Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

24 Temmuz 2011 Pazar

Düşman Yolları Kesti (1959)

Director / Yönetmen:

Osman F.Seden

Screenplay / Senaryo:

Tarık Dursun Kakınç

Cast / Kadro :

Eşref Kolçak
Sadri Alışık
Nurhan Nur
Kadir Savun
Hulusi Kentmen
Yılmaz Gruda
Nubar Terziyan
                                                      O.Nuri Ergün

Subject / Konu:

İstanbul'dan Mustafa Kemal'e destek veren ve Anadolu'ya silah ve cephane sevkedilmesinde yardımı olan bazı kişiler, padişahın casuslarınca ortaya çıkartılır. Ethem bey ve Hulusi bey gibi önemli kişiler kurşuna dizilerek öldürülür. Casuslara yakalanmadan silah ve cephane sevkiyatı gerçekleştirebilmek için yeni planlar yapmak gerekmektedir. Alınan kararlar doğrultusunda Yüzbaşı Nazmi, iletişimi sağlamak göreviyle Anadolu'ya gönderilir. Bu görevde yanında teşkilattan Makbule Hanım ve Dahiliye nezaretinde görevli İdris bey de yer alacaktır.
Bu zorlu yolculuk sırasında Nazmi ile Makbule birbirlerine gitgide yakınlaşır. İdris bey ise sürekli şüphe uyandıran hareketler yapar. Nazmi, her geçen an İdris'in casus olduğundan biraz daha şüphelenmektedir. Aralarında psikolojik bir savaş yaşanmaktadır.

 

Comment / Yorum:

Film için; Osman F.Seden'in ilk önemli filmi diyebiliriz. Dönem itibariyle incelendiğinde; yönetmenliğin üst düzeyde olduğu bir film. Zengin bir oyuncu kadrosuna sahip olan film, oyunculuk performansları itibariyle de başarılı. Ana karakterleri, dönemin önenli oyuncuları; Eşref Kolçak, Sadri Alışık ve Nurhan Nur canlandırmış. Gösterildiği dönemde hak ettiği değeri ve ilgiyi göremeyen filmin popülaritesi, yıllar geçtikçe artmış. Film, 50'li yılların en iyi yapımları arasında kabul edilmekte.
Düşman yolları kesti için; Kurtuluş Savaşı'nı bireyselliğe indirgeyip, psikolojik açıdan inceleyen tek film diyebiliriz. Osman F.Seden, gerilimin dinamikliğini koşut kurgu tekniğini kullanarak ve yakın plan çekimlerle sağlamayı başarmış. Film, sadece bu özellikleriyle bile Türk sinema tarihinin en önemli filmleri arasında yer almayı fazlasıyla hak ediyor.

Imdb note : 7.1                             My note : 7

21 Temmuz 2011 Perşembe

Sarı Mersedes / Mercedes Mon Amour (1992)

Director / Yönetmen:

Tunç Okan

Screenplay / Senaryo:

Tunç Okan
Macit Koper

Novel / Kitap :

Adalet Ağaoğlu ( from "Fikrimin ince gülü" )

Cast / Kadro :

İlyas Salman
Menderes Samancılar
Valedie Lemoine
                                                         Saadet Gürses
                                                         Tuncay Akça
                                                         Serra Yılmaz

Subject / Konu:

Bayram, Almanya'da çalışmakta olan bir işçidir. Emek sarfedip biriktirdiği tüm parayla sarı renkte bir mercedes araba satın alır. Amacı; tatilde, hep hor görüldüğü köyüne gitmek ve çocukluğundan beri aşık olduğu Kezban'la evlenmektir. Bal kız adını koyduğu arabasıyla yolculuğuna başlar. Arabasını adeta gözünden sakınmaktadır. Türkiye'ye kadar kazasız belasız gelir. Ancak; Türkiye sınırını geçtikten sonra başına gelmeyen talihsizlik kalmaz. Yolculuk boyunca kendisine musallat olan bir minibüsün tacizlerine maruz kalır, otoparkta arabasının önünde bulunan amblem çalınır, kamyoncunun tekerleğinden fırlayan taşla arabasının camı kırılır, bozuk ve yapımı tamamlanmamış yollar yüzünden çeşitli kazalar geçirir.
Bayram, yolculuk esnasında geçmişiyle ilgili bazı şeyleri hatırlamaya başlar. Çocukluğunu, hor görüldüğü günleri, çocukluk aşkı Kezban'ı ve Almanya'ya gidebilmek için kandırıp yerine geçtiği İbrahim'i hatırlar. İbrahim'e yaptığı hatırına geldiğinde vicdan azabı duymaz. Yaptığı kötülüğü, o dönemdeki çaresizliğine bağlar.
Arabası hurdaya dönen, perişan haldeki Bayram, köyünün boşaltıldığını ve arkeologlar tarafından kazıldığını görür. Kezban'ın ise bir başkasıyla evlendiğini öğrenir.

Comment / Yorum:

5 yıl gibi uzun bir sürede tamamlanabilen Türk, Alman, Fransız ortak yapımı film, 1992'de tamamlandı. Adalet Ağaoğlu'nun "Fikrimin ince gülü" adlı romanından sinemaya uyarlanan film, 29. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yönetmen Tunç Okan'a "En iyi yönetmen", "En iyi ikinci film", filmin kurgusunu yapan Andre Goiltier'e "En iyi kurgu" ödüllerini kazandırsa da İlyas Salman'ın kazanamadığı "En iyi erkek oyuncu" ödülünden ötürü çok konuşuldu. Ödülün "Kapıları açmak" filmindeki rolüyle Mehmet Aslantuğ'a verilmesini tepkiyle karşılayan İlyas Salman, ödülü kendisinin hak ettiğini söyledi. İlyas Salman, kariyerinin tartışmasız zirve performanslarından biri olan "Bayram" rolüyle, 5. Ankara Film Festivali'nde "En iyi erkek oyuncu" ödülünü kazanmayı başardı. Film ayrıca, 1992'de Kültür Bakanlığı'nın verdiği "Sinema başarı" ve 7. Adana Altın Koza Kültür Sanat Festivali'nce verilen "En iyi müzik" ödüllerini de kazandı.
Türk sinemasında fazla örneği olmayan başarılı bir yol hikayesi. Üzerine bir de İlyas Salman'ın kariyerinin en iyi performanslarından biri eklenince ortaya önemli ve izlenmesi gereken bir film çıkmış.

Imdb note : 7.5                             My note : 8

A Guide To Recognizing Your Saints / Hayatındaki Azizleri Keşfetme Kılavuzu (2006)

Director / Yönetmen:

Dito Montel

Screenplay / Senaryo:

Dito Montel

Novel / Kitap :

Dito Montel

Cast / Kadro :

Robert Downey Jr.
Shia Labeouf
Chazz Palminteri
Dianne West
Channing Tatum
Rosario Dawson
                                                            Eric Roberts

Subject / Konu:

Los Angeles'ta yazarlık yapan Dito, 15 yıl sonra gençlik yıllarının geçtiği New York'a döner, eski hatıraları canlanmaya başlar...
Genç Dito Montel, New York'ta Astoria Queens'te yaşamaktadır. Yaşadığı yer, yoksul ve sürekli tehlikeyle karşı karşıya kalınabilecek bir yerdir. Dito'yu karşılaştığı tehlikelerden kendisinden daha büyük ve güçlü olan arkadaşı Antonio korumaktadır.
Dito, özünde kavgacı değildir ve farklı bir yaşam arayışındadır. Dito'nun bastırdığı istekleri, Mike'ın New York'a taşınmasıyla birlikte ortaya çıkar. Mike ile kısa sürede sıkı arkadaş olan Dito, serseri hayattan uzaklaşıp, Mike'ın ilgi duyduğu sanata ilgi duymaya başlar. Dito, artık seçim yapmak zorundadır. Mike'la birlikte sanatın peşinden mi gidecektir yoksa güzel ve akıllı sevgilisi Laurie ve kendisini korumak için hapse bile düşmeyi göze alan Antonio ile birlikte eski yaşamına devam mı edecektir?
Dito, yıllar sonra döndüğü New York'ta babası Monty, hapishanedeki eski dostu Antonio, kız arkadaşı Laurie ve hatıralarıyla yüzleşmeye başlar. Bu yüzleşmeler, Dito'nun beklediği gibi olmaz ve geçte olsa gerçeği farkına varmasına ve hayatındaki azizleri keşfetmesine neden olur.

Comment / Yorum:

Film, yönetmen Dito Montel'in gerçek hayat hikayesini anlattığı, aynı isimli kitabından sinemaya uyarlanmış. Senaryo ve yönetmen koltuğunda da Dito Montel'i görüyoruz. Dito Montel'in bu ilk yönetmenlik denemesi, takdire şayan başarılar kazandı. Venedik Film Festivali'nde 2 ödül kazanan Dito Montel, Sundance Film Festivali'nde de "En iyi yönetmen" ödülünü almayı başardı ve kariyerine mükemmel bir giriş yapmış oldu.
Filmin oldukça zengin bir kadrosu var. Robert Downey Jr.'ın yeniden çıkış yaşamasını sağlayan filmlerden biri. Bağımsız filmlerde sık sık rastladığımız Chazz Palminteri, Diane West ve Rosario Dawson oyunculuklarıyla göz dolduruyor. Filmin genç oyuncularının performansları içinse ayrı parantez açılması gerek. Shia Labeouf ve Channing Tatum, mükemmel performanslarıyla filmi bir kademe yukarı taşımayı başarmışlar. Uluslararası Gijon Film Festivali'nden filmdeki diğer genç oyuncularla birlikte "En iyi erkek oyuncu" ödülünü kazanan 2 genç oyuncu, Sundance Film Festivali'nde de Robert Downey Jr, Rosario Dawson, Chazz Palminteri ve Dianne West'le birlikte "Jüri özel ödülü"nü kazanmayı başardı.
Tarzı itibariyle Martin Scorsese'nin 1973 yapımı "Mean Streets" filmiyle kıyaslansa da; bahsi geçen filmden çok daha iyi bir film olduğu söylenebilir. Film, başarılı hikayesi ve üst düzey oyunculuk performansları sayesinde modern klasikler arasında kolaylıkla gösterilebilir. Filmle ilgili en unutlmaz şey ise; Dito'nun muhteşem repliği:
"Hayatımdaki herkesi ve herşeyi terkettim ama hiçbiri beni terketmedi."

Imdb note : 7                               My note : 8.5

13 Temmuz 2011 Çarşamba

John Q (2002)

Director / Yönetmen:

Nick Cassavetes

Screenplay / Senaryo:

James Kearns

Cast / Kadro :

Denzel Washington
Robert Duvall
James Woods
Anne Heche
Kimberly Elise
Daniel E. Smith
Gabriela Oltean
Ray Liotta

Subject / Konu:

Güzel bir kadın, trafik kazası sonucu hayatını kaybeder.
John Quincy Archibald, geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Borçları yüzünden eşinin arabasına el konulur. Tüm sıkıntılara rağmen eşi Denise ve oğlu Mike'la mutlu bir aile yaşantısı vardır. John, Denise ile birlikte Mike'ın beyzbol maçını izlemeye gider. Mike'ın maç esnasında aniden yere yığılmasıyla tüm hayatları mahvolur. Hastahaneye giderler ve Mike'ın kalbinin normalin 3 katı büyüklükte olduğunu, acilen kalp nakli yapılmazsa kısa süre zarfında öleceğini ve sigortalarının ameliyat masraflarını karşılamadığını öğrenirler. Çeşitli kurumlara yaptıkları başvurular sonuçsuz kalır. Varlarını yoklarını satarak elde ettikleri para, masrafları karşılamak için yeterli değildir. Denise, John'a çıkışır ve artık birşeyler yapması gerektiğini söyler. Yapacak birşeyi kalmayan John, hastahanenin acil kısmına gider. Kapıları zincirlerle kapatır ve hastaları rehin alır. Rehinlerin arasında kalp naklini yapacak Doktor Raymond Turner'da vardır. John'un isteği; oğlu Mike'ın nakil listesine eklenmesidir. Rehinelerin serbest bırakılması için yapılan pazarlıkta, bu isteğini Teğmen Frank Grimes'e bildirir. Frank'in niyeti John'a yardım etmektir. Ancak olayın televizyonlarda canlı yayınlanan bir habere dönüşmesiyle; iş büyür. Olayı devralan Polis Şefi Gus Monroe, John'un vurulmasına karar verir. Yapılan deneme başarısız olur ve John'u vuramazlar. John, polisin kendisiyle işbirliği yapmayacağını düşünür ve oğlunun derhal yanına getirilmesini ister John'un yeni planı kendi kalbinin oğluna nakledilmesidir. Ama bunun için önce kendini öldürmesi gerekmektedir.
Planladığı operasyonda başarısız olan Gus, olayı tekrar Frank'in idaresine bırakır. Mike'ın adı nakil listesine yazılır. Trafik kazasında ölen kadının kalbi hastahaneye helikopterle gönderilir. John kendini vurmak üzereyken; kalp, hastahaneye varmak üzeredir...

Comment / Yorum:

Oldukça zengin bir kadroya sahip olan filmi 2 yönden incelemek gerekli. Oğlu için herşeyi deneyen ve kalbini verip ölmeyi bile göze alan baba figürü, çok klişe bir karakter. Hastahanenin güvenliğinin bu kadar zayıf olup olamayacağı ve Özel Tim'in nasıl olupta tek bir adamı etkisiz hale getiremediği de diğer soru işaretleri. Filmin elle tutulur diğer yönüyse; sosyal güvenlik sisteminin zaafiyetini, güçlüce eleştirmesi.
Film, pekte önemli olmayan 2 ödül dışında ödül kazanamamış. Oyunculuk performansları vasatın üzerinde. Yönetmen Nick Cassavetes'in, 2004 yapımı "The Notebook" filminden sonra en bilinen filmi. İzlenebilir bir film.

Imdb note : 6.7                             My note : 5.5

Umut (1970)

Director / Yönetmen:

Yılmaz Güney

Screenplay / Senaryo:

Yılmaz Güney

Cast / Kadro :

Yılmaz Güney
Gülşen Alnıaçık
Tuncel Kurtiz
Osman Alyanak
Enver Dönmez
Kürşat Alnıaçık


Subject / Konu:

Cabbar, geçimini faytonculuk yaparak sağlamaktadır. Atı, bir arabanın çarpması sonucu ölür. Ailesine bakmak zorunda olan Cabbar'ın, yeni bir at almak için parası yoktur. Bir çıkış yolu arayan Cabbar, milli piyango bileti alır ve ikramiye umuduyla bekler. Piyangodan ikramiye çıkmayınca; bu kez umudunu define bulmaya bağlar. İmamın söyledikleri doğrultusunda arkadaşı Hasan'la birlikte define aramaya başlar. Cabbar, define bulacakları umuduna o kadar sarılır ki; bu uğurda oğlu Memet Emin ve karısı Fatma'yı biçare hallere düşürür.Sonuç yine hüsran olur ve defineyi bulamazlar. Çaresizlik,sefalet ve son umudun da yitirilmesi, Cabbar'ın çıldırmasına neden olur.

Comment / Yorum:

Film, 2. Adana Altın Koza Film Şenliği'nde "En iyi film", "En iyi senaryo", "En iyi erkek oyuncu", "En iyi film müziği" ve "En iyi stüdyo" ödüllerini kazandı. Grenoble Film Şenliği'nde "Seçiciler Kurulu Özel Ödülü" kazanan film, Ankara Sinema Derneği'nin sinemayla profesyonel olarak ilgilenenlerle yaptığı ve 2003 yılında sonuçlanan anketi "En iyi 10 Türk Filmi"nde de yer almayı başardı. Umut, kariyerinin büyük bölümünü 2. sınıf vurdulu kırdılı filmlerle harcamış Yılmaz Güney'in ilk kayda değer yönetmenliği. Yılmaz Güney, filmde yönetmenlik dışında; senarist,yapımcı ve baş rol oyunculuğunu da üstlenmiş ve hepsinin altından alnının akıyla çıkmayı başarmış.
Filmin, İtalyan yeni gerçekçilik akımından etkilendiği ve 1948 yapımı "Ladri di biciclette" ile benzerlikler taşıdığı söylenebilir. Umut, sadece Yılmaz Güney'in kariyeri için değil Türk sineması için de büyük önem taşımakta. Çünkü sinemamızda gerçekçi filmlerin çekilmesine önderlik eden filmlerden biri.

Imdb note : 7.5                             My note : 8

12 Temmuz 2011 Salı

Faize Hücum (1982)

Director / Yönetmen:

Zeki Ökten

Screenplay / Senaryo:

Fehmi Yaşar

Cast / Kadro :

Genco Erkal
Asuman Arsan
Ayşe Selen
Ali Erdemci
Ahmet Sezerel
Bülent Kayabaş
Suna Selen
Yaman Okay
Hikmet Karagöz

Subject / Konu:

Kamil, devlet dairesinde uzun süre çalıştıktan sonra emekli olmuştur. Emeklilik ikramiyesini, çoğu kişinin yaptığı gibi bankerlere yatırmaya karar verir. Çünkü bankerler çok büyük faizler vadetmektedirler. Yüksek faizle gözleri boyanmış olan Kamil, evini de satar ve emeklilik ikramiyesinin yanına evin satışından aldığı parayı ve 3 aylık maaşını da ekler. Parayı bankere yatırır. Bir süre sonra bankerlerin dolandırıcılık yaptığı haberleri yayılmaya başlar. Kamil'in ailesi, varlarını yoklarını bankere yatırdıkları için çok korkmaktadır. Kamil ise parayı yatırdığı bankere güvenmektedir. Bazı bankerlerin kaçtığı haberleri çıkınca; Kamil de telaşlanmaya başlar. Sık sık bankerin bürosuna gidip, parasının akıbetini öğrenmeye çalışır. Belli süre ortalıkta görünmeyen banker, bir gün ortaya çıkar. İsteyene parasını hemen geri verebileceğini söyleyerek, bürosuna gelen tüm müşterilerini ikna edip geri gönderir. Kamil'in içi artık rahattır. Ta ki, dolandırıldığının anlaşılacağı güne kadar! Dolandırıldığını öğrenince soluğu bankerin bürosunda alan Kamil, büroya gelen diğer bankerzedelerin ortalığı yağmaladığını görür. O da birşeyler almak ister. Ama bürodan alınacak hiçbir şey kalmamıştır. Kamil'in gözüne büronun kapısı takılır. Kapıyı söker, sırtlanır ve yola koyulur...

Comment / Yorum:

20. Antalya Film Festivali'ne damga vurmuş, "En iyi film", "En iyi yönetmen", "En iyi senaryo", "En iyi erkek oyuncu" ve "En iyi yardımcı kadın oyuncu" ödüllerini kazanmış trajikomik bir Zeki Ökten filmi. Oyuncu kadrosu; tiyatro kökenli oyunculardan oluşturulmuş. Zaten çok gerçekçi bir hikayeye sahip olan film, oyuncuların doğal ve üst düzey performanslarıyla bir kat daha inandırıcılık kazanmış. Film, sadece Genco Erkal'ın muhteşem performansını görmek için bile izlenebilir. Bankerler dönemini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren, başarılı bir toplumsal gerçekçi film.

Imdb note : 6.2                             My note : 7.5

Play It Again, Sam / Tekrar Çal Sam (1972)

Director / Yönetmen:

Herbert Ross

Screenplay / Senaryo:

Woody Allen

Play / Oyun:

Woody Allen

Cast / Kadro :

Woody Allen
Diane Keaton
Tony Roberts
Jerry Lacy
Susan Anspach
Jennifer Salt

Subject / Konu:

Nancy, son derece sıkıcı bulduğu kocası Allan'ı terk edip gider. Allan bunalıma girer ve yeni bir kız arkadaş aramaya başlar. Kadınların ilgisini çekebilmek için gaip hareketler yapar ve her seferinde başarısız olur. Casablanca filmine hayran olan Allan, çeşitli zamanlarda Humphrey Bogart'ın hayalini görmektedir. Humphrey Bogart'in hayali, sürekli Allan'ı kadınlar konusunda harekete geçirmeye çalışmaktadır.
Allan'ın bunalımda olduğunu fark eden en yakın dostu Dick ve karısı Linda, Allan'a yardım etmeye karar verirler. Ama aslında kendileri de problemli kişilerdir. Dick, sürekli telefon görüşmeleriyle işini takip eden, aklını işiyle bozmuş biridir. Linda ise kocasının kendisini ihmal etmesinden şikayetçidir. Dick ve Linda, Allan'a kız arkadaş bulma konusunda yardım etmeye başlar. Allan'ı çeşitli kişilerle tanıştırırlar. Ama Allan garip tavırları ve ilginç kişiliği nedeniyle bir türlü başarılı olamamaktadır. Tuhaf bir şekilde Allan'ı anlayabilen tek kadın Linda'dır. Gitgide yakınlaşan Allan ve Linda birlikte olmaya başlar. Allan, aradığı gibi bir kadın bulmakla; en iyi arkadaşına ihanet etmek arasında kalır. Linda'da suçluluk duymaktadır ve Dick'le olan evliliğini bozmak istememektedir. Linda, Dick'i uçağa binmeden yakalamak için havaalanına gider. Allan'da Linda'nın arkasından gider ve Linda'yı Casablanca filmindeki gibi uğurlar.

Comment / Yorum:

Woody Allen'in 1969'da tiyatro oyunu olarak yazdığı, 1972'de senaryolaştırdığı "Play it again,Sam", "Casablanca" filminden derin izler taşıyor. Tiyatro oyunuyla film senaryosu arasında bazı farklılıklar mevcut. Filmin ana karakteri olan Allan Felix ile Woody Allen'in hayatı arasındaki benzerliklerden söz etmek mümkün. Örnek olarak; Woody Allen'in gerçek isminin Allan olması ve aynen Allan Felix gibi nevrotik bir karaktere sahip olması gösterilebilir.
Filmin başlıca 4 karakterini oynayan Woody Allen, Diane Keaton, Tony Roberts ve Jerry Lacy'nin performansları gayet iyi. Filmin kazandığı tek ödül; 1974 yılında Fotogramas de Plata tarafından Woody Allen'a verilmiş olan "En iyi yabancı film oyuncu" ödülü. Play it again Sam", yönetmen Herbert Ross'un 1977 yapımı "The Turning Point" ve1978 yapımı "California Suite" filmiyle birlikte en bilinen 3 filminden biri.
Gerek kadın - erkek ilişkilerine değinmesiyle, gerek mizahi yönüyle klasik bir Woody Allen hikayesi olan film, aynı zamanda "Casablanca" filminin de bir parodisi. Woody Allen'ın ve Diane Keaton'ın kariyerlerinin önemli filmlerinden biri. Arşivsel değeri olan keyifli bir film.

Imdb note : 7.6                             My note : 7.5

Helal Olsun Ali Abi (1963)

Director / Yönetmen:

Hulki Saner

Screenplay / Senaryo:

Hulki Saner

Cast / Kadro :

Ayhan Işık
Sadri Alışık
Sevim Emre
Sevda Ferdağ
Renan Fosforoğlu
Mine Soley
Cevat Kurtuluş

Subject / Konu:

Ali, kumarhaneye girmek isterken kılığı nedeniyle dayak yemekte olan Turist Ömer'i kurtarır. Ali ve Turist Ömer, arkadaş olurlar ve birlikte kumar oynarlar. Turist Ömer'in yerde yatan bir adamın ceketini alıp giymesiyle kendilerini bir cinayet olayının tam ortasında bulurlar. Olayı araştırmaya başlarlar. Şüphelendikleri kişilerden bir şeyler öğrenmeye çalışırlar. Bazı şeyler öğrenmeyi başarsalar da; bilgi aldıkları kişilerin öldürülmesi yüzünden sonuca ulaşamazlar. Ali, cinayetle ilgili bir şeyler bildiğini düşündüğü, gece kulübünde çalışan sihirbaz sayesinde herşeyi çözeceğini düşünürken; sihirbaz da öldürülür. Ama sihirbazı vuranlar kaçmıştır ve sihirbazın ölüp ölmediğini bilmemektedirler. Ali, sihirbazın yerine geçmeye karar verir. Çünkü, Ali'ye göre katiller, sihirbazı öldürmek için gece kulübüne gelecektir ve Ali'de böylece suçluları gafil avlayacaktır. Suçlular, sihirbazı öldürmek için gece kulübüne geldiğinde sis perdesi de yavaş yavaş aydınlanır. Olayların sonunda Ali'nin gerçek kimliği ortaya çıkar ve cinayetleri çözebilmek için niye bu kadar çaba sarfettiği de anlaşılır.

Comment / Yorum:

Filmin en önemli özelliği; Turist Ömer karakterinin ortaya çıktığı ilk film olması. Filmin yardımcı karakteri olan Turist Ömer, o kadar çok beğenilmiş ki; yıllar içinde kendisini, sinema tarihimizin en tanıdık ve kült karakterlerinden birine dönüştürecek Turist Ömer filmleri çekilmiş.
Filmle ilgili bir diğer önemli özellikse; özel hayatlarında çok iyi dost olan ve sinemada defalarca biraraya gelmiş Ayhan Işık ve Sadri Alışık'ın birlikte çevirdikleri filmlerinden en bilinenlerinden olması.
Hulki Saner'in senaryosunu yazdığı ve yönettiği komedi - macera türündeki film, vasatın üzerinde ve izlenmeye değer. 1969 yılında çekilen ve yine Hulki Saner'in yazıp yönettiği "Turist Ömer Arabistan"da filminin, "Helal olsun Ali abi" ile benzerlikler taşıdığı göze çarpan bir diğer husus. 2 film kıyaslandığında; "Helal olsun Ali abi"nin daha başarılı bir film olduğu aşikar.


Imdb note : 7.5                             My note : 5.5

10 Nisan 2011 Pazar

Akdeniz Şarkısı (1963)

Director / Yönetmen:

Nejat Saydam

Screenplay / Senaryo:

Özdemir Birsel

Cast / Kadro :

Belgin Doruk
Ekrem Bora
Şaziye Moral
Mualla Kavur
Nubar Terziyan
Saltuk Kaplangı
Rıza Tüzün
Talat Güreli
Muazzez Arçay
                                                                Arif Eriş

Subject / Konu:

Artık orta yaşlarına gelmiş olan Haluk Yurdakul,iş hayatında başarılı olmuş bir mühendistir.Fakat mutsuz bir evliliği vardır.Belki de evliliğini ayakta tutan çocuğudur.İşi dolayısıyla yurt dışına seyahat etmesi gereken Haluk,uçakta yolculuğu esnasında tanıştığı Berrin ile yakınlaşmaya başlar.Berrin,henüz kariyerinin başlarında olmasına rağmen başarısından ötürü gelecekte kendinden çok şey beklenen genç bir piyanisttir.Haluk ile Berrin arasında alevlenen aşk,Haluk'u seçim yapmaya iter.Haluk karısını terkedip;Berin ile yeni bir sayfa açmak ister.Ama gerek çevre baskısı,gerekse Haluk'un evli ve çocuklu olması,bu aşkı ayrılığa doğru sürüklemektedir...

Comment / Yorum:

Film,yönetmenliğini William Dieterle'nin yaptığı 1950 yapımı "September Affair / Kapri Aşıkları" filminin birebir kopyası.Bu yüzden kullanılan mekanlar,filme modern bir hava katmış ve dönem Türk filmlerinden farklı görünmesini sağlamış.Filmin yapımcı ve senaristliğini-aslında senaryo Robert Thoeren'in senaryosu- üstlenen Özdemir Birsel,başrolüde eşi Belgin Doruk'a vermiş.Bir yabancı uyarlama olmasına rağmen adaptasyon başarılı olmuş.Orjinalinde Joan Fontaine'in canlandırdığı Marianne Stuart rolü Berrin olarak Belgin Doruk tarafından,Joseph Cotton'un canlandırdığı David Lawrance rolü de Haluk Yurdakul olarak Ekrem Bora tarafından canlandırılmış. Oyunculuklar,genel olarak değerlendirdiğimizde vasatı aşmış denebilir.Özellikle 60'lar ve 70'lerde birçok kez karşılaştığımız yabancı film uyarlmaları veya taklitleri arasında başarılı olmuş yapımlardan biri.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 7

9 Nisan 2011 Cumartesi

The Way Back / Özgürlük Yolu (2010)

Director / Yönetmen:

Peter Weir

Screenplay / Senaryo:

Keith R.Clarke
Peter Weir

Novel / Kitap :

Slavomir Rawicz (from "The long walk: The true story of a trek to freedom")

Cast / Kadro :

                          Jim Sturgess
                          Dejan Angelov
                          Alexandru Potocean
                          Gustaf Skarsgard
Igor Gnezdilov
Sebastian Urzendowsky
Saoirse Ronan
Mark Strong
Dragos Bucur
Sally Edwards
Sattar Dikambayev
Ed Harris
Colin Farrell



Subject / Konu:

2.Dünya savaşı sırasında Hitler ve Stalin bazı yerleri paylaşmıştır.1940 yılında Komünist Sovyetler Birliği'nin kontrolü altındaki Polonya'da komünist olmayanlar belirlenmekte ve çeşitli gerekçelerle tutuklanmaktadırJanusz,Polonya'lı bir askerdir.Tutuklanır ve işkencelere dayanamayıp aleyhinde ifade veren karısının ifadesiyle Sibirya'da ki Gulag esir kampına gönderilir.Gulag kampında şartlar bir hayli zordur.Janusz,Khabarov'la arkadaş olur ve kamptan kaçış için bir yol olduğunu öğrenir.Birlikte kaçmaya karar verirler.Janusz,Khabarov'un kaçışa cesareti olmayan bir yalancı olduğunu öğrenince sert ve sağlam görünüşlü Amerika'lı Mr.Smith ile birlikte kaçmaya karar verir.Planları güneye doğru gitmek,Baykal Gölü'ne ulaşmak ve sınırı aşıp Moğolistan'a girmektir.Bu kaçış planına Tomasz,Kazik,Voss ve Zoran da dahil olur.Kaçacakları gece tehlikeli kumarbaz Valka kumar borcundan dolayı kaçmak zorunda olduğunu bıçağının yardımıyla Janusz'a anlatır ve kaçacak ekibe kendini ekler.Kamptan kaçmayı başaran kaçaklar,doğayı çok iyi tanıyan ve yol bulma konusunda da başarılı olan Janusz'un önderliğinde Sibirya ormanlarına dalarlar.Odun toplayıp ateş yakacakları bir akşam,gece körlüğü yüzünden yolu bulamayan Kazik donarak ölür.Gerek doğanın sert yüzü,gerek yiyecek ve içecek sıkıntısı,zaman zaman dirençlerinin kırılmasını ve umutsuzluğa düşmelerini sağlar.Haftalarca yol aldıktan sonra Baykal Gölü'ne ulaşırlar.Artık yapmaları gereken Moğolistan sınırına ulaşmaktır.Takip edildiklerini farkederler.Peşlerinden gelen ise tehlikeli biri değil,küçük kız Irena'dır.Önce Irena'yı yanlarına almamayı düşünselerde,aslında rahip olan Voss'un kararıyla Irena da kaçaklar arasına katılır.Irena zamanla kaçakların sevgisini kazanır,özellikle Mr.Smith ile aralarında sıkı bir bağ oluşur.Kaçaklar Moğolistan sınırına ulaşır.Valka sınırı geçmemeye karar verir ve kaçaklardan ayrılır.Artık özgür olduğunu sanan kaçaklar,Moğolistan'da da komünist rejim olduğunu öğrenince burada da özgür yaşayamayacaklarını farkına varır.Yeni bir plan yaparlar;Himalayalar'ı aşmak.Ama bu plan düşündüklerinden de zor olacaktır.Güneşin,kum fırtınalarının ve susuzluğun hüküm sürdüğü Gobi Çölü'nde perişanlıkla yol almaya çalışırlar.Direnecek gücü kalmayan Irena ölür.Çok geçmeden Tomasz'ın da ölmesiyle 4 kişi kalan kaçaklar;önce Çin Seddi ve ardından Tibet'e ulaşırlar.Tibet'te kendilerine yardımcı olan insanlar,kış mevsiminde Himalayalar'a çıkmanın yanlış olacağı uyarısında bulunsada Janusz'un beklemeye niyeti yoktur.Çünkü Janusz,bir gün mutlaka evine geri dönecek ve karısına kendisini suçlu hissetmemesini söyleyecektir.

Comment / Yorum:

Sinemaya verdiği 7 yıllık arayı bu filmle bozan Peter Weir'in;muhteşem geri dönüşü.Filmde öyle yoğun bir işçilik var ki;belki de 7 yıllık ara bu proje için verilmiş.Başından sonuna belgesel tadını da ustalıkla vermeyi başaran filmin ortak yapımcılarından birinin de National Geoghraphics olması tesadüf olmasa gerek.Filmin hikayesi,Slavomir Rawicz'in gerçek olaylara dayanan "The long walk:the true story of a trek to freedom" adlı kitabından senaryolaştırılmış.4000 millik bu akıl almaz yolculuk,seyirciyi kimi zaman doğanın güzelliğiyle büyülerken;kimi zaman da doğanın çetinliğiyle ibrete düşürüyor -üstelik çoğu belgeselde yakalanamamış üst düzey bir görüntü kalitesiyle-
Filmin 2.Dünya Savaşı ve Polonya tarihine yönelik gayet bilgilendirici bir tarafı da var.Anlatım dili nedeniyle anti-komünist olarak eleştirilebilecek film,bu eleştirileri gerçek verilerle cevaplayabilecek donanıma sahip.
Oyuncu seçimleri gayet yerinde.Jim Sturgess,Janusz rolü için biçilmiş kaftan.Ed Harris,ustalığını bir kez daha konuşturmuş."Atonment" ve "The lovely bones" ile adından bir hayli söz ettiren Saoirse Ronan,Irena karakteriyle de unutulmaz bir performans sergilemiş.Colin Farrell,yaklaşık olarak filmin yarısında oynamamış olsa da Valka karakteri ile öyle takdire şayan bir portre çizmiş ki;sadece müthiş rus aksanı için bile oyunculuğunu bir çata yükseltmiş denebilir.
Cannes Film Festivali'ne yetişemediği için yarışamayan filmin "Makyaj" dalında Oscar adaylığı ve Saoirse Ronan'ın da Londra Film Eleştirmenleri Birliği'nin verdiği "Yılın en iyi genç Britanya'lı oyuncusu" ödülü adaylığı hariç ödülü ve adaylığı yok.
Tarihe mi meraklısınız?Bu filmi mutlaka izleyin! Siyasete mi meraklısınız?Bu filmi mutlaka izleyin! Belgesele mi meraklısınız?Bu filmi mutlaka izleyin! İzlemediğiniz şaheser bir film mi arıyorsunuz?Bu filmi mutlaka izleyin!

Imdb note : 7.4                             My note : 10

3 Nisan 2011 Pazar

Zengin Mutfağı (1988)

Director / Yönetmen:

Başar Sabuncu

Screenplay / Senaryo:

Başar Sabuncu

Play / Oyun:

Vasıf Öngören

Cast / Kadro :

Şener Şen
Nilüfer Açıkalın
Oktay Korunan
Gökhan Mete
Osman Gören

Subject / Konu:

Gençlik döneminde yaptığı pehlivanlıkla sık sık övünen Lütfü Usta,zengin ve güçlü işadamı Kerim Bey'in köşkünde aşçılık yapmaktadır.Lütfü Usta'nın mutfakla sınırlı yaşantısında sadece birkaç kişi vardır;yardımcısı kız,kızın işsiz güçsüz nişanlısı Selim,Ahmet ve şöför Seyfi.
Bir sabah uyandığında köşkte yalnız olduğunu anlar.Halbuki o gün yardımcısı kız nişanlanacaktır.Kızın nişanlısı Selim'de görünürlerde yoktur.Şöför Seyfi'nin ağabeyinin gelmesiyle bazı şeyler aydınlanmaya başlar;Kerim Bey,o gün yapılan işçi grev ve yürüyüşü nedeniyle Avrupa'ya gitmiştir.Selim'in ortaya çıkışı ve nişanın yapılmasıyla herşey olağan haline geri döner.Kerim Bey,Avrupa'dan geri döner.Gelirken yanında eğitimli bir kurt köpeği getirmiştir.Köpeğe özel olarak yemekler pişirmek zorunda kalan Lütfü Usta,bu durumdan bir hayli şikayetçidir.
Evlilik için paraya ihtiyacı olan Selim,para kazanmak umuduyla işçi olaylarında karmaşaya sebebiyet verenleri ihbar eder.Ama olaylar hiç de düşündüğü gibi gelişmez.Çünkü Selim'in ihbar ettiği kişilerden biri,Selim'i deşifre etmiştir.Korkudan ne yapacağını şaşıran Selim,Lütfü Usta'dan kendisine yardımcı olmasını ister.Zengin ve güçlü patronu Kerim Bey'in olaya çözüm bulabileceğine inanan Lütfü Usta;Kerim Bey'e olanları anlatır.Kerim Bey,Selim'i özel bir kampa gönderir.Aradan zaman geçer ve Selim geri döner.Ama Selim artık eski Selim değildir.Kampta aldığı eğitim Selim'i sert ve küstah birine dönüştürmüştür.Selim artık Kerim Bey'in sadık adamı olmuştur.
Sürekli havlayan ve huysuzluk çıkartan kurt köpeğinden temelli kurtulmaya karar veren Lütfü Usta,köpeği zehirler.Ama Kerim Bey bu kez köşke 2 köpek birden getirir.Köpeğin kim tarafından öldürüldüğünü bulma görevide Selim'e verilir.Selim,köpeği anarşistlerin zehirlediğinden şüphelenmektedir.Selim'e göre köpeği zehirleyen nişanlısıdır.Nişanlısı,Selim'in kendinden şüphelendiğini öğrenince Selim'i terkeder.
Ahmet ve Seyfi de yürüyüşlere katılmaktadır.Onlarda artık Selim'le karşı cephededir.Gazetede Selim'le eski nişanlısının karşı cephelerde kavga ederken çekilmiş fotoğrafını gören Lütfü Usta;köşkten ayrılıp dostları gibi hareket edip etmeme konusunda ikileme düşer.

Comment / Yorum:

Sinema için çok riskli olan;tek mekanda çekilmiş nadir örneklerden biri.Filmin hikayesi,yapı ve tempo itibariyle tiyatroya daha uygun duruyor-ki zaten Vasıf Öngören'in tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanmış-
Filmin alt metinleri oldukça güçlü ve etkili siyasi göndermelerle dolu.Filmde geçen işçi eylemleriyle kastedilmek istenen 15-16 Haziran 1970'de yaşanan işçi eylemleri.Türk sol sendikalarına yapılan tüm baskılar,köşkteki havlayan ve huysuzluk çıkartan köpeklerle simgelenmiş,köpeğin zehirlenmesi ve zehirlenen köpeğin yerine 2 köpek birden getirilmesini;grev ve lokavtla bağdaştırmak mümkün.Doğruyu savunanların ve yanlışı eleştirenlerin;Moskova ajanı,komünist ve anarşist olarak nitelenmesi;12 Eylül döneminde sol kesime yapılan yaftalamaları hatırlatıyor.Lütfü Usta'nın değişim gösteren söylevleri ise;yavaş yavaş uyanan işçi sınıfını resmediyor.Önceleri kendi sınıfını küçük gören,"baldırı çıplaklar" olarak tanımlayan ve sürekli patronu Kerim Bey'i öven Lütfü Usta,gerçekleri görmeye başlayınca;kendisinin ve işçi sınıfının Kerim Bey ve patronlar tarafından kullanıldığını farkına varır.Kendini işçi sınıfıyla bütünleşmiş olarak gördüğünde ise olayları siyasi olarakta değerlendirebilmeye başlar.
Temel olarak Şener Şen ve Nilüfer Açıkalın üzerinden akan filmde oyunculuk performansları gayet iyi.Zaman zaman ağır akıyormuş hissi veren film,alt metinlerde verilen mesajlar dikkatlice incelendiğinde;derin sistem eleştirisi yapan,sağlam bir senaryoya sahip.Film 5.Akdeniz Kültürleri Film Şenliği'nde "Gümüş zeytin ağacı" ödülünü kazandı.
Türk sinemasında pek fazla örneğine rastlamadığımız ve seyredilmeye değer başarılı bir tiyatro uyarlaması.

Imdb note : 7.3                             My note : 7.5

1 Nisan 2011 Cuma

Monsieur Ibrahim Et Les Fleurs Du Coran / İbrahim Bey ve Kur'an'ın Çiçekleri (2003)

Director / Yönetmen:

Francois Dupeyron

Screenplay / Senaryo:

Eric Emmanuel Schmitt
Francois Dupeyron

Novel / Kitap :

Eric Emmanuel Schmitt

Cast / Kadro :

                    Omar Sharif
                    Pierre Boulanger
                    Gilbert Melki
                    Isabelle Renauld
Lola Naymark
Anne Suarez
Mata Gabin
Celine Samie
Isabelle Adjani

Subject / Konu:

Moses,namı diğer Momo ergenlik çağlarının başındaki Musevi bir çocuktur.Annesi ve erkek kardeşi evi terkedip giderler.Birlikte yaşadığı ve çeşitli psikolojik sorunları olan babası da kendisiyle gerketiği şekilde ilgilenmemektedir.Kendini yalnız hisseden Momo'da mahallede bulunan genelevlerdeki hayat kadınlarıyla arkadaşlık etmeye başlar.Momo'nun yaşadığı yer 1960'ların Paris'in de "Arap Mahallesi" olarak da adlandırılan yoksul bir kenar mahalledir.Bu mahalle farklı dinden ve etnik gruplardan gelen insanların beraber yaşadığı bir yerdir.Momo,genelev arkadaşlarıyla geçirdiği vaktin dışındaki zamanlarda Arap olduğunu düşündüğü Müslüman bakkal İbrahim'in dükkanına gider ve fırsat buldukça dükkandan birşeyler çalar.Momo'nun yaptıklarını farkında olan İbrahim,olanları görmezden gelir ve Momo'ya arkadaşça yaklaşır.İbrahim'in sıradan görünüşünün altındaki bilgeliği ve olayalara felsefi yönden bakan farklı bakış açısı sayesinde Momo ile aralarında kısa sürede güçlü bir bağ oluşur.Herkesin "Arap bakkal" olarak hitap ettiği İbrahim,aslında bir Türk'tür.Hakkındaki bu yanlış algıyı Momo'ya izah eder ve her Müslüman'ın Arap olmadığını anlatır.Sufizmi felsefe olarak benimsemiş İbrahim,Momo'ya Kur'an'dan okuduğu ayetlerle;aşk,mutluluk ve yaşama dair öğütler verir.Momo'nun babası intihar eder ve ölür.Momo'yu çok seven ve onun tek başına kalışına kayıtsız kalmak istemeyen İbrahim,Momo'yu evlat edinir.Artık öz evladı gibi gördüğü Momo'ya kendi toprakları olan Türkiye'yi göstemek isteyen İbrahim,bakkalı kiltler ve kırmızı bir spor araba alır.Momo için ömrünce unutamayacağı ve kişiliğinin temellerinin atıldığı yolculuğa çıkarlar.

Comment / Yorum:


Eric Emmanuel Schmitt'in 2001 tarihli aynı adlı çok satan ve Fransız Akademisi büyük ödülünü kazanan romanından uyarlanan filmin senaryosu da yazara ve filmin yönetmeni Francois Dupeyron'a ait.Filmin ilk gösterimi Venedik Film Festivali'nde yapıldı ve "Seyirci özel ödülü" de filmdeki performansından dolayı Omar Sharif'e verildi.Bu başarılı performans Omar Sharif'e Cesar Ödüllerinde "En iyi erkek oyuncu" ödülünü de kazandırdı.Moses(Momo) rolüyle izlediğimiz Pierre Boulanger'da Chicago Film Festivali'nde "En iyi erkek oyuncu" ödülü kazandı.Filmin ayrıca "En iyi yabancı film" dalında Altın Küre adaylığı başta olmak üzere toplam 5 adaylığı ve 4 ödülü olduğunuda belirtelim.Bir usta Omar Sharif ve bir acemi oyuncu Pierre Boulanger'in karşılıklı döktürmesi için bile izlenebilecek bir film.
Film,birçok misyonu birarada üstlenmiş.Öncelikle film,yabancılara İslam'ın Arap kültürüne göre yorumlanmak zorunda olmadığını gösteriyor.Bu da özellikle Arap tabularıyla yanlış olarak aksettirilmiş,antipatik bir İslam yerine modern ve barışçı bir İslam portresinin çizilmesine neden olmuş.Filmin diğer öne çıkan kısmı ise;" Mevlana Felsefesi".Bu derin felsefe,filmin modern ve aydınlatıcı anlatımına inanılmaz katkıda bulunmuş.Paris'ten Anadolu topraklarına kadar uzanan filmde,Türkiye'de geçen bölümlerin,zengin bir görsellikle gayet başarılı yansıtıldığını da atlamamak gerekli.Filmde çok küçük bir rolde Önder Açıkbaş'ı izlemek mümkün.
Sinemanın gerçek gücünü gösteren yani milyon dolarlık reklam ve tanıtım kampanyalarıyla başarılamayacak mesajları ustaca gönüllere ve akıllara kazımayı başaran unutulmaz bir modern klasik.

Imdb note : 7.4                             My note : 9