UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.
Evrenin mutlak hakimi olabilmek için güç kılıcının peşinde
olan İskeletor, ordusuyla Eternia’yı istila eder. Kral Randor ve Kraliçe
Marlena’yı tutsak etmeyi başarsa da, Büyücü tarafından gezegenden gönderilen
güç kılıcını ve Prens Adam’ı elinden kaçırır.
Kendisini dünyada bulan Adam, yıllarca sıradan bir insan
gibi yaşam sürüp güç kılıcını bulmaya çalışır. Çocukluk arkadaşı Teela
sayesinde Eternia’ya geri döndüğünde Krallığını korumak için İskeletor’la
amansız bir mücadeleye girişmek zorunda kalır.
Comment / Yorum:
Birkaç farklı kuşağa hitap etmeyi başarabilmiş bir çizgi
seri olan Master of the Universe ya da daha bilinen adıyla He-Man, bu kez beyaz
perdede karşımızda. Yönetmen koltuğunda imza attığı animasyonlarla 3 Oscar
adaylığı kazanan Travis Knight oturuyor. Film, yönetmenin ilk uzun metrajlı
sinema deneyimi olma özelliği taşıyor.
Filmin zengin sayılabilecek bir oyuncu kadrosu var. 1987
yapımı Master of the Universe filminde He-Man rolünde izlediğimiz Dolph
Lundgren’e saygı duruşunda bulunulması da hoş bir detay olmuş. Hikaye anlatımında
Thor ve Guardian of the Galaxy süper kahraman serilerini andıran eğlenceli bir
dil kullanılmış.
2 saat 20 dakika uzunluğundaki filmin çekimleri İngiltere,
İtalya ve İzlanda’da gerçekleştirildi. 170.000.000 dolarlık dev bir bütçeyle
çekilen yapım, an itibariyle gişede maliyetini çıkarabilmiş durumda değil. Devam
filmine açık kapı bırakarak biten Master of the Universe’ün geleceğinde gişe
etkili olacak gibi görünüyor.
Akademisyenlik ve oyun yazarlığı yapan Aziz ve devlet
tiyatrosunda oyunculuk yapan Derya, 14 yaşındaki kızları Ezgi’yle yaşamlarını
Ankara’da sürdürmektedirler. Her şey yolunda gibi görünürken protesto ve eylem
hakkını destekleyici tavırları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan
soruşturmalar sonucu işlerinden uzaklaştırılırlar.
İstanbul’a Aziz’in annesinin yanına taşınıp hayata tutunmaya
çalışırlar. Açılan davalar, Aziz’i taksicilik yapmak zorunda bırakır. Ancak yaşadıklarının
da etkisiyle Sarı Sayfalar isimli sistem eleştirisi yapan bir oyun yazar. Oyunda
başrolü üstlenecek Derya’yla aralarında radikal fikir ayrılıkları meydana
gelir.
Comment / Yorum:
2023 yapımı “Das Lehrerzimmer / Öğretmenler Odası / The
Teacher’s Lounge” ile Almanya’nın Oscar adayı olan bir yapım ortaya koymayı
başaran İlker Çatak imzası taşıyan Sarı Zarflar / Gelbe Briefe, entelektüellerin
maruz kaldığı siyasi baskıları, idealist ve muhalif bir çiftin, hayat
gailesiyle ayrışması özelinde ele alıyor.
2 saat 7 dakika uzunluğundaki filmin senaryosu, İlker Çatak,
Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen tarafından yazılmış. Liman Film tarafından seyirciye
sunulan 2026 yapımı filmin başrollerini, oyunculuğa verdiği 10 yılı aşkın uzun aranın
ardından geri dönen Özgü Namal ve Tansu Biçer paylaşıyor. Üstün başrol
performanslarının yanı sıra Leyla Smyrna Cabas ve İpek Bilgin’de gayet göz
doldurucu.
76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü
kucaklayan film, Türkiye’nin yakın geçmişinden derin izler taşıyor. Sarı
Zarflar, tam anlamıyla izleyicileri ikiye bölecek bir yapım. Bunun temel
nedeni, filmin eleştirel bakış açısını fazlasıyla tatmin edici bulanlarla yapay
ve yetersiz bulanların fikir ayrılıkları. İstanbul’un Hamburg, Ankara’nın
Berlin olarak lanse edilmesiyse oryantalist bir tavır olarak değerlendirilebilir.
Kimsesiz kalan genç bir kız olan Sevgi,
Yıldız Tepe isimli kırsaldaki ailesinin tanıdıklarının yanına sığınmak zorunda
kalır. Soğuk ve mesafeli şekilde karşılandığı kasvetli evde varlığını kabul
ettirebilmesi hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü evde tuhaf şeyler yaşanmakta ve
bir sır saklanmaktadır. Esrarengiz sesler, fırtına ve çığlıklar, Sevgi’yi ürkütür.
Ailenin reisi Kılıçoğlu, sessiz
ve uzak durmayı yeğlemektedir. Karısı Fatma, adeta bir gölge ve hizmetçi
rolündedir. Büyükanne, şefkatli ve iyi niyetlidir. Büyük oğul Murat, kaba
ve hoyrattır. Herkesten uzak durmaya çalışmaktadır. Küçük oğul Ali, hovarda bir
gençtir. Sevgi’yle yakınlaşmak için fazlasıyla gayret gösterir. Evin kızı
Cemile’yse kendisine düşmanca davranır.
Sevgi, Cemile’nin Murat
tarafından kırbaçlandığını görür. Ali tarafından taciz edilince evden ayrılmaya
karar verir. Ancak Kılıçoğlu’nun ziyaret ettiği mezar taşının tuhaflığı, onu
gitmekten alıkoyar. Mezar taşında ‘Burada
Osman Kılıçoğlu yatıyor’ yazmaktadır. Esas ürkütücü olansa ‘Ölümlerin en beteriyle öldü’ yazısıdır.
Büyükanneden öğrendiği hikaye, gerçekleri
algılamasını sağlar. Aile, aslında İstanbul’da yaşayan mutlu bir aileyken
ortanca oğulları Osman’ın yasak aşkı Türkan, her şeyi mahveder. Kocasını
zehirleyip öldüren Türkan’ın suçunu üstlenerek idam edilir. İdamı izleyen çocuk
yaştaki Cemile’yse bir yarı deli olur. Yaşanan trajik olayların akabinde aile
İstanbul’u terk edip Yıldız Tepe’ye yerleşir.
İdamın arkasından Türkan’ın intihar
süsü verilerek öldürüldüğünü düşünen Sevgi, katili aramaya başlar. Bu arayış
esnasında Sevgi, kendisini bir aşk, kıskançlık ve ölüm üçgeni içerisinde bulur.
Comment / Yorum:
Peride Celal’in aynı adlı romanından Safa Önal ve Memduh Ün
tarafından senaryolaştırılıp sinemaya uyarlanan Yıldız Tepe, birçok detayla
döneminin yoğun melodramik yapımlarından ayrışan bir film. 1965 yapımı filmin
yönetmen koltuğunda Memduh Ün oturuyor. 92 dakika uzunluğundaki yapım, Uğur Film
tarafından yayınlanmış.
Yıldız Tepe, kalburüstü oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Ana
karakter Sevgi’yi canlandıran Fatma Girik’in yanı sıra Ekrem Bora, Aliye Rona
ve Atıf Kaptan da iz bırakan performanslara imza atmışlar. Yapıma dair keşkeler
de mevcut. Zira gerilim ve gizem düzeyi daha yüksek tutulsaymış ortaya bir
başyapıt çıkabilirmiş. Sürükleyici hikayesi ve başarılı oyunculuklar, filmi seyre
değer kılıyor.
Çıplak iki kadın, önce el sıkışırlar. Ardından da öpüşürler.
Comment / Yorum:
Henüz sinematograf yokken hareketli görüntü elde etme
peşinde olan Eadweard Muybridge, 1878 yılından itibaren zoopraksiskop
kullanarak çeşitli kayıtlara imza attı. Bu teknik, arka arkaya çekilmiş
fotoğraflarla devamlılık sağlama esasına dayanıyordu.
Muybridge, The Kiss’in çekimlerinde son derece cesur
davrandı. Zira yönetmen, iki kadını çırılçıplak kayda almanın yanı sıra onları
öpüştürdü de. Kayıt, bir öpüşme anının kaydedildiği ilk hareketli görsel olarak
tarihe geçti.
Bear, Nikki’den çok hoşlanmaktadır.
Ona açılmak ve aşkını ilan etmek istemektedir. Ancak Nikki’nin bir kızdan
hoşlandığını görür ve bütün hayalleri yıkılır. Umutsuz bir anda tuhaf bir dilek
objesiyle en çok istediği şeyi, yani Nikki’nin kendisine aşık olmasını ister.
Dileği ani ve beklenmedik bir
şekilde kabul olan Bear, kendisini düşlediği cennetin içerisinde buluverir. İş,
gerçekleşmesini deli gibi istediği bir dileğin olumsuz taraflarıyla yüzleşmeye
geldiğindeyse kendisini korku dolu anlar beklemektedir.
Comment / Yorum:
Psikolojik ve doğaüstü korku öğelerini karanlık bir
romantizmle harmanlayan Obsession / Saplantı, şüphesiz ki 2026 yılının en çok
konuşulan yapımlarından biri oldu. Çekimleri 2025 yılında yapılan ve ilk
gösterimi Toronto Film Festivali’nde yapılan 1 saat 48 dakika uzunluğundaki film,
15 mayıs 2026 tarihinde seyirciyle buluşabildi. 750.000 dolar gibi oldukça
düşük bütçeyle 20 günde çekilen yapım, halihazırda 209.121.395 dolar hasılat
elde ederek tarihi bir başarıya imza attı.
Dokuz kısa film ve bir orta metrajlı filmin ardından yönettiği
ilk uzun metrajlı film olan Obsession’la turnayı gözünden vuran Curry Barker’ı
parlak bir geleceğin beklediğini söylemek yanlış olmaz. Başarılı oyunculuğuyla
öne çıkan Inde Navarrette için de kariyer basamaklarını hızlıca tırmanmak için büyük
bir fırsat doğmuş gibi görünüyor. Tuhaf, keyifli ve seyirciyi germeyi başaran yapım
için rahatlıkla yılın şimdiye kadar ki sürprizi denebilir.
Jokey Gilbert Domm, yarış atı Sallie Gardner’ı dörtnala sürer.
Comment / Yorum:
Zoopraksiskop kullanılarak çekilen bu öncül hareketli kayıt,
bir video değil arka arkaya çekilmiş yirmi dört adet fotoğraftan meydana
gelmektedir. The Horse in Motion adıyla da anılan Sallie Gardner at a Gallop, 19
Haziran 1878 tarihinde Palto Alto, Kaliforniya’da kayda alındı. Hareketli fotoğraf
serisinden oluşan kayıt, bir film olarak kabul edilmemekte.
Kayıt, atların dörtnala şekilde koşarken tüm ayaklarının
yerden kesildiğini görsel olarak kanıtladı. Aslında çekimin yapılma gerekçesi tam
olarak buydu. Çekim masrafları, sanayici, çiftçi ve yarış atı yetiştiricisi
olan eski Kaliforniya valisi Leland Stanford tarafından karşılandı. Başka
atların koşuşunu da kayda alan Muybridge, çekimlerini kabinet kart serisi
olarak yayınladı.
Uzun yıllar zabıta olarak
çalıştıktan sonra emekli olan Vasıf, acı bir trafik kazasında kızı ve damadını
yitirip torunu Zeynep’e sahip çıkmıştır. Yaşadıkları nedeniyle Zeynep içine
kapanmış bir ergendir. Deli dolu bir insan olan Fehmi, Vasıf ve Zeynep’in yanında
olan yegane kişidir.
On yıl önce kamyonunu, ruhsatı
kendi üzerindeyken bir başkasına satan Vasıf, karşısına çıkan dev vergi borcu
yüzünden tüm birikimini kaybetme noktasına geldiğine öğrenir. Kayıp kamyonu
bulma arayışına giren Vasıf, Zeynep ve Fehmi’yle kimi zaman tuhaf kimi zaman
duygusal anlar yaşayacakları bir yolculuğa çıkarlar.
Comment / Yorum:
Yönetmen koltuğunda Ekrem Arslan’ın
oturduğu 1 saat 56 dakika uzunluğundaki Kayıp Kamyon, 18 Ekim 2024 tarihinde
gösterime girdi. İki hafta vizyonda kalan yapım, toplamda 5517 seyirciye ulaşabildi.
Filmin senaryosu Ekrem Arslan, Kamuran Süner ve Ercan Uçar tarafından yazıldı.
Kayıp Kamyon, Bülent Emin Yarar
ve Yetkin Dikinciler’in tiyatrodaki uzun yoldaşlığını beyaz perdeye taşıyan,
eldeki güzel sesli genç oyuncu Ülkü Hilal Çiftçi’ye de bolca şarkı söyleterek sempati
toplamaya çalışan vasat bir aile komedisi olarak nitelendirilebilir.
Gustav Borg, önemli ve saygı duyulan bir yönetmendir. Buna
karşın sinemaya uzun bir ara vermiştir. Geri dönüş planı, ailesinin geçmişine
dayanacağı için son derece kişisel bir proje olacaktır. Bu nedenle oyunculuk
yapan kızı Nora’nın çekeceği filmde başrolü üstlenmesini istemektedir. Ancak
Nora, annesinin ölümü sonrası bağlarının koptuğu babasından uzak durmayı
yeğlemektedir.
Gustav, tanıştığı Hollywood yıldızı Rachel Kemp’i etkiler ve
filminde başrol oynamaya ikna eder. Başlangıçta role oldukça hevesli görünen
Rachel, Gustav’ın kendisini Nora’nın bir kopyasına dönüştürmeye çalıştığını
fark edince işler rayından çıkar. Gustav bir taraftan geri dönüş filmini hayata
geçirmeye uğraşırken diğer taraftan kızlarıyla kopmuş bağları olduğu gerçeğiyle
yüzleşmektedir.
Comment / Yorum:
2025 yılının ve Oscar yarışının en çok konuşulan
filmlerinden biri olan Affeksjonsverdi / Sentimental Value / Manevi Değer,
dokunaklı bir aile draması olarak nitelendirilebilir. Norveç yapımı filmin
çekimleri 63 günde tamamlandı. 2 saat 13 dakika uzunluğundaki yapımın yönetmen
koltuğunda İskandinav sinemasının parlayan isimlerinden Joachim Trier oturuyor.
Filmin senaryosu, Trier ve birçok projede birlikte çalıştığı
Eskil Vogt’a ait. Yapımın ortaya çıkış hikayesi, yönetmen Joachim Trier’in aile
evinin satışa konulmasına dayanıyor. Yönetmen, farklı jenerasyonların aynı yeri
ve ortak anıları nasıl karşıladığı fikriyle filmin hikayesini geliştirmiş.
Etkileyici oyunculardan oluşan kadro, başarılı performanslar ortaya koymuş.
7.800.000 dolar bütçeyle çekilen Affeksjonsverdi, dünya
çapında 23.881.521 dolar hasılat elde etti. Tam bir ödül avcısı olan film,
katıldığı festivallerden 72 ödülle geri döndü. 9 dalda Oscar’a aday gösterilen
yapım, “En İyi Uluslararası Film” kategorisinde ödülü kucaklamayı başardı. Ayrıca
Cannes Film Festivali’nden de prestijli “Jüri Özel Ödülü” ile geri döndü
Övgüye mazhar olan detayların dışında filmin eleştirilebilecek
kısımları da mevcut. Fazlasıyla kişiselleşen bir hikaye için filmin süresi uzun
bulunabilir. Sürükleyicilikte kopukluklar var. Bu da seyircinin sıkılması
sonucunu doğurabilir.
Kenar mahallede eski ve yıpranmış bir evde yaşamakta olan
çekirdek aile, zorluklarla başa çıkmaya çalışmaktadır. Beyaz yakalı olarak
çalışırken işini kaybeden Salih, iş arayışındadır. Eşi Ayşe ise bir taraftan telefon
aramaları yaparak sigorta satmaya uğraşırken, diğer tarfatan da 6 yaşında ve
konuşamayan oğlu Emre’yle ilgilenmektedir. Emre’nin tek arkadaşı, Rosinante
ismi verilmiş motosikletleridir.
Geçim sıkıntısıyla yükleri giderek ağırlaşan aile, yeni bir
kiralık ev arayışındadır. Ancak bütçeleri, dolaştıkları evlerin masraflarını
karşılamaya yetecek gibi görünmemektedir. Salih, motosikletle taksi hizmeti
verilebildiğini öğrenince Rosinante’yle sisteme kaydolup çalışmaya başlar. Ayşe,
ek gelir elde edebilmek için Salih dinlenirken yüzünü ve kimliğini gizleyerek yolcu
taşımaya başlar.
Başlangıçta her şey yolunda görünse de; Ayşe’nin bir kazaya yardım
çabası sonucu Rosinante’nin çalınması, işleri daha da umutsuz bir duruma
sürükler. Arama çabaları sonuçsuz kaldıkça moraller giderek düşer. Ancak en olumsuz
anlarda bile her şeyi değiştirebilecek sürprizler yeşerebilmektedir.
Comment / Yorum:
2023 yapımı Rosinante, yönetmen Baran Gündüzalp’in ilk uzun
metrajlı sinema deneyimi olma özelliği taşıyor. Filmin senaryosu, Gündüzalp ve
çeşitli televizyon dizilerinde senaristlik yapan Deniz Yeşilgün’e ait. 103
dakika uzunluğundaki yapımın çekimleri İstanbul’da gerçekleştirilmiş.
Rosinante’nin dünya prömiyeri 36. Tokyo Uluslararası Film
Festivali’nde yapıldı. Film, Cezayir’de düzenlenen Annaba Mediterrannean Film
Festivali’nde ‘En İyi Senaryo’, İtalya’da düzenlenen 22. Ischia Film Festivali’nde
‘En İyi Film’ ödüllerine layık görülerek uluslararası başarı elde etti.
Eğitimli ve beyaz yakalı bir ailenin büyük şehirde yaşadığı
maddi temelli yaşam bunalımını konu alan yapım, aslında bir umudu kaybetme filmi.
İstanbul’un arka sokakları ve kaosu başarılı şekilde resmedilmiş. Oyunculuklarda
Nilay Erdönmez öne çıkıyor. Rosinante, eli yüzü düzgün ve sürükleyicilik
bakımından tatmin edici bir yerli yapım.
Katwe, Uganda’nın başkenti Kampala’daki bir gecekondu
mahallesi. Erkek çocukları ağırlıklı olarak futbol oynamaktadır. Futbol
oynamaktan çekinenlerse eğitmen Robert sayesinde satranç oynamayı keşfeder. On
yaşındaki kız çocuğu Phiona, hızlı şekilde satranç oynamayı kavradıktan sonra
karşısına çıkan herkesi yenmeyi başlar. Bu büyük yetenek, Robert’ın gözünden
kaçmaz.
Ancak fakirlik ve Phiona’nın kendisini yaşam mücadelesine
adamış annesi Nakku’nun ön yargıları, ilerleyişin önünde engel teşkil eder.
Robert bir yandan Nakku’yu ikna edip diğer taraftan Phiona’yı uluslararası
turnuvalara götürmeye çalışır. Uganda’nın ilk kadın satranç ustası olmayı
kafasına koyan Phiona, kendisini büyük ve zorlu bir mücadele içerisinde bulur.
Comment / Yorum:
Yönetmen Mira Nair’ın Queen of Katwe’yi çekme fikri,
Phiona’nın satranç eğitmeni Robert Katende’ye dair belgesel hazırladığı süreçte
oluştu. İki saat dört dakika uzunluğundaki filmin çekimleri Uganda ve Güney
Afrika’da gerçekleştirildi. Yaklaşık 15.000.000 dolar bütçeyle çekilen yapım,
dünya genelinde 10.368.126 dolar hasılat elde etti.
Özel bir yeteneğin azmini konu alan filmin etkileyici
tarafı, gerçek bir hikayeden uyarlanmış olması. İki güçlü oyuncu David Oyelowo
ve Lupita Nyong’o dışındaki oyuncuların performansları, amatör ve doğal oyunculuklar.
Film sonundaki gerçek karakterlere ve onları canlandıran oyunculara birlikte
yer verilen bölüm oldukça hoş düşünülmüş bir detay.
Hintli bir yönetmenin Disney yapımcılığında çektiği
biyografik film için doğrudan Uganda yapımı demek doğru olmayabilir. Bununla
birlikte Uganda atmosferi, getto çaresizliği ve yaşam mücadelesi, başarılı
şekilde anlatılmış. Film müziği albümü, ağırlıklı olarak Nijerya çıkışlı şarkılarından
oluşmakta.