UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.
Teoman, şımarık ve sorumsuz oğlu Mete’ye unutulmaz bir ders
vermek ister. Doğum gününde bayıltılan Mete, gözlerini açtığında kendisini 16.
yüzyılda bir Osmanlı şehrinde açar. Kadının seyisi olduğunu öğrenir.
Yaşadıklarının gerçekliğini sorgulasa da, çıkar yol bulmayı başaramaz.
Sami tarafından yönetilen bu sahte platoda Mete’nin
sorumluluk kazanması için çeşitli testler yapılır. Duyarsız ve çıkarcı davranan
Mete, arkadaşlık ve aşk gibi testler sonrası değişebilecek midir?
Comment / Yorum:
2024 yapımı Şımarık, 2019 yılında seyircilerle buluşan Rus
filmi Kholop’tan uyarlanan bir yeniden çevrim. Filmin ayrıca 2024 yılında
çekilmiş Le Larbin isimli bir Fransız uyarlaması da mevcut.
Yapımın yönetmen koltuğunda Onur Ünlü oturuyor. Yönetmenin Cingöz
Recai: Bir Efsanenin Dönüşü fiyaskosu sonrası yeniden bir uyarlama denemesi, yokuş
aşağı inen kariyerini destekleyici bir hamle olmuş.
Senaryo, akıl tutulmalarıyla dolu. Filmde 16. yüzyılda bir
Osmanlı şehrinde dekolteli kıyafetiyle dolaşan bir kadın, Geleceğe Dönüş
filminden bahsedip siyah-beyaz diye toparlayan bir seyis, kızına doğum günü
hediyesi olarak idamdan vazgeçen bir kadı gibi komik olmaktan uzak ve
ziyadesiyle saçma detaylar mevcut.
Şımarık, yeteneğe gerek duymadan genç kızların sevdiği bir
aktör, erkeklerin beğendiği birkaç güzel kız ve aralara serpilmiş birkaç önemli
oyuncuyla oluşturulan oyuncu kadrolarının artık iş yapmayacağını kanıtlar
nitelikte bir yapım.
Kronik yorgunlukla boğuşan Philippa, iş yerinde de
haksızlığa uğramaktadır. Oğluyla gittiği III. Richard’a dair tiyatro oyunundan
oldukça etkilenir. Söylenildiği gibi gaddar ve yeğen katili bir kral olmadığını
düşündüğü III. Richard’ın hayaletini görmeye başlar.
İlgisi takıntıya dönüşen Philippa işinden ayrılır ve
kendisini tamamen III. Richard’ın hayatını araştırmaya verir. Lanetlenmiş
kralla ilgili ithamların kaynağının gerçek tarihi kayıtlar değil düşmanı Tudor
Hanedanı ve ölümünden yüz yıl sonra rivayetlere göre oyun yazan Shakespeare
olduğunu farkını varır.
Araştırmaları sonucunda III. Richard’ın cesedinin bulunduğu
yeri tespit edebileceğini düşünerek Leicester’a gider. Amacı cesedin yerini
tespit edip krala iade-i itibar sağlamaktır.
Ancak kimilerine göre hayal ürünü olan bu görevi
tamamlayabilmek için ciddi bir fon bulması gerekmektedir.
Comment / Yorum:
Docudrama özellikleri de taşıyan biyografik bir yapım olan
The Lost King, gerçek bir hikayeye dayanıyor. Keyifli dönem filmleriyle hatırlanan
Stephen Frears imzalı yapımın senaryosu, Philippa Langley tarafından kaleme
alınan The King’s Grave: The Search for Richard III’den yola çıkılarak
yazılmış.
Tarihiyle övünen bir toplum nasıl olur da rivayetlere ve
tiyatro oyununa göre bir kralı lanetleyebilir? Her daim popülaritesini koruyan
bir kralın mezar yeri, nasıl olur da 500 yıl boyunca araştırılmaz? Amatör bir
araştırmacı olan Philippa Langley, bu sorulardan yola çıkarak tarihi yeniden
yazdı. Hem de kendisine destek vermeyip başarı elde ettikten sonra emeğini
çalmaya çalışan Leicester Üniversitesi’ne rağmen.
1 saat 48 dakika uzunluğundaki filmin çekimleri Edinburgh ve
Leicester’da gerçekleştirildi. Film, dünya çapında 4.518.569 dolar hasılat elde
etti. Başrolde izlediğimiz Sally Hawkins’in performansı takdire şayan. Filmin
yardımcı karakterlerinden birine hayat veren komedyen Steve Coogan, aynı
zamanda filmin yapımcıları arasında yer alıyor. Philippa Langley de filmde
küçük bir rol almış.
The Lost King, sürükleyici ve komedi öğeleri de içeren
tarihi bir film olması nedeniyle seyircilere keyifli anlar vaat ediyor.
Bodrum’dan İstanbul’a gelen iki sinema mezunu sevgili Gaye
ve Hakan, arkadaşları Selen’e ödünç aldıkları müzik kasetini vermek isterler.
Selen evde olmadığı için eve farklı bir noktadan girme şansı sunan çatı katına
çıkmaya çalışırlar. Bu sırada kendilerini durdurmaya çalışan kapıcı Durmuş’la
münakaşa ederler. Gaye’nin ittiği Durmuş merdivenlerden yuvarlanınca karakolluk
olurlar.
Komiser Şevket, akciğer kanseri olabileceği şüphesiyle
endişeli bir gün geçirmektedir. Eski sevgilisi Sermin’de nezarethanededir. Gaye
ve Hakan’ın savcılığa sevk edilmemesi için Selen’in gelip onları kurtarması
gerekmektedir. Ancak Selen, Kapadokya’da çekimlerdedir. Dolayısıyla onları
kurtarma işi ayrılmış iki sevgili olan Fırat ve Ceren’e düşer.
Sermin, Şevket’le olan geçmişini Gaye ve Hakan’a anlatır. Durmuş
apartmana geri döner. Yaşlı çift Fazıla ve Burhan, sabah başlayan tatlı
atışmalarını devam ettirmektedirler. Fırat ve Ceren ise kendilerine yardım
etmesi için ünlü aktör Orçun’u aramaya koyulurlar.
Comment / Yorum:
Film, 1985 yazının bir gününde geçmekte. Dönem filmi olması
itibariyle başlangıçtaki İstanbul sahnelerinde ciddi bir arka plan sansürüne
gidilmiş. Filmin senaryosu, ‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’, ‘Milyarder’, ‘Arkadaşım
Şeytan’ ve ‘Piano Piano Bacaksız’ gibi birbirinden önemli senaryoya imza atmış
Ümit Ünal tarafından yazılmış. Yönetmen koltuğundaysa Kerem Ayan oturuyor.
İstediğiniz kadar iyi bir oyuncu kadronuz olsun, filminizin
hikayesi kötüyse o filmi iyi bir film haline getirme şansınız yok. Oregon, bu
savı kanıtlar nitelikte bir yapım. Ümit Ünal’ın görkemli kariyerinin en zayıf
halkalarından biri olduğunun altını da çizmek lazım.
Jem, yıllar önce ulaşılması zor
bir noktada inzivaya çekilip yaşamını sürdüren Ray’i bulmak üzere yola çıkar.
Yola çıkış amacı, Ray’in geride bıraktığı sorunlu oğlu Brian’a yardım etmek
için onu şehre geri getirmektir.
İki kardeşin buluşması, oldukça
mesafeli başlar. Birlikte zaman geçirdikçe buzlar erir ve geçmişlerine dair olayları
konuşurlar. İtiraflar ve yüzleşmeler, Ray’in yaşadığı ağır travmaların
nedenlerini ortaya koyar.
Comment / Yorum:
Anemone, 2017 yapımı Phantom Thread sonrası emekli olduğunu
açıklayan Daniel Day - Lewis’i yeniden oyunculuğa döndürdü. Bu kararın nedeni,
ilk yönetmenlik deneyimi için filmin yönetmen koltuğunda oturan Ronan Day -
Lewis’in Daniel Day - Lewis’in oğlu olması.
Filmin senaryosunu baba ve oğul
birlikte kaleme almışlar. Vasatı aşamayan senaryoda ana karakter Ray
parlatılmaya çalışılmış. Ancak sonuç pek iç açıcı değil. Oscar adaylığı sürpriz
olur. Fantastik öğelerin filme olumlu katkısı olmadığı söylenebilir. 2 saat 5
dakika uzunluğundaki filmin çekimleri Galler’de yapılmış. Seyirci tarafından
ilgi görmeyen filmin hasılatı oldukça düşük.
Küçük Serseri, hapisten kaçmıştır. Peşine düşen polisler onu
yakalamaya çalışsa da çevikliğiyle ellerinden kurtulup kendini denize atmayı
başarır.
Kadın ve sevgilisi sahilde oturmaktadırlar. Kadın, annesinin
denize düştüğünü ve boğulmak üzere olduğunu görünce sevgilisinden yardım ister.
Ancak sevgilisi oralı olmayınca kendisi denize atlar. Sevgilisi, iskele
korkuluğunun çökmesi sonucu denize düşer.
Sahile ulaşan Küçük Serseri, kadını, annesini ve sevgilisini
denizden çıkarır. Ancak tekrar denize girince bu kez kendisi boğulma tehlikesi
yaşar. Kurtarılıp kendine geldiğinde kadının lüks evinde ağırlandığını görür.
Evde kadının sevgilisiyle sürekli bir kavga halindedir. Adam,
gazete manşetinde Küçük Serseri’nin bir kanun kaçağı olduğunu öğrenir. Kurtardığı
kadının babası yargıç Brown’la tanışır. Ayrıca hapishane gardiyanlarından
birinin de evde olması nedeniyle kendini kurtarmak için kıvrak zekasını
kullanmak zorunda kalır.
Comment / Yorum:
Charles Chaplin’in Mutual Film Corporation’la ortaklığının 12.
ve son filmi olma özelliğini taşıyan The Adventurer, Şarlo / Küçük Serseri
olarak tanıdığımız karakterin hapisten kaçtıktan sonraki bir macerasına
değiniyor. 24 dakika uzunluğundaki kısa komedinin çekimleri California, Venice’de
yapıldı.
Filmde şoför rolünde seyrettiğimiz Toraichi Kono, 1916 - 1934
yılları arasında Charles Chaplin’in özel şoförlüğünü, uşaklığını, korumalığını
ve sekreterliğini yapmıştır.
Chaplin’in erken dönem filmlerinden biri olan The Adventurer,
fiziksel şakalara dayanan bir yapım. Sessiz film severler için keyifli bir
alternatif olabilir.
Johnny McQueen, İrlandalı bir çetenin lideridir. Silah
kaçakçılığından ceza alıp hapisten kaçmıştır. Kathleen ve babaannesinin evinde
saklanmaktadır. Bir yıldan uzun süredir sokağa çıkmamıştır.
Yapacakları yeni soygunun başında olmak için evden çıkmaya
karar verir. Ancak çete üyeleri bu karara karşı gelir. Çünkü Johnny zaman zaman
tuhaf hayaller görüp gerçeklik algısını yitirmektedir.
İtirazlara karşın soyguna dahil olan Johnny, yaşadığı şok
sonrası kendisini kolundan vuran polisi öldürür. Arabayla kaçarlarken araçtan
düşünce arka sokaklarda saklanır.
Çete üyeleri, polis, resmini çizmek isteyen çılgın bir
ressam, onu teslim edip para ödülü almak isteyen bir berduş ve kendisine aşık
olan Kathleen, durumu anbean kötüleşen Johnny'yi bulmaya çalışır.
Comment / Yorum:
Odd Man Out, 40'lı yılların önemli kara filmlerinden biri.
Filmin yönetmen koltuğunda suç ve kara film türünde çektiği yapımlarla öne
çıkan ve 1949 yılında başyapıtı "The Third Man / Üçüncü Adam" ile
efsaneler arasına girecek olan Carol Reed oturuyor.
Filmin çekimleri Kuzey İrlanda'nın Belfast şehrinde
gerçekleştirildi. Başrolü üstlenen James Mason, filmdeki performansını
kariyerinin en iyisi olarak değerlendirdi.
BAFTA ödüllerinde yılın Britanya filmi seçilen Odd Man Out,
Steven Schneider imzalı "Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film"
adlı kitapta kendisine yer buldu. Film, türe aşina ve dönem filmlerinden
hoşlanan seyircilere hitap edecektir.
1874 yılında Venüs gezegeninin Güneş önünden geçişinden kısa
bir kesit.
Comment / Yorum:
Helyum gazının keşfi de dahil olmak üzere insanlık tarihi için
birçok önemli adım atmış Fransız gökbilimci ve bilim insanı Pierre Jules César
Janssen tarafından icat edilen “Janssen Revolver” adlı alet, bir dizi
görüntüden hareket yakalamaya çalışan kronofotografinin temelini oluşturdu. Janssen,
icat ettiği aletle Venüs gezegeninin geçişini görüntüledi.
Bu tarihi ve belgesel kayıt, günümüze ulaşan en eski kronotografik
kayıt olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla tarihin ilk ya da en eski filmi olarak
nitelendiriliyor. Yaklaşık 5 saniye süren kaydın ve kayıt aletinin asıl önemi,
kamera teknolojisinin ilhamını oluşturmuş olması.
Shell güzellik kliniği, sonsuz gençlik ve güzellik vaat
etmektedir. Samantha fark edilmeye çalışan bir oyuncudur. Fiziksel nedenlerden
dolayı oyuncu seçmelerinde sonuç elde edemeyince Shell kliniğine başvurmaya
karar verir.
Klinikte kabuklu hayvanların hücrelerini insan hücrelerine
enjekte eden bir gençlik formülü sunulmaktadır. Tedavi uygulanan Samantha,
kendisini iyi hissetmeye başlar. Kliniğin de yüzü olan Zoe ile tanışır. Zoe
kendisine özgüven aşılar.
Samantha, hızlı bir yükseliş dönemine girer. Boynunda çıkan
yara ve polisin kayıp klinik hastası Chloe ile ilgili ziyaretine gelmesi, kliniğe
dair çeşitli şüphelere kapılmasına neden olur. Tuhaflıklar giderek artar.
Comment / Yorum:
Shell, 2017 - 2025 yılları arası yayınlanan efsanevi The
Handmaid’s Tale dizisinde uyumlu bir ikili olan Elisabeth Moss ve Max Minghella’yı
farklı şekilde tekrar buluşturdu. 2024 yapımı filmde Elisabeth Moss başrolü
üstlenirken filmin yönetmen koltuğuna ise Max Minghella oturdu.
Ancak ne yazık ki bu buluşmadan başarılı bir sonuç çıkmadı. Vücut
temalı korku - gerilim türündeki film için aynı yılın yapımı The Substance /
Cevher’in kötü ve zayıf bir benzeri denebilir. Baştan gidişatını belli eden
senaryo oldukça başarısız.
1 saat 40 dakika uzunluğundaki yapım, aktör olarak
tanıdığımız Max Minghella’nın 2018 yapımı Teen Spirit’in ardından ikinci yönetmenlik
deneyimi olma özelliği taşıyor. Filme dair bir diğer not ise Elisabeth Moss’un
film çekimleri sırasında hamile olması.
Beth, uzun süredir görüşemediği arkadaşı Kate'in
Hırvatistan'da tatil yapma teklifini kabul eder. Beth, doğum yaptıktan sonra
eşi Rob'la fiziksel teması yitirmiştir. Kate ise kendisini aldatan eşi Jay'le
ayrılma aşamasındadır.
Gittikleri barda iki erkekle tanışırlar. Kendine
geldiğinde kiraladıkları otel odasında uyanan Beth, gece neler olduğunu net
hatırlamamaktadır. Kate’in ortada olmaması endişelenmesine neden olur. Polisten
beklediği yardımı alamayınca taksici Zain’le birlikte Kate’i arar.
Kate’in cesedi denizden çıkarılır ve şüpheliler belirlenir. Şüpheliler
arasında Beth’te bulunmaktadır. Beth, hem kendini aklamak hem de gerçek katili
bulmak için iz sürmeye çalışır.
Comment / Yorum:
The Weekend Away, Sarah Alderson'ın 2020 yılında yayınlanan
aynı adlı gerilim romanından uyarlandı. Filmin senaryosu da Alderson'a ait. Senaryoda
dikkat çekici mantık hataları göze çarpıyor. Ayrıca hikayede havada kalan
ayrıntılar da mevcut.
Yönetmen koltuğunda oturan Kim Farrant, The Weekend Away ile
de tıpkı önceki filmlerindeki gibi vasatı aşmayı başaramamış. Gossip Girl
dizisiyle yakaladığı çıkışı uzun süre devam ettiremeyen Leighton Meester’ı
filmin başrolünde izliyoruz.
1 saat 29 dakika uzunluğundaki 2022 yapımı The Weekend Away
için Hırvatistan manzarasıyla soslandırılmış bir 'katil kim?' filmi demek
yanlış olmaz.
Yıl 1998. Geçirdiği trafik kazası yüzünden beyzbolcu olma
hayallerini yitiren Hank, barmenlik yapmaktadır. Yan komşusu Russ, babasının
felç geçirdiğini söyleyip kedisini ona emanet eder. Russ’ı arayan iki belalı
adam, Hank’i feci şekilde döver.
Gözlerini hastanede açan Hank, kendisini büyük bir belanın
içinde bulur. Kız arkadaşı Yvonne’un uyarılarını dinlemediği için olaylar daha
da karmaşık bir hal alır. Hem polis hem de mafyadan kurtulmak için Russ’ın
sakladığı anahtarın gizemini çözmek zorundadır.
Comment / Yorum:
Altın çağını geride bırakmış gibi görünen yönetmen Darren
Aronofsky imzalı Caught Stealing, kara komedi, suç, gerilim ve aksiyon gibi
birçok farklı türü harmanlayan bir yapım. Film bir kitap uyarlaması. Senaryo, kitabın
da yazarı olan Charlie Huston tarafından kaleme alındı.
Oyuncu kadrosu oldukça zengin. Filmde 90’ların ruhu başarılı
şekilde yansıtılıyor. Komedi aksiyonun ağır bastığı dakikalar, dönemin Bruce
Willis ve Mel Gibson filmlerini andırıyor. Yapım, seyri zevkli olmasına karşın
hikaye akışı bir noktadan sonra kolay tahmin edilebilir hale geliyor.
Aronofsky’den yeni bir başyapıt beklentisine girmeden izlendiği takdirde
keyifli bir seyirlik olabilir.