Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

29 Nisan 2017 Cumartesi

Powidoki / After Image (2016)

Director / Yönetmen:
Andrzej Wajda

Screenplay / Senaryo:
Andrzej Mularczyk
Andrzej Wajda

Cast / Kadro:
Boguslaw Linda
Bronislawa Zamachowska
Zofia Wichlacz
Aleksandra Justa
Krzystof Pieczynski
Mariusz Bonaszewski
Szymon Bobrowski
Aleksander Fabisiak
Paulina Galazka
Irena Melcer
Tomasz Chodorowski
Filip Gurlacz

Subject / Konu:
Wladyslaw Strzeminski, Polonya topraklarından çıkmış en sıra dışı sanatçılardan biridir. Usta ressam I. Dünya Savaşında sol kolunu ve sağ bacağını yitirmiş, buna karşın sanatını icra etmeye ve öğrenciler yetiştirmeye devam etmiştir.
Komünizm baskısı ile birlikte düzene aykırı bulunan ve kara listeye alınan Strzeminski, her geçen gün daha zor şartlarda yaşamaya zorlanır. Bir yandan ders vermesi engellenirken, öbür yandan da eserleri tahrip edilir.
Eski eşinin ölümü ve kızının sorumluluğu da dertlerinin üzerine eklenir. Öğrencileri ve sınırlı sayıdaki dostu yanında olmaya çalışır. Ancak her şey kötüye gider…

Comment / Yorum:
9 Ekim 2016’da 90 yaşında ölen Bafta ve Oscar Onur ödüllü usta yönetmen Andrzej Wajda’nın son filmi olan Powidoki / After Image ağırlıklı olarak ressam Wladyslaw Strzeminski’nin zorlu yaşamının son dönemine değinen biyografik tarafı ağır basan bir drama. Senaryo fikri Wajda tarafından ortaya atılmış ve Andrzej Mularczyk tarafından yazılmış.
Strzeminski’nin hayat hikayesi yanında komünizmin olumsuz taraflarına da odaklanmış olan senaryo, bu yönü ile objektifliği tartışılacak, tek taraflı bir film. Ancak yine de filmin gerçekçilikten çok uzak olduğunu söylemek yanlış olacaktır.
Filmin çekimleri Polonya’nın Lodz şehrinde gerçekleştirilmiş. Başrolde izlediğimiz Boguslaw Linda oldukça tatmin edici bir performansa imza atmış. Filmin oyunculuklarının genel anlamda iyi olduğunu da eklemek gerek.
Polonya Film Festivali’nde Andrzej Wajda’ya “Jüri Özel Ödülü” kazandıran film, 2017 yılı için Polonya’nın “Yabancı Dilde En İyi Film” Oscar adayı olsa da finalistler arasına kalmayı başaramadı.

Imdb note: 7.3                             My note: 6.5



18 Ocak 2017 Çarşamba

The Defiant Ones / Kader Bağlayınca (1958)

Director / Yönetmen:
Stanley Kramer

Screenplay / Senaryo:
Nedrick Young
Harold Jacob Smith

Cast / Kadro:
Tony Curtis
Sidney Poitier
Theodore Bikel
Charles McGraw
Lon Chaney Jr.
Cara Williams
King Donovan
Kevin Coughlin
Claude Akins
Lawrence Dobkin
Whit Bissell

Subject / Konu:
Mahkumları ağışlı havada taşıyan araç devrilir. Araçta birbirlerine zincirli olan ve neredeyse kavga edecek 2 mahkum kaçarlar. Mahkumların farklı renklerde olması temel sorunlarıdır. Olay yerine gelen şerif ve adamları kaçak siyahi mahkum Noah Cullen ve beyaz mahkum John Jackson’ı aramaya başlar. Ancak çok telaşlı görünmemektedirler. Çünkü 2 farklı renkteki mahkumun çok geçmeden birbirlerini öldüreceklerini düşünmektedirler.
Noah ve John nereye gidecekleri konusunda tartışırlar. Noah’ın dediği olur ve kuzeye doğru gitmeye başlarlar. Birbirlerini tanımaya başladıkça nefretleri azalır. Bir yerleşim birimine ulaştıklarında gecenin çökmesini bekleyip bir kulübeye çatıdan girerler. Ancak düşüp ses çıkardıkları için insanlar tarafından fark edilirler. Kaçmaya çalışsalar da yakalanırlar.
Linç edilmekten eski bir mahkum olan koca Sam sayesinde kurtulurlar. Koca Sam, sabaha karşı onları serbest bırakıp kaçmalarını sağlar.
Kaçıp renk ayrımı yüzünden kavgaya tutuştuklarında eli silahlı Billy isimli bir çocuk tarafından yakalanırlar. Ancak çocuğun elinden silahını alıp onu kandırırlar. Billy, John’un Noah’ı tutuklamış biri olduğuna inanır ve onları evine götürür. John’la yakınlaşan Billy’nin annesinden yemek alıp yerler. Billy’nin getirdiği keskiyle de zincirlerinden kurtulurlar. Ancak önceden zehirlenmiş olan John fenalaşır. Billy’nin annesi John’la yakından ilgilenip iyileşmesini sağlar.
Kocası tarafından terkedilmiş olan kadın John’u Noah’tan ayrılıp birlikte gitmeye ikna eder. Ancak John kadının Noah’ı bataklığa ölüme gönderdiğini öğrenince onunla gitmekten vazgeçer. Kadından kurtulmaya çalışırken Billy, John’u vurur. John yine de Noah’ın peşinden gider ve onu bulur. Bataklığı aşıp tren yoluna ulaşsalar da John bitap düştüğü için trene binmeyi başaramazlar. Bu sırada şerif ve adamları kendilerini bulmak üzeredir…

Comment / Yorum:
Filmin çekimleri California’da gerçekleştirildi. Ağırlıklı olarak 2 başkarakter üzerine kurulu olan Stanley Kramer filmi, Hollywood’un 2 önemli aktörü Tony Curtis ve Sidney Poitier’ı bir araya getirdi. Film Türkiye’de, çekildikten tam 7 yıl sonra 1965 yılında gösterime girebildi.
John karakteri için ilk düşünülen isim Marlon Brando’ydu. Fakat Brando başka bir filmde rol almayı tercih edince filmde rol almadı. John karakterini oynaması için teklif götürülen Robert Mitchum, filmi gerçekçi bulmadı. Bir beyazla siyahın birbirlerine zincirlenemeyeceğini söyledi ve rolü reddetti. Ancak Mitchum’un aslında siyah bir adamla zincirlenmek istemediği için rolü reddettiği konuşuldu.
Elvis Presley filmde Sammy Davis Jr. ile birlikte oynamak istedi. Ancak bu isteği gerçek olmadı. Burt Lancaster, Frank Sinatra, Kirk Douglas, Anthony Quinn ve Gregory Peck gibi aktörlerin isimleri de rol için geçti. Ancak rol, filme ve yönetmene çok inanan ve aynı zamanda farklı bir rolde oynama fırsatını değerlendirmek isteyen Tony Curtis’e gitti.
9 dalda Oscar’a aday gösterilen film “En iyi senaryo” ve “En iyi görüntü yönetmeni” dallarında Oscar kazandı. Film ayrıca 6 dalda Altın Küre Ödüllerine aday gösterilip “En iyi film” dalında Altın Küre, 4 dalda Bafta’ya aday gösterilip “UN ödülü” ve “En iyi erkek oyuncu” (Sidney Poitier’e) dallarında Bafta, Berlin Uluslararası Film Festivali’nde 2 dalda aday gösterilip “En iyi erkek oyuncu” (Sidney Poitier’e) dalında Gümüş Ayı ödülleri kazandı.
Günümüzün penceresinden bakıldığında vasat bir kaçış filmi olarak değerlendirilebilecek olan yapım, 50’lerde çekilmiş ve ırkçılığa cesur teması ile döneminde oldukça ses getirmiş bir film. Bu nedenle filmin bir dönem filmi olarak da izlenmesinde fayda var. Bir sahnede John karakterinin; “Ben beyaz bir adamım. Beni linç edemezsiniz” deyişi bile siyahi insanlara eşit haklar sağlanmadan önce nasıl bakıldığını gözler önüne seriyor. Bu yönünden ötürü filmin önemli bir klasik olduğunu söyleyebiliriz.

Imdb note: 7.7                             My note: 7



25 Aralık 2016 Pazar

Wilde Salome (2011)

Director / Yönetmen:
Al Pacino

Screenplay / Senaryo:
Al Pacino

Play / Oyun:
Oscar Wilde (from “Salome”)

Cast / Kadro:
Jessica Chastain
Al Pacino
Kevin Anderson
Roxanne Hart
Etselle Parsons
Joe Roseto
Rocky Abou – Sakher
                                                              Caia Coley
                                                              Richard Cox
                                                              Jack Huston

Subject / Konu:
Al Pacino, bir saplantının hikayesi olan Oscar Wilde’ın Salome isimli oyununu sıra dışı bir şekilde sahnelemeye ve bu sahnelemeden teatral bir sinema uyarlaması yapmak için kolları sıvar. Kendisine 5 günlük bir zaman verilmesi sıkıntı yaşamasına neden olur.
Herodias’ın kızı Bakire prenses Salome, kendisinde gözü olan üvey babası Kral Herod’un çarpık davetine katılmak istemediğinden terasa çıkar. Burada Herod’un öldürmeye korktuğu için bir kuyuya attırdığı vaftizci John’un sesini duyar ve gönlünü ona kaptırır. O sırada genç Yüzbaşı Salome’yi görüp aşık olur. Salome, Yüzbaşıya John’un esir edildiği kuyunun kapağını açtırır ve onu görür. Salome, john u dudaklarından öpmek isterken Yüzbaşı intihar eder. John, Salome’ye lanetli olduğunu söyler ve onu reddeder.
Al Pacino, Oscar Wilde’ın memleketi İrlanda ya gider. Wilde ve vaftizci John’a dair bilgi alır. Sonra Londra’ya gider. Wilde’ın evini ziyaret eder. Torunu ile görüşür.
Sosyetede hızla yükselen, yazdıklarıyla insanları büyüleyen ve sosyalizm, komünizm ve anarşizm gibi akımlara dair de yazan Oscar Wilde, eş cinsel ilişkisi yüzünden mahkum edilmeye çalışılır. Türlü dalaverelerle ceza alması sağlanır ve 2 yıl kürek cezasına mahkum edilir.
İlk oyun Los Angeles’ta sahnelenir ve beğeni kazanır.
Oscar Wilde cezasını çekip serbest kaldıktan sonra kendisine ihanet eden ve bir kez olsun onu ziyaret etmeyen eş cinsel aşkı Bosie’yi görebilmek için İtalya’ya gider. Daha sonra ölene dek kalacağı Paris’teki otele yerleşir. Wilde, hapisteyken kaptığı ve tedavi edilmeyen enfeksiyon yüzünden 46 yaşındayken ölür.
Herod, Salome’ye kendisi için dans ederse, ne dilerse gerçekleştireceğine dair yemin eder. Salome annesinin itirazlarına rağmen Herod için çıplak şekilde dans eder. Dansın ardından bir gümüş tepsi ve tepsinin içinde de John’un başını ister.
5 gün içersinde oyunu çekmeye zorlanması Al Pacino yu oldukça zorlar ve gerer. Çekimler için 2 gün daha ek süre alır.
Kral Herod, Salome’ye isteğinden vazgeçmesi için cezp edici teklifler, hazineler sunar. Ancak Salome isteğinden bir türlü vazgeçmez. Sözünü tutan Herod, John’un başının kesilmesine razı olur. Salome, John’un gümüş tepside getirilen başını alır ve diriyken öpemediği dudakları öper. Herod gördüklerinin ardından Salome’nin öldürülmesini emreder.
Salome’nin ilk kaba kurgusu tamamlanır. Kurguyu seyreden Pacino ekibine işlerinin bitmediğini ve çöle dönmeleri gerektiğini söyler…

Comment / Yorum:
Yaklaşık 5.500.000 dolara mal olan ve belgesel özelliği de taşıyan Wilde Salome’nin ilk gösterimi 2011 yılında Venedik Film Festivali’nde yapıldı. Film festivalden  “Queer Lion” ödülüyle döndü. Filmin seyirciyle buluşması ise 2014 yılında gerçekleşti. Bunun nedeni belgeselin içeriğinde yer alan, çekimleri gerçekleştirilen ve 2013 yılında seyirciyle buluşan Salome isimli filmi önce yayınlamak olsa gerek.
Filmde Salome oyununun yanında Oscar Wilde’ın yaşamına da yolculuk yapılmakta. Daha önce tiyatroda 3 kez Kral Herod rolünü oynamış Al Pacino, senarist ve yönetmen olarak da yarı kurgu, yarı belgesel Wilde Salome’de yer alıyor. Pacino’nun ve Jessica Chastain’in oyunculuk performanslarının ön planda olduğu söylenebilir.
Wilde Salome, bir film ya da bir filmin yapım belgeseli olarak nitelendirilmemeli. Filmi Oscar Wilde’ın hayatına sansasyonel oyunu Salome ile yarı kurgu, yarı belgesel şekilde bir yolculuk olarak değerlendirmek daha yerinde olacaktır. 

Imdb note: 6.8                             My note: 7.5

28 Kasım 2016 Pazartesi

9 Kisses (2014)

Director / Yönetmen:
Elaine Constantine

Cast / Kadro:
Benedict Cumberbatch
Reese Witherspoon
Steve Carell
Laura Dern
Rosario Dawson
Jenny Slate
Chadwick Boseman
Kristen Stewart
Patricia Arquette
Jason Schwartzman
David Oyelowo
Timothy Spall
Jack O’Connell
                                                                                    Shailene Woodley
                                                                                    John Lithgow
                                                                                    Julianne Moore
                                                                                    Gugu Mbatha – Raw
                                                                                    Miles Teller

Subject / Konu:
Maskeli baloya geç kalan kadın telaşlı şekilde giderken karşısına Zorro kıyafetli bir adam çıkar. Öpüşmeye başlarlar. Öpüştükleri sırada yanlarına yaklaşan arabanın farları ile irkilirler.
Gece parkta banka oturan bir çift, kısa bir ürkeklikten sonra ateşli şekilde birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar. Yakından gelen bir bebek sesi ile irkilirler.
Konfetiler yağarken park etmiş üstü açık bir arabanın arka koltuğunda sevinçli şekilde oturan 2 kadın, birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.
Bir erkek şarkıcı sahnede konser verirken oldukça coşkulu bir kadın hayranı koşarak sahneye gelir. 
Çarpıp yere düşürdüğü şarkıcıyı yerde öper. Ardından da sahneden gider. Şarkıcı kısa bir şaşkınlığın ardından bu olayı gülerek karşılar.
Rüzgarlı bir gece yarısı yürümekte olan kadının şapkası rüzgardan uçup yere düşer. Yere düşen şapkayı alan adam, kokladığı şapkayı kadına verir. Adam şapkayı verirken kadınla birbirlerine yaklaşırlar. Kadın adamı burnundan öpüp uzaklaşır.
Beyaz adam içkisini içtikten sonra kadehi yere atar ve sandalyesine oturup karşısındaki siyah adamla bilek güreşi yapmaya başlar. Siyah adam, beyaz adamın bileğini bükmeye yakınken beyaz adam aniden siyah adamı öper ve o anda oluşan şaşkınlıktan yararlanıp rakibinin bileğini büker.
Bir adam, bir kadını boks çalıştırmaktadır. Hırslanan kadının yumruğu adamın suratında patlar. Kadın hemen eldivenini çıkarır ve adamın yüzüne bir öpücük kondurur. Gülümsemeye başlayan adam antrenmana devam etmesi için kadına eldivenini geri giydirir. Kadın yine yumruk atmaya başlar.
Bir kadın dans kulübünde dans ederken yanına doğru yaklaşan adam, ona kasıtlı olarak çarpıp vücut teması kurar. Sonra birlikte dans etmeye ve birbirlerine kur yapmaya başlarlar. Kadın da adamla aynı şekilde vücut teması kurar.
Damat kaçarcasına gitmektedir. Gelin arkasından gelir. Bir süre öpüşürler. Öpüştükten sonra birbirlerine bakarlar.

Comment / Yorum:
2014 senesinin en göze çarpan oyuncularının yer aldığı “9 Kisses”, oyuncuların 9 çift olarak yer aldığı 9 bölümden oluşan bir kısa film. New York Times Gazetesinin yapımcılığını üstlendiği kısa filmin her bölümünde öpücüğün farklı etkilerinin altı çizilmiş. Elaine Constantine tarafından yönetilen yapım, ilk olarak 11 Aralık 2014 tarihinde yayınlanmış.

Imdb note: 6.8                             My note: 6

17 Kasım 2016 Perşembe

Whiskey Tango Foxtrot (2016)


Director / Yönetmen:
Glenn Ficarra
John Requa

Screenplay / Senaryo:
Robert Carlock

Novel / Kitap:
Kim Barker (from “The Taliban Shuffle: Strange Days in Afghanistan and Pakistan”)

Cast / Kadro:
Tina Fey
Margot Robbie
Martin Freeman
Alfred Molina
                                                            Christopher Abbott
                                                            Billy Bob Thornton
                                                            Nicholas Braun
                                                            Stephen Peacocke
                                                            Sheila Vand
                                                            Josh Charles
                                                            Cherry Jones

Subject / Konu:
Amerika, Irak operasyonuna başlayınca medyanın ilgisi de Irak’a kayar ve Afganistan’daki gazeteci ve savaş muhabirleri Irak’a gönderilir. Afganistan’da oluşan boşluğun Amerika’daki savaş muhabirliği tecrübesi olmayan kişiler ile giderilmesine karar verilince piyango Kim’e vurur. 2003 yılında Afganistan’a gönderilir.
İlk günlerinde Amerikan askerleriyle araçtayken saldırıya uğrarlar ve çatışma çıkar. Bu çatışmayı görüntüleyip başarılı bir haber yapar.
Önemli bir röportaj şansı yakaladığı için erkek arkadaşıyla görüşebilmek için New York’a gitmekten vazgeçer. Sonrasında internet üzerinden görüntülü görüştüğü erkek arkadaşının kendisini aldattığını farkına varır ve ondan ayrılır.
İlk başlarda mesafeli davrandığı İskoç Iain’la birlikte olmaya başlar. İlgi çekici haber yapamadıkça gerilir ve kanal politikasının değişmesi nedeniyle de Afganistan’la ilgili daha az haber yapılmasına karar verilir. Kim bu karara itiraz edip gerekli görüşmeler yapmak üzere New York’a gider ve arkadaşı Tanya’nın arkasından iş çevirip yerine geçtiğini öğrenir.
Glasgow’a Iain’la buluşmak üzere uçan Kim, uçağı indiğinde Iain’ın Afganistan’da bindiği otobüsün pusuya düşürüldüğünü ve kayıp olduğunu öğrenir. Afganistan’a döner ve Iain’ın kurtarılabilmesi için bütün bağlantılarını kullanır. Iain, askeri operasyonla kurtarılırken operasyon kamerayla kaydedilir ve önemli bir haber olur.
Iain’ın başına gelenleri kendisinden habersizce iş yapmaya kalkışırken gerçekleştiğini öğrenen Kim, Iain’ı ae geride bırakıp başarılı haberinin ardından ülkesine döner.

Comment / Yorum:
Filmin çekimleri ağırlıklı olarak New Mexico ve Fas’ta gerçekleştirildi. Yaklaşık 35.000.000 dolara mal olan film, Amerika genelinde 23.049.575 dolar hasılat elde etti. Senaryosu Kim Barker’ın The Taliban Shuffle: Strange Days in Afghanistan and Pakistan isimli kitabından Robert Carlock tarafından uyarlanan film, Glenn Ficarra ve John Requa tarafından yönetildi. Carlock, filmin başrolünü üstlenmesinin yanında aynı zamanda filmin yapımcılarından biri de olan Tina Fey’in “30 Rock” isimli dizisinde de senaristlik yapmıştı.
Nato fonetik alfabesinde filme adını veren Whiskey Tango Foxtrot kelimelerinin baş harfleri ile WTF yani What The Fuck denmekte ve sorunlu bir durum belirtilmektedir. Bu özellikle askeri alanda kullanılan bir terimdir. Film, Tina Fey’in gazi savaş muhabiri olan babası Donald H. Fey’in anısına adandı.
Başrolde Tina Fey’in olduğunu görüp bir komedi filmi bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Whiskey Tango Foxtrot, her ne kadar komedi filmi gibi başlasa da savaş komedisine dönüşen biyografik bir drama. Filmin kaliteli bir oyuncu kadrosu var. Tina Fey ve Martin Freeman başarılı bir ikili olmuşlar.
Hollywood’un yıldızı parlayan isimlerinden Margot Robbie ve tecrübeli aktör Billy Bob Thornton’ın katkıları da gayet iyi. Alfred Molina ve Christopher Abbott’a ise ayrı bir parantez açmak lazım. Filmde Afgan karakterleri canlandıran aktörler, rollerini karikatürize etmeyip dengeli performanslar sergilemişler.
Whiskey Tango Foxtrot, salt komedi izlemek beklentisinde olan seyircileri memnun etmeyecektir. Bununla beraber komedi öğeleri de içeren eli yüzü düzgün bir drama izlemek isteyen seyirciler için ise sıkılmadan seyredebilecekleri hoş bir film kendilerini beklemekte.

Imdb note: 6.6                             My note: 7

15 Kasım 2016 Salı

Hands of Stone (2016)

Director / Yönetmen:
Jonathan Jakubowicz

Screenplay / Senaryo:
Jonathan Jakubowicz

Cast / Kadro:
Edgar Ramirez
Robert De Niro
Usher Raymond
Ruben Blades
Pedro Perez
Ana De Armas
Reg E. Cathey
Oscar Jaenada
David Arosemena
Drena De Niro
                                                             Ellen Barkin
                                                             John Turturo

Subject / Konu:
Roberto Duran, annesini terk edip giden Amerikalı babası yüzünden Amerika düşmanı olarak büyümüş, çocuk yaşta dövüşmeye başlamış, vahşi ve yenilmez bir boksör olmuştur. Panama’nın en zengin adamı Carlos Eleta ile tanışınca hayatı değişir.
Dünya şampiyonları yetiştiren Amerikalı efsane antrenör Ray Arcel, boksu tüm ülkeye yaymak istediği için mafyayla sorun yaşamış, ağır darp edilmiş ve kritik günler geçirmiştir. İşini tekrar yapabilmesi için kendisine koşulan şart, işini ücretsiz olarak yapmasıdır.
Roberto, ilk olarak kendisini çalıştırmak isteyen Ray’i reddetse de, dünya şampiyonu olabilmek için birlikte çalışmayı kabul eder. Diğer taraftan da bir aşka yelken açar..
26 Haziran 1972’de Roberto kendisine düşük şans verilen maçta İskoç Dünya hafif siklet şampiyonu Ken Buchanan ile karşılaşır. Ray’in sözlerine uymada sıkıntı yaşasa da, rakibini yener. Seri galibiyetlerle önemli bir kariyere sahip olur. Bu arada bir sürü de çocuğu olur.
Ray, Roberto’yu yeni Amerikalı rakibi ‘Sugar’ Ray Leonard‘ın hızı konusunda uyarınca Roberto, Ray’i tersler. Rakibini ise karısının yanında aşağılayıp tahrik eder. Ray’den ise özür diler ve sözünden çıkmamaya söz verir.
2 boksör, 20 Haziran 1980’de Kanada, Montreal’de yapılan 15 raundluk dövüşün sonuna kadar mücadele ederler. Roberto puanla Dünya yeni orta siklet şampiyonu olur.
Maçın ardından ‘Sugar’ Ray, Roberto’nun kendisini tahrik etme nedeninin kendisini agresif dövüşmeye zorlamak için bir strateji olduğunu anlar. Rövanş maçı yapmak ister.
Eleta büyük para geleceği için maçı ayarlar. Ray ise 20 kilo almış ve kendini partilere vermiş olan Roberto’nun 3 ayda hazır olabilmesinin zor olduğunu düşünmektedir. 25 Kasım 1980’de yapılacak maça kadar Roberto gerekli kiloyu vermeyi başarır. Maç öncesi ‘Sugar’ Ray, Roberto’yu sakin tarzıyla tahrik edici bir strateji uygular.
Maç esnasında ‘Sugar’ Ray hızını kullanıp sürekli Roberto’dan kaçar. Roberto dövüşemediği için palyaço olmadığını söyler ve maçı bırakır. Medya ve insanlar tarafından aşağılanır.
32 yaşında tekrar ringlere geri dönme kararı alır. Ray artık antrenörü olamayacağını söyler ama maç ayarlamasında yardımcı olur. 16 Haziran 1983’te Roberto, Dünya şampiyonluğunu elinde bulunduran güçlü boksör Moore ile karşılaşır. Maç öncesi maçın anlatım ekibinde bulunan ‘Sugar’ Ray, Roberto’ya şans diler. Roberto rakibini nakavt edip yeniden dünya şampiyonu olur.

Comment / Yorum:
Venezüellalı yönetmen Jonathan Jakubowicz’in senaryosunu yazıp yönettiği “Hands of Stone”, Panamalı efsane boksör Roberto Duran’ın gerçek hayat hikayesini anlatıyor. Jakubowicz’in ilk Hollywood projesi olan filmin çekimleri Panama ve New York’ta yapıldı.
Yaklaşık 20.000.000 dolara mal olan film, Amerika genelinde 4.711.736 dolar hasılat elde etti.
Robert Duran rolü için ilk tercih Gael Garcia Bernal’dı. Bernal projeden ayrılınca rol Edgar Ramirez’e gitti. Ray Arcel rolü için ilk tercih Al Pacino’ydu. Ancak Pacino filmde oynamaktan vazgeçince rol Robert De Niro’ya gitti.
Hands of Stone, görkemden uzak, vasatın biraz üzerinde bir boks filmi. Süresinin fazla uzun olmaması ve akıcılık sorunu olmaması nedeniyle sıkılmadan seyredilebilecek bir film. Film, boks severlerin ve Robert De Niro hayranlarının hoşuna gidebilir.

 Imdb note: 6.7                             My note: 6

26 Ekim 2016 Çarşamba

Cafe Society (2016)

Director / Yönetmen:
Woody Allen

Screenplay / Senaryo:
Woody Allen

Cast / Kadro:
Jeannie Berlin
Steve Carell
Jesse Eisenberg
Blake Lively
Parker Posey
Kristen Stewart
Corey Stoll
Ken Stott
Sheryl Lee
Paul Schackman
                                                                  Sari Lennick
                                                                  Stephen Kunken

Subject / Konu:
1930’ların sonlarıdır. Ajans sahibi olan Phil Stern, güçlü bir yapımcıdır. Phil bir partideyken kendisine telefon gelir. Arayan ablası Rose’dur ve işinden ayrılıp Hollywood’a gitmeye hazırlanan oğlu Bobby için ajansta iş bulmasını istemektedir. İşiyle meşgul görünen Phil, Rose’a yardım sözü vermeden telefonu kapatır.
Bobby 2 hafta sonra Hollywood’a gelir ve dayısı Phil’le görüşmeye çalışır. Aradan haftalar geçse de görüşmeyi başaramaz.
Bir gangster olan ağabeyi Ben’in tavsiyesine uyar ve kendisine arkadaşlık etmesi için bir kadın çağırır. Evine geç saatte gelen Candy, ilk iş tecrübesini Bobby ile yaşayacaktır. Ancak işler yolunda gitmez.
Bobby en sonunda Phil’le görüşmeyi başarır. Phil, Bobby’ye tuhaf işler vereceğini söyleyip her gün uğramasını söyler. Asistanı Vonnie’ye Bobby ile ilgilenme görevi verir. Bobby, kısa sürede Vonnie’ye ilgi duymaya başlar. Vonnie’ye açıldığında ise onun Doug isimli bir gazeteci ile birlikte olduğunu öğrenir. Halbuki Vonnie, Phil ile yasak aşk yaşamaktadır.
Phil, Vonnie’ye kendisiyle birlikte olabilmek için karısından ayrılmaya karar verdiğini açıklar. Bobby’nin Vonnie’ye olan ilgisi değişmez. Phil, karısından ayrılmaktan vazgeçtiğini ve artık birlikte olamayacaklarını Vonnie’ye  söyler. Vonnie’de Bobby ile yakınlaşmaya başlar.
Bobby, Vonnie’ye New York’a taşınıp evlenmeyi teklif eder. Ağabeyi Ben’in açtığı gece kulübünde yöneticilik yapabileceğini söyler. Vonnie tekliften etkilenir.
Kendisini iyi hissetmeyen Phil, yakın hissettiği Bobby’ye içini açar. Bir kadına aşık olduğunu ve bu nedenle karısından boşanmak istediğini söyler. Bobby ise Phil’e Vonnie ile evlenip New York’a geri dönmek istediğini anlatır. Bobby, Vonnie’ye de Phil’in sevdiği kadın için karısından ayrılmaya karar verdiğini söyler. Vonnie’nin kafası karışır.
Phil’in yasak aşk yaşadığı kişinin Vonnie olduğunu farkına varan Bobby, Vonnie’ye kimi seçeceğini sorar. Vonnie’nin cevabı Phil olur.
New York’a geri dönüp Ben’in gece kulübünü yönetmeye başlayan Bobby, oldukça başarılı olur ve kulübü Cafe Society yüksek noktalara taşır. Kendisi de yükselir. Etkileyici bir dul olan Veronica ile evlenir. Çocukları olur.
Birkaç haftalığına New York’a gelen Phil ve Vonnie, bir gece Cafe Society’ye gelirler. Vonnie, Bobby ile görüşmek ister. Bu görüşmeler aralarında tekrar bir ilişki yaşanmasına neden olur.
Ben tutuklanır ve hakkındaki suçlamalar kabul edildiği için elektrikli sandalyede idama mahkum olur. Ben idam edilir. Kulüpte çeşitli dostların yardımı sonrası Bobby’nin olur…

Comment / Yorum:
Filmin çekimleri California ve New York’ta yapıldı. Yaklaşık 30.000.000 dolara mal olan film, dünya genelinde 34.314.223 dolar hasılat elde etti. Filmin çekimleri başladıktan sonra yönetmen Woody Allen, filmde Phil karakterini canlandıracak Bruce Willis’i uygunsuz davranışları sonrası oyuncu kadrosundan çıkardı. Willis’in yerine Steve Carell kadroya dahil edildi. Kristen Stewart yaklaşık 8 yıllık aranın ardından filmdeki rolünü alabilmek için oyuncu seçmelerine katıldı.
Cafe Society, Woody Allen’ın 1987 yapımı “ Radio Days / Radyo Günleri”  isimli filminden itibaren oyuncu kadrosunda yer almayıp anlatıcı olduğu ilk film oldu. Film, Allen’ın Cannes Film Festivalinde açılış yapan 3. filmi olma özelliğini de taşıyor. Cafe Society, Woody Allen’ın zengin mizahlı filmlerinden uzak olsa da sürükleyiciliği olan bir dönem draması.

 Imdb note: 6.8                             My note: 6