Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

14 Ocak 2014 Salı

All is Lost / Sona Doğru (2013)

Director / Yönetmen:
J. C. Chandor

Screenplay / Senaryo:
J. C. Chandor

Cast / Kadro:
Robert Redford

Subject / Konu:
Teknesinin kamarasında yatmakta olan adam, teknenin aldığı sert darbe ve içeriye su sızmasıyla irkilir. Güverteye çıktığında içi spor ayakkabılarla dolu bir konteynırın tekneye çarptığını görür. Önce tekneyi konteynırdan kurtarır. Sonrada teknenin içindeki suyu boşaltıp tekneyi elinden geldiğince onarır.
Giderek şiddetlenen fırtınanın ortasında kalan tekne, hasar alır ve su almaya başlar. Adam, cankurtaran botunu açıp tekneye bağlar ve botun içine biner. Fırtına dindikten sonra batmak üzere olan tekneden bazı şeyler alıp ve botun içine atlayıp botu tekneye bağlayan ipi çözer. Elindeki kurtarma kılavuzuyla ve haritayla nerede olduğunu tespit etmeye çalışır.
Uyandığında botun su sızdırdığını fark eder. Bir fırtınadan daha sağ salim kurtulmayı başarır. Suyunun tükendiğini görünce ise büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İlkel yöntemlerle deniz suyundan içme suyu elde etmeye çalışır.
Yakınından geçen bir bandırale sesini duyurmaya çalışsa da başarılı olamaz. Gece daha da yakınından geçen bandıralden fırlattığı işaret fişekleri görülmez.
Hint Okyanusu’nda çaresizce sürüklenişine devam eden adam, başına gelenleri bir kağıda yazar ve kağıdı kavanoza koyup okyanusa atar. Gece fark edilmek için yaktığı ateş, bota sıçrar ve bot yanmaya başlar. Kendisini suyun dibine doğru ölüme bırakan adam, yanan bota doğru yaklaşan teknenin ışığını fark eder ve su yüzeyine doğru gidip kendisine uzanan eli tutar.

Comment / Yorum:
J. C. Chandor’un yazıp yönettiği All is Lost / Sona Doğru, teknesi konteynıra çarpınca okyanusun ortasında mahsur kalan bir adamın kurtuluş mücadelesini anlatmakta. Filmin tek bir oyuncusu var. Bununla beraber filmin tam 17 yapımcısı var. Film, bu özelliğiyle dünya sinema tarihinin tek yönetmenli ve tek oyunculu filmleri arasında en fazla yapımcıya sahip olanı olarak yerini aldı. Yaklaşık 9.000.000 dolara mal olan film, 3 Ocak 2014 itibariyle Amerika genelinde 6.047.206 dolar hasılat elde etti.
Filmin basit bir hikayesi var. Tek bir diyalog dahi içermediği için senaryo varlığından bahsetmek mümkün değil. Filmin süresi biraz daha kısa tutulabilseymiş, ilk 1 saatin ardından başlayan sıkıcılık en aza indirilebilirmiş. Film, bu yönüyle belli noktalarda sıkıcılığın ağır bastığı bir film. Filmin olumlu tarafıysa Robert Redford’un başarılı performansı. Usta oyuncu filmdeki performansından ötürü “Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu” Altın Küre ödülüne aday gösterildi ama ödülü kazanamadı. Her ne kadar Captain America serisinin devamında oynayacağını açıklayarak hayranlarını hayal kırıklığına uğratsa da All is Lost, Robert Redford’a yıllar sonra bir Oscar adaylığı getirebilir. Filmin müziklerine imza atan Alex Ebert ise “En İyi Müzik” dalında Altın Küre ödülünü kazanmayı başardı ve o da büyük ihtimalle Oscar’a aday gösterilecektir.


Imdb note: 7.2                           My note: 5

8 Ocak 2014 Çarşamba

The Bride of Frankenstein / Frankeştayn'ın Nişanlısı (1935)

Director / Yönetmen:
James Whale

Screenplay / Senaryo:
William Hurlbut

Original Story / Orijinal Hikaye:
Mary Shelley

Cast / Kadro:
Boris Karloff
Colin Clive
Valerie Hobson
Elsa Lanchester
O. P. Heggie
Una O’Connor
Ernest Thesiger
                                                                   Gavin Gordon
                                                                   Douglas Walton
                                                                   E. E. Clive
                                                                   Lucien Prival
                                                                   Dwight Frye
                                                                   Reginald Barlow
                                                                   Mary Gordon
                                                                   Ann Darling
                                                                   Ted Billings

Subject / Konu:
Fırtınalı bir gecede Shelley, Mary ve Lord Byron şatoda sohbet etmektedirler. Frankenstein romanının yazarı olan Mary, aslında hikayenin bitmediğini söyleyip hikayeyi kaldığı yerden anlatmaya başlar.
Doktor Henry Frankenstein’ın canavarı büyük bir fırında yakılır. İnsanların öldüğünü düşündüğü canavar, ateşler arasından çıkmayı başarır. Bir diğer öldüğü düşünülen Henry’de evine götürülür. Ancak Henry, evine getirildiğinde kendisine gelir.
Bir gece yarısı Henry’nin evine gelen doktor Pretorious, ölmüş yaratıklardan yeni yaşamlar elde etmeyi başardığını söyleyip Henry’ye birlikte çalışmayı teklif eder. Pretorious’un evine giderler. Henry’ye yarattığı minik insanları gösteren Pretorious, birlikte gerçek boyutlarda bir kadın yaratmayı önerir.
Kasabalılar, ormanda olduğu tespit edilen ve kolundan vurulan Henry’nin canavarının peşine düşerler. Canavar yakalanır ve zindana kapatılır. Ancak canavar, bağlandığı zincirleri koparıp zindandan kaçmayı başarır. Kör bir adamın dağ başındaki kulübesine sığınan canavar, hiç kimseden görmediği sevgi ve şefkati kör adamdan bulur.
Kör adam, canavarı besler ve ona konuşmayı öğretir. Kulübeye gelen 2 adam, canavarı görünce üzerine saldırırlar. Kör adam araya girmeye çalışır. Kulübede yangın çıkar. Canavar, bir mezarlığa gider. Gelenlerin olduğunu duyunca gizlenir. Mezara adamlarıyla gelen Pretorious, bir kadın cesedi seçer ve adamlarını gönderir. Pretorious, ortaya çıkan canavar ile Henry’nin evine gider. Pretorious’un amacı, bir yolculuğa hazırlanan Henry’yi canavar yardımıyla dişi bir canavar yaratmaya ikna etmektir.
Canavar, Henry’nin karısı Elizabeth’i odasından kaçırıp gider. Pretorious, Henry’ye karısını tekrar görebilmesi için dediklerini yapmasını söyler. Pretorious ve Henry dişi canavar yaratmak için birlikte çalışmaya başlarlar. Yapay beyin ve yeni öldürülmüş bir kadının kalbi yerleştirilen ceset, fırtınalı bir gecede kuleye çıkartılır. Hazırlanan kozmik vericiye yıldırım isabet ettikten sonra ceset, aşağıya indirilir. Pretorious ve Henry’nin dişi canavarı canlanır. Dişi canavar, Henry’nin yarattığı erkek canavardan korkar. Canavar bunun üzerine Henry’nin Elizabeth’le gitmesine izin verir ve kendilerini yok edecek mekanizmayı harekete geçirir. Pretorious, canavar ve dişi canavar, infilak eden kuleyle birlikte yok olurlar.

Comment / Yorum:
Yönetmen James Whale, 1935 yılında çok ses getiren 1931 yapımı korku klasiği “Frankenstein / Frankeştayn” filminin devam niteliğindeki “The Bride of Frankenstein / Frankeştayn’ın Nişanlısı” filmini yönetir. Filmin senaryosunu Mary Shelley’nin orijinal hikayesinden uyarlayan William Hurlbut yazar. 46 günde çekilen Film yaklaşık 397.000 dolara mal olur. Filmin başrollerini Frankenstein’da olduğu gibi yine Boris Karloff ve Colin Clive üstlenir.
Doktor Pretorious’un tam adı Septimus Pretorious, Latince’de 7 ölümcül günah anlamına gelir. Jenerikte kadın canavarın isminin karşısına soru işareti konur ve kadın canavarı oynayan Elsa Lanchester’ın adı yazılmaz.
1936 yılında “En iyi ses” dalında Oscar’a aday gösterilen ancak ödülü kazanamayan film, 1998 yılında Ulusal Film Koruma Vakfı tarafından Ulusal Film Arşivi’ne alınır.
Boris Karloff, Frankenstein’ın devam niteliğindeki filmler, 1939 yapımı “Son of Frankenstein / Frankeştayn’ın İntikamı” ve 1958 yapımı “Frankenstein 1970” isimli filmlerde de rol alır.
Film, Frankenstein’ın yarattığı etkinin gerisinde kalsa da beğenilir. Korku ile bilim – kurgu türlerini harmanlayarak korku sinemasında bir alt dal oluşturan Frankenstein, türün halen temel taşlarından biri olan, defalarca yeniden çevrimleri veya taklitleri yapılmış bir klasik. Bu sebeple türe aşina olanların The Bride of Frankenstein’ı da izlemeleri tavsiye edilir.


Imdb note: 7.9                           My note: 6

7 Ocak 2014 Salı

Das Cabinet Des Dr. Caligari / The Cabinet of Dr. Caligari / Dr. Caligari’nin Muayenehanesi (1920)

Director / Yönetmen:
Robert Wiene

Screenplay / Senaryo:
Carl Mayer
Hans Janowitz

Story / Hikaye:
Carl Mayer
Hans Janowitz

Cast / Kadro:
Werner Krauss
Conrad Veidt
Friedrich Feher
Lil Dagover
Hans Heinz V. Twardowsky
                                                                  Rudolph Lerringer

Subject / Konu:
Bölüm 1:
Yaşlı adam, yanındaki Franzis’e ruhların kendisini karısını ve çocuklarını bırakması için zorladığını söyler. Franzis ise önlerinden geçen kızın nişanlısı olduğunu söyler ve ilginç hikayelerini anlatmaya başlar.
Doktor Caligari, Holstenwall’daki panayırda bir tezgah kiralar. Tezgahının önüne insanları toplayan Caligari, uyurgezer Cesare’yi ilk siz görün der ve üzerinde uyuyan bir adamın bulunduğu tahta levhayı insanlara gösterir.

Bölüm 2:
O gece bir cinayet serisinin ilki gerçekleşir. Sekreter kalbinden bıçaklanmış olarak bulunur.
Caligari, seyircilere tam 23 yıldır ölüm uykusunda olan Cesare’nin uyanmak üzere olduğunu söyler. Meraklı seyircileri panayırdaki muayenehanesinin içine alır. Dik duran tabutu açar ve tabutun içinde uyumakta olan Cesare’yle konuşmaya başlar. Cesare, Caligari’nin direktifleriyle uyanır. Caligari, Cesare’nin geçmişi ve geleceği bildiğini anlattığı seyircilere Cesare’ye istediklerini sorabileceğini söyler. Seyircilerden arasındaki Alan, Cesare’ye ne kadar yaşayacağını sorar ve şafağa kadar cevabını alıp korkuya kapılır. Arkadaşı Franzis’le birlikte panayırdan ayrılır. Yolda ikisinin de hoşlandığı Franzis’in nişanlısına rastlarlar. Gece, Cesare’nin kehaneti gerçekleşir ve Alan evinde öldürülür.

Bölüm 3:
Alan’ın ölüm haberini alan Franzis, cinayeti araştırmaya başlar. Kehaneti tutan Cesare’yi görmek için nişanlısının babası doktor Olsen’le Caligari’nin muayenehanesine gider.
Yaşlı kadının ortalığı ayağa kaldırmasıyla eli bıçaklı bir adam yakalanır ve karakola teslim edilir.
Caligari’ye Cesare’yi uyandırmasını söyleyen Franzis, özel baskıdan katilin yakalandığı haberini öğrenince Olsen’le beraber apar topar karakola gider.

Bölüm 4:
Franzis’in nişanlısı, babası eve dönmediği için endişelenmeye başlar.
Yakalanan adam, yaşlı kadını öldürmeye çalıştığını, ancak diğer 2 cinayetle ilgisi olmadığını söyler.
Caligari’nin muayenehanesine gelen Franzis’in nişanlısı, babası Olsen’in yanına uğrayıp uğramadığını sorar. Caligari, içeriye davet ettiği kıza tabutunun kapağını açıp uyandırdığı Cesare’yi gösterir. Kız kaçarak gider.
Cenazenin ardından gece Franzis’in nişanlısının evine giren adam, kızı kaçırır. Peşlerinden gelenleri gören adam, kızı bırakıp kaçmak zorunda kalır. Kız, evinde kendisine geldiğinde Franzis’i ve babasını karşısında bulur. Franzis’e kendisini kaçıranın Cesare olduğunu söyler. Ancak Franzis bütün gece doktor Caligari’nin muayenehanesini gözlediğini ve Cesare’nin uykuda olduğunu gördüğünü söyler.

Bölüm 5:
Franzis, karakola gidip durumu bildirir. Polislerle birlikte Caligari’nin muayenehanesine giderler. Tabut açıldığında içinde Cesare’nin değil bir bez bebeğin olduğunu görürler. Caligari kaçar. Franzis peşinden gider. Caligari, bir akıl hastanesinden içeri girer. Hastaneye gidip Caligari’yi aramaya koyulan Franzis, bilgi edinmesi için başhekimin odasına gönderilir. Odaya girdiğinde başhekimin Caligari’nin ta kendisi olduğunu öğrenen Franzis, kaçmaya çalışırken fenalaşır. Kendisine müdahale eden doktorlara hastane başhekiminin doktor Caligari’nin ta kendisi olduğunu anlatır. Doktorlarla birlikte Caligari’nin odasını incelerler ve buldukları kitaplarla Caligari’nin uzmanlığının uyurgezerlik olduğunu görürler. Kitapta Caligari isimli keşişin Cesare isimli uyurgezerle 1783 yılında kuzey İtalya’daki panayırları gezdiği, halkın aynı dönemde işlenen cinayetlerden dolayı panik halinde olduğu ve Caligari’nin Cesare’yi kötü amaçları için kullandığı yazmaktadır.
Franzis, kitabın altında Caligari’nin günlüğünü bulur. Günlükte Caligari, en sonunda aradığı uyurgezeri bulduğunu ve artık önünde kimsenin duramayacağını yazmıştır.

Bölüm 6:
Cesare bulunur. Franzis, Cesare’yi akıl hastanesine taşıtır. Caligari’nin odasına giren Franzis, ona gerçek yüzünü öğrendiğini söyler ve Cesare’yi içeri getirtir. Çıldıran Caligari’ye deli gömleği giydirilir ve bir odaya kapatılır.
Franzis, yanındaki yaşlı adama Caligari’nin hücresinden bir daha dışarıya çıkmadığını söyleyerek anlattığı hikayeyi bitirir. Yaşlı adamla birlikte akıl hastanesinin içine girerler. Franzis, yaşlı adama Cesare’yi gösterir. Daha sonra nişanlısı olarak bahsettiği Jane’in yanına gider ve ona evlenme teklif eder. Jane, bir kraliçe olduğu için kalbinin sesini dinleyemeyeceğini söyler. Başhekim hastaların arasından geçerken Franzis, asıl deli sensin diyerek başhekime saldırır. Deli gömleği giydirilen Franzis, bir odaya kapatılır. Başhekim, Franzis’in hastalığının kendisini Caligari zannetmesinden kaynaklandığını söyler.

Comment / Yorum:
Senarist Carl Mayer ve Hans Janowitz, 6 haftada yazdıkları senaryoyu yapımcı Erich Pommer’a 200 dolara satarlar. Erich Pommer, filmi Fritz Lang’in yönetmesini ister. Fritz Lang önce filmle ilgilenir, fakat daha sonra “Die Spinnen” adlı filmi yönetmeye karar verip projeden çekilir. Yönetmen koltuğuna Robert Wiene oturur. Film, yaklaşık 18.000 dolara mal olur. Set, 800 dolardan az bir rakama kurulur. Dekorlar kağıt kullanılarak yapılır. Oyuncular günlük 30 dolara çalışırlar.
Gerçek anlamda çekilmiş ilk korku film olarak gösterilen Das Cabinet Des Dr. Caligari / The Cabinet of Dr. Caligari ya da Türkçe adıyla Dr. Caligari’nin Muayenehanesi, deyim yerindeyse devrim yaratır ve sinema tarihinin kilometre taşlarından biri olur. Daha önceki korku denemelerinden çok daha etkili ve gerçekçi olan Dr. Caligari’nin Muayenehanesi, sinemanın en güçlü türlerinden biri olan korku türünün şekillenmesinde de rol oynar. Filmin seyirci üzerindeki etkisi de büyük olur. Öyle ki film, Fransa’daki tiyatrolarda tam 7 yıl boyunca gösterilir.
Filmin abartılı bulunabilecek belki de tek tarafı makyajları. Ancak dönemin koşulları göz önüne alınınca tiyatro tekniklerinin sessiz sinema üzerinde hakim oluşundan dolayı makyajın daha etkili bir anlatım gücü sağlamak için kullanılan bir enstrüman olduğunu da göz ardı etmemek gerek.
Zaten oldukça sürükleyici olan film, 6 bölüme ayrılarak daha da akıcı bir hale sokulmuş. Özellikle korku türünün meraklılarının mutlaka görmesi gereken bu başyapıt, kendisinden önceki birkaç denemeye karşın korku türünün gerçek atası olarak kabul edilmekte.


Imdb note: 8.1                           My note: 9

30 Aralık 2013 Pazartesi

Katil (1953)

Director / Yönetmen:
Ömer Lütfi Akad

Screenplay / Senaryo:
Osman F. Seden

Cast / Kadro:
Ayhan Işık
Gülistan Güzey
Neriman Köksal
Turan Seyfioğlu
Necla Sertel
Zaruhi Değirmenci
                                                                                 Muazzez Arçay
                                                                                 Şevki Artun
                                                                                 Nubar Terziyan
                                                                                 Rıza Tüzün
                                                                                 Mualla Sürer
                                                                                 Hamdi Şarlıgil
                                                                                 Fikri Çöze
                                                                                 Sadettin Erbil
                                                                                 Kemal Tözem
                                                                                 Fadıl Garam
                                                                                 Erkan Baydemir

Subject / Konu:

Süleyman evinde öldürülür. Gün içersinde hakkını almak için Süleyman'ın evine giden ve onunla kavga eden elektrikçi Kemal, gece yarısı polis tarafından evinden alınıp tutuklanır. Mahkemede Süleyman'ın karısı Süheyla, hizmetçisi Fatma, şirketinin müdürü Muzaffer ve şirket çalışanları, Kemal'in aleyhinde şahitlik ederler. Kemal, 18 sene 3 ay hapse mahkum edilir. Kemal, cezasını çekmek üzere Sinop Cezaevi'ne gönderilir.
Süheyla, şirketin idaresini aşk yaşadığı Muzaffer'e bırakır.
Kemal'in karısı Nevin, çamaşır yıkayarak geçimini sağlamaya çalışır. Oğlu Turan trafik kazası geçirip kör kalır. İyileşebilmesi için pahalı bir ameliyat olması gerekmektedir.
Kemal, gazeteden Süheyla ile Muzaffer'in evlendiğini öğrenince esas katilin kim olduğunu farkına varır.
Fatma, erkek arkadaşı Hüsnü'ye asıl katilin Muzaffer olduğunu anlatır. Hüsnü, Muzaffer'den para sızdırabilmek için şantaj yapar. Muzaffer, kavgaya tutuştuğu Hüsnü'yü öldürür. Fatma'yı da kimseye bir şey anlatmaması için ölümle tehdit eder. Hüsnü'nün cesedini de denize atar.
Nevin, Turan'ın ameliyat parasını bulabilmek için kötü yola düşer. Nevin'in çalıştığı genelev, polis tarafından basılır. Nevin'e vesika verilir. Turan'ın ameliyatı için gerekli parayı biriktiren Nevin, düştüğü durumdan utandığı için Kemal'e öldüğüne dair bir mektup gönderir. Kemal, izin istemek için müdüre giderken fırsattan istifade edip kaçar. Sıkı polis denetiminden kurtulup İstanbul'a gitmeye uğraşır. Kaçak olarak yolculuk ettiği trende bir arkadaş edinir ve onunla yolculuğa devam eder. İstanbul'a ulaşan Kemal, ilk önce Turan'la görüşmek ister. Turan'la görüştükten sonra polisler tarafından yakalanıp müdüriyete götürülür. Müdüriyette polislerin kaçışından itibaren kendisini bilerek yakalamadığını ve yol arkadaşı Nuri'nin de aslında bir polis memuru olduğunu öğrenir. Polis, Kemal'den cinayeti işlediğinden şüphelendikleri Muzaffer'i konuşturmaya çalışmasını ister. Süheyla'nın evine giden Kemal, Muzaffer'le kavgaya tutuşur. Kavga esnasında Muzaffer'in silahı 2 kere patlar. İlk önce Fatma, sonra da Süheyla vurulur. Kemal, Muzaffer'i konuşturur. Fatma'da gerçekleri itiraf eder. Muzaffer, kendisini tutuklamaya gelen polislerin elinden sıyrılıp camdan atlar ve ölür. Suçsuzluğu anlaşılan Kemal beraat eder.
Kemal ve Turan, trenle yolculuğa çıkacakları sırada Nevin, uzaktan kendilerini izler. Turan, tesadüfen Nevin'i görür. Nevin, Turan'a artık kötü bir kadın olduğunu ve Kemal'den yaşadığını gizlemesini ister. Kemal ve Turan, trene binip giderler.

Yorum:

Osman F. Seden’in senaryosunu yazıp yapımcılığını üstlendiği, Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği Katil, daha önce de “Kanun Namına” ve “İngiliz Kemal Lawrence’a Karşı” gibi ortak işlere imza atan ikilinin yine ses getiren bir yapımı olur. Başrollerde ikilinin favori oyuncuları Ayhan Işık ve Gülistan Güzey oynar. Ayrıca Neriman Köksal ve Turan Seyfioğlu gibi dönemin yükselen yıldızları da filmde rol alır. Filmin yardımcı yönetmenliğini Sırrı Gültekin ve Zeki Dinçsoy, görüntü yönetmenliğini Kriton İlyadis, kurgusunu Turgut Kuzu yapar. And Dilm Stüdyosu’nda çevrilen film, Ses Film Stüdyosu’nda seslendirilir.
Özellikle 1952 yapımı “Kanun Namına” filmiyle paralellikler taşıyan film, ileriki yıllarda çekilecek benzerleri için de bir önder olarak kabul edilebilir. Film, sürükleyici olmakla beraber senaryo da belirgin tutarsızlıklar var. Oyunculuklar vasatın üzerinde. Katil, özellikle Ömer Lütfi Akad ve Osman F. Seden sayesinde statiklikten çıkıp hareketlenmeye başlayan Türk sinemasının ilk örneklerinden biri olması nedeniyle izlenmeye değer bir yapım.

Imdb note: 6.2                           My note: 5.5

25 Aralık 2013 Çarşamba

Machete Kills / Ustura Dönüyor (2013)


Director / Yönetmen:
Robert Rodriguez

Screenplay / Senaryo:
Kyle Ward

Story / Hikaye:
Robert Rodriguez
Marcel Rodriguez

Cast / Kadro:
Danny Trejo
Michelle Rodriguez
Sofia Vergara
Amber Heard
Lady Gaga
                                                             Antonio Banderas
                                                             Cuba Gooding Jr.
                                                             Walt Goggins
                                                             William Sadler
                                                             Julio Oscar Mechoso
                                                             Charlie Sheen (Carlos Estevez adıyla)
                                                             Demian Bichir
                                                             Alexa Vega
                                                             Makro Zaror
                                                             Tom Sarini
                                                             Julio Oscar Mechoso
                                                             Callie Hernandez
                                                             Billy Blair
                                                             Samuel Davis
                                                             Emmy Robbin
                                                             Jessica Alba
                                                             Vanessa Hudgens
                                                             Mel Gibson

Subject / Konu:
Arizona – Meksika sınırı. Ordunun silahlarını Kartele satmak üzere olan askerlerin karşısına Machete ve ajan Sartana çıkar. Kartelin adamları gelip tüm askerleri öldürür. Silahlarını Machete ve Sartana’ya doğrultmuşlarken helikopterlerle gelen maskeli ve silahlı adamlar, kartelin adamlarına öldürür. Sartana, silahların arasında önemli bir şey olduğunu fark eder. Bahsettiği şeyi bulduğunda ise öldürülür.
Şerif, olayların müsebbibiolarak gördüğü Mahcete’yi asar. Ancak Machete ölmez. Amerikan Başkanı, Şerif’i arar ve Machete’yle konuşmak ister.
Machete, Başkan’la ofisinde görüşür. Başkan, Machete’den sınırın güneyindeki Marcos Mendez isimli Washington’ı hedef alan bir füzesi olan devrimciyi kontrolü altına almasını ya da öldürmesini ister. Karşılığında da geçmişini silip Amerikan vatandaşlığı vermeyi vaat eder. Machete, Sartana’nın intikamını alabilmek için görevi kabul eder.
Kendisine gerekli bilgileri sağlayacak olan Blanca, namı diğer “Miss San Antonio” ile görüşen Machete, Mendez’e ulaşmanın tek yolunun Cereza isimli fahişeden geçtiğini öğrenir. Machete, Acapulco’ya gidip Cereza’yı genelevden kaçırır. Cereza, Machete’yi Mendez hakkında bilgilendirir. Mendez’in adamları, Cereza ve Machete’yi Mendez’in yanına götürmek için alırlar. Yolda Mendez’in talimatıyla Cereza öldürülür.
Mendez’in evine götürülen ve füzeyi gören Machete, füzenin ateşleme mekanizmasının Mendez’in kalbine bağlandığını ve şayet Mendez ölürse füzenin otomatik olarak ateşleneceğini öğrenir. Mendez’in adamlarını haklayan Machete, ateşleme mekanizmasını etkisiz hale getirebilecek tek kişi olan Voz’u bulabilmek için Mendez’le birlikte Amerika’ya doğru yol alır. Mendez, kalbinin üzerindeki mekanizmayı harekete geçirir. Füze, 24 saat sonra ateşlenecektir. Üstelik Mendez’in talimatı gereği, kaçırıldığı andan itibaren başına 10.000.000 dolar ödül konacaktır. Mendez’i kaçırıldığı için kiralık katiller, Mendez’i öldürüp ödülü almak için peşlerine düşecektir.
Cinayet işlerken yüz değiştirdiği için kimsenin gerçek yüzünü bilmediği El Camelon’a Machete’nin kellesine 20.000.000 dolar ödül konduğu bilgisi gelir.
Cereza’nın annesi ve fahişeleri, Cereza’nın intikamını alabilmek için silahlarını kuşanıp Machete ve Mendez’in peşine düşerler.
Fahişelerden ve El Camelon’dan kurtulmayı başaran Machete, Mendez’le birlikte sınırdan geçmeyi başarır.
Sınırı geçtiğinde Mendez’in adamlarını karşısında bulur. Adamları Mendez’in kafasını keserler. Machete’yi ise kurşun yağmuruna tutarlar. Machete ayıldığında kendisini füzenin mucidi Luther Voz’un laboratuarında bulur. Voz, Machete’ye endişelenmemesini söyler ve bir tüp içinde atmaya devam eden Mendez’in kalbini gösterir. Voz, Machete’ye tesisinde icatlarını gösterir. Geleceği görebildiği için dünyanın sonunu gördüğünü, yaptığı uzay mekiğiyle dünyadan ayrılacağını ve klon askerlerini de yanında götüreceğini söyler. Voz, üstün yeteneklerinden faydalanmak istediği Machete’nin klonlarını yapmak için Machete’ye teklif götürür. Teklifi kabul etmeyen Machete, Voz’un elinden kaçmayı başarır. Helikopteriyle bekleyen Luz, Machete’yi alıp götürür.
Machete, Blanca’yla görüşmeye gittiğinde Blanca’nın Voz’un namına çalıştığını ve Başkan’ı da aldattığını farkına varır. Blanca ve adamlarından kurtulan Machete, otostop çekip bir kamyona biner. Kamyonun şoförü yine yüzünü değiştirmiş olan El Camelon’dur. Machete, El Camelon’un elinden kurtulmayı başarır. El Camelon ise kendisini Meksikalı sanan silahlı adamlar tarafından öldürülür.
Machete, Luz ve adamlarıyla uzaya gitmeye hazırlanan Voz’un partisini basar. Voz, kalbi vurduğu için füze 5 dakika içinde ateşlenmek üzere harekete geçer. Machete, Sartana’yı öldürenin Voz olduğunu farkına varınca Voz’la kavgaya tutuşur ve yüzünü yakar. Blanca, zaten bir gözü olmayan Luz’u diğer gözünden vurur. Luz, kavga ettiği Blanca’yı öldürür.
Voz, yüzüne bir maske geçirir. Luz’u ve yakaladığı diğer kişileri mekiğine bindirir. Mekik, uzaya doğru yol alır.
Machete, ateşlenen füzeye sarılır. Etkisiz hale getirdiği füzeyle bir su birikintisine düşer. Başkan, Machete’ye teşekkür eder ve onu Voz’un peşinden uzaya gönderebileceğini söyler. Machete, hiç düşünmeden bu teklifi kabul eder ve uzaya gönderilir.

Comment / Yorum:
Robert Rodriguez, 2010 yapımı “Machete / Ustura” filminin devam filmi niteliğindeki Machete Kills / Ustura Dönüyor’u 29 günde çeker. Yaklaşık 33.000.000 dolara mal olan film, Amerika genelinde 7.268.659 dolar hasılat elde eder ve gişede beklentilerin altında kalır.
Robert Rodriguez’i favori oyuncularından Danny Trejo ile 11. kez bir araya getiren Machete Kills / Ustura Dönüyor’da ilk filmde de izlediğimiz Michelle Rodriguez ve Jessica Alba’da rol alırlar. Filmde ayrıca Mel Gibson, Antonio Banderas, Cuba Gooding Jr., Amber Heard, Vanessa Hudgens ve Charlie Sheen gibi Hollywood’un tanınan isimleri de boy gösterir. Filmdeki sahneleri 1 haftada çekilen Mel Gibson, 1998 yapımı “Payback / Gününü Göreceksin” filminden sonra ilk kez bu filmde kötü rolde oynar. Film, ünlü şarkıcı Lady Gaga’nın ilk filmi olur. Blanca rolü ilk olarak Michelle Williams’a önerilir. Williams rolü kabul etmeyince rol, Amber Heard’e gider.
Oldukça fazla çatışma sahensi olan filmde toplam 101 ceset görünür. Film başlamadan önce gösterilen “Machete Kills Again…in Space”, muhtemelen serinin 3. filmi olarak düşünülen ama aslında hazırlıklarına başlanılmamış yapımın sahte bir fragmanı.
Machete Kills’de tıpkı Machete ve Robert Rodriguez’in kariyerinin belli filmleri gibi “izle, eğlen ve unut” mantığıyla çekilen ve seyircinin rahatlıkla görebileceği kasıtlı hatalarla güldürüp “Trash Film / Çöp Film” türüne de göz kırpan bir yapım. Vakit geçirmek için seyredilebilecek bir film.


Imdb note: 6                               My note: 4.5

24 Aralık 2013 Salı

World War Z / Dünya Savaşı Z (2013)

Director / Yönetmen:
Marc Forster

Screenplay / Senaryo:
Matthew Michael Carnahan
Drew Goddard
Damon Lindelof

Novel / Kitap:
Max Brooks

Cast / Kadro:
Brad Pitt
Mireille Enos
Daniella Kertesz
James Badge Dale
Ludi Boeken
                                                           Matthew Fox
                                                           Fana Mokoena
                                                           David Morse
                                                           Elyes Gabel
                                                           Peter Capaldi
                                                           Pierfrancesco Favino
                                                           Ruth Negga
                                                           Moritz Bleibtreu
                                                           Sterling Jerins
                                                           Abigail Hargrove
                                                           Fabrizio Zacharee Guido
                                                           David Andrews
                                                           John Gordon Sinclair
                                                           Gregory Fitoussi
                                                           Jane Elizabeth Perry
                                                           Lucy Russell
                                                           Mark Holden
                                                           Timothy James Baerrington
                                                           Konstantin Khabenskiy
                                                           Michiel Huisman
                                                           Mustafa Harris
                                                           Ann Ogbomo
                                                           Jonathan Howard
                                                           Mike Noble
                                                           Ernesto Cantu
                                                           Vicky Aracio Casas
                                                           Graham Anthony Hornsby
                                                           Nick Bartlett
                                                           Kevin Kiely
                                                           Ruari Cannon
                                                           Ryen Perkins – Gangnes
                                                           Khalid Laith
                                                           Noa Paulina Bodner
                                                           Asaf Haim Ben Shimon
                                                           Gil Cohen – Alloro
                                                           Yaniv Rokah
                                                           Shaul Ezer

Subject / Konu:
Dünyanın çeşitli ülkelerinde baş gösteren ve çok hızlı şekilde yayılan bir kuduz virüsü, kuduza yakalanmış insanların diğer insanlara saldırıp ısırmasıyla onların da kuduz olmasına neden olur.
Sıradan bir güne başlayan Gerry, karısı ve 2 kızı evden çıkarlar. Çok geçmeden kendilerini kaos ortamının içinde bulurlar ve buldukları bir araçla kaçarlar. Gerry’yi arayan eski iş arkadaşı Thierry, kendisine ihtiyaç duyulduğunu ve şafağa kadar dayanabilirlerse kendilerini alması için bir helikopter gönderebileceğini söyler.
Birkaç badire atlatan Gerry ve ailesi, apartmandaki küçük çocuk Tommy ile helikoptere binerler. Helikopter, Birleşmiş Milletler Komuta Gemisi U.S.S. Argus’a gider. Eskiden bir araştırmacı olan Gerry’den virüsü tespit edip çare bulabileceği düşünülen genç doktor Fassbach’la birlikte virüsün ilk yayıldığı yer olan Güney Kore’ye gitmesi istenir. Gerry, ailesinin gemide kalabilmesi için görevi kabul etmek zorunda kalır. Doktor Fassbach, Güney Kore’ye iner inmez ölür.
Greg, C.I.A. mensubu bir tutukludan İsrail’in herşeyi önceden bildiğini ve alınabilecek tek önlemin tüm dişlerin sökülmesi olduğunu öğrenir. Görüşmesi gerektiği kişinin ise Kudüs’te bulunan üst düzey Mossad yetkilisi Jurgen Warmbrunn olduğunu söyler.
Gerry, Kudüs’e gider ve Jurgen’e nasıl herşeyden önce haberdar olduklarını sorar. Jurgen, istihbarat teknikleri sayesinde önceden haberdar olmayı başardıklarını ve dev duvarlar örüp insanları içeri alarak korunduklarını anlatır. Ancak virüsü kapanlar, dev duvarları aşıp şehre saldırmayı başarır. Gerry, zor da olsa havaalanından kalkmakta olan bir uçağa biner. Gerry, Thierry’yle bir telefon görüşmesi yapar ve uçağın Galler’e iniş yapması için izin alınır. Uçaktaki virüslü birinin bir hostesi ısırmasıyla başlayan karmaşa giderek büyür. Gerry, son çare olarak bomba atıp virüslülerin ölmesini sağlar. Hasar alan uçakta bombanın etkisiyle oluşan delikten neredeyse tamamı ısırılan yolcular düşerler. Gerry ve Gerry’nin kurtardığı bir asker olan Segen kendilerini koltuklarına bağlayarak düşmekten kurtulurlar. Uçak çakılır. Gerry ve Segen kurtulur. Ancak Gerry’nin vücuduna büyük bir cisim saplanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün Araştırma Tesisi’ne giderler.
Uçağın düştüğü haberi gelince Gerry’nin öldüğü düşünülür ve ailesinin gemiden gönderilmesine karar verilir.
Gerry, 3 gün sonra kendisine geldiğinde Thierry’yle irtibat kurar ve ailesinin gemiden gönderildiğini öğrenir. Gerry, tesisteki bilim adamlarına virüs bulaşmamış insanlara tedavi edilebilir ölümcül hastalık bulaştırarak ölümcül hastalıklı insanlara saldırmayan virüslülere karşı bir kamuflaj geliştirilebileceğini söyler. Laboratuara ulaşıp kendisine ölümcül hastalık bulaştırır ve ilk denek olarak başarıya ulaşır. Tesisten ayrılıp ailesinin tutulduğu kampa gider.
Dünya genelinde aşılar üretilir ve böylece virüslüler insanlara saldıramayıp etkisiz halde kalırlar.

Comment / Yorum:
Max Brooks’un çok satan Zombi Savaşı adlı fantastik bilimkurgu kitabından uyarlanan World War Z / Dünya Savaşı Z, senenin en popüler yapımlarından biri oldu. Yönetmen Marc Forster’ın pek ses getirmeyen 2011 yapımı “Machine Gun Preacher / Koruyucu” adlı filminden sonraki bu büyük prodüksiyon yaklaşık 190.000.000 dolara mal olur. Filmin dünya genelindeki hasılatı ise 540.007.876 dolar olur.
Brad Pitt haricinde oyuncu kadrosunda dikkat çeken bir isim yok. Filmin orijinal kadrosunda yer alan Ed Haris ve Bryan Cranston takvimleri uyuşmadığı için filmin kadrosundan çıkmak zorunda kaldılar.
World War Z, görsellik ve aksiyon bakımından tatmin edici. Gişe filmi tanımlamasına uygun ve beklentisi bu yönde olan seyirciye hitap etmeyi başarıyor. Ama filmi bir bütün olarak ele aldığımızda gereksizce uzatılmış kahramanlık sahnelerinden mantığa oturmayan hikayesine kadar Hollywood’un sıradan bilimkurgularının ötesine geçemeyen bir yapımla karşılaşıyoruz.


Imdb note: 7.1                             My note: 5

23 Aralık 2013 Pazartesi

Io e Te / Me and You / Ben ve Sen (2012)

Director / Yönetmen:
Bernardo Bertolucci

Screenplay / Senaryo:
Niccolò Ammaniti
Umberto Contarello
Francesca Marciano
Bernardo Bertolucci

Novel / Kitap:
Niccolò Ammaniti

Cast / Kadro:
Jacopo Olmo Antinori
Tea Falco
Sonia Bergamasco
Veronica Lazar
                                                               Pippo Delbono
                                                               Tommaso Ragno
                                                               Carlo Cozzani
                                                               Alessandra Vanzi
                                                               Francesca De Martini
                                                               Michalengelo Ciminale
                                                               Pietro Panella
                                                               Rodolfo Corsato
                                                               John Paul Rossi
                                                               Dilan Modustus Herat
                                                               Gustava Cicolani
                                                               Antonio Etzi

Subject / Konu:
Tuhaf bir ergen olan Lorenzo, okulca gidilecek 1 haftalık kayak gezisi için teslim etmesi gereken parayı cebine atar. Büyükannesini ziyaret edip vedalaşan ve 1 haftalık erzak satın alan Lorenzo, annesini geziye gidiyormuş gibi kandırır. Gizlice binalarının bodrum katındaki depo olarak kullanılan daireye gider. Eşyalarını düzenli bir şekilde yerleştirdikten sonra yanında getirdiği karınca çiftliğindeki karıncalarla ilgilenir.
Hırsızlık yaptığı için Lorenzo’nun annesi tarafından eşyaları depoya konan Lorenzo’nun üvey kız kardeşi Olivia, depoya gelir ve Lorenzo’yla karşılaşır. Olivia eşyalarına bakıp gitse de; gece kalacak yeri olmadığı için depoya geri döner.
Olivia, Lorenzo’yu arayan annesiyle sanki Lorenzo’nun öğretmeniymiş gibi konuşup Lorenzo’ya yalanında yardımcı olur. Bu iyiliğin karşılığında da depoda kalacağını söyler. Fenalaşan Olivia, Lorenzo’ya bir uyuşturucu bağımlısı olduğunu anlatır. Arınmaya çalışan Olivia krizler geçirir.
Lorenzo, Olivia için büyükannesinin yanına gidip uyku ilaçlarından lmak zorunda kalır.
Lorenzo depoya döndüğünde Olivia’nın Ferdinando adındaki orta yaşlı bir adamı depoya aldığını görür. Olivia’yı götürmek isteyen adam, Olivia kalmak isteyince para bırakır ve gider.
Uykudan uyanıp kendisini iyi hisseden Olivia birşeyler yemek ister. Yemekleri kalmadığı için gizlice Lorenzo’nun evine girip yiyecek ve içecek alırlar.
Bir hafta bittiğinde Lorenzo ve Olivia, birbirlerini tanıyan ve seven 2 kişi olarak depodan ayrılırlar.

Comment / Yorum:
Bernardo Bertolucci, 2003 yapımı “The Dreamers / Düşler, Tutkular ve Suçlar” filminden tam 9 yıl sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturur. Niccolò Ammaniti’nin kitabından sinemaya uyarlanan Io e Te / Ben ve Sen’in senaryo yazımına yazarın kendisi ve Bernardo Bertolucci’de dahil olur.
Io e Te, 14 yaşındaki Lorenzo ve kendisinden birkaç yaş büyük üvey ablası Olivia üzerine kurulu bir gençlik filmi. Filmin büyük bölümü kapalı mekanda geçiyor. Film müzikleri arasında Red Hot Chili Peppers, Muse, The Cure ve David Bowie gibi dev isimlerin şarkıları yer almakta.
Io e Te, süre itibariyle pek uzun olmayan ve sıkılmadan seyredilebilecek bir yapım. Ama filmi minimal bir film olarak değerlendirmek ve Bertolucci’nin büyük yapımlarıyla kıyaslamamak daha yerinde olacaktır.


Imdb note: 6.5                               My note: 7

18 Aralık 2013 Çarşamba

Frances Ha (2012)

Director / Yönetmen:
Noah Baumbach

Screenplay / Senaryo:
Noah Baumbach
Greta Gerwig

Cast / Kadro:
Greta Gerwig
Mickey Sumner
Charlotte D’Amboise
Cindy Katz
Adam Driver
Maya Kazan
Hannah Dunne
Justine Lupe
Michael Esper
                                                               Britta Phillips
                                                               Grace Gummer
                                                               Juliet Rylance
                                                               Josh Hamilton
                                                               Dean Wareham
                                                               Patrick Heusinger
                                                               Michael Zegen
                                                               Christine Gerwig
                                                               Gordon Gerwig

Subject / Konu:
Frances, ev arkadaşı Sophie’yi bırakamayacağını söyleyerek ilişkisinin düzgün gitmediği erkek arkadaşının birlikte yaşama teklifini reddedince ayrılık kararı alırlar.
Ev arkadaşı Sophie, Lisa ile bulduğu eve taşınmaya karar verince Frances, kendisini tek başına kalmış bulur.
Lev’le akşam yemeği yiyen Frances, Lev’in evine gider ve ev arkadaşı Benji’yle tanışır. Frances, Lev ve Benji’yle birlikte yaşamaya başlar.
Bir dansçı olan Frances herşey iyi gibi görünürken önce Noel programından çıkartıldığını, sonra da Sophie’nin erkek arkadaşıyla Gallapagos’a gideceğini öğrenir.
Bir süre Sacremento’da ailesinin yanında kalan Frances, şehre geri döndüğünde Rachel’in yanında kalmaya başlar. Aynı zamanda Rachel’in çalıştığı şirkette stajyer olur. Birlikte gittikleri bir arkadaş toplantısında Paris’te evi olan bir çiftle tanışır. Onların boştaki evlerinde birkaç günlüğüne kalabilmek için Paris’e gider. Erkek arkadaşıyla Japonya’ya taşınacak olan Sophie, Frances’ı arayıp vedalaşır. Sophie evlerinde kalabileceğini söyler. Ancak Frances bu teklifi kabul etmez.
Paris’ten döndüğünde eskiden dans ettiği yerden sekreterlik teklifi alır. Ama teklifi kabul etmez. İşleri kötü gitmeye devam eden Frances, yurtta yaşamaya ve garsonluk yapmaya başlar. Garsonluk yaptığı bir müzayedede bir cenaze için New York’a gelen Sophie ve erkek arkadaşına rastlar. Nişanlanacaklarını öğrendiği Sophie ve erkek arakdaşının arası iyi görünmemektedir. Geceyarısı Sophie, sarhoş halde Frances’in yurduna gelir. Geceyi Frances’in odasında geçiren Sophie Tokyo’da çok mutsuz olduğunu ve düşük yaptığını anlatır.
İşleri tekrar yoluna giren Frances, önce sekreterlik sonra da koreograflık yapmaya başlar. Kendi evine taşır. Posta kutusuna isminin yazdığı kağıdı yerleştirirken soyadı sığmadığı için kağıdı kıvırır ve posta kutusunda Frances Ha yazar.

Comment / Yorum:
Noah Baumbach, senaryosunu filmin başrolünü de oynayan Greta Gerwig’le yazdığı Frances Ha’yı aynı zamanda yönetir. Siyah – beyaz çekilen film, ülkemizde “Sanat filmi” ya da “Festival filmi” olarak tanımlanan gişe kaygısı güdülmeden yapılan filmlerden. Filmin Amerika genelindeki hasılatı 4.054.004 dolar.
Hem kısa süresi, hem de herhangi bir mesaj verme kaygısı olmadığından yormadan akıp gitmesiyle seyri oldukça rahat olan Frances Ha’yı komedinin ağırlıkta olduğu bir drama olarak nitelendirmek mümkün. Sakar ve işleri rast gitmeyen bir karakter olan Frances’i başarıyla canlandıran Greta Gerwig, filmin en öne çıkan ismi. Greta Gerwig’in filmdeki anne ve babasını, gerçek hayattaki anne ve babası canlandırmış.
Frances Ha, nasıl başlayıp nasıl bittiğini farkına varamayacağınız, akıcı ve sempatik bir yapım. Başka deyişle bir “Kendini iyi hisset” filmi.


Imdb note: 7.6                               My note: 7