Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

3 Mart 2013 Pazar

Arım Balım Peteğim (1970)

Director / Yönetmen:

Muzaffer Arslan

Screenplay / Senaryo:

Bülent Oran

Cast / Kadro :

Türkan Şoray
Cüneyt Arkın
Münir Özkul
Bora Ayanoğlu
Cevat Kurtuluş
Sami Hazinses
Kayhan Yıldızoğlu
Ergun Köknar
Aziz Basmacı
                                                               Aynur Aydan
                                                               Zeki Sezer

Subject / Konu:

Abuzittin Bey tarafından tutulan özel ajan Mehmet, Abuzittin'in karısının sosyetenin zengin ve yakışıklı simalarından Harun'la otelde yasak aşk yaşadığını fotoğrafla belgeler. Abuzittin, Harun'u öldürmek için otele gider. Durumdan haberdar olan Mehmet'in kızı Zeynep, cinayeti engellemek için otele gider. Zeynep, Harun'un odasına girip Abuzittin'in karısının kıyafetlerini giyer ve Harun'u kurtarır.
Avrupa'ya gidecek olan Harun, Zeynep'i buluşmaya davet eder. Harun'dan çok etkilenen Zeynep, buluşmaya gider. Birlikte romantik anlar geçirirler. Uçağa yetişmek için gitmek zorunda olan Harun, tekrar görüşmek istediği Zeynep'in adını öğrenmek ister. Ancak Harun'un aklının sadece çapkınlıkta olduğunu gören Zeynep, adını söylemez. Harun'da, Zeynep'e kendisini Arım, balım, peteğim diye hatırlayacağını söyler.
Konservatuardan mezun olan Zeynep, kendisine aşk bekleyen arkadaşı Cem'le birlikte sahne almaya başlar. Aradan uzun süre geçer ve Harun ile Zeynep, Zeynep'in sahne aldığı mekanda karşılaşırlar. Harun, Zeynep'i buluşmaya devam eder. Aklı fikri Harun'da olan Zeynep, Harun'la buluşmaya gider. Kendini başka erkeklerle de münasebeti varmış gibi gösterir. Zeynep, bütün geceyi Harun'la geçirir.
Yaşadıklarından pişmanlık duyan Zeynep, babasına bir mektup bırakır ve gazı açık bırakarak intihar etmeye kalkışır. Yolda, evden çıkmadan önce kızının söylediklerini düşünen Mehmet, hızla eve döner ve kızını kurtarır. Kurtulan Zeynep, Harun'un çocuğunu doğurur ve sahne almaya devam eder. Zeynep, oğluna Harun ismini verir.
Babasını ölmüş bilen Harun, ağaçtan düşer ve hastahaneye kaldırılır. Harun'a kan gerekir. Radyodan kan arandığını duyan Harun, hastahaneye gidip kan verir ve varlığından haberdar olmadığı oğlunun kurtulmasını sağlar. Küçük Harun, kurtarıcısını bir baba gibi sever.
Zeynep, oğlu ve babasını mutlu etmek için Cem'le evlenmeye karar verir. Zeynep'in sahne aldığı mekana giden Harun, Zeynep'i önce hatırlamaz. Hatırladığındaysa yıllardır onu aradığını söyler ve villasına davet eder. Harun, Zeynep'e aşık olur.
Abuzittin'le hamamda karşılaşan Harun, Abuzittin'in tavsiyesiyle şüphelendiği  Zeynep'i takip ettirmeye karar verir ve Mehmet'e gider. Mehmet, Harun'un sorgulatmak istediği kişinin kızı Zeynep olduğunu anlar. Mehmet, Harun'a Zeynep'in kızı olduğunu açıklar. Harun'a kızının kendisinden başka hiçbir kimseyle alakası olmadığını söyleyen Mehmet, Harun'dan kızını bırakmasını ister. Harun, trenle şehirden ayrılmaya karar verir. Zeynep, kendisini uğurlamaya gelir. Harun gidemez ve Zeynep'e sarılır. Mehmet ve torunu Harun da istasyona gelirler. Mehmet, Harun'a torununun babası olduğunu açıklar.


Comment / Yorum:

Türk sinemasının 3 dev ismini bir araya getiren 1970 yapımı Arım, Balım, Peteğim, daha ziyade yapımcı olarak çalışmış ve çok fazla film çekmemiş bir yönetmen olan Muzaffer Arslan imzası taşıyor. Yapım, filmografileri incelendiğinde rakiplerine nazaran çok daha fazla filmde rol almış olmalarına rağmen birlikte çevirdikleri film sayısı az olan Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın'ı buluşturmasıyla dikkat çekiyor. Elbette yardımcı rolde izlediğimiz Münir Özkul'un varlığı da unutulmamalı.
Her ne kadar filmin senaristi Bülent Oran olarak gözükse de; filmin bir Bülent Oran senaryosu olduğunu söylemek pek mümkün değil. Çünkü filmin senaryosu, Billy Wilder'ın yazıp yönettiği 1957 yapımı "Love in the Afternoon / Öğleden Sonra Aşk" filminden alınmış. Türk sinemasında sıkça rastladığımız bu durum esinlenmenin ötesinde bir nevi adaptasyon.
Arım, Balım, Peteğim, kadrosunda bulundurduğu dev isimlere karşın geniş kadrolu bir film değil. Filmin tamamına yakınının 2 başrol oyuncusu üzerine kurulduğu söylenebilir. Film, oyunculukların ön planda olduğu bir film değil. En parlak çağlarındaki başrol oyuncuları,  güzellik, zarafet ve kıyafetleriyle göze çarpıyorlar. Film, bu yönüyle gayet başarılı. Filmin bir diğer övgüye layık tarafıysa Nesrin Sipahi'nin sesinden dinlediğimiz müthiş şarkılar.
Filmin en eleştirilesi tarafı; abartılı finali. Film, tam Harun'un gitmekten vazgeçişi ve 2 aşığın kavuşması ile nihayetlenecekken ortaya çıkagelen müzisyenler ve Mehmet, tuhaf bir görüntüye neden oluyor. Üstüne üstlük Mehmet'in Harun'a damdan düşer gibi torununun babası olduğunu açıklaması, zaten tuhaf bir hal alan filmin finalini daha da abartılı bir şekle sokuyor.
Arım, Balım, Peteğim, içinde komedi de hüzün de barındıran, vasat olarak nitelendirilebilecek bir drama. Senaryosundan ziyade yıldız oyuncuları için seyredilecek türde filmlerden.


Imdb note : 5.1                             My note : 4.5

2 Mart 2013 Cumartesi

Gölgedeki Adam (1970)

Director / Yönetmen:

Tunç Başaran

Screenplay / Senaryo:

Vural Pakel

Cast / Kadro :

Ayhan Işık
Selma Güneri
Süleyman Turan
Ayla Algan
Behçet Nacar
Melek Görgün
Seher Şeniz
Birtane Güngör
Tarık Şimşek
                                                                Haydar Karaer
                                                                Tunç Aydınoğlu
                                                                Altan Günbay

Subject / Konu:

Ülkenin en değerli hazinesi olan yeşil küre çalınır. Yeşil kürenin bulunması için en iyi müfettiş görevlendirilir.
Saldırıya uğrayan adam boynundan vurulur. Hafızasını kaybeder. Bilinçsizce 1 ay hastahande yatar. Kendisini sorgulayan komiser Rıza, askerden sonra 5 yıl süreyle ortalarda görünmediğini, bu süreçte ne yaptığını sorar. Tekrar saldırıya uğrama riskiyle karşı karşıya olduğunu söyler.
Hastahaneden kaçan adam, peşinden gelen silahlı adamı haklar ve silahını alıp kaçar.
Bir eve girer. Evin sahibi kadını alıkoyar. Kadının babasından miras kalan evde oturan ve mankenlik yaparak geçimini sağlayan biri olduğunu öğrenir. Meral'in haftasonu tatili için yatılı okuldan gelen çocuğu Ömer'i alıkoyar ve kadını kendisine kıyafet almaya yollar. Ömer'le iyi anlaşır. Ona adının Ekrem olduğunu söyler. Meral, kıyafet alıp döner. Doğumgünü olan Ömer, Ekrem'in de kendileriyle birlikte olmasını ister. Ömer'in doğumgününü kutlarlar. Ardından dışarıya çıkıp gezerler. Ekrem, bir adam tarafından takip edilir. Eve dönerler. Ekrem'le Meral yakınlaşır. Kapının altından bir not atılır. Notta "Orhan, beni ne çabuk unuttun. Korkuyorum. Amar peşimde. Seni muhakkak bekliyorum. Berrin." yazmaktadır.
Kim olduğunu öğrenmek isteyen Ekrem, Meral'e gitmek zorunda olduğunu söyler. Silahını bırakır ve vurulmuş halde bulunduğu yere gider. Son derece iyi bıçak kullandığını farkına varan Ekrem, bıçakçıdan bıçak satın alır. Karşısına çıkan komiser Rıza, Ekrem'e başka ülkede diplomatik pasaportla paralı askerlik yaptığını söyler.
Vurulduğu yerin önündeki eve girip araştırma yapan Ekrem, adının gerçekte Orhan olduğunu ve dansçı Berrin'le birliktelik yaşadığını öğrenir. Çok geçmeden Berrin eve gelir. Berrin, Orhan'a prensesin işini kabul ettiği için herşeyin ters gittiğini söyler. Kendisine verdiği emaneti gözü gibi sakladığını ve emanetin çantasında olduğunu söyler ve duşa girer. Orhan, Amar'la ilgili birşeyler sorar. Tam bu esnada gelen Amar'ın adamı, Berrin'i öldürüp Orhan'daki emaneti almaya çalışır. Orhan, adama karşı koyar ve konuşturur. Adam, El Seyit'in bu iş için dünyanın öbür ucundan geldiğini söyler. Eve gelen komiser Rıza, adamı tutuklar. Ancak adam, evden çıkarlarken öldürülür.
Orhan, Meral'in evine gelip ondan elindeki makbuzu araştırmasını ister. Orhan gittikten sonra Meral, çalan telefonu cevaplar. Telefondaki adam, Orhan'ın sakladığı emaneti getirmesin aksi takdirde öleceğini söyler.
Komiser Rıza, bir kadınla Meral'in evine gelir. İsmi Cevhere olan kadının Orhan'ın karısı olduğunu söyler. Cevhere, Orhan'a bir not bırakır ve onu ölene kadar bekleyeceğini söyleyip gider.
Meral, Orhan'la buluşur. Makbuzun, bir pakete ait olduğunu ve ancak imzayla teslim alınabileceğini söyler. Cevhere'nin Orhan'a bıraktığı notu verir ve Cevhere'nin karısı olduğunu söyler. Orhan, notta yazan adrese gider. Cevhere'ye karısı olup olmadığını sorar. Cevhere, ülkelerine yaptığı hizmetten dolayı sultan tarafından Orhan'a hediye edildiğini söyler. Orhan, yeşil kürenin ve ülkenin prensesinin güvenliğinden sorumlu olduğunu, boynundan vurulduğu gün yeşil kürenin çalındığını öğrenir. Cevhere'nin anlattıklarına göre kendisini vurdurtan, küreyi ele geçirmek isteyen ve halkı ayaklandırmaya çalışan Amar'dır. İçerden çıkagelen Prenses, 2 gün sonra ülkesine döneceğini ve bu süre zarfında yeşil küreyi bulması için Orhan'dan ricacı olur ve ona bir servet sunar.
Orhan, elindeki makbuzla paketini teslim almaya gider. Teslim aldığı kutudan yeşil küre çıkar. Karşısına çıkan komiser Rıza, artık kendisinden şüphelenmediğini ve yardıma ihtiyaç duyduğunda yanında olacağını söyler. Orhan, Meral'ın evine gider. Aslında evli olmadığını açıklar. Meral, bu duruma çok sevinir.
Orhan, yeşil küreyi Cevhere'ye teslim eder. Meral'in evine döndüğünde ortalığın darmadağınık olduğunu görür. Kafasına silahla vurulunca bayılır. Kendine geldiğinde Amar ve adamlarını karşısında bulur. Amar, Orhan'a saat 9'a kadar mühlet verir ve eğer yeşil küreyi getirmezse Meral'i ve Ömer'i öldüreceğini söyler.
Orhan, yeşil küreyi almak için Cevhere'nin yanına gider. Ağır yaralı haldeki Cevhere, ölmeden önce yeşil kürenin havaalanında bulunan El Seyit'te olduğunu söyler. Orhan, kendisini öldürmeye çalışan adamı, bıçağını fırlatarak öldürür. Vakit kaybetmeden El Seyit'in peşine düşer. Önce El Seyit'in adamlarını haklar, sonra da El Seyit'i öldürür. Tam yeşil küreyi aldığı sırada olay yerine gelen komiser Rıza, küreye el koyar. Meral ve Ömer'in hayatlarını kurtarabilmek için küreye ihtiyacı olduğunu söyleyen Orhan, küreyi Rıza'dan alır ve yola koyulur. Orhan, Amar'ın adamları Meral ve Ömer'i öldürmek üzereyken yetişir ve adamları öldürür. Baloda olan Amar'ın yanına giderler. Orhan, Amar'ın adamlarıyla kavgaya tutuşur. Amar, şayet küreyi almazsa bıçağı boğazına dayadığı Ömer'i öldüreceğini söyler. Orhan, küreyi verdiği Amar'ı bıçağını fırlatarak öldürür. Küreyi alan Prenses, kürenin sahte olduğunu söyler. Ansızın gelen komiser Rıza, gerçek küreyi Prenses'e teslim eder.

Comment / Yorum:

Tunç Başaran'ın filmografisi incelendiğinde 8 film çektiği 1972 yılından sonra en fazla film çektiği sene, 6 film çektiği 1970 yılı. Bu dönemde genellikle pek kaliteli sayılmayacak macera filmlerine imza atan yönetmen, 1970 yılında çektiği 6 filmin 5'in de Süleyman Turan'a rol verdi. Polisiye - gerilim türündeki Gölgedeki Adam'da Tunç Başaran'ın 1970 filminde çektiği ve Süleyman Turan'a rol verdiği filmlerden biri.
Ayhan Işık ve Selma Güneri'nin başrolleri paylaştığı film, enteresan bir senaryoya sahip. Vural Pakel imzası taşıyan senaryoda bazı kopukluklar var. Mantığa oturmayan kısımlarda mevcut. Özellikle olayları seyretmekle yetinen komiser Rıza karakterinin, filmin ciddiyetini düşürdüğü söylenebilir. Ancak tüm bu aksaklıklara rağmen senaryonun gerilim düzeyi ve sürükleyiciliği yerinde.
Gölgedeki Adam, salt vurdulu kırdılı macera filmleri yerine türü içinde farklılıklar deneyen; kimi açılardan başarılı, kimi açılardan başarısız olan; seyirciye çok şey vadetmese de sıkılmadan seyredilebilecek bir yapım.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 4.5

1 Mart 2013 Cuma

İnleyen Nağmeler (1969)

Director / Yönetmen:

Safa Önal

Screenplay / Senaryo:

Safa Önal


Cast / Kadro :

Zeki Müren
Mine Mutlu
Önder Somer
Çolpan İlhan
İsmet Ay
Nevzat Okçugil
Ekrem Dümer
Muammer Gözalan

Subject / Konu:

Çok hasta olan Jülide, durumunu belli etmemeye çalışıp sevgilisi Zeki'yi havaalanından uğurlamaya gider. Oysa ki Zeki, Jülide'nin durumunu bilmekte ve fakat bilmiyormuş gibi yapmaktadır. Ünlü bir şarkıcı olan Zeki Müren, konser vermek için başka şehre gider. Konserini tamalayıp geri dönen Zeki, Jülide'nin hastahaneye kaldırıldığını öğrenir. Durumu ağırlaşan Jülide ölür.
Üzüntüden yıkılan Zeki, kendini içki şişelerine vurur. Zeki, Jülide'yle güzel günler geçirdiği Şile'deki evine gider. Evin kahyası Rıza, Zeki'yi yalnız bırakmamaya çalışır.
Zeki Müren'in büyük bir hayranı olan Pınar, Zeki'nin inzivaya çekildiğini ve kimseyle görüşmediğini öğrenir. Şile'ye giden Pınar, Zeki'yle tanışabilmek için kör bir kız rolü yapar. Pınar'ın Zeki için yeni bir yaşama nedeni olabileceğini düşünen Rıza, Pınar'ın Zeki'ye yakınlaşması için yardımcı olur.
Pınar, bıkıp usanmadan Zeki'nin peşinden koşar. Zeki, bir süre dirense de; Pınar'ın ilgisine kayıtsız kalamaz. Zeki yeniden hayata döner. Pınar, kör olmadığını Rıza'ya açıklar. Rıza, Zeki'ye gerçeği açıklayıp açıklamamak konusunda tereddüte düşer. Zeki, Pınar için göz doktorları ayarlmaya çalışınca; Rıza ve Pınar, gerçeği açıklamanın vakti geldiğini anlarlar.
Olanlara dayanamayıp Şile'ye gelen Pınar'ın sözlüsü, Zeki'ye aradan çekilmesini söyler. Zeki, Pınar'ın aslında kör olmadığını ve herşeyin bir oyun olduğunu öğrenir. Zeki'ye gerçekleri açıklamak için gelen Pınar, Zeki'nin hışmına uğrar. Pınar, sözlüsüne kendisini sevmediğini söyler. Sözlüsü de kendisini sevmeyen biriyle birlikte olamayacağını söyleyip gider.
Zeki, konsere gider. Rıza, Pınar'ı Şile'ye gönderir ve beklemesini ister. Zeki'ye Pınar'ı sevdiğini kabul ettiren Rıza, Zeki'ye Pınar'ın kendisini Şile'de beklediğini söyler. Zeki'nin geleceğinden ümidi kesip dalgalar arasında intihar etmeye kalkışan Pınar, Zeki tarafından kurtarılır ve 2 aşık birbirine kavuşur.

Comment / Yorum:

Safa Önal'ın senaryosunu yazıp yönettiği 1969 yapımı İnleyen Nağmeler, Zeki Müren üzerine kurulmuş bir film. Senaryo, oldukça sade ve inandırıcılıktan uzak. Aşık olduğunuz kişinin kör olmadığını anlayamamak, pek açıklanabilir bir durum değil. Senaristin Safa Önal gibi güçlü bir isim olduğu kayda alındığında; İnleyen Nağmeler'in usta ismin önemli filmlerinden biri olmadığı rahatlıkla söylenebilir.
Film, çok geniş bir oyuncu kadrosuna sahip olmamasına karşın yardımcı rollerde Çolpan İlhan, Önder Somer ve İsmet Ay gibi önemli isimler karşımıza çıkıyor. Zeki Müren'in kendi ismiyle meşhur bir şarkıcıyı canlandırdığı filmde Mine Mutlu'yu ise sanatçının genç ve güzel hayranı Pınar rolünde izliyoruz. Filmin en göze çarpan oyuncusu ise Rıza rolüyle izlediğimiz İsmet Ay. Zeki Müren'in bol bol şarkı söylediği film, sanatçının hayranları için güzel bir müzik ziyafeti olabilir.

Imdb note : 4.5                             My note : 4

23 Şubat 2013 Cumartesi

Leoparın Kuyruğu (1998)

Director / Yönetmen:

Turgut Yasalar

Screenplay / Senaryo:

Turgut Yasalar

Cast / Kadro :

Yetkin Dikinciler
Devrim Nas
Hakan Pişkin
Tardu Flordun
Ümit Çırak
Lamik Blake
Murat Karasu
                                                                                       Evren Duyal
                                                                                       Serdar Akar
                                                                                       Şuayip Çetin

Subject / Konu:

5 devrimci arkadaş Rıfat, Vural, Serdar, Ateş ve Ömer idam edilecek 3 arkadaşlarının bırakılması için Amerikan askeri Larry'yi kaçırırlar. Arabayla kimselerin olmadığı trafoya yere gelirler. Ateş, yol boyunca arkadaşlarına üniversite serüvenlerini anlatır.
Serdar, trafoda silahla oynarken yanlışlıkla tetiğe basar ve Ateş'i başından vurup öldürür. Ömer'i arkadaşlarından yardım istemesi için gönderirler. Vural, Larry'yi tuvalet ihtiyacını gidermesi için dışarı götürür. Serdar, intihar etmeye çalısa da Rıfat tarafından engellenir. Silah sesi duyan Vural, Larry'yi bırakıp Serdar'la Rıfat'ın yanına gelir. Larry, bu durumu fırsat bilip kaçar. Rıfat ve Vural, Larry'nin peşine düşerler. Rıfat, Larry'yi vurup yakalar. Tam bu esnada çıkagelen bekçi, Larry'nin kaçırılan Amerikan askeri olduğunu anlar. Rıfat, adamın üzerine gidince bekçi, tüfeğini ateşler ve Rıfat'ı yaralar. Vural'da silahını çıkarır ve bekçiyi öldürür. Vural, bir an önce Rıfat'a yardım götürebilmek için Larry ile birlikte trafoya döner.
Yolda askeri çevirme olduğunu gören Ömer, arabayı durdurmaz ve kaçar.
Larry'yi bağlayan Vural ve Serdar, Rıfat'ın yanına giderler. Serdar, Rıfat'ı trafoya taşır. Bekçinin cesedini de mahzene götürürler.
Yakalanan Ömer, sorgulanmaya başlar. Arabanın çalıntı olduğu ortaya çıkar. Ömer'in Amerikalı askerin kaçırılmasıyla ilgisi olabileceğinden şüphelenilir.
Durumu ağırlaşan Rıfat ölür. Bir süre ne yapacaklarına karar veremeyen Serdar ve Vural, Ömer'in döneceğinden ümit kesince Larry'yi trafoda bırkaıp gitmeye karar verirler. Gittikleri yerde 2 bekçiyle karşılaşırlar. Bekçilerden biri, silahlı olduklarını farkedince kaçmak zorunda kalırlar. Bekçiler peşlerinden gelir. Arkalarından açılan ateş sonrası Vural yaralanır. Serdar, Vural'ı bırakıp kaçmak zorunda kalır.
Sabah olduğunda sokağa çıkma yasağı olduğunu farketmeden etrafta dolanan Serdar, jandarmalar tarafından farkedilir. Jandarmaları kandırmak için hasta annesine bakması için doktor dayısını çağırmaya gittiğini söyler. Jandarmalar kendisini araçla götürmek isteyince çıkmaz sokağa varana kadar adres tarif eder. Çıkmazın sonundaki eve girer ve arka kapısından kaçıp gider. Kazma, kürek bulan Serdar, ölen arkadaşlarını gömmek için trafoya gider.

Comment / Yorum:

Bir Afrika atasözüyle başlıyor film; "Leoparın kuyruğunu asla tutma, tutarsan asla bırakma!". Bu başlangıç sözü, filmin konusuna dair ipuçları veriyor. Devrimci gençlerin asılacak arkadaşlarını kurtarabilmek için bir Amerikan askerini kaçırmalarını ve herşeyi yüzlerine gözlerine bulaştırmalarını anlatan film, yönetmen Turgut Yasalar'ın ilk sinema filmi. Film aynı zamanda başroldeki oyuncular Yetkin Dikinciler ve Devri Nas'ın da ilk sinema filmi olma özelliğini taşıyor. Yönetmen Serdar Akar'ı da filmde birlik komutanı rolünde seyrediyoruz.
Filmin iyi bir hikayesi var. Ancak senaryo oldukça kusurlu. Filmde hem inandırıcılıktan uzak diyaloglar hem de mantığa oturmayan kısımlar var. Film, bunlara karşın 35. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi senaryo" ödülünü kazanmayı başardı. Film, gişede sadece 9.899 seyirciye ulaşabildi. Leoparın Kuyruğu, tüm aksaklıklarına rağmen farklı birşeyler yapmaya çabalayan bir ilk film. Üstelik bu çabalamanın, Türk sinemasının kısır bir döneminde gerçekleşmiş olduğu da unutulmamalı.

Imdb note : 5.1                             My note : 4.5

21 Şubat 2013 Perşembe

Gangster Squad / Suç Çetesi (2013)

Director / Yönetmen:

Ruben Fleischer

Screenplay / Senaryo:

Will Beall

Novel / Kitap:

Paul Lieberman (from "Gangster Squad")

Cast / Kadro :

Josh Brolin
Ryan Gosling
Sean Penn
Nick Nolte
Emma Stone
Anthony Mackie
                                                             Giovanni Ribisi
                                                             Robert Patrick
                                                             Michael Pena
                                                             Mireille Enos
                                                             Troy Garity
                                                             Holt Mccallany
                                                             Sullivan Stapleton
                                                             James Carpinello
                                                             James Hebert
                                                             Evan Jones
                                                             Josh Pence
                                                             John Aylward
                                                             Jack Conley
                                                             Jack Mcgee
                                                             Jon Polito

Subject / Konu:

1949 yılı. Mickey Cohen Los Angeles'ı elinde tutan, çok güçlü bir suç örgütünün lideridir. Cohen, hem acımasızlığıyla hem de üst düzey bağlantılarıyla kanunun dahi dokunamadığı bir konumdadır.
Emniyetten John O'Mara, dürüst ve gözüpek bir ajandır. Belaların üzerine atılmaktan korkmadığı gibi gerektiğinde Cohen'in mekanlarına baskın yapmaktan da çekinmez. Cohen'in mekanlarından birinde genç bir kızı tecavüz edilmek üzereyken kurtarınca dikkatleri üzerine çeker.
Jerry Wooters, işlerini bağlantılarla ve cazibesiyle çözmeye çalışan bir ajandır. Cohen'in akşam yemeği yediği mekana giden Jerry, Cohen'in sevgilisi Grace Faraday ile tanışır ve aralarında hızlı bir yakınlaşma olur.
Şef Parker tarafından çağrılan ajan O'Mara'ya Mickey Cohen'i bir gölge operasyonla bitirme teklifi gelir. Adaletin yerini bulmasını isteyen O'Mara, bu teklifi büyük bir memnuniyetle kabul eder. John'un tehlikeli işlerden uzak durmasını isteyen karısı Connie, John'un yeni işinde Mickey Cohen'le uğraşacağını öğrenince endişeye kapılır.
Jerry, Grace ile ilişki yaşamaya başlar.
Kendi ekibini oluşturmaya başlayan John, Jerry'ye ekibinde olmasını teklif eder. Ancak Jerry, teklifi geri çevirir. Karısının da önerileriyle ekibini oluşturan John, rozeti ilk olarak bir bara baskın düzenler. Ancak bardaki polislerle çatışmak zorunda kalıp yakalanınca işler daha en başından sarpa sarar. Çünkü John'un ekibi rozetlerini kullanmadan yani asıl kimliklerini gizleyerek baskın yapmıştır. Teslim olmak zorunda kalan John ve memur Coleman Harris, nezarethaneye atılır.
Jerry, sokaktayken bir baskın anına şahit olur ve masum bir çocuğun öldürülüşünü izler. Cohen'i öldürmek için mekana giden Jerry, arkadaşı tarafından engellenir. Arkadaşından nezarethanedeki polislerin Cohen'in adamları tarafından öldürüleceğini öğrenen Jerry, Cohen'in adamıymış gibi davranıp John ve Coleman'ı kurtarmaya gider. Jerry, John ve Coleman'ı nezarethaneden teslim almak üzereyken polis merkezine Cohen'in adamları gelir. Yaşanan kargaşa ve çatışmanın ardından Jerry, John ve Coleman'ı kurtarmayı başarır. Dışarıda bekleyen John'un ekibiyle birlikte kaçarlar.
Mickey Cohen, yeni hedefler peşinde koşar. Tüm bahis organizasyonunu yöneteceği bir mekan açmaya hazırlanır.
John'un ekibi Cohen'in evine alıcı yerleştirir ve evi dinlemeye başlarlar. Bourbon'da mal sevkiyatı yapılacağını öğrenen ekip, soluğu Bourbon'da alır. Sevkiyat sırasında arabaların arasına girerler. Hatırı sayılır bir çatışma çıkar. Çatışmanın ardından John'un ekibi sevkiyatı baltalamayı başarır.
John'un ekibi, Cohen'in işlerini sabote etmeye ve mekanlarını basmaya devam eder. Öfkeden çılgına dönen Cohen, basılan mekanlarından para çalınmadığını öğrenince baskınları yapanların polis olduğunu anlar. İçerden birinin polislere bilgi sızdırdığını düşünür. Cohen'in bu çılgın halini gören Grace, kaçıp Jerry ile buluşur. Cohen'in adamları gelip Grace'i götürmeye çalışır. Ancak Jerry, adamları haklar. Grace'i şehir dışına çıkarması için arkadaşı Jack'e emanet eder.
Ekip, son işlerini yapıp Cohen'i tamamen çökertmeyi hedefler. Ekip, Chinatown'da yapılacak sevkiyat için gider. Ancak bu kez Cohen'in adamları tarafından tuzağa düşürülürler. John, Jerry'nin olayı sezmesi sayesinde son anda kurtulur. Cohen, kendisini dinlediğini tespit ettiği memur Conway Keeler'ı öldürtür. John'un evini de silahla taratır. Grace'in saklanmasına yardımcı olduğunu tahmin ettiği Jack'in evine gider ve onu öldürür.
Conway'in cesediyle karşılaşıp öfkelenen John, Cohen'in evine gidip onu öldürmeye karar verir. Jerry, John'u engellemeye çalışınca John, Jerry'ye yumruk atar. Jerry, bunun üzerine gider. Cohen'i bulamayan John evine döner. Taranmış evine girdiğinde karısının küvette doğum yapmış olduğunu görür. Karısının ve bebeğinin güvenliği için onları şehir dışına gönderir.
Jerry, John'un evine gelir. Çok geçmeden Jerry'yi arayan Grace de John'un evine gelir. Cohen'in Jack'i öldürüşüne şahit olduğunu ve bu cinayetle ilgili tanıklık yapabileceğini söyler.
Jerry ve John, Cohen için çalışan hakimi görevinden istifaya zorlarlar. Cohen'in kaldığı oteli öğrenen ekip, onu tutuklamak için otele gider. Jerry ve John, Cohen'in adamları tarafından kale gibi korunan otele girmeyi başarır. Jerry, bacağından vurulur. Zor da olsa otelden çıkıp arabasına binmeyi başaran Cohen, kaçmaya çalışır. Ancak Cohen'in arabasına atlayan ve şoförü vuran John, arabanın havuza çarpıp durmasını sağlar. Vurulan ve ölmek üzere olan memur Max Kennard, John'u öldürülmekten kurtarır. Cohen'le başbaşa kalan John, silahını bir köşeye atıp yumruk yumruğa kavgaya tutuşur. Kavgada oldukça hırpalanan Cohen tutuklanır. Mahkum olan Cohen, Alcatraz'a gönderlir. Jerry ve John, polisliği bırakırlar. Jerry, Grace'le ilişkisine devam eder. John ise Los Angeles'ı terkeder ve ailesiyle mutlu bir hayat sürer.

Comment / Yorum:

2009 yapımı "Zombieland" filmiyle şöhrete kavuşan yönetmen Ruben Fleischer'ın 3. sinema filmi olan Gangster Squad, dev oyuncu kadrosuyla dikkatleri üzerine toplayan bir yapım. Film, Paul Lieberman'ın aynı adlı kitabından sinemaya uyarlandı. Sean Penn'i mafya babası Mickey Cohen rolüyle izlediğimiz filmde başrolleri Josh Brolin, Ryan Gosling ve Emma Stone üstleniyor. Filmde ayrıca Nick Nolte, Robert Patrick ve Giovanni Ribisi gibi ünlü Hollywood isimleri de yer alıyor. Yaklaşık 60.000.000 dolara mal olan film, Amerika'da 10 Şubat 2013 itibariyle 44.807.911 dolar hasılat elde etti.
Jerry Wooters rolü için Adam Brody, Joel Edgerton, Luke Evans ve Joseph Gordon - Levitt'in adları geçse de rol, Ryan Gosling'e gitti. Ashley Greene, Teresa Palmer, Camilla Belle, Aly Michalka, Lily Collins, Emmy Rossum, Amanda Seyfried, ve Maggie Grace; Grace rolü için oyuncu seçmelerine katıldı. Ancak rol, Emma Stone'a gitti. Max Kennard rolünü oynaması için anlaşılan Bryan Cranston, Argo filminde rol alacağı için filmde rol alamadı. Coleman Harris rolü için Jamie Foxx düşünülse de rol, Anthony Mackie'ye gitti. Connie O'Mara rolü için Amy Adams ve Kate Winslet düşünüldü. Ancak rol, Mireille Enos'a gitti.
Film, oldukça sürükleyici. Aksiyon düzeyi de tatmin edici düzeyde. Senaryonun ise orta karar olduğu söylenebilir. Çünkü filmin hikayesi, daha en başından kendini ele veriyor ve hikaye akarken pek sürprizle karşılaşmıyoruz. Filmin en dikkat çekici taraflarından biri de Sean Penn'in inanılmaz makyajı. Sean Penn'in Mickey Cohen makyajı için her sabah 3 saat uğraşıldı.
Gangster Squad, kaliteli oyuncu kadrosu ve yüksek temposuyla özellikle suç filmlerinden hoşlananların ilgisini çekebilecek bir aksiyon. Şiddet içerikli filmlerden rahatsız olanların ise uzak durması gereken bir yapım.

Imdb note : 7                                My note : 7

18 Şubat 2013 Pazartesi

Elveda Dostum (1982)


Director / Yönetmen:

Zeki Alasya

Screenplay / Senaryo:

Mehmet Aydın

Cast / Kadro :

Kadir İnanır
Ahu Tuğba
Pembe Mutlu
Haluk Kurdoğlu
Nedret Güvenç
Yavuz Selekman
Tuncer Necmioğlu
Mesut Çakarlı
Fırat Gülgen
                                                          Romalı Perihan

Subject / Konu:

Dursun eşi Ayşe'nin dayatması üzerine öğretmenlikten istifa edip ailesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Pazarlama işi yapmaya çalışır ama memnun kalmaz. Geçim sıkıntıları baş gösterince Dursun, istemeye istemeye özel öğretmenlik yapmaya razı olur. Zengin bir ailenin torunu olan Bülent'e özel ders vermeye başlar. Bülent, ailesiyle tatile gideceği için Dursun'dan yazlıkta da Bülent'e ders vermesi istenir. Dursun kazanacağı para için teklifi kabul eder.
İngiltere'ye gelin giden Bülent'in teyzesi Sibel, ani bir kararla boşanmaya karar verip ülkeye geri döner ve yazlığa gelir. Sibel, kendisine pek yüz vermeyen Dursun'la yakınlaşmaya çalışır. Sibel'in gösterdiği ilgiye kayıtsız kalamayan Dursun, Sibel'le yasak bir aşka yelken açar. Sibel'le Dursun'un eğlenirken çekilen fotoğrafları gazetelerde yayınlanır. Eşi, Dursun'un fotoğraflarını görür.
Kızı Sibel'in mutluluğunu gören babası, Dursun'a karısı Ayşe'den boşanıp kızıyla evlenmesini teklif eder. Dursun, bu teklifi geri çevirir ve evine geri döner. Ayşe, boşanmaya karar verdiği Dursun'u evden kovar. Herşeyini yitiren Dursun, körkütük sarhoş olur ve trafik kazası geçirip hastahaneye kaldırılır. Hem Sibel, hem de Ayşe hastahaneye gelir. Oğlunun sesini duyan Dursun gözlerini açar...

Comment / Yorum:

İdealizmle geçim sıkıntıları arasında sıkışan ve ailesinin mutluluğu için doğru bildiklerinden taviz vermek zorunda kalan bir öğretmenin, zengin ailenin istediğini almaya alışkın kızıyla yaşadığı yasak aşkı anlatan Elveda Dostum, Zeki Alasya imzası taşıyor. Zeki Alasya'nın 8. yönetmenlik deneyimi olan film, yönetmenin Kadir İnanır'la 1979 yapımı "Doktor" filminden sonraki 2. buluşması.
Filmin hiç fena sayılmayacak bir oyuncu kadrosu var. Kadir İnanır'a başrollerde Ahu Tuğba ve Pembe Mutlu eşlik ediyor. Sadece aşk hikayesine takılıp kalmayan ve insanın zorundalıklarını sorgulayan senaryo, filmin güçlü taraflarından biri. Filmin en eleştirilesi tarafı ise Sibel karakterinin bilinçli veya bilinçsiz şekilde erotik bir figür olarak sunuluşu. Elveda Dostum, kusurları ve eleştirilecek tarafları olan bir film olsa da; konusu, senaryosu ve oyunculukları için seyredilmeye değer.

Imdb note : 3.9                             My note : 6.5

15 Şubat 2013 Cuma

Alien: Resurrection / Yaratık: Diriliş (1997)

Director / Yönetmen:

Jean - Pierre Jeunet

Screenplay / Senaryo:

Joss Whedon

Cast / Kadro :

Sigourney Weaver
Winona Ryder
Dominique Pinon
Ron Perlman
Gary Dourdan
Michael Wincott
Kim Flowers
Dan Hedaya
J. E. Freeman
                                                             Brad Dourif
                                                             Raymond Cruz
                                                             Leland Orser
                                                             Carolyn Campbell
                                                             Marlene Bush
                                                             David St. James
                                                             Rodney Mitchell
                                                             Robert Faltisco
                                                             David Rowe
                                                             Garrett House
                                                             Rod Damer
                                                             Mark Mansfield
                                                             Daniel Raymont
                                                             Chris D'Annunzio
                                                             Robert Bastens
                                                             Rico Bueno
                                                             Alex Lorre
                                                             Ronald Ramessar
                                                             Nicole Fellows
                                                             Tom Woodruff Jr.

Subject / Konu:

Mürettebatı 42 asker ve 7 bilim subayından oluşan Usm Auriga Birleşik Dünyalar Ordusu Tıbbi Araştırma Gemisi'nde 8 numaralı klondan ameliyatla yaratık çıkartılır. Klon, ameliyatın ardından çevresindekilere saldırgan davranır. Klon, eğitimlere olumlu tepkiler verir. Bilim subaylarına göre klonun saldırganlığının sebebi; yaratığın taşımış olabileceği düşünülen klona ait anılarından kaynaklanmaktadır. Çünkü klon, yaratıklara karşı büyük mücadelelere girmiş ve bu uğurda ölmüş Ripley'nin klonudur. General, Ripley'nin geçmişinden dolayı klonu ortadan kaldırmayı düşünmektedir.
Yaratık, laboratuarda hızla büyür. Kraliçe türünde olduğu için üreyecek ve bir sürü yaratık meydana getirecektir. Klon, Ripley'nin öldüğü yerde bulunan kan örnekleri kullanılarak klonlandığını öğrenir. Geçmişi hatırlar ve billim subaylarından birine yaratığın herkesi öldüreceğini söyler.
Betty isimli 6 mürettebatlı ticari şilep, Auriga'ya gelir. General, şilebin idarecisi Elgyn'e gizli kapaklı işleri için para verir. Şilebin yeni mürettebatı Call, neler döndüğünü merak etmektedir. General, Elgyn'den gemide kalacakları süre içersinde mürettebatının yasaklı bölgelere girmemesini şart koşar. Şilepten gelen kargolar, geminin tıp laboratuarına götürülür. Kargolarda uyutulmuş canlı insanlar yer almaktadır. Laboratuarda yaratığın ürettiği yumurtalar, uyutulmuş insanlarla birlikte özel kabinlere konulur.
Betty'nin mürettebatından birkaç kişi, karşılaştıkları Ripley'ye sataşırlar. Ripley, hepsini kolayca alt eder ve ürkmelerini sağlar. Ripley'den dökülen kan, döküldüğü yeri eritir.
Call gizlice Ripley'nin olduğu bölüme gider. Bıçağını çıkarıp yerde yatan Ripley'ye doğru götürdüğünde Ripley'nin vücudundaki derin yara izini görür ve yaratığın Ripley'nin içinden çıkarıldığını anlar. Call, Ripley'nin kaldığı bölümden çıkarken yakalanır. Betty mürettebatının etrafı askerler tarafından çevrilir. Ancak mürettebat, askerleri safdışı etmeyi başarır. Elgyn, gizli kapaklı işler çeviren Call'a ortada neler döndüğünü sorar. Call, gemide yasadışı şekilde çok tehlikeli yaratıklar üretildiğini mürettebata anlatır.
Yaratıkların bulunduğu laboratuarda bir yaratık diğerini öldürür. Ölen yaratıktan çıkan asitler, odanın tabanını eritir ve diğer yaratık dışarı çıkmayı başarır. Tüm laboratuvarların kapıları açılır ve yaratıkların hepsi dışarı çıkar. Alarm verilir ve gemi mekiklerle tahliye edilmeye başlar. Betty mürettebatı da derhal şileplerine dönüp gemiden ayrılmaya karar verir.
Yaratık, Elgyn'i öldürür ve mürettebatı kıstırır. Ancak bu sırada Ripley gelir ve yaratığı öldürür. Bilim subaylarından Wren'i sorgularlar ve gemide toplam 12 yaratık olduğunu öğrenirler. Gemi, güvenlik prosedürü gereği otomatikman ana üsse yani dünyaya doğru yol alır.
Sağ kalmayı başaranlar, Wren'in gösterdiği yoldan giderler. Ancak su vanaları açık olduğu için sular altında kalan bölümden geçmek zorunda kalırlar. 2 yaratık su altındalarken saldırır. Çıkış noktaları, yaratık yumurtalarıyla dolu olduğu için yumurtaların salgıları su yüzeyini kaplamış durumdadır. Zor da olsa salgı maddesini yarıp suyun yüzeyine çıkarlar. Yumurtalardan yaratıklar dışarıya çıkmaya başlar. Yaratıklardan biri Ripley'nin yüzüne yapışır. Yumurtalara ateş edip patlatırlar ve sudan çıkıp yollarına devam ederler. Wren, Call'un silahını alıp onu vurur. Call suya düşer. Wren, kapıdan geçer ve kapıyı diğerlerinin üzerine kapatır. Yaratık sudan çıkar ve saldırır. Zor da olsa yaratığı öldürmeyi başarırlar. Kapı açılır ve kapının ardından öldüklerini sandıkları Call çıkar. Ripley, göğsünden vurulduğuna emin olduğu Call'u inceler ve Call'un aslında bir robot olduğunu farkına varır.
Call, dünyaya varışına 86 dakika kalan gemiyi havaya uçurabilmek için porttan geminin bilgisayarına bağlanır. Ancak çok fazla enerji harcanmış olduğu için gemiyi havaya uçurabilme ihtimali kalmaz. Ripley bunun üzerine Call'dan gemiyi çarptırmasını ister. Wren'in kaçabilmek için Betty'ye doğru gittiğini farkeden Call, geçiş kapısını kapatıp Wren'i engeller.
Call, Ripley'ye insanları kurtarmaya programlanmış olduğu için gemiye geldiğini anlatır.
Yola koyulduklarında Ripley, yaratıkların yakında olduklarını ve kraliçe yaratığın acı çektiğini hissettiğini söyler. Yaratığık açılan kapaktan uzanıp Ripley'yi alır. Ripley ve yaratık birbirlerine kenetlenirler. Ripley, kraliçe yaratığın yanındadır. Kozalanan bilim insanı, yaratığın artık yumurtlayarak üremediğini, çünkü Ripley sayesinde insan üreme sistemine sahip olduğunu söyler. Kraliçe yaratık, doğumunu tamamlar. İnsan ve yaratık melezi olan yeni doğan yaratık, farklı görünmektedir. Yeni doğan yaratık, kraliçe yaratığı öldürür.
Sağ kalmayı başaranlar, gemiden ayrılmak için Betty'ye giderler ve tüm hazırlıkları tamamlarlar. Kalkışa geçecekleri sırada Ripley'nin koşarak geldiğini görürler. Ripley son anda yanlarına ulaşmayı başarır. Call, uçuşa geçmeleri için tam olarak kapanmamış kapılardan birini kapatmaya gider. Yaratıkla karşılaşır. Bir süre yaratığa yakalanmamayı başarır. Yaratık, Di Stefano'yu öldürür. Yaratık, Call'u yakaladığında; Ripley, yaratıktan Call'u bırakmasını ister. Ripley'yi annesi zanneden yaratık, Call'u bırakır. Ripley, camda açtığı delik sayesinde yaratığın basıncın etkisiyle parçalanarak ölmesini sağlar.
Usm Auriga gemisi, atmosfere girdiğinde havaya uçar. Betty ise zorlu bir maceranın ardından dünyaya iniş yapmayı başarır.

Comment / Yorum:

Yaklaşık 75.000.000 dolara mal olan film, Amerika'da beklenen ilgiyi görmeyip 47.748.610 dolar hasılat elde etse de; Amerika haricindeki 105.300.00 dolarlık dünya hasılatıyla kar elde etmeyi başardı. Yapımcı şirketin ilk yönetmen tercihi Danny Boyle'du. Ancak Danny Boyle, "A Life Less Ordinary" adlı filmi çekmeyi tercih etti. Bir diğer yönetmen tercihi olan David Cronenberg'ten ise vazgeçildi. Filmin yönetmen koltuğuna da Jean - Pierre Jeunet oturdu. Alien Resurrection, o döneme kadar hep Mark Caro ile birlikte film çeken Jean - Pierre Jeunet'nin tek başına yönettiği ilk film oldu.
Senaryo yazılırken ilk düşünce Ripley'nin değil Newt'in klonlanmasıydı. Ancak Sigourney Weaver, 11.000.000 dolar karşılığında filmde oynamaya ikna edilince senaryonun Ripley'nin klonu üzerine yazılmasına karar verildi. Senaryoyu Joss Whedon yazdı. Jean - Pierre Jeunet, kötü ana karakterin kadın olmasını istedi. Ancak stüdyo, başrollerde zaten 2 kadın oyuncu olduğu için bu isteği geri çevirdi. Joss Whedon senaryoyu yazarken Christie karakteri için aklındaki oyuncu Chow Yun - Fat'ti. Ancak oyuncunun menajeri bu teklifi geri çevirdi. Dr. Wren karakteri de aslında Bill Murray için yazılan bir karakterdi.
Winona Ryder, senaryoyu dahi okumadan filmde oynamayı kabul etti. Çünkü Ryder, hem Alien serisinin büyük bir hayranıydı hem de ikonu olarak gördüğü Sigourney Weaver'la birlikte oynama fırsatı yakalamıştı. Filmin sualtı çekimleri 3 hafta sürdü. Winona Ryder, filmin sualtı çekimlerinin yapıldığı ilk gün anksiyete krizi geçirdi. Çünkü oyuncu, 12 yaşındayken bir boğulma vakası geçirmişti.
Oyuncu kadrosunda Jean - Pierre Jeunet'nin vazgeçilmez oyuncuları Dominique Pinon ve Ron Perlman'da yer aldı.
Alien Resurrection, İngiltere dışında çevrilen ilk Alien filmi oldu. Filmin İngiltere'de çevrilmemesinin tek nedeni Sigourney Weaver'ın seyahat etmek istememesiydi. Jean - Pierre Jeunet, İngilizce bilmediği için çekimler boyunca tercüman kullandı. Film, katıldığı festivallerde 5 ödül ve 14 adaylık kazandı.
Orjinal senaryodaki yeni doğan yaratık figürü, insan ve yaratık melezi olduğundan daha inandırıcı olması için değiştirildi. H. R. Riger, Alien tasarımlarının filmde kullanılmamasını istedi ve yapımcı şirkete protesto mektubu yolladı. Joss Whedon, yıllar sonra bir röportajda filmden duyduğu memnuniyetsizliği itiraf etti.
Film, genel olarak beğenilmedi. Alien Resurrection, dikkat çekici oyuncu kadrosu ve Jean - Pierre Jeunet'ye has bazı dokunuşlara karşın vasatı aşamadı. Ancak Alien dörtlemesinin bir parçası olduğu için arşivsel değeri olan bir film.

Imdb note : 6.2                             My note : 5