UYARI: "Konu / Subject" bölümlerinde filmlerin hikayeleri baştan sona anlatıldığı için bu bölümleri, filmleri izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.
5 Temmuz 2026 Pazar
Sarı Zarflar / Gelbe Briefe / Yellow Letters (2026)
Director / Yönetmen:
İlker Çatak
Screenplay / Senaryo:
İlker Çatak
Ayda Meryem Çatak
Enis Köstepen
Cast / Kadro:
Özgü Namal
Tansu Biçer
Leyla Smyrna Cabas
İpek Bilgin
Yusuf Akgün
Seda Türkmen
Kerem Can
Aydın Işık
Aziz Çapkurt
Elit İşçan
Jale Arıkan
Uygar Tamer
Emine Meyrem
Subject / Konu:
Akademisyenlik ve oyun yazarlığı yapan Aziz ve devlet
tiyatrosunda oyunculuk yapan Derya, 14 yaşındaki kızları Ezgi’yle yaşamlarını
Ankara’da sürdürmektedirler. Her şey yolunda gibi görünürken protesto ve eylem
hakkını destekleyici tavırları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan
soruşturmalar sonucu işlerinden uzaklaştırılırlar.
İstanbul’a Aziz’in annesinin yanına taşınıp hayata tutunmaya
çalışırlar. Açılan davalar, Aziz’i taksicilik yapmak zorunda bırakır. Ancak yaşadıklarının
da etkisiyle Sarı Sayfalar isimli sistem eleştirisi yapan bir oyun yazar. Oyunda
başrolü üstlenecek Derya’yla aralarında radikal fikir ayrılıkları meydana
gelir.
Comment / Yorum:
2023 yapımı “Das Lehrerzimmer / Öğretmenler Odası / The
Teacher’s Lounge” ile Almanya’nın Oscar adayı olan bir yapım ortaya koymayı
başaran İlker Çatak imzası taşıyan Sarı Zarflar / Gelbe Briefe, entelektüellerin
maruz kaldığı siyasi baskıları, idealist ve muhalif bir çiftin, hayat
gailesiyle ayrışması özelinde ele alıyor.
2 saat 7 dakika uzunluğundaki filmin senaryosu, İlker Çatak,
Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen tarafından yazılmış. Liman Film tarafından seyirciye
sunulan 2026 yapımı filmin başrollerini, oyunculuğa verdiği 10 yılı aşkın uzun aranın
ardından geri dönen Özgü Namal ve Tansu Biçer paylaşıyor. Üstün başrol
performanslarının yanı sıra Leyla Smyrna Cabas ve İpek Bilgin’de gayet göz
doldurucu.
76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü
kucaklayan film, Türkiye’nin yakın geçmişinden derin izler taşıyor. Sarı
Zarflar, tam anlamıyla izleyicileri ikiye bölecek bir yapım. Bunun temel
nedeni, filmin eleştirel bakış açısını fazlasıyla tatmin edici bulanlarla yapay
ve yetersiz bulanların fikir ayrılıkları. İstanbul’un Hamburg, Ankara’nın
Berlin olarak lanse edilmesiyse oryantalist bir tavır olarak değerlendirilebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder