Hayek
Al Pacino
Subject / Konu:
Bir nakliyecinin kızı olan Patrizia Reggiani, arkadaşlarıyla
gittiği partide tanıştığı ve etkilendiği Maurizio Gucci’nin peşine düşer. Avukatlık
eğitimi alan Maurizio, varlıklı bir ailenin oğludur.
Patrizia, sakin ve utangaç bir yapıya sahip olan Maurizio’nun
ilgisini çekmeyi başarır. Maurizio’nun babası Rodolfo, Patrizia’yı servet
avcısı olarak görür. Patrizia’yla evlenmeye karar veren Maurizio, ailesinden
uzaklaşır.
Beceriksiz oğlu Paolo’dan ümidi kesen Aldo Gucci, ümit
vadeden yeğeni Maurizio’yla yakınlaşır ve işlere dahil olmasını ister. Zenginlik
ve lüksle gözü boyanan Patrizia, Maurizio’ya işi sahiplenmesi için baskı yapar.
Amcası ve kuzenini saf dışı bırakarak şirketin çoğunluk
hissesine sahip olan Maurizio, değişmeye başlar. Sınıfsal farklılıkları bulunan
eşinden uzaklaşıp başka bir ilişkiye yelken açar.
Şirket gelirlerinin maddi beklentileri karşılayamaması
nedeniyle Maurizio, hisselerini satmaya zorlanır. Yaşanan gelişmeler sonrası kıskançlık
ve öfke nöbeti geçiren Patrizia, büyücüsü Pina’dan kendisine yardım etmesini
ister.
Comment / Yorum:
House of Gucci, Sara Gay Forden tarafından yazılan ve gerçek
bir hikayeye dayanan The House of Gucci: A
Sensational Story of Murder, Madness, Glamour and Greed kitabından sinemaya
uyarlandı.
Filmi yönetmesi için başta Martin Scoresese’nin adı geçse de,
yönetmen koltuğuna Ridley Scott oturdu. 75.000.000 dolar bütçeyle İtalya’da
çekilen House of Gucci, dünya çapında 151.750.198 dolar hasılat elde etti.
Patrizia Reggiani rolü için Lady Gaga’dan önce Angelina
Jolie, Anne Hathaway, Marion Cotillard, Penelope Cruz, Margot Robbie ve Natalie
Portman gibi aktrislerin ismi geçti. Maurizio Gucci rolü için Christian Bale ve
Chris Evans düşünüldü. Rodolfo Gucci rolü için ilk düşünülen isimse Robert De
Niro’ydu. Ancak roller, Adam Driver ve Jeremy Irons’a gitti.
2 saat 38 dakikalık yapımın sürprizden uzak bir akışı var. Bu
nedenle zaman zaman oyunculuklar, senaryonun önüne geçiyor. Senaryo gereği,
Lady Gaga ön planda ve rolün hakkını veriyor. Adam Driver’da abartıdan uzak ve doğal
oyunculuğuyla övgüyü hak ediyor.
Son dönemde güçlü yardımcı karakterlere hayat
veren Al Pacino, Aldo Gucci rolünde son derece başarılı. Aynı şeyleri, Jared
Leto’nun karikatürize oyunculuğu için söylemekse mümkün değil. Filmden kesilen sahneler
arasında Lady Gaga ve Selma Hayek’in ilişki sahnesi oldukça merak uyandırmış
durumda.
House of Gucci, fırtınalı Patrizia Reggiani ve Maurizio
Gucci ilişkisi özelinde moda devi Gucci’nin inişli çıkışlı yolculuğunu da gözler
önüne seriyor. Ancak yapımın beklentilerin altında kaldığını belirtmek gerek. Çeşitli
kategorilerde Bafta ve Altın Küre adaylıkları olan yapımın Oscar yarışında
güçlü bir aday olmayacağı söylenebilir.
Mina ve Jude, bir Çin lokantasının tuvaletinde mahsur kalıp tuhaf
bir şekilde tanışırlar. Kısa sürede sevgili olurlar. Mina hamile kaldıktan
sonraysa evlenirler. Mina zayıf bir bünyeye sahiptir. Vegan olduğu için de
gerekli seviyede beslenememektedir. Rahatsızlanıp hastaneye kaldırılınca
bebeğin gelişiminin yetersiz olduğu ortaya çıkar. Ancak Mina, Jude’un
ısrarlarına karşın yardım almayı kabul etmez ve her şeyi inançları ve
hisleriyle yapmaya çalışır.
Mina’nın zayıf bünyesi, doğum sürecinin sancılı olmasına
neden olur. Mina, bebeği 7 ay boyunca dışarı çıkarmaz ve vegan usullerle
besler. Çevrelerinden uzaklaşırlar. Jude, bebeği habersizce hastaneye götürür
ve gelişiminin yetersiz olduğunu öğrenir. Doktor acilen et ve takviye besin
der. Ancak yeni beslenme yöntemi de kar etmez. Çünkü Mina, bebeğe sindirimi
engelleyici bir hap vermektedir. Jude bu durumu öğrenince Mina’ya tokat atar.
Mina’nın tuhaf davranışları devam eder. Jude, bebeğini
kurtarabilmek için önce sosyal yardıma başvurur. Sonra da bebeği annesinin
evine kaçırır. Ancak Mina’da boş durmaz ve beslenmesini durdurmaya çalıştığı
bebeği şiddet gördüğünü bildirip geri alır. Yaşanan olaylara şahit olan Jude’un
annesi, oğlu ve torunu için tek kurtuluş yolunun Mina’nın ortadan kaldırılması
olduğuna karar verir…
Comment / Yorum:
Saverio Costanzo’nun senaryosunu Marco Franzoso’nun “Il
Bambino Indaco / The Indigo Child” adlı romanından uyarladığı ve yönettiği
“Hungry Hearts / Aç Kalpler”, yönetmenin 4. uzun metrajlı sinema filmi. Filmin
çekimleri New York’ta gerçekleştirilmiş. Başrolleri canlandıran Adam Driver ve
Alba Rohrwacher ile yardımcı rolde izlediğimiz Roberta Maxwell oldukça başarılı
performanslara imza atmışlar. Zaten filmin de bu 3 karakter üzerine kurulu olduğu
söylenebilir.
Hungry Hearts, her ne kadar neşeli başlasa da, ağırlıklı
olarak depresif bir film. Senaryo sürprizden uzak ve nereden başlayıp nereye
gideceği kolayca anlaşılır bir hikayeye sahip. Filmde belirgin bir tempo sorunu
da var. Filmin başlangıç bölümüyle devam ve final bölümleri arasında ciddi bir
tempo farkı var. Bu durum seyri zorlaştırıyor. Müzik seçimlerinde yönetmenin
İtalyan oluşu etkili olmuş gibi gözüküyor. Venedik Film Festivali’nde tam 5
ödül birden kazanan filmin alt metinlerinde vegan yaşam tarzına eleştirel bir
bakış sergileniyor. Film romanı okuyup beğenenlere ve roman uyarlamalarından hoşlananlara hitap edebilir.
1961 yılı. Folk şarkıcısı Llewyn, geceyi geçirdiği Profesör
Gorfein’in evinden ayrılırken kapıyı kapattığı sırada evin kedisi dışarı fırlar.
Mecburen kediyi yanında götürmek zorunda kalır. Kalacak yeri olmadığından iki
sevgili olan Jim ve Jean’in evine kalmak için gider. Llewyn’e sürekli nefret
kusan Jean, hamile olduğunu ve hem Jim’le hem de kendisiyle birlikte olduğu
için bebeğinin babası olabileceğini söyler. Llewyn, Jim ve Jean’in evlerinde
misafir olarak kalan Troy’la tanışır. Kedi camdan kaçar.
Jim, Llewyn’i bir müzik kayıt işi için çağırır. Birlikte bir
şarkı kaydederler. Llewyn, kayıt yapılırken tanıştığı Al’ın evinde kalır. Llewyn,
Jean’le kürtaj olmasına dair bir kafede konuşurken sokakta Gorfein’in kedisini
görür ve onu yakalamayı başarır.
Llewyn, eski kız arkadaşı Diane’in kürtaj olduğu doktora Jean’in
kürtaj meselesini konuşmak için gider. Diane’in kürtaj olmadığını ve
dolayısıyla çocuğunun dünyaya geldiğini öğrenir.
Gorfein’lerin evine kediyi götürür. Tatsız bir akşam yemeği
geçirdiği gibi getirdiği kedinin Gorfein’lerin kedisi olmadığını öğrenir.
Llewyn, Al aracılığıyla bulduğu bir iş için çok konuşan kaba
yapımcı Roland Turner ve neredeyse hiç konuşmayan Johnny Five’la yola çıkar.
Mola verip arabada uyudukları sırada, Johnny, ters bir polis tarafından tutuklanır.
Llewyn bunun üzerine tahammül edemediği Roland’ı arabada bırakıp yola devam
eder. Yapımcı Grossman’la görüşmek için
Gate of Horn’a gider. Grossman, tek başına başarılı olamayacağını ancak bir
grupla çalışırsa şansı olacağını söyleyince hiçbir sonuç elde edemeden geri
dönmek üzere yola çıkar. Otostopla geri döner.
Gemi adamı sertifikası olduğu için bir gemide çalışmak için
başvuru yapar. Babasıyla vedalaşır. Kız kardeşine sertifikasını almak için
gittiğinde sertifikasının atıldığını öğrenir. Sertifika yenilemek için 85
doları olmadığından gemide çalışma hayalleri de suya düşer.
Comment / Yorum:
Coen biraderlerin Oscar’larda 10’da 0 sıfırla büyük hayal
kırıklığı yaşamalarına neden olan “True Grit / İz Peşinde” isimli filmlerinden
3 yıl sonra çektikleri 2013 yapımı “Inside Llewyn Davis / Sen Şarkılarını
Söyle” hem bütçe hem de oyuncu kadrosu itibariyle daha mütevazı bir yapım.
Filmin tahmini bütçesi 11.000.000 dolar. 28 Şubat 2014 itibariyle Amerika
genelindeki hasılatı ise 13.159.114 dolar.
Cannes Film Festivali’nden “Büyük Ödül” ile dönen film,
Altın Küre, Bafta ve Oscar’larda ise doğru dürüst adaylık bile kazanamadı.
Filmin özellikle “En İyi Film” dalında Oscar’a aday gösterilmemesi, Akademi’nin
yapımcılara dayalı karanlık yüzüne bağlandı.
Oscar Isaac’i başrolde izlediğimiz filmde pek de zengin
sayılmayacak bir oyuncu kadrosu var. F. Murray Abraham ve John Goodman gibi
önemli isimlerin filmdeki süreleri ise birkaç dakikayla sınırlı.
Daha önce bir kediden mikrop kapıp hastalandığı için
kedilerden nefret eden Oscar Isaac, rolü gereği kedilerle haşır neşir olmak
zorunda kaldı.
Hayali bir karakter olan folk şarkıcısı Llewyn Davis’in 1
haftasını anlatan film, kara komedi türünde bir yapım. Film, Coen’lerin nevi
şahsına münhasır sinemasından belli izler taşısa da alameti farikaları tuhaflık
hissini yansıtmaktan ise gayet uzak. Sıradan bir kara komedi için sorun
yaratmayacak bu durum, bir Coen biraderler filmi izlediğinin farkında olan bir
seyirci içinse eksiklik hissi yaratıyor. Film elbette vasatın üzerinde ve seyre
değer ve fakat bir Coen biraderler başyapıtı bekleyenler için de sükutu hayale
neden olabilir.
Frances, ev arkadaşı Sophie’yi bırakamayacağını söyleyerek
ilişkisinin düzgün gitmediği erkek arkadaşının birlikte yaşama teklifini
reddedince ayrılık kararı alırlar.
Ev arkadaşı Sophie, Lisa ile bulduğu eve taşınmaya karar
verince Frances, kendisini tek başına kalmış bulur.
Lev’le akşam yemeği yiyen Frances, Lev’in evine gider ve ev
arkadaşı Benji’yle tanışır. Frances, Lev ve Benji’yle birlikte yaşamaya başlar.
Bir dansçı olan Frances herşey iyi gibi görünürken önce Noel
programından çıkartıldığını, sonra da Sophie’nin erkek arkadaşıyla Gallapagos’a
gideceğini öğrenir.
Bir süre Sacremento’da ailesinin yanında kalan Frances,
şehre geri döndüğünde Rachel’in yanında kalmaya başlar. Aynı zamanda Rachel’in
çalıştığı şirkette stajyer olur. Birlikte gittikleri bir arkadaş toplantısında
Paris’te evi olan bir çiftle tanışır. Onların boştaki evlerinde birkaç
günlüğüne kalabilmek için Paris’e gider. Erkek arkadaşıyla Japonya’ya taşınacak
olan Sophie, Frances’ı arayıp vedalaşır. Sophie evlerinde kalabileceğini söyler.
Ancak Frances bu teklifi kabul etmez.
Paris’ten döndüğünde eskiden dans ettiği yerden sekreterlik
teklifi alır. Ama teklifi kabul etmez. İşleri kötü gitmeye devam eden Frances,
yurtta yaşamaya ve garsonluk yapmaya başlar. Garsonluk yaptığı bir müzayedede bir
cenaze için New York’a gelen Sophie ve erkek arkadaşına rastlar.
Nişanlanacaklarını öğrendiği Sophie ve erkek arakdaşının arası iyi görünmemektedir.
Geceyarısı Sophie, sarhoş halde Frances’in yurduna gelir. Geceyi Frances’in
odasında geçiren Sophie Tokyo’da çok mutsuz olduğunu ve düşük yaptığını
anlatır.
İşleri tekrar yoluna giren Frances, önce sekreterlik sonra
da koreograflık yapmaya başlar. Kendi evine taşır. Posta kutusuna isminin
yazdığı kağıdı yerleştirirken soyadı sığmadığı için kağıdı kıvırır ve posta
kutusunda Frances Ha yazar.
Comment / Yorum:
Noah Baumbach, senaryosunu filmin başrolünü de oynayan Greta
Gerwig’le yazdığı Frances Ha’yı aynı zamanda yönetir. Siyah – beyaz çekilen
film, ülkemizde “Sanat filmi” ya da “Festival filmi” olarak tanımlanan gişe
kaygısı güdülmeden yapılan filmlerden. Filmin Amerika genelindeki hasılatı
4.054.004 dolar.
Hem kısa süresi, hem de herhangi bir mesaj verme kaygısı
olmadığından yormadan akıp gitmesiyle seyri oldukça rahat olan Frances Ha’yı
komedinin ağırlıkta olduğu bir drama olarak nitelendirmek mümkün. Sakar ve
işleri rast gitmeyen bir karakter olan Frances’i başarıyla canlandıran Greta
Gerwig, filmin en öne çıkan ismi. Greta Gerwig’in filmdeki anne ve babasını,
gerçek hayattaki anne ve babası canlandırmış.
Frances Ha, nasıl başlayıp nasıl bittiğini farkına
varamayacağınız, akıcı ve sempatik bir yapım. Başka deyişle bir “Kendini iyi
hisset” filmi.