Uyarı :

UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Bay E / Mr. E (1995)

Director / Yönetmen:

Sinan Çetin

Screenplay / Senaryo:

Sinan Çetin

Cast / Kadro :

Mehmet Ali Erbil
Nathalie Heroux
Cansu Akbel
Rasim Öztekin
Terran Greene
Sadettin Erbil
Berfi Dicle
Yonca Evcimik
Ferda Anıl Yarkın
                                                              Mustafa Sandal
                                                              Meltem Cumbul
                                                              Elif Kramer
                                                              Bedri Baykam
                                                              Sevda Demirel
                                                              Duygu Asena
                                                              İzzet Öz
                                                              Giovanni Scognamillo
                                                              Deniz Arcak
                                                              Cem Ceminay
                                                              Ara Güler
                                                              Kenan Doğulu
                                                              İzzet Günay
                                                              Ahmet Kaya
                                                              Aykut Işıklar
                                                              Fatih Mühürdar
                                                              Erol Köse
                                                              Ali Hakan
                                                              Elif Dağdeviren
                                                              Emel Müftüoğlu
                                                              Faruk Bayhan
                                                              Sinan Çetin

Subject / Konu:

Bay E olarak tanınan başarılı televizyoncu İsmet, arabada öpüşmeye başladığı karısı Leyla'yla kuytu bir yere girip cinsel ilişkiye girer. Çift, cinsel ilişkinin ardından arabaya dönüp yola koyulurlar. Bay E, Leyla'ya kendisini hiç aldatıp aldatmadığını sorar. Leyla, sarhoşken bir erkekle öpüştüğünü itiraf eder. Bay E, arabayı durdurur. Sakinleştikten sonra yola devam ederler. Bu sefer Leyla, Bay E'ye kendisini hiç aldatıp aldatmadığını sorar. Bay E, New York'tayken bir kadınla ilişkiye girdiğini itiraf eder. Leyla bu duruma çok üzülür ve aralarındaki büyünün yokolduğunu söyler.
Benzin almak için geldikleri benzincide arabadan inen Leyla, ortadan kaybolur. Bay E, çevrede Leyla'yı aramaya koyulur. Bir odada yerde ölü olarak yatmakta olan kadını karısı zannedip içeri girer. Kadın, eski muhasebecisi Nermin'dir. Kadının başucunda duran polisler, Bay E'yi sorgulamaya başlar. Sorgulanırken bir anlığına gözü pencereye takılan Bay E, Leyla'nıın bir adamla birlikte gittiğini görür. Sorgudan kaçar ve Leyla'nın peşinden gider. Leyla, adamla birlikte arabaya biner. Bay E'de arabasıyla peşlerine takılır. Arabasıyla yoldan çıkan Bay E, saplanıp kalmış arabasını kurtarmak için yardım aramaya çıkar. Bay E, arabasını kendisine yardım sağlayan adamla birlikte yola çıkarır. Tam bu sırada Leyla'nın bindiği araba görünür. Araba durur ve Leyla gelip bavulunu alır. Bay E'ye herşeyin bittiğini söyledikten sonra arabaya binip uzaklaşır. Bay E'ye yardım eden adam ise Bay E'nin arabasını alıp kaçar.
Bay E, otobüs durağında duran otobüse biner. Otobüs piskopat bir şoför ve muavin tarafından idare edilmektedir. Herkes aynı şarkıyı söylenmye zorlanmaktadır. Çok geçmeden muavin, Bay E'yi hareket halindeki otobüsten aşağıya atmaya kalkar. Şoför'den Leyla'nın yanındaki adamın Pera Oteli'nde kaldığını öğrenen Bay E, durakta otobüsten aşağıya atılır. Motorsikletli bir kız, Bay E'yi motoruna alır ve otelin olduğu kasabaya bırakır.
Kasabada dolaşan Bay E, karısı kendisine ihanet ettiği için intihar eden bir adamın kardeşleri tarafından yengeleriyle yasak aşk yaşayan kişi olduğu zannedilir. Adamlar, Bay E'yi kovamaya başlar. Bay E, bir eve girerek kendini kurtarır. Dışarı çıktığında peşindeki adamların, Leyla ve adının Don olduğunu öğrendiği adamın yanında olduğunu görür. Kasabadaki herkesin Don'a büyük saygısı vardır. Gizlice peşlerinden gider. Leyla ve Don otele gider. Peşindeki adamlar, otelin kapısında nöbet tuttukları için otele yaklaşamaz.
Bay E, kendini asan adamın evindeyken peşindeki adamlar eve gelir. Saklanan Bay E, adamların Don'un emri üzerine ameliyathane hazırladıklarını görür. Nermin'i öldürenlerin onlar olduğunu öğrenir. Nermin'in kızkardeşini hazırladıkları ameliyathaneye getirirler. Don, çok şey bildiğini söylediği kızın dilini keser.
Otelin çevresinde gezinen Bay E, daha önce ellerinden kaçtığı polisler tarafından yakalanır ve elleri kelepçelenir. Leyla'nın otel odalarından birinde olduğunu gören Bay E, polislerin ellerinden kurtulup otele doğru koşar. Polislerde Bay E'nin peşinden otele gider. Otobüste kendisiyle sevişmeye kalkışan Serpil, Bay E'yi odasına alıp gizler. Polislere yakalanmaktan kurtulan Bay E, bu seferde peşindeki adamlardan biriyle karşı karşıya kalır. Adam, Bay E'yi öldürmek isterken kendini bıçaklar. Bay E, bıçağı adamdan çıkarırken polisler odayı basar. Adamın ölümü de Bay E'nin üzerine kalır. Bay E, Serpil'in yardımıyla camdan atlayıp kaçar. Bay E, Serpil'in kocası tarafından kelepçelerinden de kurtarılır. Ancak çok geçmeden Serpil'in kocası da Serpil'le aralarında geçenler ve kardeşini öldürmüş olduğunu sanmasından dolayı peşine takılanlara eklenir.
Polisler tarafından yakalanmak üzereyken Motorsikletli kız tarafından kurtarılan Bay E, gittikleri mekanda Don'la birlikte olan Leyla'ya gerçekleri anlatmaya çalışır ama başarılı olamaz. Üstelik Don'un kadınlar tuvaletinde işlediği cinayette Bay E'nin üzerine kalır.
Don, Leyla'yı bir odada taciz eder ve görüntüleri kameraya kaydettirir. Televizyon kanalında Bay E'nin 4 kişinin katili olduğunu söylen Don, kemara görüntülerini yayınladığı Leyla'yı da hafif bir kadınmış gibi gösterir. Leyla, sonunda Don'un gerçek yüzünü farkına varır.
Bay E, arabasını çalam adam tarafından kaçırılır. Adam, Bay E'ye konferans verir. Leyla, psikopat Şoför ve muavinin bulunduğu otobüse biner. Bay E, akıllandırma eğitiminin ardından kaçırıldığı yere geri bırakılır. Bay E'nin bütün kıyafetleri çalınır. Leyla'ya otobüste tecavüz edilmeye çalışılır.Otobüsün camından Bay E'yi gören Leyla, otobüsten inmek ister. Ancak inemez. Bay E'nin yanına gelen motorsikletli adam, Bay E'yi dövmeye başlar. Adama karşı koyan Bay E, kavgaya tutuştuğu adamı bayıltır. Adamın kıyafetlerini, silahını ve motorsikletini alan Bay E, yola çıkar. Otobüs, Leyla'yı Don'un Nermin'i öldürdüğü benzinciye götürür. Don, Leyla'yı Nermin'i öldürdüğü odaya götürür.
Leyla'nın kızı, daha önce Bay E'ye yardımcı olan motorsikletli kızın ellerindedir. Don, birazdan canlı yayına çıkacaklarını, eğer her istediğini yapmazsa çocuğunun boğazını keseceğini söyler.
Bay E, otobüse ateş açar ve otobüsün yoldan çıkmasını sağlar. Ardından bara gider ve arabasını çalan adamdan anahtarları geri alır. Bardan çıktığında kızını daha önce kendisine yardım etmiş olan motorsikletli kızın yanında görür. Bay E, arabasına atlayıp yola koyulur. Don'un dilini kestiği Nermin'in kızkardeşi, Bay E'nin yoluna çıkar ve onu Leyla'nın zorla canlı yayına çıkartıldığı odaya götürür.
Don, çırılçıplak soyduğı Leyla'ya çeşitli işkenceler yapar. Bay E, Don'un adamlarını etkisiz hale getirip odaya girer. Leyla, motorsikletli kızı boğarak öldürür. Bay E, Don'u yatağa bağlar. Dilini kestiği kız, canlı yayında Don'un dilini keser. Bay E ve Leyla birbirlerine kavuşur.
Don'un kanalı Dejavu Tv'ye çıkan çeşitli kişiler Bay E hakkında olumsuz görüşlerini bildirirler.

Comment / Yorum:

Sinan Çetin'in yapımcılığını, senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği 1995 yapımı Bay E, vizyonda kaldığı süre içersinde 136.120 seyirciye ulaştı Bu rakam, dönemin seyirci ortalamaları incelendiğinde oldukça iyi bir rakam.
Başrolleri Mehmet Ali Erbil ve yabancı aktris Nathalie Heroux'un üstlendiği filmde başarılı oyunculardan pop şarkıcılarına, sinema eleştirmenlerinden yazarlara kadar bir sürü medyatik isim yer almış. Asıl meslekleri oyunculuk olmayan ünlü isimlerin bir araya getirilmesi, elbette filmin popülaritesini arttırmış; ve fakat oyunculuk performanslarının vasatın altında seyretmesine neden olmuş. Film, Mehmet Ali Erbil'in gişede büyük başarılar elde edecek sulu komedilerinden önce oynadığı son ciddi rol.
Filmin son derece sığ bir konusu ve senaryosu var. Bir yol hikayesi gibi başlayan film, sebep sonuç ilişkisinden bağımsızca gelişen olaylarla devam ediyor. Don'un neden Bay E'ye düşman olduğu, dili kesilen pompacı kızın neden herşeyi yazarak açıklamadığı, Leyla'nın tanışır tanışmaz arabasına bindiği Don'la aynı otel odasında kalmasına karşın aralarında hiçbir ilişki yaşanmaması ve bunun gibi onlarca soru daha senaryonun mantıktan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Bay E, ingilizce jeneriğiyle, zorlama erotizmiyle ve Amerikan kültürüne yakın ögeleriyle rahatlıkla Hollywood özentisi olarak nitelendirilebilecek bir film. Bu nitelemeye verilebilecek en iyi örnekler; benzincideki pompacı kız, hemen hemen hepsi seks objesi olarak kullanılan kadın karakterler ve oyunculuktan bihaber ünlüler.
Filme dair söylenebilecek pek olumlu taraf olmasa da; Sinan Çetin filmlerinde göze çarpan görüntü kalitesi, bu filmde de dikkat çekiyor. Filmin müzikleri, filmde de rol alan Mustafa Sandal'ın imzası taşıyor.
Bay E, marjinal bir film yapabilmek için yola çıkılmış ve fakat başarısız olunmuş bir film izlenimi bırakıyor. Senaryodaki mantıksızlıklar ve başarısız oyunculuklar; zaten inandırıcılıktan bir hayli uzak olan Bay E'nin antipatik bir film olarak algılanmasına neden oluyor.

Imdb note : 2.8                              My note : 3

4 Temmuz 2012 Çarşamba

A Ballroom Tragedy (1905)

Subject / Konu:

Bir balo düzenlenmektedir. Dans salonunda bir çift dans etmektedir. Oturma odasındaysa başka bir çift sohbet etmektedir. Oturma odasına başka bir kadın gelir. Adam, konuştuğu kadını dışarı gönderir ve ilgisini yeni gelen kadını verir. Kadın, adamla birlikte koltuğa oturur ve aralarında sıcak bir sohbet başlar. Sıcak sohbet çok geçmeden yerini öpüşmeye bırakır. Kısa süre önce adamın yanından göndermiş olduğu kadın, perdenin arkasından gizlice yaklaşır ve adamla öpüşmekte olan kadını sırtından bıçaklar. Eli bıçaklı kadın hemen kaçar. Bıçaklanan kadın, koltuktan yere düşer. Adam, bıçaklanan kadını kollarına alır.

Comment / Yorum:

Filmin yönetmeninin ve oyuncularının kim oldukları bilinmiyor. Filmin teknik ekibine dair bilinen tek şey; filmin kameramanının G. W. Bitzer olduğu. Oyunculuklar, dönemin abartılı oyunuculuk geleniğini tam olarak yansıtıyor. Özellikle kadının bıçaklandıktan sonra verdiği tepki oldukca yapmacık. Arka planda dans eden bir çift kullanılması, başarılı bir detay olmuş. Filmin süresi 1 dakikanın altında. Bu kısa süre zarfında bir kıskançlık hikayesi anlatılmaya çalışılmış.

Imdb note : 4.6                              My note : 5

3 Temmuz 2012 Salı

Bir Sonbahar Hikayesi (1994)

Director / Yönetmen:

Yavuz Özkan

Screenplay / Senaryo:

Yavuz Özkan

Cast / Kadro :

Zuhal Olcay
Can Togay
Kaan Girgin
Meltem Cumbul
Sinem Üretmen
Alp Buğdaycı
Haluk Bozgeyikli
Özgür Kemertaş
Asuman Sümer
                                                               Can Başak
                                                               Ayça Telırmak
                                                               Oktay Onaran
                                                               Halit Namoğlu
                                                               Mehmet Tuncelli
                                                               Berrin Şahinler
                                                               Emin Naci Akkuyu
                                                               Tarık Günersel
                                                               K. Ayşe Aktunalı
                                                               Hasan Hüseyin Karabağ
                                                               Elif Şahin
                                                               Nalan Beşe
                                                               Alin Çalıkyan
                                                               Neslihan Erginler
                                                               Alp Ömür
                                                               Cem Semercioğlu
                                                               Kıvanç Tiner
                                                               Tülay Akın
                                                               Akgün Seçkiner
                                                               Özcan Özel
                                                               Arif Şahin

Subject / Konu:

Üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan kadın, karşıdan karşıya geçtiği sırada silah sesleri duyar. İnsanlar telaşla koşuşturmaya başlar. Kadın, bu kargaşanın içersinde bir arabanın önünde yere düşer. Arabasından inen Ali, kadını arabasına bindirir.
Ali ve kadın evlenirler.
Ali yeni bir iş bulur. Kadın, üniversitede ders vermeye devam eder.
Kadın ders verirken, politize olmuş öğrenciler kadını eleştirmeye başlar. Öğrenciler arasında çıkan tartışmalar, kadının ders vermesine mani olur.
İşinden sıkılan ve ülkenin bunalımlı halinden sürekli yakınan Ali, karısına Amerika'da yaşamayı teklif eder. İşini seven ve kendisini bir aydın olarak gören karısı ise ülkesini terke etmek istemediğini söyleyip Ali'nin teklifini reddeder. Karısı, Ali'ye hamile olduğunu müjdeler.
Kadın, doğum yapar. Ülkede darbe olur. Karısı, darbe olması iyi oldu diyen Ali ile tartışır.
Darbe sonrası öğrenciler, uğradıkları travmaları kadının dersinde anlatırlar. Ali, özel bir finans kuruluşundan çok iyi bir teklif alır. Daha iyi bir eve taşınmaya karar verdiğini söyler. Bu durum karısının canını sıkar.
Ali, iş hayatında hızla yükselir. İş arkadaşı ile arasında bir yakınlaşma başlar.
Kadın, yolda giderken tesadüfen Ali'nin arabasını görür. Ali, arabada iş arkadaşıyla öpüşmektedir. Kadın, akşam eve gelen Ali'ye ayrılmaya karar verdiğini söyler ve çocuğunu alıp evi terkeder.
Ali, karısının yasak aşkından haberdar olmadığını düşündüğü için tekrar barışabilmek umuduyla sevgilisinden ayrılır. Karısına kendisini aldattığını itiraf eden Ali, yeni bir şans ister.
Kadın, öğrencilerinin ricasını kırmaz ve onlarla birlikte geziye çıkar. Öğrencilerinden birinin kendisine aşık olduğunu öğrenir.
Ali, barıştıktan sonra da karısına ihanet eder. 2. kez aldatıldığını öğrenen kadın, büyük bir çöküntü yaşar. Önce kendisine aşık olan öğrencisiyle sevişmeye çalışır ama yapamaz. Sonra da eve dönüp kendisini odasına kapatır.
Yaşanan kriz, iş dünyasını altüst eder. Durumu önceden haber alan Ali, işini bırakıp kendince önlemler alır.
Karısı, Ali'ye başka bir erkekle yattığını söyler. Önce ses çıkarmayan Ali, sonra ortalığı dağıtır.

Comment / Yorum:

Yönetmen Yavuz Özkan, 1994 yılına 2 film sığdırmayı başarır; Bir Sonbahar Hikayesi ve "Yengeç Sepeti". 2 filmde katıldığı festivallerde beğenilir ve ödüller kazanır. Ancak Bir Sonbahar Hikayesi, "Yengeç Sepeti"nin gölgesinde kalır. Film, darbe döneminde tanışıp evlenen, aralarındaki aşka rağmen karakter farklılıklarından ötürü giderek birbirlerinden uzaklaşan bir çiftin hikayesini işliyor. Çoğu Yavuz Özkan filminde rastlanan siyasi göndermeler, bu filmde de mevcut.
Film, özellikle oyunculuk dallarında birçok ödüle layık görüldü. Zuhal Olcay, İskenderiye Film Festivali'nde, 6. Ankara Film Festivali'nde ve 8. Adana Altın Koza Film Festivali'nde "En iyi kadın oyuncu" dalında; Can Togay, İskenderiye Film Festivali'nde, 6. Ankara Film Festivali'nde ve 1. ÇASOD En İyi Oyuncu Ödülleri'nde "En iyi erkek oyuncu" dalında ve Kaan Girgin 6. Ankara Film Festivali'nde "Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu" dalında ödül kazandı.
Film ayrıca 13. İstanbul Film Festivali'nde "En iyi film", İskenderiye Film Festivali'nde "En iyi senaryo", 6. Ankara Film Festivali'nde "En iyi film", "En iyi yönetmen" ve "En iyi senaryo", 8. Adana Altın Koza Film Festivali'nde "En iyi film" ve "En iyi görüntü yönetmeni" dallarında da ödül kazandı.
Bir Sonbahar Hikayesi, küçük sayılabilecek bir rolde oynayan Meltem Cumbul'un ilk sinema filmi.
Bir Sonbahar Hikayesi, özelinde kadın - erkek ilişkisi işlemekle beraber darbelerin insanların yaşantılarına bıraktığı izlere ışık tutmaya çalışan da bir film. Film, tempo problemi olmasına karşın seyre değer bir yapım.

Imdb note : 6.4                              My note : 6

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Au Cabaret / At the Club (1899)

Director / Yönetmen:

Alice Guy

Subject / Konu:

3 adam, kulüpte bir masada oturmaktadır. Garson, adamların bardaklarına içki koyar. Karşılıklı oturmakta olan 2 adam, kağıt oynamaya devam ederler. Çok geçmeden 2 adam arasında kavga başlar. Masa ve sandalyeler yere devrilir. Masadaki diğer adam yere düşer. Yerden kalkan adam ve garson, 2 adamı ayırmaya çalışır.

Comment / Yorum:

1896 - 1920 arası tam 354 film yönetmiş, dünya sinema tarihinin ilk kadın yönetmeni olan Alice Guy'ın (Alice Guy - Blaché ve Alice Blaché isimlerini de kullanmıştır) imzasını taşıyan Au Cabaret, 1896 yapımı "Partie De Cartes / Card Game" ve bu filmin yeniden çevrimi olan yine 1896 yapımı "Une Partie De Cartes / Card Party" filmlerinden esinlenilerek çekilmiş.

Imdb note : 5                                My note : 5

1 Temmuz 2012 Pazar

Bağrıyanık Ömer / Bağrıyanık (1980)

Director / Yönetmen:

Yücel Uçanoğlu

Screenplay / Senaryo:

Osman F. Seden

Cast / Kadro :

Müslüm Gürses
Oya Aydoğan
Ali Şen
Yılmaz Kurt
Hacı Fidan
Mehmet Samsa
Güneş Işık
Baki Tamer

Subject / Konu:

Ömer, balıkçılık yaparak geçimini sağlamaktadır. Sevgilisi Mihrican ise babası ile manavlık yapmaktadır. Hepsi kıt kanaat geçinmektedir. Ömer, fazla başlık parası veremeyeceğini söyleyip Mihrican'ı babasından ister. Babası Ömer'den başlık istemez ve kızını vermeye razı olur. Ömer'e resmi nikah prosedürlerine başlamasını söyler. Resmi nikahtan önce de imam nikahı yapılmasını ister. Usül gereği bölgedeki birçok şeyin sahibi olan Hurşit Ağa'dan müsade almasını ister.
Ömer ve Mihrican, Hurşit Ağa'nın evine giderler. Mihrican dışarıda beklerken; Ömer, Hurşit'ten izin istemeye gider. Hurşit'in vaktini avla ve eğlenceyle harcayan oğlu Azmi, Mihrican'ı görür ve gözüne kestirir. Hurşit, Ömer'e izin verir.
Ömer'le Mihrican, Ömer'in kulübesinde yaşamaya başlarlar. Azmi sürekli Mihrican'ı gözetler. Ömer'in pazara gitmesinden faydalanan Azmi, kulübeye gelir ve Mihrican'a saldırır. Mihrican kaçsa da; Azmi, Mihrican'ı yakalar. Bir süre suda boğuşurlar. Azmi, Mihrican'a tecavüz eder. Mihrican, Azmi'yi öldürmeye çalışır, ancak gücü yetmez. Azmi, Mihrican'ın başına taşla vurur ve Mihrican ölür. Azmi'nin adamlarından Hamdi, uzaktan olanları seyreder. Gördüklerini vakit kaybetmeden Hurşit'e anlatır. Öğrendiklerine çok sinirlenen Hurşit, Azmi'yi döver ama oğlunu hapse göndermeyi de göze alamaz. Hamdi'ye susması karşılığında toprak vermeyi vadeder.
Eve döndüğünde Mihrican'ı bulamayan Ömer, Mihrican'ı aramaya koyulur. Mihrican'ın cesedini bulur. Mihrican'ın avucunda Azmi'nin adının yazdığı künyeyi bulur. Ömer, kucakladığı Mihrican'ın cesedini Hükümet Konağı'na götürür ama kimseden şikayetçi olmaz.
Hamdi vicdan azabı çekmektedir. Durumu farkına varan Azmi, Hamdi'yi tüfekle vurup öldürür.
Ömer, Mihrican'ı gömer. Ağıtlar yakar. Kulübesini ateşe verir. Ömer, Azmi'nin adının yazdığı künyeyi Mihrican'ın babasına gösterir ve sazını alıp Hurşit'in evinin önüne gider. Hurşit'ten iş ister. Hurşit, ölen Hamdi'nin yerine Ömer'i işe alır. Ömer, Azmi ava çıktığında silahlarını taşımakla görevlidir. Azmi, Ömer'i sürekli hor görür. Bütün avcıların peşinden koştuğu beyaz geyiği bulana kadar kendisini bir it olarak göreceğini söyler.
Ömer, sürekli Mihrican'ın hayalini görür. Etrafta Mihrican'ın Ömer'in adını haykırdığına dair rivayetler dolaşır.
Ömer, Azmi'ye beyaz geyiğin izini bulduğunu söyler. Birlikte ava çıkarlar. Ömer'in Azmi'yi öldüreceğini haber alan Hurşit, adamlarıyla birlikte Ömer'le Azmi'nin peşlerine düşer. Zirveye çıkardığı Azmi'yi bacaklarından vuran Ömer, düşmanını öldüresiye döver. Azmi, Mihrican'ın mezarının önünde acılar içinde can verir. Hurşit ve adamları zirveye ulaşır. Azmi'nin kardeşi Ömer'i vurur. Ömer, Mihrican'ın mezarının yanıbaşında ölür. Azmi'nin kardeşi polis tarafından tutuklanır.

Comment / Yorum:

Bağrıyanık, arabesk film furyasının müzik albümü tanıtımı yapan ve konusu klişelerle dolu bir intikam hikayesine dayanan tipik bir arabesk filmi. Filmin başrolünde popülerliğinin zirve yıllarındaki Müslüm Gürses'i izliyoruz. Film, Müslüm Gürses'in ilk filmlerinden biri. Filmin kadrosunda ayrıca Oya Aydoğan, Ali Şen ve Baki Tamer gibi tanınan oyuncular da var. Filmin senaryosu, usta yönetmen Osman F. Seden'e ait. Filmin yönetmeni ise Türk sinemasının en fazla film çeken yönetmenlerinden biri olan Yücel Uçanoğlu.
Filmin adı jenerikte Bağrıyanık Ömer, olarak geçse de; film kaynaklarda genellikle Bağrıyanık ismiyle anılıyor. Bunun nedeni, Müslüm Gürse'in o dönemde çıkardığı Bağrıyanık adlı müzik albümündeki şarkıların filmde kullanılması ve filmle albümün özdeşleşmesi. Bağrıyanık, bu tarz filmlerden hoşlananların ve Müslüm Gürses hayranlarının ilgisini çekebilir.

Imdb note : (Filmin imdb'de notu bulunmuyor)                             My note : 3.5

15 Haziran 2012 Cuma

Visite Sous - Marine Du Maine / Divers at Work on the Wreck of the Maine / Maine Zırhlısı Felaketi (1898)

Director / Yönetmen:

Georges Méliès

Screenplay / Senaryo:

Georges Méliès

 

Subject / Konu:

Havana Limanı'nda demirlemiş halde duran Maine savaş gemisi, İspanyol - Amerikan savaşı sırasında havaya uçurulur. Geminin enkazı denizin dibine batar.
3 dalgıç, balıkların yüzmekte olduğu denizin dibine dalar. Dalgıçlardan biri batık geminin içindeki cesedi çıkarır. Dalgıçlar, cesedi bağlayıp yukarı çekilmesini sağlarlar. Cesedi yukarı gönderen dalgıçlar aramalarına devam ederler.

Comment / Yorum:

Filmin konusu gerçek bir hikayeye dayanıyor. İspanya'nın Küba'ya 200.000 asker çıkarması ve savaş ortamı, şeker üretimini durma noktasına getirir. Ada ekonomisinde etkin olan Amerika Birleşik Devletleri, Maine gemisinin batırılışını bahane ederek İspanyollarla savaşa girişir. İşte filmde batık halde gördüğümüz gemi Maine'i temsil ediyor.
Dehalığın sınırlarını zorlayan Georges Méliès, yalnızca dönemin popüler bir olayını konu olarak işlemekle kalmayıp bir de sıradışı bir dekora imza atmış. 1898 yılında çekilmiş bir filmde balıkların yüzdüğü bir denizaltı dekoruyla karşılaşmak; şok edici olduğu kadar hayranlık uyandırıcı da. Méliès'in sadece 47 saniyelik bir film için bu emeği vermiş olması, bugünün sadece maliyeti düşünen sığ görüşlü sinemacılarına ders verir nitelikte.

Imdb note : 6                                My note : 7.5

14 Haziran 2012 Perşembe

Büyük Adam Küçük Aşk / Big Man, Little Love (2001)

Director / Yönetmen:

Handan İpekçi

Screenplay / Senaryo:

Handan İpekçi

Cast / Kadro :

Şükran Güngör
Dilan Erçetin
Füsun Demirel
Yıldız Kenter
İsmail Hakkı Şen
Sevinç Erol
Adnan Tönel
Yakup Yavru

Subject / Konu:

Evdo, imkansızlıklardan ötürü Hejar'ı akrabalarına bırakıp gider. Evde yaşayan 2 kişi, polis tarafından aranmaktadır. Yan dairede kalan emekli yargıç Rıfat, eşi Neriman'ın ölümünden sonra kendisini yalnız hissetmekte ve huzurevine yerleşmeyi düşünmektedir. Polis apartmana baskın düzenler. Çıkan çatışma sonucu Hejar'ın akrabaları öldürülür. Dolapta saklanan Hejar, evi arayan polise belli etmeden evden çıkar. Rıfat'ın hizmetçisi Sakine, kapının önünde durmakta olan Hejar'ı farkeder ve Rıfat'a haber verir. Rıfat ve Sakine, Hejar'ı içeriye alırlar. Hejar, Kürtçe bilmekte ve Türkçe konuşamamaktadır.
Rıfat, sabah sporuna çıkar. Kendisine ilgi duyan apartman komşusu Müzeyyen'le karşılaşır. Dönüşte birlikte eczaneye uğrarlar. Rıfat, Hejar'ın kolundaki yara için yara bandı alır. Rıfat eve döndüğünde uyanan Hejar, evden gitmek ister. Ancak halen yan dairede nöbette olan polisi görünce korkuya kapılır. Rıfat, Hejar'ı tekrar eve götürür. Rıfat, aynı dili konuşamadıkları için söylediklerini anlayamayan Hejar'a sert davranmaya başlar. Saçında bit bulduğu Hejar'ı yıkayıp temizler. Küçük kızı sürekli Türkçe konuşmaya zorlar.
Rıfat, Hejar'ı yanına alır ve alışverişe çikar. Hejar'a yeni kıyafetler alır.
Müzeyyen, Rıfat'a duyduğu ilgiyi anlatan bir mektup kaleme alır ve Rıfat'ın kapısından içeri atar. Mektupta yazanlara göre Müzeyyen, kalan zamanlarını birlikte yaşamayı teklif etmektedir.
Rıfat, Hejar'la sabah yürüyüşüne çıkar. Müzeyyen'e rastlarlar. Hejar bir kedi yavrusunu kucağına alır. Rıfat, Müzeyyen kendilerine bakmakta olduğu için Hejar'ın kedi yavrusunu yanlarında götürmesini engelleyemez.
Rıfat, acıktığını anladığı Hejar'ı lokantaya götürür. Rıfat, telefon konuşması yaparken; garson, Hejar'a çikolata verir. Rıfat, Hejar'ın çikolatayı çalmış olduğunu düşünür ve Hejar'a vurur. Gerçeği öğrenince yaptığından pişmanlık duyar.
Hejar'ın Kürtçe konuşmasından rahatsızlık duyan Rıfat, daha önce Hejar'ın elbiseleri arasında bulduğu ve defalarca aramasına karşın bir sonuç elde edemediği telefon numarasından Evdo'yu tekrar arar ve yine ulaşamaz. Bunun üzerine Hejar'ı alıp kağıtta yazan adrese götürmeye karar verir. Uzun bir yolculuğun ardından adresin bulunduğu bölgeye gelirler. Rıfat, Hejar'ı bir güvenlik görevlisine emanet edip adreste yazan evi bulmaya gider. Çamurlu yollardan geçer. Ücra gecekonduların arasında aradığı adresi bulur. Rıfat, niye geldiğini Evdo'ya belli etmez. Evdo, Diyarbakır'dan gelip bir tanıdığının evine sığındığını, 5 oğlunu, gelinlerini, torunlarını devlet - terörist çatışmalarında kaybettiğini Rıfat'a anlatır. Evdo, geriye kalan bir kız çocuğunu amcasının kızına emanet ettiğini ve onun kurtulacağını söyler. Durumun çaresizliğini gören Rıfat, Evdo'ya neden geldiğini söylemez. Rıfat ve Hejar eve geri dönerler.
Müzeyyen, Rıfat'ın portresini yapar ve ona doğum günü hediyesi olarak verir.
Rıfat, Hejar'a kötü davranmaktan vazgeçer ve ona sevgi gösterir. Hejar'la anlaşabilmek için Kürtçe bilen Sakine'den kelimeler öğrenir. Hejar'a Türkçe öğretmeye çalışır. Sabah yürüyüşünde karşılaştığı Müzeyyen'e Hejar'ı sahiplenmeye karar verdiğini söyler. Müzeyyen, Rıfat'a bu yaştan sonra çocuk mesuliyeti alamayacağını belirttiği bir mektupla cevap verir.
Hejar'ın nüfus kayıtlarını araştıra Rıfat, annesinin ve babasının öldüğünü öğrendiği küçük kızı nüfusuna geçirmeyi düşünür. Radyo dinlerken Hejar'ı bıraktığı kişilerin öldürüldüğünü öğrenen Evdo, soluğu Hejar'ı bıraktığı evde alır. Mühürlenmiş kapının önünde beklerken dışardan eve dönmekte olan Rıfat ve Hejar'la karşılaşır. Rıfat, Evdo'ya Hejar'ı evlat edinmek istediğini söyler. Evdo, bu durumdan memnun olur. Ancak Hejar, Rıfat'ın tüm dil dökmelerine karşın Evdo'yla gitmek ister. Hejar, kedisini Rıfat'ta bırakmayı ve arasıra ziyarete gelmeyi kabul eder. Evdo ve Hejar, kendilerini pencereden izleyen Rıfat'ın bakışları arasında yola koyulurlar. Hejar, başını çevirip pencereye doğru baktığında kendisine bakan Rıfat'ı görür.

Comment / Yorum:

Handan İpekçi'nin sinemada 2. senaryo ve yönetmenlik deneyimi olan 2001 yapımı Büyük Adam Küçük Aşk, 21 hafta vizyonda kaldı ve 139.450 seyirciye ulaştı. Beğenilen, ödüller kazanan ve Türkiye'nin Oscar adayı olan film, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 26 Aralık 2001'de hazırlanan rapor ve bu raporun ardından Sinema, Video ve Müzik Eserleri Denetleme Kurulu'nun aldığı "tuhaf!" gösterim ve dağıtım yasağı kararıyla gündeme geldi. Bir süre sonra filmin yasağı Danıştay kararıyla kalktı.
Film iyi bir hikayeye sahip. Senaryo da, bazı tuhaflıklarına ve detaylara özen göstermemesine karşın cesur ve ilgi çekici. Katı ve önyargılı emekli yargıç Rıfat'ın küçük Kürt kızı Hejar'a karşı bakış açısıyla toplumun belli kesimlerinin Kürtlere karşı takındığı tavır arasında paralellikler kurulmuş. Ancak Rıfat'ın zamanla değişen tavrı, önyargılarında kırılabileceğine dair mesajlar veriyor.
Polisin baskın düzenleyip silahlı çatışmaya girdiği bir evde arama yaparken küçük kızı bulamaması, komşu Müzeyyen'in fazla cesur ve abartılı mektupları, emekli yargıç Rıfat'ın çok klişe duran gereksiz sertlikleri ve özellikle filmin ilk 30 dakikasında sürekli başa saran iç kıyıcı müzikler; filme dair göze çarpan olumsuz taraflar.
Başta Şükran Güngör ve küçük oyuncu Dilan Özçelik olmak üzere oyunculuklarıyla dikkat çeken film, katıldığı festivallerde oyunculuk dalında bir dolu ödül kazandı. 13. Ankara Film Festivali'nde Dilan Erçetin "Umut veren kadın oyuncu", Füsun Demirel "En iyi yardımcı kadın oyuncu" ve Şükran Güngör "En iyi erkek oyuncu"; 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Dilan Erçetin "Jüri özel ödülü", İsmail Hakkı Şen "En iyi yardımcı erkek oyuncu" ve Füsun Demirel "En iyi yardımcı kadın oyuncu"; 6. Sadri Alışık Ödülleri'nde Şükran Güngör "En iyi erkek oyuncu"; 23. Siyad Türk Sineması Ödülleri'nde Füsun Demirel "En iyi yardımcı kadın oyuncu", İsmail Hakkı Şen "En iyi yardımcı erkek oyuncu" ve Şükran Güngör "En iyi erkek oyuncu" ödüllerini kazandı.
Filmin oyunculuk ödülleri dışında kazandığı diğer ödüller; 22. İstanbul Film Festivali'nde kazanılan "Halk jürisi en iyi film" ödülü, 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde kazanılan "En iyi film" ve "En iyi senaryo" dallarında Altın portakal ödülleri, 26. Kahire Uluslararası Film Festivali'nde kazanılan "En iyi senaryo" ve "En iyi 2. film" ödülleri, 3. Köln Uluslararası Akdeniz Film Festivali'nde kazanılan "En iyi senaryo" ödülü ve 19. Uluslararası Kudüs Film Festivali'nde kazanılan "Onur ödülü".
Büyük Adam Küçük Aşk, özellikle ana dil ve Kürt önyargısına dair net ve zaman zaman keskin mesajlar veren bir film. Cesareti ve oyunculukları için izlenmeye değer bir yapım.

Imdb note : 7.3                              My note : 6

13 Haziran 2012 Çarşamba

A Morning Bath (1896)

Director / Yönetmen:

James H. White

Subject / Konu:

Siyahi kadın, tek eliyle kavradığı bebeğini leğenin içine sokar ve köpüklü suyla yıkamaya başlar. Kadın bebeği yıkarken aynı zamanda biriyle konuşup gülmektedir.

Comment / Yorum:

A Morning Bath, yine 1896 yapımı olan "A Hard Wash" adlı filmin yeniden çevrimi. Filmin yönetmeni, 1896 - 1901 arası tam 365 film çekmiş (ayrıca 1902 ve 1910 yılında çektiği 2 filmi daha vardır) James H. White. Filmin yapımcısı ve dağıtımcısı ünlü mucit ve işadamı Thomas Edison'un şirketi Edison Manufacturing Company. Film, 2005 yılında yayınlanan Edison: The Invention of the Movies adlı dvd'de yer aldı.

Imdb note : 4.7                              My note : 4

12 Haziran 2012 Salı

Amerikalı (1993)

Director / Yönetmen:

Şerif Gören

Screenplay / Senaryo:

Ümit Ünal

Cast / Kadro :

Şener Şen
Lale Mansur
Taner Barlas
Eray Özbal
İhsan Bilsev
İlteray İlter
Gabriella
Sırrı Elitaş
Mustafa Oğuz
                                                              Ayşem Saraçoğlu
                                                              Enver Dönemz
                                                              Tarkan Kaynaş
                                                              Ayton Sert
                                                              Melih Çardak
                                                              Selahattin Fırat
                                                              Yüksel Arıcı
                                                              Halil Dede
                                                              Ertan Sımsıkı
                                                              Arda Can Buze

Subject / Konu:

Şeref the Türk ve Şerefli Türk namlarıyla anılan Şeref, 20 yılın ardından vatanı Türkiye'ye geri döner. Şeref, Amerika'da ciddi bir servet yapmıştır. Uçak piste iner inmez dev bir basın ordusunu karşısında bulur. Arabasına bindikten sonra kendisiyle röportaj yapmak isteyen gazeteci Tilki Selim peşlerine takılır. Kovalamacanın ardından Selim'den kurtulmayı başarırlar. Ancak limuzin, savrulmaya başlar. Şeref, limuzinden dışarı atlamayı başarır. Limuzinse kaza yapıp denize uçar.
Şeref, bir taksiciyi taksiden indirir ve taksiye el koyup yola koyulur. Gideceği oteli bulamayan Şeref, hayat kadını Angel'ın yardımıyla otele gider. Angel'la birlikte olmak için gecelik anlaşır.
Şeref'in damları borsadan Hamit'e ait hisse senetlerini toplamaya başlar.
Şeref, Angel'la birlikte olmaya hazırlanırken Selim, otel camının dışından fotoğraflarını çeker. Çok geçmeden Şeref, Selim'in çocukluğundan tanıdığı eski mahallelisi olduğunu farkına varırı. Hiç unutamadığı ve Hamit'le evlendiği için kin beslediği sevgilisi Melek'i bulmak isteyen Şeref, Selim'le röportaj yapma karşılığı kendisine Melek'i bulmakta yardım etmesi için anlaşır.
Angel'dan memnun kalan ve onu sevgilisi Melek'e benzeten Şeref, Angel'ı 1 haftalığına kiralar.
Selim'le Melek'i aramaya koyulan Şeref, Melek'in evini bulur. Evin kapısı açıktır. Şeref ve Selim içeriye girer. Evde bir çocuk vardır ve bütün evi tuzaklarla doldurmuştur. Çocuğu yakalamaya çalışsalar da; çok geçmeden kendilerini evin dışarısına atılmış bulurlar. Şeref, Hamit'in Melek'i terk etttiğini, Melek'in önce geneleve sonra pavyona düştüğünü öğrenir.
Polis, Angel'ı cinayet şüphesiyle sorgular.
Hamit, şüphelenmeye başladığı Şeref'i araştırmaya başlar.
Melek'i bulabilmek için pavyona giderler. Melek'in 3 gündür işe gelmediğini öğrenirler. Otele dönerler. Şeref, Angel'ın Melek'in ta kendisi olduğunu anlar. Birbirlerini suçlayıp kavga ederler. Melek gider. Şeref, Hamit'in oyunlarına kurban gittiklerini farkına varır. Gençlik yıllarında Hamit yüzünden hapse düşmüş olan Şeref, Melek'le ayrılmalarının nedeninin Hamit'in yazdığı sahte mektuplar olduğunu öğrenir. Melek'i bulup ona gerçekleri anlatır. 2 aşık yılların ardından bir araya gelir. Melek, başından geçenleri Şeref'e anlatır. Bebekken sokakta bulduğu Can'ı evine alıp oğlu gibi yetiştirmiştir.
Herşeyini yavaş yavaş kaybeden Hamit, kaybettiklerini Şeref'in aldığını öğrenir. Şeref ve Melek, Hamit'le yüzleşir.
Şeref ve Melek kaçırılırlar. Kullanılan dekor ve sesler yüzünden uçağa bindirildiklerini zannederler. Şeref'e Hamit'ten aldıklarını geri vermesi için anlaşma imzalatmaya çalışırlar. Şeref anlaşmayı reddedince Melek'i uçaktan atıyormuş gibi yaparlar. Melek'i kurtarabilmek için intikamından vazgeçen Şeref, anlaşmayı imzalar. Anlaşmanın imzalanmasından sonra Hamit ortaya çıkar ve herşeyin onun kurguladığı bir düzmece olduğu anlaşılır. Hamit, Şeref'i öldürmek üzereyken; Hamit'i izleyip yerlerini bulan Can, mekanı basar ve Şeref'le Melek'i kurtarır.
Şeref, Melek'e evlenip Amerika'ya gitmeyi teklif eder. Melek, teklifi kabul eder.
Şeref, Melek'e tecavüze kalkışan bir adamı Can'ın kendisine verdiği ve oyuncak sandığı silahla vurup öldürür. Polis, Şeref'i aramaya başlar. Peşine takılan polislerden keskin manevralarla kurtulan Şeref, .Hamit'in adamlarının da peşine takılmış olduğunu farkeder. Hamit'in adamlarıyla silahlı çatışmaya girer. Şeref ve Melek, bir taraftan Hamit'in peşlerine taktığı helikopter, diğer taraftan polis ekiplerince kıstırıır. Şeref, arabayı helikopterin üzerine sürer. Son anda arabadan atlarlar. Araba, helikopterle çarpışıp havaya uçar.
Şeref, Can'ın nasihatlerini dinler ve türk adaletinin elinden kurtulur. Melek ve Can'la birlikte Ameriak'ya uçar. Namı yürüyen Şeref, artık mafyayla da uğraşmak zorunda kalır. Yeni lakabı Müthiş Türk olur.
Şeref'le evlenip ev kadını olan Melek, eski belalısı Şeyhmuz peşinden Amerika'ya uçana kadar çok mutlu bir yaşam sürer.
Can, New York sokaklarında tek başınadır ve hayatından memnundur. New York polis ordusu, Can'la başa çıkabilmek için Washington'dan yardım ister.

Comment / Yorum:

Şerif Gören ve Şener Şen'in kariyerlerini inceleyecek olursak, Amerikalı'nın bu 2 usta ismin kariyerlerinin en kötü işi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Amerikalı, bazı şeylerle dalga geçmeye çalışırken dalga geçilecek hallere düşen bir film. Lale Mansur'dan Sharon Stone, Arda Can Buze'den ise Macaulay Culkin yaratma çabaları oldukça başarısız sonuçlar vermiş.
Film, herşeyin Amerikanlaştığına değinse de; 2. sınıf Hollywood filmlerini anımsatan cinsellik, aksiyon ve takip sahneleriyle aslında eleştirmeye çalıştığı şeylerden nemalanıyor. Üstelik nemalandıkları da kalitesiz şeyler. Amerikalı, absürd komedi çekerken dikkat edilmesi gereken en önemli noktayı yani mantıksızlıkların bile bir mantığa oturtulması prensibini görmezden gelmiş ve ne yazık ki ortaya bir fiyasko çıkmış.
Filmin 30. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Şevket Ünsal'la kazanmış olduğu "En iy kurgu" dalındaki Altın Portakal, 90'lı yılların Türk sineması adına ne kadar kısır geçtiğini gözler önüne seriyor. Öyle ki; kötü olarak niteleyebileceğimiz bu film bile Altın Portakal kazanmayı başarmış.
Filmin senaryo metni kitaplaştırılıp piyasaya sürüldü. Filmin son bölümlerinde arabadayken dinlediğimiz radyo programının sunucusu Mehmet Ali Erbil.
Amerikalı, hayal kırıklığının ötesine geçemeyen ve Şener Şen'in böyle bir filmde ne işi var dedirten bir yapım.

Imdb note : 5                                My note : 2.5