Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

Altan Erkekli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altan Erkekli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Aşk Tesadüfleri Sever / Love, Just a Coincidence (2011)

Director / Yönetmen:
Ömer Faruk Sorak

Screenplay / Senaryo:
Nuran Evren Şit

Story / Hikaye:
İpek Sorak

Cast / Kadro:
Mehmet Günsür
Belçim Bilgin
Ayda Aksel
Altan Erkekli
Şebnem Sönmez
Hüseyin Avni Danyal
Berna Konur
                                                               Ümit Bülent Dinçer
                                                               Hakan Çimenser
                                                               Zafer Demircan
                                                               Pınar Çağlayan
                                                               Batuhan Karacakaya
                                                               Reyhan Asena Keskinci
                                                               Berkant Keskin
                                                               Yiğit Özşener
                                                               Yımaz Gruda
                                                               Cezmi Baskın
                                                               Cansel Elçin
                                                               Arif Keskiner
                                                               Ayşe Arman
                                                               Caner Karamukluoğlu
                                                               Müge Boz
                                                               Eren Erdem
                                                               Mehmet Turgut

Subject / Konu:
1 Eylül 1977, Ankara, heyecanla karısı Neriman’ı doğuma götüren Yılmaz, hastaneye geldiğinde bir arabaya çarpar. Karısı ve çarptığı arabadaki kadın, doğuma alınırlar. Kadınlardan biri erkek bebek, diğeri de kız bebek dünyaya getirir. Bir fotoğrafçı olan Yılmaz iki bebeğin de resimlerini çeker.
Deniz oyunculuk seçmelerine giderken, başarılı bir fotoğraf stüdyosu olan Özgür ise bir gazeteciye röportaj vermekte ve babasının fotoğrafçılığından etkilendiğini söylemektedir.
Deniz, erkek arkadaşı Burak ve ailesiyle yediği tanışma yemeğinde Burak’ın ailesine oyunculuğu bırakacağını söylediğini öğrenir. Gece kavgayla ve tatsız sonlanır. Yolun ortasında Burak’ın arabasından inen Deniz, çocukluğuna benzeyen bir resmi sergi afişi şeklinde görür. Resmi, Özgür’ün 1 yıl önce ölen babası Yılmaz’ın adına açtığı yeni sergisinde sergilenmektedir. Deniz, merakla sergiye girse de, peşinden gelen Burak ile gitmek zorunda kalır. İş için Rusya’ya gidecek olan Burak, Deniz’le vedalaşır. Kalbinde ritim bozukluğu olan Özgür, gece rahatsızlık hiseder.
Ertesi gün tekrar sergiye giden Deniz, Özgür’e fotoğrafın kendine ait olup olamayacağını sorar. Özgür, Deniz’e kendisini tanıdığını söyler ama Deniz Özgür’ü hatırlayamaz. Doktoru Özgür’e 1 haftalığına hastaneye yatması gerektiğini bildirir.
Deniz, eski günlüğü sayesinde çocukluklarında Özgür’le bisiklet kazası geçirdiğini hatırlar. Fotoğrafın bir kopyasını almak için Özgür’ün stüdyosuna giden Deniz, Özgür’ün çocukluk aşkı olduğunu anımsar. Birlikte samimi bir yemek yerler. Özgür, Deniz’in erkek arkadaşı olduğunu öğrenir. Deniz sarhoş olduğu için Özgür, onu stüdyoya götürmek zorunda kalır. Deniz’i yatırıp zar zor ilacını içen Özgür fenalaşıp kanepeye yığılır. Sabah olunca uyanan Deniz, 3 haftalık bir turne için Ankara’ya gitmesi gerektiğinden Özgür’e bir not yazıp apar topar çıkar. Eski günlüğünü stüdyoda düşürdüğünü ve Özgür’den aldığı çocukluk fotoğrafını unuttuğunu ise farketmez.
Arkadaşı tarafından uyandırılan Özgür, Deniz’in notunu gördükten sonra Ankara’ya doğru yola koyulur. Deniz, ekibiyle Ankara’daki sahneye ulaştığında Özgür’ü karşısında bulur. Özgür, Deniz’e unuttuğu çocukluk fotoğrafını verir. Birlikte vakit geçirirler. Deniz, Özgür’ü ilk oyuna davet eder.
Deniz, babası tarafından aldatılıp terk edildikten sonra dengesizleşen annesinde, Özgür ise babasından kalma fotoğrafçı dükkanını kiralamak için geldiği bahanesiyle annesinde kalır. Dükkana giden Özgür, gitar tutkusunu ve müzik grubunu hatırlar.
Deniz’in ilk oyunu, 1 Eylül’e yani hem Deniz’in hem de Özgür’ün doğum günü tarihine denk gelir. Oyunun ardından Özgür’ün arkadaşının sahne aldığı mekanda eğlenmeye giderler. Güzel bir gecenin ardından Özgür, Deniz’i fotoğrafçı dükkanına götürür ve yıllar önce kaybetmiş olduğu kutusunu ona geri verir. Aşklarını birbirlerinden gizlemezler ve birlikte olurlar. Sabah sürpriz şekilde Ankara’ya gelen Burak’ın telefonuyla uyanırlar. Deniz, Burak’la buluşur ve başka birine aşık olduğunu söyleyip ilişkilerini sonlandırır.
Doktoruyla görüşmeye giden Özgür, durumunun kritik olduğunu ve acilen hastaneye yatması gerektiğini öğrenir. Deniz, oyuncu seçmelerine girdiği Fransız filmine seçildiği haberini alır. Deniz’e sağlık durumunu açıklamak üzere oyuna gelip fenalaşan Özgür, oyun salonundan çıktığı sırada yere yığılır. O sırada oyun salonuna gelen Burak, Özgür’ü acil şekilde hastaneye yetiştirir. Deniz, Özgür’ün telefonunu arar. Burak cevaplayıp olanları anlatır. Deniz, apar topar hastaneye doğru yola koyulurken, Burak hastaneden ayrılır. Özgür ameliyata alınırken, ağır şekilde yaralanan Deniz hastaneye getirilir. Doktoru Özgür’e acilen bir kalp bulunmazsa öleceğini söyler. Beyin ölümü gerçekleşen Deniz’in kalbi Özgür’e nakledilir.

Comment / Yorum:
Yönetmen Ömer Faruk Sorak, arkadaşı olan fotoğrafçı Mehmet Turgut’un hayatından bazı kesitler alarak oluşturulacak bir hikayeyi filme çekmek ister. İpek Sorak, gerçek olaylardan da yararlanarak bir hikaye yazar. Bu hikaye, Nuran Evren Şit tarafından senaryolaştırılınca ortaya Aşk Tesadüfleri Sever çıkar. Çekimleri 2010 yılı içersinde gerçekleştirilen filmin ilk gösterimi 4 Şubat 2010 tarihinde yapılır. 36 hafta vizyonda kalan film 2.418.090 seyirciye ulaşır.
Bir Böcek Yapım filmi olan Aşk Tesadüfleri Sever, 1977 – 2010 yılları arasında geçen bir aşk hikayesini konu alıyor. Elbette adından da anlaşılacağı gibi filmin temelini tesadüfler oluşturuyor. Ancak bu tesadüflerin dozajı biraz daha az tutulsa, ortaya daha gerçekçi bir film çıkacağı tespiti yanlış olmaz. Filmin en başarılı taraflarından biri geçmişe dönük anlatımlarda yıllara dair detayların dikkatlice düşünülmüş olması. Filmin bazı bölümlerinde gereğinden fazla şarkı kullanımı yapılmış gibi görünse de, şarkı seçimleri genel olarak başarılı. Filmin öne çıkan şarkıları Mehmet Günsür’ün filmde de rol alan Tnk grubuyla seslendirdiği Bülent Ortaçgil şarkısı Eylül Akşamı ve Tnk grubunun seslendirdiği Yine Yazı Bekleriz.
Film, İsviçre’de düzenlenen Lucerne Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film”, 2011 Cenk Koray Ekran Ödül Töreni’nde “En İyi Film”, 1.YEFA Ödüllerinde “En İyi Film Müziği”, 18. Kral Tv Müzik Ödüllerinde “En İyi Film Müziği”, İlesam (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birligi) Kültür ve Sanat Ödülleri katagorisinde “Sinema Ödülü”, organ ve doku nakliyle ilgili mesajlarından dolayı Sağlık Bakanlığı’nca verilen Altın Steteskop Medya Ödülleri’nde “En Duyarlı Film” ödüllerini kazandı. Ayda Aksel filmdeki performansından dolayı 16. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Filmle ilgili en tuhaf haber ise Yeşilçam Film Akademisi’nin hiç efekt kullanılmayan filme önce “En İyi Dijital Efekt Ödülü” verip, sonra ödülü geri alması oldu.
Film, beğenilmesine karşın daha iyi olabilirmiş şeklinde yorumlar almasının temel nedeni, hikaye içersinde “tesadüf” olarak bırakılmış abartılı noktalar. Yine de Aşk Tesadüfleri Sever için romantik bir çizgide akan ve hüzün ağırlıklı bir final tercih eden eli yüzü düzgün bir film denebilir.

Imdb note: 7.3                           My note: 6.5

17 Haziran 2014 Salı

Umut Üzümleri (2013)

Director / Yönetmen:
Tunç Okan

Screenplay / Senaryo:
Tunç Okan

Novel / Kitap:
Fakir Baykurt (from “Kaplumbağalar”)

Cast / Kadro:
Ahmet Mekin
Yetkin Dikinciler
Altan Erkekli
Barış Koçak
Norina Nobashari
Elisabeth Niederer
Aziz Emre Yavuz
                                                               Ümit Şilit
                                                               Cengiz Varol
                                                               Kadir Gültekin
                                                               Kazım Evin
                                                               Ali Kuşaklı
                                                               İlayda Su Şungar
                                                               Recep Şen

Subject / Konu:
Fransa’nın Nice şehrinde yaşayan 2. nesil bir Türk olan Ozan, Anadolu’da bulunan bir Kırım – Tatar köyüne öğretmen olarak atanır. Ozan idealizm uğruna geldiği köyde ilk derste karşısında sadece bir öğrenci bulur. Durumu gören Hoca diye anılan köyün muhtarı Veli, köydeki bütün çocukları sınıfa getirir.
Hoca’nın kardeşi Ali, ağabeyinin garipliklerinden şikayetçidir ve yaptığı her işe muhaliftir.
Köylülerin arazileri ipotekli olduğu için borçlar ve susuzluk köylüde sıkıntı yaratır.
Ozan, Hoca’ya buğday yerine üzüm yetiştirilmesini güdüler. Taşlık tepenin temizlenip üzüm yetiştirilmesi için fikir birliğine varırlar. Ozan köylüleri de üzüm yetiştirmeleri için örgütlemeye çalışır. Ancak köylüler bu fikre karşı çıkar. Ozan,  köylülere borçlarını ödemek karşılığında üzüm bağı yapımı için çalışmalarını önerir. Hoca’nın da baskısıyla köylüler bu teklife razı gelirler.
Uluslar arası Kırım – Tatar komitesiyle yazışan Ozan, uzun süre beklenip umutlar yitirildiği sırada bağ için gerekli finansmanı sağlar. Hoca’nın büyük emekleriyle üzümler 3. yılın sonunda meyve vermeye başlar.
Devlet yetkilileri gelip bağda ölçüm yaparlar. Daha sonra da üzüm yetiştirilen arazilerin devlet malı olduğunu ve izinsiz kullanılamayacağını bildirirler.
Hastalanan Hoca, gözü gibi koruduğu bağ ile oğlu Yusuf’un ilgilenmesini ister. Ozan ve Yusuf, bağı kurtarmak için çare aramaya başlarlar. Tek çıkar yolun araziyi devletten kiralamak olduğunu öğrenirler.
Ozan, köylünün arazilerinin ele geçirilmeye çalışıldığını farkına varıp Yusuf’la beraber harekete geçer. Ankara’ya gidip gerekli şikayetlerde bulunsalar da arazi 49 yıllığına çıkarcı bir toptancıya kiralanır.
Yusuf, köylüyü ayaklandırır ve devletin araziye diktiği bekçilerle çatışmaya hazırlanır. Hasta yatağından kalkan Hoca, büyükbaş sürüsünü bağa sürer. Hayvanlar bağı talan edip geçer. Böylece hem bağ başkalarına yar olmamış olur, hemde Yusuf ve köylünün başı belaya girmez.
Ozan köyden ayrılır. Hoca kısa süre sonra ölür. Bilinçlenen köylüler bütün tarlalarını bağa dönüştürürler. Bölge bir üzüm üretim alanına döner. Köylüler, Ozan’a her yıl üzümlerden ürettikleri şaraptan gönderirler. Ozan, Hoca’nın vasiyetini yerine getirir ve yaşananların romanını yazar. Romanına da Umut Üzümleri ismini verir.

Comment / Yorum:
Tunç Okan’ın senaryosunu Fakir Baykurt’un “Kurbağalar” adlı romanından uyarlayıp yönettiği Umut Üzümleri, Türkiye, Fransa, İsviçre, Almanya ve Romanya’nın ortak yapımı. 2012 yapımı film, 17 Mayıs 2013’te vizyona girdi. 17 hafta gösterimde kalan film, 20.339 seyirciye ulaşabildi.
Filmin oldukça güçlü bir erkek oyuncu kadrosu varken aynı şeyi filmin kadın oyuncuları için söyleyebilmek mümkün değil. Önemli karakterleri oynayan Norina Nobashari ve Elisabeth Niederer, rollerinde iğreti durmakla beraber rollerini Türkçe oynamamış olmaları ve bariz şekilde anlaşılan dublajları ile başarısız bir görüntüye neden olmuşlar.
Yetkin Dikinciler ve Altan Erkekli’nin başarılı performanslar sergilediği filmin yıldızı ise tartışmasız Ahmet Mekin. Mekin’in 80’inde (film çekildiği sırada 80 yaşında) bir aktörün sergileyebileceği performansın azamisini verdiği rahatlıkla söylenebilir. Öyle ki film, sırf usta oyuncuyu izlemek için bile seyredilebilir.
Tunç Okan aslında bu romanı çok daha öncelerde sinemaya uyarlamak istemiş ancak Sansür Kurulu’ndan izin alamadığı için bu isteğini gerçekleştirememiş. Bu engellemenin nedeni, romanın çarpıcı bir sistem eleştirisi olması.
Umut Üzümleri, mesajı olan ve sistem çarpıklığını dile getiren iyi niyetli bir film olsa da teknik yönlerden ve kadın oyuncu performanslarından ötürü vasat kalmış bir yapım. Bu da ister istemez şayet film büyük bütçeyle ve teknik yeterlilikle çekilseydi, ortaya nasıl bir iş çıkardı sorusunu sormaya neden oluyor.

Imdb note: 5.3                           My note: 5

11 Şubat 2012 Cumartesi

80. Adım (1996)

Director / Yönetmen:

Tomris Giritlioğlu

Screenplay / Senaryo:

Mehmet Eroğlu

Novel / Kitap:

Mehmet Eroğlu (from "Yarım                                                                                                           Kalan Yürüyüş")

                                                                                      Cast / Kadro :

                                                                                       Zuhal Olcay
                                                                                       Levent Ülgen
                                                                                       Haluk Bilginer
                                                                                       Derya Alabora
                                                                                       Emre Baykal
                                                                                       Hümeyra
                                                                                       Civan Canova
                                                                                       Meral Çetinkaya
                                                                                       Altan Erkekli
                                                                                       Tunca Yönder
                                                                                       Selçuk Yöntem
                                                                                       Aytaç Yörükaslan
                                                                                       Taner Barlas

Subject / Konu:

Savcı ve yardımcısı, 3 kurşunla vurulan ve komada olan Korkut Laçin'in nasıl ve kim tarafından vurulduğunu araştırmaya başlar. Bu araştırma süreci geçmişe doğru uzanır.
Korkut, 1978 yılında Bangkok'tayken ambarda geçen 10 dakikada neler yaşandığını hatırlamaya çalışmaktadır. 1983 yılında İstanbul'da olan Korkut, sürekli o zaman dilimiyle ilgili kabuslar görmekte olduğu için sahte pasaport çıkarıp, tekrar Bangkok'a dönüp gerçeği öğrenme arzusundadır. Kendisine bıçakla saldıran Portekizli denizcilerin söylediği gülmüşsün lafı, zihninden çıkmaz.
1975 yılında okulun kimya labarutavarı Korkut ve arkadaşları tarafından yakılır. Kanaryaların yanmaması için geride kalan ve yakalanan Korkut, olayın tüm sorumluluğunu üstüne alır.
Savcı, Korkut'u hastahaneye getiren Lerzan'ın ifadesini alır. Lerzan, kocası Sedat Bender'i bulmak için ilk kez evlerinde parti verdikleri gece gördüğü Korkut'la tanışmasını anlatır. Korkut'un Sedat'ta bulunan emanetini geri almak istediğini söyler. Lerzan, Korkut'a kendisini parti işlerine veren Sedat'tan 6 aydır ayrı olduğunu anlatır. Korkut, Bangkok'tan Türkiye'ye iade edildiğinde bir süre hapishanede yatar.
Çocukluğundan beri korku nedir bilmeyen Korkut, yetimhane günlerinden beri çevresindekilerin sorumlulukların yüklenerek onların kötü hissetmelerine neden olmuştur. Korkut, çocukluğunda yetimhanede kanaryalarla konuşan tek çocuktur. Bir ağaçtan daracık bir kuyuya atlayacak kadar da gözü karadır.
Savcının yardımcısı, Korkut'un eski bir arkadaşıyla görüşür. Arkadaşı, Korkut'un hayatında tanıdığı en cesur adam olduğunu, labaratuvar yangınından sonra hayatının mahvolduğunu, eğer bu problemle karşılaşmamış olsa Sedat'ın kızkardeşi Aslı'yla nişanlanacağını anlatır. Aslı'nın bu sürecin ardından Korkut'un da arkadaşı olan Hasan'la evlendiğini ekler.
Aslı ifadesinde Korkut'u yıllar sonra tekrar annesinin evinde gördüğünü anlatır. Korkut'un ölen annesiyle ilişkisi olduğunu söyler.
Savcıya ifade veren Hasan, 1978'teki gözaltı sürecinde Korkut'un tüm işkencelere göğüs gererek polislerin kendisine dokunmasını engellediğini ve işkencelere güldüğünü anlatır. Tekrar karşılaştığı Korkut'un da kendisine işkence gördüğü sırada gülüp gülmediğini sorduğunu söyler.
Korkut, emanetini alabilmek için Sedat'ın evine tekrar gider. Lerzan, Korkut'la yakınlaşmaya çalışır. Korkut, Sedat'taki emanetinin Portekizli denizci arkadaşından kalan eşyaların yer aldığı bir bavul olduğunu söyler. Bu bavulu Korkut'un arkadaşı Dehler, Korkut hapisteyken Yunanlı bir denizci aracılığıyla Sedat'a göndermiştir.
Korkut gemide çalıştığı sırada, Portekizli gemici Raoul'un kedisi yüzünden gemidekilere kuduz bulaşmaması için Raoul ambara kapatılır. Gemi okyanusun ortasında bulunduğu ve aşı ulaştırılamadığı için Raoul'un öldürülmesine karar verilir. Bu görev Korkut'a aittir. Raoul'u öldürmek için ambara giden Korkut, Raoul'u öldürdüğü sırada güler. Bu zaman dilimi Korkut'un hatırlayamadığı zaman diliminin ta kendisidir. Raoul, ölmeden önce odasındaki resimlerinin ve yazdığı mektubun ailesine gönderilmesini ister.
Lerzan ve Korkut, bavulu aramaya kavulurlar. Geldikleri evde Sedat'ı karşılarında bulurlar. Sedat, annesiyle ilişki yaşadığı, kız kardeşinin aşık olduğu ve herşeyi üstlenerek hiçbir zaman sorumluluk almalarına izin vermediği için nefret ettiği Korkut'a silah çeker. Sahte pasaport alamaması için aracıyı ihbar ettiğini söyler. Korkut, bir boğuşmanın ardından bavulu bulur. Gitmek üzereyken Aslı tarafından vurulur.
Savcı, olaylar açıklığa kavuşunca hastahaneye gider. Komadaki Korkut ölür.

Comment / Yorum:

Yapımcılığını Trt'nin üstlendiği 1996 yapımı film, Mehmet Eroğlu'nun "Yarım Kalan Yürüyüş" adlı romanından sinemaya uyarlanmış. Senaryo karmaşık olmakla beraber zaman zaman sıkıcı, zaman zamansa sürükleyici bir hal alabiliyor. Korkut karakterinin ekseninde ilerleyen film, Korkut'un hayatındaki karakterlerin hikayeye girmesiyle; mevcut soruları cevaplamak yerine yeni soru işaretlerini filme ekliyor. Sorular ancak filmin son bölümünde net cevaplara kavuşuyor. Aslında Korkut'un tek amacının Raoul'u öldürürken gülüp gülmediğini öğrenmeye çalışıyor olması, bu kadar yoğun ve karmaşık ilerleyen bir film için oldukça basit ve hafif kalan bir amaç. Bu açıdan senaryoda tutarsızlıklar olduğu söylenebilir.
Başrolü Levent Ülgen'in oynadığı film, müthiş isimlerden oluşan bir oyuncu kadrosuna sahip. Zuhal Olcay filmdeki performansıyla 19. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde "En iyi kadın oyuncu" ödülü, Hümeyra ise 8. Ankara Film Festivali'nde "En iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülü kazandı.
Sinema salonlarında sadece 5200 kişinin izlediği film, 8. Ankara Film Festivali'nde "Seçiciler Kurulu Özel Ödülü", 15. İstanbul Film Festivali'nde "En iyi film" ve "En iyi yönetmen" ödülü ve 19. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde "En iyi 5. film" ödülünü kazanmayı başardı.
Filmin koordinasyonunu Gül Muyan'la birlikte sağlayan; ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz.
80. Adım, izlerken seyirciyi yoran, konsantre olarak izlenirse daha net kavranabilecek ve içine girilebilecek bir film. Farklı konusu ve zengin oyuncu kadrosu için seyredilebilecek bir yapım.

Imdb note : 5.3                              My note : 6